Prof. Dr. Ahmet Arslan: “Aydınlanma akılcılık, anayasal yönetim, sekülerizm, hoşgörüdür”

Prof. Dr. Ahmet Arslan: “Aydınlanma akılcılık, anayasal yönetim, sekülerizm, hoşgörüdür” videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=Ts7_jvQvbGg. Aydınlanma deyince herkesin kafasına türlü türlü şey gelir ama bana göre Aydınlanma 16. yüzyılının 17. yüzyılının başı başlar mı? Bana göre çünkü bu sen dersin ki Fatih yanılıyorsun olabilir. Bana göre biraz Alman biraz Fransız işidir sonra…

Prof. Dr. Ahmet Arslan: “Aydınlanma akılcılık, anayasal yönetim, sekülerizm, hoşgörüdür”

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=Ts7_jvQvbGg.

Aydınlanma deyince herkesin kafasına türlü türlü şey gelir ama bana göre Aydınlanma 16. yüzyılının 17. yüzyılının başı başlar mı? Bana göre çünkü bu sen dersin ki Fatih yanılıyorsun olabilir. Bana göre biraz Alman biraz Fransız işidir sonra İngiltere’ye ve İskoçya’ya doğru gider ama başlangıcı sanki kıta Avrupası’dır ve bana göre Fransızdır sen Alman diyebilirsin Kantmanta diyebilirsin. Nasıl başlar bu iş nereden başlar? Niye başlar hocam? Evet şimdi Aydınlanma’yı ben teklif ettim. Birileri bir grup benden Aydınlanma üzerine bir konuşma yapmamı istedi. Tabii ben daha evvel bir felsefeci olarak Aydınlanma ile ilgili epey ilgim ve bilgim de var ama yeniden yani şu anda içinde bulunduğum yaş itibariyle durum itibariyle hatta Türkiye’nin içinde bulunduğum itibariyle buna geri dönmek doğru ise beni heyecanlandırdı. Dedim ki artık Aydınlanma’ya bir ciddi olarak geri dönmemizin onu değerlendirmemizin
konuşmamızın onu ne diyelim yani onu tekrar gündeme getirmemizin zamanıdır. Nasıl ki Türkiye’de felsefeye artık insanların ciddi bir ihtiyacı olduğunu gördük. Ciddi bir ihtiyacı olduğunu gördük görüyoruz zaten ortada görüyoruz. Dolayısıyla felsefenin bir türevi olarak hatta felsefenin 18. yüzyılda bir taşlanması olarak da Aydınlanma’ya tam işte şu anda bütün ciddiyetimizle eğilmemizin zamanıdır. Aydınlanma batı için akıral bir şey değildir bugün.
Ama neden akıral bir şey değildir? Çünkü Aydınlanma’nın bütün ürünlerini bizzat günlerlik hayatında yaşamaktadır. Walter için söylenir. Yani Walter’in söylediği şeyler işte hoşgörü fikri efendime söyleyelim dine karşı yaptığı eleştirirler.
Bütün bunlar bize bir felsefeci den çok işte bir edebiyatçının veya bir şeyin ne diyelim kültür. Aydının bir Aydının çok güzel bir Aydının sözleri gibi gelir. Ama birisi zannediyor Vilduran’dır çok güzel bir şey söylemişti. Yani bugün artık o konuları ele almamızın içinde üzerinde konuşmamamızın nedeni. Ve Walter’i de birazcık bundan dolayı işte bir kant gibi bir mars gibi bir hüyüm gibi görmememizin nedeni. Onun söylediği şeylerin ortaya getirdiği şeylerin kabul ettirdiği şeylerin hepimizin günlerlik hayatında artık su gibi hava gibi alıştığımız parçası olmasıdır. Bence bu çok güzel bir açı. Şimdi Aydınlanma’yı o zaman çok birkaç tane genel kavramdan bahsedelim.
Şimdi Aydınlanma’nın bize hediye ettiği Batı’ya hediye ettiği Batı dolayısıyla da işte ta 19. yıldan itibaren bizim dünyamızı hediye ettiği hatta 20. yılda da Atatürk’ün yaptığı hareketin adına hediye ettiği şey nedir? Şöyle çok basit birkaç kavram söyleyelim. Akılcılık. Hocam müsaade eder misiniz?
Birinci diapozitifi alalım. Saper-e-A’udeyle. Oradan devam edelim. Ama ben şeyi söyleyeyim birkaç tane kavram söyleyelim. Tamam tamam tamam. Akılcılık. Anahansar yönetim. Anahansar yönetim. Aydınlanma’nın fikri. Sekülerizm. Sekülerizm. Dinle devlet ayrımı. Aydınlanma’nın fikri.
Aydınlanma’nın fikri. İlerleme. İlerleme kavramı. Aydınlanma’nın fikri. İşte sen söyleyeceksin muhtemelen Saper-e-A’udeyle. Saper-e-A’udeyle. Yani insanın aklını kullanma cesaretini göstermesi. Aydınlanma’nın fikri. Ya özgürlük kavramı. Özgürlük kavramı. Aydınlanma’nın fikri. Fransız ihtilali.
Aydınlanma’nın fikri. Amerika’nın ihtilali. Aydınlanma’nın fikri. Daha doğrusu Aydınlanma’nın fikrin bir şey, medne dönüşmesi. Yani bağımlısılık bildirgesi. Yani Aydınlanma haklısın biraz evvel Avrupa’da olduğunuz. Ama Amerika’da da etkilemiş. Yani Benjamin Franklin’ler o anaesthe yapıcılar, kurucu, babalar. Jefferson’lar, Thomas Jefferson’lar. Orayı da etkilemiş. E bize, bize işte Cumhuriyet’in ana ideası, öyle diyen veya temel ideaları, işte gene akılcılık, dinle devletin ayrılması, ana eser yöneti, özgürlük, özgürlük, bireysellik. Buna hepsi Aydınlanma’nın fikri. Onun için Aydınlanma’ya dönen bunları artık unuttuk biz. Bir kısmımız artık bunları çok aşina olduğumuz için unuttuk. Bir kısmımız da, bunlarla
hiç de mahsetmediğimiz için. Bilmiyor bile. Artık bunları gündeme getirmenin zamanıdır. Doğru. Hocak konuşsun şimdi. Peki şimdi bir şeyi düzelteyim yalnız. 17. yüzyıla ama esas itibarıyla Aydınlanma 18. Esas itibarıyla. İkinci bir şeyi, söylediğin şeylerin içinde doğruların payı eksiklerin payından daha fazla. Bir İngiliz Aydınlanması var,
bir Fransa Aydınlanması, bir Alman Aydınlanması var. Zaman bakımından İngiliz Aydınlanması, Fransa Aydınlanması’dan biraz daha sonra geliyor. Alman Aydınlanması da ondan sonra geliyor. Yani Almanların pek Aydınlanma ile ilgili şeyler yok. Belki bir Kant var işte. Ama İngilizlerde İşte İskoç Okulu var. Çok önemli hocam. Tabi ki önemli. İskoç Okulu çok önemli. Yani ben onun üzerinde biraz Konuşacağız tabi hocam.
İngilizce hayatımız var. Fransızların Ansikopedistleri var. Anlatabildim mi? Peki hocam. Şimdi şöyle diyebilir miyiz? Aydınlanması aslında sadece bir felsefi mesele değil. Ucunda siyasi bir mesele var, ucunda bilimsel bir mesele var. Sonuçları açısından. Ama Aydınlanma doğru söylüyorsun. Esas itibarıyla dar anlamda felsefi değil. Entelektüel bir hareket. Sen söyleyince aklıma geliyor.
Sen dedin ya Amerikan Gayet tabi. Şimdi mesela şey okudun mu? Federalist Papers diye. Evet. Oraya baktığınız zaman ciddi ciddi çok ağır bir Felsefi Tardişom var.
Evet evet evet.