İrfan Donat: “Pandemiden sonra bütün dengeler değişti”

İrfan Donat: “Pandemiden sonra bütün dengeler değişti” videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=yedLMqwL59I. Şimdi siz yıllardan beri tarımı haberleştiriyorsunuz, tarımın sorunlarını haberleştiriyorsunuz. Maliyetin yüksek olduğunu biliyoruz. Daha da artacağını, özellikle işte ithalat üretiminde kullanılan yem, gübre, ilaç gibi pek çok şey ithalata dayalı olduğunu ve döviz kurlarındaki hızlı artıştan ötürü ya da Türkrasının…

İrfan Donat: “Pandemiden sonra bütün dengeler değişti”

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=yedLMqwL59I.

Şimdi siz yıllardan beri tarımı haberleştiriyorsunuz, tarımın sorunlarını haberleştiriyorsunuz. Maliyetin yüksek olduğunu biliyoruz. Daha da artacağını, özellikle işte ithalat üretiminde kullanılan yem, gübre, ilaç gibi pek çok şey ithalata dayalı olduğunu ve döviz kurlarındaki hızlı artıştan ötürü ya da Türkrasının hızlı değerken ötürü burada maliyetin çok yükseldiğini hepimiz biliyoruz.
Buna karşın yine de asıl sorun sanki pazarlama ya da pazar ulaşman. Geçen gün birisi söyledi, ben de bu konuda birkaç yazı yazmıştım geçmişte. Tarladan sıfır alsanız bile, yani çiftçi dese ki ben bunu veda veriyorum kardeşim, kurtulayım bundan dese bile, manava geldiği zaman bir ürün 7-8 lira aşağı mal olması mümkün değil. Nerede aksaklık var burada?
Çiftçi niye ucuza satıyor, dünya fiyatının altında satıyor, biz niye pahalıya alıyoruz? Aslında dediğiniz nokta çok önemli, belki de gözden kaçan noktalardan bir tanesi. Fatih Bey pandemiden sonra bütün dengeler değişti, altüst oldu. Tarım da bundan en çok etkilenenlerden bir tanesi. Şimdi eskiden klasik bir ezber vardı Türkiye’de. Ars tarafında sıkıntı mı var? Efendim, fiyatlar çok mu yükseldi içeride? Hemen ithalat kapıları açılır. Çünkü dünya fiyatları her zaman Türkiye’den daha düşüktü. Gümrükler sıfırlanır ve bir şekilde içerideki piyasa balans edilir. Dünya fiyatları daha düşüktüysen o daha düşük değil mi? Şu an yüksek. Ama eskiden bizde daha üretim maliyetli, dünyada daha ucuzdu. Birçok ürün için bu genel manada söylüyorum. Ama pandemiden sonra tarım emtiyasında dolar bazında bir artış oldu. Artı bizim zaten… Savaş var bir de. Savaş var. Şimdi ben size onları sıralıyım, hatta şöyle bir Koyt-19 pandemisinin bir etkisini gördük. Bu, küresel ticaret dengelerini değiştirdi. Çünkü korumacılık ve gıda milliyetçiliği kavramı ön plana çıkmaya başladı. Onun dışında Çin gibi faktörler var. Ki stoplamada çok büyük bir kapasiteye sahip. Türkiye’nin toplam ithalatını belki bir parti de ithal edebilen bir ülke. Öyle bir noktada. Küreselikliğin değişikliğinin etkilerini biz sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada hissediyoruz.
Belirli bölgelerde kuraklık, seldon, afet, bunlar hepsi arıza etkiliyor. Diğer taraftan loyistik sorunlarını çok konuştuk. Dünyada navlum maliyetleri arttı. Limanlarda sorun var, yüklemelerde gecikmeler var. Bunların hepsi fiyatlara yansıyor. Onun dışında enerji krizi, dünyada artık küresel bir mesele bu gübre tarafında etkiliyor. Kimyasal gübre tarafında etkiliyor ve bunlar da fiyatlar üzerinde baskıya atıyor. Onu da geçtim. Uluslararası yatırım fonları artık tarım emtiyasına yönelmeye başladı. Yani o da bir…
…bir bela o zaten. Yatırım aracı olarak görmeye başladı. Şimdi bunların hepsini üst üste koyduğunuz zaman bir de bu işin spekülatif etkisi var. Hatta işin manipülasyona doğru giden bir tarafı söz konusu. Türkiye bu ortamda üretim yapmaya çalışıyor ve ithalata bağımlı şekilde yapmaya çalışıyor. Senceay Bey biraz önce deyindi. Yani biz genel manada trend olarak söylüyorum bu yıl ya da geçtiğimiz için değil ama hayvancılık tarafında besilik, kasaplık, damızlık canlı hayvan ithal ediyoruz.
Yani ana ham madde olarak söyleyeyim ona. Onun dışında kesif yem dediğimiz fabrika yem de ham maddenin %50-55’ini ithal ediyor. Niye Türkiye üretemiyor onları? İşte zaten belki de problemlerden bir tanesi var. O tarafa da belki gireriz. Bir planlama sorunumuz var. İki istatistik tarafında veri tarafında ciddi sıkıntımız var. Ve onu doğru düzgün yönetemediğimiz için, desteklemeleri işlevsel hale getiremediğimiz için en basiten Soya tarafında %95 ithalata bağımlıyız. %5 ihtiyacımız. Soya Türkiye’de yetişmeyen bir yer mi? Fasulye. Fasulye biliyor musun? Fasulye. Dedelerimizin yetiştirdiği fasulye. Dolayısıyla hayvanı ithal ettik. O hayvanın yiyeceği ham maddenin yarıdan fazlasını ithal ettik. O hayvan yarın bir gün hastalandığı zaman aşısı, ilacının da önemli bir kısmı ithal. Suni dölleme tarafında sperması ithal. Hatta birçok programda söylüyorum çoban dahi ithal. Çünkü artık Afgan’da özbekler bu işi yapıyor.
Dolayısıyla Euro dolar bazında üretiyoruz, TL bazında satmaya çalışıyoruz. Hatta bir de kapalı sistem bu işi yapıyoruz. Yani meralar, çayırlar, otlaklar gibi Avrupa’yla rekabet edebilecek şekilde. Çünkü Avrupa bu işi yılın kaç ayı, 8-9 ayı rahatlıkla dışarı çıkıyor. Nerede olduğuna bağlı. İtalya’da belki biraz daha fazla. Biz onun tamamını kapalı sistem yapıyoruz. Hatta bir sektör. Yemize mera yok mu? Var ama nitelik ve nicele karşısından ciddi şekilde zayıf.
Meralar da galiba başka kullanımlara açılmış vaziyet. Açılıyor yani imara açılıyor, mera vasfının dışına çıkıyor, tarım alanına dönüşebiliyor ya da farklı şekillerde. Var olanı da yine mevcut kanunlar gereği işte köy tarafında belirli kesimler kullanabiliyor. Yani ben bir köye gideyim taşındım, ben burada hayvancı kepinledim zaman o köyün merasını kullanamıyorum. Orada da ciddi manada sorunlar var. Dolayısıyla böyle bir sistemde biz aslında taşımasıyla değirmen döndürmeye çalışıyoruz. O değirmen de dönmüyor.
Şimdi yayın öncesi maliyetleri konuşuyorduk, maliyetler yüksek diyoruz. Tabii burada alım gücündeki zayıflamayı da göz önünde. Zayıflama esnese önemli o yani. Almanya’da biraz daha pahalı olabilir ama Alman’ın alım gücünün alım gücü aynı değil. Kesinlikle. Almanya’da bir ortalama ücreti alınabilen et miktarı, Türkiye’de bir ortalama ücreti alınabilen et miktarı aynı değil. Hiç değil. Dolayısıyla bizim belki biraz daha geriye gidip 6-7 ay öncesinde Eylül’e bakmamız lazım ki Eylül’ün ortasına kadar 8.5 seviyesindeki dolar kuru ile beraber belki Merkez Bankası’nın hamleliçisi olmasaydı
ve bahiz indirim hamleleri olmasaydı. Bugün çok daha normal olacak der. Kesinlikle 8.5’dan. Biz bugün geldiğimiz noktada 14.70 civariydi biraz önce yayına girmeden önce. Dolayısıyla yaklaşık 7 aylık bir dönemde dolara karşı %73 düzeyinde bir trenin değer kaybını konuşuyoruz. Peki şöyle bir son 1 yıla baktığımız zaman maliyetler ne diye kabaca çıkarttım. Mazot ki bugün 1 lira indirim haberleri var. Olacakmış. Bu eczan itibaren geçerli diyorlar. Onu da hesaba katarak söylüyorum. O ayda mazot kaç 6 lira mıydı 7 lira mıydı? 6 lira 61 kuruş litresi mazotun 11 Nisan 2021 lirası. Bugün 21 lira. Dolayısıyla 1 lira indirimi de ayı katsak son 1 yılda %210 mazot fiyatı artmış. Şimdi enerji tarafına bakıyor. Çünkü Merkez Bankası faizleri indireceğim diye tutturup dövizliği patlatmış. Bu ne yaparsın? Sebeplerden bir tanesi. İkincisi petrol fiyatlarına kıyasam artık diye. Petrol fiyatları zaten arttı ama. Şimdi ben onu geçen gün yayınladım da petrol fiyatları aynı düzeydeyken bulacağım şimdi ben size veriyi de. Çünkü bunu yayınladığım için biliyorum. Petrol fiyatları aynı düzeydeyken şimdi çıkartacağım. Şey yok böyle bir durum yok yani. Çok daha düşük. Tabii yani kurun Merkez Bankası’nın hamlesiyle beraber kurdaki hareketin yansıması zaten gözde görülür şekilde.
Bu sadece mazot tarafında da değil birçok kalemde biz bunu hissediyoruz. Enerji maliyetlerine siz bakarken söyleyeyim istiyorsanız son bir yıl da 125. Tabii bölgesel bazı şeyler değişebilir ama. Pardon bulduğum şey 2008 yılında dolar petrolün varili 141 dolar iken Türkiye’de benzin 3 lira 61 kuruş. 2014 yılında petrolün varili 111 dolar iken Türkiye’de benzinin fiyatı 5 lira 0.5 kuruş.
2021 yılında petrol 62 dolar iken Türkiye’de benzinin fiyatı 7 lira 0.8 kuruş ortalama. 2022 yılında dolar petrol 111 dolar iken benzin 20 lira 20 lira 35 kuruş. Yani dolar akayakıt fiyatı daha yüksekken hemen hemen 5’li bir fiyatına. Doğru. Dolayısıyla burada tabii işte o izlenen Merkez Bankası politikasının etkisini görüyoruz. Önlüğüm enerji tarafı dedim yüzde 125-60. Gübre tarafını zaten herkes artık biliyor muhtemelen yüzde 300-400 çeşitine göre değişmekle birlikte artış. Ortaması 205 diyelim. Diyelim. Zira ilaç yüzde 100’ün üzeri diyebiliyorum ama fazla mağazmı o civarına kadar. Togum, ambalaj bundan hepsinde 3 aşağı 5 aşağı aynı şeyler var. Tabi ambalaj bu arada konuşulmayan belki en önemli meselerden bir tanesi işin perakende tarafını da ilgilendiriyor.
Çünkü plastik fiyatları arttığı için, petrol fiyatına bağlı olarak kasa fiyatları artıyor. Bulunabilirlik sorunu var. Paketlere fiyatları artıyor ve bulunamıyor biliyorsunuz. Fiyatı da geçtik. Bulunabilirlik sorunu var. Bu da zinciri kırma riskiyle bizi karşı karşıya bırakıyor. Şimdi siz dediniz ya biraz önce bir şey bedavaya üretsek buraya gelişi belirli bir maliyeti var. Onu da şuradan yola çıkarak söylüyorum. Mart 2022 TÜFE verisi. Gıda infilasyonu yüzde 70’in üzerini gördü.
Ama birinci sırada aylık bazda ulaştırma vardı. Yıllık bazda da öyle yüzde 99. Şimdi biz mazotu konuşuyoruz ama mazot sadece tarlada kullanılan bir girdi değil. O ürünün taşıması, şehir için taşıması. Bunların hepsini üst üste koyduğumuz zaman enerji ve sulama bunlarla bağlantılı zaten. Zaten mevcut şartlarda ucuza üretemediğimiz bir şeyde ucuza tüketme şansımız yok. Ve gıda da o eski dönem artık geride kaldı bunu söyleyebiliriz.
Yani artık ucuz gıda dönemi bu maliyetlerle, bu mevcut şartlarda zaten çok mümkün gözükmüyor. Bunu frenleyebilmek mümkün. Yani en azından daha da yüksek. Nasıl frenleyebilmek mümkün? Nasıl olabilir? Bu şöyle. Şimdi bu meseleyle tüm dünya uğraşıyor. Diyoruz ya küreselleşen bir enflasyonla karşı karşıyayız diye. Hakikaten bugün Amerika Birleşik Devletleri son 40 yılın en yüksek enflasyonla karşı karşıyayız. Türkiye ile karşılaşılabilir. Orada 7 burada 70.
7.9 civarı. Euro bölgesi tarihinin zirvesi diyoruz ama 5.5-6’lardan bahsediyoruz. Dolayısıyla tek haneli yıllık enflasyonun olduğu yerde biz %61’lerden bahsediyoruz. O da resmi olanı. Resmi olanı. Gaye resmisin sen düşün.
Dolayısıyla sokakta vatandaşın hissettiği, çarşıda, pazarda ya da mutfanda hissettiği enflasyonun daha yüksek olduğunun farkındayız.