Türk bilim insanı Doç. Dr. Hande Özdinler ölü beyin hücrelerini yeniden diriltti (Teke Tek Bilim)

Türk bilim insanı Doç. Dr. Hande Özdinler ölü beyin hücrelerini yeniden diriltti (Teke Tek Bilim) videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=CPN_OKScp4c. Bilimin hatta gereksiz farz edildiği, gereksiz adledildiği bir ülkede bilimde zaten eee Olmasa da olur bir şeydir. Haber Türk’te Türkiye’nin dışında düşünemezsiniz. Sonuçta Türkiye’de bilime önem verilmiyorsa, Haber Türk’te ya da ne…

Türk bilim insanı Doç. Dr. Hande Özdinler ölü beyin hücrelerini yeniden diriltti (Teke Tek Bilim)

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=CPN_OKScp4c.

Bilimin hatta gereksiz farz edildiği, gereksiz adledildiği bir ülkede bilimde zaten eee Olmasa da olur bir şeydir. Haber Türk’te Türkiye’nin dışında düşünemezsiniz. Sonuçta Türkiye’de bilime önem verilmiyorsa, Haber Türk’te ya da ne kadar önem veriliyorsa, Haber Türk’te o kadar önem verilir. O yüzden de dediler ki abi bunu 11’e alsak olur mu? Dedim ki canınız isterse 12’ye alın. Şimdilik 11’e aldılar. İnşallah ilerleyen günlerde 12-1-2 doğru yavaş yavaş ilerleyeceğiz.
Dediğin gibi Haber Türkiye neyse, Haber Türkiye’de başka kanal hiç fark etmez. Büyük neyse küçük de aynısı. Birer parçası ise biliriz Türkiye’nin. O yüzden de artık tek etek bilim 11’de 12’ye alınıncaya kadar bu saatlerde bulacağız. Bu akşam hem bilim hem siyaset bir arada konuşacağız aslında. Niye dersiniz? Çünkü yanbaşımızda önemli bir gerginlik var. Her an her şey olabilir gibi görünüyor. Gerçi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’den uzağa gitmiş olmasını, Afrika gitmiş olmasını
ha demek ki savaş çıkmayacak diye yorumlayanlar da var. Rusya ile özellikle Ukrayna arasında. Ama tersini söyleyenler de var bilemiyoruz. Programın ilk bölümünde hakiki bilim konuşacağız. Çünkü çok önemli bir bilim insanı konuğumuz Doçent Doktor Hande Özdinler. North Western Üniversitesi ALS Araştırma Merkezi yöneticisi
hayatiyetini getirmiş beyin hücrelerini yeniden canlandırdı. Yolundaki haberlerle Türkiye’de gündeme geldi. Bunun aslında tam olarak ne anlama geldiğince ölünün canlaması mümkün değildir bana göre. Herhalde bu başka bir şey. Benim aklımın ermediği başka bir şey herhalde onu bize anlatacak. Ve bu neye yarayacak? ALS hastalığına mı iyileştirecek? ALS’ı Hayme’ye mi iyileştirecek? Yeni nöronlar üretilmesini sağlayacak.
Ne yapacak? Bütün bunları soracağız Doçent Doktor Hande Özdinler’e. Programın ilk bölümünde. İkinci bölümde ise Hakan Kılıç, savunma analisti. Doçent Doktor Fahre Neler, Üniversite Öğretim Üyesi ve Doktor Merve Selen, Ankara Yıldırım Bez Üniversite Öğretim Üyesi ile, Ukraine ile Rusya’nın gerginliği ve bunun cephedeki karşılığını, seçilmiş karşılığını konuşacağız. Ama önce hakiki bilim ve Doçent Doktor Hande Özdinler Amerika’dan konuğumuz. Keşke burada olsaydı. İki saat sonra konuşmayı çok isterdim ama Skype ile karşı karşılıyız. Hocam hoş geldiniz. Hoş bulduk merhaba duyabiliyor musunuz? Gayet iyi duyuyorum. Loud and clear dedikleri türden sizinle karşılığı konuşabilmek bizim için gerçekten çok büyük onur. Çünkü şu anda dünyadaki en önemli bilimlerden birisi bu.
Dünyadaki en önemli bilim insanlarından biri olarak sayılıyorsunuz. Biz de bundan gurur diyoruz bir yurttaşımız olmanız edeliyle. Tabii gönül istek yurttaşlarımız bu başarılarını kendi üniversitelerimizde elde edebilirsin ama her zaman bu ne yazık ki mümkün değil. Buna da şükrediyoruz. Belki ileride sizi burada da görmek mümkün olur. Hemen başlayayım sormaya. Şimdi Ölümey’in hücredini yeniden canlandırdı diye bir şey okudum.
Tabii bu eğer Hz. İsa değilseniz pek mümkün görünmüyor dünyada ama bu tam olarak nedir? Ölümey’in hücredini yeniden canlandırmak nedir? Ve ALS nasıl bir hastalık ki bu o hastalığın tedavisinde ve diğer neurologik hastalığın tedavisinde önemli bir adım olarak bize ışık tutsun. Çok teşekkür ediyorum. Öncelikle davet ettiğiniz için.
Ve evet beyinde ölen motor nöronları çok önemli ALS hastaları için. Çünkü biliyorsunuz ki hareket beyinde başlıyor. Eğer beyindeki bu motor nöronları ölürse onlar bir dejenerasyon gösterirse ALS hastaları hareket yeteneklerini yutkunma yeteneklerini kaybediyorlar ve kendi vücutları içinde hapsoluyorlar. Dolayısıyla bu beyindeki motor nöronları gerçekten ALS hastalığı için çok büyük
önem taşıyor. Şimdi bu nöronları dünyada ilk flörasan yöntemiyle aydınlatan grup biz olduk. Ve bunu yaptıktan sonra International Innovation Dergisi bizi o senenin en iyi bilim buluşu yapan 10 labdan birisi seçti. Bu galiba 7-8 sene oldu değil mi? Evet 2016 yılında oldu. 5-6 sene oldu.
Daha sonradan da biz bunları artık görünür kıldığımız için bu hücreleri bütün beyinden teker teker teker teker topladık ve bu hücrelerin neden öldüklerini moleküler ve genetik seviyede sorduk. Bunu da nasıl yaptık? Genekspresyonlarına baktık, proteinlerine, lipidlerine, metaboliklerine, her birilerine uzun bir süre içinde baktık ve ölüm sebeplerini bulduk. Şimdi bu çok önemli bir şey.
Çünkü bir şeyin neden öldüğünü bulabilirseniz o zaman onun ölümünü sebeplerini yok ederek onu tekrar hayata katabilirsiniz. Biz bu motor nöronların mitokondrileri bozuk olduğu için, proteinleri içlerinde böyle toparlak toparlak kaldığı için, eşyaları taşıyamadıkları için, hücre içinde bu mekanizmalarla öldüklerini bulduk.
Daha sonradan da dünyaca ünlü bilim adamı Dr. Silverman’la ortak bir proje geliştirerek bu en yunayn kimyasal maddesinin mekanizma olarak işte bu ölüm mekanizmalarını yok ettiğini, bu ölüm mekanizmalarının çözüm bulduğunu fark ettik ve bu en yunayn kimyasalıyla da beyinde ölen motor nöronları tam o ölme kararını verdikleri anda
uygulamaya başladığımız zaman tekrar hayata çevirdik ve onlar 60 günlük bir süreç sonrasında canlı ve sağlıklı hücreler gibi gözükmeye ve onlar gibi davranmaya başladılar. Bu çok güzel bir şey çünkü bir devam eden bir dejenasyonu durdurabileceğimizi ve onu gerigeye getirebileceğimizi hücre bazında göstermiş olduk.
Şimdi insan hücreleriyle bizim hayvan modellerinde çalıştığımız hücreler birebir eşitlik gösteriyor. Dolayısıyla biz bunu eğer hayvan hücrelerindeki motor nöronlarda yapabiliyorsak insan hücrelerindeki motor nöronlarda yapabiliriz ve bunu biz yaptığımız zamanda hastalarda bir ilacı almakla beraber iyileşme görebileceklerini tahmin ediyoruz. Bunun için de çok heyecanlıyız. Onun için de bir an önce klinik çalışmalara geçmek istiyoruz.
Çalışmalarımız bu yönde ilerliyor. Siz henüz daha bu NU9 isimli maddeyi insanların üstüne denemediniz galiba hanım kaderle. Evet doğru. Şimdi bir ilacın çıkabilmesi için, hastalara ulaşılması için bir evre var. Bu evrenin ilk bölümü bilimsel bölümü. Yani deneyler yapacaksınız, buluşlar bulacaksınız ve elinizde bir buluş olacak. Sonra bunun toksik olmadığını ispatlayacaksınız ve daha sonra faz 1, faz 2 ve faz 3 seviyelerinden geçerek klinik çalışmalardan geçerek hastalar açılacaksınız. Şimdi şunu söylemek istiyorum ki dünya değişiyor. FDA’de değişiyor, klinik çalışmalar da değişiyor ve önümüzde çok önemli bir süreç var.
Ve bu süreç içinde dünyadaki bütün ALS merkezleri birleşiyorlar ve ortak klinik çalışmalar yapmaya başlıyorlar. Bizim amacımız bu NU9’ı bu ortak klinik çalışmalarının platform trail dedikleri klinik çalışmalarının içine sokmak. Ama şu anda zaten hali hazırda 6 tane başka çalışma da bu klinik çalışmanın içinde.
Şimdi Türkiye’de maalesef bir ALS merkezi olmadığı için yapılan klinik çalışmalar Türkiye’ye yansımıyor. Ve bu bizim için hani Türkiye’de dediğiniz bilim çok önemsenmiyor. Ama bence bilimin önemsenmesinin zamanı geldi de geçiyor bile. Çünkü Covid sürecinde de anladık ki bilim aslında hem politikaya yön veriyor hem de ekonomiye yön veriyor.
Bakın gördüğünüz bir tane virüs çıktı hepimiz evimizde kaldık. Aylarca iş yerleri kapandı ülkeler kapandı nasıl bir süreçten geçtik. Yani aslında biyoloji hastalıklar virüsler bunları düzgün bir şekilde kontrol edebilir. Ve gelişimi iyi bir şekilde yönetebilirsek Türkiye’nin ekonomisi de aslında bundan faydalanacak.
Yani bilimi böyle hani ekstradan bir şeymiş hobiymiş gibi değil. Bilimi aslında ülkelerin gelişmesi için ülkelerin ekonomisi için önemli bir şeymiş gibi algılarsan. Hocam bilim zenginlik bir numaranın zenginlik kaynağı. Sadece Biontech’in bulmuş olduğu aşığından elde ettiği gelir. Türkiye’nin toplam ihracatına hemen hemen eşler. Bir tane aşıyla elde ettiği gelir bizim binlerce gömlek milyonlarca tişört bilmem işte o bu şu. O da elde ettiğimiz gelirden daha fazla. Düşünün yani. Evet evet. Katma değeri de misli misli yüksek. Aynen öyle şimdi mesela önümüzde bizim çok önemli bir süreç var. Ve bu süreci eğer çok iyi değerlendirebilirsek Türkiye’de de bir ALS klinik merkezi kurulursa ve dünya ile entegre olursa.
Türkiye’de ALS ilaçlarına ulaşırsa ve hastalar buna bir an önce ulaşırsa. Dünyanın içinde Türkiye’nin burada yeri çok önemli olacak. Ve ileride bu ilaçlar çıktığında ki inanın bana bir beş on sene içinde nörodejinit izizin ilaçları arka arkaya çıkacak. Ve bu ilaçları Türkiye bir müşteri olarak değil o ortak çalışmanın bir ortağı yani o büyük projenin bir ortağı gibi. Paydaş olacak. Kesinlikle bir paydaş olacak ve bu paydaş olmanın katkıları ülke için çok büyük bir şey. Ve bizim amacımız burada bir ağ örmek ve bu diyelim ki bir tren, tren ağ. Bu ağdan ilk defa ALS hastalığı geçebilir tren olarak. Daha sonra Parkinson geçebilir, Alzheimer geçebilir. Ve ulaş yaptığımız bu ağ ille de bir yönde değil diğer yönde de olabilir. Mesela Türkiye’de ilaç ürettiği zaman yurtdışındaki paydaşlarına da bu ilacın bir an önce klinikten geçmesi için onlarla ortaklaşı yapabilir. Ortaklaşı çalışma yapabilir. Bu süreci çok iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Çünkü bu birliktelikler kurulup bu paydaşlıklar kurulduktan sonra Türkiye’nin tekrar bu işe dahil olması ancak işte aynı Türkiye’nin Avrupa topluluğuna dahil olması gibi hani olmayacak bir şey olacak.
Halbuki bunu, bunu bu zaman için bir an önce yapılması gereken bir ALS çalışma grubu oluşturmak Türkiye’de yani. Evet ve bunu aslında yapan ALS derneği özellikle bunu senelerden beri uğraşıyorlar. İsmail Gökçek, Alper Kaya daha önce Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı’yla ortak bir çalıştığa yapmışlar.
İlk çalışmalara başlamışlar ve Türkiye’de de çok güzel çalışan tıp fakülteleri, üniversite hastaneleri, konuların uzmanı doktorlar aslında her şey var. Faydası ile var. Evet Türkçe’de hani bir şarkı var hani un var şeker var o var bu var hani helva yapsama gibilerinden aslında her şey var. Sonuçta bunların her birini toparlayıp uygun bir şekilde Avrupa ile ve dünya ile entegre edip Türk halkına da Türk hastalara da ilacı bir an önce ulaştırmamız gerekiyor. Çünkü onlar bunu fazlasıyla hak ediyorlar. Peki hocam başka bir şey daha merak ediyorum şimdi bu alzheimer tedavisi açısından son derece umut verici yani alzheimer zaten genetik olarak tespit edilebildiği için Eğer bir kişi alzheimer riski var ise hastalığın başladığı anda bu ilacı kullanılması ile beraber hastalığı durdurmak mümkün ilerlemesi engellemek mümkün olacak diye bir elimizde labatuvar verileri var. Bu verilerin şimdi klinik verilerle ve faz 1, faz 2, faz 3 çalışmaları ile desteklenmesi ve onaylanması gerekiyor.
Peki benzer şekilde beyinler, nöronlardan kaynaklanan sorunlardan ötürü oluşan parkinson hastalığı var ve alzheimer var ve demans var. Aradaki farkı ben tam olarak bilmesem bile.
Nedir bu bu ilaç bu n-u9 isimli kimyasal bu hastalıkların tedavisinde bir umut ışığı yakıyor mu alzheimerin nöronlar üzerinde yaptığı tahribat ya da nöron tahribatının sebep olduğu alzheimerin mekanizmasıyla alzheimerin ve parkinson mekanizmalara benzer mi benzer şekilde burada da çözüme gidilebilir mi?
Çok güzel bir soru sordunuz. Çok güzel. Şimdi bakın FDA bu Amerika’daki ilaçları onaylayan merkez daha önce hastalıkları hep klinik göstergeleri göre ayırmıştı. Mesela alzheimer hastalığı işte hafıza bozukluğu parkinson hastalığı titreme işte alesi hastalığı motor nöron hastalığı hareketsizlik bu şekilde ve bu hastalığı hep birbirinden farklı tek başına bir entity yani tek başına bir şey gibi düşünüyordu tamam mı?
Ve biz şu anda anladık ki bu hastaların aslında altta yatan mekanizmalarında son derece ortak yönler var.
Mekanizma olarak paylaştıkları patolojiler var mesela mitokonri bozukluğu proteinlerin birbirleriyle egregasyonu işte excitotoxicity gibi o zaman ilaçları biz mekanizmaya uygun bulduğumuz zaman bu mekanizma yüzünden başka hastalıkları geliştiren hastalara da o ilaçlar etkili olacaktır.
Şimdi bakın fdi tabi 1900’ün başında kurulmuş bir organizasyon ve o zaman kurulduğu zaman da 100 sene önceki dili kullanmış. Çünkü o zaman alzheimer parkinson hastaları klinik olarak nasıl bulunmuşsa o dili kullanmış.
Ama biz 100 sene içinde hücre biyolojisinde o kadar çok ilerledik ki RNA-siklar, proteomik, lipidomik, metabolomik bütün bu bilgilerle artık biz hastalıkların aslında bir ağacın farklı farklı dalları olduğunu ve ortak birçok yönleri olduğunun bilincine vardık. Dolayısıyla FDA da artık dilini değiştiriyor ve diyor ki mesela bazı hastalıklar için faz 3’e bile gerek olmayabilir. Eğer faz 1, faz 2’yi geçerse yani toksik değilse, efiküsü varsa o zaman doktor ve merkez yoluyla ilaç şirketinden ilacı alabilir diyor.
Şimdi bu bir ales merkezi kurulması önemini bin kat daha artırıyor. Dolayısıyla eğer böyle bir merkez olmazsa Türk hastalarının bu hastalık ilaçları ulaşması o kadar uzun süre alacak ki.
Halbuki böyle bir merkezde olsak hem faz 1, faz 2’ye direkt girecekler ve iyileşme gösteren hastalar da daha sonra bu expanded access dediğimiz geliştirilmiş access programıyla, şirketlerden direkt evet erişim programıyla tekrar alabilecekler ilaçları ve bu Türkiye için de müthiş bir kazanç olacak çünkü o paylaşın da içinde olmuş olacak. Biz bunu yapmaya çalışıyoruz ve herkesin de bizi desteklemesini rica ediyoruz.
Hocam şunu söyleyeyim mesela şu anda bile bana yüzlerce mail geliyor. Biz denek gruplarına katılmak istiyoruz diye ancak Türkiye’de bir Alzheimer’la ilgili böyle bir çalışma grubu olmadığı için Türk hastalığın Türkiye’de denek olarak dahi bu çalışmaya katılması mümkün değil anladım kaderi ve bunların aslında bir basın grubu oluşturup böyle bir merkezin kurulmasını sağlaması gerekiyor herhalde. Evet Alzheimer için değil aynı zamanda biz şimdi bir alese klinik… Pardon alese üzüldür.
Olsun önemli değil. Ve alese hastaları için öyle bir klinik kurulması gerçekten çok önemli çünkü şu haliyle hiçbir hasta çalışmaya katılanmıyor.
Ama böyle bir klinik kurulduğu anda Türkiye’de zannediyorum 40.000-50.000 alese hastası var ve inanın ki şu anda bizi televizyonlarında heyecanla seyrediyorlar çünkü onlar da artık nefes almaktadahir zorlanıyorlar ve umutsuzluk içindeler. Terk edilmiş hissediyorlar kendilerini. Bir an önce onlara yardım etmek ve onların hayatlarını daha iyiye götürmemiz gerekiyor.
Peki hocam şimdi bir şey daha merak ediyorum. Bak teziz çok da almak istiyorum ama şimdi siz motor nöronları… Motor nöronların ölmesini engelleyecek bir mekanizma üstünde bir kimyasal üzerine çalışıyorsunuz. Bu kimyasal alan motor nöronlar ölmüyorlar. Şimdi motor nöronlar içerisinde aksonlar var onlar var. Pek çok ayrı ayrı parçalar var. Bunların tamamını mı koruyor bu NU9 ya da NU9 dediğiniz kimyasal yoksa?
Bunların her bir için ayrı bir şey mi gerekiyor yoksa toptan bir koruma mı gerçekleştiriyor bunlara? Şimdi eğer beynindeki öyle motor nöronları düşünürsek toptan bir iyileştirme gerçekleştiriyor. Şimdi NU9’nin yaptığı dört önemli şey var. Bir mitokondriyi düzeltiyor. Bu çok önemli bir şey. Hücre daha çok ATP, daha çok enerji yapıyor. Ea endoplasm kretikulumu düzeltiyor.
O iğrenç stresinin yok olmasını ve proteinin güzel yapılmasını sağlıyor. Sonra hücre duvarlarını güzelleştiriyor. Hücre sağlam oluyor. Ondan sonradan da proteinler böyle birbirlerine topak gibi olmuşlar onları çözüyor. Dolayısıyla hücrenin stres yaratan ve hücreyi dejenrasyona sevk eden dört ana sebebi ortadan kaldırıyor. Öyle olunca motor nöron böyle bir oh diyor rahatladım diyor neymiş benim bu çektiğim diyor ve tekrar hayata geri dönüyor. İşte o hayata geri dönmesinin sebebiyle de o motor nöron circuiti dediğimiz şey yani beyninden omur ile olan makikali nenzma çalışmaya başlıyor.
O çalışmaya başladıktan sonradan da hastalarını zannediyorum ki geriye dönüş sağlayabileceğiz. Elleri, kolları, yutkunmaları yavaş yavaş açılmaya başlayacak. Bu ilacı olabildiğince erken safrada vermemiz gerekiyor. Henüz daha motor nöronlar ölmeden henüz daha onlar hayata tutunmaya çabası içindeyken. Dolayısıyla biz çok umutluyuz. Biz bu toksik çalışmaya geçirdikten sonra çok umutluyuz ama sadece bizim ilaç olarak düşünmeyin lütfen. Dünyada şu anda bizim gruptan başka yüzlerce grup aleseye çözüm bulmak için çok hararetli bir şekilde çalışıyor kesinlikle.
Ve Türkiye eğer böyle bir çalışmanın içine entegre olursa mesela Eminix var. Eminix çalışması, nöron çalışması, mastinib çalışması bunlar hep fuzz 3’teki olan çalışmalar. Ben eminim ki Türk hastalarının bir kısmında bu ilaçlardan faydalanacak ve iyileşme gösterecekler. Yani bir insanı iyileştirirsek ne mutlu bize ve zannediyorum ki biz binlerce insanı iyileştirebileceğiz.
Peki hocam. İnşallah İstanbul’a gelinse ben sizi burada ağırlamak istiyorum. Uzaktan iyi olmuyor. Bu bilim konuşmak aşka benziyor. Biraz uzaktan çok verimli olmuyor ne yazık ki. Ama şunu merak ediyorum. Şimdi bu bahsettiğiniz hastalıkların tamamı mitokondri bağlantılı sinir sisteminde oluşan harabiyetler aslında. Fakat bir yanda da biliyoruz ki yine sinir sisteminde mekanik hasarlardan oluşan birtakım şeyler de var. Bazı felçler, organlara sinirlerin ulaşanmasıyla bile bu organlarda medene gelen yeterslikler, motor nöronlar da özellikle. Bunlar içinde bir umut veriyor mu yoksa o bambaşka bir konu mu? Siz çok güzel sorular soruyorsunuz. Şimdi özellikle bu spinal cord injury dediğimiz omurilik zedelenmelerinde biliyorsunuz ki hastalar felç oluyorlar değil mi? Bir zaman sonra artık tamamen felç oluyorlar. İşte onların o felçlerinin uzun vadede sürekli kalmasının sebeplerinden bir tanesinde bu beyindeki üst motor nöronlarının dejenerasyonu.
O önce axon dejenerasyonuyla başlıyor sonra hücre vücudunda o nöronlar artık diyorlar ki ben omurilikle bağlantımı kaybettim. Yavaş yavaş yavaş yavaş dejenerasyon gösteriyorlar. Şimdi bizim bu konuda da bir çalışmamız var. Ve zannediyorum ki N-U9 dediğimiz madde bunlara da etkili olacak. Çünkü her ne kadar dejenerasyonda ve hasarda ölüm sebepleri en başta farklı gibi bile gözükse uzun vadede problemler benziyor. Dolayısıyla onlara yapacağımız çalışmada da hem beyinden mesela N-U9 vermek aynı zamanda da omuriliğe o hasarı yok edecek nanopartikullarla destek sağlayıp axon büyümesine önem vermek.
Ağzım gönülleri siz bu sinir hastalıklarında veya sinir hücre kaybında görünen kullan ya da kaybet diye tanımlanan mekanizmayı aslında durdurabileceğiniz gibi bir izleme kapıldım. Kesinlikle şimdi o dediğiniz doğru yani kullan veya kaybet bizim her zaman derslerde de öğrencilerimiz anlattığımız bir şey.
Eğer nöronlar birbirleriyle iletişim içinde değillersen o nöronlar dejenerasyon gösteriyor. Biz o nöronları işte o mekanizman içine sokarak aslında onlara biraz da canlılık katmış oluyoruz. İşte bunu yapabildiği için N-U9 daha etkili bir iyileşme gösterebileceğimizi düşünüyorum.
Peki hocam bu aynı zamanda yaşlılığa bağlı beyin deki bir takım arazları geciktirmekte beyin ölümü dediğimiz şeyin ya da işte dediğim yaşla ilgili olarak beyin deki esnekliğin, beyin deki o kullanım kolaylığının yavaş yavaş azalmasını ortadan kaldıracak bir tedaviydi herhalde beraberinde o zaman çok rahatla getirir bu.
Yani biz yaşlandığımızda da nispeten daha genç bir beyne sahip olabileceğiz gibi hissettim. Bu da bana umut verdi. Evet evet şimdi kesinlikle bana da umut veriyor. Şimdi şöyle bir şey var. Nöronların aslında birbirleriyle iletişimi sağlayan yerlerindeki onları biz spanlıyoruz. Küçük küçük nokta yerler onlar hep birbirleriyle iletişimi o noktalardan sağlıyorlar ve biz ihtiyarladıkça o noktalar azalıyor.
Dolayısıyla nöronlar daha azalttip oluyorlar daha böyle bir hantal oluyorlar. Ama biz gördük ki mesela bu N-U9’da o küçük küçük noktaların sayılarında da artış oluyor. Onlar da birazcık böyle işte hani dedim ya hücinin duvarları sağlamlaşıyor diye özellikle uzun bir apical dendrite dediğimiz bir yeri var. Bütün o bağlantıların sağlandığı yer o çok güzel oluyor.
O çok böyle gencecikmiş gibi kalıyor hiç böyle içinde boşluklar kalmıyor bütün noktalar orada oluyor. Ve biz onun için nöronlar bunu alan nöronların daha aktif olacağını daha güzel entegre olacağını ve iyileşmenin de daha efektif olacağını düşünüyoruz. Onun için çok heyecanlıyız bu toksik olay. Hocam valla ben de heyecanlıyım. Bu buluşsayası ben bir 30 sene daha televizyonda program yapabilirim hissediyorum birdenbire.
Ben de gelirim tekrar. Çok sevdiririm. Bu atınız bana Lucy diye film varsa ettiniz mi? Evet Lucy’yi seyretmiştim. Ben de Lucy gibi olabilirsiniz yani en bir sayenizde. Hocam çok teşekkür ediyorum. Şimdi bunun için de Türkiye’deki bu ALS üniversitesi kurulması için gerçekten çok önemli ve ben ALS Derneği’nin bütün çabalarına çok teşekkür ediyorum. Umarım bir günde onlarla beraber bir program yaparız.
Ve ben bu bağlamda Türkiye’deki ALS araştırması yapan hocalarımızla, merkezlerle, üniversitelerle birebir, teke tek ben de programlar yapmak onlarla tanışma fırsatı gördüm. Ve inanın ki Türkiye’de ne cevherler var. Ne kadar güzel üniversiteler. Hocam Türkiye’de muazzam cevher var. Biz sadece cevheri çıkarmayı bilmiyoruz. Evet müthiş güzel bir cevher var. Çok güzel bilim insanları var. Çok iyi üniversiteler var. O kadar mutluyum ki anlatamam.
Şimdi yapacağımız şey bunları birleştirmek ve bunu dünya ile entegre etmek. Ki ALS hastaları bir an önce ilaca kavuşsun ve bu yaptığımız şeylerden daha sonrasında Alzheimer ve Parkinson hastalarına da umarım umut olabiliriz. Ve Türkiye’de dünyada gereken yerini bilim konusunda özellikle buluşur. Hocam ben merak etmeyin. Sizden bunları öğrendikten sonra şimdi bundan böyle Sağlık Bakanı’nın ve Sağlık Bakanı’nın başına bela olurum.
Yani iş oldum yani bundan sonra bu dernek, mernek neyse işte çalışma grubu. Bunun kurulması için ben kendimi atacağım ortaya. Yeter ki Türkiye’ye bir bilim kırıntısı gelsin. Sizin kırıntınızdan biz de burada faydalanabiliriz. Türkiye’de hastalar da faydalansınlar. Ama Türkiye’ye gelinize muhakkak bekliyorum. Şunu söylemek istiyorum ki Sağlık Bakanı aslında bizi destekliyor. Kendilerine çok teşekkür ederim. Aynı zamanda beni Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Mustafa Şengat aradı. Kendisine de çok teşekkür ediyorum. Son derece ince, düşünceli, kibar ve bu araması gerçekten çok önemli. Çünkü Türkiye Büyük Millet Meclisi bir parti, bir politika değil bütün milleti temsil ettiği için ve bu da halk sağlığını ilgilendiren politikalar üstü bir konu olduğu için ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin başkanından bir arama olması ve destek almamız gerçekten çok önemli. Kendisine buradan ayrıca teşekkür ediyorum.
Sağ olun hocam. İnşallah bu arabalar sonuçsuz kalmaz. Sonuç veren arabalar olur. Dediğim gibi Türkiye’ye gelinize sizi mutlaka bekliyorum. Bu yurt dışında yaşayan bilim insanlarımızın gerçekten hastasıyım. Yani anormal iyi işler yapıyorsunuz. Gururluyoruz. Keşke onları burada yapacağınız zamanlarda olsak. Sağlığın varolunu iyi ki varsınız. Gururluyuz hocam. Sağlığın İstanbul’a görüşmek üzere. Çok teşekkür ederim. İstanbul’a ne zaman seyahat var yakın zamanda? Şimdi hastalara şunu söz verdim. Biz bu ilacı bulup fazbire geçtiğimizde geleceğiz. Kutlamayı beraber yapacağız. Kutlamaya geliyorum. Tahminen tarih böyle 3 HH 5’leri. Alacağımız desteğe de bağlı tabii ki. Ama fazbire önümüzdeki sene gireceğiz ve eğer bu ailesi kliniği olursa da zannediyorum faziki Türkiye’de ailesiyle hastalara da entegre etmiş olacağız. İnşallah hocam. O zaman demek ki yakın zamanda görüşemiyoruz. Tekrar bir Skype bansı yaparız. Belki. Sağlığın var olun. Derce kısa bir ara vereceğim. Sonra bu kadar heyecan verici olmayan tam aksine iç karartıcı bir konuyla karşınızda olacağız. Yanımızda bir savaş dengesi var.
NATO, Rusya, Rusya, Ukrayna dengeler nasıl bu işin sadesinin nasıl gelişiyor? Bir savaş çıkarsa ne olur? Çıkar mı çıkmaz mı? Bunları konuşacağız az sonra.