Cumhuriyet fikri nasıl gelişti? Prof. Dr. Zafer Toprak yanıtladı
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=FLcywoLHMDI.
Gelelim şey yap Büyük Taarruz’a. Büyük Taarruz’da Türkiye, Türk tarafının ilk defa büyük bir zaferi var ve gerçekten Anadolu’nun işgalden kurtarılması o gün başlıyor. En azından Trakya hariç işgalden kurtarılmasının temeli orası. Ondan sonra yavaş yavaş bütün Batı Anadolu yavaş yavaş temizleniyor ve İngilizlerle İstanbul’un boşaltılması pazara başlıyor. Büyük Taarruz’un
ne çapta bir savaştı? Kayıplar ne düzeydeydi? Nasıl bir savaş oldu meydanda? Şimdi tabi kayıp dediğimiz vakit sırf şehit olan insanlardan söz etmiyoruz. Yaralı, kayıp olan insanlar, esir olan insanlar bütün bunlara bakıyoruz. Bunlara baktığımız vakit ben size rakam olarak verebilirim. Büyük Taarruz sonucunda kayıbı Türkiye’nin kaybı bütün bunlar dahil yaralı, esir bütün bunlar 13476. Büyük Taarruz’da? Evet. Kaç ölüm var burada? Burada ölüs sayısı 2318. Sakarya’da ölüs sayısı kaç? Sakarya’da ölüs sayısı şehit sayısı ne demek adı? Şehit sayısı 5713. Sakarya’da daha büyük kaybı. 2 mislimden fazla.
Ve toplam olarak Sakarya’da ki şöyle diyeyim sana Büyük Taarruz’da bizim bütün bu toplam kaybımız 13500 filan. Yunanistan’ın kaybı ise 73000. Bu denli farklı. Çünkü Yunanistan’ın ölü, yaralı dahil. Evet 18350.
18350 ölü var Yunanistan tarafında. Anlamıyorum yani aradaki fark çok büyük ya Sakarya meydan muhalefesi. Peki hocam mesela niye İngilizler savaşmıyor da Yunanlılar çıkıyor Anadolu’ya? Bu da hep akla gelen bir sualdir. Yok güçleri yok. Çünkü İngilizler işgal etmişler İstanbul’u, Trakya tarafında bazı bölgeler ama Anadolu’ya çıkmıyorlar. Şimdi Fatih Bey… Onların gözü aslında boğazları kontrol ediyor. Nerede görüyorsun? Şöyle söyleyeyim.
Bir dünya savaşının kazananı tek bir ülke. O da Amerika Birleşik Devletleri. Yani Fransasıyla, İngiltere’siyle bütün bunların zaten biliyoruz 1920’li yıllarda bunlar bilini doğrultmamıyor bu ülkeler. Bunun sonucu da 29 krizi olacak bir şekilde. Yani sanıldığı gibi karşımızda savaş öncesinin itilaf devletleri yok. Bunlar da gücünü yitirmiş durumdalar. Tabii İngiltere’de müthiş bir savaş karşılıklığı var.
Osmanlı’yı daha fazla. O da var tabii. O da var aynı zamanda. Ama onların bir takım, hedef bir takım çıkarları var. O da işte Musul’da petrol düşüydü buydu. O konuda taviz vermiyorlar. Ve nitekim biz taviz vermek zorunda kalıyoruz. Bütün o yani bizim Misak Milli sınırları daimde olan bir coğrafyayı terk etmek zorunda kalıyoruz. Hatta iki coğrafyayı belki Batı Trakya ile beraber. Evet, o da var.
Batı Trakya, Misak Milli… Şimdi Misak Milli’nin haritası yok. Ama şu var elimizde. Mustafa Kemal Atatürk Ankara’ya geldiği vakit 27. Aralık 1919’da yaptığı bir konuşma var. Orada kabaca bir sınır çiziyor. Ve o sınırın aslında daha çok işte güney sınırıyla bağlantılı. İşte hatta Halep’i de içerisine alabilecek şekilde bir sınır çiziyor.
İşte Suleymaniye, Terkük, Musul bütün bunları da içerecek bir coğrafya çiziliyor. Biliyor musun, bu 1913’te var. Evet, evet. Yani böyle bir… Çünkü buradaki asıl… Ne orjant 1913’te kaçırdın mı seni? Çatalcıya geliyor ya Bulgarlar. E hadi taşıyalım başkenti Anadolu’ya. Taşıyalım mı taşımayalım mı?
Çok önemli böyle bütün aydınlar arasında bir anket yapılıyor. 1913’te. 13’ün 12 Aralığı 13 Ocak’ta çıkıyor. Ama 1912 Aralığı’nda yapılıyor anket. O biliyorsunuz hemen Cumhuriyet’in başlarında iç işleri bakanlığı yapacak olan Ahmet Feriktek’in verdiği cevap şu. Taşıyalım da zaten bu savaş nedeniyle değil toptan taşıyalım.
Çünkü zaten er veya geç… Ulusal ülkemiz İstanbul, Batum, Süleymaniye, Rodos, Dikdörtgen’ine inecek diyor. Bunu adam 1912’nin Aralık ayında söylemiş. Anlatabiliyor musun? Belli yani. Evet. Bütün bu hikaye var ya, bütün bu işte milli mücadele yok bilmem Ankara şu bu… Zafirocay’ın bir lafı tamamlasın. Tamam.
İkinci meşrutiyet ne kadar az bilirseniz o işleri de o kadar adamlar… Yani şunu demek istiyorum. Bir şekilde Türkiye’ye Sevren pose edilmiş durumda ve Türkiye aslında bu milli mücadeleyi sürdürürken aynı zamanda Sevren de değiştirilmesi konusunda bir takım girişimleri var. İşte Londra’ya gidiyorlar falan ama bir şekilde Batı itilaf devletleri buna yanaşmıyor ve bu aşamada zaten Mustafa Kemal ancak savaşarak sonuca varılabileceğine inanıyor. Oysa meclis bu konuda değil. Hatta şöyle diyebilirim, orduyla meclis arasında farklı görüş var. Ordu savaştan yana mı? Evet ordu savaştan yana ama mecliste siyasi çözüm diye bir çözüm tarzı gündemde. Siyasi çözüm demek görüşme. Görüşerek, anlaşarak bir noktaya varabilme. Ve bu devamlı inip çıkış çıkan bir süreç oluşturuyor bütün bu süreç için. Peki meclis siyasi çözümden gelen ise niçin İstanlı Meclisi’ni dağıtmışlardı oraya gelmişler? İstanbul’da kalsalarmış. Hayır şu var İstanbul’u dağıtan kendisi dağıtması İngilizler dağıttı İstanbul’u. Orada evlere çekilselerdi meclisi varmış gibi dağıran, gizli toplantılar yapsalardı.
İstanbul’da Misak Milli ilan edildi 28 Ocak 1920 yılında. O Misak Milli zaten tetikledi İngilizlerin 16 Mart 1920’de İstanbul’u işgal etmelerine. Antalya mı? Yani öyle bir durumla karşı karşıyayız. Yani yanlış değil ama eksik Zafer, çok eksik. Yani Yunanlılar da istemiyorlar Anadolu’yu bırakmayı.
Dolayısıyla savaşı istemek ne demek? Hayır şu var bir şekilde Mustafa Kemal başından biri İstanbul’da meclisin toplanmasından yana değil. Er geç bunun Anadolu’da toplanacağını söylüyor ve nitekim bu gerçekleşiyor 23 Ocak 1920’de. Doğru.
Yani ama bir gayret gösteriliyor meclisi Megusan’da. Peki hocam Atatürk’ün o zamanki Mustafa Kemal Paşa’nın yandaşları kaç kişi karşılıkları kaç şeye nasıl bir denge var gerek mecliste gerek kurmay heyetinde? Çünkü Ahmet Hoca diyor ki kurmaylarda da aslında hilafet yanlısı veya Osmanlı yanlısı olanlar var. Şimdi ben şunu gördüm yani daha doğrusu Türkiye’de hala en önemli kaynak bizim milli mücadele ile ilgili olarak Nutuk’tur. Ve Nutuk’un üzerinde bir kaynak yoktur yani bütün bu gelişmeleri açıklamak. Ve Nutuk tek tarafı değil midir? Hangi bağlamda? Nutuk’un ordu ile olan ilişkilerine baktığım vakit onun bir şekilde nispeten gerçek bir yönü var. Ama Nutuk’un içerisinde tabi ki muhaliflerle olan sorun tek taraflı görebilirsiniz. Oocunla sorun zaten. Ama ordu ile olan yani şunu görüyorum ben. Demin de onu söyledim öyle bir ordu ki kenetlenmesini bilen bir ordu. Daha Samsun’a çıktığı noktadan itibaren öyle bir iletişim süreci yaşanıyor ki. Ve burada da tabi bizim teografçılarımızın çok önemli bir rolü var. Bütün o batı daha doğrusu Anadolu’daki ordu tabi ki muhalifler var. Tabi ki saraydan yana insanlar var ama Mustafa Kemal’in yanında çok güçlü bir ordu oluşumu gündeme geliyor. Yani ben anlamıyorum bunu nasıl söyleyebiliyorsun? Bak Kazım, Alifuat, Refet, eski bir subay olan Rauf bunların hepsi Atatürk’ün karşısında parti kuracak. Bunlar asker değil. Ne zaman kuracaklar? Amasya mahkametini imza koyuyorlar mı bunlar?
Koyuyorlar. Ama Mustafa Kemal’in varmak istediği noktaya koymuyorlar imzayı. Kurtuluş için koyuyorlar. Cumhuriyet için koymuyorlar Amasya’da imzayı. Amasya’da tabi ama Amasya’dan itibaren oluşan bir egemenlik anlayışı var. O anlayışa ters düşüyor bu insanlar zaman içerisinde. Şimdi ben de sana bir şey diyeyim. 1909’da çıkmış o Amasya’da değil.
Hakimiyeti milliye deniyor onun adına. Meclis ne derse o olur.