Bildiğimizden nasıl emin oluyoruz? Dr. Esen Ercan Alp yanıtladı

Bildiğimizden nasıl emin oluyoruz? Dr. Esen Ercan Alp yanıtladı videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=YS6z5JREvH4. Hocam size garip bir soru sorabilir miyim? Buyurun. Bildiğimizi nasıl biliyoruz? Evet aslında önemli bir konu bu çünkü bir çok şeyi bildiğimize göre nasıl bildiğimizi de bilmemiz lazım. Şahane bir cümle olan. Şeye benzedi. Bildiğimiz bildiklerimiz var bir…

Bildiğimizden nasıl emin oluyoruz? Dr. Esen Ercan Alp yanıtladı

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=YS6z5JREvH4.

Hocam size garip bir soru sorabilir miyim? Buyurun. Bildiğimizi nasıl biliyoruz? Evet aslında önemli bir konu bu çünkü bir çok şeyi bildiğimize göre nasıl bildiğimizi de bilmemiz lazım. Şahane bir cümle olan. Şeye benzedi. Bildiğimiz bildiklerimiz var bir de bilmediğimiz bildiklerimiz var bir de bilmediğimiz bilmediklerimiz var. Dolayısıyla.
Şimdi 36 numaralı slide’e gidersek eğer. 36. Evet. Burada çok önemli insanlar var. En yukarıda hepimizin hastaneye gittiğinde kullandığımız Wilhelm Röntgen. 1895 yılında ilk sıçınlarını keşfeden ve ilk kez kullanan Alman bilim adamı.
Aradan 20 yıl geçince Max von Laue diye bir teori fizikçi elektromayetizmadan anlayan, elektromayet dalgalardan anlayan. Bu X şınlarının maddenin içine girdiğinde ne yaptığını matematiksel olarak çözen muhteşem bir paper var 1914’te. Son gördüğümüz aşağıdaki karede ise bir baba oğul.
İkisi de Nobel ödülü alan aynı yıl basit bir denkleme indiren yani Max von Laue’nin kompleks denklemlerini çok basit bir birinci dereceden denkleme indiren baba oğul Wilhelm ve Lawrence Bragg. Eğer Bragg’ler bugün bu patentlese yarar bu denklemi ve buradan para kazanıyor olsalardı. Cebbezostan zaten. Bildiğimiz her şeyi bunlara verecektik demektir. Nasıl mesela kompütürü kullandığımızda bilgisayar para veriyorsak bunu da verecektik. Burada ne var deniyor ki ışığın dalga boyu yani lambda dediğimiz ışığın dalga boyu atomlar arasındaki mesafe ile doğru orantılıdır. Ve bu orantıda bir açı ile verilir kırılma açısı dediğimiz açı ile verilir. Bunu niye gösterdim? Burada iki tane şey gizli bir tanesi sağ üst köşede olayın gizli kahramanı 1913 yılında çekilmiş bu resim. Henry Moseley. Henry Moseley bir İngiliz genç bilim adamı ve bir grafik çiziyor. Bu çizdiği grafik dünya grafik tarihinde en iyi üç grafikten birisi olarak adlandırılır. Bir sonraki 37 numaraya bakarsak aslında bunu da göreceğiz.
Biraz kompleksdir bunu kullanırken biraz tereddüt ettim ama yine de göstermeye karar verdim. Ekranın sol tarafında yani eksen sol yukarıdan aşağı inen eksen bildiğimiz numaralar 1,2,3,4,5 diye giden intajır rakamlar. Sağ tarafı ekseninde ise çıkan x ışınların dalga boyunun kare kökü var. Birinci denklem diyor ki bu çıkan ışıkların frekansı ya da dalga boyu kare kökü z dediğimiz atom numarasıyla bağlantılıdır. Yani biz burada atomların birbirinden ayırt edecek bütün bilgiye sahip oluyoruz. Evet. Nitekim burada kuantum nerede diyeceksiniz bir sonraki slayda bakalım 38’e. Burada kuantum şu gördüğünüz enerji seviyeleri.
Bu enerji seviyelerinin her atom için ayrı olması ve hiç değişmemesi bize kuantumun hediye ettiği bir bilgi. Eğer biz o dalga denklenmeni doğru dürüst çözemeseydik bu enerji seviyelerini hesap edemezdik. Bu enerji seviyelerinin o atomlara karakteristik olduğunu da bulamazdık. Peki bunu nerede kullanacağız?
Bundan birkaç yıl önce bilim bakanıyla birlikte Almanya’da Berlin’de Adlersof diye bir bilim parkına gittik. 10 bin kişinin çalıştığı falan büyük bir yer. Biz orada briefing sırasında Adlersof’un direktörü dedi ki benim kapıma birisi gelir dedi bu sabah. Elinde bir küçük metal, stand, kalbimize taktığımız stand.
Bu standın üzerine ben zaman içinde vereceği doku direncini yenecek ilaç koydum. Direncin içinde potasyum var. Bu potasyum sahiden bunun yüzeyinde var mı yok mu ben bunu bilmek istiyorum. Varsa ne kadar var yoksa yok. Ben bunu yarına kadar öğrenmek istiyorum. Direktör bize şunu söyledi. Eğer ben ekonomik bir güç yaratacaksam bu soruya bir gün içinde cevap vermeyeyim.
Nasıl verecek? Bu gördüğümüz potasyumun denklemlerine gideceğiz. Bakacağız çünkü bizden önce bunu yüzlerce defa çalışılmış çözülmüş ve bir spektrum alacağız. Kütle spektrometresi mi bu? Yok kütle değil dalga spektrometresi. Kütlede dediğiniz gibi kütlesi ağırlığını ölçüyoruz. Burada ise dalga boyunu ölçüyoruz. Kütlede yapabilmemiz için bir yerde eritmemiz lazım. Biz burayı bozmadan sadece yüzeyindeki dalga boyuna bakarak ne olduğunu buluyoruz. Şimdi bu stand’in bir kilosu bir milyar dolardan fazla. Yani dünyanın en pahalı kilo başına baktığınız zaman en pahalı üretilmiş ürünü stand. Stand’ler neden yapılıyor? Pastanat çelikten yapılıyor. Bir de cobalt chrome dediğimiz malzemeden yapılıyor.
Bunun bir de plastik olanları var. Yani illa da stand’ler sadece küçük bir damarı değil büyük damarları açıp şey olarak yapılıyor. Demek stand teknolojisinde biz aslında counter mekaniği her gün kullanmak zorundayız. Keza. Hocam bir şey söyleyeceğim. Özür dilerim lafını kestim. Demin Mozile’nin bahsettiniz. Evet. Mozile’nin mezarı nerededir? Mozile’nin mezarı teşekkür ederim Çanakkale’de. Mozile’yi bize karşı İngiliz ordusuna girip de heyecanla o 23 yaşındayken, 27 yaşındayken pardon, heyecanla gelip yeni Zellandalılar’ın arasına karışıyor. Mısır’a gittiğinde, Rutherford bunu haber alıyor. Atomi ilk parçalayan bilim adamı Wilhelm Rutherford. Ve derhal onu ordudan siliyor.
Onun üzerine Bahriye’ye giriyor. Yani kara ordusunda görev alamayınca Bahriye’ye giriyor. Takmış asker 10 dakika. Evet. Çünkü yeni Zellandada ilk defa yeni Zellandada millet bilinci uyanıyor o yıllarda ve zannediyorlar ki Mısır’a gidecekler. Yola çıkıyorlar. Gemiler yön değiştiriyor. O zaman Mozile’yi annesine yazıyor. Mısır’a değil Çanakkale’ye gidiyormuşuz diye. Ve çıktığı gün vurulup öldürülüyor. 27 yaşında. Ve de öldürüldüğü sırada yanında da demin gösterdiğim baba oğul Bragg’lerin üçüncü olan, doktor olan oğlu Robert Bragg var. O da aynı mezarlıkta gömülü. Hangi mezar olduğunu bilmiyor musunuz? Çanakkale’de böyle bir bilim insanları mezarlığı var. Var evet. E biliyorsunuz Atatürk Çanakkale’de gömülü bütün insanları Türk vatandaşı ilan etti. Onları bizim bağrımıza gömülmüş kişiler ilan ettiler. Bizim evlatlarımız dediler. O yüzden umarım günün birinde Türk Fizik Derneği ya da bir kanunla Mozile’yi bir Türk vatandaşı ilan ederiz. Çünkü benim gördüğüm kadarıyla topraklarımızda gömülü önemli fizikçilerden belki de en önemlisi diyebiliriz. Yani bizim bir parçamız aslında Mozile’yi. Mozile’yi bu spektral teorisini yayınladıktan sonra o sene Nobel alacaktı. Eğer ölmeseydi söylenen o ki o sene Nobel alacaktı.
Şimdi 1.39’a bakarsak. Ölürsen sonra vereyim mi ezemini Nobel’i? Hayır Nobel’ini özelliyor yaşayan insanlara veriliyor. Şimdi burada bir yeni rakam var. Ama dikkat ederseniz sol tarafta elementlerin numaraları ve isimleri var. Ve buna karşılık gelen bütün dalga boyları K, L, M diye isimlendiriyoruz biz bunları. Bütün dalga boyları var. Ben bu tabloyu elimden aldığım zaman bu tabloyu X işinleri spektrumuna bakıp derhal karar verebilirim burada ne var diye.
Nitekim maalesef slid’i koymayı unuttum. Bundan 20 yıl kadar önce Antakya’dan çıkıp da Üniversite Chicago’nun Oriental Müzesi’ne giden siz de orada bulundunuz. Bir bronz heykeller var. Bunlar 5000 yıllık dünyanın ilk bronz heykelleri. Anadolu’dan çıkma. Bu heykellerden birisinin ayağı kırık. Bir gün beni aradılar. Ben tatil günüydü. Dediler ki bunun ayağında ne var? Biz bunu bulmak için getirdik Argon’a. Sen de geleceksin.
Nasıl yapacağız? Bizim elimizde büyük bir cihaz var. 3 numaralı slid’e bakarsak. 3 arkadaşlar. Bu bir X işinleri makinesi. Adı ileri foton kaynağı ya da advanced photon source. 1995 yılında kuruldu. Ben buranın 1984’teki ilk post okuyduğum. Yani burada çalışan en genç bilim adamı bendim. Şimdi tabi değilim artık ama hala aynı yerde çalışıyorum.
Bir tek fark genç değilim. Burası aynı anda 70 tane deney istasyonuna X işini üreten bir elektron hızlandırıcısı. Biz bunun bir benzerini Ankara Üniversitesinde de kurmak istiyoruz. Yani böyle bir projemiz de var. Tarla diye bir projemiz var. Kuruldu mu? Evet. Tarlanın ilk embriyosunu kurduk. Bir serbest elektron gazeri. Kırmızı ışık ötesinde çalışacak ama teknoloji gelişiyor şu anda.
Buraya geldim ben bir baktım. Gazeteciler herkes dolmuş yani. Öyle bir yerde deney yapmanıza imkan yok. Ben siz yemeğe gidin hepiniz dedim. Yemeğe gidin gelince ben size ne olduğunu söylerim. Ve derhal o kaynak yapılan yerde kurşun olduğunu gördük.
Bu ne demek? 5000 yıl önce insanlar kaynak yapmak için iki metalin erime derecesinden daha az düşük derecede erimesi olan bir metali akıl etmişler. Bunu teknoloji için geliştirmişler ve uygulamışlar.
Bunu hiçbir zarar vermeden, heykele birkaç dakika içinde bulabilmeniz mümkün.