Arslantepe Höyüğü neden Dünya Miras Listesi’ne girdi? | Teke Tek Bilim – 8 Ağustos 2021

Arslantepe Höyüğü neden Dünya Miras Listesi’ne girdi? | Teke Tek Bilim – 8 Ağustos 2021 videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=0QR-IIxjd08. Tehlikeli Değerli izler, Tek Etek Bilim’de beraberiz. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde kalıcı olarak yer edindi. Aslantepe. Aslantepe nerede diyeceksiniz merak etmeyin. Galatasaray Sıdığı’nın olduğu yer değil. Malatya’da Aslantepe ve yaklaşık beş bin…

Arslantepe Höyüğü neden Dünya Miras Listesi’ne girdi? | Teke Tek Bilim – 8 Ağustos 2021

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=0QR-IIxjd08.

Tehlikeli Değerli izler, Tek Etek Bilim’de beraberiz. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde kalıcı olarak yer edindi. Aslantepe. Aslantepe nerede diyeceksiniz merak etmeyin. Galatasaray Sıdığı’nın olduğu yer değil.
Malatya’da Aslantepe ve yaklaşık beş bin belki altı bin şimdiye kadar bilinen bu milattan öncesine dayanan çok eski bir yerleşim yeri. Ve çok önemli bir yer. Niye önemli bir yer? Çünkü site devleti diye bilinen küçük yerleşim birimlerinin belki de dünyadaki değilse bir Anadolu’daki ilk örneği,
dünyadaki de ilk örneklerinden bir tanesi yazı öncesi çağda bürokrasinin oluştuğu en der yerlerden biri. Ve o yüzden de burada uzun süren çalışmalar sonrasında UNESCO burayı Dünya Mirası Listesi’ne aldı. Burayı 1930’larda yanlış hatırlamasam 35 yılında Fransızlar kazmaya başladı. Daha sonra kazılar biraz parasızlıktan ara verildi.
1960’larda ise İtalya’dan İtalyan Üniversiteleri’nden buraya bir ilgi oluştu ve İtalyan Devleti’nin sağladığı fonlarla burada yaklaşık 60 yıldır benim yaşım kaderleriyse kazı yapılıyor ve epey bir bulguya ulaşıldı. Öyle ki sonunda burası UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girdi. Bu akşam üç değerli konuğumda bu konuyu konuşacağız. Konuklarımdan ikisi İtalyan’ın merak etmeyin Türkçe konuşacaklar. Biliyorum zaman zaman sıkıntı çekiyorsun çünkü tercübeleri izlerken.
Doktora doktor Francesca Belosi, Aslantepe’nin mevcut kazı başkanı. Hoş geldiniz Francesca. Hoş bulduk. Skype’la Roma’dan bize bağlanacak. Profesör Doktor Marcella Francipane. Marcella siz de hoş geldiniz. Ve kazı başkan yardımcısı Profesör Doktor Yılmaz Selim Erdal. Hocam hoş geldiniz. Hoş bulduk. İkinci teketek. Evet. İnşallah üçüncü de yaparız beraber. Daha önce Hitit’leri konuşmuştuk. Yanlış atırami sana değil mi? Neoltikleşme süresine ve Çatalayı’yı konuşmuştuk.
Bu seki bu kez de Çatalayı biraz daha güneyine iniyoruz. Bakalım burada neler konuşacağız. Ben hemen isterseniz Ankara’da, Roma ile başlayın. Dina Başkanlığı, Doktor Francipane ile konuş. Bir sorayım. Buradaki İtalyan ilgisi ne zaman başladı? Kaç yıldır? Kaç yıl çalıştınız Aslantepe’de?
Ve ne zaman başladı, ne zaman bitti bu süreç? Merhaba. Herkese çok iyi akşamlar. Ben 1966’da başladım. Demek 45 sene Aslantepe’de çalıştım. 45 sene.
45 sene ama 1990’dan 2019’a kadar Kaze Başkanlığı yaptım. O zaman 30 sene Kaze başlığı yaptım. 30 sene Kaze Başkanlığı. Peki siz geldiğinizde oradaki durum neydi? Aslantepe’ye niçin bu kadar ilginizi çekti? Niçin Aslantepe’ye geldiniz?
Nedir tarihteki görevi Aslantepe’nin? Ben çok genç başladım. Benim profesör, benim hocam Salvatore Pulisi ve Alba Palmieri çalışıyordu bu yerde.
O zaman ben 1976’da geldim Aslantepe’de ve ilk sene hemen çok büyük ve çok önemli buluntu vardı. Saray, binalar başladı şey bulmak için ve sıla bulduk. Kiliç, en eski kiliç bulduk.
O zaman orada kaldım. Bütün benim hayat Aslantepe’de çalıştım. Ve bu proje buydu. Her sene daha yeni buluntular vardı, daha yeni bilgi vardı. O zaman çok önemli ve çok daha var.
Arkeoloji biliyorsunuz çok uzun bir çalışmak lazım. Bu nevi kazılar kaç yıl sürüyor yaklaşık? Çünkü biliyoruz ki pek çok arkeolojik bir ömrü oraya vakf ediyor. Yani bir yerde çalışmaya başlıyorlar, 20’li yaşlarında asistan olarak başlıyorlar orada ve sonra kazı başkanı oluyor.
Kaç yıl sürüyor bu iş ve bu işin keyfi nedir? Niçin bu kadar bir ömrü oraya vakf edecek kadar seviyorsunuz bu işi? Ben söyledim Aslantepe çok zengin bir sitesi.
Ne için? Orada çok uzun bir tarih var. Siz söylediniz 5. bin milletten önce, belki 6 bin milletten önce başlıyor. Roma deneme kadar, Bizans deneme kadar devam ediyor. O zaman her sene yeni şeyler var. O zaman benim için çok… Ben sevdim, bu iş çok sevdim. Her sene yeni bir şey vardı.
Arastırma için çok önemli ve başka bir şey var. Bir şey benim hocamdan miras aldım.
Önemli bir şey bu iş, aynı hedefler, aynı yentemler ve aynı sevgiyi paylaşan birbirine bağlı bir grup tarafından yapılması halinde daha güzel ve daha iyi sonuçlar verdiğimi.
O zaman bir grup yaptık ve bu grup devam etti. Biz hep beraber çalıştık. İstişeler ile, bütün ekip ile, Malatya personeli ile ve bu grup aynı şeyi istiyor.
Aynı şey için çalışıyor. O zaman çok güzel biliyorsunuz. Sadece iş değil. Bu hayat, bu arastırma demek bizim hayat oldu.
O zaman bunun için çok sevdim ve devam ettim. Ve sonra en güzel, en önemli sarayı bulduk. Tabi hep beraber değil. O büyük bir bina. O zaman çok sene aldı.
Ve biz her sene yeni bir şeyler vardı ve yavaş yavaş bir şey anladık. Azlantepe’de devlet sistem başladı. Sadece Azlantepe’de değil. Mesopotamya’da beraber aynı zamanda başlıyor.
Ama Azlantepe’de tam her şey yerinde kaldı. Koruma çok iyi, çok güzel. Bu bina saray binal komplesi, duvarlar 2-2.5 metre yükseklik kalıyor.
Ve yangın oldu. O zaman bütün malzemeler tabanda kaldı. O zaman biz bu malzemeler tabi restorasyon yaptık. Malatya Müzesi’nde dün verdik. Şimdi orada 5 bin obreler şöyle böyle var.
Ve çok çalıştık ve devlet sistem çok iyi görüşüyor. Biz mesela insanlar sadece anlatmak bir tarih değil. Ama görüyorlar. Kim geliyor orada her şey yerinde geliyor.
O zaman bu unik bir şey. Bu ne için UNESCO çok sevdi ve problemi hiç problem olmadı.
Tabi devlet sistem sadece Azlantepe’de değil. Ama sadece Azlantepe’de bu eski sistem yazılırdan önce çok iyi gösteriyor.
Ve her şey belli oldu. Yani UNESCO’nun bunu bir kültür midasına kabul etmesi, temel sebep her şeyin çok iyi korunmuş olması ve her şeyin belgelerini belirleyilir durumda olması mıydı? Bu nedenle mi UNESCO’nun bu kadar ilgisini çekti? Çünkü başka yerler de var. Sizin dediğiniz gibi benzer yapıda ama bu kadar iyi korunmamış. Bir örnek, çok iyi bir örnek olduğu için mi?
Tabi tabi. Bu örnek benzersizlik, benzer yer böyle yok. Bu zaman tabi biz şimdi bu bina, saray 3400 binlerden önce başlıyor. Ve daha önce tapınaklar vardı. O zaman sistem çok eski. Mesela Damia’da aynı eski ama böyle koruma yok. Şimdi insanlar saray içinde gidebilirler.
Odalar bakmak, sadece yukarıdan değil içinde gidebilirler. Ve sonra her şeyi Malatya’da gösteriyorlar.
İnşallah bir müze daha büyük bir müze lazım. Çok daha çalışmak lazım. Ezerler çok ve bu tarih çok uzun ve komplekt bir tarih. Ama her şey var. Her şey var. Bütün bilgi var. O zaman belki bu unik bir şey. Çok teşekkürler Dr. Françipani. Teşekkür ediyoruz sağ olun. Biraz İstanbul’a dönmek istiyorum. Francesca Belosi’ye hoş geldiniz hocam. Hoş bulduk. Siz kaç yaşında başladınız burada kazmaya? Ben 1996’dan öğrenciye ettim.
Yani hemen hemen 25 sene. Yani evet. Öğrenciye ettim. Ve ilk Neolitik dönemde çalışmak istedim. Ama Azantep’e geldim. Burada Neolitik dönem var. Pre-Neolitik dönem var galiba. Pre-Neolitik bilmiyoruz. Neolitik var kesinlikle.
Çünkü yüzeyden seramikler görüyoruz. Ama biz o tabaka kadar gelmedik daha.
Tunç dönemi var. Bakır dönemi var. Sizin kalkolitikten başlıyoruz. Daha eskiden, yeniye kadar gidiyoruz. Kalkolitik var. Tunç, eski Tunç, orta Tunç, geç Tunç. Demir Çağ, Hitit dönemi.
Ondan sonra 712 milattan önce Sargon II, Asur’dan geldi ve orada bir savaş yaptı. Ve Melid, Malatya’nın eski adı böyle durdu. Gelenler Melidlerdi?
Evet. Yok, yok. Azur. Gelenler Asur, Mezopotamya’dan. Melid’de Hititler vardı. Ama o zaman Hititlerin dönemi durdu. Bir boşluk var sonra.
Ondan sonra Roma dönemi geliyor, Bizans ve Azlantepe’nin son tabaka Orta Çağ bir mezarlığı. Yani bin milattan sonra. Evet, öyle. Siz önce sordunuz ne kadar sürer orada bir iş. Ben diyeceğim bitmez. Bitmez.
Kesinlikle. Fransızlar 1930’lar, 50’ler çalıştılar. 1958 doğurdular ve İtalyanlar genel müdürlüden, yani Türkiye Kültür varlıkları ve genel müdürlüden izin aldılar orada çalışmak için.
60-65 sene çalışıyorlar ve çok daha var. Aslantepe’yi kazmaya başladınız 1960’lı yıllarda. Siz 90’lardan beri buradasınız yaklaşık 25 yıldır. Ve ne kadar sürüyor? Bir sezon içerisinde kaç ay kazıyorsunuz? Kaç ay duruyorsunuz? Şimdi biz normalde iki ay, iki buçuk ay kazıyoruz. Arkeoloji çok zor bir iş. Bilimsel ama stratejikrafı anlamak için çok zor bir şey. Ondan çok yavaş çalışmak gerek. İki ay ve başka bir şey var. Aslantepe prehistorik bir dönem. Ne buluyoruz tepede çalışan? Kerpiç mimarı, çamur mimarı ve buluntular mesela seramikler, taş buluntular, kemik objeler, insan ve hayvan kemiği.
Kömür, boncuklar ve bu objeler. Ve mühürler var galiba.
Yani Aslantepe’den çok önemli bir şey. Şimdi anlatacağım size. O demek iki ay çalışıyoruz sonra on ay bu melzemeler anlamak için ve analiz yapmak için gerekli bize. Demek Aslantepe’nin proje bütün yıl.
İki ay kazma on ay değerlendirme. Evet öyle bir şey. Ve ne kadar sürer? Söylediğim önce bitmez.
Belki şöyle bir örnek girebiliriz. Mesela bir mezarı kazmak için günümüzde bir işçi yarım gün çalışıyor. Törenle beraber işte bir günde iş bitiyor. Ama bazen o mezarı çürüme sürecinden dolayı hem ölüler hem onun yanına bırakılan nesneler bozulduğu için siz onu konumundaki gibi yakalayıp eski halinizden bir şey yapabilirsiniz.
O yüzden bir duvar yapmak kolay göreceğim. Ama bir duvarın toprak altından yeniden bozulmadan hiçbir zarar vermeden bilmediğiniz bir objeyi açığa çıkarmak daha fazla zaman alıyor. Bazen haftalar bazen aylar. O nedenle bir de şunu belki söyleyebiliriz. İşte Aslantepe 6000 yılı aşkın bir zaman diliminde kullanılmış bir yerleşme. Ama biz onu birkaç yılda ya da birkaç yüzyılda tamamen açığa çıkarmamız mümkün değil. O nedenle daha yavaş ve daha uzun süre zaman alıyor. Bilimsel çalışmalarla beraberse. Arkeolojiden böyle bir şey biliyoruz.
Zaten doğası böyle.
Ve başka bir şey UNESCO’dan söyleyebilirim. Önce siz sordunuz. Niçin UNESCO liste içinde girdik. Tek koruma için değil yani tabii ki koruma en önemli bir şey. Ama biz bu saray altmış yıl içinde çalıştık. Şu anda kadar 4000 metre kare yükse büyük bu saray ve devam ediyor.
Kimin sarayı bu peki? Kimin? Aslantepe’nin devleti. Devletinin ve Aslantepe’nin devletine Anadolu’nun en eski bilinen en eski devlet sistemi. Onun için Aslantepe UNESCO liste içinde girdi. Bu… Peki bir şey soracağım.
Biz devam edelim. Ben sorayım, kesiyorum. Biz devam edelim. Sor, at, koyun.
Bu devlet sistemi anlamak için nasıl çalıştı? Kim vardı? Ne yaptılar? Nasıl bir devlet etti? Altmış yıl gereklidir. Çünkü biz yavaş yavaş öğrendik ve anladık. Mesela bu saray içinde bir arşiv bulduk. Bir saniye. İki önemli şeyler söylemedik.
Aslantepe nerede? Malatya’da. Malatya ovasında. Malatya merkezinden 5 kilometre. O kadar yakın mı? Çok yakın. Ve tarih. Yani bu sarayın dönem hangisi? 5000 yıllık. Milattan önce 3400. O dönemde yazı yok. Ben tam bunu soracaktım. Yazı yokken bütün devletin arşivi diyorsun mesela. Yazı yokken nasıl bir arşiv olabiliyor?
Yazı yok ama çok değişik, çok özel bir sistem kullandılar. Mühürlerle. Bu arşiv içinde, sarayın arşivi içinde. Müzelerin fotoğrafları var mı? Evet var. Slide 6. Bir mühür, baskıları. Ve 9.
Mühürler bulamadık. Mühür baskıları bulduk. O çok önemli. Ne için? Baskıları toprağa mı yapmışlar? Kildere? Evet kil çamur ile. Bu çamur ambarlar ve kapılar kapatmak için kullanmışlar ve mühür imza gibi koymuşlar baskılar.
Bütün bu çamur parçaları mühür ızıyla bir arşiv içinde koymuşlar. Çünkü bu saray mühür baskıları ile idare ve ekonomik bir kontrol yaptı. Tam bürokratik bir sistem.
Bürokratik bir sistem. Devletin bir bürokratik bir sistem. Bu mühür baskıları çeşitli amaçlarla, çuvalları, sepeti, kapıyı ve diğer şeyleri mühürlemek için kullanıldığında bu ıskartaya çıktıktan sonra atılmamış. Onlar da bu arşiv odasında tek tek saklanmış ve böylece bu bürokratik durum kayıt altına alınmış ve başkaları tarafından kontrol edilebilir bir hale denilmiş. Peki hocam şimdi mesela Sümer’deki şeye bakıyoruz. Sümer’de ticaretten dolayı bu yazı gelişiyor ve işte onlar da bir mühür sistemi var. Her şeyin üstüne bir şey koyuyorlar Sümer’de ve o yavaş yavaş yazıya dönüşüyor. Bunun öyle bir şey var mı? Bir tür ilkel hieroglif diyebilir miyiz bunları?
Yok söylemeyebiliriz çünkü mühürler resimli. Eğer slide 9 bakabilirsiniz. Tek resimler var üstünde. Bu mühür sistemi Kuzey Mezopotamya ve Güney Anadolu’da başladı. Neolitik döneminde.
Sümer’in Güney Mezopotamya’da hiç kullanmadılar. Sonra Güney Mezopotamya’ya geldi Sümerler ile. Bizden yani buradan gitti. Ne oldu? Slide 7 de bakabilirsiniz nasıl kullandılar?
Yılmaz Bey önce anlattı. Bu çamur parçalar ile sepetler, ambarlar, kapılar kapattılar. Bu poşetler içinde, çuvallar içinde varlıklar vardı. Mesela bunun içinde buğday mı var? Tarım ürünleri var. Evet evet. Para da yok orada ne? Para yok yani. Yok ama bu ürünleri devlet işçilere verdi. Marş gibi söyleyebilirim. Onlar imza koymuşlar. Bordero diyebilirim. Yani bir şekilde bordero görevi gören bir şey. Öyle.
Yani aslında o mühürlerin her biri o kişilere ait olduğu için her bir mühür başka bir biri ve başka bir durum tanımlıyor. Ve onlar acıyla onu alıp almadıklarını öğrenmiş oluyor. Bu kime gidecek, nereye gidecek onlara bilinir. Evet evet. Bir de kimlik aslında o mühürler yazı değil ama belki kimliğin bir… Bu Ahmet’in mühürü bu Mehmet’in mühürü gibi.
Şu an bilmiyoruz. Eğer kişilik veya ailelik o da olabilir. Bir iş yapabiliriz. Ona çoktan düşünüyoruz ama çok zor bir iş. Parmak izi bakmaktan o anlamak istiyoruz. Çünkü çamur üzerinde parmak izi var. Yani parmak izinden cinsiyet ve aynı zamanda aynı soydan gelen insanların arasındaki genetik ilişkiyi dolaylı yoldan. Yani birebir değil ama bunlara biz hani genetik imsi bir aktarım olduğu için. Belki bulunabilir bir şey. Olunabilir. Yani eğer aynı mühürde aynı parmak varsa o da. Peki Fransızca ben bir şey sormayacağım. Şimdi o dönem bütün yerleşim birilerine de, Mezopotamya’da olsun, Suriye’de olsun, bugün İsrail topraklarında olsun, Filistin’de olsun ya da… Hep şey var.
Tapınak merkezli yerleşimler var. Hep bir din öylesi var. İşte bir tapınak var. Tapınağın çevresinde ona bağlı yerleşim yerleri bazen var. Hep merkezde bir tapınak var. Burada tapınak yok galiba. Var. Var ama…
Mesela bu sarayı size biraz anlatıyorum. 4000 metre kare söyledim. Slight 50. Slight 50. Sari reklamından sonra atar. Reklam mı? Reklam için bir duralım sonra sarayı anlatalım.
Tamam. Evet Fransızca kusura bakma. Sarayı anlatıyordun. Kestik hemen saraya döndüm. Tamam.
Slight’da bakabiliriz. 2. Slight 2 lütfen. Saray şu anda kadar 4000 metre kareden fazladır. Duvarlar 2 metreden yüksek. Ve karpit değil mi duvarlar? Karpit. Bunlar bozulmamış bunca ev. Hayır çünkü toprak altında bozulmuyor. Ne zaman kazıyoruz o zaman bozulabilir. Ama bizim ekipte restoratörler her zaman geldiler 60 yıllardan. Belki biliyorsunuz İtalya’nın restoratör okulu çok uzun bir okul. Evet.
Ve Marcella sarayının korumaya çok enerji verdi. Sıva orijinal. Beyaz sıva var. Duvarlar üstünde resimler var. Ve bunlar 5 bin yıldır durmuş orada. Evet. Resimler 11. Bakabilirsiniz. Ve bu sarayın kompleks nasıl etti? Siz tapınak sordunuz.
Evet 2 tane tapınak var. Saray içinde mesela insanlar için halk için değil ama elikler için depolar var. Bir silah odası var. Avlular çok uzun bir koridor.
Ve bir seyirciler için bir avlu de var. Silah odası içinde en şu anda kadar dünyanın en eski kılıçlar bakır ile yapılmış kılıçlar bulundu. Sıva 5 de bir kaç tane bakabilirsiniz. 5 arkadaşlarım. Şu anda kadar dünyanın en eski kılıçları. Ve şimdi bütün Azantep’in çıkan buluntular Malatya Arkeolojik Müzesi’ndeler.
Biz müze ile çok yakından çalışıyoruz. Beraber buluntular anlatmak için ve korumak için. Gerçek çok senedir biz Malatya müze ile çok çok iyi çalıştık.
Yerel yetkililer ile iyi çalışmak çok önemli bir şey. Çünkü biz 2 ay orada kalıyoruz ama sonra insanlar oradalar. Onlar koruyorlar. Evet evet.
Mühürler konuştuk. Bu sarayın arşiv içinde 2000’den fazla mühür baskıları parçalar bulduk. Ve onlar anlamak için çok uzun bir iş sordu. Çünkü hepsi kırılmış parça parça. Mühür stili anlamak için 20 yıldır bir iş sordu. 3 bayanlar arkeolog ve nimarı İtalyan ona çalıştılar.
Enrika Fyandıra, Piera Ferrioli ve Marcella Frangipane ve 200’den fazla mühür buldular. O demek 200 işçiler ve yetkililer bu saray ve devlet içinde vardı. Oradaki toplam nüfus mu bilmiyor? Nüfus biraz zor. Söylemek biraz zor. Çünkü tepe üstünde, hüyük üstünde tek saray vardı. İnsanlar orada yaşamadılar.
Hüyük bir tek saraya ait mi? Evet. Saray ve 2-3 elit evleri. Başka bir şey yok. İnsanlar ova’da yaşadılar. Ondan ne kadar var? Saray aslında bir şehir değil. Hüyük bir şehir değil. Hüyük sadece saray barıdırıyor.
Evet. Ne için devlet diyoruz? Şimdi belli ama bu eserler, silahlar askeri güçü gösteriyor. Mühür baskıları burokratik ve ekonomik bir kontrol sistemi anlatıyorlar.
Sarayın anıtsal
Sayın
sistem ile kapatıyor. Çünkü Kelpici eğer bir yağmura bırakırsanız, sezon bile yağmura bırakırsanız, ertesi sene erir gider. Şimdi bu korunduktan sonra diyelim ki bir yapı grubu açıldı. Bu yapı grubu açıldıktan sonra Kültür Bakanlığı’nın denetiminde, onların Kültür ve Turizm Bakanlığı deneyiminde, onların izniyle oraya bir plan proje çiziliyor. Hem yerel yönetimler, yani bu arada tabii işte daha önce Battar Gazi Belediye Başkanlığı’nı yapan ve şu anda Büyükşehir, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanlığını sürüttüren Selahattin Gürkan Bey’i bu anlamda kutlamak gerekiyor. Onlar gerçekten bu konuda Arslan Tepe’ye çok önemli destek veriyor. Çünkü yerel yönetimle bir arzuların birlikte yürümesi çok önemli. Tabii o yerel yönetimin verdiği destek hem psikolojik destek hem bizim yanımızda olması hem bazı ihtiyaçlarımızın karşılanması çok önemli bir süreci temsil ediyor. Ama aynı zamanda idari anlamda da bunun sürdürülmesi gerekiyor. Çünkü Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın her bir süreçte hem desteği hem de onların iznleri gerekiyor. Bir yere bir çatı yapacaksanız o zaman o çatının relevesinin yapılması, kurulan iznin alınması, hem Kültür Bakanlığı’nın destekleriyle ona bir kaynak aktarılması akabinde işte genel müdürlüğün bu desteği onaylaması, ona kaynak aktarması ve daha sonrada bunun uygulanması ve uygulanırken de yerleşimi bozmadan kontrol edilmesi gerekiyor. Bu anlamda da işte
Bakanlığımız mesela Mehmet Nuri Ersoy Beyefendi ve genel müdürümüz Gökhan Yazgı’yı anmadan geçemeyiz. Çünkü ancak onların katkılarıyla bu işlemler oldu. O zaman yani o kazılan kerpiçler 1960’lı yıllardan itibaren ortaya çıkmış olması. Hep korundu, korundu, korundu. Sonra ekip ne yaptı?
O korumayı sadece kapatarak değil her gün, her yıl kontrol ettiler. Değişim var mı? Ne kadar değişim var? Eğer bozulma varsa bunu şey yapabilir miyiz ve nasıl önlem alabiliriz? Bilim insanları bunun üzerinden bu süreci şey yaptı. Yani ilk kazdığımız gün hemen burada bir saray var ve burası merkezi otoritenin kurulduğu bir yer diyemelik. Ama onun yerine önce işte
bir sarayın bir parçası ve silahlar bulundu. Arkasından sarayın işte biraz önce ilk slide’de gördüğümüz şeyler, ikinci slide’deki cadde, o caddenin kenarındaki tapınaklar ve onların odaları, onların işleri, sonra bu mühürlerin arşiv binası, daha sonra diğer
bilim insanlar çıkmaya başladı ama hepsi birlikte yerel yönetim, bilim insanları, yöneticiler yani idari anlamda yöneticiler hep bir arada davranarak dünya kültür mirasına yakışır bir çalışma yapmış oldu. Yani bir kısaca özetlemek istedim bu süreci çünkü bu süreç o kadar kolay bir şey değil. Eğer bir sene biz örnek veriyorum. Boş bıraksak gider. Bıraksaydık, bir sene
çatı örtüs sistemini işte çok şaşalı bir şey yapmaya kalksaydık nemini düşünmeseydik o zaman erir giderdi onlar. Ama bunlar her biri adım adım yapıldı ve bu üç kurumun yerel yönetimler, devlet yönetimi, bilim heyeti hep beraber ve orada çalışan halkla birlikte yani
orduyduğu halkıyla birlikte bir anlam kazandı ve bu başarıya ulaştı. Hiç bizim kazı yerinde hiçbir kaçak kazı ve tahribat olmadı. Çünkü yerel halk orayı sahiplendi. Onunla ilgili projeler yapıldı. Evet. Lütfen devam edin. Teşekkür ederim çünkü çok önemli şeyler söyledin.
Yerel siz öyle bir iş yapmayabilirdik. Selahattin Gürkan belediye başkanı bize 2007’de Fahri Hemşerlik verdi. O artık Malatya’sınız yani. Evet, Malatya’yız. O hemen yani tepenin
önemi anladı ve toplum için onun önemi anladı. Biz zaten bir grup yaptık, bir ekip beraber çalışıyoruz. Hem bilimsel olarak hem toplum için ve orduzu insanları bizim işçiler onlar
üç kuşaktır çalışıyorlar. Yani dede, oğul, torun. Evet, evet. Onlar tepe bakıyorlar. Zaten tepe onun hayatın parçasıdır. Biz onu çok iyi anlıyoruz ve bir proje başladık.
2015’te toplum Azlantepe’yi sahipleniyor. Çünkü tam o böyle. Mesela biz çalışıyoruz, makale yazıyoruz, onlara anlatıyoruz ve beraber korumaya için çalışıyoruz. Zaten Azlantepe orada, orada duruyor. Onları zaten. Onların yer. O çok önemli bir şey bizim için. Bütün yerel yetkililer şu anladılar. Ondan biz çok iyi çalıştık. Herkes ile. Mesela il müdür, il kültür müdürü il ııı. Tepeye adını verenler bu aslanlar değil mi? Evet. Bu aslanlar şu anda Ankara ııı. Anadolu Mühimiyet Müzesi’nde onlar Fransızlar buldular. Evet. Peki saray ııı
bir tane sarayda ııı vardı. Halk nerede ibadet ediyoruz orada? Halkın ibadeti neredeydi? Halkın tapınakları neredeydi? Iıı bilmiyorum. Bilmiyoruz. Iıı daha eski bir tabakada ııı iki üç bin altı yüz milattan önce çok büyük bir tapınak vardı. Biz onu kazdık ve kaldırdık.
Iıı o tapınak halkın tapınağı. Iıı çok büyük, çok anıtsal bir tapınak. Yirmi beş metre ııı geniş. Iıı belki on iki metre yüksek. Çok çok o zaman o kadar yüksek duvar yapılıyor mu? Evet. Iıı zaten
Karpiç’in ııı kalınlığı, kalınlığı yükseldiği yükseldiği. Aşağı çok kalın olur. Iıı iki metre ııı kalınlığı. Tabii. Iıı demek on on iki yüksekliği vardı. Iıı o tapınak halk için. Iıı ama ııı üç bin altı
yüz, dört yüz arasında sistem değiştir, değişti. Ve tam bir devlet duydu. Iıı tapınaktan saraya geliyoruz. Iıı o Azan tepinin yeni bir şey. Iıı yeni bir ııı ııı anlamı. Bu değişim iki yüz yılda mı olmuş? Kaç yılda olmuş? Muhtemelen. O ııı arasında iki yüz yedi. Evet. Evet. Peki
yazı yazı olmayan bir yerde bu kadar detaylı bilgiyi nasıl elde ediyorsunuz? Iıı o arkeolojik için en iyi bir şey. Yani hiçbir şey okumuyoruz ama eserden buluntulardan anlayabiliriz. Iıı mesela nerede buluyoruz ııı taban üstünde veya çöp içinde ııı ve ııı analiz yapıyoruz DNA ııı veya ııı mesela ııı iş çok interdisipliner bir iş. Iıı Azan tepinin ekip içinde ııı arkeologlarla ııı antropologlar arkeozoolog arkeobotanikçi kimyacı geolog ııı petrofizik
ııı petrograf ııı ve çok daha uzmanlar var. Ve çok önemli restoratör, çizimci, fotoğrafçı çünkü insanlar anlatmak için bu uzman çok lazım. Iııı bunların önemli bir kısmı profesyonel yani hani amatör olarak bir fotoğrafçı gelip sadece fotoğraf çekmiyor. Günlük kazı için her gün fotoğraf çekiliyor, kayıt altına alınıyor ama ııı bir ııı çalışma yapacağı zaman o çalışmadan elde edilen verilerin her biri bir profesyonel fotoğrafçı geliyor ve onların her birini tek tek doğru bir şekilde kayıt edip ııı daha sonra gelecek kuşaklara aktarlıyor ve bunlarla ilgili de müzenin de ııı yani kültür ve turizm bakanlığında ııı bilgisi dahilinde bir arşivde arşivleniyor. Yani arşivin
bir el yapıcısı ııı Francesca hocalar ama ııı onun bir kopyası da ve bir ııı şeyi de eee müzede ve genel müdürlükte eee oluyor. Şimdi bizim ııı buluntular arşivi müzeyle paylaştık. Tam aynı arşiv beraber kullanıyoruz. Hem çalışmak araştırma için hem ııı
müdürlükçelere göstermek için anlatmak için ııı buranın peki bu çok masal bir iş. Altmış yıldır da devam eden bir iş. Buranın bütçesi nereden geliyor? Türkiye’den mi İtalya’dan mı ortak mı sponsorlar mı var? Nasıl oluyor bütçesi? Bu c ııı Roma Lasapienza Üniversite ııı finans ediyor ve İtalyan Dişişleri Bakanlığı ııı bize finans ediyorlar çünkü biz ııı üniversitede ııı araştırma yapıyoruz. Ben ve Marcella
Kipane, on asia prehistorya ve proto istorya üretiyoruz ve çalışıyoruz. ııı ama tabii ki yani bu finansma ııı ama ııı onun ııı yanında daha şeyler var. Mesela şimdi Azran Tepe’de ııı bir park, arkeopark var. Iıı o ııı yerel
yetkililer yaptılar. Malatya Valili ııı Azran Tepe’nin çatı ııı finans etti. Iıı proje İtalyan uzmanları yaptılar. Iıı ııı İtalyan Tüzü’n ve Kutu Bakanlığı’dan. On dokuz yüz yirmi arkadaşlar. Ha evet. Iıı ve ııı çatı projesi projesi çok değişik, çok özel bir proje. Iıı çünkü bu sarayın çatısı. Yani sarayı yaptığınız koruma çatısı.
Evet evet. Iıı çok senedir ııı prova yaptık. Iıı anlamak için hangi çatı daha uygun. Uygun. Iıı ve biz o çatıdan çok memnunuz. Iıı niçin? Temelsiz ve o hiç kimse ona düşünmüyor ama arkeoloji toprak için temeller çok çok kötü. Ha temel atılması götürdüler. Evet evet. Çünkü altında altın kini bozuyor. Iıı daha arkeoloji var. Ama bu çatı temelsiz. Iıı ve çok açık hava gidiyor. Kuru ııı nem olmuyor. Nem olmuyor. Iıı ondan ve başka bir şey bizim için önemliyette. Peki araya gitmişiz yani. Burası şu anda ziyarete açık mı bu şeklidir? Açık. Açık. Ben gelirsem oraya gelebilirim. Evet. Gezebiliriz. Iki bin on birden açık. Iıı dedim Malatya Vali ııı bize ııı finans etti. Ama ııı kültür müdürlüğü il kültür müdürlüğüyle ve müzeyle çalıştık bu projeye. Iıı panolar ııı üç üç dil pano var. İtalyan, İngilizce, Türkçe. Iıı sesli rehberde çalıştık. Iıı
gelebilir. Niye burada bu kadar internet niye buraya para harcıyorlar ve altmış yıldır da çalışıyorlar? Ben İtalyanlar’ın kendi ülkelerinde yeterli bir şey yok mu sizin memlekette? Iıı orada da kazacak yok. Tabii. Arkeologlar çok İtalya’da ve İtalya’da çalışıyorlar. Türkiye’de çalışıyorlar. Suriye’de çalışıyorlar. Meksika’da. Mesela her tarafa çalışıyoruz. Zaten bilimsel bir şey.
Bilim bilimsiz bir ııı ülkesiz. Evet ülkesiz. Iıı ondan biz devam ediyoruz. Iıı şu an. Bir şey ekleyebilirim burada. Şimdi diyelim ki ııı yerleşikliği ilk geçişi çözmek istiyorsunuz. Nasıl oldu? Avcı, toplayıcılar, yerleşik yaşaması nasıl geçti? Ya da ilk merkezi otorite nasıl kuruldu ve ya da ııı dini
sistemden daha ııı yöneticilerin önemli olduğu bir sisteme nasıl geçti? Bu sizin kafanıza bilimsel bir soru. Bu soruyu çözmek isterseniz belirli bölgelere gitmeniz lazım. Yani bu soruyu her yerde çözemezsiniz. Yerleşik yaşama ilk kez nasıl geçildiği sorusunu ııı Levant, Kuzey Mezopotamya, Orta Anadolu, Zagros’ta bakmanız lazım. O bölgeye gidip
ilk örneklerini bulabilirsiniz bu bölgede. Ya da bu ııı şu andaki işte Filistin, İsrail ve onun güneyindeki toprakları içeren hatta belki ııı birazcık şuraya dikkatsın. Evet orayı da yani Kuzey Levant diyorlar o Suriye’nin bulunduğu yerlerde. Eee buraları araştırmazsanız ııı bu ilk ııı insan ömrünün ııı insanlığın ömrünün yaklaşık iki buçuk üç milyon yıla
uzandığını söylersek üç milyon yıl göçebe olan insanoğlu birden bir ne oldu yerleşmeye başladı. Günümüzden on iki bin on üç bin yıl önce yavaş yavaş yerleşmeye başlıyor. Peki neden? Bunu etkileyen faktör neydi? Bu soruyu çözmek için buraya lazım. Şimdi bu bölgeye fokus olmak lazım. Sizin İtalya’da yaşamanız bu soruyu sormanızı engel değil. Ya da ııı Amerika’da da olabilirsiniz. O nedenle bu bölgeler ve bu sorular ııı bilimsel anlamda önemli oluyor ve arkeolojik
oluklarda bu tür şey. Mesela Marcella Francipani devletin kökenini çok merak ediyordu. Hatta bu konuda yakında o da devletin kökeni diye güzel Türkçe’yi de çevirmiş güzel bir kitabı var. Eee bir kuramsal bir açıklama ama Ampirik yani deneysel şeylerinde Arslan Tepe ve eee Kuzey Mezopotamya’daki eee ya da Mezopotamya’daki diğer yerleşmeleri eee ele alıp oradan eee şey yapıyor ama Marcella buraya gelmeseydi bu kitabı yazamazdı. Mezor
mezarı. Yani asıl hedeflerden birisi bu. Nedenlerden birisi de bu. Insan niye devlet kurdu? Tabii. Ve nasıl kurdu? Bunu devlet dediğimiz sistemi açıklamamız için gerekli olan faktörler neler? Şimdi biraz önce Francesca Hoca her şeyi söyledi hani bazı şeyler işte kayıt sistemi önemli, yönetici eee alan önemli, üretim ve tüketimi kontrol altına almak eee önemli. Eee bir işte silaha dayalı bir güce sahip
olmak önemli. Tabii bunu yansıtan da verilenin ancak eee arkeolojik arka planını bilirseniz bunları eee kurgulayıp üzerine bir şeye oturtmak mümkün olabiliyor. Marcella hocam eee bu eee hayat ve çalışmak için eee uluslararası odullar aldı. Eee Amerika’dan, Çin’den eee
mesela dünyada şu anda en iyi bilen eee devletin kökeni den o. Daha eskisi yok mu? Bilen devlet eee orgelasyon olarak. En eski bu mu biliniyor? Eee yani önce ne eee bildik? Sümerler. Sümerler. Hı? Sümerler hemen hemen çağdaş mı? Biraz daha eski sanki. Aynı dönem. Tam aynı
dönemde. Eee ama biraz değişik bir sistem. Eee bizim ne fark var sümerli bunun arasında? Sümerler eee sümer sanki biraz daha ileri gibi görünüyor çünkü baktı zaman yazı var. Orada yazı şimdi. Ha. Eee sümerler de eee devletin
sistemi çok ııı daha din kullanıyor. Orada tapınak çok önemli. Eee bütün ekonomik sistemi tapınaklar dinlerle ııı çalışıyor. Bizimki biraz daha laik. Laik. Eee bunu sormak istedim ama ııı. Söylebiliriz böyle. Eee yazı. Belki de aslında Adal diye de diyebilir miyiz diye düşünüyoruz. Şu anda kadar öyle biliyoruz. Eee ondan sonra nasıl fark ediyor? Eee güney eee mezopotamiyada şehirler var. Bizde yok. Küçük. Eee yer küçük. Ama sistem aynı eee aynı kompleks ingilizce bana geliyor. Eee mesela sistem aynı ama insanlar o kadar çok değil bizde. Burada daha küçük. Daha
küçük. Peki mesela Yunanistan devletleri buradan esinlenmiş olabilirler mi? Eee sümerlerde eee şehirler iki yüz elli hektar büyük. Müddet. Bizde dört hektar. O fark ediyordu. Ve bundan eee güney mezopotamiyada yazı başlıyor. Çünkü onun burokratik sistemi
çok daha geniş. Karışık. Çok daha karışık. Mühür tek mühürlerle olmaz. Yetmeyebilirler. Eee bizde ne oluyor? Eee üç bin yüz de eee bir savaş bir şey oldu. Eee iç savaş. Kargaşa belki diyeyim. Kargaşa. Veya dişten halk geliyorlar. Çok iyi o çok
iyi bilmiyor. Bilmiyoruz. Ama eee sarayı yandı. Çok büyük bir yandı. Eee bu saray. Evet. Bu saray bizim. Evet. Ve o hani bugün de eee Türkiye’nin başında yangınlar çok büyük bir ama arkeolojide yangının bir avantajı var aslında. Koruyor. Evet. Eee çerpiş ve diğer nesneleri koruyor. Bir de eee şöyle arkeolojide birçok nesne eee bize ulaşırken eee genellikle
oradan arta kalanlar kalıyor. Ama yangın olduğu zaman o yangının içerisinde birçok şeyi kurtaramadığınız için bir yapının ya da bir evin ya da bir şeyin bütün ögeleriyle birlikte o. Niye yandığından sonra yıkıp yine yapmıyorlar mı onlar? Eee yapıyor ama her şeyi alamıyor ya da onu doldurup üzerine yapıyorlar mesela. Bir şey de. Normalde yeni bina yapıyorlar ama bu dönemde hiçbir şey yapmıyorlar. Demek bu
devlet ııı ııı ııı bitti. Mesela ııı sistem devam etmedi. Iıı sarayın ııı yıkan ııı yıkıntılar üzerinde yeni insanlar yaşıyordu. Iıı ondan biz her şey bulduk. Çünkü bütün bulunduğu kaç katman var burada bildiğiniz? Iıı tepede mi?
Efendim? Çok. Yani tabaka tabaka. Tabaka sekiz tane. Sekiz ayrı medeniyet var yani. Sekiz ayrı devlet olmuş orada. Evet. Ama her tabaka içinde ııı yeni köyler yapıyorlar. Demek sekiz dönem ama her dönem içinde belki dört, beş köy üst üst. Peki dönemlerin süredir ne kadar belli mi mesela? Bin yıl, beş yüz yıl. Fark edebilir. Fark
ediyor. Fark ediyor. Farkı. Mesela saray dönemi ııı üç yüz sene devam etti. Ama sonra ııı saraydan sonra ııı çok kısa yüz sene içinde yedi ııı farklı tabaka yaptılar. Iıı değiştirebilir. Mesela. Ben bir şey ekleyebilir miyim? Şimdi bu aşağı yukarı üç bin üç yüz ile iki bin dokuz yüz iki bin dokuz elli yılları arasında bu saray ııı etrafında biraz
böyle bir karmaşa başlıyor. Belki yönetici sınıf zayıf diyor. Belki ııı bir grup insan buraya geliyor. Iıı dağdaki ııı ya da çevredeki işte hayvan ııı yaşamını sürdüren ııı Kafkasya etkili insan gruplarıyla güney etkili yani aslında mezafetami etkili ama yerel ııı oradaki yaşayan insanlar arasında bir stres başlıyor. Bu stresin nasıl olduğunu bilmiyoruz ama nasıl sonuçlandığını biliyoruz. Sonuçlardan bir tanesi bu sarayın yanmasıyla ilgili ve saray terk ediliyor yönetim. Ondan önce mesela çanak çömlekleri falan hep ııı çarkta yapılıyor. Iıı ve standart ııı çark var. Çark. Pişirilmiş toprak var. Evet. Pişmiş topraktan ııı ve şeyi ama bu arada da maden de görülüyor
yani ııı bakır fışkılar var. Iıı. Sonra ııı birden daha kuzey etkili o ııı yani Güney Kafkasya etkili. Yani Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan gibi. O bölgelerden şey yapan kurarak seramikleri dediğimiz onlar ııı görülmeye başlıyor. O arada da. Demek ki oradan birileri gelmiş burayı. Gelmeyebilir. Onlarla etkili, ilişkili. Biri bunlar birbirini biliyorlar, o kültürlerden etkileniyorlar. Ama bunlar
mesela Çanak Şömleği genellikle elde yapıyorlar. Şeyde çarkta değil. Onlar karşılaşıyor. Bu işte belki o sarayın zayıflamasından dolayı ötekiler aralarında bir konfliktoluyor. Belki oradaki yerel halkla üreticilerle yöneticiler arasında bir problem belki çıkıyor. Ve o zaman. Mesela o dönemde Mısır’da bir bedeniyet var ve Mısır hiç etkilemiyor mu buraları? Bir geçirgellik yok mu Mısır’la? Balantı diyor musunuz? Hayır. Bu dönemde yok. Yok. Iıı ilk balıntı ııı balantı ııı Filistin ııı dönem ııı dönemi yani yer de var. Ama biz çok uzakız. Iıı daha sonraları daha çok artıyor şey. Hititler zamanları. Yani mesela üç bin eee sekiz yüzlerden önce aslında daha biraz daha geriye gidersek eee yerel eşik
yaşamaya geçişle beraber insanlar aslında birbirlerine bağımsızlar. Yani birbirlerine haberleri var etkileniyorlar ama daha izoleler. Ve daha homojen bu gruplar. Iıı sonra gittikçe birbirlerine daha benziyor çünkü insan nüfusu arttıkça popültasyonlar arasında toplumlar arasındaki ilişkileri daha ticareti arttıkça da bir ticaret artıyor. Madenler önemli olmaya başlıyor ya da işte boncuk gibi değerli taşlar önemli olmaya başlıyor. O da bu ilişkileri
daha güçlendiriyor. Ondan sonra da birbirine benzeyen bir şey merak ediyorum şimdi. Iıı biraz daha daha esir herhalde bu Kapadokya yakınlarında aşıklı öğüklü var. Evet. Aşıklı öğükte bunun bağlantısı var mı mesela? Yok. Yok. Ayrı ayrı toplumlar. Doğrudan değil. Dönem. Dönem farkı. Üç bin yıl aralarda galiba. Iıı aşıklı ııı neolitik bir dönem. Biz ııı sonra. Evet. Aşık aşıklı öğüklü ııı Orta Anadolu’da ııı
tarımın ııı başlangıcı ve oranın kendi yerleşi dinamiklerinde tarımın ortaya çıkışı ve hayvanların evcilleşmesinde önemli bir yerleşme. Çok önemli. O yüzden çok önemli bir yerleşme ve ııı işte bu hane halkı nasıldı, nasıl değişti falan bunları da açıklayan bir yerleşme. Ama buranın kendi dinamikleri ayrı. Yani burayı ayrı düşünmemiz gerekiyor. Yani
her zaman her yerleşmede paralel olduğu zaman hani aynı zamanda ya da farklı zamanda birbirleriyle her zaman iletişim olması şart değil. Iletişim içerisinde olabilirler. Hani aynı zaman diliminde ise ama ilişkili olmak zorunda değil. Bire bir. Bire bir. Yani bir insan topluluğunun mutlaka gelip başka bir topluluğu kurması gerekmiyor. Gerekmiyor. Iıı aşıklının dönemde Malatya obasında tepeler vardı. Bir
Cafer Hüyük. Şimdi su altında kalıyor. Iıı Cafer Hüyük’ün balantı güney ile mesela ııı çayını ııı ve ııı onun balantı orta Anadolu’yla. Kuzey Irak’la ve güney. Evet. Mezopotamya tarafından çok. Mezopotamya ile. Iıı etkileyen. Peki merak eden konu bir tanesi şimdi Türkiye Türkiye bu UNESCO miras listesinde ııı bize göre olması gereken yerin daha altında. Eğer başka ülkelerden de işte birinci İspanyaymış şimdi. Ikinci İtalya, üçüncü Fransa ııı Mısır bizim üstümüzde, Meksika yukarılarda. Biz dokunursanız galiba. Iıı fena bir yer değil ama daha çok olması gerekenleri düşünüyor insan. Iıı nasıl giriliyor bu listeye? Işte siz bu ııı Arslanlı Hüyü oraya nasıl ııı sokabildiniz? Çünkü belli
özellikleri gerekiyor. Tek olacak. Tek değilse de ilk olacak mesela. Iyi korunmuş olacak. Tarihi açıdan bir anlam ifade edecek. Yani burası olmasaydı şu olmazdı gibi bir önemli bir mihenk noktası olacak gibi şeyler var. Nasıl oldu bu süreç nasıl ilerledi? Nasıl yaptınız bu işi? Iıı çok zor ve çok uzun etti. Iıı iki bin on dörte başladık. Iıı genel bizim
genel müdürlüğü kültür varlıkları ııı ve bakan ııı onlar hemen ve çok iyi Azantep’in önemi anladılar. Iıı ve ııı iki bin on dörte başladılar. Mesela geçici UNESCO liste listelerine kaydettirdi. Iıı o zamandan beri tüm bakanlığı ııı bakan bakanlığı, genel müdürlüğü, ııı il ııı kültür müdürü, müze, ııı İnan Üniversite ve biz beraber ııı bir yönetim planı için çalıştık. Galiba yönetim planı da şu anda ııı Malatya Büyükşehir Belediyesi’nin ııı sorumluluğunda değil mi? Öyle hatırlayacağım ki biraz. Yani ııı onlar kontrolü. Evet.
Çünkü bu yönetim planı için değil. Hepsinin. Evet. Iıı tepe ııı tepe ve çevre için koruman lazım. UNESCO ona bakıyor. Mesela ııı orada tamam, ünik bir yer var. Iıı onun koruması çok iyidir ama nasıl bilebiliriz yani on sene sonra nasıl edebilir? O da çok önemli. Iıı UNESCO o görmek istiyor.
Iıı devlet ııı ve enstitüler, üniversiteler nasıl bakacaklar? Ne yapacaklar bu yer için? Evet yani idarenin ondan sonra yerel şeylerin ııı yönetimin, müzenin ııı kültür bakanlığının ııı kültür ve turizm bakanlığının ve ııı Büyükşehir Belediyesi’nin, arkeologların, hepsinin ve yerel halkın hatta çünkü yerel halkla da görüşüldü o ııı süreç içerisinde yani halkın Arslan Tepe’ye nasıl baktığı da önemliydi. Bunların hepsinin birlikte bir genel bir değerlendirilmesi oluyor ve çevreyle birlikte onun korunmasıyla ve yönetimin de gelecekti nasıl yapılacağını ve nasıl korunacağını hep beraber bir ııı planlaması yapılıyor. Ve ııı bunu da nasıl sürdürülebileceği de önemli. Yani şimdi siz dünya kültürün mirasını haline dönüştürdük bu yerleşmeyi. Diyelim. O zaman bir takım koruma yükseklikleri
geliyor beraberinde. Tabii. Iıı yarın hemen işte ııı bunun hemen yanına işte onu ııı rahatsız edecek, onu ııı yok edecek bir işlem yapamazsınız. Yani onu zaten hani öyle bir Türkiye’nin öyle bir planı programı, yerel yönetimlerinde böyle bir şey yok ama yani halkıyla ve ııı bütün o taraflarıyla orayı korumak için ve gelecek kuşa aktarmak için çünkü burası bir insanlık tarihinin önemli bir yeri ve ııı insanlığa ilişkin ııı kültürel ögelerin bir ııı zaman diliminde ııı çok önemli bir kültürel aşamayı temsil eden bir yerleşme, yünik bir yerleşme o zaman bunu bu haliyle korumamız gerekiyor ve çevresiyle birlikte korumamız gerekiyor. Ve ben gerçek çok teşekkür etmek istiyorum ııı kültür varlıkları ve genel de müzeler genel müdürlüğü bizim
kültür bakan ııı il kültür müdürü, müze ııı Belediye Başkanı Belediye Başkanı hem Malatya’nın hem Batalgazi’nin çünkü iki ııı biri yerel bir şehir diğeri ııı çünkü herkes kesinlikle çok çok çalıştı bu ııı sonuç için. Peki bunun bir avantajı oluyor mu bu şey için? Eee daha bu topluluk geliyor, bir para geliyor, öderek mi geliyor, ne oluyor? Para bilmiyoruz. Umarım. Yeni bir rezeptik Allah. Eee kesinlikle bir avantaj. Eee turistler gelecekler ama yerel insanlar içinde çünkü böyle daha iyi ııı anlayabilirler ııı tanıtan bilirler. Mesela Malatya’da herkes bilmiyor Azlan Tepe. Biz ona çok çalıştık bu son seneler ama böyle daha reklam olacak. Iıı
biraz piresizmin serisi ama aynı zamanda yani Türkiye’de yapılan çalışmalarda bir ııı ne diyeyim takşlandırılım. Aslında bir nobele gibi de düşünebiliriz böyle bir şey. Peki hocam şimdi mesela siz bunun hepsini hakim olunca bunu size sormam gerekiyor belki. Bir yandan Göbektepe var. Göbektepe’de benzer şekilde yani çıkan göbekli de benim benzerinden on üç tane daha bulunmuş olan var ama henüz kazınormuş. Hani o ülkenin altında. Bu yıl kazılıyor. Yani bu yıl benim bildiğim bir tanesi daha kazılacak galiba. Dört tane yerel kazı var. Ben bir tanesi daha kazılacağını
duydum ama dört tanesi kalacaktır. Şimdi Batman’da sürmekte olan en az onunla yaşıt ııı bir başka ııı. Honcuklu tarla var. Evet. Iıı Mardin. Bunlara bunlara bunlara arası baktığım an göbek de şey ııı Göbektepe diyorum ııı Arslan ııı Tepe Höyü’nün önemi ne? Bu bu bir silsile mi göğü neyi işaret ediyor bütün bunlar peş peşe? Yani her her birinin bence ııı insanlık ııı tarihinin içerisindeki aşamaları ve anlattıkları ııı hikayeler farklı aslında. Farklı. Yani bir yandan da beş bin yıl var, altı bin yıl var. Mesela bir isim Göbekli Tepe’de ve onun Göbekli Tepe kültürü diye tanımladığımız bu bölgedeki te biçimli yapılar ve onların etrafına gelişen bir ııı hikaye anlatımı bir şeyi tanımlıyor ve bunu yerleşik yaşamda insan toplulukları
neden böyle binalar ııı inşa ettiler özel binalar? Ama Göbekli Tepe yerleşim öncesi galiba değil mi? Yerleşik yaşam da var Göbekli Tepe’de. Aynı zamanda bu ııı yapılar da var. Bu yapıların ııı belki hani yerleşim de yani. Göbekli Tepe’de o yapıları kimin kullandığı belli mi? Yani çünkü sanki Etat’an göçebeler gibi belli dönem girip oraya sonra gidiyorlarmış gibi bir şey de var. Tez de var. Şimdi bu aslında daha önce hani konumuzu değişiyor ama biraz ııı hani
Arslan Tepe’den uzaklaşmıyorum. Yani benim de uzmanlık halam değil. Yok yok çok önemli. Çünkü Asantepe’de aynı bir şey oldu. Mesela ııı altmış yıldır çalışıyoruz. Önce bir şey anlıyoruz. Sonra belki biraz ters. Ters oluyor. Olabilir. Başka bir şey çıkıyor. Mesela ııı şimdi ııı Yahya Coşkun Bey yazmış. Şu anda yedisi kazılıyormuş o bölgede. Iıı benim ııı bilgim ııı sadece dördeyle sınırlıydı ama gerçekten şey yani çok önemli bir çalışma yürütülüyor. Iıı Mardin’le Urfa’nın arasındaki bölgede. Şimdi orada daha önce işte ilk kazı yapan araştırmacılar bu ııı işte dört tanesini beş tanesini kazdıkları yuvarlak planlı yapılarda ııı çevresinde yerleşik yaşamın ııı o yuvarlak planlı çukur evleri bulamadıkları zaman ilk etapta önerdikleri şey aslında belki de yerleşik yaşama geçişin ııı
bu ııı insanların bir araya gelme ihtiyacı ve çeşitli nedenlerle yan yana gelen bu bireylerin ııı daha sonra bu bölgenin çevresinde yerleşmiş olabileceklerin önerdikleri ama daha sonra yapılan kazılarda ııı bu yapıların çevresinde aslında insanların yaşadıkları yuvarlak ııı ve çukur planlı yapılarının olduğu saplandı son yıllardaki kazı. Karapiyana geçiş ne zaman hocam? Yani ben antropoloğum tabii yani ııı şeyi bilmiyorum ama çok kazaya kadir
de soruyorum. Yani PPNA döneminin sonunda binaların ııı yuvarlak plandan ııı hafif böyle kareye dönüyor. Köşeleri yuvarlak köşeyi yapmak zor çünkü. Sonra oradan da PPNB dönemiyle beraber PPN’nin sonu PPNB’nin döneminin başlarıyla beraber ııı köşeli yapılara ııı dönüşülüyor. Tabii bu aslında yani şeyde ııı mimarlıkta bir dönüşüm yani bir devrim ondan sonra da işte tek odalı iki odalı çok odalı yapılara doğru bir dönüşüm ııı söz konusu oluyor burada. Yani şöyle düşünmemiz gerekiyor. Her dönemin kendini özgü ııı yunik ya da kendini özgü insanlık tarihini etkileyen onun kültürünü yansıtan özellikleri var. Yani ııı Göbekli Tepe farklı bir durumu yansıtırken yerleşik yaşam ve ııı işte belirli özel binaların etrafında toplanmış insan grupları ya da onu ııı yapan bireyler Arslan Tepe’de bu başka bir boyuta dönüşüyor. Bir işte merkezi otorite üretim tüketim ilişkisini kontrol altına alıyor. Ve ııı elit sınıfla halk arasında da bir ayrım yani tam anlamıyla bir ııı önemli bir sosyal ııı sınıf ııı belirginleşiyor. Günümüzdeki aslında belki de şu anda bizim ııı işte dünyamızda gördüğümüz birçok öge yani silah ondan sonra sınıfsal farklılaşma yönetici ııı tapınaklar önemli bir kısmı işte bu evri de gerçekleşiyor ve Arslan Tepe’de bunu anlamamız için bir araç ııı oluyor diyebilirim. Peki efendim şimdi ııı Martelli ııı hocanın ııı devletle ilgili kitabında buradan ne görmüş yani ne anlatıyor burası devletin oluşumuyla ilgili olarak ilk devlet oluşumuyla ilgili olarak?
Iıı Azran Tepe’den mi? Evet. Mesela ııı biraz söyledik ııı şu bu elitler ııı tarim kontrol ediyorlar ııı varlıklar kontrol ediyorlar ııı ve bu kontrolden ııı güçü alıyorlar. Sisteme böyle çalışıyor. Mesela. Bunu mesela nasıl anladınız? Iıı doğar resimlerinden mi sadece mühürlerden değil her şeyden. Iıı o bu yangın bize çok yardım etti. Çünkü ııı her şey ııı o saniye o dakikada durdu. Evet. Üç ve dört belki. Evet. Biraz ııı mesela üç ve dörtte bakabilirsiniz. Odalar içinde
bütün buluntular var. Depolar içinde sarayının depolar içinde ııı vazolar ııı ııı hayvan kemikleri ııı ama ııı kömürden bitki ve hangi tarim hangi yemek kullandılar anladık. Iıı sarayın ııı tören de anladık. Iıı mesela ııı herkes saray
içinde giremezdi. Iıı çok uzun bir koridor var. Yükseliyor ııı kapıdan bir avluya geliyor. O avluda taht bulduk. Var. Iıı kömürden anladık. Iıı ııı ardıç bir taht. Onun yanında
küçük ııı dal çiçekler bulduk. Iıı o demek çok ııı değişik bir tören ııı ve ııı bu törenle ııı elitler insanlar kontrol ettiler. Iıı taht tahtın arkasında iki pencere var. Iıı bir
foto gösteriyorum. Evet. On. On. On. Iıı şu bina ııı seyirciler binası. Iıı onun ııı tam avlu ııı insanlar avluda durdular. Ve ııı bir platform üstünde taht bulduk. Iıı onun arkasında iki pencere. Iıı pencereden bir ııı kutsal bir ateş için işi görebilirdik. Düşünün mesela halk için nasıl bir figür nasıl bir kral veya kralici o bilmiyoruz. Çünkü kemikler bulamadık. Ama nasıl
törenli bir bir ııı bir yer ııı resimler ııı bütün resimler tam kapılar yanında. Ya o da ııı slide on bir de görebilirsiniz. On bir. Figür ııı anlamak için biraz zor. Ama kesinlikle bu karakterler ııı çok güçlü bir karakter.
Alt sağa köşedeki on bir masanın şeyinde oturan. Belki o taht üstünde oturuyor. Belki de tam bizim yani bulduğun yeri. Yani belki Francesca şöyle ııı kısaca şey yapalım biraz karmaşık oldu. Şimdi şehrin bir giriş yani şehrinde miyim bu tapınakların olduğu alanın bir giriş alanı var. Giriş alanına sarayın. Pardon. Bir giriş alanı var ve bu girişe
girdiğiniz zaman o tahta oturan kişi sizi karşıdan görüyor. Şimdi o yukarı çıkıyor sonra. Evet orada çok uzun bir yani. Koridoru var. Eee yetmiş metre belki uzunluğunda bir koridor. O koridorun sonunda sizi görüyor. Tavan yüksekliği ne kadar içeride? Iki katlı en az olduğunu biliyoruz yapının. Ama ııı şu anda birinci kat. Yani zemin katlılığı. Tavan yüksekliği ne kadar? Bir katın? Onu ııı değiştirebilir. Mesela büyük binaların ııı beş metre yüksekliği olabilir. Küçük odalar ııı depolar daha daha az. Sonra ııı bu koridorun sonunda bir şey var. Karşılama meydanı gibi bir alan var açık alan. Rövmeyde bir taht var. Iıı bu açık alanda bir önce hediye bırakılan bir ııı sunak var. Iıı o sunaktan sonra ikinci bir sunak alanı daha var. Iıı belki de herkes o birinci sunaktan ikinci sunağa da geçemiyor. Yani eee ancak yöneticinin izniyle şey yapılıyor. Ve o bir merdivenle üç basamakla ııı böyle ııı o tahtın olduğu yere ve tahta orada duruyor. Dolayısıyla şimdi burada aslında bir hem ııı kişi ııı geri bir hirafiyet yapı olduğunu görüyoruz orada. Iıı gelen ziyaretinin ııı bulunduğu konumla bekleyen yöneticinin hiyerarşik dizilimini şey yapıyor. Herkesin de gelememesi nedeniyle işte bu tür veriler bizler. Verilerle ufak ufak toplanıp sonuçta bir sonuca var alıyor. Üç aşağı beş yıldır sonuca var alıyor. Tabii. Hocam bir reklam arası daha beraber gerektiğini
işaret ediyorlar. Devam edeceğiz sonra. Teşekkür. Hocam size birkaç ııı izleyicilerine gelen soruyu ııı aktarmak için şimdi kazılarda bazı iskeletler de bulundu ııı dediğimiz. Burada bulunan iskeletlerin ııı genetik yapıları DNA’ları
incelendirmeye, genetik yapıları incelendirmeye ve bugün Anadolu’ya yaşayan insanlarla aralarındaki genetik benzerliği eee biz onların torunları mıydı da bölge halkı onların torunları mı yoksa o yok olup gitmiş bir ırk mı? Bunu merak eder insanlar ııı çok da yerinde bir merak ııı yapılır son cümlenizden başlayın biz ııı antropologlar uzun süredir ırk kavramını reddediyoruz. Yani şeyden dolayı ııı çünkü ırk kavramı aslında genetik olduğu düşündüğün ama sosyal olarak inçaydılmış bir durumu temsil ediyor. Iıı insanlık
çok ııı hani karmaşık bir şeyler her popülasyon birbirleri karışıyor. Şimdi Arslan Tepe’de aslında ııı milattan önce üç bin altı yüzlerden üç bin yedi yüzlerden başlayarak orta şeye kadar farklı insan iskelet toplulukları sağladı bizi. Ve aslında ııı bir hitit dönemini saymazsak onun dışında hemen hemen her dönemden az ya da çok insan kalıntılarımız mevcut. Bu
anlamda geçmişten günümüze anlamımızı sağlayacak ııı Arslan Tepe’deki dönüşümü anlayacak bir veri sağlıyor. Biz bu iskelet kanıntılarından özellikle ııı bahsettiğimiz işte üç bin altı yüz, üç bin sekiz yüz yılları ait ııı bebek iskeletlerinden yerleşim içerisine gömülen ııı daha sonra bu üç bin üç yüz yılları hatta iki bin ııı dokuz yıllarına ait o karmaşanın olduğu ııı şeylerde hem yerleşim içerisine dağılmış ııı
öldükten sonra çürümüş olan bedenlere ait kalıntılar, küçük kemikler. Eee hem de ııı bir ııı şiddet sonucunda öldürmüş insanlar ve bir krali ııı mezar, bir yönetici ve onun etrafındaki çocuk gömüllerinin tamamının ııı genetik ııı özelliklerini analiz etmeye ııı çalıştık. Ve yaklaşık yirmi üç örnekten DNA izleledi bu erken örneklerde.
Ve buradan elde ettiğimiz sonuçlar aslında ııı Arslan Tepenin büyük oranda Anadolu gen stokunun bir parçası olduğunu. Ancak ııı ııı bazı örneklerin bir miktar ııı Levant’ta bazı örneklerin de bir miktar daha Kafkasya’yla ilişkili olduğunu ve belki de işte popülasyonun genel yapısının yüzde otuz yüzde yirmi civarında bir Kafkas etkisine sahip olduğunu ııı gösterdi. Tabii bu Kafkasların buraya gelmiş olmasıyla değil altı bin beş yüz yedi binlerden itibaren Anadolu’ya eee Kafkasya’dan eee şey yapan ııı sürekli ııı iki bölgenin arasındaki etkileşimden kaynaklanan bir karışımın bir parçası. Yani bir popülasyon buraya göç ettik ama zamanla aşama aşama meydana gelen bir dönüşümün
ııı olduğu ııı saptandı. Tabii ııı bu çalışmalar biz geçmişte Türkiye’de antik DNA laboratuvarı yoktu. Iıı ve ııı çalışmalarımızı Almanya’daki Max Blank enstitüyle yapmıştık. Ama şu anda Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümünde benim de başkanlarımı sürdürdüğüm bölümde bir antik DNA laboratuvarı ııı kurduk. Iıı Otdide’de Mehmet Somer
Hoca’yla birlikte bir ııı DNA çalışmasına başladık. Iıı bu şimdilik ilk etapta neolitik değişme süreci ama daha sonrada bu kafkas etkisini anlamaya yönelik bir çalışma. Iıı buradan çıkacak sonuçlar ııı biraz zahmetli ve uzun zaman alıyor ama sanırım bu hikayeyi biraz daha iyi anlamamıza olanak sağlayacak. Hocam bir şey daha merak ediyor insan. Tabii bilimsel milliyetçilik yapanlar da var. Iıı görüyorlar.
Niye kazı başkanı yabancı da başkan yabancısı ııı Türk diye soranlar da var veya eleştirenler de var. Iıı konu ruhun büyüklükleri için ııı özünde ııı suçlamak da istemiyor kimseyi. Bir bilmek ayık değil. Iıı şimdi öğrensinler hiç olmazsa. Türkiye’de şu anda kaç kazı sürüyor? Iıı arkeolojik kazı sürüyor ve bunların kaç yabancı, kaç yerli? Aralarında ne fark var? Iıı yabancılar nasıl kazabiliyor? Türkler nasıl kazabiliyor? Fatih Bey bu soru için gerçekten teşekkür ediyorum. Iıı biz genellikle
biliyorsunuz ııı bu tür çalışmalarda Türkiye’de yapılan çalışmalar sanki biraz göz ardı ediyormuşuz gibi geliyor. Ama şu anda Türkiye’de benim hatırladığım tam rakamı söyleyememişsem bile dört yüz yetmiş civarında Türk bilim insanlarının yürüttüğü kazı var. Dört yüz yetmiş. Dört yüz yetmiş tane. Ve bunun tamamen finansı Kültür Bakanlığı tarafından ııı sağlanıyor ve Türk Tarih Kurumu da özellikle on iki aylık ııı projeleri büyük
destekler veriyor. Iıı kazı tabii pahalı bir işlem olduğuna göre bu pahalı işlemi ııı yapmak için mutlaka devlet kurulur. Şunu hatırlıyorum ııı hocam ııı ııı Mehmet Ersoy Kültür Bakanı olduğu ııı zaman dedi ki her isteyene ödenek vereceğim çünkü paralar çok büyük paralar değil Türkiye bu paralar verebilir dedi ve çok hızlı bir ödenek çıkar. O zaman ben çok şaşım çünkü kültür değil de turizm arttığı bakan olacağını zannediyorduk ama kültüre de bizzat ııı fikir serde değil ama ııı maddi katkıyı çok iyi verdiğini biliyorum ben Mehmet Ali. Yani eğer şöyle düşünürsek örnek veriyorum işte bu Rus’u barajında ııı yürütülen ııı onlarca kazıya yani neredeyse milyonlarca lirayı ııı bulan destekler verildi. Ve bu destekler sadece kazı yapmak amacıyla değil onları korumak ve gelecek kuşa aktarmak için de yapıldı. Son zamanlarda Kültür Bakanlığı’nın bu konuda ııı çok ciddi destekler verdiğini ııı söyleyebiliriz ama Türkiye Cumhuriyeti hem kadim bir kültüre sahip. Iıı her ııı karış toprağında şey var. Bir ııı kültür var ve ııı hani şöyle peki yabancıların kazılarına geçersek. Eğer yabancıların kazısına geçersek yine otuz ııı civarında yabancıların yürüttüğü kazılar var ve ııı yönetmelik ve yönelik farklı. Eğer bir yabancı araştırmacı bu bölgede bir kazıyı sürdürmek istiyorsa aynı zamanda finansmanlı ve kendi getirmek için tabii onları sağlamak zorunda ııı dolayısıyla şey bu. Peki. Ve her yabancı kazının yanına muhakkak bir Türk kazı başkan yani. Iki tane. Iki tane. Iki tane minimum ve şu anda yine ııı tabii bilim interdisipliner bir alan ve aslında herkes birbirlerinden bir şeyleri öğreniyor. Ben antropoloğum ama işte çok sayıda arkeoloji kazıya katılmaktan biraz arkeolojide öğrendim. Evet artık arkeoloğuk oldunuz. Iıı yani kendimi bio arkeolo olarak tanımlıyorum.
İnsan bio arkeolo. Ama kazıları ııı böyle bu şekilde ııı hani katıldığınız zaman farklı alanlardan farklı bilim insanlarını yan yana getirerek bunu sürdürmeniz gerekiyor. Ve ııı işte Marçelli Hanım bin dokuz altmışlı yani yılların sonundan itibaren ya da kırk beş yıl önce bu kazılara başladığı zaman ben henüz daha antropolojide ııı başlamamıştım. Yani. Hatta daha küçüktüm yani. Kozu başlığında siz her
yerde yeni doğmuştunuz belki. Işte biraz ııı yeniden biraz fazlaydık on yaşlarında falan. Sonra ııı. Biz elli üçlü misiniz? Ben altmış dörtlüyüm yaklaşık. Kazı altmış bir de başlamadı mı? Işte kazı altmış bir de ama ııı Marçelli Hanım. Hayır Marçeli’nin yaşı ayrı ben kazının başlamasını diyorum. Ama yani ııı Marçelli Hanım uzun süre kazı başkanlığı yaparken biz antropolojik çalışmaları sürdürüyorduk. O zaman Marçelli Hanım ııı bana ııı bu insan iskelet kalıntılarını sapladığı zaman ihtiyaç duydu ve biz ııı
galiba Lydon’da ııı bir ııı toplantıda yan yana geldik. Ondan sonra ııı Ondan sonra Marçelli Hanım dedi ki sizin hani antropolojik çalışmalarınız var, önemli. Bunu bizim Arslan Tepe’ye de uygulayabilir misiniz diye ve ben böylece davet edildim. Ama sen aynı zamanda birkaç kaza daha göre alıyorsun değil mi? Benim yaklaşık herhalde otuzdan fazla ııı kazı ııı farklı kazılarda çalışmışlığım var.
Ve yavaş yavaş devam ediyor bu süre. Yani yabancı bir ııı kazı ııı grubu kendi finansmanı ancak bulursa ııı kazabiliyor. Finsansmanlığı bulmak zorunda ve ııı tabii ııı kazısında sistemli ve düzenli bir şekilde Türkiye ııı ııı işte Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın verdiği kurşunlarda ve onların zaten denetiminde oluyor. Onların verdiği kurallara da uyarak sürdürmesi gerekiyor. O zaman her şey yolunda geliyor. Ve başka
bir şey söyleyebilirim bundan. Iıı tüm buluntular Türkiye’de kalıyorlar. Tabii. Tabii tabii. Evet evet. Eee ve ııı mesela biz bilimsel için, tanımak için çalışıyoruz. Iıı ve bizim iş tam iş birliği bir ııı bir iş beraber Türklerle ııı
bakanlıkla çalışıyoruz. Peki şu anda mesela Türk üniversiteler kaç üniversite var veya başka üniversite var mı? Çok uluslu bir yapı var diye biliyorum çünkü orada. Azantep’de mi? Aslan Tepe’de. Azantep’de dört beş Türk üniversitede çalışıyorlar. Üniversite ve üniversiteler ııı beş İtalyan üniversite toplam yirmi farklı üniversiteler ve üniversiteler ııı dünyadan gelen. Ama hepsinin finansını siz
karşıyorsunuz. Evet ııı evet böyle. Iıı ama her zaman ııı izinli izin ile çalışıyoruz ve ııı Türkiye’nin kurullar ııı ile çalışıyoruz. Iıı şimdi diyelim ki elinize küçük bir bize biraz önce bahsettik bu antik DNA çalışması yapıyor musunuz diye. Bir küçük parçadan araştırma yapmak istediğinizde Türkiye’de bir laboratuvar bunları yapabiliyorsa mutlaka ve mutlaka burada yapılması gerekiyor. Böyle bir ııı öneri var. Çünkü bu aynı zamanda Türkiye’de bilimin gelişmesine de katkı sağlayan bir alan. Ama eğer yoksa o zaman ne yapacağız? O zaman başkalarıyla da çalışacağız. Iıı bu nedenle yani aslında şöyle düşünebiliriz. Bu internet alanda farklı konularda uzman olan kişiler yan yana geliyor ve kendi uzmanlıklarını ııı o alandaki yaptığı çalışmalara sürdürerek o ııı geçmişteki ııı insanlık tarihinin kültürel bir parçasını daha iyi anlamamızı sağlıyor. Ve aynı zamanda biz öğretiyoruz. Mesela bizim grup içinde Türkler Türk öğrenciler var. Eğer bir analiz veya bir şey Almanya’ya yapıyoruz o Türk öğrenci öğrenebilir. Tabii. Mesela. Ve belki on sene sonra bir laboratuvar Türkiye’de çalışı açacak. Mesela biz onda ııı yapıyoruz. Bazı araştırmacılar ııı o kazı heyetlerinin ııı ya sahip oldukları niteliklerle o kazı heyetlerinin içerisindeki başka bilim insanların yanına doktor eyle. Başka üniversitelerde tabi hani şunu da belki burada bir ııı belirtmek gerekecek. Yani Türkiye’de hep şey düşünüyor. Yani yabancılar kazıkları eserleri alıp götürüyorlar mı diye. Bu mümkün
değil. Şöyle sadece küçük bir parçaya bile götüremez. Çünkü ııı her kazı ııı orada yer alan bir ııı Kültür Bakanlığı’nın temsilcisiyle temsil ediliyor ve o temsilcinin yetkisi kazına nasıl gittiğini kontrol etmekle bağlantılı. Yani şöyle diyeyim hocam yani bir yabancının bir şey götürme ihtimaliyle bir yerlinin bir şey götürme ihtimali aynıdır. Yabancı alıp götüreceğim bir şey yok yani. Bir şey gidecekse eğer. Ama gümrükten geçerken öteki yakalanır
bizimki belki yakalanamayabilir. Ama yani insanoğlunun ııı nihayetinde ııı Kültür Bakanı’na hiçbir şeyi boş bırakmayacağız diye düşünülebiliriz. Bırakmaya çalışıyor ama ııı şu da biliyoruz ki bizim camilerimizden Çinliliği çalanlar yabancılar değil. Bizim kendi camimize kendimiz çalarız. Iıı o yüzden de ııı umut çok önemli çünkü insanlar kısa yoldan para kazanmak için bunu araç olarak kullanıyorlar. Peki Fransızlar son sorum ııı bitireceğiz programıdan. Bundan sonra seçim beklenti ne sizin ııı Aslanlı ııı Tepe’den. Tepe. Iıı şu an çok projeler açtık. Mesela büyük proje içinde. Iıı ilk ııı Hitit dönemi ııı biraz daha çalışmak istiyoruz. Yani milattan önce bin sekiz yüzler bin sekiz yüzler bin sekiz yüzden ııı sekiz yüze kadar. Iıı çünkü orada ııı Hitit empera emperatorlu dönemde var ama geç Hitit’te var. Iıı ve bu dönem ııı çok fazla bilmiyoruz. Mesela sur duvar ve kapılar ııı peki bir şey bu daha yukarıda olması gerekmiyor mu? Evet. Evet. Ama tek daha yukarıda değil ııı tepe biraz buyudu. Mesela ııı Hititler kuzeyde oturdular. Iıı kalkolitikler ııı güneyde. Çünkü onlar kendi merkezine yakın olmak isterler belki. Tam niçin bilemiyoruz
ama böyle ııı ilk o yapmak istiyoruz. Ondan sonra en eski tabakalar a gitmek istiyoruz. Mesela ııı devlet kökeni nasil etti, nasıl başladı her şey. Bilmiyoruz. Iıı araştırmadan, yüzeyden neolitik seramikler gördük ama o tabakalara daha gelmedik. Onlar yüzeye nasıl çıkmış öyle? Çıkıyor çünkü
mesela toprak ııı erozyon var veya hayvanlar öyle bir şey. Ondan tepenin hani en üst tabakası orta çağı ama eteklerinin yolu ne olduklarını en de bulunabiliyor. Çünkü ııı şey gibi biraz. Eee yandan kalsın sonra oraya giriyorsun. Evet. Ondan sonra çevre biraz daha anlamak istiyoruz. Mesela ııı evet ııı kim vardı ııı kaç köyler nüfus nasil etti? O yani Azantep’in çevreyle balantı daha anlamadık. Iıı mezarlığı çok merak ediyoruz. Evet. Nezarlık nerede? Necropolis nerede? Prehistorya döneminden necropolis nereden? Hiç bilmiyoruz. Iıı biraz başladık. Iıı yani CEO radar, CEO magnetik sistemle ııı arıyoruz. Iıı şimdi mesela Batumiye’de bakıyorsunuz necropolis yok, evlerin altına gömmüşler bu ııı genelde. Burada öyle bir şey yok mu? Erken evre de bizde de öyle. Ama bu dönemde birkaç bebek evlerin içerisinde avlulara falan gömülü ama asıl mezarlık yani asıl şey yok ve ııı özellikle kalkolitik dönemde biz gerçekten şeyi bilmiyoruz ama tüm çağındaki yerleşmenin mezarlığını da bilmiyoruz. Mezar olmama ihtimali var mı? Yok. Bence yok. Hı. Biraz. Hani zeldişlerde gibi belki dışarıya bırakılarsa yani. Öyle bir ihtimali
olabilir ama onun da kanıtını bulmamız lazım nihayetinde. Iıı demek mesela çok sene devam gidebilirim. Iıı sizden sonra gelenler var mı? ITI’den? Yardımcılarınız var mı? Umarım. Yani siz marçaya döndürün. Sizden de birisi alacak herhalde. Iıı mesela şimdi ııı bizim öğrenciler geliyorlar ama Türk öğrencilerle beraber beraber çalışıyoruz. Iıı umarım çok senedir devam edeceğiz. Şimdi bu yüzde elli yüzde elli
araştırmacıların şeyi olduğu için ııı hangisi sivrilirse bunların arasında. Yani ve bir Türk olması herhalde ama. Iıı olabilir olmayabilir. Yani bunun yok önemli değil. Türkiye Cumhuriyeti de destekleyebilir bunu. Ama bunu en iyi kazacak kişiyle vermek eee gerekiyor. Şimdi Franseska burada olduğu için söylemiyorum ama Franseska da işte yıllarına hani Arslan Tepe’ye ayırmış. Çeyrek Aslan oraya vermiş
özette. Kendal Hanım da çok önemli bir bilim insanı. Dolayısıyla yapılan tercihin de sadece İtalyan olduğu için de iyi bir bilim insanı olduğu için eee burada olduğunu söyleyebiliriz. Iıı bir şey söyleyebilirim. Son bir şey söyleyeyim. Iıı tek Türkler için bu kazı önemli değil. Ama İtalyanlar için de önemli. Önemli. Mesela Las Appian Uyası’da o projeye çok ııı destek verdi. Çünkü altmış yıldır para veriyor. Burada
çalışmak için. Iıı o da çok önemli bir şey. Çünkü siz durudur şimdi Türkler’e düşünüyorsunuz. Ama İtalyanlara düşün. Mesela İtalyanlar diyorlar biz para bir yer Türkiye’de için veriyoruz. Niçin öyle bir şey? Her şey orada kalıyor. Kalıyor. Iıı nasıl öyle bir şey oluyor? Kimse benim yok değil. Mesela o da var. İtalyanlar benim paralarım bir oraya gidiyor. Evet. Onların
Türkler benim ülkemi niye İtalyanlar kazıyor diye bakıyor. O da var. Iıı ondan ııı bizim iş biraz zor. Zor. Çünkü biz insanlara ııı anlatmak ııı gerek. Anlatmayın boş verin kimse anlamaz. Yani hayır. Anlatmak çok önemli. Ve şimdi yani UNESCO liste içindeyiz. Iıı anlatmak ilk ilk bir şey. Iıı çok teşekkür ediyorum.
Sağ olun. En azından ben anladım. Iıı ben de teşekkür ediyorum. Hem üniversitenizde hem size hem Marçeli’ye hem başlatan ııı Arkeologları, Kültür Bakanlığı’na, özellikle Belediyelerine peş peşe ııı böyle bir şey sayıp çıkıyor için. Sağ olun. Kolay gelsin size. Biz de davet ettiğiniz için çok teşekkür ediyoruz. Siz de beni davet edersiniz. Ben de oraya gelmek istedim. Evet. Her zaman bekliyoruz. Yani gerçekten. Iıı gerçi Malatya’da ııı son gitinde kafamı yarmıştım. Iıı öyle bir kötü adam var Malatya’da. Iıı sevdiğim şehirdir. Iıı sizi ağırlamaktan memnun oldum. Estağfurullah ben kendim kendim. Yok yok estağfurullah. Yani şey eee bu anlamda eee yani keyif alacağınız ve gerçekten etkileneceğiniz bir yerleşme olduğunu söyleyebilirim. Böyle yerden hep sen keyif aldığımı eee söyleyeyim muhakkak gelişem. Çok teşekkür ediyoruz. Iıı sağ olun. Değerli izciler ııı önemli kültür vaktinden birini daha
ııı konuştuk. Size yaptığımız iş biraz anlamsız diyor. Bu dünya nereye diyor bu Fatih nelerle uğraşıyor diye olabilirsiniz. Evet efendim ben bunları uğraşmaya devam edeceğim. Iıı günlük tanışmaların dışında. Görüşmek
üzere hoşça kalın.