Tarihi doku neden korunamıyor? Prof. Dr. Kutgün Eyüpgiller yanıtladı

Tarihi doku neden korunamıyor? Prof. Dr. Kutgün Eyüpgiller yanıtladı videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=vyeoU80sHXY. Dünyada da bu işler yapılıyor. Az önce Fransa’dan örnek vermiştim. Fransa’da çok daha canlı bir örnek var ve yaşayan bir örnek var. Notre Dame, Notre Dame’da muazzam bir yangın çıktı ve çatısı yandı bitti falan. Dünya kültüremilası falan…

Tarihi doku neden korunamıyor? Prof. Dr. Kutgün Eyüpgiller yanıtladı

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=vyeoU80sHXY.

Dünyada da bu işler yapılıyor. Az önce Fransa’dan örnek vermiştim. Fransa’da çok daha canlı bir örnek var ve yaşayan bir örnek var. Notre Dame, Notre Dame’da muazzam bir yangın çıktı ve çatısı yandı bitti falan. Dünya kültüremilası falan dediler. Bir gecede 300 milyon lira topladılar bunun yeniden yapılması için. Hemen bir vakıf oluştular bununla ilgili. Daha doğrusu bir heyet oluşturdular. Mesela oradaki durumda onlar nasıl yapacaklar bu işi? Aslına uygun mu yapacaklar? Aslını biliyorlar mı? Aslı nedir belli mi? Yoksa ona da bizim gibi böyle bir şey mi yapacaklar? Çok daha erken tarihlerde bu konulara girmiş bir coğrafyadan söz ediyoruz.
Fransa dediğimizde Sedat Hoca çok iyi bilecektir. Cevat Erdar hocamızın Otdide Restorasyon bölümünü kuran, arkeolojik çalışmaları da olan Profesör Duayan hocamız bir kitabı var. Tarihi Çevre Bilinci diye. Senin kitablar var. Onlar ne oldu? Onları kaldırdık. Onları. Üç ülke üzerinden anlatır Cevat Hoca, Tarihi Çevre Bilinci’nin ve buna paralel olarak da Restorasyon’un gelişimini İtalya, Fransa ve İngiltere. Yani bu kadar kuvvetli bir geçmişi var Fransa’nın. Tüm dünyada aslında baktığımızda bu üç ülkede örneği oluşturuyor tabii ki.
Koruma tarihi yıkımlar yeniden yapımlarla gelişmiş olduğunu görüyoruz. İşte savaşlar, yıkımlar, yok 100 yıl savaşları, şu savaşları, bu savaşları derken. İşte yok kotlar geliyor, vandallar geliyor, yıkıyor, ülkeye bir zarar veriyor, mirasına bir zarar veriyor. Sonra pratik neden, faydacı nedenlerle işte eski yapıları kullanabildiklerini görüyoruz.
Mesela bir pagan tapınağını Hıristiyanlar da kullanıyor sonraki dönemde. Başka uygarlığı, bizim coğrafyamızda da aslında işte İslam yapısına kolaylıkla dönüştürebiliyorlar. Fransa’da, İngiltere’de bunu yine görebiliyoruz. Özellikle de Fransa’da görebiliyoruz. Çok erken tarihlerde yola çıkmış olmanın faydasını gördüklerini söyleyebiliriz. 1789 yine önemli bir tarih. 1789’da o devrimin arkasından aynı anda iki şey oluyor. Bir yıkım oluyor. Ama devrimin önde gelenleri eğitimli, bilinçli insanlar bir miktar önleyemiyorlar belki ama hemen yasal düzenlemelere başlıyorlar. 1790’lı yıllar, 1800’lardır oldukça erken bir tarih. Çıkardıkları yasalar yönetmelikler var, kurdukları örgütler var. 1800’lerin başında Fransa’daki mimari mirasın listelenmesi hareketinin başladığını görüyoruz. 19. yüzyıl bitmeden bu envanterlerini de bitirmiş oluyorlar. Biz envanterimizi son 2000’li yıllarda bitirdiysek ne mutlu bize. Büyük çabalar oldu son 20 yılda hakikaten. Prospect Merime gibi önemli bir kültür adamıdır. 1800’lerin sonunda Fransa’da kültür mirasının envanteri ve belgelenmesi konusunda büyük çabalar göstermiştir. O gibi uzmanların bu konuya ilgi duyan devlet yöneticileri sayesinde Fransa’nın bu işi çok önceden kotardığını söyleyebiliriz. Konuyu çok önemli bir isme getirmek istiyorum. O da Viola Lodic. Söylenmeden, bahsedilmeden geçilmemesi gereken bir insan. Etkisi de sadece Fransa’ya olmamıştır. Tüm dünyaya aslında olmuştur. Biraz önce belki çağdaş koruma ilkeleri derken onunla da farklılastığını göreceğiz. Viola Lodic, entelektüel, siyasi ağırlığı da olan, çok bilgili bir mimar. Aynı zamanda da bir restoratör veya restorasyon uzmanı diyebiliriz. O dönem böyle bir terim kullanmıyorlardı gerçi ama bugünkü gözlükle kullanabiliriz.
Viola Lodic yaşadığı dönemde ne yapıyor? 1850-1870-1979’da vefat ediyor. O dönemde çok sayıda yapıyı zarar görmüş. Özellikle devrim sırasında zarar olmuş yapıları var.
Buralarında onlar da vardır. İşte Karkason kent surları, Pierfon şatosu, arada konuştuk Notre Dame katedrali gibi onlarca yapıyı ele alıyor ve kuvvetli bir üslup birliğine ulaştırma diyoruz biz buna. Stil birliğine kavuşturma tutumu izliyor.
Bugünkü çağdaş restorasyon ilkeleriyle çeliştiğini rahatlıkla düşünebilirsiniz. Haklısınız da, çelişiyor. Ama o dönemde sahip olduğu güçle, siyasi ve mali güçle, arkasında Napolyon sanıyorum var, devasa binaları bütüncül olarak restore ediyor.
Ve bugün biz o binaları hayranlıkla gezebiliyoruz. Aslında bu yapılar ilk inşa edildiği tarihten farklı. Ama bizim eğer bir teknik eleman değilseniz, Fransa’yı bilen, Fransa’nın anıtlarını bilen bir teknik eleman değilseniz, ayırt etmeniz mümkün değil.
Yani biz gittiğimizde hayranlıkla bakıyoruz. Nottan da onlardan biri. Yani literatürden bulabiliyoruz. İşte gül bezeyini değiştirmiş. Çatıdaki fleşleri yenilemiş gibi şu an Faraz’ı konuşuyorum. Böyle bir miras bırakıyor. Bu miras sadece Viola Loduk’un yaptıklarıyla da sınırlı değil.
Aynı tutup bütün Avrupa’da uygulanıyor. Ben Hollanda’yı daha çok inceledim. Hollanda’da, Almanya, yani aklınıza gelebilecek bütün ülkelerde Loduk’un üslubu uygulanıyor.
Sedü Viola Loduk diyorlar Fransızca derim olarak. Bu bir Viola Loduk tarzı uygulamadır anlamında. Türkiye bunu ıskalıyor diye düşünüyorum ben.
Fransızca derim olarak. Türkiye bunu ıskalıyor diye düşünüyorum ben. Türkiye bunu ıskalıyor diye düşünüyorum ben. Fransızca derim olarak. Türkiye bunu ıskalıyor diye düşünüyorum ben. Türkiye bunu ıskalıyor diye düşünüyorum ben.
Fransızca derim olarak. Türkiye bunu ıskalıyor diye düşünüyorum ben. Fransızca derim olarak. Türkiye bunu ıskalıyor diye düşünüyorum ben. Fransızca derim olarak. Türkiye bunu ıskalıyor diye düşünüyorum ben.