Restorasyon yapılırken kıstas ne? Doç. Dr. Sedat Bornovalı yanıtladı
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=pRU1oDwS9kU.
Mesela çok iyi tip hocaları var, çok iyi hekimler. Fakat şu sırada ne deniyor? Hekimlere de aynı şey söyleniyor. Pilotlara da aynı şey söyleniyor biliyorsunuz. Deniyor ki mutlaka senin sesini duyacak yolcu. Aç, ne söylersen söyle. Şu kadar dakika önce kalktık, şimdi ineceğiz. İyi yolculuklar, iyi bayramlar. Şimdi biraz önce zaten en başta günden farkımız var dedi Kutgun Hoca. Dedi ki halkın baktığı, düşündüğü, merak ettiği şey, medyanın konuştuğu şeyle bizim bu işi yaparken konuştuğumuz şeyler farklı. Temel olan şey, burada özellikle İsa Akbaş’a konusunda bunu söyleyebiliyorum. Dosyayı görmemiş olmama rağmen yapıyı çok defalar ziyaret ettim. Başından itibaren bu örtüyü de takip ettim. Temel olan eksiğin ben iletişim olduğu kanaatindeyim. Şimdi grafik 18’e bir bakabiliriz arzu ederlerse. Grafik 18’de bina yok. Bir kitap var. Serhat Hoca’nın grafik 18’i. Benim grafik 18’ime bir baktığımızda iletişim dendiği günlere bakıyoruz. Bakınız sol tarafta Kutgun Hoca’mın bahsettiği yani İtalyanlar 19. yüzyılın sonundan itibaren bunlardan bahsediyordu diyor. 1893 yılının bir kitabı, Camillo Boito’nun restorasyonu bize anlattı. Bir baş yapıt. İşte ünlü Julio Monceri’miz bizim mimar, İstanbul’un her yerinde izi olan, Ankara’nın her yerinde izi olan onun öğrencisi. Restorasyon yapmasa bile eskiye bakmayı son derece iyi öğrenmiş bir mimar. Şimdi onlar diyor ki iletişim yapacaksın. 1893’te adam diyor ki bu yaptın mı? Kendine ara bir pana koyacaksın, bir şey yazacaksın. Şimdi ben turistleri götürüyorum. Meslektaşlarım, turist rehberleri, biz İsa Akbaş’a sarayına götürüyoruz gruplarımızı. Biz bunu anlatıyoruz zaten. Onların hiçbiri skandal bu diye çığlık atmıyor. Çünkü hepsi biliyor. Fakat orada bu pana yok mesela. Yani şu amaçla şu kararı verdik. Şu olacak. Bu niye yapıldı? Muhtemelen budur. Gün gelir işte
çesimi olur, zamanı mı olur vesaire bunu böyle yaparız diye bir şey olsa zaten oraya gidip görenler bunu aktaracaktı. Medyada bunu söyleyecekti. Bakınız böyle yapılacak diyecekti. Bu sorun Kutgun Hoca oralara gitmeden dosyaları satır satır okumadan zaten bunun doğru yaptığı, yapıldığı her açıdan bilinecek. Yani bugün böyle bir programın olmasın mesela işte bu iletişime ihtiyaç duyulduğu için. Ancak yerinde yok. E o zaman bu tartışılacak. E Göbekli Tepeki bir bir çatıyı siz hayal ediyorsunuz anladığım kadarıyla. Bence bu uygulama daha doğru. Çünkü İshak Paşa’nın bütün süllüveti ortadan kalkacaktı. İshak Paşa’nın en temel niteliği zaten niteliklerinden bir tanesi. Oradaki o olağanüstü coğrafyada olağanüstü süllüveti ortaya çıkartması. E Göbekli Tepe’nin teker teker taşları kıymetli. O yuvarlakları kıymetli. Üzerini kapasanız tabii ki açıkken daha güzel ama korumak için kapasanız bir şey olmuyor. İshak Paşa’yı bir tane böyle yumurta gibi fanus gibi bir şeyin içine soktuğunuz zaman İshak Paşa’lığı kalmayacaktı. Dolayısıyla çok destekliyorum. Peki daha iyi ne yapabildik? Bakınız Kutgun Hocamızın bir fikri var. Diğer mimarım Mülif’in kendine göre bir fikri var. Belki şu olabilirdi. O zaman tasarım önerileri sorulabilirdi. Böyle bir şey yapılacak. Bir yarışma gibi bir şey olabilir. Sohbet gibi bir şey olabilir. Öneriler olabilir. Eninde sonunda çünkü küçük sevimli tasarımlar olabiliyor. Gençler çok geç, yetenekli gençler var. Bu yanlış yapıldı, kötü yapıldı anlamına demiyorum ama öneriler tartışılabilirdi. Bu öyle olduğu zaman gelindiği, gidildiği zaman çok daha keyifli, çok daha iyi sindirilmiş sonuçların alındığını görüyorum. Ben elden geldiği kadar mesela İstanbul rehberler odası faaliyeti olarak restorasyonların müelliflerini çağırıp sohbetler etmeye çalıştım. Rehberler bilirse iletişim artacak düşüncesiyle. Aynı şekilde bizim rehber gruplarımız restorasyonları yerinde de izlemeye çalışıyor ki sonra bittikten sonra da restorasyonlar binlerce kişiye rahat rahat doğru şekilde
anlatılabilsin. Hekim gibi pilot gibi demek boşuna değil o. Burada bence ucu kaçan şey, aspendosu da aynı şey. Aspendosu da aslında grup götürüldüğü zaman anlatılıyor çünkü. Ama gazeteyi okuyan o anlayamamış oluyor. Orada da pano yok. Şunu biz bu amaçla yaptık diyoruz. Oysa normal şartlarda Batı ülkelerine gittiğimiz zaman birçok yerde mesela o taşların parçaları, o ocağın fotoğrafı çok rahat bir şekilde hatta elliyebiliyorsunuz bazısını. Bu taş böyle, bu taş böyle ne olacak ki dokunsun yani
ocaktan yeni kesilmiş bir taş. Keyifle. Bu şu şekilde olacak, böyle öngörülüyor diye. Bu ziyaretçi deneyimin de parçası. Hele ki bakın, ölü anı tesel diye bahsettik Otgun Hocam. Ölü anı tesel zaten ölü. Bari onu bu şekilde yaşatalım. İletişimle yaşatalım, ziyaretle yaşatalım, elliyerek yaşasın, panosuyla yaşasın, hissederek yaşasın. O konuda galiba hayli adım atmamız gerekiyor. Yani yapılan işler daha çok yapılan işin anlatılma problemi var diyorsunuz yani. Işler doğru
yapılsa bile doğru anlatılmıyor mu? Şimdi bir yer restorasyona alınıyor sıklıkla zaten iyice dökülmekte olduğu için alınıyor bazen de artık döküldüğü için kullanılamadığı için şu kadar sene kapalı kalıyor ve sonra biz restorasyona alıyoruz. Restorasyon nedeniyle kapalı. Kapalı. E ne oldu, ne fark etti? Oysa restorasyon nedeniyle açık diyebildiğimizde o restorasyon anlarını da yaşatabildiğimizde. Tehlikeli olmaz mı bir restorasyon alanında insanın geri çıkması? Şimdi şöyle tabii ki eski hali kadar açık yaparsak tehlikeli olur o doğal bir şey. Ama restorasyona her zaman yani çalışan da girdiği gibi ziyaretçi de girebiliyor. Bunu belirli sınırlar, belirli saatler, belirli ilgi alanları zaten herkeste restorasyona meraklı değil. En azından soru işareti olan, meraklı olan o ana tanıklık etmek isteyen kim varsa hepimizin ortak malı çünkü bu. Hayır sen girersin sen girmezsin diye senin madem sevgin arzun merakım var, girersin dediğimiz zaman çok daha gerçek anlamda kamu malı haline geliyor ve çok doğru
bilgilerle devam ediyor. Bir de beklenmedik doğru öneriler de gelebiliyor. Enteresan fikirler de gelebiliyor. Eskiz bile geliyor. Bir şeyler çiziktiriveriyor çocuklar. Böyle olsa ne güzel olur diye bazen de benim seni veriyor. Hiç tahmin edilmeyecek bir şey ama etkileşimli olma ihtimali var. Yani bundan kaçınmamak lazım diye düşünüyorum. Ben en azından hep bu konuda ısrarcı oldum ve icracı da olmaya çalıştım ve hep çok iyi sonuçlar aldım bu şekilde. Bütün bilgi alışverişinden hep herkesin faydalanarak çıktığını gördüm. Peki mesela
bundan