Anadolu’da kaç kazı çalışması var? Prof. Dr. Nevzat Çevik yanıtladı
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=qPRbq6xzhL4.
Mevcut kazılar. Bazıları çok popüler. Herkes onlardan bahsediyor ama ben biliyorum ki o kadar da popüler olmuyor ama dört bir tarafta muazzam işler yapılıyor. Bazı İstanbul’da, Burnumuz Dübü’nde hatta bir tanesi Beşiktaş Meydanı’nda Büyükçekmece’de var, İznik’te var, Uluvatgölü’nde var.
Anadolu’nun dört köşesinde, Urfa’da, Mardin’de, Ege zaten bu. Şu anda Türkiye’deki arkeolojik kazılar dünya ölçüyle baktığında nerede, nasıl yürüyor, yeterince para var mı? Arkeologların son durumu nedir Türkiye arkeolojinin? Arkeolojinin Türkiye’deki durumu aslında her gün çok daha yükselmekte. Öyle mi? Düne göre her zaman daha iyi gittiğimizi söyleyebilirim.
Bunun birkaç boyuttan bakabiliriz. Yani kazı sayısı ama bizim için tabii kazın niteliği ve çıktılar çok önemlidir her zaman. O çıktılara baktığımız zaman da yükselmekte. Yani mesela yayın çok önemli bir meseledir. Kazlar da eskiden çok geciken bir şeydir. Mesela 20 yıl kazıyor ortada hiçbir şey yok ya. Bu hep şikayet konusuydu. Şimdi bu son zamanlarda bu yayın potansiyeliği yükselmeye başladı. Oldukça yükselmeye başladı.
İkincisi koruma meseleleri tabii yeni teknoloji, kimyanın vesaire, fiziğin yan bilim dallarında artmasıyla, arkeometriğin yükselmesiyle yeni teknolojin arkeolojide devreye girmesiyle beraber arkeolojideki kazılardaki teknik ve bilimsel nitelik de yükseldi. Çünkü arkeolojide iki evre var. Yani birisi veri üretim aşaması bizim için kazılar ya da sürveyler falan yani araştırı temeli ama esas arkeolojin sosyal bilimi olarak yaptığımız yer masabaşı yani orada yapmaya de var.
O zaman sosyal bilim oluyor ama arazide mühendislik teknik mimarlık vesaire bütün teknikleri kullanarak bir iş yapıyoruz yani teknik aşaması ve çok büyük kadrolar, büyük ekibler teknik teknisyenler, uzmanlar, bilim insanlar ve farklı bilim alanlarından insanlar. Çünkü arkeoloji kazılarda kemik de çıkıyor, taş da çıkıyor, layık da çıkıyor, ev de çıkıyor falan ya yani organik malzemede çıkıyor, inorganik de çıkıyor. Dolayısıyla yani epigrafi yazıt da çıkıyor, heykel de çıkıyor bir sürü şey var ve bunlarla
da bir sürü bilim alanları var, çok farklı bilim alanları, hepsi bir aradalar ve ben size söyleyebilirim rahatlıkla Türkiye’de yani yeni, modern, yükselen bilim, interdiscipliner bir şeydir ya da matodiscipliner bir şey ve bunu en iyi belki arkeolojik kazılarda görürsünüz çünkü orada bir buluşma var, mecburi buluşma. Her şey orada, her şey orada. Her şey orada. Çünkü neden? Biz çünkü bir hayatın tamamını kazıyoruz. Kazarken bu bina kalsın, bu cam beni ilgilendirmez, şu fincanla ilgim yok, onu bırakayım, şu kalemi kazıyım diye bir şey yok.
Yani bütün hayatı kazdığımız için, hayatın her şeyi karşımıza çıktığı için bu nedenle hayatın her şeyle ilgili her bilim dalı devreye giriyor. Onun için modern bilimin de karşılığını aslında kazılarda bulabiliyoruz. Bunlar da iyi çıktılar ve yükselen çıktılar çünkü bilim de yükseliyor nihayetinde ve eskiden yani dünyayla çok da yarışır bir halde olmadığımızı elbette söyleyebilirim çünkü her şeyin bir doğumu gelişmesi, büyümesi vardır.
Bizdeki doğduğu yıllarda da çok gelişmiş bir şey elbette beklemeyeceğiz yani. Yani biz daha gelişme çağındayız. Akmugam hocalar, Mesai Tahsin Özgür, bir süre eski hocalarımız, rahmetli hocalar var, daha öncekileri konuştuk zaten ilk dönemleri falan. Onların üstüne yüklerine yüklere geldi ve bugünkü rakamlar oluştu. Ve bugünkü rakamlara baktığımız zaman da 400 civarında kazıdan bahsediyoruz. Yani kazda birkaç gün var. Şu anda yürüyen 400 kazı mı var? Şöyle bakanlar, bakanlar Cumhurbaşkanı kararı deniyor.
Yazılar var, Cumhurbaşkanı kararı deniyor şimdi ona. Bu yani bir bilim adamlarına verilmiş ekibiyle beraber yurttuğu kazılar, müzeleğinin yurttuğu kazılar var, kurtarma kazılar var, danışmanlı kazılar var. Yani değişik tipte kazılar topladığımız zaman geçen gün genel müdürümüzün açıkladığına göre bu ilk rakam 600’e ulaşacak. Yani bu ciddi bir rakam. Yani güzel aşmalarıyla beraber. Aslında bir şey söylemek istiyorum. Şimdi biz hep arkeolojiye konuştuğumuzda kazı konuşuyoruz ya normal çünkü çok önemli bir şey. Yani keşifler kazılardan hiç görülmemiş şeyler görülmeye başlandığı için öyle konuşuluyor. Bir de arkeolojin resmi o kazıyla beraber var olduğu için normal olarak. Ama aslında bu surface survey dediğimiz yani yüzyı araştırmaları esasında çok önemli bir şey. Çünkü bu ilk seyahalar falan da zaten yüzyı araştırmalarıyla keşfettiler. Sonra kazı başladı. Bizim kazımız kentlere de önce yüzeyden keşfediyoruz zaten. Önce dedikodusu çıkar sonra yüzeyye kadar. Fakat ama surveyin şöyle bir önemli tarafı var. Biz yüzey araştırmaları yaptığımızda bütün yüzeydeki hatta tot astrofe survey diyoruz. Avcı zinciri gibi bütün arazi taranıyor. Ne varsa keşfediliyor kazmadan ve ne oluyor biliyor musunuz? Devletin dağlarındaki malların listesini çıkarıyoruz. Bir kere önce onu biliyoruz. Neyimiz var? Tabi eskiden neyimiz var? Kazı zaten hepsi kazılacak hali yok. Mümkün değil. Anadolu gibi bir yerde zaten hayali bile.
Tabi tabi her yerin kazılması gerekmiyor ama her yerin araştırması, tespit edilmesi, bilinmesi ve korunması. Yüzeyden de olsa korunması. Bakın bugün kazmayabiliriz. Hiçbir şey kaybetmeyiz. 152 yıl sonra birisi kazar. Rezerdir o. Ama bugün korumazsak 152 yıl sonra bir şey yok.
Onun için birinci kalem korumadır. Ama tespit ondan önce geliyor ki koruma başlasın. Bu nedenle devletin önemli işini aslında surveyler önce yapıyor yani. Kazlar da tabi arkasından geliyor. Tabi pahalı bir iş. Çok pahalı bir iş. Siz sordunuz ya bütçeler vesaire falan nasıl yükseliyor mu diye. Bakanlık her yer gayret ediyor daha fazla yapmak için ama rakam attığın zaman hakikaten yükseliyor da. Ama kazı sayısı da yükseldiği için. Ne kadar yükselseniz ortak çoğalıyor sonuçta. Onlar da büyük bir maliyet tutuyor.
Ve arkeolojik kazılar çok pahalı bir iş. Özellikle klasik arkeolojik kazıları. Klasik kentler. Onlarda hani vinç bilmem ne vesaire. Nedir klasik kentte diğer kentler. Klasik kentler ayakta gördüğünüz o Roma kalıntılar, Bizans kalıntılar vesaire onlar klasik. Yani çok büyük kentin kentin tamamı. Kazdığınız için mesela büyük kazısının maliyet açısından değil. Mesela bir mağara kazısında bir kamyon vinç çubuğu traktörü hiç bir lazım değil. Yani maliyet farklılıkları çıkıyor ortaya. Ama önemli farkı çıkmıyor elbette.
Yani hepsi aynı derecede önemli bir şey elbette. Ama maliyet çok farklı çıkmaya başlıyor. Onun için bakanlık da bunu tabi her sene. Hepsini herkesi destekliyor sonuçta. Eşit olmalı. Sponsorluklar destekliyor. Ayrıca sponsorluklar var. Kazı yüzeye açtırmalarına bir destek yok maliyet. Yok doğru. Yüzeye açmalar biraz şeyde kalıyor. Ama ben. Kibimizden kaçıyor. Öyle söyleyeyim. Çünkü aslında onun altyapısı olduğu için altyapı. 1. yetim yapmak. Ben yıllar önce 2000’li yıllar, 2001-2002 gibi hatırlıyorum. Genel ümürde bir yaz yazmıştım. Yani biz dağlar da kimalların listesi yaparken survey yapıyoruz ya. Aslında o da ucuz bir iş. Çok pahalı değil. Kazmıyorsun çünkü. Ve sadece bilim adamları gidiyor. İşçi yok, operatör yok falan filan. Siz buna biraz destek verin. Hiç olmazsa benzin paralar falan çıksın diye o yıllarda yazı yazmıştım. Ve ilk desteği 3000 lira almıştım. Sörbeye. Çünkü sörbeğin önemli bir şey olduğunu uzun bir yaz yazmıştım gerçekten o zaman. İlk desteği de vermişlerdi. O öyle devam etti. Gidiyor tabi. Ama sponsorluk meselesi tamamen kazı başkanlarının yeteneğine kalan bir şey.
Bir de o kentin tabi bazı kentlerde daha şanslı oluyor. Mesela turizmin olduğu yerlerde. Çünkü onun çıktılar ekonomik çıktılar fazla olduğu için yöre halkında elbette beslediği için o çok önemli bir sonuç. Ama alaca çok turizm yeri değildir. Biraz da sapabiyen. Oraya mesela ciddi destek olunur. İşte o kazı başkanının gücü ve network ile ilgili. Kazı başkanının iyi netvorkları gücü varsa hiç turizm olmayan bir yere de bir para bulamıyorsunuz. Ama göbek tepeye para vermek kolay. Çünkü zaten herkes oraya gidecek. Gidecek sonuçta verdilerdi. Hani 10 milyon bir şey oldu. Ve o bir iş yapıldı. Evet doğuş olding beri onu ama başka yerlerde de başka oldingler paralar veriyorlar elbette. Onlar ama özellikle görkemli kentler görkemli anlıklar olan yani iyi reklam yapabilecek yerler tabi tercih ediliyor. Yani birisi herhangi müzeye yardım ettiği zaman örneğin çok küçük bir kasaba müzesine vermiyor da işte metropor müzesine yardım ediyor.
Çünkü adı orada okuması lazım. Şimdi gittiğiniz zaman görmüşsünüz metro politik müziğinde bir tane de yazıyor. Bir de yazıyor değil mi? Yani ama işte 49 yıl için 10 milyonlar vermek zorunda kalıyor oraya 10 milyon dolar. 49 yıl bu kadar. Bizde o ne yazık ki insanlar kendilerine kötü iyi kötü bir müze kurma peşinde. Erbuki kardeşim ver bir büzeyi gelişmesine katkın. Haklısınız. Kapısında 20 tane 30 tane 40 tane isim yazsın. Ama Fatih Bey bu bir tütrer gelişimdir.
Zenginler ne zaman zengin kabul ediliyor mesela Amerika vakıfı çok iyi bilen mesela Smithsonian Institute’ya bir vakıf bahsediyoruz ve yan en büyük enstitüleri vesaire bir sürü olan bir yerden. İsterse onu bir kısaca anlatıp ben biraz da oraya girmek istiyorum. Buyurun anlatın siz bitirin. Yani ben şurada onu örnek ömrümün nedeni bizim zenginler sonradan bunun önemli olduğunu öğrenmeye başladılar. Yeni nesiller. Bir iki nesile. İki nesildir başladılar. Mesela koşlar sabancalar, eczacı başı vesaire sayabiliriz.
Bunları tabii ötekiler Avrupa’da çok daha ilkenden bu aristokratlar bu kültür işlerine merak sardılar ve destek verdiler ve o desteği verdikleri zaman toplum onlar zengin kabul etti. Yoksa zenginlikleri bana bir şey ifade etmiyor. Şimdi öğrenmeye başladılar. Kendi adına müze kurmak benim çok hoşuma gidemiş. Bir büyük müzeler silsilesine destek olmalı lazım. Gelirdiği düşünmeden. Yani ben buranın kapısında Türkiye’nin en önemli 20 holdingi bağış listesinde adını
görmek isterim.