Dünyaca ünlü eserlerin hikayesi ne? Doç. Dr. Şengül Aydıngün yanıtladı

Dünyaca ünlü eserlerin hikayesi ne? Doç. Dr. Şengül Aydıngün yanıtladı videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=uravubylaEw. …yapanların ne sağlık……iyi yapmışlar ama……bunları buraya getirilmesi o zaman nasıl olmuş yani……zor durumda bir imparatorluk, para yok, pul yok ve……Sayda’dan buraya bunu Lübnan’ın dağlarından çıkartıp getirmişler. Nasıl bulunmuş bu ve diğerleri geliş hikayesine nasıl getirmişler? Bir şey…

Dünyaca ünlü eserlerin hikayesi ne? Doç. Dr. Şengül Aydıngün yanıtladı

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=uravubylaEw.

…yapanların ne sağlık……iyi yapmışlar ama……bunları buraya getirilmesi o zaman nasıl olmuş yani……zor durumda bir imparatorluk, para yok, pul yok ve……Sayda’dan buraya bunu Lübnan’ın dağlarından çıkartıp getirmişler. Nasıl bulunmuş bu ve diğerleri geliş hikayesine nasıl getirmişler? Bir şey haber oluyor Osman Hamdi Bey……aslında Osman Hamdi müze müdürü olduktan sonra hemen etrafa… Osman Müze şeyde, yukarıda, ay ayırında? Hayır, ay ayırında değil, burada Çinili Köşk’te. Anton de Thiers zamanında gelmiş, Çinili Köşk’te……aya irinideki iki grup eser var, arkeoloji eserleri ve silahlar. Bu silah, arkeoloji eserlerini… Bayağı da sancaklar vardı galiba değil mi?
Evet sancaklar var, arkeoloji eserlerini büyük bir eleştiri alıyorlar. 1867’de Alport Du Pont galiba yazıyor, çok kötü durumdaki. Onun üzerine ayırma kararı alınıyor. Zaten hemen ilk müze müdürü bulunuyor, Edward Gould adlı bir Galatasaray hocası. O birkaç sene görev yaptıktan sonra Anton de Thiers……o da bir arkeoloji eğitimi almış, doktoralı.
Ostraya lisesinde de idarecilik ve müdürlük yapmış, 68 yaşında birisi. Aslında peydir gayretler ediyor ve müzeyi buraya taşıyor. Yani arkeoloji alanını buraya taşıyor. Zaten müzeyi Hümayun’da… Buraya erken Çinili Köşk’e? Çinili Köşk’e taşıyor. Çinili Köşk’te uzun süre tamirat var. Ama o zaman yok da, bunlar yok o sırada. Hiçbir şey yok. Sonrasında de Thiers’in ölümünden sonra Osman Hamdi Bey göreve geldikten sonra ilk işi……Osmanlı’nın sınırları içerisindeki her yere hakim olmak. Çünkü çok gidiyor hocamın dediği gibi. Bütün eserlerin gidişine şahit oluyor. Ve ajanlar oluşturuyor her yerden. Nerede ne var? Tabii genelgeler gidiyor, nerede ne var. Bu ihbarlar geldiği zaman onları görmek için gidiyorlar. Ve gittiğinde burada Sayda’daki bu lahitleri kazıyorlar ve üç numaralı mezar alırsın. Mesleğin nasıl bulunduğu, bir köylü tarlasını sürerken tarlada bir göçük oluşuyor. Göçük oluştuktan sonra köylü oradan aşağı bakıyor, aşağıda bir şeyler görüyor. Ve bu üzerine haber veriyor hemen. Evet, bu tür, bu tür, bu tür benzer hikayelerle geliyor. Ama tabii yanında yetişmiş eleman yok. Müzenin tabii Osmanlı’nın. Kendi gibi bir tür, değil mi? Kendi gitmiş.
Sonrasında dönemin ne kadar okumuş eğitimli insanları var, onları yanına alıyor. Burada kurduğu sanayi nefis eden hocaları alıyor. Osman Efendi onunla beraber dolaşıyor. Ve o ekiple gidip bu lahitleri kazıyorlar. Kaç çekecek? 23 tane burada girelim. 22 tane diye biliyorum. En büyük bu İskender Lahtı olan lahit.
Bunlarda tabii Milad önce 7.6. yüzyıla kadar uzanıyor. Birkaç tane de Mısır Lahtı vardır. Hani Mısır tipinde lahit var. Değişik tipte lahitlerin olması o nekropolin, yani mezarlık alanının uzun yıllar farklı dönemlerde kullanılmış olduğunu da gösteriyor. İnanılmaz bir şekilde. Kaç yüzyıldır o nekropolin süresi? Efendim? Kaç yüzyıllık bir dönemdir? En eskisi birazdan da gösteririz.
Milad önce 7. y.6. yüzyıla ait. En genis de yani Helenistik dönem sonuna kadar galiba bir 600 süs. Bu en erken Tabrik Dağıtı. Tabrik Dağıtı. Tabrik Dağıtı. Yani lahitlerin baktığınız zaman, yapılarına baktığında o dönem farkını görüyorsunuz. Farkını görüyoruz. Tabrik Dağıtı Mısır usulünde. İçeride var onlar mesela bazı içinde mumyalar da var. Hatta çektilerse arkadaşlar belki gösterebilir.
Osman Hamdi Bey’in o lahiti açışının da arkasında tablosu gösteriyor nasıl ve hala içindeki mumya duruyor. Mumya olmaktan çıkmış ama duruyor. Arkadaşlar çektinizse bilmiyorum şu girişin öbür tarafındaki odada var olacak o lahit. Hatta bir müddet Lahitler Müzesi olarak da anılıyor. 13 Haziran 1891 de açılıyor müze. Bu değil arkadaşlar.
Bu da bir içinde bir iskeret olan rahit. Arka odadaki. Bir sonraki oda. Buradan sonraki. Bu lahitler yerleştikten sonra 13 Haziran 1891. Ben bu tarihe önem vermek istiyorum. 13 Haziran 1891 Türkiye’deki müzecilerin özel günüdür. Öyle mi? Biz 13 Haziran gününü müzeciler kendi aramızda kutlarız. Bu güzel bir gün.
İşte şu. Evet. O lahtin. Şimdi lahtin gösterilecekler arkadaşlar. Evet. Tabi bu lahtin üzerinde. Havuklarla dev bir kapak var. Yoroglifle nef daha galiba. O diyor ki bir general olması muhtemel. Benim bu lahtimi kim açarsa lanetleme var. Bunların işte başına kötü şeyler gelsin. Sonradan tabnit. Sidon kralı herhalde o kendisini koydurduktan sonra o da ayak ucuna fenike diliyle benzer bir şey yazıyor. Tabnit benim işte bu lahtta bir şey yoktur içinde açanın
başına da lanetleme tarzında bir takım bir şeyler yazıyorlar.