Etli Ekmek Yerine Dayak Yemek | Zafer Algöz Anlatıyor

Etli Ekmek Yerine Dayak Yemek | Zafer Algöz Anlatıyor videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=rrxNF2b3W8c. Ne demiş atalarımız? Demsiz, ölüm, götür, sakız ki. Vay be, vay be. Bana bir durulunca çocuğu eşikteki beşikteki bize küfür ediyor herif. Pişo. Kıymetli dostlar ben 1981 senesinde Ankara Devlet Konservatuvarına girdim. Öğrençlik yaptığım dönemlerde çok kıymetli hocalarımız…

Etli Ekmek Yerine Dayak Yemek | Zafer Algöz Anlatıyor

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=rrxNF2b3W8c.

Ne demiş atalarımız? Demsiz, ölüm, götür, sakız ki. Vay be, vay be. Bana bir durulunca çocuğu eşikteki beşikteki bize küfür ediyor herif. Pişo. Kıymetli dostlar ben 1981 senesinde Ankara Devlet Konservatuvarına girdim. Öğrençlik yaptığım dönemlerde çok kıymetli hocalarımız vardı.
Bizim bütün hocalarımızın en belirgin özelliği hocalarımız çok sakin adamlardı. Cool adamlar. Öyle fazla bağıran, çağıran, konu afirede öyle oyuncuya ya öğrenciye müdahale edilen insanlar değildi ama hocalarımız içerisinde en enteresan olanı çok kıymetli hocam Semih Sergen’di. Semih hocam şu anda zannediyorum 92-93 yaşında, Bolgur’da yaşıyor. Allah uzun öbür versin hocamın da o güzel ellerinden öperim.
Semih hocamın en belirgin tarafı, Semih hocam tam bir İstanbul bitirimiydi. Yani sarı yerdedir Semih hocam. Ve yerine göre kühan, yerine göre beyefendi, yerine göre romantik, yerine göre şair, on parmağında on marifet olan çok kıymetli bir adamdı. Semih hocamın en büyük özelliklerinden biri de hiçbir dersi kaçırmazdı.
Mesela Pazartesi günü sabah 9’da dersi varsa tam 8.59’da kapıyı açıp baaak diye içeriye gider. Günaydın. Ha şimdi biçimde böyle günaydın derdi. Erdi Düraylı hocam falan hemen böyle bakardı. Mehmet, akşam feneri nerede sonundasın? O küpan lafları, kendine ait lafları bizi gebertirdi Semih hocana. Mesela bir espri yapardık, gülerdik. Olan derdi bir espriye 2 dakikadan fazla gülerdi. Geri zekalı. Biraz daha yapınca ağzını biraz daha işte bağırsağını var. Güldüğün arsızlık yaptın falan tamamen kes uzatma der. Sen de yaparsan ne demiş atalarımız? Demsiz ölür, götür sakız çiğner.
Bütün saklamaları ve kendine ait atasözlüklerden inanılmaz bir adam bir Semih Serkan. Zaten hep derdi ki, oğlum eğer ben bir gün derse gelmezsem geç kalırsa anlayın ki ya hastanedeyi ya da ölmüşüm diyor. Onun dışında ben derse gelmemezlik yapmam derdi. Hakikaten de gelirdi. Bir gün bize dedi ki ben dedi, aralık ayında bir tarih söyledi şu tarihlerde 5 gün yokum dedi. Daha bir kaç ay var.
Oğlum dedi koca ayıp bir iş falan dedi ki ben Konya’da Şebi Alkış Törenleri’ne gideceğim dedi. Biz o zaman Semih hocamız Mevlevi oldu uyandık. Aa öyle mi hocam falan. Ben tabii falan hocam nedir bu Mevleviliği? Fransızlar, n’anlarsınız? Ben hepiniz protestanssınız diyorlar bize. Olur mu hocam biz de gelelim be. Vallahi çok istiyorsanız dedi gelirim ben sizi misafir ederim. Yeter ki kaç kişi gelir kendinizi söyleyin dedi. Gitti ve dedi İstanbul’da işte bir kaç gün işim var.
Ondan sonra dönüp dedi Konya’ya gideceğim dedi Şebi Arus Törenleri’ne. Şebi Arus Törenleri’ni bittikten sonra da tekrar Ankara’ya gideceğim falan dedi. İyi dedik biz de kendi aramızda işte 55 kişilik bir tiyatro bölümü var. Dedik ki arkadaşlar böyle böyle bir etkinlik düzenliyoruz. Hafta sonu Konya’ya gidiyoruz. Cumartesi, Pazar Şebi Arus Törenleri’ni seyredeceğiz. Sonra da Ankara’ya döneceğiz. Kimler gelmek ister? Adını yazdırsın diye ben bekliyorum ki ulan 5-6 kişi gelir. 27 kişi geliyorsa.
Ben bir telefon açtım. Hocam böyle böyle nasılsın? Çok teşekkür ederim canım sen nasılsın? Hocam dedi ki biz Şebi Arus Törenleri’ni gelmeye karar verdik. Aa öyle mi çok sevindim. Kaç kişi geliyorsunuz? Hocam 27 dediğince hocam böyle yapalım. Geri kitası yapmadı tamam dedi. Tamam dedi hocam nerede kalacağız falan. Akşam haber aldık ki Konya’da bize Karayol’dan misafirhanesini bağlamış. Üzer. Şimdi bir tane otobüs bulmamız lazım.
Araştırdık falan filan. Sebi hocamın en büyük oğlu Burçak abi sağ olsun. Otobüs yapmıyor falan değil zaten. Burçak abi bize bir tane otobüs bağladı. Otobüsü kiraladık falan. Dedik ki otobüs yok ama biz geleceksin. Konservantlar döndü alacak. Konya’ya gideceğiz. Cumartesi pazarı orada kalacak. Pazar gecesi ya da pazartte sabah döneceğiz. Tekrar bizi getireceksin tamam dedi. Atladık otobüse şen şahrak gittik. Zaten Ankara Konya’ya yakın. Konya’nın içine gittik.
Hocam bize söylemiş olduğum otelide bulduk. Otel önünde biz 27 kişi… Boş aldık. Kaldığımız otelinde birinci katında şey var lobisi var. Birinci katta lobby’ye çıktık. Sebi hocam orda. Erzom’un gibi imparator. Hoş geldiniz canım. Herkes bizi zevkle tanıştırıyor. Öğrencilerim. Samet, Mehmet, Zafer, Sabri. Beş altta kız var aramızda onlarla falan. Bütün lobby’yi biz kapattık tabi.
Şahitler falan filan muhabbetten. Bu da tabi gurur duydu. Öğrencilerinde gelmiş ya bir altı törenlerinde. Hem de oradaki adamlarla biz tanıştırdık. Bu arada bir tane garson geldi. Hocam garsonu gönderdi. Hocam ne oldu falan. Söz keyfinize bakın falan filan dedi. Biraz sonra başka bir amca geldi. Hakkı dedi. Senin bir adam. Kim? O mu?
Tamam ben geliyorum dedi. Fırladığı. Hocam ne oluyor falan. Karışmayın. Söz keyfinize bakın falan dedi. Hoca aşağıya doğru sinirlediğince ekipte gider de bana. Ben de Sebi hocanın yaveriydim. Beni çok sever sağ olsun. İlla ki yaver olarak gitti. Bak ben de hocayla beraber seyriptim peşine bunu. Hemen bu mergulardan tık tık tık indi. Otelin girişini böyle sol tarafta. Camekanlı bir müdüriyet odası var. Orada bir adam. Hafif böyle yani kilolunun da kilolusu. Lucia Pavarotti’nin yanına bir tane daha koy. Şöyle bir adam dağ gibi. Otelin işletme müdürü mü, sevinçliğinin müdürü mü öyle bir adam. Adam böyle bir peçete koymuş boynuna abi. Ve elbise rejime başlamış. Cuadro salata yiyor başağına. Dubledi dublisi. Böyle bir sarı tahtası büyüklüğünde bir şeyin üstüne.
Böyle domates salatalı falan filan bunları koymuşlar. Havan böyle buradan bir taraftan kaşıklayıp buradan yağını alıyor. Bir taraftan da Sevinç hocayı böyle çatlatıp konuşuyorlar. Ben de kapının ağzındayım. Oğaya tadık oluyor. Meclun ne olduğunu anladım. Adam demiş ki bizim otelin lopisini Sevinç Sergen’in öğrencileri geldi istila etti. E birazdan bizim otelin müşterileri gelirse nerede oturacaklar? Sevinç Sergen’e söyleyen öğrencilerini göndersin. Sevinç’de de adamı diyor ki ulan terbiyesinde bir yapıyorsun. Oraya gelip büyüp içiyorlar. Paralarını veriyorlar. Ve daha o yiyip içtikleri yok. Ayrıca yani senin müşterin geldiğinde niye ayakta kalsın? Senin müşterin geldiğinde eğer lobidir yani yoksa benim çocuklarım zaten onlara yer verecek nezafete sahip uyaraz. Sesler böyle yükseldi yükseldi. Adam da işte bizde orada ekmek parası peşinde değil de bilmem dedi. Herkes böyle yaparsa falan falan deyince Sevinç Hoca bunu dedi ki Ulan bana bak dedi. Kefenin cebi yok. Sonunda imanın götüne tıkacağı 250 gram pamuk. Nedir lan o dedi ayıptır be. Ben de o zaman kalmıyorum burada dedi. Ben de dedim ki sen keçimdir lan diyor senden. Ağlamıyorum lan. Pallıyım lan eşyalarımı baba. İş şu anda gerildi aman dedim hocam ya bizim yüzümüzden dedim. Yani bir anda gerginlikçi ben seyit dersen lan. Ne için becerim? Kaplayın benim odama. Neyse hocanın eşyalarımı eşyalarımı hocanın oteli terk etti. Biz de beraber geldik. Gitti Karayolları misafirhanesine. Karayolları misafirhanesinde biz de beraber kaldık. Başlarınca onlara yarası onlara anlamaz insanlık falan diyor. Bizim canımıza biner. Çünkü hocamız sevdiğimiz için. Allah değil hocalar bizde kalıyor diye düşünüyoruz. Ertesi gün de dedi ki sabah kahvaltından sonra gideceğiz. Konya’da Hz. Mevlana’nın türbesini ziyaret edelim buraya kadar gelmişken. Mevlana’ya da bir fatiha okuyalım çocuklar falan dedi. Tabii hocam falan dedi.
Yalnız benim dedi otelde böyle sinir reterg ederken bazı kitaplarım kalmış. Onları da aldınız lazım falan oda da dedi. Tamam hocam alırız dedi. Bir dakika otelde uğradık. Otobüsü böyle yolun sahneye çektik. Hoca karşıya geçti. Biz de otobüsler bekliyoruz diyecek. Üç tane kitabı var onlara alıp geleceklerini bekliyoruz. Otel önünde duruyor. Hiç hareket etmeden böyle bakıyor. Bana dediler ki ben yavrum ya.
Haber dediler gidip bak hocam niye gelmiyor. Hemen yolu karşıya gidiyor. Hocam dedi ne oldu? Zafer sen dün akşam şu otellik herifle ben yalan bayılandım mı dedi. Evet hocam dedi. Ne olmuş biliyor musun? Herif akşam ölmüş dedi. Bak buradan yazıyor dedi. Bir baktım cenaze ne dediyle falan. Adam dedi ya bir gece bir gün önce imamın götüne tıkacağı 250 gram hamuk. Hayır torban muradır paraya mala mülkete tamah etmek dedi.
Adam gece orada mı almış. Orada da yazıyor işte bilmem kim de fatih etmiştir. Otel dizi lobişi kapadadır. Mervumun cenazesi şu camiden kalkacak falan filan. Ulan vallaha ben kendimden korktum. Şimdi hadd-i merdananın türbeşi diziyareti ettik. Bir yerlerde bir yemek yedik falan. Gecede şebyarus törenlerine katılacağız. İzleyeceğiz şebyarus törenlerini. Etten birkaç suçu tutturdu. Etli ekmek yemeyecek miyiz? Kardeşim etli ekmek yeneşşak da yiyelim. Koyu’ya kadar geldik. Etli ekmek etli ekmek. E gittiklerken sanki çok büyük fena seviştik. Öpmek yiyeceğiz değil mi? Öpmek yiyeceğiz. Tamam yiyeceğiz zaten. Hocam dedi millet etli ekmek istiyor. Tamam yersiniz. Ulan! Diyorlar. Akşam gittik. Kapalı sporsalığında şebyarus törenini seyredip muhteşem etkileyici. Şahane bayıldık. Hocamız şiirler okudu. Mesleğiler bilmem neler dolan. Fonda, neyler meyler, alkış kıyamet. Çok mutlu oldum. Gece çıktık tekrar otobüs edindik. Evet ne yapıyoruz nereye gidiyoruz dedi hoca. Dedim hocam etli ekmek. Oh tutturdunuz bir etli ekmek nereden çıktı ulan? Hocam ekiptekiler daha çıktılar. Hem de hani Konya’ya kadar gelmişken bir etli ekmek yiyecek yer bulalım falan. E peki bulalım. Bu şoförü dedi ki bize açık bir lokantam ol bakalım dedi. Konya sokaklarında böyle tıs.
Püsss. Bana lokantanın önünde buyurun dedi. Yerde. Yani gece böyle 11, 11.30 lokantada açık. İki katlı bir lokanta böyle. Ama ben buyurun efendim hoş geldiniz buyurun efendim buyurun efendim. 27 kişi dükkandan içeriye daldık. İşte 4 kişi oraya 6 kişi buraya 4 kişi oraya bütün dükkana tamamen doldurmuş olduk. Fullüz yani dükkanda oturdum. Siparişleri verdik bekliyoruz abi gelecek de yiyeceğiz şimdi. Bunun çorbası geldi birinin bilmem nesi geldi falan. Abi biz de tam şeydeyiz. Gelişte kasanın yanındaki masada oturuyoruz. Yani kasa burada. Bir şurada 4 kişi oturuyoruz burada 4 burada 4 burada 6 orada 8 ve yukarıdaki katta dolu muzatette oturuyoruz. Yemeklerimizi bekliyoruz. Bir derdide abi nereden geldiyse iki tane taksi geldi. Kapının önünde. Arkalarında böyle düdüklü tecrübü. Bir de spikerlar var. Ve kök demişler belgen dinliyorlar. Konya sopakları yıkılıyor yani. Böyle bir şey olabilir. Cihan diyor böyle. Adamlardan bir içeriye girdi yakan içeriye. Lokanta sahibiyle konuşuyor. Baktı böyle boş gönlü yok mu ya falan. Bekâh sahibi dedik ya abi görüyorsun. Abi dışarıda bekleyin ben size haber vereceğim diyor. Tamam biz dışarıda bekliyoruz dedi. Adam dışarıya gitti. Ben de böyle yarı gözle baktım.
Üç kişi de. Abi bu iki taksi. Konya gibi yerde abi ellerinde piram. Kaldırın kenarına oturdular. Belgen dinliyor. Bir ay için lokantanın boşalmasını bekliyorlar. Biz de mekân sahibine dedik ya. Bebe arkadaşları dedi şu arabeskin sesini bir kıssı. Yeter birbirimizi duyar diyoruz. Tamam diyorum abi ben şimdi söylerim falan. Herif gitti bunlara bir rica etti. Neyse bir ses yemesi falan kıssı. Biraz sonra öbürü geldi. Ne zaman çıkıyor onları ya. Önüne kaçtılar ya. Tamam abi tek sizi bekleyin falan. Adamın kıçı benim yanımda yani yanağımda böyle. Kasaburda ya. Buradan lüç yani doma hale. Adam böyle konuşuyor. İçimden var ya bunun yorumları kıçına böyle tekmeyi bir koyuyup kasadan içeriye girsin diye. Tam bir yavşak. Ya öyle küfürle konuşuyor ki. Bu işte anasını avradını falan da piranın çoluğu çocuğu eşimdeki beşimdeki. Bizim küfür ediyoruz herif. Ama bizim yirmi yedi kişi beraber geldiğimizin farkında değil. Aynı aynı müferi geldik gannet diyor. Ya bu pırırlar da iyi yiyemedin ya falan filan yapıyor. Mekan sahibi demedi anan moru moru. Ayy falan yapıp. Herifi tekrar dışarıya doğru sürükledi. Bizde deli abi ben. Burak Sergen ve Selim Hoca’mın en büyük oğlu Burçak Sergen. Masada oturuyoruz. Burçak abinin bir anda bu şakakları böyle seyirmeye başladı. Bunlar Ankara’nın tepeli. Çok iyi adam döverler bunlar. Hoca kahveme numaralı gözlüğü çıkardı. Tavukçu çıkardı. Çöngesiler onu çıkardı. Abi ne oluyor dedim. Ben dedi çıkıp bunların döveceğim uşağı. Canım abim buraya etli ekmek yemeğe geldin. Nereden çıktı falan? Yok bu terbiyesizliklere haddi bildirmem lazım dedi. Onların dedi ağzı düveli bozulmuş. Onların dedi haddini bildirmek lazım. Hiç kimsenin bize böyle hakaret etmeye hakkı yok. Kim lan bunlar? Abi yapma. Bunlar yaşa. Burçak abi dışarı çıkınca bıraktı dışarı çıktı. Ben de çıktım. Deli Ali de çıktı. Çıktık adamlar kapının önünde oturuyorlar. Vuralarda ellerinde böyle. Burçak abi yanlarına geldi. Onlara baksana kardeş dedi. Ne var dedi. Yani ayıp değil mi dediniz dedi. İçeriye giriyorsunuz öyle dedi. Ana olmaz, küfürler, sinkaflar. Biz buraya dediğimiz misafir gelmişiz. Yakışıyor mu aramızda kadınlar var. Ya senden bir terbiye öğrenmez.
Olurken bir tane biri bir ses ötüyor. Ne oluyor lan bu arada? Bir bak. İmparator geldi. Biz dediysen gel. Ne yapıyorsunuz? Kocam bir şey yok. Geçin lan içeri dedi. Hemen uyandı mevzuya. İçeri geçin dedi. Yemeklerimiz yap da soğurmayın dedi. Biz böyle süngürümüzü düşürmüş olarak içeriye girmedik. İmparator dedi ki girin içeriye. İçeriye girdik. Bizde de şafana kalmış tabii. İştah kalmadı. Burçak abi neden hayat etmiyor?
Babamı sinir alıyorum. Bıraksa diyor tam da alacağım herifleri. İşimize hiç şükür. Adamlar bizi sinir etmek için okan bir de müziği de kömlediler mi abi? Yine vergen yıkılıyor ortalığım falan. Biz böyle süngürümüzü düşürmüş vaziyette bekliyoruz. Çünkü İmparator dedi ki karışmayın dedi. Tamam baba falan filan. Biraz sonra çorbadan momolar falan filan içildi. Bir vaktim Seni Hoca kalktı. Zım diye ayağa kalktı böyle. Biraz sonra çorbadan momolar falan filan içildi. Bir vaktim Seni Hoca kalktı.
Zım diye ayağa kalktı böyle. O zaman falan filan içildi o zaman. Saçları böyle bembeyaz. Beyaz boğazlı kazak. Kremli bir trenç kol ve siyah beyaz bir kaşkol. Trenç kol kolunda kaşkolu da kolunda öyle dışarıya vuruyor. Fırladı. Vaktim İmparator dışarıya doğru gidiyor. Bana dedi ki Sen de Hoca’yla böyle. Açıl ya dedim ya. Bir mevzu olduysa bize haber verdi. Adamlar böyle oturuyorlardı. Geldi bu. Bir vakti arkada ben de varım. Bu ne işin var lan burada? Hocam dedi benim yemek bitti dedi. Ha öyle mi dedi? Şu dedi parnisi omuzuma bir at bakayım dedi. Sarı yerde işim yok. Ulan kaşkolu da boynuma dolu lan. Öyle piton yanında gibi bir dolanır kaşkolu da. Adamlar da oturuyorlar. Önde otura bir tane en rezil en paspalo olan Ker var böyle. Şşş Ker! Adam da ayağa kalktı. Ne oldu falan? Sen dedi kimsin lan dedi. Buraya öğrencilerimle beraber gelmişim dedi. Utanmıyor musun terbiyesiz herif dedi. Bir de girmişiz dedi içeriye dedi. Ağzınız kubur gibi dedi. İçkiyi içiyorsan ağzınla iç. Kör ne için benim asabımı oğazma lan dedi. Baba ayıp oluyor. Fena filan olunca ben hemen dükkanın içine baktım. Çocukları var ya dedim. Gelin. Önümüzde üç tane it var. Ellerinde bira şişeleri var. Seni hocam dedi. Bir de ben varım. Gelin dedi. Ben gelin diyece dükkanın tamamı dışarı döşe oldu.
Adamları da şaşırdılar. Çünkü onlar hiç şöyle düşünmüyorlar. Onlar dört kişi. Bir de bu iki aracı. Beş kişi de üç kişiyiz. Yirmi yedi kişi olacağımızı tahmin etmediler. Bir anda herifleri Turan taktiyle ortaya aldılar. Seni hoca adamla şu mesafeler konuşuyor. Adam gideriz geliyim dese doğru. Aldı aldı aldı. Tam böyle adamlara dalacağız. Seni hoca dedi ki. Ulan bana bak şimdi. Eğer bir taneniz kavgaya girerse. Aman abradım olsun dedi. Ağzına koy. Bu parası çekilin gerideyken biz mecburen geri çekindik. Adamla yine bunlar öyle konuşuyorlar. Burçak abi de ilk atışmanın sivriyle arkadan deli laf yapıyor. Tamam mı? Her şeyin gelip dese düştü. Adam dedi ki. Canım abi. Benim sana saygımlığım sevgim sonsuz. Şu arkadaki saharlı var ya dedi. Sakalı dedi. Seni hocanın en büyük oğlu. Ve aramızdaki tek sakallı.
Arkadaki saharlı var ya dedi. Onun ben anasını abradım dedi. Seni hoca dedi ki. Ulan o benim oğlan. İşte o hükmü mevcut. Biz 26 kişiyiz. 19 kişi. Adamın arabaları ve giriş işinlerini bırakın. Konuya da nasıl kaçmaya başladı. Biz de peşlerinden.
Arkadaşların oğlan kovalıyor. Sivri arka kralında gelmiş. Sivri hoca arkadan nasıl bağırıyor. Seni cezbeye döktüm. Yakaladım diyor. Neyse geldin. Kalkan avukat gitti. Bekan sahibi falan geldi. Konya’da bunlara hiç olacak şey değil. Ben de şaşırdım ilk defa. Geri paspallık yaptılar. Sizlere de mahçup oldum. Şemane diyor ki.
Akşam tekrar misafirhaneye döndü. Burçak abim de böyle surat maşırı para duruyor. Biz tabii olayın etkisinden seyrıldık. Kurtulduk artık. Sinirimiz de geçti. Gülüyoruz eğleniyoruz falan filan. Burçak abiye serin mi deniyor suratını. Sirke satıyor. Ne oldu lan dedi. Burçak abi niye suratımı sirke satmasın ya dedi. Sen adamla yüz bişin şu mesafeden konuşuyorsun. Sen aptal adamsın. Bu herif sana bir kafa koysa ağzın burnun dümdüz olur.
Fiziğin bozulur bir kere ya dedi. Ona dikkat etmiyorsun dedi. 55 yıllık sarı yarı sebebine bitirebilirsin mi? Lan ben aptal teci taş ağa yollamışım sen. Allah sana uzun öbürler versin. O güzel ellerinden öpüyorum seni.
Venkat et.