Sadri Alışık İle Ajda Pekkan Karşı Karşıya! | Zafer Algöz Anlatıyor

Sadri Alışık İle Ajda Pekkan Karşı Karşıya! | Zafer Algöz Anlatıyor videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=9T-Rk6Ibv1k. Açıkınca hazır leze süper bir eşte Hey yavrum hey Sadra abi sadece bir turist Ömer kalıbının içine sokmak doğru değil Ulan helal olsun diyeyim Çolpan gibi bir kadını bularak evlenin Burası umutsuzluk çarşısı Ama her dudakta…

Sadri Alışık İle Ajda Pekkan Karşı Karşıya! | Zafer Algöz Anlatıyor

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=9T-Rk6Ibv1k.

Açıkınca hazır leze süper bir eşte Hey yavrum hey Sadra abi sadece bir turist Ömer kalıbının içine sokmak doğru değil Ulan helal olsun diyeyim Çolpan gibi bir kadını bularak evlenin Burası umutsuzluk çarşısı Ama her dudakta her sabah bin bir umut türküsü Bu yokuşun ölüleri ağlamaz Ayak sesleri derindedir, duyulmaz Güneşler, günler unutmak kadar uzaklarda saklanır Görülmez Bu koskoca gürültü yaşamak mı? Beklemek mi ölümü yeniden bilinmez? Sevgilerimle karışık, sadre alışık Efendim bu ilk kitabım Husherty Blackboard’ta 39. sayfada bununla başlamışım
Rahmetli Sadra abiyle ilgili bir şeyler yazmak istediğim için Sadra alışık bana göre değil zaten birçok insan tarafından da Türk sinemasının gelmiş geçmiş en yetenekli oyuncularının başında gelir Çünkü bizde biliyorsunuz genel olarak komedyen deyince sadece insanları güldüren şakalar yapan, komiklikler yapan adama bizde komedyen diyorlar Yamancılar komedyen dediğin zaman her şeyi oynayabilen, her rolün üstesinden gelebilen adam ya da kadın karşılığında komedyen olarak bu sözcüyü kullanıyorlar Sadra abinin de Türk sinemasındaki geçmişine baktığımız zaman gerçekten birbirinden çok çok renkli, çok çok farklı roller oynamış biri Sadra abiyi sadece bir turist Ömer kalıbının içine sokmak doğru değil
Elbette turist Ömer Furyası ile birlikte Türkiye’de çok çok daha büyük bir hayran kitlesi oluşturmuş bir oyuncu ama onun dışında saymakla bitmeyecek yetenekleri var Bir kere güzel şarkı söyleyen, şiirden anlayan, edebiyattan anlayan, hoş sohbet, konuştuğu zaman kendini dinleten, donanımlı, terbiyeli, zarif bir İstanbul çelebisi Sadra alışık
Ben hayatım boyunca hiç Sadra alışıkla oynama şansına ne yazık ki sahip olamadım ama bir kere bir ortamda tesadüfen sohbetinden aile oldum Sadra abinin Sadra alışık eski Türk filmlerine baktığımız zaman özellikle o siyah beyaz dönemlerde yapılan filmlerde daha yeni başladığında kötü karakterlere de mükemmel oynamış bir oyuncu
Yani bir filmde mesela pozitif karakterler de var, negatif karakterler de var. Sadra abinin kötü rolü yani kötü karakter diye adlandırılabilecek rolleri de çok çok güzel oynadığı örnekleri var Hatta o dönemlerde Sadra abinin en yakın arkadaşı şimdiki gençlerin deyimiyle kankisi rahmetli Ayhan Işıkmış. Ayhan Işık’ı böyle aniden kaybedince Ayhan Işık vefat edince
Sadra abi bir anda öz kardeşini kaybetmiş gibi bundan çok büyük bir acı duymuş, sarsılmış yani Ayhan abinin vefatından Onunla birlikte o sofraları paylaşanlar, o sohbeti paylaşanlarının anlattığına göre biz Sadra alışığı, evet içki sohbetlerini muhabbetlerini çok seven bir adamdı ama biz Sadra alışığı hiçbir zaman sarhoş görmedik derler Çünkü Sadra abi de hep dermiş ki ben bir masaya oturduğum zaman o masada benimle beraber oturan bütün insanların sorumluluğu bana ait. O yüzden benim sarhoş olmamam lazım. Duruma hakim olmam lazım, herkesi kontrol altında tutmam lazım. Zaten böyle adamlar yüzünden ben bunları kollamak yüzünden bir türlü adam gibi rahat içki içemiyorum diye de esprisini yaparmış. Sadra abi bir yerde mesela içkiyi bir muhabbet sohbet o boşluk hali set, met falan bitti ya gidelim şurada oturalım, şurada bir iki kadeh bir şey içelim falan denliği zaman o dost meclislerinin sonunda er veya geç insanları toplar eve davet edermiş.
Hadi çocuklar bize gidiyoruz. Onunla beraber oturanlar daha bir gece şimdi 11 oldu 12 oldu ya gidelim hiç olmazsa evimize dağılalım eve gidersek şimdi ayıp olur falan öyle bir şey olmaz bizim eve gidiyoruz dermiş bazen telefon edermiş.
Çolpancım biz geliyoruz ya da hiç telefon etmeden direkt eve gidermiş 8-10 kişi. Sadra abi bunu kendisi bize Amerika’da bir karaciğer operasyonu geçirmişti rahmetli yıllar önce.
O karaciğer operasyonunu geçirdikten sonra bir süre böyle bir düzelme dönemine geçtikten sonra yavaş yavaş insan içine karıştığında biz tesadüfen Beyoğlu’nda bütün Yeşilçam Tayfa’sının gelip oturduğu zaman zaman buluşma yeri olarak kullandığı bir kafeterya gibi bir yerde ya da bir pap gibi bir yerde ismini şu anda tam hatırlamıyorum belki de kapanmıştır. Orada tesadüfen onun sohbetine nail olduk en azından oradan kulak misafir olduk. Benim ilk edindiğim izlenim gerçek bir karizma. Bizde biliyorsunuz herkese karizma diyorlar ama karizmanın tam karşılığı ışıltı yani bir pırıltı ışıltı. O kalabalık mekanda bile onu gördüğünüz zaman ya şu adamda bir şey var diyorsunuz en tanımadık insan bile ve duruma inanılmaz hakimli sadra abi. Konuşurken dilinde öyle bir zerafet var ki adamın diline küfür de yakışıyor, argoda yakışıyor, beyefendilik de yakışıyor, her şey yakışıyor. İşte hoş sohbet meddah gibi bir adam kendini de dinlettiriyordu yani o sohbetler sırasında. Zaman zaman bizim gibi genç tayfayı da gördü herhalde bizim çok fazla sigara içtiğimizi fark etmiş olacak ki bize dedi ki gençler bakın dedi ben dedi yıllarca dedi sigara içtim dedi.
Günde iki hatta üç paket sigara içtiğim zamanları biliyorum. Toplamında da şu hayatta bir baksanız dedi ben herhalde hayatım boyunca bir tankeri doldurabilecek kadar içki içmişimdir. Anladım ki bu işin sonu yok. Bak gördünüz mü karaciğeri de sonunda kediye verdik. Gittik kendimize başka bir tane karaciğer taktırdık.
Onun için yavrum bu içkiyi kararında için benim gibi bokunu çıkarmayın. Sigaraya gelince de sakın ola ki zinhar sigara içmeyin. Size bir tavsiyem daha olacak evlatlarım sakın evlenmekte acele etmeyin. Evlenecekseniz de benim gibi çolpan gibi bir kadını bularak evlenin. Benim yaptığım gibi. Çünkü hiç kimse bir insanın kahrını bu kadar çekmez. Onun için ben çolpanın hakkını ödeyemem demişti. O arada anlatmıştı işte bu sabahlara kadar süren sofra maceralarını arkadaşlarını toplarmış bunlar iki üç araba dolusu. Eve giderlermiş çolpan abla bunları karşılarmış hoş geldiniz diye düşünün kadın gecenin 12’sinde birinde yataktayken kalkıyor yeniden hazırlanıyor giyiniyor. Misafirleri hoş geldiniz efendim şeref verdiniz diyor bütün güler yüzüyle. Bunların sofrasını kuruyor yoğurdu cacığı buzu rakısı filakisi bilmem nesi filanı. Başka bir emriniz var mı bir isteyeniz var mı? Estağfurullah çolpan hanım biz de sizi rahatsız ettik. Efendim sizlere afiyet olsun müsaadenizle ben yatıyorum der yatarmış. Bu haftada bir değil bazen haftada iki haftada üç olur. Çolpan abla bu konuda sadra abiye tek bir gün olsun sistem etmemiş. Şimdi başka kadın olsa ya burası restoran mı kardeşim meyane mi yeter. Devamlı milleti topluyorsun eve getiriyorsun ama işte sadra abiye o kadar büyük de aşkı sevgisi varmış ki hep bunları toler etmiş ve sineye çekmiş. Sadra abinin hayran olduğum en güzel taraflarından biri inanılmaz yaratıcı ve işin olması adına müthiş katkıları olan bir adam. Rahmetli Tunçbaşa’dan anlatmıştı yönetmen dedi ki sadri dedi öyle bir yetenek vardı ki bazen senaristlerin yazmayı unutmuş olduğu eksik gördüğü detayları bile yakalar. Başka sahnelerde sana yazılmış olan bu diyaloglar yanlış burayı şöyle söyle burayı böyle söyle diye değiştirir. Kendine yazılmış olanları da kendi kafasına göre yorumlardı dedi. Hatta senaristler de ya bu rolü sadra abi oynayacaksa bizim uzun uza diye böyle senaryoda detaylar yazmamıza gerek yok. Zaten sadra abi burada ana mevzuyu şekillendirdikten sonra bunun üstüne gereken süslemeleri yapar derlermiş. Öyle olurmuş ki tabi o devirde sesli çekim olmadığı için çekildikten birkaç ay sonra filmin dublajına giderlermiş.
Şimdi tabi işte jön erkekleri genelde Abdurrahman Palay konuşurmuş mesela işte diğerlerinde kadın dublajılar konuşurmuş. Fakat tiyatrodan gelen tiyatro kökenli olanlar hep kendilerini konuşurlarmış. Mesela sadra abi kendi dublajını kendisi yaparmış. Rahmetli Adile Abla Adile Naşit kendisi yaparmış. Münir Özkul kendisi yaparmış. Allah uzun ömür versin Şener abim Şener Şen kendisi yaparmış.
İşte Hadi Çaman kendisi yaparmış. Sadra abi de kendi dublajını yapmanın dışında filmde diyelim ki çamaşır asan bir koca karı rolü var. Kadın oradan çaçaron mahalleye aşağıya bağırıyor. Şimdi o rolü konuşacak olan kadını bekliyorlar kadın oyuncu yok. Yahu onu mu bekleyeceğiz onu ben konuşurum demiş sadra abi sesini değiştirip çaçaron kadının dublajını da yaparmış. O kadar yaratıcı bir oyuncumuz sadra abi.
Yıllar önce Ülke Erakalın anlatmıştı özel bir dost meclisinde. Ben de bunu kitabımda yazdım ama burada sevgili kafa tv izleyicilerle de bunu paylaşmak isterim. Döneminde sadra abi çok talep gören ve herkesin çalışmak istediği bir oyuncu olduğu için hemen hemen bir senelik zaman dilimi içinde bazen 6 bazen 8 bazen de 10 tane filmde oynadı olurmuş. Ülke Erakalın bir sinema filmi yapmak istiyor.
Sinema filminde başrol oyuncuları bulması lazım bir kadın bir de erkek bulması lazım. Erkek oyuncu sadra alışık sadra abi ile anlaşmışlar. Sadra abi senaryoyu da sevmiş. Evet tamam yapacağız çekeceğiz işte ne zaman başlıyoruz abi. 1 hafta 10 gün 15 gün neyse bir hazırlık süreci var ondan sonra şu gün filme başlıyoruz demişler. Bunlar hep hazırlık sürecindeler gidiyorlar geliyorlar konuşuluyor yazılıyor çiziliyor fakat kadın oyuncunun kimin olacağı bir türlü belli değil.
Sadra abi de doğal olarak oyuncu refleksi ile merak ediyor. Ya diyor ülkü biz bu filme başlıyoruz ama kadın oyuncu kim olacak? Ülke Erakalın da demiş ki vallahi sadricim benim aklımdan Ajda Pekkan geçiyor demiş. Ajda Pekkan deyince sadra abi bir durmuş Ajda Pekkan kim ya demiş. Ya demiş hani yeni daha Türkiye’de star oldu biliyorsun. Ha evet evet falan.
Ya demiş Ajda’nın Avrupai bir fiziği var ve bu kadın ileride Türkiye’de star olacak potansiyele sahip. Adam bak uzağa görüyor hakikaten doğru. Star olacak potansiyele sahip. Onun için demiş ben Ajda ile beraber yapmanı çok istiyorum demiş sadra abi hemen buna tepki göstermiş. Demiş ki burada sinema filmi yapıyoruz kardeşim bize oyunculuktan anlayan, oyunculuk geçmişi olan, birikimi olan, tecrübesi olan bir oyuncu bul. Şimdi Ajda Hanım bu işte daha yeni durduk, kattık, sağa dön, sola dön, ışığa bakma, kameraya bakma bunlar bize çok zaman kaybettirir. Sen demiş Ajda’dan vazgeç başka birini bul. Tamam sadricim falan demiş sadra abiye de fazla üsterememiş hani bozulmasın ya da projeden vazgeçmesin diye. O mu olur, bu mu olur acaba falan filan derken bir türlü kadın rolüne karar veremiyorlar ama o arada zaman daralmaya başlıyor. Sadra abi de daralmaya başlamış.
Demiş ki ya ülkücüğüm bak hani ben bu filmden çıktıktan sonra başka bir filme başlayacağım. Onun için hadi bir an önce çekeceksek çekelim kadın oyuncuyu bul hemen bu işe başlayalım. Peki sadricim sen sinirlenme demiş ülke abi. Ülker Akal’ı sadra abi projeden vazgeçmesin diye önce sadra abinin tekli sahneleriyle filme başlamış.
Yaklaşık bir hafta 10 gün hep sadra abinin kadın oyuncu olmadan olan sahnelerini çekmişler çekmişler çekmişler. O arada gizli gizli Ajda Pekkan ile de transfer görüşmelerini devam ettiriyormuş neyse bu. Sonunda beklenen gün gelmiş çatmış tam sette bunlar hazır sabah beklerlerken kadın oyuncumuz da yarın geliyor filan derken Ajda Pekkan gelmiş sete.
Ajda Hanım o zaman da süperstar daha yeni başlamış ama işte kostümlerini taşıyanlar makyözü bilmem nesi filan mahayetiyle beraber sete gelmiş. Benim için de gerçek bir stadyur hemen burada şunu da anekdot olarak söyleyeyim 1989 senelerinde İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda Vesay Stori oynuyordu. Ben Vesay Stori’de Tony oynuyordum.
Hayatımda ilk defa o kadar büyük bir müzikalde zor bir rol oynadığım için korkudan sigarayı bıraktım 8 ay falan ve haftada 3 gün şan derslerine gidiyordum. Bana şan dersi veren de rahmetli Belkıs Arandı. Belkıs Aranda dünya çapında divamız Leyla Gencer ile birlikte kast oynamışlar bazı rolleri. O kadar büyük bir opera sanatçısıydı. Cadde Bostan’da bir evi vardı haftada 3 gün beni hep çağırıyordu evladım işte sabah 11 de gel öğleden sonra 3 de gel.
Hep boş zamanlarında beni alıp bana da şan çalıştırıyordu sesim hep yerine otursun geriye gitmesin açılsın falan diye bir sabah 11 de gittim. Bir baktım benden önce Ajda Pekkan ders yapmış onunla beraber. Ajda Hanım çıktı ben şaşırdım dedim herhalde ilk defa şan dersi alıyor dedim hocam. Ajda Pekkan falan o Ajda yıllardan beri sürekli gelip hep benden şan dersi alıyor o dedi kendine acayip bakar.
İçki içmez sigara içmez günde en az 8 saat uyur asitli içecek hayatta kullanmaz şan egzersizleri yapar işte vücudunu hep geri tutar sağlam tutar. Çünkü süper starsan o süper starlığı korumak zorundasın diye de kendine o kadar büyük yatırım yaparmış şu anda da benim için süper star. Kendisine her zaman sevgililerime saygılarımı sunuyorum.
Neyse gelmişler sete Sadri abi bir anda Ajda Pekkan’ı görünce böyle bir şeyle göz göze gelmişler Ülke Arakalın’la. Ülke Arakalın demiş ki Sadri Bey’i tanıştırayım filmde başlörle oynayacağınız oyuncu işte Ajda Pekkan hanımefendi falan. Sadri abi de hoş geldiniz hanımefendi demiş hoş bulduk Sadri Bey. Kostümlerimi nereye koyacağız makyajımı nerede yapacağız falan. Çocuklar Ajda Hanım’ın hemen odasını gösterin canım falan. O devirde biliyorsunuz bir de Yeşilçam’da herkes kendi bavuluyla giderdi. Yani mesela bir rol oynuyorsun zengin adam oynuyorsun ya. Zengin adamın giymesi gereken üç tane kostüm bul gel. Gidiyorsun işte smoking kiralıyorsun. Yokancım bana takım elbisenin kravatını ödünç verir misin? Mehmetciğim senin şapkanı alabilirim. Mehmetciğim senin pantolonunu alabilir miyim? Herkes kendine gardrop yaparmış. Kadın oyuncular özellikle 2-3 bavulla giderlermiş.
Ajda Hanım zaten sete bir gelmiş 8-10 bavulla. Kostümler, şapkalar, aksesuarlar bilmem neler. Odasına kapanıyor. Merhaba merhaba dedikten sonra odada böyle bir saat bir buçuk saat hazırlık sürüyor. Saçlar yapılıyor, kirpikler takılıyor, kaşlar maşlar falan filan. Geliyorlar sette oynuyor. Efendim sizin bugün işiniz bitti diyor. Bay bay deyip gidiyor Ajda Hanım. Bir şey var gücü var çünkü. Şimdi bizde genelde setlerde şöyle olur. Set aralarında oyuncular birbirlerine bir kaynaşırlar. Her ne kadar tanımasan da. Merhaba kardeşim hoş geldin, beş gittin, kimsin nesin? Bir sohbet olur, iki lafın beli kırılır. Yemek arası olur filan filan. Ajda Pekkan hiç yemek aralarında sohbetlerde falan hiç oralarda yok. Odasında hazırlanıyor. Sete çağırıyorlar geliyor. İşini yapıyor. Bir 15 dakika istirahat diyorlar mesela. Kamera açısı değişecek. Tık yine odasına gidiyor.
Sette hiç muhabbet yok. Hazır rolünü bekliyor falan. Böylece yaklaşık böyle 45-50 gün çekimler devam etmiş. Fakat aralarda hiç öyle hoş sohbet ya da dostane bir görüşme şansı olmamış. Sadri abi de buna içten içe içerlemiş. Çünkü bir de tiyatrocu tarafı da var adamın. Yıllarında set ortamında geçtiği için. Ajda Hanım’ın böyle ona karşı biraz uzak kalması. Hafif onu incitmiş ama pek lafını da etmemiş.
Artık setin böyle sonuna doğru gelmişler. Son planı çekilmiş Ajda Pekkan’ın. Ülke Arakalın demiş ki arkadaşlar Ajda Hanım’ın bizde işi bitti. Kendisine çok çok teşekkür ediyoruz efendim demiş. Bütün set alkışlamışlar falan. Ajda Hanım’ın bavulları, çantaları falan arabaya giderken Ülke Arakalın’a dönmüş. Ülke Bey sizinle tanışmak ve çalışmak benim için çok büyük bir şerefti. Çok çok teşekkür ediyorum. Beni de setinizde ağırladığınız için. Ülke abi de estağfurullah efendim o şeref bize ait. Biz de çok mutlu olduk sizinle çalışmaktan demiş. Ve 45 gündür hiç konuşmadı. Sadri abiye dönmüş demiş ki Sadri Bey sizinle tanıştığım ve çalıştığım için de çok mutluyum. Lütfen eşiniz Çolpan Hanım’a selamlarımı, sevgilerimi iletin. Sadri abinin elinde kahve bardağıyla dururken kahve fincanına bakmış demiş ki kim diyeyim hanımefendi? Yani bunun finalinde Sadri abinin de içine hey yavrum ey! Ya da helal olsun diyeyim babayı rahmetle almakta fayda var. Sadri babaya rahmet olsun. Ajda Hanım’a da buradan sevgilerimi ve saygılarımı iletiyorum.
Sağ ol.