Ölüm Anında Şeytan Nasıl Gelecek? – Ne Sorulacak? (+13)
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=CMSurJXJAJg.
İnsan son zamanlarına geldiğinde, ölüme çok yaklaştığında çok susarmış. Öyle bir susarmış ki denizler kadar su içse o susuzluğunu gidermezmiş. Ve o anda insanın o yolculuğu anında bu dünyaya veda etmek üzere olduğu o anlarda yanına şeytan gelip elinde bir kadeh su ile onun imanını almaya, onu kandırmaya çalışırmış. Peki, acaba biz bu hali yaşayacak mıyız ve neler olacak?
Şeytan bize neler soracak? Ölmek üzereyken neler göreceğiz? Sekerat nedir? Bütün bunları şimdi ele alacağız. Bir zamanlar Ebu Zekeriya adında bir Allah dostu ölüm döşeğine düşer. O son demlerinde yanında bir de arkadaşı ve sevdikleri vardı. Arkadaşı artık onun son dakikaları olduğunu hisseder ve onun yanında kelime-i tevhidi, ”La ilahe illallah” getirmeye başlar.
Ama garip olan şu ki her tekrar ettiğinde ölüm döşeğindeki Allah dostu yüzünü ondan çevirir. Arkadaş ona bakarak bir daha ”La ilahe illallah” der. O bir daha yüzünü çevirir. En son bir daha getirince Allah dostu ”Ben o sözü söylememler.” Arkadaşı şaşırır. Nasıl olur da hayatı boyunca beş vakit namazını camide kılan, gündüzleri oruç tutan, herkese iyilik eden, Allah’ı hep razı etmeye çalışan bu adam böyle bir söz söyler der. O sırada Ebu Zekeriya kendine gelir, gözlerini açar ve az önce ”Siz bana bir şey dediniz mi?” diye sorar. Arkadaş olayı anlatır ama herkes şaşkındır. Hâlâ kimse ”Neden bu Allah dostunun böyle bir şey dediğini anlam veremez.” Ve Ebu Zekeriya olayın asıl yüzünü anlatır.
Der ki ”Siz bana birinci defa söylediğiniz zaman o sırada şeytan elinde bir kadehle geldi. Kadehi salladı ve bana suya ihtiyacın var mı?” dedi. Ben de yüzümü çevirdim. İkinci defa dediğinizde ise şeytan bir daha yanıma geldi ve ”İsa Allah’ın oğludur.” dedi. Ben yine yüzümü çevirdim. Üçüncü defasında ise şeytan geldi ve dedi ki ”La ilahe yani haşa hiçbir ilah yoktur.” de dedi.
Ben de ona, ben o sözü söylememem. Allah dostu bunu açıkladıktan sonra kelime-i şehadeti getirir ve sakince ruhunu teslim eder, Rabbine kavuşur. Evet kardeşlerim, bu zatın yaşadığı sekerat hâledir. Yani ölüm sarhoşluğu. Bu hikayeden bile bu sekerat anının ne kadar ağır ve yorucu geçtiğini az çok anlamışsınızdır.
Ve bunun yanında bizim aklımıza onlarca soru geliyor. Peki bizde bu sekerat an nasıl olacak? Biz bununla yaşayacak mıyız? Ne yapmamız lazım ki o anda şeytan bizi kandıramasın? O anda doğru ve yanlışı biz nasıl hissedeceğiz? Evet, bu durumu neredeyse hepimiz yaşayacağız ve şeytan bize en son hamlelerini oynayacak. İmanımızı almak için saldıracak. Peki imanımızı alamaması için, o son noktada imanımızı kaybetmemek için ne yapmamız lazım? Size küçük bir örnek vereceğim. Elimde bir elma var ve ne olursa olsun onu almaya çalışan bir hırsız farz edin. Eğer ben elmayı sadece elimde tutarsam hırsız onu rahatça çekip alacaktır. Elmayı ısırdığım vakit onu alması biraz daha zorlaşır ama ne yapar eder bir şekilde ağzımdan yine alabilir. Baha da zorlaştıralım ve elmayı yuttuğumu düşünün. Artık alamaz diye düşünürüz belki ama bir bıçakla karnımı deşip o elmayı hala alma ihtimali var. Ama ben o elmayı yuttuktan sonra sindirip vücuduma dalmasını sağlarsem her ne yaparsa yapsın o elmayı benden alamaz. Çünkü artık o elma dem ve damarlarıma kadar karıştı. Öyle de iman örnekteki elma gibidir. Hırsız ise sadece o limanında değil. Hayatımız boyunca elimizdeki imanımızı hileleriyle almaya çalışan şeytanın ta kendisidir. Eğer biz de iman meselesini aklımıza, kalbimize, ruhumuza yani dem ve damarlarımıza kadar karıştırabilirsek ne dünyada ne de ölü manada şeytan hiçbir şey yapamaz. İman ise Allah’ın varlığı, peygamberimizin hak peygamber olduğu ve diğer iman esaslarının ispat ve delillerini okumak veya dinlemekle güçlenebilir.
Dem ve damarlarımıza karıştırmak ise ibadet ile, amel ile, günahlardan kaçınmak ile olur. Yoksa sadece aklı doldurmaktan öteye geçemez. Eğer sen bir Allah var deyip yok gibi yaşıyorsan, günahlarını kimse görmüyormuş gibi gizli gizli işlemeye devam ediyorsan,
günde 5 defa seni huzuruna çağıran Rabbini hiçe sayıp boş bahanelerle Rabbinin emrettiği namazı terk edebiliyorsan acaba ölüm alanı kim sana yardım edecek? Ömrün boyunca peşinden koştuğun dünya malları mı, geceli gündüzlü oynadığım bilgisayar yolları mı, çok sevdiğin vazgeçmem dediğin haram sevgalarını, faiz bulaştırdığın evi, araban, paraların mı yoksa ömür boyu peşinden koştuğun makam, rütbe, tiktum malı mı?
Haydi sen söyle kardeşim, ölüm anında neyin var Rabbinden başka? Artık değişmenin zamanı gelmedi mi? Nereye kadar böyle devam edeceksin? Gençlik hiç şüphe yok ki gidecek. Ölüm düşündüğün kadar uzak değil. Belki yarın, belki ondan da yakın, belki gelmek üzeridir.
Eğer sen hayatın boyunca günahlardan kaçınarak, namazlarını kılarak, iyilikler ederek, peygamberimizin sünnetlerine uyarak, ilim öğrenerek imanını güçlendirirsen, Allah’a tam bir kul olarak yaşarsan işte o zaman artık hiçbir şeyi dert etmene gerek yok. Sekerat anında şeytan sadece aklına ulaşabilir. Kalbine ve ruhuna ulaşamaz. Gel imanımızı kalbimize ve ruhumuza işleyelim.
Allah’a emanet olun.