Namâz Bahsi 44: İftitah Tekbiri – Abdülhamid Türkeri Hoca Efendi
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=z0gNTixfj5w.
Adı billahi mineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi rabbil alemin. Ve salatü ve selamü ala rasulina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecmain. Enna ba’d. Kıymetli kardeşlerimiz, bugünkü dersimizde inşaallah artık namazın farzlarından ve namazın rükunlarından bahsedeceğiz. Namazın rükunlarından ilk olarak kitaplarımız iftih tekbiri. Yani namaza başlamak için söylenilen iftih tekbiri konusunu işlediklerinden dolayı bugünkü dersimizde inşaallah iftih tekbiriyle alakalı konular ve buna bina edilen tefri birkaç meseleden bahsedeceğiz.
Sonrasında kıyam, kıraat, rükü, secde ve bu sahil namazın kılınış şekliyle alakalı ve buraların bu ilgili rükunlarla alakalı hükümlerden Musannif Hazretleri bizlere bahsedecek. Babul ef’ali fis salatihi. Namazdaki fiiller babı yani namazın rükunları babı.
Yembe gili musalli namaz kılan kişi için gerekir en yakça fi salatihi namazında khasiyet sahibi ve kusur sahibi bir kişi olması gerekir. Likavlihi ta’ala Allah Teala’nın şu ifadesinden dolayı ki Allah Teala estağüzebillah qad afla’hal muminun. Müminler muhakkak kef’elaha ulaştı. Kindir onlar? El-Ledinahum fi salatihim khasi’un. Onlar namazlarında kusur sahibi olan kişilerdir.
Ve kâne sallallahu aleyhi ve sellem Allah Rasulü idi. İza sallâ kâne li cevfihi ezîzün ke ezîzül mirjel. Allah Rasulü namaz kıldığında sanki bir tencerenin fokurdaması gibi Allah Rasulü’nden bir uğultu gelir idi. Allah Rasulü’nün namaz içerisinde bu şekilde kuşudu idi buyurmuştur Musannif Hazretleri. Namazda şöyle alakalı bahsedilen konu esasen namazdaki riya ve benzeri birtakım şeylerden dolayı namazdan elde edilecek olan ecir, mükafat, sevap ve birtakım teslimiyetlerin noksanlaşması veya bunların hangi durumda noksanlaşması konusudur. Şimdi kitaplarımızda bu konuyla alakalı şöyle bir tafsilat geçmektedir.
Riya yani ibadetin yalnızca Allah Teala için yapılmasına engel olacak. Başka bir şeyi razı etmek veya başka bir dünyevi birtakım menfaatler için ibadet etmek hangi nevi olursa olsun. Mal için olur, makam için olur, siyaset için olur, evlilik için olur yani Allah rızası dışında hangi niyet olursa olsun.
Bunun için ibadet etmek işte bu tür konular kitaplarımız derler ki bu konuyla alakalı farz namazlarda herhangi bir şekilde riya söz konusu olmaz. Yani örneğin ben Allah göstermesin, öğlen namazının farzını çekilip de kenara insanlara riya için kılacak olursam burada riya’dan bahsedilmez.
Çünkü niye? İslam hukukunda fukanın delilendirmiş olduğu şey ya zaten bu senin sorumluluğun. Sen sorumluluğun olan şeyi yapmandan ötürü insanlara bak ben bu ibadeti yapıyorum ha, bak ben bu ibadeti teslim etle veya devam sebahat üzere devam ediyorum şeklinde bir riya da bulunamazsın derler.
Peki bu adam farz namazı kendi Allah için kılmayıp da dünyevi menfaat veya insanlara riya için kılmasının hiçbir cezai müegidesi yok mudur İslam’da vardır, o da nedir? Evet, farzlarda riya olmaz ancak farzlarda riya olmaması başka bir şey. Bu riya’dan dolayı bu yapılmış olan bu riya’dan dolayı kişinin kat ve kat alacağı mükafattan mahrum kalması başka bir şeydir. Bundan dolayı bir kişi farz namaz kılacakken veya farz namaz kılıyorken farz namazın içerisinde, rukyosunda, secdesinde, kavmesinde, celsesinde uzattı uzattı uzattı ve riya’da bulundu. Evet, bununla bu ibadet içerisinde bu kılmış olduğu ibadette riya var. Riya farziyetin düşmesine engel değil, riya farzın sevabın almasına engel değil ancak fuka der ki kat ve kat Allah için Allah’a teslimiyet için alacağı sevaplardan mahrum olmuş olur. Ve bu almış olduğu kılmış olduğu namazdan, yapmış olduğu bu ibadetten ne kadar ihlas, ne kadar bir samimiyet, ne kadar Rabbisi ne karşı bir kurbeti olacak burası problemlidir. Allah Resulün hadis-i şerifte buyurmuş olduğu rubbe talin yelânühül Kur’ân ve bunun benzer hadis-i şerifler. Yani ne Kur’ân okuyanlar var Kur’ân onlara lanet ediyor. Ne oruççular var onların açtıkları sadece kuru bir açtık ve susuzluk. Ne tesettür giyenler var onların tesettürleri onlara lanet ediyor.
İşte bu şekilde hadis-i şeriflerde zaten temas edilmeye çalışan noktada bunun Allah rızası dışında başka bir gaye, başka bir menfaat için yapılmasıdır. İşte bunlarda bunları yapan kişiler eğer yaptılarsa Kur’ân okuduysa Kur’ân sevabı alır, nafile olmaması durumunda.
Nafilelerdir, yağsından dolayı bir şey almaz ama ondan alması gerekecek olan o kat kat sevabı yapamayacaktır, alamayacaktır. Bunu rüya için yaptıysa, bunu gösteriş için insanlara yapmış ise bu durumda onun orucu da, onun okumuş olduğu Kur’ân-ı Kerim’de yorgunluktan veya açlıktan başka herhangi bir şey değildir. Hazreti Peygamber bu şekilde buyurmaktadır.
Evet, namazda bu şekilde insan kuşuyu hedeflemeli ve kuşuya engel olan etkenlerde sakınmalıdır. وَيكُنُ نَظَرُهُ إِلَا مَوْزِ سُجُودِهِ Bu kişinin namaz içerisindeki baktığı yer neresi olur? Sucud, secde mahalle olur.
وَلِمَا رُوْيَ اَنَّهُ عَلَيْثَلَاتُ وَسَلَامُ كَانَ لُوْيِلَّا يُجَابِذُ بَصَرُهُ فِي الصَّلَاةِ مَوْزِيَ سُجُودِهِ تَخَيْشُ عَنْيِ اللّٰهِ تَعَالَى Namaz müminin Rabbi ile buluşmuş olduğu bir esnadır. Rabbi ile muhatap olduğu, Rabbi’nin niyazda bulunmuş olduğu bir andır. Küçük insanoğlunun o namaz Крас John Coldgam’ı son derece huşulu bir şekilde namazını kılıp, onun taallukunu azaltması ve odak noktasında daata çok olan eylemlerden uzak durması gerekir, multinap社 Onun için secde mahallenin teklemesi gerekir. Maalesef günümüz, bizlerde yapıyoruz. Çoğununda görüyoruz gözler, sağğ sol, geleni gideni.
Tecrübe-i Kıbrıs’a bakmakta, akrabıyla tazim, min irsalitarafi yeminan ve şeminlen ve şimalen, gözü sağa sola kaydırmaktan, sağa sola bakmaktan tazim itibarıyla ki daha uyguntur. Maalesef bugün günümüze de görmüyor muyuz? Patronun önünde çalışanlar, patronun karşısında bir şey isteyecekleri zaman boyunları aşağıda. Komutanın karşısında askerler ondan bir şey istediği, bir suç işlediği zaman da kafaları aşağıda, bu boyunları aşağıda önlerine bakıyor.
Hiç bir zaman siz bir askerin, suç işlemiş olan bir askerin veya bir kabahat işlemiş olan bir çalışanın veya evladın babasının yüzüne, patronun yüzüne göğsünü gere gere baktığı veya sağa sola baktığı görülmez. Hepsinde nedir? Edep çerçevesinde olur.
O zaman bütün yaşantımızın sorumluluk ve bütün yaşantımızın isyan olmuş olduğu, hata olmuş olduğu biz kulların da Rabbimiz karşısında kıldığımız zaman son derece samimiyete, son derece acziyete uygun olacak şekilde nazarını, secde mahalline dikmesi gerekir. Evet, وَمَنْ اَرَادَتْ تُقُولَ فِي الصَّلَاتِ Şimdi geldik namazda iftihah tekbiri konusunda.
Hanif-i Mes’abine göre iftihah tekbiri her ne kadar bizim taa ibtidai seviyede medreselerimizde iftihah tekbiri namazın içerisinden farzlardan bir farz ve rükun sayılsa da aslında Hanif-i Mes’abine sayılan görüşe göre iftihah tekbiri bir rükun değildir.
İftihah tekbiri aslında namazın dışındadır. Nereden anlıyoruz bunu? Bir kişi örneğin iftihah tekbirini getirdiği zaman üzeri çıplak olsa, iftihah tekbirini getirdiği anda üzerinde namaza mani bir durum olacak olsa, tam besmele çekmeden de elbise bulsa veya besmele çekmeden olma en necaset-i giderici olur ise bu durumda bu kişi namazı sahiptir diyordur Fuka.
Halbuki rükun olacak olsaydı namazın içerisine girmiş olacaktı. Namazın içerisine girdiği zamanda da bu tür şeyler namaza mani olmuş olacaktı. Burada Fuka’nın bunların namaza mani olmamasını söylemesi bize şunu göstermektedir. İftihah tekbiri bütünü ile rükun değildir. Bir ekiz namazın başlangıcına son derece bir tişik olup son derece yakın olduğundan dolayı sanki bir tişik gibi hüküm almaktadır.
Şimdi Fuka bu sefer bu değerlendirme ile beraber şu konuyu tartışmaktadır. İftihah tekbiri illa Allahu Ekber lafzıyla olmak zorundamıdır. Bu konuyla alakalı Hanefi mezhebi müctehid taralığı imamları arasında ihtilaf olduğu görülmektedir.
İftihah tekbiri hususunda imam Ebu Hanife ve imam Muhammed’e göre iftihah tekbirinde asul olan tekbirde söylenilecek lafzın tazim veya tesbih ifade edecek bir lafız olmasıdır. Bundan dolayı bir kişi Allahu Ekber, Allahu’l-Kebir, Allahu’l-Kadir, Allahu’l-Khalik şeklinde isimlerle besmele çekse ve Mevla Teala’nın esmasıyla isim çekecek, besmele çekecek olursa tesbih, tezgiri bunlar tehlil olacağından dolu.
Yeterli olur deniliyordur. Ama tabi sünnete uygun olmadığından dolayı yaptığı hoş bir şey de değildir.
Şeyde ise imam Muhammed’e göre, imam Ebu Yusuf Hazretlerine göre ise sünnette Allah Resulünün devamlı söylediği ekber lafzı olduğundan dolayı tekbirin ekber kökenli Allahu Ekber, Allahu’l-Kebir veya Allahu’l-Kebir şeklinde olması gerekir. Yani kebir lafzının kökeninde olması gerekir demiştir.
Ebu Yusuf’a göre Allahu Ekber veya benzerlerini söyleyen bir kişinin Allahu’l-Khalik, Allahu’l-Kadir şeklinde Mevla Teala’nın diğer esması ile namaza başlaması caiz değildir. Namaza ibtida mümkün değildir.
Bunun dışında bir de, özellikle Nuri Liza gibi diğer müteahhit kitaplar, iftidat tekbiri ile alakalı bir takım 12-13 maddeden bahsedilmekte. Ancak bizi ilgilendiren iftidat tekbirinin saygı olmasıyla alakalı özellikle şu 4 maddedir.
Bir, iftidat tekbiri ile niyet arasında bir fasıl olmayacak. Bu fasıla dünyevî kelem olur veya namaz dışında başka bir eylem olur. Nihetten sonra böyle bir fasıl olursa iftidat tekbiri olmaz. İki, tahrimi esnasında ayakta olacak. Yani oturduğu zaman da diyelim hızlı namaz kılacağı zaman, peşpeşe nafile namaz kılacağı zaman kadir gecelerinde veya berat gecelerinde veya terafi namazında olduğu gibi burada otururken tekbir getirmeyecek.
Yani hızlı namaz kılındığı zaman da diyelim tekbiri Allahu Ekber diye daha tam yukarı çıkmadan kilitlemeyecek. Üç, içinden tahrimeyi okuyacak. Yani lisanı oynayacak. Sıpkı Kıraat bahislerinde olduğu gibi dili oynayacak ve lili kendi içinden kendini duyacak. Üç, tekbiri getirirken farzatayin edecek ve cemaatin uymaya da niyeti olmuş olacak. Bu şartlar doğrultusunda iftidat tekbiri saygı olur deniliyordur.
Evet. Her kim namaza başlamayı kastedecek olursa tekbir getirir. Bu ayet-i kermeden dolayıdır. Yani Rabbinin ismini zikretti ve ne yaptı? Namaza namaz kıldı. Burada bu yönüyle bu bahsedilen şey bizatihi tekbirle alakalıdır.
Ve kâil aleyhisselâm Allah Resûlü şöyle buyurdu. Allah Teâlâ bir kişinin namazını kabul etmez hatta yada tağûrame vazî’ahu ta ki abdest mahallerini yerinceye koyuncaya kadar ve istekbel el kıbleye dönünce ve yakûl Allahu Ekber Allahu Ekber deyinceye kadar. Allah Resûlü de bu şekilde buyurmuştur.
Ve inüftetâ bi laf din âkâr peki Allahu Ekber lafzının dışında tekbir getirecek olursa ki o lafızla nasıl diyeştemûnâ aleyhisselâi ve tâzîm, yalvarmaya ve tazime uygun bir şekilde olsa, ket tehlî il keleme-i tehlî tevhîd gibi ved tesbihatlar eyyatü bi ismin âkâr bu lafızlarla olacak olsa ke kavlihi errahmanu ekber böyle olacak olsa eczehu bu da aynı şekilde nedir? Yeterlidir.
Bu görüş tabi Ebu Hanife Hazretleri ile İmam Muhammed Hazretlerine göre.
İmam Ebu Hüsü Hazretleri ise la yajuzu caiz olmaz illâ bi lafz-i tekbir tekbir kökenli kebir kökenli olması gerekir. Vuhu ve kavlu Allahu Ekber Allahu Ekber Allahu kebir Allahu kebir şeklinde olması gerekir yani kebir lafz ile olması gerekir.
Niçin peki kebir lafz ile olması gerekir illâ li ennehu li enne-l mütevâres Allahu Ekber çünkü rivayet edilen nedir? Allahu Ekber lafzıdır. Veef’al veef’ail peki Allahu Ekber geldi Ebu Hüsü nasıl Allahu Ekber gelmesine rağmen Allahu kebire de izin verdi şöyle veef’al sigası veef’ail sigası nedir?
Sevaun fi sıfatihi ta’ala Allah Teala’nın sıfatını ifade etmesi hususunda eşittirirler. Bundan dolayı Allahu Ekber yerine Allahu kebire de kullanılabilir.
Volehuma yani Ebu Hanife-i İmam Muhammed Hazretlerine göre tekbirde asıl olanın tazim ve dua manası tazim manası olması ve dua manasının olmaması kuralına nereden gidilmiştir? Bu ayet iftih tekbiri ile alakalı inmiştir. Ayet-i kerimede mutlak zikir itibar edilmiştir. Ayet-i keriminin haberi vahit ile kayıtlanması layı cüz-ü caiz değildir.
Yani siz tutup da bu şekilde ayet ile sabit olan mutlak zikir mefhumunu ve emrullah mutlak zikiri haberi vahit olan haberi vahit ile sabit olan Allahu Ekber lafısına tahsis edemezsiniz diyordur. Ayette mutlak zikir geçtiği için mutlak olarak hangi zikir olursa olsun yeterli olur.
Ve kovval evifte ta’bi kavlihi Allah evirrahman. Böyle olacak olsa caze ende bi hanife lev vücudu zikri. Ebu Hanife ile göre bunlarda din aynı şekilde ne olur? Câizdir. Ancak kuvakali Muhammed İmam Muhammed Hazretlerine göre ise la yüzzü caiz olmaz illa en yadumme elehi es-sıfah. Allah lafısının yanına Allahü’l-kebir, Allahü’l-kadir, Allahü’l-khalik gibi bir lafız ilave edilmesi gerekir diyordur. Zahir rivayede bu geçmektedir.
Ke kavlihi ecelü ve a’zamü. Allahü anadam lafzı gibi. Peki ve lev gale kişi şölede Allahümme dese el asah innehu yüzzü bunda da yine aynı şekilde caizdir ve manahü ya Allah yani nidadır. Vel mimil müşeddetü halefü anin nidayı buradaki Allahümmedeki şeddeli olan mim nidadan haleftir. Peki ve lev gale Allahümme gfirli kişi Allahümme gfirli diyecek olur ise la yüzzü caiz olmaz. Le yannu hu leysi bi tazimini khalisin. Bu khalis tazim değildir, duadır. Ve lev iftata el ahresu vel ümmiyyu bi niyeti. Ahres ve ümmi şeyle başlayacak olsa cahize caizdir. Peki mümferit olarak o zaman Ebu Hanife ile İmam Muhammed’e göre ve Mes’ed-Dahsullah’ın görüşe göre Allah dışında, Allahü Ekber dışında başka lafızlarla tekbir mümkündür. Allahü’l-kadir, Allahü’l-khalik, Allahü’l-razik şeklinde ifadelerle yemin, tekbir mümkündür. Peki cemaatte nasıl olacaktır? Vel efzal cemaatin tekbirinde fazilet dolar nedir? En yükebbir al mü’karnen li tekbiril imam. Cemaatin imamın tekbirini bitişik şekilde tekbir getirmesidir. Ebu Hanife Hazretlerine göre böyledir. Ve indihuma sahibeyle göre ise ba’duhu imamın tekbirinden sonradır. O bitecek ondan sonradır. Ve fisselami ba’duhu bi’l ittifak. Namazdan çıkmada selamdaysa ittifakla imamdan sonradır. Peki selamda imamdan sonra olup da tekbirde Ebu Hanife niçin böyle peş peşe koşmuştur? Vel farku indeli Ebu Hanife Hazretlerine göre tekbirde hemen peşine olması. Selamdaysa son olması ne içindir? Enne tekbira namazdaki tekbir, şurun fil ibadet, ibadete başlamaktır. İbadete girişmektir. Vel müsaraatü ileyhi eftal oraya hızla sürat etmek faziletlidir.
Aldık gibi de Allah Resulünün namazda iftitat tekbirini yakalama hususunda onlarca hadisi şerifte teşviki vardır. Sahabe efendilerimize ne kadar üstünlüğünü anlatın bana şeklindeki teşvikleri vardır. Bu yönüyle iftitat tekbirini imamın hemen peşine yapmak, tekbire yetişmeyi arzulamak dinde asıl olması gerekenlidir.
Bu konuyla alakalı da buraya gelmişken onu da söyleyelim. Hanif-i mezhebinde iftitat tekbirinin faziletiyle alakalı husus, Hanif-i mezhebinde yani iftitat tekbirinin birinci rekattaki bahsedilen fazileti birinci rekattir rüküdan önce yakalayabilmektir. Yani rekatı kaçırmamaktır. Yoksa hemen iftitat tekbirinin peşinden olması değildir. Sayf olan görüş budur Hanif-i ileride. Şimdi Ebu Hanife meselemize dönecek olursak iftitat tekbirinde hemen imamın peşinden.
Ama şeydeyse imamdan sonra selamda. Bunun olmasının sebebi çünkü başlangıçta namazı ibadete girmek vardır. Ve selam-ı kurucun minhu selamda ise ibadetten çıkmak vardır. Vel ibtâu fihi eftâl. Orada da usatmak nedir? Eftaldir. Bundan dolayı imam önce selam verir, selamun aleyküm ve rahmetullah. Sonrasında bu sefer cemaat döner, selamun aleyküm ve rahmetullah diye.
Veyansufe ettekbira vehuves sünnetü. Kişi namaz kıldığında tekbiri uzatmaz. Ne yapar? Sürat eder. Burada bir de şuna dikkat etmek lazım ki maalesef bugün bazı yerlerde Allahü Ekber şeklinde yersiz uzantılar. Özellikle cemaatle namaz kılarken birtakım problemlere sebebiyet veriyordur. Nasıl problemlere?
Hanifi meshebine göre cemaatle namaz kılarken biliyorsunuz cemaatin imama uymaya niyet etmesi lazımdır. Yani uydum imama demesi lazımdır. Peki o imamın da nerede olması lazımdır? Namaza başlamış olması lazımdır. O imamın namaza başlaması için en askeri Allahu demesi lazımdır. Şimdi imam tutar da Allahü Allah diye uzatırken cemaat Allahü Ekber diye uydum imama diyecek olur ise
burada imam daha namaza başlamadığından dolayı cemaat namaza başlamamış odur. Bunun dışında bir de Hanifi meshebine göre tekbir hususunda cemaatin imamdan önce Allahü lafzını söylememesi gerekir. İtibar Allahü lafzınadır. Yani imam Allah derken cemaat Allahü dese, imam cemaat imamın önüne geçtiğinden dolayı ondan önce farza başladığı için cemaat uymuş olmaz.
İşte bu şekilde ki şeylere dikkat etmek gerektiğinden dolayı sünnet olan tekbir de hızlı olması, Allahü Ekber olması gereken budur. Bazı yerlerde maalesef biraz hem nefse hoş geldiğinden dolayı hem de biraz daha sesi veya namazın heyeti güzel olsun diye bu hususta aşırı mübalağa yapılıyor. Bu füke olarak çok doğru değildir. Çünkü az önce dediğimiz gibi imama uymama gibi birtakım mahsulları doğurabilir.
Sünnet olan uzatmamaktır. Başında Allahü Ekber diye Allah muhafaza bir uzatma, istifham hemzesi getireceğinden dolayı küfrün, küfürdür. Sonundaki uzatma ise hatadır. Minhâ-yüsrâ-râbiyyeti grâmer açısından. Kulaklarının yumuşaklarını hizarlamak için ellerini Allahü diye kıbleye doğru açar. Likân-ı l-Sallallâhu aleyhi ve sellem, Livâil-i bn-i hücr. İzefte tahte es-salâte fârfâye deyke hizâe üdüneyk. Kulaklarının hizâsına ellerini kaldır buyurmuştur Allah Resulü. Ve huve enyarfâu ma mensûbeteyne. Bu da nasıl olacak? Dik bir şekilde ellerini kaldırması. Hatâ tekûnel esâbiye ma’l kefîn nahvel kıble. Kıbleye dönecekler. Bunlar bu şekilde olmasıdır.
Vela yücefer rünce beynel esâbiye. Parmakları arasından aralamaz. Bu şekilde düz olur. Vâ gâda tekbira tul kunut ve salâtu l-ideyn. Bayram namazıyla kunut tekbirde aynı şekilde kıbleye dönük bir şekilde olmasıdır. Şimdi burada dikkatimizi çekerse. Ve erfâ ye deyhi li yuhâ ziye ibâ ma huşahmeti üdüneyk. Parmakları kulaklarına hizâlayacak dedi. Parmakları kulaklarına dokunacak demedi Musannif Hazretleri. Evet kitaplarımızın sünnet olan bu oldu zikredilir ancak.
Nukayyat sahibi Sadr-i Şerîa bunun parmaklarının dokunması şununla alakalandırılır. Sünnette olan parmakların kulak yumuşagını hizâlamak olduğundan dolayı hizâlayıp hizâlamadığını dokunmayla anlar. Burada dokunma da bundan dolayı gelmektedir. Bu yönüyle sünneti ikmal olduğundan dolayı, sünneti daha taslamam yerine getirmek olduğundan dolayı bir problem olmayacaktır. Vela yarfâ umâ fi tekbirat in sivâha. Namaz içerisinde rükûdan kalkan diğer tekbirlerde falan kaldırmaz.
Likavlâ aleyhisselâtu vesselâm. لَا تُرْفَ عَلَيْدِ إِلَّا فِي سَبْعَةِ مَوَاتٍ يَدِيَرْدِ قَلْدُلُرْ وَذَكَرَ هَٓا جِيْهِ السَّلَاسِ Üç yeri zikretti. وَاَرْبَعًا فِي الْحَادْكِ نَذْكُرُهُ اِنْشَاءُ اللّٰهُ وَتَعَالَى Onlarda nedir? Namazın başı, kunut ve bayram namazlarıdır. Bunların dışındakilerde el kaldırılmaz. O zaman namazın içerisinde rüküden kalkıldığında elin kaldırılma durumu söz konusu değildir. Burada kalmış olalım.