Sabah Namazının Sünnetini Kaza Etmeli Miyiz? – Fatih Kalender Hoca Efendi
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=DwK2Ly7Wm_k.
Sabah namazının sünnetini de kaza etmeli miyiz? Kitaplarımıza baktığımız zaman sabah namazının sünnetinin harcındaki diğer ravatip sünnetler yani farz namazların öncesindeki ve sonraki sünnetler vakit çıktıktan sonra kaza edilmeyeceğine dair ittifaktan bahsedilir. Yani ulemanın görüş birliliği içinde olduğundan bahsedilir. Ancak sabah namazının sünneti bu genellemenin dışında bırakılır.
Buna bir takım etkenler var. Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam’ın Hayber günü seferden döndüğünde o gece uykuya dalmış olmaları, nöbetçi olarak vazifelendirdikleri Hz. Bilal’in de bir şekilde uykusu galip gelmesi ve böylece de güneşin doğması ve sabah namazının kazaya kalması
ki aslında bu da ümmeti için yani bir namaz kazaya kaldığı zaman nasıl ifadidir? Onun talimi olmuş olacaktır. Buradaki bu hadis-i şerifte Efendimiz’in sünneti de kaza etmiş olması yani sabahın sünnetini de kaza etmiş olması çünkü neticede sabah namazının vakti Tülül fecir ile Tülül şems arasındaki olan bir vakittir. Yani fecdin doğumu imsak vaktinin kesimi ile güneşin doğacağı olan bir zaman dilimidir.
Her ne kadar güneş doğduktan sonra başka bir namaz vakti girmiş olmasa da neticede o vakit sabah namazının vakti değildir. Yani öğle namazının vaktinin çıkması ikindi namazının vaktinin girmesi demektir. İkindi namazının vaktinin çıkması akşam namazının vaktinin girmesi demektir. Yani arada bir mühmel vakit yok ama sabah namazından sonra öğle vakti arasında mühmel bir vakit var.
Yani namaz vakti olmayan bir vakit var. Bu da sanki şöyle bir algı oluşturabiliyor. Yani vakit çıkmadı hala sabahın vakti devam ediyor. Bu böyle değil. Güneş doğduğu zaman artık sabah namazının kazaya kalmıştır. Dolayısıyla bu tarih diye nispeti ifade edilen bu hadis-i şerif, tarih gecesi de ifade edilen bu hadis-i şerifte sabah namazı sünneti ile beraber kaza edilmiş.
Bunu istillali olarak alınıyor. Bir de sabah namazının sünnetinin diğer ravatip sünnetlere nispetle daha kavi, daha kuvvetli bir sünnet olması. Bunun da tabi birçok etkili, birçok farklı tarafları vardır. Bu sebepten dolayı sabah namazının sünnetinin kazası noktasında ulema diğer namazlarının, sünnetlerin kazasından ayırmışlardır.
Diğer namazlar vakit çıktıktan sonra sünnetlerin kazası yok derken sabah namazının sünnetinin kazası var. Sadece bu kaza nasıl olmalı ve ne kadarla sınırlıdır? Bu noktada Hanefi mezhebine baktığımız zaman Güneş doğduktan sonra eğer kişi sabah namazının sünnetini farzıyla beraber kazaya bırakmışsa,
yani farzını da kılmamışsa, böylesi bir durumda öğle vaktindeki keraat vaktine kadar, yani Güneş’in tam zirve noktasına çıkana kadar ki bir zaman diliminde bu adam hem sabahın farzını kaza eder hem de sünnetini kaza eder. Farz ile beraber kazaya kalmışsa. Ama bu adam farzını kılmış da sünnetini kılamamışsa,
sadece sünnetini eda etmemişse vaktinde bu durumda yalın sünnetin kazası var mıdır? Bu konuda Hanefi mezhebinde mezheb imamlarımız arasında görüş farklılığı olan bir konu. İmam Ebu Hanife Rahimullah, İmami Ebu Yusuf Rahimuhumullah yok. O ki sünnet farzdan ayrılmıştır, tek başına kalmıştır. O zaman bunun artık kazası yoktur derken İmam Muhammed Rahimuhullah bu konuda hayır. Yine o zeval vakti dediğimiz yani Güneş’in tam zirve vakti zamanına kadar, keraat vaktine kadar sabah namazının sünneti tek başına dahi kazaya kalacak olsa kaza edilmelidir görüşünü söylemektedir. Ki muvattaaya baktığımız zaman bunu açık bir şekilde görüyoruz. Hatta Hanefi kaynaklarının hemen hemen hepsinde
bu ifadeleri yer verilmiştir. Ama Güneş zevalden sonra öğle vaktini intikal ettikten sonra artık ister farzla beraber olsun, ister münferit olsun, bu saatten sonra sabah namazının sünnetinin kazasına mahal kalmamıştır. Artık sabah namazının sünnetinin kazası yoktur. Ama bu zamana kadar işte farzla beraber midir münferit noktasında
bazı tartışmalar olsa da elbette ihtiyatsa dediğinde burada böylesi bir durumda eğer bir şekilde sünneti kılamamışsanız bu nasıl olur namaza geldiniz veyahut da işte uyandınız baktınız ki o kadar az bir zaman dilimi kaldı ki eğer sünneti kılacak olursanız farzı kılamayacaksınız. Bir de şöyle bir olay vardır. Bazı namaz yani sabah namazının dışındaki
namaz vakitlerinde eğer siz iftidat tekbirini vakit içinde aldıysanız namaz içinde diğer namaz vakti girse bile bu namaz eda olarak sahil olur. Yani ölenin son vaktini bıraktınız bir şekilde o zamana kaldı ve öle namazına başladınız ama ikindi vakti girdi. Namaz içinde ikindi vakti girdi. Sizin öle namazınız eda olarak sahittir.
Keza ikindi namazını son vakti bıraktınız ki mekruhtur, tahrimen mekruhtur bu vakte bırakmak ama bir şekilde kaldı. İkindi namazının birinci rekatında ya ikinci rekatındayken güneş battı yani akşam namazının vakti girdi. Yine namazınız eda olarak sahittir. Ama aynı olay sabah namazı için mümkün değil yani sabah namazına başladınız girdiniz birinci rekatı kıldınız güneş doğdu namazınız iptal oldu. Niye? Çünkü ondan sonraki bir vakit namaz vakti değil
namazsız olan bir vakit olması hasebiyle bu bağlamda namazı iptal eder. Dolayısıyla hani kalktınız baktınız ki öyle bir zaman dilimi var ki burada sünnet ve farz sığmaz. İkisinden sadece birini kılmak durumundasınız. Böylesi bir durumda tabii ki farzı kılacaksınız sabahın farzını kılacaksınız en azından onu kazayı bırakmamadığına ama sünnet kalmıştır. Bu konuda sünnet İmam Muhammed rahimullahın görüşü doğrultusunda işrak vakti dediğimiz
yani kerat vakti çıktıktan sonraki vakitte onu da kazaniyetiyle kılar diyoruz.
Peki hocam Allah razı olsun.