Otobüs Namaz için Durmazsa Otobüste Namaz Kılınır mı? – Abdülhamid Türkeri Hoca Efendi
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=bxWspBj8KOU.
Otobüsle seyahat ederken namaz için durmazlarsa, araç içerisinde namaz kılınabilir mi? Değerli dinleyenlerimiz, Hanif-i Mezhebin’e göre, araç içerisinde veya binek üzerinde farz namazının kılınması caiz değildir.
Çünkü binek içerisinde namaz kılındığında, rukû, secde, kıyam, istikbal-i kıble, bu tür farzlar ortadan kalkıyordur. Çünkü bunları yerine getirmek mümkün değildir, hakiki şekliyle. İma ile namaz kılınıyordur. İkinci olarak, namazda yasaklanmış olan intikal söz konusudur. Yani bir yerden başka bir yere intikal durumu söz konusudur.
Bu gerekçelerden ötürü, Hanif-i Fakihleri binek üzerinde namaz kılınmasının caiz olmadığını söylemişlerdir. Hanif-i Mezhebin’e göre sadece binek üzerinde namaz kılmak nafile namazlarda caizdir. Ve nafile namazlarda Hanif-i Mezhebin’de Ebu Hanif Hazretlerine göre, şehrin dışında başlayıp şehrin dışında bitmelidir. Yani nafile namazlarda şehrin içerisinde binek içerisinde caiz değildir.
Nafile namazlarda dahi şehir dışında olmak şarttır. Meslepte asullan görüşe göre bu şekildedir. İmam-ı Büyüsoy ve İmam-ı Muhammed Hazretlerine göre şehrin içerisinde nafileyi sakınabilir. Ama onlarda dahi binek içerisinde farz namaza ruhsat herhangi bir şekilde bulunmamaktır. Yani bu konuda mezhebimizde tartışma bulunmamaktadır.
Sadece Hanifi kaynaklarında farz namazların binekte veya araçta kığınması ile alakalı birtakım mücbir ve zorunlu sebepler rivayet edilmektedir ki, buna da kaynak olarak Allah Resulü sahabe efendilerimizle bir gün yolculuk yaparlarken çok aşırı yağmurdan dolayı bineklerinden inemediler. Yer çünkü çok aşırı çamurluydu ve fazla da yağmur yağıyordu. Onun için Allah Resulü ne yaptı? Sahabe efendilerimize binekte namaz kıldırttılar. Bundan dolayı bu şekilde mecbur, zorunlu bir etken var ise ve de başka hiçbir şekilde alternatif yoksa, ne gibi az önce dediğimiz gibi aşırı yağmur, yırtıcı hayvan veya kişinin binekten indirecek herhangi bir yardımcısı yok. Yani adam bindi bineye indirecek kimsesi yok, başka da seçeneği yok. Onun için bu gibi durumlarda, bu gibi mücbir ve zorunlu sebepler durumunda ancak binekte namaza izin verilmektedir.
Bu binekle namazda farz namaza izin verilmesinde şu ayrıntı da önemlidir. Kaynaklarımız bu zaruri durumlar durumunda binekle namaz kılınabileceğine izin verir ancak şu şartta intikal yine olmamalıdır. Çünkü intikal da şuna dikkat etmek lazım. Bir, hem istikbali kıble şaşar yani kıbleye yönelmek hem de ikinci olarak namaz içerisinde kişi yeri mahalli değişmez. Mahallin değişme gibi bir durumu olmaz. Bir yerden başka bir yere geçme gibi bir durum söz konusu olmaz der Fuqa.
Onun için bunlardan dolayı her ne kadar bu zaruri durumlar olsa da araç hareket etmemelidir derler. Araç hareket edecek olursa normal şartlarda namaz geçersiz olur derler. Sadece yine araçların hareket etmesine ilave olarak şu mücbir sebepleri şart koşarlar. Düşman korkusu ve yırtıcı hayvan korkusu. Yani binekle namaz kılmam normalde evet zaruri durumlarda caiz. Ben de diyelim zaruri bir durum var. Yağmur yağıyor veya işte ne bileyim indirecek kimsem yok. Ama durdurmam lazım. Durdurmama ruhsatımın olabilmesi için ya düşman olacak veya yırtıcı bir hayvan olacak. Yani bu da bir mücbir sebep ve alternatifsizlik. Böyle bir durum olacak. Bunun dışında Hanifi mezhebine göre hem intikal olmasından dolayı hem de intikal dışında rukû secde bu tür farzların kaçırılmasından dolayı binekle namazın kılınma durumu söz konusu değildir.
Şimdi bugün günümüzde otobüs meselesinde kılınan namazıda veya uçaklarda kılınan namazıda aynı zaviye den aynı kaynak üzerinden değerlendireceğiz. Yani evvela bir burada otobüsle alakalı otobüsün sefer saatlerinde Müslüman ne kadar tedbir aldı bu konuya dikkat edeceğiz. İki bu hususta hassas olan firmalarda ne kadar tercih edildi ne kadar tercih edilmedi. Müslüman bir kere bu konularda üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmekle üçümdülü.
Yani ben hiçbir şekilde hassasiyet olmadan direkt firmadan aldım sonrasında bir gittim benim içim namazda kılmıyor. Orada bende de bir sorumluluk mutlaka olacaktır. Ve bunu bir az önceki saymış olduğumuz zaruretlerle bir tutamayız. Hadi farazı diyelim ben araştırdım kendimce duruyor zannettim veya başka seçenemde yok mecbur gitmem lazım bu yönüyle sabah namazına sıkıştım diyelim. Yani sefer saatinde de bir değişiklik yapamıyorum. Bu durumlarda yine az önce dediğimiz gibi Müslüman bunu ısrar etmelidir. Durdurun arabayı yani yapmayın bunu ben farzımı kılacağım hemen şeklinde abdestini muhafaza etmeliyim. Üzerine düşen tedbirleri yapmalıdır. Çünkü klasik kaynaklarımızdaki mücbir sebeplerle bugünkü uygulamaların çoğu birbirinden farklıdır. Bugün insanlar zorunlu olmadan ya ben kılamıyorum ne yapayım arabada kılayım diye gevşeklik gösteriyorlar. Bugünkü uygulamalar bu yönüyle mücbir değildir onun için. Bundan dolayı üzerine düşen vazifeleri yapacak. Hepsi yaptı seferi mecburdu değiştiremedi araştırdı kendince ama durmadı. Abdestini de muhafaza etti. Bu şartlar doğrultusunda bunun üzerine kişi başka hiçbir şekilde arabasını da durduramayacak olursa. Otobüsü durduramayacak olursa bu durumda otobüste namazını ima ile kılar. Çünkü bakın ima ile kılar ama ima ile kılmadaki bu sebebin ne kadar zorunlu bir sebep olduğunu kestiremiyoruz.
Onun için eğer selef dönemindeki gibi bir zorunlu bir mücbir sebep olacak olsa alternatifsiz olacak olursa belki ima ile namaz kıldı tamam denilir. Ama mücbir sebepler tam olmadığından dolayı her ne kadar otobüste namazını kılsa da şayet araba vakit içerisinde duracak olursa vakit içerisinde iyi iade etsin. Ancak vakit içerisinde değil vakitten sonra duracak olsa bu durumda da kazasını mutlaka yapsın diyoruz. Çünkü oradaki mücbir sebeplerle buradaki mücbir sebepler arasına fark var.
İkinci olarak az önce de dediğimiz üzere hanefi mezhebine göre mücbir sebeplerde binekte namaz caizdir ancak hareket etmeme kaydı vardır. İstikbali kıblenin şaşmama kaydı vardır. Bugün günümüzde hareket etme durumu söz konusu oluyordu. İşte bu da yine klasik kaynaklarımızda fetva verilen meseleden farklıdır. Onun için bizim kardeşlerimize tavsiyemiz bütün şartlar bütün tedbirler alındı. Başka hiçbir alternatif olmadı zorunlu olarak namazın terk edilmesinden tabi ki evladır namaz kılınır.
Ancak namaz ima ile kılınır ama sonrasında ihtiyatla hareket edip vakit içerisinde iade vakit sonrasında mutlaka bunun kazası yapılmalıdır.