NAZAR ALLAH’IN İNSAN GÖZÜNE VERDİĞİ BÜYÜK SIR. YA SENDE VARSA?
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=A_KJcH_h2tI.
Yeni bir araba aldınız, daha ilk taksidini ödemeden Allah korusun kaza mı yaptınız? Satın aldığınız cep telefonumuzu daha ilk haftasında çaldırdınız mı? Herkesin imrenerek baktığı mutlu bir evliliğiniz veya beraberliğiniz vardı. Fakat her ne olduysa bir anda her şey tersine mi döndü? Dikkat edin, hayatınızda yaşadığınız bir takım tersliklerin nedeni, etrafınızda bulundurduğunuz kimselerin size olan bakışlarından kaynaklanıyor olmasın. İnsan gözünün içinde büyük bir gizem olduğu söyleniyor. Ve maalesef bu doğru. Peygamberimiz Aleyhisselatü Vesselam, nazarın gerçek olduğunu bizlere bildirmiş
ve herhangi bir kişinin sadece bakışlarıyla bırakın bir eşyanıza zarar vermeyi sizin ölümünüze bile yol açabileceğini belirtmiş. Bu videoda sizlere insan gözünün nelere yol açabildiğini, farklı göz renkleri hakkında söylenmiş çarpıcı bilgileri, bilim insanları tarafından yapılmış göz değmesi deneyinden, hemen her gün sosyal medyada paylaştığımız video ve fotoğraflar üzerinden
kötü bakışların sonuçlarına maruz kalabilir miyiz gibi birçok ilginç bilgiyi aktaracağım. Sonrasında da kem gözlerden etkilenmemek için yapılması gerekenler üzerinde duracağız.
Hazırsanız başlayalım. Nazar, Arapça bir kelime, Türkçe karşılığı ise bakmak bakış anlamına gelmektedir. Halk arasında bunu kem göz diye de adlandırırız.
Bu evrende henüz bilimin keşfedemediği öylesine gizemler var ki, işte insan gözünün ve zihninin bir başka varlık üzerinde kaza ve belaya yol açması da bu gizemlerden oldukça merak edileni. Bir insan nasıl olur da sadece bakarak veya aklından geçirerek bir başkasına zarar verebilir ki? Peygamber efendimizin de dediğine göre nazar gerçek ve sadece kötü bakışlara maruz kaldığımız için bile her gün belki de on binlerce insan hayatını kaybediyor. Bu konuyu sadece dini bir konu gibi algılayıp din adına herhangi bir şey duyduğunda oradan uzaklaşan ama secret tarzı kitapları okuyup çekim yasası gibi terimleri daha entel algılayıp ona inanan izleyicileri de bir 10 dakikalığına dikkatlerini videoya vermelerini rica ediyorum. Çünkü anlatılanlar aynı bilinmezliği açılan bir kapı ve bu kapı hepimizi yakından ilgilendiriyor. Nikola Tesla’nın da dediği gibi bu evrenin gizemini çözmek istiyorsak enerji, titreşim ve ses yasalarına kafa yormalıyız. İşin dini boyutunun yanı sıra bilimsel bir tarafı olup olmadığını merak edenler için nazar da enerji ile alakalı bir bilinmezlik. Ayrıca bilim henüz keşfedilmemiş olan şeylerin var olabileceğini kabul etmektir. Öyle değil mi? Şimdi sizlere günlük hayatımızdan oldukça çarpıcı şeyleri anlatacağım. Sonrasında da dünyanın en ünlü bilim dergilerinden biri olan, science’da yayınlanan İngiltere’deki Leeds Üniversitesinde yapılmış Kempgöz deneyinden bahsedeceğim.
Olayların derinine indikçe oldukça şaşıracaksınız ve video sonlarına doğru son derece sarsıcı bir bakış açısı sizleri bekliyor olacak. Nazar bize nasıl değer? Üzerimizde nazar olduğunu nasıl anlarız? Ve bunu bedenimizden nasıl atabiliriz?
Gün içinde sosyal ve iş hayatımızda onlarca hatta yüzlerce insanla karşı karşıya geliyoruz. Markette, okulda, ofiste, yemekte, örnekler saymakla bitmez. Ve insan beyni karşılaştığı kişiler hakkında ister istemez saniyeler içinde onlarca fikir üretmekte. Maalesef bu fikirlerde birçok zaman giderek bozulan toplum ahlakı yüzünden oldukça sert ve saldırgan olabilmekte. Mesela örnek verecek olursam
Adamın tipine bak, altındaki arabaya bak kesin baba parası yiyordur. Kadının çantasına da bak en az 5000 TL değerinde. Kim bilir ne işler çeviriyor da aldı onu. Komşunun yeni bebekleri oldu bir görsen bebek aynı anısına benziyor. O kadar çirkin. Kabul edelim ki her gün bu tarz insanların arasında nefes alıyor ve hayatta kalmaya çalışıyoruz. İşte bu tarz kem gözlerden yayılan enerji frekanslarının bize isabet edip sonucunda da bir şekilde zarara uğruyor olmamız nazar olgusunun haset ile oluşan versiyonu.
Ve üzülerek söylüyorum ki sahip olduklarımız üzerinde bu zarar verici insanların gözlerinden sadece karşı karşıya gelerek değil, sosyal medya üzerinde yaptığımız paylaşımlar ile de etkilenebilmekteyiz. İnsanların çığ gibi büyüyen gösteriş merakları, her gittikleri lüks mekanları, bindikleri pahalı araçları, yedikleri yemekleri, yaşadıkları aşkları insanların gözüne gözüne sokma çabaları, nazarı kocaman bir alıcı gibi üzerlerine çekmekte
ve birçoğumuz yaşadığımız olumsuzluklar sonucunda altında yatan gerçek sebebin farkında bile değiliz. Kur’an-ı Kerim’de yer alan, az daha gözleriyle seni yere devirecekti, ayetini hatırlatmak isterim. Ayrıca Peygamberimiz Aleyhisselatü Vesselam, nazarın hak olduğunu belirtmiş ve nazar, teveyi kazana, insanı mezara sokar demiştir. Nasıl ki televizyonun kanalını değiştirirken kumandadan çıkan ışınları göremiyorsak
ama bu ışınlar televizyona bir etkide bulunuyorsa, işte gözün de bu tarz görünmeyen bir güce sahip olduğuna inanılıyor. Elmalalı Hamdi yazır, nazarı şu şekilde açıklamıştır. Öfkenin insan vücudunda bir hükmü veya tesiri olduğu gibi, gözlerin de karşısındakilere bakışlarına göre iyi veya kötü bir gücü vardır.
Maddi ve manevi, bunun hangisi olursa olsun hedefine ulaştığında göz isabet etmesi, göz değmesi veya nazar denilen şey olur. Göz değmesi sadece hasetlenme ve kıskançlıkla gerçekleşmez. Nazarın açığa çıktığı sebeplerden birisi de açlık ile bakmaktır. Örneğin, sosyal medyada paylaştığınız o lüks restoranda yediğiniz yemeklerin fotoğrafı, karnı aç olan veya sınırlı yemeklerle idare etmek zorunda olan bir kişinin onun açlık istiyatını daha da arttırması
veya o yemekleri yiyemediğinden dolayı üzülmesi sonucunda da sizin o duygusal anlamda zarar gören kişinin evrene yaydığı enerji frekanslarına etkilenip nazara isabet etmeniz olası. Günümüzde restoranların dış mekanlarında, yoldan geçen insanların bakışları altında, gerek kokularıyla, gerek görüntüleriyle insanları cezbeden yemekleri, acaba karnı aç birisine denk gelir miyim diye düşünmeden umarsızca tüketiyoruz.
Fakat unutmayalım ki o yoldan geçen ve gözü yemeğinize takılan karnı aç olan kişi içinde fesatlık duygusu bulundurmasa bile, istemeden de olsa size nazar değdirebilmekte. Aklıma virüsten korunmanın en iyi yolu ona yakalanmamak sözü geldi. Bu söz nazar için söylenmiş gibi adeta. Çünkü nazardan ve kem gözden korunmanın en etkili yöntemi ona yakalanmamak. Yakalanmamak için de yapabileceğimiz en iyi şeylerin başında bazı şeyleri saklamak geliyor. Evet, herkese çok mutlu olduğumuzu, para içinde yüzdüğümüzü, saçımızın, yeni arabamızın, yeni doğmuş bebeğimizin ne kadar güzel olduğunu, yediklerimizi, gezdiklerimizi, tüm bunlara sahip olamayan insanların gözünün içine sokmak amacıyla adeta bir yarış içinde insanlar. Çığ gibi büyüyen gösteriş merakıyla başımıza neler geldiğinin farkında bile değiliz. Türkiye’nin bir yerinde büyük bir deprem meydana geliyor, insanlar gerek yakınlarını kaybediyor, gerekse evsiz kalıyor ama daha üzerinden saatler geçmemesine rağmen bizler hala yeni aldığımız evimizi, gittiğimiz çılgın partilerin fotoğraflarını paylaşabiliyoruz. Tabi ki herkes kendi hayatını yaşıyor, herkesin kendisine göre problemleri, sorunları var. Kimse demiyor ki bir tarafta acılar yaşayan insanlar varken sen de yas tut, en azından göz önünde yapmayabilirsin. Paylaşmak, göstermek zorunda değilsin. Ve başkasının sahip oldukları güzellikleri, zenginlikleri gördüğünüzde bunu onlara Allah’ın vermiş olduğunu hatırlayıp
maşallah Allah daha çok versin, Allah’ın hazinesi sonsuz, ne kadar güzel nimetler dağıtıyor demekten çekinmeyin. Emin olun bir gün güzellikler sizi de bulacak. İnsan kendi kendisine de nazar değdirebilmekte olup, özellikle yeni doğmuş bebeklerine veya çocuklarına nazar değdiren anne babaların ilk sıralarda geldiği gözlemlenmekte. Bakın benim yavrum ne kadar güzel, dünyanın en güzel bebeği benimkisi gibi sözlerle nazarı çocuklarının üzerine çeken ebeveynlerin bu konuya dikkat etmesinde yarar var.
Peygamberimiz aleyhisselatü ve selam zamanında Esed oğullarından bir adam vardı. Bu adam kendini üç gün boyunca tamamen aç bırakarak zifiri karanlık bir ortamda kimseyle iletişim kurmadan dururmuş. Üç günün sonunda karanlıktan dışarıya çıktığında içinde biriktirmiş olduğu tüm ihtiyaç duygularıyla gördüğü ilk deveye ne güzel deve bu böyle dediği gibi deve olduğu yerde düşüp ölürmüş. Üç gün boyunca bedeninde biriktirmiş olduğu nazar frekansını hayal etmeye çalışın.
Daha sonra nazar gücü yüksek olan bu adamı Peygamberimize karşı olan insanlar kullanarak Peygamber efendimize nazar değdirtmeyi planlamış ve onun ölümüne yol açmak istemişler. Fakat çabaları boşa çıkmış ve Cenab-ı Hak bu adamın nazarından Resulullah’ı korumuştur. İnsan gözünde açıklayamadığımız ne var da böylesine bir etkiye yol açıyor olabilir?
İngiltere’de Leeds Üniversitesinde yapılmış olan kem göz deneyine bir göz atalım. Para psikoloji bölümünde yapılan deneyde psikolojik güçleri olduğunu iddia eden 6 kişi denek olarak kullanıldılar. Bu 6 kişiden seçilen birtakım nesnelere 2 hafta boyunca odaklanmaları istendi. Aradan 2 hafta geçtikten sonra incelenen nesnelerin bazılarında bio-kimyasal ve morfolojik değişikliklere rastlanmış olup özel olarak üretilmiş olan hassas makineler 6 kişinin gözlerinden çıkan frekanslardan yayılan elektromanyetik dalgalar tespit etti. Üniversitenin para psikoloji bölümü başkanı Arthur Gell, yapmış oldukları bu deneyle alakalı yayınladığı makalesinde nesnelerde meydana gelen değişikliklerin renkli gözlü deneklerden yayılan ışınımlardan kaynaklandığını belirtti. Ünlü bilim dergisi Science ise bu araştırmayı kem göz gerçekliği başlığı ile kapağına taşıdı. Henüz pozitif bilimin nazar ile ilgili bir kanıtı yok. Yani bu durum bilimsel olarak kanıtlanmış bir durum değil. Bu açıdan göz değmesi ve nazar hala evrenin gizemli bilinmezlikleri arasında yer almaya devam ediyor. Fakat peygamberimizin de bildirdiği üzere hak olan nazar dinimizce gerçek ve biz kem gözlere her an isabet edebilmekteyiz. Peki bize nazar değmiş olduğunu anlamamızın bir belirtisi yok mu?
Toplum içindeki yaygın inanışa göre üzerimizde nazar olduğunun en önemli göstergelerinden birisinin sürekli uykumuzun geliyor olması. Yeteri kadar uyumamıza rağmen sık sık uykunuz geliyorsa bunun nedeni farklı sebeplerden kaynaklanıyor olabileceği gibi nazarın da bir belirtisi olarak kabul ediliyor. Son zamanlarda sürekli aksilikler yaşıyor veya eşyalarınız sık sık bozuluyorsa üzerinizde nazar bulunması olası. Nazardan korunma yöntemlerinden bahsedecek olursak öncelikle az önce de belirttiğimiz gibi nazarı üzerimize çekecek gösteriş faaliyetlerinden olabildiğince kendimizi uzak tutmalıyız. Bunun yanı sıra yine yaygın olan inanışa göre su, bedenimizdeki nazarı uzaklaştırmak için bir etken olarak kabul edildiğinden, abdest ve duş almak, hem içten hem dıştan temiz olmak, nazara karşı bedenimizi koruyan etkenlerden. Suyun henüz keşfedemediğimiz gizemleri var. Bununla ilgili yapmış olduğum videoya mutlaka göz atın.
Her şeyden öte, duaların gücünü göz önünde bulundurarak, nazara karşı olan dualardan faydalanıp, şeytanların ve kem gözlerin şerrinden Allah’ın kusursuz kelamlarına sığınabiliriz. Gerek bizim kültürümüzde olsun, gerekse dünya üzerinde binlerce yıldır süre gelmiş olan nazar inancına karşı sayısız önlem alet geliştirmiştir insanlar. Ne yazık ki bir çoğu hurafeden öteye geçinememiş, yararsız şeylerden ibaret. İşte onların başında da ülkemizde çokça kullanılan nazar boncukları yer alıyor. Nazar boncuğu ve türevlerinin dinimizce yeri olmadığının dağıtını buradan çizeyim. Bedenimize ve evrene dair böylesine bilinmezliklerin içinde yaşarken, insan gözünün yaydığı frekanslar üzerinde düşünenler, sadece ondan korunmak amacı gütmüyorlar da onu kullanarak dünya üzerinde bir takım enerji frekansı oluşturmak istiyorlarsa ne olur?
Ya birileri, bizden çok önceleri gözün bu sırrını keşfettilerse ve binlerce yıldır bunu bize karşı kullanıyorlarsa? Hiç düşündünüz mü neden son günlerde her yerde bir göz sembolü görüyoruz? Taktığımız takılardan yastıklarımıza, filmlerden kliplere, yaşamımızın her yerini istila etmiş bu gözler deneyim nesi böyle?
Tekrar düşünün.