GELECEKTE TEKRAR DİRİLMEK İÇİN 1.5 MİLYON TL ÖDEDİ. DONDURULMUŞ İNSANLAR
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=Vgip4Btox60.
Onlar gelecekte tekrar dirilebilmek için yaklaşık 1,5 milyon TL ödediler. Fiyatı fazla mı geldi? Tüm vücudum olmasa da olur. Sadece başım dirilsin, robot vücutla falan bir şekilde yaşarım diyorsanız, 600 bin TL’ye de anlaşabiliyorsunuz. Yanlış duymadınız. Görmüş olduğunuz bu soğuk hava tüklerinin içinde, yıllar önce dondurulmuş olan insanlar tekrar dirileceklerini düşündükleri o günü bekliyorlar.
Üstelik aralarında Türk bile var. Peki sizce gerçekten dondurulmuş bu insanlar gelecekte tekrar dirilebilecekler mi? Gelin bu dondurulma olayına hem bilimsel hem de dini açıdan bir göz atalım.
Dünya üzerinde şu anda Amerika ve Rusya’da olmak üzere 3 tane insan dondurma şirketi bulunmakta ve bu konuda yeni şirketlerin faaliyete geçme hazırlıkları sürüyor. Gelecekte bir gün tekrar dirilmek ümidiyle şu an 200’ün üzerinde kendini dondurmuş insan bulunmakta.
Üstelik aralarında Türk bile var. Yaklaşık 1.5 milyon TL ödeme yaparak zamanı geldiğinde dondurulma garantisini alan insan sayısı ise şu an için 2 binin üzerinde. Dondurulacağı o günü bekleyenler arasında ünlü Amerikalı şarkıcı Kanye West ve program yapıncısı Simon Cowell da var. Şirketin özel depolarında eksi 196 derecedeki bu tüklerin içindeki insanlar teknolojinin gelişip kendilerini tekrar uyandıracaklarını düşündükleri o günü bekliyorlar. Belki 50 belki 100 yıl sonrası için araştırmacılar dondurulmuş bu insanları tekrar canlandırabilecekleri teknolojinin bulunacağına dair ümitliler. Tabi karşıt görüşlerde yok değil. Bunun başarılı olamayacağını düşünen birçok bilim insanı var. İşin dini yönüne gelecek olursak din adamlarına göre de ruhu bedeninden ayrılan yani hayatını kaybetmiş bir kişinin tekrar geri gelmesi imkansız.
Bu noktada çalışmayı gerçekleştiren araştırmacıların savunduğu şey ise dondurulmuş bu insanlar yasal açıdan hayatlarını kaybetmiş olsalar bile aslında tam anlamıyla ölmüş sayılmıyorlar. Günümüzde kalbi duran ve makine sayesinde belli bir süre kişinin hayatta kalmasının sağlandığını biliyoruz. Bu durumda önemli olan kıstas beyni hayatta tutabilmek. O yüzden kendilerinin dondurulması için anlaşma yapan kişiler kalpleri durduğu anda hiç vakit kaybetmeden dondurulma işlemlerine başlanılıyor. Yaşayan ve zamanı geldiğinde dondurulacak olan insanların bileklerine şirket tarafından verilmiş olan ve hayatlarını kaybettiklerinde çevresindeki kişilerin acil olarak yapmaları gerektiği ilk müdahaleyi anlatan birer bileklik takılıyor. Kalbi duran kişiler başkısımlarına buzlar konulduktan sonra en kısa sürede operasyonun gerçekleştirileceği şirkete ulaştırılıyor. Enstitüye ulaştığında derhal müdahaleye başlanılıyor.
İlk olarak damarlarındaki tüm kanı çekiyorlar ve onun yerine buzlanmayı önleyici kimyasal bir madde veriliyor. Sonrasında soğutma ünitesine alınan kişiler yaklaşık 5 gün içerisinde yavaş yavaş eksi 196 dereceye gelene kadar soğutulmaya başlanıyor. Soğutma işlemi tamamlandıktan hemen sonra içleri nitrojen dolu olan bu büyük metalden Türklerin içine yerleştiriliyorlar. İşlem böylece tamamlanmış oluyor. Eğer ki 1.5 milyon TL verecek gücünüz yoksa bu konuda şirket size gerek taksit imkanı sağlıyor, gerekse tüm vücudunuza işlem yapmak yerine 600 bin TL civarı sadece baş kısmınızın dondurulmasını da talep edebiliyorsunuz. Diyebilirsiniz ki bundan 100 yıl sonra tekrar dirilirsem etrafımda tanıdığım hiç kimse olmayacak. Bambaşka bir dünyada yapayalnız kalacağım. Şirket bunun içinde size bazı özel fırsatlar sunuyor. Aile indirimi gibi. Tüm aile fertlerinizle beraber gelecekte tekrar dirilmek isterseniz, kayda değer bir aile indirimi de kazanabiliyorsunuz. Eğer dilerseniz evcil hayvanınızı da dondurtabilirsiniz. Kediniz için yapılacak dondurulma işlemi için yaklaşık 46 bin TL ödemeniz gerekmekte. Peki bu işlem gerçekten başarılı olabilir mi? Gelin şimdi oldukça şaşıracağınız çarpıcı bilgilerle olayın biraz daha derinine inelim. İnsanlar tarih boyunca ölümsüzlüğün çaresini aramış hatta ileride tekrar dirilebilmek için birbirinden ilginç şeyler yapmışlar. Kur’an-ı Kerim’de adı geçen Lokman hekim için yıllarca ölümsüzlüğün veya daha uzun bir yaşamın çaresini aradığından bahsedilir. Firavunlar zamanında ise yaşananlar daha da ilginç. Bildiğiniz üzere antik Mısır’da öldükten sonra tekrar dirileceklerine dair bir inançları olduğundan dolayı
Firavunlar özenle bozulmayacak şekilde mumyalanır ve tekrar dirildiklerinde kullanmak için sahip oldukları tüm hazineler ve eşyalarla birlikte gömülürlerdi. Ölümden sonra tekrar dirileceklerine öylesine çok inanıyorlardı ki kendi hayatlarını kaybettiklerinde hizmetçilerinin de öldürülü onlarla birlikte gömülmelerini emretmişlerdi. Böylece tekrar dünyaya geldiklerinde hizmetçilerin de yanlarında istiyorlardı. Gel gelelim bu dünya hiçbirine kalmadı.
Peki tarihe bakıp yapılmış olan tüm denemelerin başarısız kalmış olduğunu görmemize rağmen günümüz insanları neden hala sonsuz yaşamın veya bu dünyayı bırakamamanın peşinden gidiyorlar? Sanırım bağımlısı olduğumuz bu dünyayı bırakıp gitme fikri birçokları için oldukça ürkütücü bir düşünce. İnançlı olmayan ve aslında ölümün bir yok oluş değil gerçek yaşamın başlangıcı olduğunu farkına varamayan insanlar için bu dünyaya gözlerini yummak daha da korkunç bir durum.
Bilim için hayal kurmanın sınırı yoktur. Bu sayede de geçmişte sadece bir hayal gibi görünen birçok şey şu anda günlük yaşamamızın basit birer araçları. Peki tekrar dirilme fikri binlerce yıl sonra ne oldu da yeniden ortaya çıktı? 100 doların üzerinden de aşınağı olduğumuz Amerikalı bilim insanı Benjamin Franklin yeniden dirilmenin fikir babalarından.
18. yüzyılda yazmış olduğu bir mektupta keşke insanları dondurup gelecek zamanda yeniden canlandırabileceğimiz bir teknolojiye sahip olsaydık. Bu sayede Amerika’nın 100 yıl sonra nasıl bir yer olacağını görmeyi çok isterdim demiş. Sevgili Benjamin’e gelecekten bir insan olarak seslenmek isterim. Senin zamanından 200 yıl kadar sonrası yani günümüzde Amerika’nın durumu pek de iyiye gitmiyor gibi. Her neyse.
1960’lı yıllara gelindiğinde ise bir kurbağa cinsi üzerinde yapılan keşif araştırmacıları insanları dondurma fikri konusunda bir hayli heyecanlandırdı. Kış geldiğinde buzların içinde tamamen donan ve kışın ardından havaların ısınmasıyla vücudu tekrar çözülen sonrasında da hayatına kaldığı yerden devam eden bu kurbağanın keşfiyle derhal insanların dondurulması çalışmalarına başlarıldı. Fakat iki işlem arasında önemli bir fark var. Kurbağanın donduğu ısı eksi 5 derece.
İnsanların dondurulduğu ısı ise eksi 196 derece. Bilim insanlarının hücreleri canlı bir şekilde tutabilmek için birçok yeni yol keşfetmeleri lazım. İlk kez dondurulma işlemi 12 Ocak 1967 yılında California Üniversitesi’nde psikoloji profesörlüğü yapan James Bedford oldu. Bedford’un ardından yavaş yavaş tanınmaya başlayan şirket zaman içinde birçok yeni müşterisini bu soğuk tüplere yerleştirdi.
Fakat 12 yıl sonra hiç beklenmedik bir olay yaşandı. Görevliler farkında değillerdi ve uzun zamandır yaşanmakta olan bir teknik arzı nedeniyle tüplerdeki bedenler çözülmüşlerdi. Artık onlar için yapılabilecek bir şey kalmadı. Bu olay büyük yankı uyanırdı. Uzun bir süre faaliyetlerini durduran şirket vazgeçmedi ve yıllar sonra tekrar çalışmaya ve hatta dünyanın çeşitli ülkelerinde benzerleri açılmaya başlandı.
Birçok resmi kaynakta bir köpek üzerinde yapılan dondurulma işleminin başarıyla sonuçlandığı, bu gelişmenin araştırmacıları tekrar insan dondurma işlemlerine başlamasında onları teşvik ettiği yazıyor. Kaynaklara göre bir köpeği önce damarlarındaki tüm kanı alıp gerekli işlemleri yaptıktan sonra 70 dakikalığına dondurmuşlar. Sonrasında tekrar çözüp kanı damarlarına geri koymuşlar ve köpek uyandığında eskisinden hiçbir farkı yokmuş.
Bu bilgi gerçekse bile 70 dakikalığında donan bir köpek ile yıllarca donan insanlar arasında büyük bir fark var. Şu anda kapsüllerin içinde yüzlerce insan bulunmakta. Yakınları ölüm yıldönümleri geldiklerinde normal insanlar gibi mezarları başında dua etmek yerine onların bulunduğu kapsüllerin başına gelerek dualarını ediyorlar. Amerikalı iş adamı Dennis Kowalski bir servet harcayarak tüm ailesinin dondurulması için şirkete başvur yaptı. Böylece tüm ailesiyle birlikte gelecekte tekrar yaşayabilmeyi ümit ediyor. Şimdi sizlere ilginizi çekecek bir komple töresinden de bahsedeyim. Dünyanın en çok konuşulan Disney animasyonu olan, Türkçeye karlar ülkesi olarak çevrilen fakat orjinal ismi Frozen yani dondurulmuş olan bu filmin perde arkasındaki farklı yapılış öyküsü.
Amerika’da çok konuşulan bu komple töresine göre Frozen yani dondurulmuş isimli animasyonun yapılmasında bir başka sır gizli. O da 1966 yılında hayatını kaybeden Walt Disney ile alakalı. Walt Disney’in aramızdan ayrılışının hemen ardından tüm ülkede Disney’in bedenini dondurduğuna dair söylentiler aldı başını gitti.
Disney’in ardından gelen aile fertlerinde yeni nesil çocuklar sürekli büyük babalarının dondurulmuş olduğu ile alakalı sorular soruyorlardı. Halbuki teoriye göre aile bu bilgiyi saklamaya çalışıyordu. Fakat internet arama motorlarının da ortaya çıkmasıyla ne zaman Walt Disney ile alakalı bir arama yapıldığında insanların karşısına Walt Disney Frozen çıkıyordu. Yani Walt Disney’in dondurulmuş olduğuna dair haberler.
Bunu değiştirmenin tek bir yolu olabilirdi. O da Frozen isimli bir Disney filmi yapmak. Eğer bu teori doğruysa gerçekten de başarılı olmuş durumdalar. Çünkü artık arama motorlarına Disney Frozen yazdığımızda Walt Disney’in dondurulmuş olduğuna dair haberler yerine Disney’in dondurulmuş isimli animasyon filmi ile karşılaşıyorsunuz. İyi taktik. Dini açıdan donmuş insanların tekrar canlanmasının imkansız olarak düşünüldüğü bu olaya diyelim ki gerçek anlamda hayatları sonlanmıyor olsun ve ruhları bedenlerini terk etmiyor olsun. İnsan beyninin %75’i yakını sudan oluşmakta. Suyun donmasıyla birlikte oluşacak hasarı tahmin bile edemiyorum. Beyin aktivitesi nöronlar arasındaki bağlantı noktaları, sinirler ve bio kimyasal aktivitenin bir kombinasyonu yoluyla gerçekleştirilir. Beyin tamamıyla dondurulduğunda hafızayı, anılarımızı, düşüncelerimizi koruyabilecek, onları canlı tutabilecek beyindeki hücrelerin herhangi bir elektrik bağlantısını sürdürebilmenin bir yolu olduğunu sanmıyorum. Üstelik hafıza nedir? Düşüncelerimiz nasıl oluşuyor? gibi çözemediğimiz kainatın en büyük sırlarından biri olan insan beyni hala gizemini korumaktayken.
Bilimde hayal etmek, denemeler yapmak, insan yaşamını uzatmanın belki de 300-500 yıl yaşamanın yollarını aramanın bir sakıncası yok. Videoyu izleyen seyircilerim inançlı veya inançsız olabilirsiniz. Fakat umarım Allah’a teslim olmanın hafifliğini ve huzurunu sizler de hissedersiniz. Böylece hem bizlere baş edilmiş bu dünyanın güzelliklerinden faydalanırken hem de zamanı geldiğinde ölümün bir yok oluş olmadığının bilinciyle teslimiyetin huzurunu yaşayabilirsiniz.
Şayet ölüm var olmasaydı hayat tüm güzelliğini yitirirdi. Bunu bir düşünün. Öte yandan uyanmayı bekleyen insanlar sadece kapsüllerin içindekiler değil.
Zamanı geldiğinde zaten hepimiz büyük uykudan uyanmayacak mıyız?