Astrolojide sıkça sorulan sorular : CHIRON BURÇLARDA
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=dTmJWlbygoc.
Tekrar merhaba. Dün kaldığım yerden devam ediyorum. Chiron’dan, Chiron’dan. Bu sefer burçlarda kısmını anlatacağım. Eksik kalanını da tamamlayacağım. Dünkü yayınımı kesmek zorunda kalmıştım. Bugün Chiron’la ilgili bütün bilgilerinizi alalım. Merhaba hepinize. Chiron 12. ev arkadaşlar biraz sıkıntılı evlerden bir tanesidir.
Özellikle kişinin kendisiyle ilgili çok sağlam şifa çalıştırması gereken sağlık sorunlarının çok ciddi anlamda kişinin hayatında gündem olabileceği ya da karma’dan getirdiği insanlarla sağlık konulu sorular yaşayabileceğini öngörebiliriz. Yanı sıra Chiron bilinçaltında kişinin kendi karanlık odalarıyla, karanlık evleriyle bilinçaltındaki o karanlık lokajları çözmesi için çok ciddi sorunların da gündemde olduğunu gösterir.
Ve Chiron 12. evde olan insanlar çok iyi şifacı olur. Ama önce bu şifayı kendileri üzerinde çalıştırmaları gerekir demiştim. Şimdi Chiron’un evlerde kısmındaki genel bilgiyi toparladıktan sonra bir önceki videomda seyredebilirsiniz. Chiron’un burçlarına geçmeden önce Chiron’la ilgili hayatımızdaki tezahürü ile ilgili bir konunun da altını çizmek istiyorum.
Arkadaşlar Chiron bir gezegen değil. Bir gezegen olmadığı için hayatımızda yönetici konumunda değil. Yönetici konumunda olmayan herhangi bir şeyde hayatımızın içerisinde yan tesis formatında çalışır. Ne demek istiyorum? Chiron bizim hayatımızda herhangi bir gezegenimizi, herhangi bir evimizi yöneten bir enerjide çalışmıyor. Chiron bizim hayatımızda doğuştan getirdiğimiz bazı yetersizlikleri ya da blokajları çalıştırıyor.
Onu bu hayata iyileştirmek üzere getiriyoruz biz. Bunun aslında en önemli kaynağını Chiron burçlar veriyor. Çünkü Chiron burçlardayken hangi burçta olduğuna bağlı olarak ne tür sıkıntılarla, ne tür yaralarla karşılaşacağımızı görebiliyoruz. Ve bu gördüğümüz yaralar içerisinde hangilerinin tedavi edilebilir olduğunu görüyoruz. Chiron’un retro olan arkadaşlar için bu süreç biraz daha sıkıntılı geçebilir.
Çünkü Chiron bir tür sentuar, bir tür astroit enerjisinde olduğu için bu gündemimizde olan değil ve fakat aynı zamanda sürekli olarak hayatımızın içinde olan bir enerjiyi gösteriyor. Yani birinci derecede gezegen formatında değil ama hayatımızın içerisinde çok ciddi bir varlık boyutunda bizi hissettiren enerji blokajı gibi görebilirsiniz.
Ve Chiron retroda olduğu zaman kişiler bu blokajı yok sayarak, görmezden gelerek sanki hayatlarında öyle bir şey yokmuş gibi davranarak Chiron’u geçiştirmeye çalışıyorlar. Ve fakat Chiron arkadaşlar geçiştirilemez. Yani onu mutlaka ve mutlaka altına üstünü doldurmak gerekir. Oradaki yarayı iyileştirmek gerekir. Yani hani diyelim ki ayağınızda kemiğiniz kırıldı ve onun alışı alınması gerekiyor. Yani şunu diyemezsiniz, o onunla bir şey olmaz, o kendi kendine evde kaynar nasıl olsa diyemezsiniz. Oradaki gerekli tedavi, gerekli müdahaleyi mutlaka yapmalısınız. İşte bu böyle bir şey. Dolayısıyla Chiron’u anlarken, kendi hayatınızdaki rengini, deneyimini anlarken bu şekilde değerlendirmeniz çok sağlıklı olacaktır. Chiron burçlarla ilgili size teker teker burçları anlatacağım ama çok da önemli bir şey söylemek istiyorum. Aslında bu bir tip. Yani bu bir, nasıl diyeyim, çok kısa bir yol söyleyeceğim size Chiron’la alakalı.
Chiron burçlardanın arkadaşlar en önemli özelliği herhangi burcun en güçlü tarafını asla çalıştıramamasıdır. Yani hangi burçta ise Chiron, o burcun çok güçlü bir tarafı vardır. Hepimiz için öyle. Ve o güçlü burcun, güçlü tarafı Chiron orada olduğu sürece çalıştırılamaz ve bu bir zafiyet gibidir. Örneğin, Koç’ta başlayacağım. Şimdi Chiron Koç burcunda arkadaşlar Koç burcunun en en en hani mesela bütün böyle burçları alt alta listelebildiğinizde her bir burcun bir en belirgin özelliği vardır ya. Mesela Koç burcu için şunu söyleriz. Deriz ki Koç işte korkusuzca ve cesaretle ilerleyebilir. Hani düşünmeden ilerleyebilir.
İşte Chiron Koç da arkadaşlar çok net bir şekilde korkusuzca cesaretle ilerleyememek demektir. Korkmak demek de cesaretsizlik demektir. Kendini göstermesi gereken yerde kendini gösterememek demektir. Bir dakika bu işi ben hallederim kendi bildiğim yöntemlerle. Aaa yağmur başladı. Kendi bildiğim yöntemlerle halledebilirim noktasında yağmurlar altınası Chiron anlatıyor. Kendi bildiğim yöntemlerle halledebilirim diyememektir açıkçası. Ve Chiron orada kişinin cesaretle adım atması gereken konularda biraz da sonunu düşünmeden. Biliyorsunuz sonunu düşünen kahraman olamaz. Bu bir jenerasyonun mottosu. Sonunu düşünmeden hareket edemediği için önüne gelen bütün fırsatları kaçırabilir. O kaçırdığı fırsatlar içerisinde kendisini ön plana çıkartması gereken durumlarda hak ettiğini alamaz. Haksızlıklara uğrar ama haksızlıklara uğramasının temelinde aslında korkusuzca ilerleme gerekliliği, cesaretle ortaya çıkma gerekliliği vardır.
Chiron Koçburcu’nun o en belirgin, en güçlü, o en hani bu bir Mars var burada yani korkusuzca, futursuzca ilerler dediği konuda ilerleyemediğini görürüz. Ve hayat onu hep şöyle sınar arkadaşlar. Her zaman önünde bir şey durur ve o Koç Chiron insanı onu istese alabilecek noktadadır.
Ama bir türlü isteyip yani adımını atıp da alamadığı zaman oradaki nasib, fırsatı kaçırmış olur ve bu onun canını yakar. Çünkü kendi potansiyelinde aslında onu hak eden gerçek kişinin kendisi olduğunu bilir, onu almaya layık olan kişinin kendisi olduğunu bilir. Ve fakat Chiron Koç’tayken ona bir tür cesaretsizlik enerjisini, bir tür hareket etme kapasitesini engelliyor.
Dolayısıyla Chiron Koç enerjisinde doğan insanlara move on, go on hani hareket et bunu yapabilirsin. Çünkü sen bunu yapabileceğini biliyorsun, bunu hak ettiğini biliyorsun noktasında. Kendi kendinizi motive etmeniz gerekir. Gelelim Chiron Boa. Chiron Boa arkadaşlar, Boa Burcu’nun en ama en önemli özelliği özgüven ve maddiyat konusunda kendisine inanma ise. Yani sabitlik, stabilik ve kendi doğruları kendi kararları ise Boa’nın inadı ise.
Şimdi Chiron burada arkadaşlar parayla ilgili çok büyük bir korku getiriyor. O kadar büyük bir korku getiriyor ki Chiron Boa Burcu’nda. Aman kimseye muhtaç olmayayım. Aman işte benim param yoksa ele güne karşı rezil olurum. Aman parasız kalırsam sokakta kalırım. Yani parayı bir tür öyle büyük bir engelli noktasında görebiliyorlar ki şunu demeleri gerekiyor aslında Chiron Boa jenerasyonunda doğan arkadaşların.
Arkadaşlar ben o kadar yetenekliyim ki ben ne yapsam para kazanırım. Yani ne yapsam para kazanırım. Boa enerjisindeki Chiron parayı bir tür garanticilik olarak alıyor. Birisinin ona ne kadar değer verdiğini görmek için benim için ne kadar harcama yapıyor diye bakıyor. Ya da kendisi birine değerini göstermek için ona maddi bir takım şeyler vererek bunu kanıtlamaya çalışıyor.
Yani parayı değer duygusuyla eşleştiriyor ve parayı kaybetmekten, parasız kalmaktan, para desteği alamamaktan ve bir şekilde yani paranın gücünü kullanamamaktan dolayı çok büyük canı yanıyor. Para onun her zaman böyle bir yumuşak karnı oluyor. Çünkü kendi değerini parayla özdeşleştiriyor. Ve şunu gerçekten şunu demesi gerekir hakikaten ben para kazanırım. Ben karnımı da örecek kadar para kazanırım. Ben kimseye muhtaç olmam. Ben ele güne reddili olmam. Yani ben kendi standardımı götürebilecek potansiyele sahibim çok şükür demesi gerekiyor. Ve para kaybetmekten de korkmaması gerekiyor ve garanticilik duygusundan çıkması gerekiyor. Chiron Boa Burcu’nun enerjisi budur. Garanticilik diye bir şey olamaz yani. Allah kerim demeyi öğrenmesi gerekiyor Chiron Boa’nın.
Gelelim Chiron İkizlere. Arkadaşlar Chiron İkizlerin sorunu şudur. Kendisini anlatamaz karşısındakinin onu anlamasını bekler. Bu çok büyük bir yaratır. Çünkü ne zaman kendisini anlatmaya kalkışsa karşı tarafın her zaman haklı olduğu gibi bir duyguya yenilir. Daha doğrusu şöyle bir yargı yapar içinde. Yani Chiron’un İkizleri olan arkadaşlar beni anlayacaklar. Şöyle yapar.
Ben ona öyle söylersem onu böyle anlayacak en iyisi ben ona onu söylemeyeyim. Yani kendi kendine karşısındaki kişinin cümlesini kurar ve onunla iletişmemek için bir bahane yaratır. Dolayısıyla Chiron İkizlerde ciddi anlamda iletişim sorunu vardır. Kendisini düşüncelerini ifade edemez. Düşüncelerini ifade ettiği zaman ciddi alınmayacağını düşünür. Karşı tarafa kendisinin haklılığını ya da duygularını ifade edemeyeceğini düşünür. Bu şekilde düşünce için en iyisi hiç ifade etmeyeyim der.
Kapatır kendini. Ve fakat burada hatalıdır. Çünkü orada ne olursa olsun kendisini anlatmakla görevli kişinin kendisi olduğunu bilmesi gerekiyor. Yani hiç kimse onu anlamak zorunda değildir. Her insan kendisini anlatmak zorundadır. O da karşısı adına karar vermeden önce bu nasıl olsa ben beni anlamayacak.
En iyisi ben bunu hiç konuşmayayım demektense ciddi bir şekilde oturup kendisini düzgün ifade edebileceği şekilde anlatmayı öğrenmesi gerekir. Gelelim Chiron Yengeç’e. Chiron Yengeç arkadaşlar bir tür aile yarası demektir. Bir tür annelik yarası demektir. Bir tür ebeveilsizlik yarası demektir. Bir şekilde aileden anneden nasip alamamak demektir. O şefkat gösterdiği insanlardan zarar görmek demektir. O besleyicilik gösterdiği insanlardan yaralar alması demektir. Kimi ailem diye sarıldıysa ona, kime canım dediyse canın çıksın derler ya hani bizde öyle deyişler vardır. O tarz durumlarla karşı karşıya kalmak demektir. Chiron herkese aile yapmaya çalışır Yengeç’teyken ve fakat Chiron Yengeç’in öğrenmesi gereken ders şudur. Sen kendi aileni kur. Senin en önemli ailen önce senin kendin, sen sonra çocukların sonra işte onları yavaş yavaş büyüt. Ama Chiron Yengeç şöyle yapıyor. Herkes benim ailem. İşte bütün akrabaları, bütün kardeşleri, bütün sevdikleri, bütün arkadaşları sanki böyle bir aile gibi alıyor.
Ve fakat öyle değil hayat. Önce onun kendi çekirdek ailesini kurması gerekiyor. Kendi çekirdek ailesini kurduktan sonra onun altını doldurması gerekiyor boşluklarıyla. Yani diğerleri bir şekilde yavaş yavaş kendiliğinden aileye girmeliler. Evet Chiron Aslan ise arkadaşlar onaylanmak ihtiyacını bir türlü yenemiyor.
Yani Chiron Aslan bir şekilde pohpohlanmak demek değil ama birisini ona gerçekten hani buradaki cesaret ama koçtaki gibi bir cesaret değil. Bu da onaylanmakla alakalı. Yani Chiron Aslan biraz daha cesur olabilir ama hani birisinin de ona yürü demesini bekler. Yani birisi ona hadi desin. Hadi o bir sahneye çıksın, bir ekrana çıksın. Bir şekilde birisi onu bir dürtsün yani arkadan.
Ve bir onay yani çok iyi yaptın, harika becerdin, bravo sana gibi yani bir geri dönüş alma ihtiyacı duyuyor. Ve o yüzden geri dönüş alamama duygusu yüzünden içindeki o bütün her şeyi kendisine kapatıyor. Ve Chiron Aslan özellikle aileden baba tarafından sürekli olarak onaylanmama duygusuyla çıkıyor hayata. Ve şöyle bir duygu çalıştırıyor. Ben ne yaparsam yapayım zaten kimse bunu beğenmeyecek en iyisi ben bir şey yapmayayım gibi.
Hani kısa yoldan olayın içerisine girmeye çalışıyor. Ve son olarak da Chiron Aslan arkadaşlar kendi yeteneklerine güvenmiyor. Yani Aslan çok yetenektedir, Aslan sahne insanıdır. O çıkar böyle bir yani Aslan kraldır o zaten. Böyle bir herkese liderliğini gösterir ama Chiron Aslan içine kaçmış liderlik durumu demektir. O bir hani sorumluluk almak istemiyor, liderlik yapmak istemiyor, korkmak demek istemiyorum. Yani Aslan korkmuyor ama hani kendine güvenmiyor demek istiyorum. Birisinin onu cesaretlenmesine ihtiyaç değil ama koçtaki gibi değil. Hani geri dönüş almak, başardığın duygusunu birisinin ona söylemesini istiyor. Bravo, harikasın çok iyiydi tebrikler başardın gibi şeyler duymak istiyor. Ve fakat burada duyması gereken şey şu. Yani daha doğrusu kendisine söylemesi gereken şey şu. Benim kimsenin onayına ihtiyacım yok. Ben bir liderim.
Hatada yapabilirim, hatalarımdan da öğreniyorum. Düşüyorum kalkıyorum öğreniyorum demesi gerekir. Yani Chiron Aslan’ın liderliği ortaya koyarken o cesaretle, o hani audience böyle seyircilerine, dinleyicilerine geri dönüş olmadan da içten kendi kendini tebrik ederek yola gitmesi lazım. Şimdi gelelim Chiron Başak. Allah seni Chiron Başak yapsın diye dua ettiğinizde bilin ki en büyük küfür etmişsinizdir karşınızdaki o ne dediğinizi anlamamıştır.
Şimdi Chiron Başak arkadaşlar şöyle bir süreç. Saçımı süpürge ettim. Bütün hizmetlerini ben yaptım. Ne dedilerse bir dediklerini iki etmedim. Her şeylerini en ufak bir şekilde ben koşturdum. Yine de itibarım yok. Sakalım yok ki sözüm dinlensin.
Chiron Başak da arkadaşlar ne yaparsa yapsın karşısındaki kişinin onu bir tür evet eline sağlık, harika olmuş, bak ne güzel olmuş gibi. Hani yani Aslan’daki gibi onun olmak değil ama yaptıklarının takdir edilmesi. Ya bak bunu sen iyi düşünmüşsün, iyi ki bunu böyle yapmışsın gibi bir tür emeklerini orada birilerinin görmesini istiyor Başak.
Başak bunu yapmak için, bunu duymak için o kadar çok insanın o kadar çok gereksiz şeyiyle müdahale muhatap oluyor ki çoğu zaman ona şunu diyorlar. Sen karışma senin ne işine gerek. Halbuki o aslında orada hani o karışmayı o da istemiyor aslında. Ve fakat istediği şey şu. Yani hani burası da benimle Aslan’ın ne kadar değerli olduğumu görsün. Benim de birileri ne kadar düşündüğümü anlasın. Birileri için ne kadar uğraştığımı görsün.
Yani beni bir görün, görün. Şiron Başak onu. Beni görün ben sizin için uğraşıyorum, ben sizin için hizmet ediyorum. Yani bana da eline sağlık, Allah razı olsun deyin yani ben sadece sizden ne bekliyorum ki cümleleri Şiron Başak kurar. Ve bunun karşılığını alamaz. O yüzden de mümkün olduğu kadar bunu hani sessizce halletmeye çalışır.
Halledemez tabii ki. Orada Şiron Başak kendisini böyle bir noktaya getirmemeyi öğrenmek zorundur. Yani kendisini gereksiz başka insanların işlerine müdahale eden, onlardan işte aferin eline sağlık duymak ihtiyacında olmaması gereken bir şey. Yapılması gerekli için yapıyor. Bunu kimse yapmıyor da ben yapıyorum. Yani somebody has to do it. Yani birisinin de bu işi yapması lazım. Bunu da ben yaptım deyip herhangi bir şekilde aferin eline sağlık çok güzel olmuş duymadan da yoluna gidebilmeyi öğrenmesi lazım.
O ister istemez böyle bir beklentil oluşturuyor. Yani temel prensep Şiron’un nasıl çalıştığını anlatmak. Efendim ben söyleyeyim, gelelim Şiron terazilere. Şimdi Şiron terazinin hayattaki en önemli en önemli konusu uyum ve dengedir terazinin diplomasidir biliyorsunuz.
Gel gelelim Şiron teraziler bir türlü allem etselerde, kallem etselerde karşısındakilerle bir masaya oturamazlar. Yani o kadar kendisinden taviz verir, o kadar alttan alır, o kadar diploması yapar, o kadar ne yaparsa yapsın yani anlatabiliyor muyum? Karşısına nur diyen, peygamber demeyen insanlar çıkar. Çünkü bunun sebebi arkadaşlar Şiron terazideyken aslında kişi içten içe gerçekten ve gerçekten
kendisinin haklı olduğuna inanıyordur ve karşısındakini aslında hak veriyormuş gibi davrandığından ona hak veriyormuşluk duygusu içerisinde. Yani nasıl diyeyim yalan söylemek değil de şimdi bilirsiniz yani anlatabiliyor muyum? Hani iki kişi konuşuyorsunuz. Adam diyor ki tamam senin dediğin olsun diyor. Ama öyle bir diyor ki yani hani şu cümlede diyor aslında alt yazıda. Yani senin dediğin doğru değil ama tamam senin dediğin olsun. Şimdi bu diğer taraf için çok kanırtıcı usul oluyor. Yani yürekten bir hani tamam okey demek yok yani bir yürekten bir masaya oturmak yok. Yani otururmuş gibi yapmak var. O yüzden Şiron terazdeler her zaman aslında diploması yaptıklarını zannederlerken aslında yapmıyorlar. Yapmadıkları için de onların karşısına hiçbir zaman onlarla masaya oturmayacak. Ne yaparsa yapsın, ne kadar alttan alırsa asıl hiçbir şekilde ona bir orta noktada buluşamayacak insanlar. Çünkü bu insan diyor ki hani ben elimden geleni yapıyorum kardeşim daha ne yapayım yani. Ama konu o değil konu kişinin orada gerçek diploması gerçek şeyini ortaya koyması yani gerçek rengini göstermesi. Şiron terazı gerçek rengini göstermiyor. Şunu diyor sen rengini göster ben de rengimi gösteririm. Yani öyle bir şey yok. Şiron diyecek ki yani teraz derseniz ben siyahım sen ne diyorsun beyaz mısın? O zaman ortada buluşabiliriz yani böyle bir şey olması lazım.
Şimdi gelelim Şiron Akrep’e. Şiron Akrep arkadaşlar çok zor yerleşimlerden bir tanesi. Şiron Akrep çünkü kendi kendini de zedeleyebilecek potansiyeldi. İnanılmaz arka planla çok güçlü bir ego’nun çalıştığını düşünün ve fakat Akrebino hani bir şeyleri bitirebilme, hani gemileri yakabilme, dönüp arkasını çekip gidebilme, yok sayabilme.
Özellikleri hiçbirisinde Şiron yapamıyor. Yani biliyor ki karşısındaki atom ilişki bitmiş atom para bitmiş. Herhangi bir şey bitmiş yani bitmiş gitmiş ve artık oradaki Şiron Akrep karakterini de dönüp arkasını çekip gitmesi gerekiyor. Ve fakat Şiron Akrep orada gemileri yakamıyor. Arkasını dönüp gidemiyor. Yani orada bir kendi üzerine düşen görevi yapamamaktan kaynaklanan, sürekli olarak zarar gören yani burada fedakarlık da diyemeyeceğim artık yani hani parantez içinde maalesef doğru zamanda doğru şey yapamamaktan kaynaklı, hani oradaki beklentinin bitirememesinden kaynaklı bir türlü bırakıp gidemiyor. Arkadaşlar Akrep’in en değerli özelliği bitirip gitmesidir. Küllerinden yeniden doğması, gerekiyorsa yok etmesidir.
Şimdi orada Şiron Akrep olan arkadaşlar yok edemiyorlar, bitiremiyorlar, geriye dönemiyorlar yani olmayacak bir şey cesedi sürüklüyorlar diyeyim. İlişki olur, para olur, iş olur, kariyer olur neyse ne yani. Orada artık bitirip yeniden bir başlangıç yapmak gerekiyor ama Şiron Akrep onu bitiremiyor. Ve her bitiremedikçe onun ayağına daha çok dolanıyor. Bitiremedikçe daha çok dolanıyor. Yani o kadar çok bitiremiyor ki o kadar çok sert onu kopartıyorlar.
Gelelim Şiron Yaylar’a. Şimdi Şiron Yaylar’ın arkadaşlar özgürlükle ilgili konularından, konulardan uzaklaşmayı, kendilerini soyutlamayı beceremiyorlar. Konuları çok kişisel algılıyorlar. Yani hani deli ortada bir olay var, herkes belki eşit derecede suçlu olabilir.
Bir proje yanlış yapıldı, müşteriyi kaçırdınız, herkes orada suçlu. Yani sadece siz değil, o görevini yapmamış, o görevini yapmamış, o görevini yapmamış bir teamwork var ortada. Fakat orada sanki kişi bütün hani herkes görevini yapmış da bir tek o yapmamış gibi hissettiği için durduk yere bütün ama bütün suçlamayı kendi üzerine alıyor. Ve kendisini bir türlü yeterli görünüyor ve kendisiyle ilgili o olaylara bağlama, o olaylara adanmışlık duygularını abartılı bir şekilde yapıyor. Halbuki orada konularla, olaylarla ve insanlarla arasına mesafe koymayı öğrenmesi gerekiyor. Ve o yayburdun enayisinde hak, hukuk, adalet konuları söz konusu olduğunda herhalde bir şeyi onun karakterine, kişinin yapımcısı, kişisel saldırı gibi algılamamayı öğrenmesi gerekiyor. Onu kişisel saldırı olarak algıladığında, Şironyan enerjisinde buna tepkisi çok canı yanıyarak oluyor. Yani ben bunu hak etmedim ki duygusu oluyor. Tabii ki hak etmedin çünkü zaten yapmadığın duygusunu kendisine getirmesi gerekiyor. Yani kendisine ilahi adalet te razı, kendisinden veren olmayı seçiyor. Hak, hukuk ve adalet konusunda biraz daha o üst boyuttan bakmayı, daha yüksek bir felsefeden bakmayı, o yayın en önemli özelliği nedir?
Kuş bakışı bakmaktır, değil mi olaylara? Belirli bir mesafeden bakmaktır, kendini soyutlamaktır, uzaklaştırmaktır. İşte Şiron yaydayken bunların hiçbirini yapamıyor. Olaylara çok yakın perspektiften bakıyor kendisine, soyutlayamıyor. Hep böyle olayların içinde oluyor. Kendisi ilgilendirmeyen konuların içerisinde bir de suçlu olup kalıyor. Olay onun içinde kalıyor gibi bir durum yani.
Gelelim Şiron oğulaklara. Şimdi Şiron oğulakların en önemli konusu kendisinin toplumsal anlamda saygı duyulacak bir konuya getiremediklerini düşünmek. Yani bir balkona da sapolamadın cümlesi mesela Şiron oğulaklar için. Çünkü Şiron oğulak çok girişimci aslında.
Yani çok şey yapabilir aslında ve fakat Şiron oğulağın o girişimcilik yönü, o bir şeyleri organize etme, potatoya getirme, her türk gezdi arasındaki bütün organizasyonu, koordinasyonu sağlamak becerisi. Bir şekilde Şiron oğulaktayken zayıflı ve Şiron oğulakta doğan insanlar gerçekten çok yetenekli, güçlü olmalarına rağmen diğer insanların alt kadrolarında çalışan, bütün işleri sırtında tutan ama parayı başkasına kazandıran,
toplumsal anlamda kendi isimleriyle kendi saygınlıklarını yakalayamayan, bu yüzden sürekli aileleri tarafından eleştirilen, ailevi konularda da bir türlü altından çıkamayan, herkesin sorunuyla çok yakından ilgilenen ama konuları biraz daha yönetim bazında ele alamayan kişiler Şiron oğulaklardır arkadaşlar. Konuyu yönetim bazında ele almanız konulara daha rasyonel, radikal çözümler getirmeniz gerekir Şiron oğulaksa eğer.
Ben hep şunu söylerim Şiron oğulaktaki insanlara, bir olayda bir karar verildiğin zaman şunu söyle, it is not personal. Hani var ya Amerikan filmlerinde bu şahsi bir konu değil, burada bu işin doğrusu bu şekilde yapılmalı ama Şiron oğulaklar için öyle olmuyor. Her şey çok personal oluyor, her şey çok kişisel oluyor.
Karşı tarafa hayır diyememek, karşı tarafın onun gözünde saygılığını kaybetmemek adına her şey evet diyen ama bu sefer de aslında olması gerekeni hem bildiği halde yapamayan insanlar Şiron oğulaklardır. Gelelim Şiron kovalara. Arkadaşlar Şiron kovaların en önemli konusu yalnızlıktır.
Çünkü kova topluluklarla birlikte olmasak isteyen, hani o topluluk içerisinde kendisine bir kimlik edinen bir şey ya. Şimdi Şiron kova böyle koyunlar arasındaki kara koyun gibi, yani hep bu tarafta durulan, hiç böyle bir şeye dahil olamayan, bir şekilde istenilmeyen, bir şekilde kendisi için ne kadar isterse istesin bir gruba dahil olmaya.
Bu grubun bir şekilde dışında tutulan ve bir türlü ne yaparsa yapsın kendisine bir grup ayarlayamayan bir enerji. Şimdi Şiron kovalara benim önerim şu olur, hep derim ki boşuna uğraşmayın yani birileri de beni kabul etsin diye. Siz kendi komünitinizi, kendi grubunuzu kendiniz kurun, kendi grubunuzda lider olun. Yani hani küçük bir çöplüğünüz olsun olamaz mı yani illaki böyle bütün dünya tarafından işte kabul edilen bilmem ne kulübünde olmanız gerekmiyor. Yani kendi mahalle takımızı kurun, oradan teknik direktör olun mesela yani böyle böyle gitmesi gerekiyor Şiron kova. Ama Şiron kova istiyor ki böyle bütün herkes tarafından kabul edilsin, o belirli bir zümreye dahil olsun, belirli bir gruba ait olsun ve o belirli grup içerisinde de bir tür saygınlığı olsun istiyor. Halbuki o nerede? Onu bir türlü içeri alınıyorlar.
Yani bunun bir hani anlamı yok gibi gelebilir ama burada aslında bir tür ego savaşı var ve ona sistem şunu diyor yani sen kendi gücünle kendi potansiyelinle grubunu kur, kendi liderliğini yapacağın grubu kendin kur. Yani hiç kimsenin grubuna girmek zorunda değilsin. Sürekli iteklenen öteklenen hiçbir şekilde arkadaşı olmayanlar mesela Şiron kovadır. Gelelim Şiron balık.
Şiron balığın olayı ne biliyor musunuz arkadaşlar? Şiron balık fedakarlık yapar ama bir de kurbana düşer. Yani burada bir çelişki vardı onun, ters gidiyor ya balık sembolizması. Şimdi önce bir fedakarlık yapar, ondan sonra o fedakarlığı yapmış olduğundan sonra bir de kurbana düşer. İnsanlar da ona derler ki yapmasaydık. O da der ki nasıl olur, ben bunu sizin için yaptım. O da derler ki bize sorduğunda mı yaptın? İşte olay budur tam olarak. Yani Şiron balık fedakarlığı yapar. Fedakarlık yaptıktan sonra da der ki evet ama ben senin yüzünden şunu yaptım, bunu yaptım. Yaptığınız fedakarlığın arkasında durduğunuzda, kurbana düşmediğinizde yani o balığın gölgesine çalışmadığınızda, Şiron balık aslında gerçekten çok verici, gerçekten çok empatik, gerçekten karşındakinin ihtiyacını ondan daha çok iyi anlayan ve bu konuda kendisini kolaylıkla feda edebilen bir enerji anlatır. O yüzden Şiron’un balık olan arkadaşlara ben her zaman şunu söylüyorum, ne yapıyorsanız yaptığınız şeyin arkasında durun, yaptığınız şeyin arkasında duran kişi bunu yaptığımı deyip bunun hesabını sormaz. Yani orada kurbana düşecek bir şey yok. Kendinizi kurbana düşürmeyin zaten. Yani birisine bir şey verirken kendinizi yok ederek bunu vermeyin. Zaten bunu balık yapamaz da. Ama öyle noktalara getirirken o balığın o böyle bir hayalciliği de var ya, ucumacaksın.
Yani sınırsızca olmayacak şeyler yapar, ondan sonra derken ben onun için bunu şunu yapmıyor. Arkadaşım yapmasaydın yani, orada kendin için bir sınır koysaydın, oradaki sınırlarını iyi bilseydin, senin konum buydu zaten. Yani sınırlarınızı bileceksiniz, Şiron balık jenerasyonu için konuşuyor. Sınırlarınızı bileceksiniz, o sınırların dışına çıkmayacaksınız, o sınırlar söz konusu olduğu zaman da hani yaptığınız fedakarlı da yaptım gitti diyeceksiniz. Yani hani iyilik yap, deniz at gibi bir şey olacak. Yani bunu yapabilmesi gerekir Şiron balık jenerasyonunda.
Şiron arkadaşlar 1970’lerde sonra keşfedilmiş bir sentuar, bir göktaşı olduğu için astrojya ilk girdiği zamanlar onu işte önce bir başak burcu ile falan ilişkilendirmişler. Ama Şiron’un başak burcu ile birinci derecede ilişkisi yoktur. Şifa ile ilişkisi olması başka bir durum. Yani şifa her burcun, aslında en aslında Şiron’un temel prensi bu. Şiron bir gezegen değil ya, şunu anlatıyor. Hangi burçta olursa olsun o burcun bir zayıf tarafı, yani en güçlü tarafınız zayıf halde tutmak ve onu güçlendirmek gerekiyor. Onun konunun üstüne gitmek gerekiyor. Yani Şiron’un enerjisi şudur. Bir konu sizi korkutur. Bütün burçlar için konuşuyorum, özelliklerini saydım. O bir konu sizi korkutur. Orada korkunuza rağmen olayın üstüne gitmeniz gerekir. Yani yüksekten korkuyorsam uçurumun kenarından gidip aşağı bakacağım. Şimdi Şiron’un olayı budur. Şiron’u nasıl yenerseniz sorusunun cevabı şu. Pilavdan dönenin kaşığı krisi. Yani öleceksek ölelim ne yapalım?
Yani bu. Anladınız mı? Yani Şiron’un olayı şudur. Mitolojisini dünkü şeyde anlatmıştım. Orada bir ölüm vardır. Orada bir benlikten feda ediyorsunuz. Bir benliği yok ediyorsunuz. O benlik ne biliyor musunuz? Korku benliği. Yani orada öyle bir nokta geliyor ki, tamam ne yapacağız? Yani ölüm yok ya ucunda. Cümlesini kurup Allah kerim deyip orada gerçekten inanç sınavı vardır.
Ne olursa olsun orada doğru olanı yapmayı, seçmek noktasına gelirsiniz. Ve hayat sizi sürekli buraya getirir. Yani siz Şiron’u nasıl iyileştirirsiniz? Çünkü ben 50 yaşa kadar bu konunun iyileşmeyeceğini söylüyorum. Şimdi iyileşmeyecek ama hepten de açık yer olarak kalmayacak değil mi? Yani ne demek istiyorum? Demek ki zaman zaman bu konularla sizin yaranız deşildiğinde, sizin her seferinde verdiğiniz doğru karar, yani orada her seferinde o konunun üstüne doğru gitmeniz,
her seferinde o konuda eyvallah demeniz, yani neyse oradaki burcun özelliğine bakarak korkusuzca ilerlemeniz, kendi içinizdeki korku benliğini bize getirmemiz içindir. Çünkü korku benliği insan için şarttır. Eğer biz korkmasak kendimize çok zarar veririz. O yüzden hepimizin içinde korku vardır. O korku olması gereken bir şeydir. Yani canımızı koruyabilmemiz için şarttır. Ve fakat bir şeyin var olması, aynı şekilde onun negatif etkilerinin de olabilmesi anlamına geliyor.
Mesela kanser hastası oldunuz. Bunu birçok sefer örneklerde veriyorum. Bize kemoterapi veriyorlar ama saçlarınız dökülüyor. Şimdi bu ne demek? Biz dünyaya doğduk. Bizim bu dünyada kalabilmemiz için bir can korkusu olması gerekiyor. Bizim canımız korkuyor eyvallah ama bu sefer de o can korkusu korkuyor da hareket edemiyoruz gibi düşünün. Şironu bu perspektiften aldığınızda gerçekten korkunun ecele faydası yoktur. Yani olması gereken durumu hayata geçirdiğinizde şironu, yani korkuyu disipline etmiş olabilirsiniz. Orada acının üzerine gitmek, korktuğunuz şeyin üzerine gitmek çok değerlidir. Şimdi şironla ilgili. Şironun satürnî açısı varsa, satürnüyen bir şiron, uranüslü açısı varsa uranüslüyen bir şirondur. Güneş şiron, Ay şiron, kadınlık ve erkeklikle ilgili çok ciddi yaralanmış benlikleri gösteriyor.
Bu ebeveynler için de geçerli. Mercure çocuklarla ilgili ya da iletişimle ilgili sorunları gösterir. Venus ya da Mars’la bir şironunuz varsa eril güçle dişil güç arasında çok ciddi bir zafiyet var demektir. Jüpiter şiron, hak hukuk adaletle ilgili sorunlar var demektir. Pluton şiron da bazı kangren olmuş yaraların mutlaka kesip atılması gerektiğini gösterir. Neptune şiron da yaraların yok sayılmasını gösterir arkadaşlar.
O yüzden size önerim şironunuza bir bakın haritada. Onu bir gezegen satusunda algılamayın. Ve fakat onun da en az bir gezegen gibi arka planda böyle zırt zırt öten bir şey olduğunu düşünün. Ve oradaki o ötmede sadece sizi korkuyla besleyen bir enerjinin olduğunu da bilin. O korkunun üzerine gittiğinizde dünyada çözülemeyecek sorun yoktur. Ben çok ciddi söylüyorum. Şiron şu anda mesela tam koç noktasında ve koç burcunda.
Şimdi tekrar balığa gelecek falan bu tarz şeyler, transitler yapacak. Benim size önerim şu. Koç girişimci bir burçtur. Dolayısıyla bir şeyleri girişim yapmaktan korkmayın. Çok net. Allah kerim demekten korkmayın. Balığa geçtiği zaman da fedakarlık yapmanız gereken enerjiler çalışacaktır. Orada da fedakarlık yapmaktan korkmayın. Ama kurbana düşmeyin. Ondan sonra şironu zaten iyileştire iyileştire bu tarafa gidebilirsiniz. Çünkü bu bir 50 yıllık bir yolculuk. Şimdi korku duygusu pat diye insandan gitmez. Zaten gitmemesi gerekiyor. O yüzden uzun sürüyor. Yani ölene kadar o duygunun bizimle gelmesi gerekiyor ki bizim canımızın varlığımız devam etsin. O yüzden şironun iyileştirilmez olmasının sebebi aslında bizdeki varlığının gerekli olmasından kaynaklanıyor. Diyorum, umarım size şironu anlatabildim. Kara aileliliti anlatacağım ve astroelitiliti anlatacağım. Ondan sonraki süreçlerde gezegenlere de girmemi isteyenler var. Gezegenlere de giderim. Siz istedikten sonra. Önemli olan arkadaşlar buradaki bilgiyi ben niye bunları anlatıyorum. Kolektife şifa çalıştırıyorum her şeyden önce. Çünkü tam koç noktasında. Bu bilgiyi alıp da kendi hayatınızın kalitesini eğer düzenleyebiliyorsanız ve kendi hayatınızda size bir blokaj olduğunu bildiğiniz zaman ne olduğunu bilmediğiniz bir konuya cevap bulabiliyorsanız bana yeter.
Hepinize sevgiyle hoşçakalın diyorum. Şironlarınızı çalışın.
Sevgiler.