DOĞUM HARİTANIZDAKİ AY SİZE NE ANLATIYOR? | AY BURÇLARDA
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=5lZVMUhk5J0.
Merhaba arkadaşlar, hepinize selamlar. Kozmik Bilinç Okulu olarak sizlere, astroji severlere yeni bir uygulama başlatmak istedim. Eğer astrojiye ilgi duyuyorsanız ve kendinizi bunun maddi olarak alabilecek eğitimini alabilecek bir formda hazır hissetmiyorsanız, en azından bu videolar ile temel astroloji bilginizi pekiştirebilirsiniz. Tabi ki gezegenler, güneşler, Ay, Venüs, Mars ve diğer bütün kolektif gezegenlere zaman içerisinde değineceğim ama bugün özellikle sizlere Ay’dan bahsetmek istiyorum. Bunun iki temel sebebi var. Bunlardan bir tanesi şu anda gökyüzündeki bütün gezegenler retro. Bu kadar retro gezegen enerjisiyle bizler dünyaya doğan madde varlığı, planı, insanları olarak bütün etkileri Ay’a ya da duygularımıza ya da ruhumuza alırız. Burada aslında retro gezegenlerin anlatmış olduğu karmik etkiler de söz konustur. Ve ben özellikle size, bu retro dönemi boyunca Ay etkisiyle alacağımız karmik bilgilerin neler olacağını paylaşmak istiyorum. Ay burcunuz bizim etkileri duygumuzda, ruhumuzda ve temel ihtiyaçlarımızda nasıl hissedeceğimizi, nasıl karşılayacağımızı ve nasıl hayata adapte olabileceğimizi gösterir.
Astrolojide güneş babayı işaret ederken, anneyi işaret eden ve bizim dünyaya doğmamızın temel sebebi Ay’dır. Çünkü Ay’ın işaret etmiş olduğu her türlü ruhsal beslenme, duygusal tatmin, duyguları yaşayarak analiz etme ve bunları bizzat deneyimleyen olma, yaşam planımız ya da yaşam mademiz vardır. Eğer kozmos içerisindeki herhangi bir gezegene değil de dünyaya doğduysanız,
bizzat zaten dünyaya doğma sebebiniz duygu deneyimleri yaşamaktır. Ve bu duygu deneyimleri içerisinde biz Ay burcumuza göre yaşarız. Ve aynı zamanda ruhumuzdan getirdiğimiz, içsel datalarımızdan belki genetik aktarımlarla veya atalardan getirdiğimiz duygusal yükler bizde karmik senaryolar şeklinde ortaya çıkar. Ve bir doğum haritasında Ay bir insanın bu dünyasal plan içerisindeki duyguları nasıl deneyimleyineceğini gösterirken,
öbür taraftan aynı zamanda kolektif bilinçaltından, datadan, karmalardan, atalardan veya genetikten getirmiş olduğumuz etkileri de gösterir. Onun o yüzden Ay çok boyutlu ele alınması gereken faktörlerin başında gelir. Benim size bu kadar retro gezegenler enerjisindeyken, zamanın kalitesinde Ay’ı seçme sebebi, yaşadığımız her enerji bizde duygu formunda bir değişim yaratacaktır.
Ve şunu bilmeniz gerekir, eğer bir form duygu boyunda bizde bir etki açığa çıkartırsa, bu otomatikman zihin, kalp senkronu gereği zihne çıkacaktır. Ve anca biz zihne çıktıktan sonra onu bilincimizde açık hale getirebiliriz. O yüzden Ay’ınızı tanımak temel olarak bir insanın kendisini tanımasının en bilinci koşullarından bir tanesidir. Çünkü güneş enerjisi bizim yaşam enerjimizi, varlık boyutumuzu, bedensel etkilerimizi anlatıyor.
Fakat Ay bizzat dünyaya doğma sebebimizi anlatıyor. Bu noktada Ay’ınızı lütfen çok daha geniş boyutlu anlayın. Şimdi Ay’ı koçta olanlardan bahsetmek istiyorum. Ay’ı koçta olan kişilerin karmik yükleri her zaman hayattaki her şeyle savaşmak zorunda mıyım duygusundadır? Çünkü Ay koç Marsiyan bir etkiyi dışarı vurur ve kişiler hem hayatta aktif bir şekilde olmayı severler, hareketli olmayı severler, hiperaktiftirler, anne-çocuk ilişkileri sürekli oyunculuk, şakacılık, sportif faaliyetler üzerine dayalıdır. Fakat Ay koç duyguları her zaman şu yöndedir. Ben ne zaman rahat huzur içerisinde benimle aynı yolda, bana yoldaş olabilecek bir insanla dengeli bir ilişki içerisinde olacağım ve ben hayatımda ne zaman bir sakinliğe ulaşacağım? Ve bu bir tür yük halinde insanın hayatına gelir.
Olsa Ay koç enerjisinin yüklendiği sorumluluk şudur. Hayatta mücadele etmeyi öğrenmek için gelmiştir zaten. Ve bu mücadele etmeye başladığı temel konu duygular üzerindedir. Bu duygu her türlü duygu olabilir. Anneden doğduğu andan itibaren belki anne-babayla bir mücadelesi başlayacaktır. Belki hayat içerisinde kendisini sürekli koşturmak zorunda hissedecektir. Belki ikili ilişkilerinde veya parasal kaynaklarında da hep savaşmak zorunda hissedecektir.
Fakat koçun şöyle pozitif bir enerjisi var. Kişi zaten bundan keyif alır, zevk alır. Dolayısıyla aslında burada deneme yanılma yoluyla öğrenme planı da çalışacaktır. Ay koçsa, eğer Ayınız koç burcunda ise korkusuzluk doğasına sahipsiniz demektir. Daha önce geçmiş yaşamlardan getirdiğiniz en değerli etki kişinin kendisini ben bir şey isteyince bunu mutlaka yaparım duygusuna sahip olmasıdır.
Bu da hayat içerisinde zaten hedefe ulaşmak için, istediğinizi almak için motivasyon sağlar. Bu noktada siz Marsiyen bir şekilde başınızı belaya da sokabilirsiniz. Veya kastınızı aşan eylemlerle de bulunabilirsiniz. Hatta çok yaptığınız eylemlerin arkasında çok büyük derin üzüntüler de yaşayabilirsiniz. Fakat nihayetinde o duygusal kırılmalar, duygusal yoğunlaşmalar yaşam vaadi tamamlanırken şöyle bir tatmini bırakacaktır size. Ya evet ben de bu hayatta yapmak istediğim her şeyi yaptım. Evet yanıldım, düştüm, kalktım, zedelendim, yaralandım. Duygusal olarak çok fazla kendimi hırpaladım ama çok da fazla duygu deneyimi yaşadım noktasında bir hissiyata geleceksiniz. Ay koçun görevi bu hayatta sakinlik değildir arkadaşlar. Bu hayatta adrenalin deneyimlemeye gelmiştir. Hayat planında risk almaya gelmiştir. Hiç denememiş olanları denemeye gelmiştir. Bu da bir yaşam boyunca mücadele etmek anlamına gelir. Bu mücadelelerin bazılarını kazanır, bazılarını kaybeder. Fakat nihayetinde dönüp baktığınızda ay koç insanı yaptıklarıyla kendini tatmin edecektir. O yüzden bir ay koç insanıysanız eğer önünüzde hiçbir engelin gelmesine izin vermeyin. Çünkü o engeller sebebiyle o şeyden vazgeçmek size duygusal anlamda büyük açlıklara, büyük mutsuzluklara gark edecektir.
Ay koçun karmik planını lütfen doğru anlayın. Siz bu hayata savaşarak elde etmeyi öğrenmeye geldiniz. Evet, eğer ayınız Boğaburcun’da ise bu yaşam planına getirdiğiniz en önemli ihtiyaç, duygu birikimi tatmin olmak üzerinedir. Çünkü ay Boğaburcun’dayken astrojik anlamda bizim yücelim diye tabir ettiğimiz bir asalet kazanır.
Yücelim asaleti özellikle Boğa beslenmeyle, bedensel hazlarla, tatminle, parayla çok ilişkili olduğu için eğer ayınız Boğaburcun’da doğmuşsanız bu dünyada almanız gereken her şeyden önce önemli konu tat almayı becermektir. Siz yaşadığınız plan içerisinde ister ilişkilerinizde olsun, ister günlük hayatınızın idamesi içerisinde olsun hep ısrarlı ve istikrarlı bir şekilde sahip olma güdüsüne değil de onun yerine daha çok hayattan keyif alma, haz alma, tat alma duygularına odaklanmalısınız. Çünkü ayı Boğa olarak doğal kişilerin karmik planında herhangi bir şey benim olmalı at bilinci yatar ve bu kişileri ciddi anlamda sahip olamadıkları şeylerle ilgili büyük üzüntülere de gark eder. Halbuki ay Boğayı deneyimlemeye gelmek dünya planında size verilerin size sunulan konular içerisinde bir tatmin noktası veya bir kanaat noktası oluşturan olmak demektir. Bir de tabi ay Boğaz aslojik olarak gücelim enerjisinde olduğu için ister istemez hayatını size getireceği zaten kendinden sunacağı bazı nasipler ve kısmetler de olacaktır.
Fakat ay Boğa enerjisi kendisine sunulanların ötesinde kendi hayalinde ya da idealinde, buna da tabi halitanızdaki açılar karar verecek açıkçası, hayalindeki ve idealindeki şeylere sahip olma arzusunu çalıştırabilir. Burada sahip olmakla verilen sunulanlar arasında bir kanaat dengesini kurmak çok önemlidir. Çünkü ay Boğa insanı ister istemel o sabitlik enerjisiyle belirli bir konfor alanının da yaratılmasını isteyecektir hayatında. Fakat şunu unutmayın, haritadaki Venus’un kalitesine bağlı olarak ay Burcu Boğa olmak zaten doğuştan nimetle nimetlendirilmiş olmak demektir. Hayat planı size istikrar sağlayacaktır, maddi manevi doyum sağlayacaktır, ilişkilerde fiziksel ve ruhsal tatmin sağlayacaktır. Ay Boğaz’ın bu noktada kendisine bir konfor alanı oluştururken aslında
hayatla çok da kavga etmek zorunda olmadığı idrakine varması gerekiyor. Çünkü ay Boğa insanının en büyük karmik yükü her şeyi savaşarak elde etmeliyim noktasından uzaklaşarak bana sunulanla tatmin olmalıyım ve bana sunulan zaten benim en yüksek hayrımadır duygusuna ya da doğasına geçmekle olacaktır. Ayınız Boğaz ise sistemin size nasip garantili olduğunu unutmamanız lazım. Çünkü zaten asaletli bir konumda doğmuşsunuzdur. Diğerleri için ulaşması çok zor olan şeyler size çok daha sunulmuştur önünüze. Sadece burada tatmin kanaat noktasına bir ayarlama yapmanız gerekmektedir. Bir de Boğa’nın şunu unutmamanız gerekiyor. Boğa-Akreb hattındaki zıtlaşmada her zaman benim olan benim olsun, senin olan da benim olsun mantığı değil. Benim olan bana yeter çok şükür ve var olan sahip olduğum şey benim en büyük zenginliğimdir noktasındaki bir bakış açısını hayatınıza getirmenizi tavsiye ederim. Ayınız ikizlerde ise bu yaşama taşıdığınız en önemli karmik enerji, en önemli karmik bilgi, duyguları zihinle analize etmektir. Ve bunu tek bir insanla değil çok fazla insanla iletişim içerisinde olarak yapabilirsiniz. Çünkü ay ikizlerde olmak demek şu demektir.
Duyguları tek bakış açısıyla değil çift bakış açısıyla öğrenmek için buradasınız. Dolayısıyla hayatın yaşam planı içerisinde bazen bir senaryonun bir tarafını yaşarken ilerleyen zamanlarda öbür tarafını yaşayabilirsiniz. Mesela buna en güzel örneği bir ilişkide önce birinci insan olurken bir tarafta diğer tarafta ikinci insan olmayı deneyimleyebilirsiniz. Burada ayın değişken olması ve hava elementinde olması size şu bilgiyi vermeli temel olarak.
Duyguları zihinde anlamaya çalışıyorum. Duyguları duyguda anlamak için burada değilim. Duyguları zihinde tanımam gerekiyor ve her bir duygu da kalıcı olmamam, sabit olmamam gerekiyor. Herhangi bir duyguya fanatik olarak saplanmaktan kurtulmalısınız. Çünkü ay ikizlerin getirdiği karmik plan tek tek konuya fazlasıyla odaklı olmaktır. Çünkü sadece hayatta tek bir konu varmış ve ben sadece onun etrafındayımışım gibi bir algı ile getirmişimdir. Karmik geçmişimden olabilir, genetik aktarımdan olabilir, zihinsel aktarım bu şekilde çalışmış olabilir. Oysa ki ay ikizler size şunu anlatır. Ruhsal ve duygusal tatmininizi siz tek kanallı değil çift yönlüğü almak zorundasınız. Ve o çift kanaldan beslenirken de bunu zihinde analiz etmek zorundasınız. Evet hayat içerisinde bir şey diğer şeyden daha çok sevebilirsiniz veya herhangi bir duygu sizde daha uzun ömürlü kalsın isteyebilirsiniz. Fakat bu dünyaya gelme sebebiniz her duygudan birer lokma tatmak gibidir. Bu da size aslında hiçbir burcun sahip olamayacağı çok büyük bir zenginlik katar. Bazı yaşam planları bir lifetime, bir yaşam süresi boyunca 3 veya 4-5 tane duygu planı içerisinde dolanırken
sizler ikizler burcu olarak birçok duygu katmanı içerisinde girip çıkma planıyla aslında donanımlanmış oluyorsunuz ki bu bana göre çok büyük bir duygu zenginliğidir. Bir ay ikizler insanı çok yönlülük olması demek, ne demek onu öğrenir hayatında. Duyguları zihinle analiz etmek şu işe yarıyor. Başaktan farklı olarak yine bir Merkür burcu. Merkür ikizlerin konusu sadece tanımakla alakalıdır. Analiz etmek daha başak enerjisinde yatkındır. İkizler olduğu zaman sadece duyguları keşif ve merak noktasında bile birçok şey yaşayabilirsiniz. O yüzden benim ay ikizler olan insanlara tavsiyem şudur. Kendi duanızdaki o keşif ve merak ihtiyacını bastırmayın, engellemeyin veya herhangi bir duyguya fanatizm şeklinde saklanmayın. Hiç gerek yok. Siz bu dünyaya en vay çeşit duyguyu tatmak için geldiniz. Herhangi birisinde sabitlenmek yerine önünüze gelen duyguları alıp kabul edebilirsiniz. Ve bu çok büyük bir beslenme ihtiyacınız da giderecektir. İletişim, zihinsel anlamda iletişim birçok insanla arkadaşlık yapabilmenize sebep olur. Bu da duygusal anlamda tatminini yakalamanıza sebep olur. Ve nihayetinde vakti saati gelip de dünyadan ayrıldığınız zaman diğer yaşam deneyimlerinden çok daha fazla bilgiyle dünyadan ayrılmış olursunuz ki bana göre tekrambülen ilerlemenin en önemli göstergelerinden bir tanesi bilgi sahibi olmaktır. Ay ikizler duygu planında en yüksek bilgiye sahip olabilirler. Değerini bilmenizi tavsiye ediyorum. Gelelim ay yengeç burçlarına. Ay yengeç burcunun yöneticisidir bizzat. Ve yengeç zaten ağır ve ağdalı duygu demektir.
Eğer ayınız yengeç burcunda doğduysanız bir kere duyguları duygu boyutunda yaşamak ve deneyimlemek için buradasınız. Ayı yengeçte olanların karmik pilin arkadaşlar duygulardan korkmaktır. Hatta o kadar duygulardan korkmuş geçmiş yaşam deneyimleri olabilir ki mümkün olduğu kadar kendilerini duygularla temas etmeyecek hayatlar içerisinden geçerek bu güne gelmiş olabilirler. O yüzden ay yengeç enerjisiyle doğan insanlardan bir tanesiyse temel olarak duygu enerjisini aynı bir okyanusa atlar gibi, uçağın içinden okyanusa atlar gibi düşünün kendinizi. Ve o okyanusun en dibine doğru da gidiyor olmanız gerekir. Dolayısıyla hiç kimsenin giremeyeceği duygu alanlarında dolanmanız gerekiyor. O duyguları duygu ile yaşamanız gerekiyor.
Belki çok ağlamak, belki çok gözyaşı dökmek, belki kendi içinizdeki o büyük ve derin duygu planlarıyla yüzleşmek kolay değildir. Özellikle ay yengeç insanları bir diğerine fazlasıyla ihtiyaç duyuyorlar. Bu bir diğer bir anne olabilir, bir çocuk olabilir, bir eş olabilir, bir aile teması olabilir. Fakat harita planına göre çoğu zaman ay yengeç insanların bunlardan da uzak bir yaşam planı içerisinde doğarlar.
Çok enteresan ki. Bence buradaki ana plan, zaten ana konu bunu anlatıyor. Duygu insanı olduğu için kendisindeki duyguları bir diğerine ihtiyaç olmadan görebilmeyi deneyimlemek için burada olduğunuzun bir göstergesi. Kendi içimdeki duyguların sınırsızlığını o kadar derin boyutta kavramalıyım ki ve bir başkasının yansıması ile değil, bizzat kendi içimdeki planla olmalı ve ben hatta duygularımı yaşamaktan korkmamalıyım idrak ve bilincine çıkmanız gerekir. Fakat ay yengeç ihtiyacı maksimum ihtiyaçtır. Bana göre burçlar içerisinde ayı eğer inceliyorsak, ayın yengeç burcundaki ayın ihtiyaçları diğer burçlardakilerle kıyaslanmayacak kadar büyük.
Ve bu noktada siz eğer ilişkiler, aile veya çocuklarla alakalı böyle bir sevgi kuramadıysanız bile kendi içinizdeki çocukla bir anne çocuk ilişkisi kurmanız gerekir. Çünkü birçok ay yengeç insanı ya aileden erken yaşlı ayrı kalır ya annesiyle büyük problemler yaşayabilir, çocuklarıyla veya evlilikle problemler yaşayabilir. Buradaki temel konu şudur. Karşınızdaki kişinin yarattığı, sizde yarattığı duyguyu mutlaka yaşamak için buradasınız. Bu her türlü duygu olabilir. Negatif duygu olabildiği gibi pozitif duygular da olabilir. Nefret, kıskançlık, sahiplenme fazlasıyla kontrol etmek ihtiyacı yengeçin doğal eylemleridir. Fakat aynı zamanda serbest bırakmak, özgür bırakmak, beslemeye devam etmek, karşınızdaki kişiyi olduğu gibi kabul ederek onu o haliyle sevmeye çalışmak da ay yengeçin deneyimlerinden bir tanesi ve aslında bu kadar derin deneyim planının altında duyguları yaşamaktan korkmama ihtiyacı vardır. Bu yüzden doğmuşsunuzdur. Bunu deneyimlemek için buradasınızdır. Duyguları örtbas etmek, onları yok saymak veya onları yaşamaktan kaçmak sizin üzerinize daha büyük karnık sınavlar olarak geri gelecektir.
Ay yengeç insanlarına tek tavsiyem, evet duygu denizinde yüzmelisiniz hatta boğulmalısınız da. Fakat duygular içerisinde sörf yaparken kendinizi kaybetmeden ve o rasyonel bakış açınızı koruyarak bunu yaparsanız bu dünya ile olan ilişkimiz bittiği zaman duyguların aslında ne kadar eğitici ve öğretici olduğunu idrak edebilirsiniz.
Ay yengeç olarak doğmak kolay değildir fakat bana göre kapasite işidir. Çünkü herkes ay yengeç doğamaz. Demek ki duygu kapasiteniz çok geniş ve sistem sizin o geniş duygu kapasitenin bütün alanlarına ulaşmanızı hedefliyor bekliyor diye düşünebilirsiniz. Gelelim ay aslanlara. Ben ay aslanlara kedi burcu diyorum. Güneş aslanları değil ama ay aslanlara kedi burcu tabiri bana göre çok yakışıyor.
Çünkü ay aslan olmak demek bir kere kişinin zaten doğuştan bir konfor alanı olması demektir. Ve ay aslan olan kişinin içerisinde maksimum ölçüde muazzam bir sevgi potansiyeli vardır ve daha da enteresanı genelde insanlara empoze edilen ya da pompalanan işte kendinizi sevin, kendinizi sevin bilgisi ya da fikri ya da ay aslanlar için zaten doğuştan vardır.
Çünkü ay aslan zaten doğuştan kendini sever. Fakat ay aslanın getirmiş olduğu karmik plan şudur. Geçmiş yaşamlardan taşıdı. İnsanlar beni zaten sevmek zorunda ya da ben nasıl olur da sevilmeyebilirim ki sorusuna bir türlü cevap bulamaz. Ve o kadar sevilmesinin doğal bir şey olduğuna bütün insanların kendisini sevmesi gerektiğine inandığı için ve bu plandan beslendiği için en ufak bir sevgisizlik, en ufak bir burun kıvırma, yüz çevirme, küskünlük gibi birtakım konular ay aslan insanla inanılmaz sert tepkilere yol açar.
Ve otomatikman içe kapanırlar, küserler, alınganlık gösterirler. Yengeçten çok daha fazla bir şekilde bunu yaparlar. Ki normalde alınganlık yengeçlere daha yakıştırılan bir enerjidir ama ay aslanın alınganlığı öyle böyle değildir. Hemen o küçük kalbi kırılır ay aslanın ve bunun temelinde de aslında gerçekten şunu duygu planı olarak anlayamaması vardır. Nasıl olur da benim gibi şahane, muhteşem, güzel bir insanı sevmez bu insanlar? Nasıl olur da bende kusur bulurlar? Çok son derece çocukça ama bir o kadar da safiyane bir etkiyle bunu hayata geçirirler. Ay aslan insanların karmik plandan öğrenmeleri gereken en büyük deneyim şudur. Kendi kendilerini seviyor olmak o kişilere yetmelidir. Eğer ayınız aslansa şunu tavsiye ederim kendinize. Ben kendimi seviyorum ya başka hiçbir insanın beni sevmesine gerek yok. Aslında ben en büyük yaşam dileğini öğreniyorum. Sadece kendimin varlığını kutsuyorum, kendimi seviyorum ve kendi planım içerisinde mutluyum, etkisini hayatlara geçirmesi gerekiyor.
Ay aslandaki o kedi enerjisi en ufak bir şefkat, merhamet, ilgi ve alaka ya da onaylanma ihtiyacı ile diğerlerinden fazla beklentiler geliştirmenize sebep olur. Burası dikkat edilmesi gereken bir alan çünkü ay aslan olan insanlar eğer beklentileri dışarıdan doyurmaya odaklı olursanız çok büyük sıkıntı çekersiniz.
Çünkü ay aslan insanları karşı taraftan ne kadar onure edilmeyi ne kadar bir Allah razı olsun ya da eline sağlık denmeyi beklese bile bu beklentisinin karşılığını almayacağı için ya da alamayacağı durumlar içerisinde olacağı için kalbi kırılacaktır. Bana sorarsanız buna hiç gerek yok. Bence ay aslan olan insanların kalbi çok özeldir zaten ve önce kendi kalplerini kırmayıp o şekilde hayatta devam etmeyi öğrenmeleri gerekiyor.
Diğer insanlardan çok fazla beklentiler geliştirmeyin. Şunu bilmeniz gerekir. Yaratıcı sizin kalbinizi zaten biliyor ve çok seviyor. Zaten onun sizi sevdiği gibi siz de kendinizi sevmeyi öğrenmek için buradasınız. O yüzden hayatın nefretliliklerini kalbi almanıza hiç gerek yok. Tabii ki görev ve sorumluluklar olacaktır fakat bunları lütfen kalbinizle ilişkilendirmeyin.
Gelelim ayıbaşaklara. Ben de bir ayıbaşak insanı olarak her zaman çok muzdaribim ve Allah bir insana küfretmeyin. Allah seni başak yapsın deyin. O ona yeter diye de hatta bununla ilgili espride yaparım. Bunu güneş burcum için değil ki güneş burcum da başak. Ay burcum için kullanıyorum. Bunun sebebi de şudur arkadaşlar. Ayıbaşakta olmak demek burçlar kuşağı içerisinden bakıldığında kökü toprağın altında olan tek burç olması demektir.
Ve bu da şunu anlatıyor. Duygular toprağın altında ve duygular aslında toprağın üstüne çıkmak için filizlenmek ve büyümek yaşanmak için beklerken öbür taraftan o toprağın altında olmuş olmanın vermiş olduğu bir negatif ve soğuk etki toprak. Çünkü soğuk ve nemli bir elementtir faktördür.
Dolayısıyla duygular da her zaman dışarı çıkmak üzereyken hep üzerinin örtüldüğü etkiler içerisinde kalır. Ve bu noktada Ay’ın başaktaki yöneticisi Merkür olduğu için Merkür duyguları zihinde analiz etme, kategorize etme, sınıflandırma gibi takıntılıklara varabilecek planlarla geliyor.
Ve Ay’ı başakta olan insanlar, çok enteresan bir şey söyleyeceğim size, karmik plandan sanki bir borcun kefaretini ödemek zorundaymışlar gibi bir hissiyatla doğarlar. Bu biraz başak borcunun bakireler ve rahibeler borcu olması ile de çok alakalı. Sanki her zaman bir görev ve misyon olmalı.
O görev ve misyon yerine getirildikten sonra sanki o toprak altında benim filizlenmeye bir hakkım var ya da ancak bu böyle mümkün olabilir gibi bir hissiyat çalıştırıyor olabilirsiniz. Samimi olarak kendi içimdeki Ay başak enerjisinin buradaki çalışmasını düzeltmek yıllarımı aldı. Fakat şunu söylemek isterim. Ay başak’ı şöyle çok seviyorum. İnanılmaz şifa veren bir enerjisi var. Hem kendisini çok şifalandırabiliyor hem başka insanlara şifa verebiliyor. Evet içinde bir izolasyon, yalnızlık fazlasıyla görev ve misyon duygusu barındırıyor. Fakat bana göre Ay’ı başak olarak doğmak bizzat Tanrı’nın elinin yeryüzündeki uygulayıcısı olmak gibidir. Ve bu noktada aslında çok değerlidir. Çünkü bu önemli bir görev ve sorumluluk gibi düşünün ve sanki kozmik sistem bunu sadece Ay’ı başak olan insanlara vermiş gibidir. Yani diğer insanlar üzerinde bir elinin olması, onların hayatına bir çeki düzen vermek ihtiyacının olması, herkesin iyiliği için çalışması bazen çok eleştirel olsa bile. Çünkü Ay başak endişe ve kuruntuyla bazen çok eleştirel de olabilir. Ama tamamen karşımızdaki insanın iyiliğine odaklı bir aslında bakış açısıyla hareket ederiz. Ve o kadar endişeli ve kuruntulu olmak zaten kişinin kendisine zarardır. O yüzden aslında kozmik sistem Ay’ı başak olan insanları kolektif üzerindeki şifacı gibi kullanır.
Hatta Ay başak olarak doğmak zaten buna razı olmak demektir temel plan olarak. Fakat o karmik etkiyle sanki ben bunu yapmazsam duygularıma yeteri kadar yaşayamam ya da bunu hak etmiyorum gibi bir alttan vuran bir duygu planı olabilir. O da toprağın altında sanki karmik geçmişler, hani toprağın altını bir ölüm gibi düşünürseniz, mezar gibi düşünürseniz o gelen duyguların yansıması olarak çıkacaktır.
Fakat Ay başak insanı şunu unutmamalı. Bir kere çok verimli bir buçtur Ay başak. Her ne kadar astrojik anlamda mesela kısırlık göstergesi de kabul ediliyor çok enteresan. Bana göre kısırlık göstergesi sadece çocuk sahibi olmakla ilişkilendirilmemeli. Ay başak’ın verimliliği insanları iyileştirme ve şifalandırma gücünde de yatar. Çocuklar, hayvanlar, bitkiler genel olarak insanlık üzerinde çok büyük bakım, büyümet, büyütme, besleme ve şifalandırma gücü vardır. Tanrı’nın hizmetçisidir bu noktada ve bu yaşam deneyiminde zaten bizzat Tanrı’nın eli olarak vardır ve çok büyük nasipleri de bu kanalda gelir zaten.
Kişinin kendisine zordur evet Ay başak olarak kendinizle yaşamaksız zor gelebilir, bana zor geliyor çoğu zaman. Kendimi biraz daha akışta biraz daha rahat bırakabilen olmayı çok istiyorum. Fakat bu da tabi progress aylarla o daha ilerleyen zamanlarda bahsedebileceğim bir konu. Progress aylar da zaten rahatlatır bizi.
O yüzden Ay’ınız başaksa bir kere şöyle bir tatmin duygunuz olmanı bana göre dünya üzerindeki her şeye eliniz dokunduğunda mutlaka orada bir bereketlenme, bir yeşillenme, bir filizlenme ve bir iyileşme olacaktır. Ve bu da zaten en büyük nasibdir. Evet gelelim terazi burcuna.
Terazi burcunda yerleşmiş bir ayınız varsa eğer karmik planda tek eşliliği getirmişsinizdir ve hayat planınıza mutlaka ve mutlaka diğer yarım diye tabir edeceğiniz kişiyi aramak ve bulmak için gelmişsinizdir. Terazi ayın bir sebepten daha doğrusu kendi içindeki ikilem sebebiyle asla tek başına, hayata devam edemeyeceğini düşünür.
O yüzden hangi yaşta olursa olsun aslında teknik olarak doğduğu andan itibaren bir diğer yarısını arama odaklı olacaktır. Çünkü bir diğer yarısını bulmadan kendisinde bir tamlık noktasına ulaşamaz. Ve hatta çoğu zaman terazi için ilişkinin kendisi duygudan çok daha önemlidir.
Duygudan ziyade biriyle yürütebildiği sağlıklı bir ilişkiyi devam ettirmek terazi için asıl ihtiyaç olacaktır. Çünkü kendisini dengeleyen bir insanla anca hayata devam edebileceğine inanır. Bu tabi çok çelişkili bir durum gibi görünebiliyor. Çünkü terazi venüsiyen doğalı bir burç. Dolayısıyla kendisini dengeleyeceği insana sevgi duyması ya da ona karşı sevgi hissiyatının var olmasını temelde arayacakmış gibi görünür. Fakat burada bir aslında kendi içinde paradoks olduğunu da bilmenizi isterim. Eğer terazi insanı kendisini dengeleyecek olduğu bir insanı bulursa onu otomatikman sevmek yönünde motivasyonunu zaten kendisi yaratacaktır. Dolayısıyla önce ilişkinin varlığı ve arkasından ona paralel olarak geliştirilebilecek bir sevgi prensibini oluşturabilir ki aslında bana göre terazilerin en dikkat etmesi gereken konu mudur? Çünkü terazi ilişki odaklılığına göre kendisindeki duygu baremini ayarlayabiliyor ve karşı taraftaki alma verme dengesinde yeter ki o ilişkiyi yürüten olayım, yeter ki o ilişkinin içerisinde var olayım diye kendisinden çok fazla taviz verebiliyor. Bu da ilişkilerindeki alma verme dengesinin her zaman kendi alegini olacak şekilde hareket etmesine sebep oluyor.
Dolayısıyla karmik yük açısından bakıldığı zaman terazi kendi sorumluluğunu taşımak güçsüzlüğü demektir arkadaşlar temelde. O kadar kişi kendi sorumluluğunu kendi başına taşıyamayacağına inanır ki hayatında onu dengeleyecek bir partnerle ihtiyaç duyar ve bunun için tavizler vermeye hazır olur.
Kendisi tavizler verdikçe ilişkideki eşitsizlikler ve dengesizlikler hayatına gelir ve böylelikle terazi aslında kendisindeki o dengeyi hep dışsal kaynaklardan korumaya çalıştığı için de içsel dengesine ulaşamaz. Eğer teraziniz, terazi burdunda ayınız varsa özellikle terazi burdunda yerleşmiş başka gezegenleriniz de varsa hayat içerisindeki ana konu kendi temel ihtiyaçlarına odaklanmaktır. Gerçekten sevgi planıyla gerçekten sevgi ve ihtiyaç arasındaki bağlantıyı çok iyi kurmanız gerekir. Bir insanı hayatınızda neden istiyorsunuz? Onu sevdiğiniz için mi istiyorsunuz? Yoksa o insanın varlığına ihtiyaç duyduğunuz için mi istiyorsunuz? Eğer varlığına ihtiyaç duyma fikri, kavrama hisse size daha güçlü geliyorsa aslında orada kendinizi o kişiyi sevmeye programlamış olmanız vardır. Burada tabi çok aslında çok sert bir yüzleşme yaşaması da gerekebilir belki terazi boşları. Çünkü dediğim gibi ve nihyen doğalar oldukları için zaten kendini doğal seven, doğal sevgiyi veren olarak görürler. Halbuki terazinin konusu arkadaşlar anabiliyor olmaktır. Fakat terazi alması için önce vermesi gerektiğine inandığından sebep, önce veren taraf olduğu için kendisi içindeki alma verme dengesini yerinden oynatır.
Bu yüzden özellikle ay terazi insanları karmik olarak kendilerini karmik eşleri çekerler, toksik ilişkiler içerisinde bulunurlar, ruh eşleriyle olan ilişkilerde sürekli veren taraf olurlar. Ve bu da kendilerini hep haksızlık yapılan, işte ezilen veya karşı taraftan beklentilerini alamayan duruma düşürür. Ay’ı terazi olan kişilere şunu öneriyorum, kendi içinizdeki eril dişil dengenizi kurmadan bir diğeriyle kendini tamamlamak taşıma suyuyla değirmen döndürmeye benziyor arkadaşlar. Ve bu da ciddi anlamda ilişki krizleri yaşamanıza sebep oluyor. Ve hatta ikinci, üçüncüki parti dediğimiz kişilerin de dahil olduğu ilişki yaşam senaryolarını hayatımıza çekebilirsiniz. Bu da sizin gibi naif doğaya sahip bir ruha çok eziyet gelebilir. Dolayısıyla temel olarak kendi içinizdeki eril dişil dengesini kurduktan sonra bir diğerine ihtiyaçtan bağımsız, sal sevgi prensi bile eğer yaklaşabiliyorsanız oradaki ilişkiyi o şekilde yürütmeye çalışın. Ay terazi insanlarının özellikle uzak durması gereken şey bir ilişkiye bağlı olmak, bir ilişki odaklısı olmaktır.
Bu çok sakıncalı olabilir. Dikkat edinmenizi tavsiye ediyorum. Gelelim ay akrep burçlarına. Eğer ayınız akrep burcuysa zaten çok büyük kalbim yüklerle doğmuşsunuz demektir. Çünkü ay akrep olanlar geçmiş yaşam planlarından ciddi anlamda ihanetler, aldatılmalar, öldürülmeler, sırtından bıçaklanmalar, aşırı güvensizlik temalarını yük olarak getiriyordur.
Bu hayata geldiği yandan itibaren aşırı kapalılıkla, fazlasıyla gizemli, aslında kendisini açık etmek istemeyen, karşı tarafı dibine kadar bilmek isterken kendisiyle ilgili en ufak bir üpücü bile vermek istemeyen bir efkiyi çalıştırır. Ay akrep olmak bir kere her şey duyunca kişinin kendisine zordur. Çünkü en ufak bir refleksle, karşı tarafla ilgili ilişkilerde, en ufak bir tetikleyici bir mekanizma,
kişinin geçmişteki bütün karmik senaryoları sanki o anda yaşanıyormuş gibi algılayarak önüne getirmesine ve duygusal blokajlar yaratmasına sebep olur. Ay akrep olan insana ulaşmak çok zordur arkadaşlar. Eğer siz ayınız kendi, ayınız akrepse bir kere kendi içinizde aşamadığınız derin kayıp korkusu,
ölüm korkusu, bırakamama korkusu veya sahip olamama sebebiyle kaynaklanan eksiklikler vardı ve bu eksiklikleri diğer tarafa göstermemek adına çok ketun davranabilirsiniz, çok gizli olabilirsiniz. Karşı tarafla ilgili bütün her şeyi bilmek isterken kendinizle ilgili en ufak bir zafiyet noktasını açığa çıkartmak istemeyebilirsiniz. Bu da ilişkilerde sizi ulaşılmaz kılar. Dolayısıyla ay akrep olan kişinin yönetimi ve manipülasyon ihtiyacı kendisini açıkça ve dürüstçe ortaya koyma ihtiyacından çok daha fazladır. Ve ay akrep olan bir kişi kendi ruhunun derin karanlık sularında yüzmeye çok alışmıştır. Herhangi bir ilişkiye karşı her türlü iletişim, aile ilişkileri olabilir, partner ilişkileri olabilir veya sosyal ilişkileri olabilir, otomatikman kendini kapatma ve gizleme eğiliminde olacaktır.
Bunun sebebi de karnık yaşamlar boyunca getirdiği acıların, üzüntülerin en ufak bir olayla tetiklenebiliyor olması. Ayınız akrepse veya ayı akrep olan bir insanla duygusal bir iletişim içerisindeyse her şeyden önce sevgi, şefkat ve güven temalarının çok önemli olduğunu bilmeniz gerekir. Kıskançlık gibi senaryolar, ihanet gibi senaryolar akrebin asla kaldıramayacağı konulardır. Ve bu noktada karşı tarafın güven aşılamanız diye bir şey söz konusu olmaz.
Asla rol yapılamayacak burçtur mesela ay akrep. Çünkü o derin tezgiselliğiyle de zaten karşısındaki kişinin içinde bulunduğu ruh aletini gayet açık bir şekilde hissedebilir. Ayı akrep olmak gerçekten kişinin temelde kendisine zor bir kombinasyon. Fakat ayı akrep bir insanla yaşamak da çok zordur.
Anneniz ay akrep olabilir, partnerinizin ayı akrep olabilir. Oradaki o derin tutkulu ve gizemli dünyaya girmek belki yıllarınızı alabilir ve buna rağmen kendinizi ispatlayamayabilirsiniz veya insanlar size kendini ispatlamayabilir. Ayı akrep olan arkadaşlara şifa çalışmaları öneririm. Çünkü şifa çalışması akrebin içindeki zehrin boşaltılmasına çok yardım edecektir ve başkalarına şifa verdikçe aslında kendisi şifa bulacaktır.
Maddi manevi güvenlik yine ay akrep için çok önemlidir. Kendisi de sürekli güvenlik alanı yaratmak isteyecektir ve çok az insanı bu enerji alanının içerisine alacaktır. Dolayısıyla akreplerin aslında sağlam ve güvenilir bir duruşları vardır hayata karşı. Ayı akrep olan insanlara güvenebilirsiniz.
Çünkü söylediğini yapma eğiliminde olacak. Fakat kendini kapatma eğilimi ayı akrep olan insanların kendilerini bir tür karanlık zindanda hapsetme ihtiyaçları diye de isimlendirebilirim. Bana göre bu çok eziyetli bir yaşam planı. Teknik olarak dünyaya gelmiş olan ve derin duygusal, derin duygusal, dürtüsel bir burç olan akrebin kendisinin dünyaya barışık olmadığı bir planda olduğunu bilmesi gerekir.
Halbuki bu yaşamda öğrenmeye geldiğiniz şeylerin başında geçmiş bütün yükleri atarak dünyaya barış imzalamaktır. O yüzden ay akrep insanların dünyaya daha çok açık olmaları, kendileriyle yaşayabilmelerini sağlaması bakımından çok önemlidir. Tavsiye ederim. Evet, gelelim yay burçlarına. Ay burcunuz eğer yay burcundaysa otomatikman siz zaten Jüpiter’in planındasınız demektir. Tanrılar katında oturmak gibi bir şey bu. Ay yay burcu aslında çok bağlılık ve sadakatle ilgili bir sınav için gelmiştir hayat planına. Çünkü ayın aslında asıl bağlı olduğu plan yay burcundayken özgürlüktür ve kendi başına buyrukluktur. Kimseye hesap vermemektir. İstemiş olduğu şey sınırsız özgürlükle dünya üzerinde var olmaktır. Çünkü Jüpiter’in etki onu her şeye hakkı olduğu veya her şeye sahip olduğu yolunda bir içsel motivasyon çalıştırır. Ve ay yay aslında pozitifliğinin temel planı bir diğerine bağlı olmak değil tam tersi kendi özgürlüğüne bağlı olmaktır. Bu yüzden ayı yay olan insanlar hep ikilem içerisinde kalırlar. Bunlardan bir tanesi sadakat bir tanesi de bağımlılık sorunları. Çünkü yay burcunda fanatizm odaklılık da vardır. Dolayısıyla aslında her türlü duyguyu abartmaya yönelik bir karmik plan da taşırlar.
Karmik geçmişlerinde geçmiş yaşamlar boyunca sürekli olarak ne yaparlarsa yapsınlar. Her şekilde korunacaklarına affedileceklerine inanmışlardır ve kendi özgürlükleri her zaman her şeyden daha değerli olmuştur. Bu yaşam planı içerisinde karşılaşılabilecek en muhtemel senaryolardan bir tanesi bağlılıkla bağımlılık arasındaki sınırı bilmektir.
Çünkü yay burçları fanatizmle bağımlılığı bağlılıkla karıştırıyorlar. Dolayısıyla herhangi bir duygu içerisinde girdiklerinde o duyguyu çok büyük yaşama eğilimi vardır. Yani herkes sever fakat onlar büyük sever. Buradaki büyük sevmekte alt planda çalışan felsefe jupiteryen enerjiden kaynaklı.
Çünkü jupiter her şeyi büyütür, genişletir. O yüzden yay burçlarının da hayata bakış açısında ilişkilere veya diğer her türlü konunu istemeden ya da farkında olmadan büyütmek enerjisi hakimdir. Ve kendi büyüttükleri konunun hapsine de girerler ve ona o kadar inanırlar ki itsel inanç mekanizması çalıştığı için en büyük onlar yaşamıştır, en büyük onlar sevmiştir. Onlardan daha büyük fedakarlık yapan yoktur. Çok büyük haksızlıklara uğramışlardır. Gimi gibi buna benzer bir takım konuları gündeme getirirler. Ve aslında burada bağlılık adını verdikleri fakat bağımlılık çalışan ve temelinde aslında özgür olma isteğini karşılıkla bir tetikleyici çalıştıran. Çünkü bağımlılık çalıştırdıkları her şeyden ruh bir taraftan da özgür olmak isteyecektir. Bağımlılık içeren senaryolar o kadar olumsuz şekilde hayata sırayet eder ki bir türlü bir arada olamayacakları konuları, ilişkileri gündeme getirirler. Ve dolayısıyla zaten itsel planla ben zaten özgür olmak istiyordum. Noktasını hep tetikleyen ya da besleyen ilişkileri hayatlarına çekeceklerdir. Bir kere yayların kendilerine karşı dürüst olması gerekiyor. Çünkü yaylar kendilerine karşı belki de en büyük yalanı söylerler. Çünkü en büyük yalan aslında bağımlılık değil bağlılık gösterdikleri yalandır. Hâlbuki fanatizm gösteriyorlardır. Jüpiter’in etkiyi tabi analiz etmek çok zor. Çünkü Jüpiter gökyüzündeki en büyük gezegen etkisinde çok güçlü yaşayacaktır. Ve kişi orada kendinden başka bir planı göremeyecektir. O yüzden özellikle ayınız yaydaysa evet pozitifliğiniz var, imsaliğiniz var, neşeniz var, doğal vericisinizdir, hayatın içerisinde aktif ve özgür bir şekilde olmayı istersiniz. Fakat ay yayın vermiş olduğu o derin özgürlük ihtiyacı ilişkilerde sadakatsizlik, bağımlılık ve fanatizm sendromu şeklinde yaşamanıza sebep olur. Ayı yayda olan arkadaşlara da hakikaten aslında asıl ihtiyaçlarını görmelerini tavsiye ederim. Çünkü asıl ihtiyaç önce özgürlüktür ve özgürlüğün olduğu ilişkiler ancak ve ancak bağlılık şeklinde gidebilir. Eğer özgürlük kısıtlaması içerisindeyse orada bir bağımlılık ya da fanatiklik durumu söz konusu olacaktır. Zaten o ilişkiler hiçbir şekilde yürümeyecektir. Bu noktada da niye ben ne yaparsam yapayım, ilişkim yürümüyor sorusuna düşmenize gerek yok. Burada hak, hukuk, adaletin sizden yana çalışmasını istiyorsanız içsel dürüstlük mekanizmasına girmeniz lazım. Çünkü yaylar fanatikliklerinden olayları büyütmek yüzünden ve abartmak yüzünden kendi kendilerine çok acı çektirebilen gruptadır. Sıra geldi oğlak burçlarına. Ben oğlak burçlarını ayı oğlak burcu olan arkadaşlara aslında en çok merhamet gösterilmesi gereken grup olarak nitelendiriyorum. Çünkü oğlak burcunun kuyruğu balıktır ve oğlak burcunun aslında içinde bir gizli merhamet vardır. Özellikle konumuz ay olduğunda. Ay oğlak burcu karmik geçmişler boyunca fazlasıyla sorumluluk yüklenmiştir. Her seferinde kendisiyle diğerleri arasında seçim yapması gerektiğinde diğerlerini seçmiştir ve çoğu zaman merhametten maraz doğmuştur.
O kadar fazlasıyla verici olmuştur ki bu hayat planında kendisine ait bir alanın kurması gerekmiştir. Gene toplumsal anlamda yük taşıyan, ailenin yükünü taşıyan, ebeveynlerini sorumluluğunu taşıyan, belki kendisine ait olmayan insanların kardeşlerin, kuzenlerin, çocukların, komşuların vs. birçok insanın sorumluluğunu taşıyan bir insandır.
Fakat ay oğlak enerjisindeyse hayatı gereğinden fazla ciddiye aldığınızı da bilmeniz gerekiyor. Çünkü ay oğlak satünyen etkisiyle, fazlasıyla sorumluluk sahibi olduğu için içsel bir mutsuzluğu barındırır içinde. Bu içsel mutsuzluk hiçbir şekilde tatmin olmaz. O kadar enteresan bir tatminsizlik yaşar ki kişi ve sürekli tatmin olayım ihtiyacı. Çünkü ay ruhun gıdasını anlatıyor. Ruh gıdası da ay oğlakla tatminsizlik enerjisini çok fazlasıyla çalıştıracaktır. Hayata karşı bir memnuniyetsizlik, hayata karşı genel bir keyifsizlik, hayattaki konuları çok ciddiye alma, en ufak bir konuyu bile bir mesele haline getirip onu çözümlemek ihtiyacı.
Her şey doğru olmalı algısı çalışacaktır ay oğlakta. Ay oğlak olan insanların en başta bilmesi gereken şey şudur ki, hayatta hiçbir şey doğru ilerlemek zorunda değildir. Her yaratılışın, her mahlukatın kendisine göre doğruları vardır. Fakat ay oğlak herkese evrensel doğruları uygulamaya çalışır ve hep o evrensel doğru mekanizmasıyla bakar. Tabi ki ay oğlan kuyruğu balık burcu olduğu için çoğu zaman balıktaki o hassasiyetle müdahmet içeride kalan, gizli kalan kendisini göstermeyen, dışarı çıkmayan bir enerji olacaktır. Bir ay oğlak insanıysanız aslında kendi içinizdeki manevi kalıpları biraz daha geliştirme yönelik çalışmalısınız. Çünkü sizin içinizde çok güçlü bir spürtüel enerji var, çok güçlü bir fedakarlık planı var, bunlara dair geçmiş yaşam deneyimleriniz var. Bu yaşamda kendinizi korumakla, fedakarlık yapmak arasında hep ikilemde kaldığınız zaman insanlar sizi ciddi, soğuk, aşırı rasyonel, duygusuz olarak nitelendirebilir. Buradaki dengeyi aslında sağlıklı bir şekilde göstermek ve biraz daha hayattan keyif alabilmek noktasına kendisine izin vermek çok önemlidir.
Ay oğlakların öğrenmesi gereken temel tema duygulardan korkmamaktır. Çünkü duyguları bir tür sürekli denetlenmesi gereken mekanizm olarak ele alır ay oğlak ve onlara aşırılıklarına izin vermez, duyguyu çoğu zaman yaşamaya izin vermez ve bu da ayın dünya ile ilgili planında kendisiyle ilgili memnuniyetsizliklerini, ilişkileriyle ilgili tatmin etsizliklerini açığa çıkartır.
Ay oğlak için güven konusunu çok açığa çıkartmak, daha doğrusu gündeme getirmek istemiyorum çünkü ay oğlak zaten insanlarla güven konusunda hep mesafeli olmayı tercih edecektir. Fakat şöyle bir durum var. Kendi duygularını gösterebildiği takdirde diğer insanların onun canını yakmayacağına dair bir güven algısı geliştirmesi gerekiyor veya buna izin vermesi gerekiyor.
Çünkü ay oğlak duygularını ortaya koyduğu zaman canının yanacağını içsel olarak düşünür ve hisseder o yüzden otomatikmen bunu kapatır ve böylelikle diğer insanlar tarafından ciddi, soğuk, mesafeli diye nitelendirilmeyi göze alır.
Halbuki buna gerek yok çünkü bu büyük bir eternal, bir yalnızlık, hani sonsuz bir müzevi hali gibi bir hal doğurur insan için. Ay oğlakların hayatı çekilebilir kılması için kendisine ve diğerlerine duygu planında olduğumuzu bilmeleri ve bunu yaşamanın da aslında korkacak ya da çekilecek bir şey olmadığını algılamaları idrak etmeleri gerekir. Ay oğlak insanlarına tavsiyem, lütfen duygularınızı göstermekten, yaşamaktan korkmayın çünkü dünyaya bir kere geliyorsunuz ve o duygular sizin için, içinizde yaşamak istiyorlar. Evet sıra geldi Aykova buçlarına. Aykova buçları doğuştan rasyonel bir buçtur. Zaten hem uranüsiyen etkiyi hem de satunyen etkiyi içlerinde taşırlar.
Teknik olarak Aykova tabi ki bir sabit bir buç fakat uranüsiyen etki Aykovalara karnık geçmişten getirmiş oldukları radikal bir devrimcilik ya da isyankarlık ruhu getiriyor. Aykova insanları zapt etmek mümkün değildir çünkü aslında sıra dışılıklarını hayata göstermek isterler.
Fakat Kova’nın yine satunyen bir tarafı vardır ki satün Kova zaten şu anda zamanımızın enerjisinde olduğu gibi aslında kuralları da sever. Yani aslında Aykova olan insan sabit bir buç olmasına rağmen kendi içinde iki farklı karakter ortaya çıkartır. Bunlardan bir tanesi sıra dışı marjinal, kendini hasb-özgün, kimse hesap vermeyen ve kendi bireyselliğinden bağımsızlığından taviz vermeyen bir Aykova.
Bir de Aykova’nın satünyen tarafı vardır ki o satünyen tarafı da kişinin diğer insanların uyması gerektiğine inandığı kurallar, toplumsal hiyerarşi veya kendisinin de dahil olduğuna inandığı bir grup bilinci içerisinde olmak ister. Dolayısıyla Aykova insanın kendi içindeki paradoksuna çok dikkat etmesi gerekir. Çünkü Aykova insanları kendilerini uranüsiyen bir emir telahangir eder. Fakat alt planlarında gizli satünyenlik enerji çalışır. Gizli satünyenlik enerjisi de o kişinin mutlaka bir rümreye, bir gruba, bir sınıfa ait olmak istemesi ve o aidiyet hissiyle, o grup bilinciyle hareket etmek istemesi ve aslında kuralları seven kişi olması anlamına gelir.
Kuralları kendisi koymak isteyecek, o radikal tarafıyla devrimci asi tarafıyla. Fakat en nihayetinde Aykova insanının bir kurallara ihtiyacı vardır. Buradaki kurallar oğlak disiplinindeki bir satün değil, kova disiplinindeki bir satün.
Yani herkese eşitlik, herkese özgürlük, herkese bireysel alan gibi bir durum. Fakat aynı zamanda içinde bulunduğu toplumla ciddi anlamda kaos yaşayan gruptur Ayinkova olması grubu. Zaten genelde astroloji enerjisi de Aykova insanları da daha vardır. Çünkü doğal olarak bu tarz konulara ilgi duyarlar. Hayatı rasyonel görmek, sembol dili okumak Aykova’nın en sevdiği konulardır. Fakat Aykova insanları aslında temel olarak bireysel hak ve özgürlüklerini açığa çıkartırken, diğerlerine de bu hakkı veriyormuş gibi görünürken arka plana çok gizli muhafazakar olabilirler. Şimdi kendinizdeki Aykova enerjisini lütfen çok iyi analiz edin. Çünkü hak, hukuk, adalet, özgürlük savaşı yaparken bir taraftan diğer taraftan da toplumsal kurallar, evrensel yasalar konusunda bir tür dikte enerjisiyle, hatta diktatörlük enerjisiyle çalıştırabilirsiniz.
Hatta burada içinizdeki bir gölge aslan çıkabilir. Çünkü o Kova’nın zıt burcu aslandır. Aslında kişi orada kendi diktatörlülüğünü kurma yolunda bir motivasyona doğru da itilir. Önce bunu hayatın erken yaşılarının otoriteye karşı gelerek yapar. Fakat ilerleyen yaşlarda kendisi otorite konumuna geldiğinde bunu herkes için yaptığını söylerken aslında gizli diktatörlük çalıştırabilir. O yüzden Aykova insandır. Aslında evrensel sevgiye, merhamete çok açık olmakla beraber içlerindeki satüryen tarafla uranüsyen taraf arasındaki dengeyi çok iyi kurmaları gerekir. Aykova zaten dünyaya marjinal bir şeyleri getirmek için buradadır. Hiç denermemiş olanları denettirmek için buradadır.
Fakat bunu yaparken hakikaten evrensel sevgi plancıbıyla hareket etmek zorundadır. Evrensel sevgi plancı bir söz konusu olduğunda bir diğeri üzerinde herhangi bir hak iddia edemezsiniz veya onu kontrol edemezsiniz veya malevile edemezsiniz. Aykova insanların satüryen taraf farkında olmadan bilinsizce bunu yapar. Bu noktada kendi içinizdeki dengeleri çok dikkat edin. İçinizdeki devrimci ve isyanker ruh sizi yenilikleri ve marjinalikleri toplumlara getirme noktasında eğer tetikliyorsa ve bu noktada bir motivasyon hissediyorsanız zaten bilin ki sistemsel olarak görevlisinizdir.
Aykova insanları bu tarz bir görevlilik bilinciyle de dünyaya gelmiş olabilirler. Toplumu bir mantaliteden başka bir mantaliteye taşıyabilecek olayların başlatıcısı, tetikleyicisi de olabilirler. Aykova insanları ile ilişki kurmak da zordur. Onların zihinsel yapısına ulaşmak da çok zordur. O yüzden Aykova insanıyla bir ilişki ya da iletişim içerisindeyseniz onun o marjinal hedeflerine saygı duymayı da bilmeniz gerektir.
Evet sıra geldi. Lodiak’ın son burcuna, Balık Burcu’ndayız ve Balık Burcu’nun karnik senaryoları tabi ki her zaman olduğu gibi büyük tragedyalar içerisinde büyük fedakarlıklar, büyük kurban bilinci çalıştıran olmak demektir. Yine bir Jüpiteryen etkiyi çalıştıran bir burçtan bahsediyoruz. Fakat Balık Burcu kendi içsel iradesi içerisinde iradesizlik iradesini koymuş olan burçtur.
Yani öncelikli olarak benle sen arasında sürekli seni tercih etmiş olmaktan kaynaklı doğal bir kurban temasına otomatikman düşer. Hatta kurban olarak kahraman olmak planını çalıştırır. Alt plan da gizli bir şekilde. Ben senin için kendimi feda ediyorum. Bunu gör ister. Dolayısıyla ben aslında burada gizli kahramanım. Bunu anla ve takdir et ihtiyacı olacaktır Aybalık olan insanlarda.
Ve Aybalık olan insanların acılarını her zamanki gibi Jüpiter enerjisi de büyük büyük yaşama etkisi olacaktır. Çok fazla ağlayabilirler, çok fazla gözyaşı dökebilirler. Normal bir insanın bünyesinin ağlama sınırıyla Ay’ı balık olan bir insanın bünyesinin ağlama sınırı kesinlikle mukayese dahi edilemez. Çünkü Aybalık insanı oturduğu zaman okyanuslar kadar çok ağlayabilir. Hiç kimse o kadar çok ağlayamaz. Biolojik olarak bu mümkün olmayabilir.
Fakat Aybalık insanları günlük bir aktivasyon olarak ağlama saatleri bile kendilerini organize edebilirler. Buradaki temel plan aslında ruhun kendini acımasıdır arkadaşlar. Çünkü karmık yaşamlar boyunca o kadar çok senaryoda hep kendisini feda etmiştir ki bir diğeri için. Bu yaşamda da bunların tekrarı vardır aslında.
Tabi ki Halit Hanım bütün dinamiklerini beraber değerlendirmek gerekir ama Aybalık insanları her şeyden önce kendini acımayı bırakmalıdır. Çünkü kendini acıyarak geçirdiği yaşam senaryolarından çıkıp gelmiştir.
Bir Türk davranış tekrarını ve duygu tekrarına düşerek en ufak bir durumda, bir seçim durumunda sürekli olarak kendini yok eden, kendini sıfırlayan enerjiyi çalıştırır ve böylelikle olarak da karşı taraf aslında sonsuz bir müdana noktasını çalıştırır.
Karşı tarafı sürekli olarak aslında negatif yönde doldurmuş olur. Çünkü kendisine hiçbir hak, kendisine hiçbir destek istemediği için, tamamen egosunu sıfırlayabildiği için karşı tarafın egosuna hizmet etmiş olur. Ve bu da Aybalık olan insanların mutsulluk denizinde yüzmeleri demek olur. Çünkü Aybalık olan insan kendisini feda ettikçe sanki o mutluluğa ulaşabiliyormuş gibi bir algıya düşer.
Aybalık insanıysanız aslında şunu bilmeniz gerekiyor. Temel olarak yaşam planında istediğiniz asıl birlik duygusu ancak ilahi olanla tamamlanabilecek birlik duygusudur. Fakat insan olarak bizler ilahi birlik duygusunu bir diğer insanda arama eğiliminde oluruz. Bu yaratılışımızın doğasında böyle. Aybalık da dolayısıyla ilahi birlik temasına yine bir insanla varabileceği için kendisini tamamen bir diğerinde sıfırlamak enerjisini çalıştırır. Bu da onun en büyük üzüntülere, depresyonlara, ruhsal bunalımlara, psikosomatik hastalıklara girmesine sebep olur. Aybalık insanı kendisini hayata karşı iradeli ve dirayetli bulamaz. En ufak bir olay karşısında hemen yıkılma, dağılma eğiliminde olur. Her türlü negatif etkilere çok açıktır. Diğer insanların nazarına çok çabuk gelebilir. İşte içki, alkol vs. konularda bünyesi çok çabuk etkilenebilir. Empat özelliği çok fazla olduğu için enerjitik olarak kendisine ait olmayan negatif enerjileri üzerine çeker ve bunları temizlemesi belki yıllar alabilir. Dolayısıyla ayınız balıksa eğer arkadaşlar her şeyden önce ilahi birlik temasına dünya içerisinde bir başka insanla ulaşılamayacağını bilmeniz gerekir. Evet bu dünyaya gelme sebebiniz aybalık başkalarını empati yaparak onların göremedikleri, algılayamadıkları bir alanı belki hissetmek, yaşamak veya duyumsamak olabilir. Fakat asla kendinizi feda etmek değildir. Buradaki ince sınırı hizmet ve fedakarlık ile hakikaten o evrensel bilgiye, bilgeliğe, bilince ya da hissiyata ulaşmak arasındaki sınırı çok iyi organize etmeniz gerekir. Aybalık olmak sizi doğuştan fedakâr yapan enerjiyi çalıştırmamalı, diğer insanlarla aramızda çok derin, samimi, duygusal bağlar kurmanıza yardımcı olmalıdır diyorum.
Evet doğum haritanızdaki ayın ruhsal, duygusal ve temel ihtiyaçlar anlamını yorumlamaya çalıştım ve aynı zamanda ayın getirdiği karmik yüklerden bahsettim.
Sırada hangi gezegenimizin olmasını isterseniz yoruma yazarsanız önümüzdeki video çekimlerinde onlardan da bahsedelim. Hepinize sevgiler selamlar.