#ASTROSOHBET CANLI YAYIN – ASTROLOJİDE KORKULAN KONULAR
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=26k2F094VuY.
Merhaba arkadaşlar, hepinize selamlar. Bugün 17 Kasım 2021 bir çarşamba akşamındayız ve yine sizlerle bir astro sohbet canlı yayınında bir aradayız ve bu akşam ki konumuz ve konuğumuz da aynı zamanda benimle beraber olacak olan sevgili Sena Çıkoğlu. Merhaba Senacığım, hoş geldin. Hoş bulduk hocam, sağ olun.
Şimdi öncelikli olarak seni biraz tanıtayım. Kozmik bilikli bilinç okulu öğrencilerinden ve temel astrojiyi benden alma şansına ya da bilmem belki de nasibine ulaşmış insanlardan bir tanesi. En son hangi dönemde vermiştim ben temel astrojiyi Sena? 2018-2019 arası hocam. Ona yetiştim. Evet, ondan sonra temel astrojiyi vermeyi bıraktım, orta ileri seviyeye devam ettim.
Şimdi Sena bizde oranyen temel seviyeyi de bitirdi daha ileri seviyeye sınavını geçmediği için henüz o boyuta gelemedi. Fakat bugün benimle beraber sizlere daha önceki canlı yayınlarda söz vermiş olduğum üzere hem astrojinin temel konularını ve özel astrojide korku salan bazı konuların üstünden geçeceğiz. Neler bunlar? Sena ile bunları konuşacağız sizinle.
8. ev konusu benden istemiştiniz daha önceki canlı yayınlarda hatırlayın. Satürn konusu Keza. Sabit Yıldızlar bu bana en çok mesela sorulan sorulardan bir tanesi ve yine önümüzdeki zamanlarda etkili olacak. Benüz retrosu, Merkür retrosu yılbaşına doğru Mars retrosu da yeni yıl da bizimle birlikte olacak. Ve biz bunlardan nasıl daha doğrusu bunlardan ne kadar korkmalıyız veya bunlar bizim için neyi anlatıyorlar Senacığım? Şimdi tabi ki Sena sağolsun şahane güzel bir sunum hazırladı ve hem Kozmik Bilinç Okulu öğrencisi olarak da beni gururlandırdı sağolsun. Ve şimdi sizlere de beraber onunla sunumundan yola çıkarak bizi nelerin korkutuyor olduğunu ve bu bizi korkutan şeylerle nasıl aslında hareket etmemiz gerektiğini söyleyecek. Ve temel olarak öncelikli olarak tabi bahsetmek istediğim bazı şeyler de var Sena konuya girmeden önce.
Biliyorsunuz bir deprem oldu düzcede. Bu konuyla ilgili şöyle bir şey söylemek isterim arkadaşlar. Uranüs’ta tüm ve Mars etkisi ve Uranüs Boğada olduğu sürece yani önümüzdeki bir üç beş yıllık devreden bahsediyorum. İki şey sürekli aktif olacaktır. Bunlardan bir tanesi para piyasaları Boğadan sebep bir tanesi de yersarsıntıları.
Ve özellikle düğümler Boğ Akrep hattına geçişince ki çok az kaldı. Şurada yılbaşında hemen akabinde büyüdüğümler Boğ Akrep hattına geçiyor. Bu konular sıklıkla gündemimize gelecek. Ümidim, dileğim, duam tabi ki en çok da bunların çok büyük boyutlarda olmaması. O yüzden şimdi geçmiş olsun diyorum hepimize. İnşallah doğru yapılanmada gideriz. Ülke olarak da herhangi bir afet yaşamayız. Şimdi Senacığım, aslojide bahşişe korkulan konular nelerdir? Anlat bakalım ben de seninle beraber dinleyeyim, sorular sorayım, öğreneyim, dahil olayım. Evet seni dinliyorum. Hocam en öncelikli konular retro konuları. Yani ben bile sizden eğitim almadan önce bir mercur retro’sudur. Alır başını giderdi.
Anlaşma yapmayın, ev almayın, bir şey satın almayın gibi. Keza 8. ev. Birazdan sunumda zaten detayına baktığı detayına gireceğiz. Ölümü anlattığından çok korkulur. Satürn’den çok korkulur. İşte sınavlar, deneyimler, ne yapacağız satürnle ilgili diye.
Ve sabit yıldızlar dediğiniz gibi. Aslında bu arada bu sunumu ben sizden öğrendiklerim sayesinde hazırladım. Sizin kendi cümlelerinizi bulabilirsiniz bunda. Siz şey demiştiniz, astrolojiden korkulur çünkü işin içinde sabit yıldızlar vardır. Sabit yıldızlar hükümetleniyor, burçları oluşturuyor.
Onların birbiriyle etkileri oluyor. Gezegenler bir şeyleri ifade ediyor. Ve klasik astrolojinin bulunduğu tarihleri düşünürsek her şey daha sertti. Algılar daha kapalıydı. Şimdi biz daha rahat atlatabiliyoruz. Algımız gelişti, antenlerimiz daha çok çekmeye başladı. O yüzden bir trajedi gibi ele almamak gerekiyor gerçekten. Onun için de bilmek gerekiyor. Bilmedikleri için korkmaları çok normal.
Ben de kendimi astroloji öğrenmeden önceki halimle karşılaştırdığımda gerçekten imtina ederdim. Ne yani işe girmeyecek miyim ben o dönemde? Ya da gidersem kötü mü olacak? Pişman mı olurum? Kötü şans mı getirir gibi. Bu yani hem astroloji öğrencilerime hem de hiç bilmeyenlerin anlayacağı şekilde anlatmaya çalışacağız hocam.
Evet çok doğru söylüyorsun. Şimdi astroloji tabii insanlık gelişiyor. İnsanlık idrakolarak da gelişiyor. Farkındalık olarak da gelişiyor. Biz aslında büyüyen varlıklarız. Genişleyen evren teorisi gibi düşün Einstein’ız. İnsan da büyüyen bir varlık. Evet tabii ki klasik astroloji açısından değerlendirildiğinde, özellikle helalistik astrolojide Saturn’a kadar olan gezegenlerde dikkate alındığında çok ciddi anlamda sabit yıldızlar ön plandaydı.
Hatta Saturn işte büyük kötü cül, Mars’la beraber iki büyük kötü cül her zaman giyere aşık olarak da giyicilerin üstünde olmaları sebebiyle genelde çok sert ifadelerde bulunmuşlardır. Klasik astroloji anlamında 8. evde tabii ki ölüm temasını işaret ettiği için insanlar sabit yıldızlar Saturn 8. ev bağlantısı bir de belki bunu 12. evde katmak gerekebilir.
Hepsini bir arada düşününce ister istemez eyvah ne oluyor bize bir şeyler ölecek miyiz noktasında bir panik çalıştırıyorlardı diye düşünüyorum. Fakat bunun artık bu noktada tabii ki tabii ki oluşta ve akıştaki hiyer aşık düzene bir şey yapamayız. Yani olacakla öleceğiz zaten sistematik olarak çare yoktur. Fakat biz kendi bilinçli hamlelerimiz, idrak seviyemiz, algı yönetimimiz ve irademizle aslında başımıza gelebilecek birçok felaketten kendimizi kurtarabilme potansiyeline sahibiz. İnsan olarak, yaratılış olarak bu böyle. Bir de işin tabii ilahi boyutu vardır mesela çıkmadıkça adnan ümit kesilmez veya işte vakit nasip çalışır her zaman için gibi. Fakat ben özellikle bu akşam tabii ki senden bu hani temel korkularımız aslında aslında nelere işaret ediyor ve o dönemleri biz nasıl geçirebiliriz sorularına cevaplar bulmak istiyorum Senacığım. Şimdi başlayalım istersen Merkür Retrosu ile Merkür Retrosu arkadaşlar yılbaşı dolaylarında retro’ya girecek ve her Merkür Retrosu biliyorsunuz yılda 4 keredir
ve o 4 kere Merkür Retrosu geldiği zaman sistem bize aslında emin misin son kararın mı diye durumları gözden geçirmemiz ister. Evet Sena sen ne diyorsun? Hocam Merkür’ü önce bir anlamak gerekiyor. Yine ben bu yayını inşallah hani hiç astrololoji bilmeyenler izler niyetiyle de konuşmak istiyorum.
Merkür ne demek? İletişim demek bizim düşünce şeklimiz demek. Mitoloji de her mestten geldiği için haberleşme demek. Arabalar, ticaret, alım satın her türlü anlaşma ticari anlaşma anlamına gelir ve Merkür en hızlı hareket eden gezegendir güneşe en yakın olduğu için aslında retro bir ilüzyondur yani gerçi geri gitme gibi bir durumu yoktur hocam. Hızı yavaşladığı için biz nasıl bir araba sollarken diğer araba geri gidiyormuş gibi görürüz aslında geri hareketinin olayı da budur. Dünyadan biz ona baktığımızda geri gidiyormuş gibi gelir. Haliyle Merkür’ü anladık, neleri sembolize ettiğini anladık. Retro’da da şöyle düşünebiliriz kendi verimiyle, hızıyla çalışamayan bir gezegen var. Bu ne yapabilir? İletişim dedik. İletişim de aksamalara sebep olabilir. Haberleşme dedik. Mesajların yanlış gitmesine. Aynı zamanda birbirimizi yanlış anlamamıza sebep olabilir. Yani Merkür retro da gerçekten teyit almak gerekiyor. Ya bunu demek istedin değil mi? Ben şey diyorum karşımızdaki insan gerizekalı olduğumuzu düşünse bile tekrar tekrar sormak lazım. Yoksa yanlış yerde buluşmalar, a sen yarın mı demiştin, ben bugün anladım gibi şeyler olabilir. Bu küçük çaplı da olabilir, büyük çaplı da yani büyük büyük anlaşmalar sırasında da olabilir. Ya da mesela bir sonraki slide’a geçebilir miyiz hocam? Bir sonraki slide’da şöyle bir örnek verdim. İş görüşmesine gidiyoruz. Yol yemek konuşmamış oluyoruz ya da kendi çapımını da biz algılıyoruz. Yol yemek dahildir yani koskoca şirket gibi düşünüyoruz. Aslında o şirketin bir genel müdürlüğü vardır, bir şubeleri vardır. Genel müdürlükte yemek çıkıyordu, şubeler de çıkmıyordu gibi. Böyle noktalar bile önemlidir aslında. Atlanabilir. Neden? Çünkü Merkür kendi hududunda çalışmıyor. Ya da daha büyük anlaşmalar yapılacak yani tonlarca sipariş verilecek. Bir renk tonu farklı girilebilir. Böyle hani tekstil şirketlerini düşünürsek. Ya da denir çelik yani her alanda etkili olabilir. O yüzden teyit almak, dikkat etmek önemli. Ve şöyle bir şey hazırladım ben orada. 20 gün kadar sürüyor retrosu. Yılda 4 kere yapıyor, biz 80 gün boyunca hiçbir şey yapmayacak mıyız? Ticaret nasıl? Ya da işe girmeyecek miyiz? Çalışmayacak mıyız? O zaman duralım. Dünya da dursun. Merkür retrodaysa. Tabii ki değil. Ne yapacağız? Kendi hızında çalışmadığını düşünerek bekleyen işlerimizi ele alabiliriz. Yeni bir şeylere girişmektense. Çünkü yeni bir şeye giriştiğimizde atlayabiliriz bazı konuları. Eski yazışmaları kontrol edebiliriz. Öğrenciler, öğretmenler, tez yazanlar gözden geçirebilir. En başa dönüp ya ben neler yaptım diye bakabilir. Merkür eğitimleri anlattığından ders tekrarları yapılabilir. Ya da düşüncelik şeklimizi anlattığından bir içe çekilebiliriz. Bir durayım ya. Her şey çok hızlı hareket ediyor. Neler yapıyorum, neredeyim, neresindeyim hayatım gibi sorgulamalar yapılabilir. Bir slidemiz daha var hocam sanırım. Bir de şey çok sorulur. Eski sevgilim geldi ne yapacağım? İşte ex then next olur mu gibi. Neden geliyor? Yine onu hem Merkür ne demek, neleri fengalize ediyor, retro nedir? Hızında çalışmayan bir gezegen diye düşündük. Bir şeyleri tekrar konuşmak için geliyor olabilir. Hani biz bile içimize dönüyoruz ya. Ya ben aslında orada biraz fevri davrandım galiba. Aslında şunu da söyleyebilirdim gibi biz bile kendi içimizde düşünüp bir arkadaşımız, akrabanız illa eski sevgili olmak zorunda değil. Bu tabii ki eski sevgili de olabilir. Onlarla konuşmak isteyebiliriz. Peki bu iş hayırlı mı oldu? Tabii ki o iki kişinin dinamiğine bağlı olur. Sorunlar hallolursa, soru işaretleri kapanırsa güzel sağlıklı bir ilişki de başlayabilir ya da helalleşilip gidilebilirdi. Ama bunlara işte kötü senaryo, kör talih şekilde bakmamak gerekiyor hocam. Son olarak şey demişim, elektronik aletler neler bozulur, neden bozulur? Bakım zamanı geldiği için. Yani hep deriz ya işte şu makineye baktıracağım da bir türlü fırsat bulamadım, fırsat bulamadım. İşte sen fırsat bulamıyorsan sistem o fırsatı yaratıyor aslında. Evet, evet çok doğru söylüyorsun Senacığım. Güzel yazılar yazmıştım. Ben senin söylediklerini belki biraz daha açmak için hem de sana ilave olsun diye şöyle bir şeyler söyleyeceğim.
Şimdi Merkür Retros’un zamanları daha doğrusu iletişimle de alakalı olduğu için bir kere önce sistem bize diyor ki zihin her zaman linear bir doğruda ilerler biliyorsun. Biz hep ileriye doğru bir akıştayızdır. Sanki hayat düz bir çizgidir, hep biz ileriye doğru gidiyormuşuz gibi hayatı algılarız öyle değil mi? Halbuki hayat hep bir spiral dönmüş şeklindedir. Yani dönmüler zaten 360’lı kaliteleri de anlatıyor. Biz her zaman başladığımız yere döneriz. Fakat zihin her zaman linear bir doğru şeklinde ileriye doğru akan bir etkide çalıştığı için ve biz daha doğrusu insanlık olarak zamanı böyle algıladığımız için o hızlı giden zihin içerisinde aslında ihmal ettiğimiz, atladığımız, unuttuğumuz, önemsemediğimiz, değer vermediğimiz birçok konu ve detay da o hız içerisinde kayboluyor. İşte zaman içerisinde Merkür’ün, Merkür yetişim gezegeni olduğu için aslında sistem önce insanın kendisiyle bir iletişmesini istiyor. O linear doğrudan geri dönmek aslında o tamamen spiral bir döngü olduğun idrakine varmak belki de ve geri gelip de acaba neyi atladım ben, neyi ihmal ettim, neyi unuttum, neydi benim asla kendimde düşünmediğim konular şeklinde düşünme biçimimizi revz etmeye anlatıyor. Ben bir Başak haritasına sahip bir insan olarak her Merkür retrosu hangi buçta olsun, olması hiç fark etmez. İsterse açı alsın almasın hiç fark etmez. Her Merkür retrosundan muhakkak etkilenirim ve hatta hatta çoğu zaman kendi içsel yolculuğumda, kendi içimdeki seyahatimde beklerim bile o retroları ki acaba bu sefer kendimde neyi unutmuşum, neyi ihmal etmişim gibi gibi konularla yüzleşmek için. Merkür retrosları arkadaşlar insanın çok sevdiğini söylüyorum kendisiyle iletişebildiği konular zamanlar bir kere kendinizle iletişmek çok önemli çünkü kararlarınızı gözden geçiriyorsunuz, duygularınızı gözden geçiriyorsunuz. Gerçekten o hayatta o şekilde ilerlemek isteyip istemediğinize karar veriyorsunuz.
Ve bunu yaparken de gökyüzümüze şöyle yardım ediyor, işte deli gibi elimde telefon bilgisayarla dolaşan birisiysen birden bire datalarım kayboluyor bir şey oluyor. O beni meşgul eden, sürekli benim aklımı kafamı meşgul eden şeyler birden bire bir bozulunca ben onlardan bir uzak kalmak zorunda kalıyorum.
Hani bu çok televizyon seyreden çocuklar ya da çok ipadlerle oynayan çocukların onların elinden almak gibi bir şey oluyor sistem bizim elimizin oyuncaklarımızı alıyor aslında ve o oyuncaklarımızı aldığı zaman biz bir idrak noktasında bir dakika ya ben ne yapıyordum? Şimdi ne yapacağım? Ya da şimdi ne yapacağım noktasında bir şey yaparız. Sizin jenerasyonunuz daha tabii genç bir jenerasyon bizim zamanımızda elektrik kesintileri çok sık olurdu.
Zaten bir tane televizyonumuz vardı hatta o da gece or giden sonra kapanırdı. Dolayısıyla biz zaten bu konuyu çok sık düşünürdük yani. Fakat tabii insanlık ilerledi, teknoloji ilerledi. Şimdi insanlar o dümdüz doğrultu içerisinde giderken bunu çok düşünmüyorlar. İşte bu yüzden belki o retro’ların gelir. Belki birisine bir söz vermişizdir onu unutmuşsundur tutmayı. Olabilir insanız biz veya uzun zamandır görmek istediğimiz, ziyaret etmek istediğimiz insanlar olabilir. Fakat hayatın haralısından, gürelesinden, telaşesinden bir türlü ona fırsat bulamamışızdır. Veya hakikaten ilişkilerimizle ilgili bir konuda gerçek duygularımızla temas edip karşımızdaki kişiyle samimi bir bağlantı kurmayı uzun zamandır bırakmış olabiliriz. İşte günlük hayatın koşturması, iş hayatı, para telaşesi ne bileyim işte insanın o günlük telaşçısı içerisinde bunları unutmuş olabiliriz.
İşte Mert Ritrus aslında bize iyilik yapıyor. Daha doğrusu ben şöyle bir astrolobis en azından çok iyi bildiğin gibi, gökyüzündeki hiçbir şey benim aleyhime değil mutlaka benim lehime çalışır mantığını bir kere kafadan kabul etmiş bir insan. O yüzden bana göre hiçbir şey felaket şeklinde algılanamaz. Benim bir şey anlamam için bazı şeylerin belki bu şekilde çalışması gerekiyordur. Hatta buna Skanalizm babası Jungunda şöyle bir tespiti var Arke tiplerle ilgili kitabında. Bir insan bir şey ancak kafasını duvara çarpınca anlıyorsa bırakın vursun der hatta. İşte Mert Ritrus’un bizim böyle kafayı duvara vurduğumuz zamanlar, kafayı kırdığımız zamanlar, nasıl yani, bu nasıl olabilir noktasıyla yüzleştiğimiz zamanlar.
Kendi içimizdeki ve diğer insanların aslında samimi düşünce duygularıyla iletişim kurduğumuz zamanlar. Mesela Mert Ritrus’un da gerçekten çok aylardır yıllardır aramayan sevgilinin araması nihayet o insanın aklına da her zaman varmış olduğunuzda ama nihayet şimdi onu arayacak fırsatı bulduğunuzda görülür. Ve bu açıdan bakıldığında Mert Ritrus’un büyük bağlaçlar görevlerini görüyor. Mesela çok uzun yıllardır görüşmediğiniz bir okul arkadaşınızla bir Mert Ritrus’una karşılaştığınızda belki akabinde bir takım iş bağlantıları veya duygusal bağlantı içerisinde girebilirsiniz.
Şimdi bu aslında gündemin sizin önünüze zaten ilgilenmeniz gereken bir konuyu getirme zamanlarıdır. Ben özellikle Mert Ritrus’un da hiç fizibilitesi yapılmamış yeni bir şeye girmeme konusunda dikkat ederim, uyarırım insanlara.
Yani hiç daha önce araştırmasını, geliştirmesini yaptığınız, sözleştiğiniz, projelendirdiğiniz veya hakikaten çok sağlam bir altyapıyla çalıştığınız her şeyi Mert Ritrus’u geldiği zaman sunabilirsiniz, satın alabilirsiniz, satabilirsiniz, anlaşmaları imzalayabilirsiniz. Ancak bununla ilgili ön çalışmaların daha önceki zamanlarda yapılması gerekiyor. Ama Mert Ritrus’un da böyle bir yerinden geçerken abi satılık ev gördünüz, ben bunu alayım der iseniz o anda o düşünmeden ani verilecek kararla ya da ilk defa birisiyle tanışıyorsanız o anda işte o noktada insanlar daha sonraki planda o Mert Ritrus’uyla tam anlamıyla iletişememekten kaynaklanan, senin anında demiş olduğu gibi çek etmek aslında. On kere karşımdaki beni gerizekalı zannettin ama problem değil ben geçenki emin olayım noktasında ister istemez o noktaları çalışmak zorundayız. Mert Ritrus’un da gelen Mert Ritrus’uyla gitmez. Eğer öncesinde bir ilişkiniz varsa dediğim gibi bir alışverişiniz varsa o Mert Ritrus’u artık o konunun tamamlanmasını anlatıyordu. Retrolar çünkü konuları tamamlamak için önümüze getiriyor ama yeni bir konuya başlamak için Mert Ritrus’un ideal zaman değildir hakikaten. Yeni teknolojik bir alet almak için ideal değildir. Hiç üzerinde çalışmadığınız fizibiltesini yapmadığınız herhangi bir konuda paldır küldür ortaya çıkıp da iki cümle söylemek ideal değildir.
Dolayısıyla Mert Ritrus’un zamanları çok düşünüp az konuşmak gereken zamanlardır ve o sistem bizi biraz daha kendi kendimizle yüzleştirir. Evet hocam şöyle de düşünebiliriz normalde çok hızlı hareket ediyor dedik ya o dönemlerde daha yavaş hareket ediyor. Aynı hızına döndüğünde o yavaşken başladığımız işler nasıl olacak acaba? Belki Mert Ritrus’un başlayan işleri düşünürsek eğer normal hızına geldiğinde acaba ne olacak? Belki biz o döngüyü çarka ayak uyduramayacağız. Tanışılan insanlar ayrılacak ama yine de dediğimiz gibi belki de o dönemde benim o insanla tanışmam gerekiyordur. Öyle durumları da olabilir.
Ya bu kadar katik, kesin Mert Ritrus’a gelen olmaz gözüyle bakmamak lazım sadece neyi göz önünde bulundurmak lazım? Yavaş hareket eden bir gezegenler hızlı hareket ettiğinde ben o çarkaları tekrar çevirebilecek miyim gözüyle bakmak lazım? Evet çok doğru o zaman şimdi yavaş yavaş Venus Ritrus’una giriş yapalım çünkü Venus Ritrus’u çok önemli. Evet. Para ve aşk konuları önemli tabii bizim için zaten gündemde de onlar çok fazlasıyla var. Bir de Venus şu anda olakta biliyorsun ve yılbaşında retro’ya giriyor. Yaklaşık Mart’ta kadar da olak burada da kalıyor. Dolayısıyla biz dolu dolu bir Venus Ritrus’u yaşayacağız hem de Venus’ü de baya bir uzun yaşayacağız. Ne demek şekerim Venus Ritrus’u anlat bakalım. Venus hocam parayı sevgiyi, aşkı, öz değeri işte sanatsal vetlerimizi, estetik vetlerimizi, hayattan aldığımız tatları, mutluluk noktamızı anlatıyor. Ben hayatta nasıl mutluyum nasıl mutlu olurum eşitli Venus. Venus’in burcu yani o kadar burçlara girmiyoruz ama Venus’in ne olduğunu anlamak için söylüyorum. Ben o sembolünden çok etkilenmiştim o yüzden o bilgiyi ekledim. Sembolünde benlik ve dört element vardır. Dört element ne demek madde demek. Yani ben paraya, güzelliğe, estetik beğendiğim güzel bir şeye sahip olmak isterim. Venus’un doğasında bu vardır. Ayrıca Venus ilişkilerden beklentimizi, ilişkiyi algılama geçirmemizi ya da parayı neye değer verdiğimizi bunları anlatır.
İlişkiyi alma ve verme kapasitemi. Yani sen bana okyanus veriyorsun ben bir bardak falan istiyorum ya da tam tersini gibi bunları anlatır. Venus retro olduğun zaman yine aynı mantıkla düşünebilirsiniz. Bir gezegenin tam kapasite çalışmadığı, daha düşük modda çalıştığını düşünürsek konuda sevgiyse hissizlik.
Ben sevilmiyorum ya da ben sevgimi gösteremiyorum gibi bir his yaratabilir. Karşınızdaki insan ben senin aşkından ölüyorum, şovlar yapıyordu, benden ne yok sen beni sevmiyorsun diyebilir o insan. Ya da kişinin kendisi ben sevgimi gösteremiyorum gibi hissedebilir. Ve bu adı üstünde bir hissedir dedim. Gerçeklik değildir. Siz şöyle öğretmiştiniz bize. Yani Venus retro dönemlerinde, doğum haritasında da Venus retro olan insanlar bir çiçek olduğunuzu düşünün.
Ve beni sürekli suluyorlar aslında. Beni sulamıyorlar, kuru kaldım gibi algılıyor. Nelerden korkuluyor? Venus retro’su ile başlayan ilişkiler yürümez. Eski sevgimi dönerse yine hayırlı olmaz. Venus direkt ilişkilerle ilgili olduğu için bu konular daha biraz merak ediliyor.
Bunlar gerçekten klişedir. Bu ikili daha önce de söylediğim gibi iki kişinin arasındaki dinamik haritalarının uyumu, bunun analizi çok önemlidir. Belki de gerçekten tam bir başlama zamanıdır o ilişkini. Bir de şöyle bir soru oluyor. Venüs retro’sunda ayrılırsam ya da boşanırsam özellikle daha resmi durumlarda Venus davaları, teraziden mütevellik davaları da anlattığımdan boşanırsam hakkımı alabileyemiğim. Aslında retro zamanları hem maddi hem manevi bir geri ödeme, hak edişlerin ödenmesi zamanlarıdır. Ama bunun için de samimi bir emek vermiş olmak gerekiyor. Yani ben onun için neler yaptım tabii ki alacağım gibi değil de samimi bir emek verdiysem onun karşılığını alırsın.
Ayrılsan da yine de değerinde birini boşansan da alacaklarını da alabilirsin şeklinde. Bir sonraki slida geçebiliriz hocam. Bunlar gerçekten benim sizden öğrendiğim, sevgi konusunda öğrendiğim güzel cümlelerden bazıları. Emek konusuna gelince siz şey demiştiniz.
Yani o gerçekten samimi içten doğal olmalı. Yani ben gerçekten bir insan için istediğim için onu sevdiğim için bir şey yapmalıyım. Bu bir şova dönmemeli. Manipülasyona dönmemeli. Ben senin için bunları yaptım o kadar beklediğim gibi şeylere dönmemeli. Eğer bu samimi bir sevgi varsa, yarım kalmış ilişkide, 0 kilometre ilişkide yeniden başlayabilir demişim. Ayrılırsanız hakkınızı da alırsınız. Para konusunda da geri ödemeler, hak edişler yaşanabilir. Burada işte insanın kendine karşı dürüst olması gerekiyor. Siz şey demiştiniz, ilişkiler pazarlık olsa değildir. Yani gerçekten seviyorsanız yapın. Burada işte ben senin için neler yaptım, saçımı sürge ettimleri hiç gerek yok. Ondan sonra başka da demişim, retro dönemlerini rahat geçirmek için buna dikkat etmek lazım. Ama bence buna her zaman dikkat etmek lazım.
Her türlü ilişkide. Çünkü sevgi de çeşit çeşit. Yani evet ilişkiler dedik ama vatan sevgisi var, anne sevgisi, kardeş sevgisi. Bir çeşit çeşit sevgi var ve şöyle bitiriyorum galiba bu sulaydı. Sevginin olduğu yerde korkuya yer yoktur zaten. Çok güzel bir şekilde bitirdin. Şimdi Venus Retro’larını da söylediğin her şey çok doğru. Şimdi Venus Retro’ları da çok değerli zamanlar. Aynı Mercure Retro’ları gibi. Çünkü aslında gerçekten sevgi duygusuyla temas ettiğimiz zamanlar. Ama ben Venus’ün önce para sonra ilişkiler konusunda ele alınması gerektiğini her zaman söylüyorum. Evet, hep söylersiniz. Çünkü Venus önce Boğaburcu’nun yöneticisidir ki Boğa güvenlik, garanticilik ve parayı anlatır. Sonra Terazi Burcu’nun yöneticisidir. Boğaburcu’yla gece ilişkisi, Terazi’yle gündüz ilişkisi vardır klasik asoloji de. Ne demek bu diye soracak olursan, hem asoloji sever hem de kendini istirmeye çalışan arkadaşlar için de bilgi olsun. Venus’ün önce Boğayı yönetiyor olması ve aslında konunun parayla alakalı olması aslında temel olarak Anadolu’daki iki çıplak bir hamama yakışır noktasındaki duruşu anlatıyor. Öncelikle Venus para ilişkimizi anlatır bizim. Para ile olan ilişkimizi anlatır. Çünkü insan olarak şöyle düşünürüz, genelde para bizim için sanki en önemli amaçmış gibi görünür ama aslında para bizim için çok önemli bir araçtır. Hatta yine ünlü düşünürlerden yazarlardan biri bir tanesi de şöyle demiş,
para mutluluk satın almaz ama mutluluğu elde edebilecek birçok şeyi satın alır. Dolayısıyla aslında bizim satın alma gücümüz ve değer gücümüz Venus’ta geliyor. Şimdi Venus Retro olduğu zaman bir kere değer algısında bir eksiklik ya da aksaklık ya da yetersizlik varmış gibi bir takım durumlar çıkar. Öncelikli olarak paramızın değeri olmayabilir veya mal varlıklarımızın değerinde bir düşüşler olabilir. Eğer Venus Retrosu’nda alım satım yapıyorsanız gayrimenkul, arazi vesaire vesaire hatta bazı zamanlar için çok idealdir. Çünkü özellikle bir malı belki ederinden çok daha uygun fiyatla alabilirsiniz Venus Retro’larında. Ben her zaman bunu söylemişimdir. Mercury Retro’sunda araba aldım, Venus Retro’sunda ev aldım diye cayır cayır bütün derslerde anlatırım. Fakat bunu tabii ki kendi haritamla olan ilişkisini çok iyi bildiğim için hangi retronun, hangi Venus Retro’sunun benim haritamda sağlıklı çalışacağını bildiğim için söylüyorum. Tabii ki bu bireysel haritalar bazında değerlendirilmedir. Ve fakat Venus Retro’su zamanları gerçekten bir şeyi değerini tam olarak saktama konusunda aslında çok önemli konular. Burada her şeyden önce tabii insanın bireysel durumuna gelmeden önce maddi konuları var. Belki ben bir işte çalışıyorum fakat hak ettiğim değeri vermiyorlar. Şimdi ben Venus Retro’su zamanında belki bu konuyla tekrar yüzleşiyorum. Göstereceğim emeğin karşılığı bu mu veya ben burada bu nasıl bir kazanç kaynağı belirlemeliyim? Eğer bana bulunduğum yerde yeteri kadar, değerim kadar, ederim kadar para vermiyorlarsa ki bunun idrakinde olduğum zamanlar aslında başka nasıl alternatif koşullar yaratabilirim? Başka nasıl kazancımı ya da hak edişimi daha doğru alabilirim noktası? Venus Retro’su için bir kere çok ideal zamanlardır. Keza aynı şekilde Venus Retro’su ilişkilerle bağlantılı olarak söylediğin için özellikle boşanma arkasından nafaka dönemlerinde mesela Venus Retro’su nafakaların ödenmesinin taleplerinin edildiği bir zamandır. Yani eğer iki taraf anlaşmış olduğu halde taraflardan bir tanesi gibi vadesini veya sözünü yerine getirmiyorsa Venus Retro’su zamanları işte hadi artık şekerim öde bana olan borcunun noktalarını getirir. Bu her türlü alacak verecek olayları da içinde böyle.
Venus Retro’su bazı durumlarda alacakların ertelenmesi anlamına da geliyor. Kredilendirilmesi anlamına da geliyor. Yeni faizlerle alacak yapılandırılması anlamına da geliyor. Yani eğer sizin bankalarla birtakım işleriniz varsa, borçlarınız varsa, yatırım yaptığınız paralarınız varsa o paralarla ilgili uzun vadeli değerlendirmeleri Venus Retro’sunu böyle alıp ben buradan ne kadar kar etmişim, ne kadar zarar etmişim bunu ne yapayım, ne yediğim noktasında bir düşünüp çalışabilirsiniz.
O dönemde bir şey alıp satmak zorunda değilseniz eğer yani herhangi bir aceleiniz yoksa o Venus Retro’su akabindeki yemeği beklemek sağlıklı olur. Fakat bazı zamanlarda işte çok fırsat getirir çünkü Venus Retro’su orada. Herhangi bir şeyi çok uygun fırsatla alabilme imkanımız vardır. Zaten araştırdığınız az önce Merkür Retro’su için söylediğim şeyler burada da geçerli. Zaten araştırdığınız dizibiltesini yaptığınız bir konuda varsa önünde de gelen Venus Retrolar çünkü fırsatları getirir. Okundaki nasibi tamamlar tak diye sizin önünüze gelir. Şimdi aynı şey ilişkiler içinde söz konusu. Yani benim parayla ilgili bir değer algımla bir şeyi gerçek değerinde görmek ve algılamakla ilgili bir dönem içerisindeyim demektir Venus Retro’su’daki. Hele ki önümüzde olak enerjisi var. Tamamen bu sağlam ve güvenilir olmakla alakalı ve para kalıcılıkla alakalı. Şimdi özellikle ilişkiler söz konusu olduğunda Venus Retro’sunun temelindeki konusu şudur.
Ben bu insanı gerçekten seviyor muyum? Ben bu insanı çıkarsız seviyor muyum? Yani bana iyi davrandığı için mi seviyorum? Benim madde ihtiyaçlarımı karşıladığı için mi? İşime geldiği için mi? Yoksa kullanıyor muyum? Veya tam tersi bu insan beni gerçekten ben olduğum için mi seviyor? Yoksa onun için harcadığım emeklerden sebep mi beni seviyor? Yani ilişkideki o çıkar konusunu gündeme getirir Venus Retro’su ve salt duygu ile yüzleşmemizi sağlar.
Ve çoğu zaman biz insanlık aslında şurada tongaya düşeriz. Gerçekten birilerini bir şeylerden sebep seviyor olduğumuzu veya birilerinin bizi bir şeyler yapıyor olduğumuz için kullanılıyor olduğumuz durumlarıyla Venus Retro’su’nda yüzleşin. Şimdi bu yüzleşmek kolay kabul edilebilir bir yüzleşmek değildir. Hayatımdaki insanın benim onun için yaptığım emekler yüzünden beni kullanıyor olduğunu görmek benim için öncelikle üzüntüdür. Ve fakat arka planda şu vardır sistemin beni uyandırması ve ayırtırması vardır. Bir dakika hani sen böyle adamlı bir şekilde kendine gidiyorsun ama bakalım karşındaki senin değerini biliyor mu? Hayatınızdaki insanın hayatınızdaki önemli nedir? Değeri nedir? O insan sizin için gerçekten sevgi merkezi mi yoksa çıkar merkezi mi? Şimdi bunları da görmek gerekmiyor mu Allah için? Evet. Sütlük olarak konuşursak eğer kişinin hem kendini olan dürüstlüğü hem diğer insanları olan dürüstlüğü.
İşte Venus Retro’su aslında arkadaşlar sistemin dürüstlük sınavları zamanı. Nasıl Merkür Retro’su emin misin son kararın mı düşünceyle alakalı içsel bir anlamda kendimizi fikren yüzleşiyorsak Venus Retro’su konusunda da sevgi konusunda yüzleşiyoruz, samimiyet konusunda yüzleşiyoruz ve hakikaten bir şeyin içinde olup olmamaya karar veriyoruz. Venus Retro’ları da kaza Merkür Retro’ları gibidir eski sevgililer böyle bir patır patır döner. Şimdi ne demek orada çünkü yarım aynı sene an senin söylediğin gibi yarım kalmış bazı duygular var belki yaşanması gereken ve yaşanamamış. Şimdi her iki tarafında eğer içinde kalan bir takım duygular varsa yaşamak istedikleri varsa Venus Retro’su çok ideal bir şekilde onları bir araya getirir ve sistem şöyle der hadi içindinizde kalanı yaşayın bitirin neyse oradaki konu. Şimdi bireysel haritalar bazında bakıldığında Venus Retro’su arkadaşlar bir şeyi diyelim çok uzun süre işte 3 yıl 5 yıl nişanlandınız
artık sözlendiğiniz artık eskidiniz nerede eski şimdi hadi artık evlenme yapılması gereken bir iş çünkü hele ki bu oğlak enerjisinde özellikle zaman enerjisi çünkü artık sırada o var noktası. Yani ilişkilerle ilgili yapılanmalar da Venus Retro’sunda çalışabilir. Eğer şunu bilmeniz lazım eğer sizin ilişkiniz sağlamsa hiçbir retro size çarpamaz.
Çok net söylüyorum ilişkiniz sağlamsa aradaki duygu bağı samimiyse her iki tarafın yine birbirine çıkar olabilir. Tabii ki biz insanız yani sonuçta illaki bir karşılıklı maddi alışverişlerimiz olabilir. Fakat maddi alışverişimizin üstünde bir sevgi alışverişimiz varsa ve biz bunda samimi isek şimdi oradaki çıkarlar da hiç olmasın demiyorum. Bu zaten mümkün değil yani anne baba arasında çok çoluk anne çocuk arasında da oluyor çünkü böyle bu tarzı farkında olmadan
yaptığımız olaylar ben şimdi çocuğuma bakayım yaşlanıcı o bana baksın gibi bu hani çok da bilinçli olan değildir. Çok doğal bir akışlıdır. Birisine doğal emek verdiğimiz zaman hani ister istemez o emeğimizin de takdir edileceğini ve karşılığını alacağımızı umarız. Bunu kötü niyette de yapmayız. Dolayısıyla aslında çıkar olması çok da kötü değildir. Fakat bunun sevgi, samimiyetinin üstünde olması kötüdür.
İşte menüs retrosu bize bununla yüzleşiyor. Bir kere maddi anlamda kendi ederinizi hesaplamak yani ben kaç para ederim, benim varlığım ne kadar değerli, ben kazancımda hak ettiğim yerde miyim konularını bir masaya yatırıyor. Bir de ilişkide gerçekten bir değer algısı içinde miyim, karşımdaki insana ben yeteri kadar değer verir miyim veya onun hayatındaki yerim nedir noktalarıyla yüzleştiriyor bizi. O yüzden menüs retroları çok değerli dönemlerdir arkadaşlar. Bir de çok enteresan, menüs retrosu da benim en çok karşılaştığım konulardan bir tanesi. Meğer beni sevmiyormuş sorusuyla insanlar geliyor. Menüs retrosunun en gösterdiği en büyük konulardan bir tanesi şudur. Bazen karşınızdaki insanların en çok sevdiği insan kendisidir. Şimdi onunla yüzleşmeyi de getiriyor.
Ve bu kendini sevebilmek konusunda bize aynalık yapan insanlar menüs retrosuna aslında bize şunu gösteriyorlar. Sen kendini hiç sevmiyorsun. Sen kendini hiç sevmediğin için karşına sistem kendisini seçen, kendisini seven insanları getiriyor. Menüs retroların alınması gereken en önemli ders şudur. Ben kendimi ne kadar seviyorum, ben kendime ne kadar değer veriyorum,
ben canımın kıymetini ne kadar biliyorum. Her ilişkide de değil yani herhangi bir ilişkide de olmak zorundayız. İnsan olarak ne kadar değerli ve kıymetliyim. Yani yaratıcı beni yarattığına göre herhalde gitsin bu da dünyada kalabalık yapsın diye yaratmamıştır. Mutlaka bana bir değer atamıştır ve benim bu dünya üzerinde olmamın bir anlamı bir amacı olmuş olmalı. Öyle değil mi? İşte menüs retros arkadaşlar hayatınızın anlamını ve amacını bulabileceğiniz çok değerli zamanlardır. Gerçekten acaba ne için yaratmış olabilir beni Allah diye bir oturup sormak lazım. Değer vermiş, yaratmış bana bir beden vermiş, bana bir düzen vermiş, bana bir nasip vermiş, beni bir dünyaya göndermiş. Bunu yaratıcı beni sevmiyorsa niye yapsın ki bir kere öyle değil mi yani? Madem yapmış o zaman benim konum nedir?
O zaman benim nedir buradaki görevim? Çünkü menüs bize temel olarak sevgi haz duygusunu anlatıyor fakat sistem bizim mutsuz olmamızı istemez. Dünyadaki yerimizi bularak mutlu olmamızı ister. İşte menüs retroları bizim yaratıcı planından dünyadaki yerimizi bulmamızı sağlayan, dünyadaki yerimizi bulmak için de bizi diğer ilişkilerden mesafeli tutan ve böyle ki kendi öz çekirdek ilişkimize yani kendimizle yaratıcımız arasındaki sevgi bağını keşfetmemize ve dünyadaki asıl mutluluğumuzun ne olduğunu bulmamıza sağlar. Değil mi Senacığım? Evet hocam çok kıymetli zamanlar hem öz sevgi hem öz saygı. Yani bunu şey olarak bile düşünebilirsiniz. Böyle metro kapanıyor içerisi tıklım tıklım yani illa yetişmek zorunda mıyız? O son kişi ben mi olmalıyım? Tıkış tıkış gitmek zorunda mıyım? Hayır bir 10 dakika sonra bekleyip, tren alışıp da gidebilirim. Ama biz bazen onu bile görmüyoruz. O kadar basit bile düşünebiliriz hocam. Evet çok bak. Ben bu arada yorumlarda sorular varsa eğer onları söylemek istiyorum. Bazı bir de menüs retrosu ile ilgili şöyle tabi yorumlarda okudum denk geldi.
Mesela 12.eve progresslerde girmesi transit progresslerde 8.12.eve menüslerin girmesi de buralarda retrolar yapması durumları tamamen aslında 8. evdeki bir tıketçi 8.eve ayrıca geleceğiz ama menüs retrosu 8. evde progress’te de olabilir veya natalda da olabilir geldiğinde ortak paylaşılan kaynaklarla ilgili ciddi anlamda kişilerin oturup bir hesap kitap yapması gerekir.
12. ev keza çok enteresandır çünkü gizli ilişkiler veya gizli maddi kaynaklar söz konusu olabilir. Oradaki o retro planı aslında düşünüldüğü gibi değil, çok arka planda çok farklı olayların olabileceğini de işaret eder. Bunlar insanlara uyarıcı zamanlar açıkçası. Çünkü bu uyarıcı zamanlar nedir? Belki özellikle 12.eve için konuşalım. Eğer gizli ilişki modu içerisindeyse hayatın size öğretmek istediği bazı şeyler vardır. Hatta bir sınav içerisindesinizdir en önemli konulardan bir tanesi. Bakalım doğru seçimi yapabilecek misiniz? Çünkü menüs retrosu bizim duygularımızın peşimden gitmeme, mutlu olma ihtiyacımızı anlatıyor olduğu için bazen biz mutluluk adını verdiğimiz, aşk adını verdiğimiz konuların peşinden giderken yanlış seçimler yaparız. İşte bu 8. evdeki menüs veya 12. evdeki menüs hem maddi seçimlerimizle hem de ilişkisel, duygusal seçimlerimizle test ediyor. Öyle değil mi? Yani bu sistem de bizim için ve bizim hayrımıza çalışan plan olduğu için belki, hatta çalışma prensibi genelde böyledir, önce bize yanlış seçimleri yaptırır ki o seçimlerin doğrusunun ne olduğunu bizzat yaşayarak bilelim diye. O yüzden bir de şunu da tabii algılamak lazım. Yani bu belki bilinçle alakalı. Hani bu dünyaya da aman da yesinler yesinler, dolaşsınlar diye de gönderilmiş varlıklar olamayız herhalde değil mi? Bir ruhsal planında gelmiş ve tekamül hedefli varlıklar olduğumuz bakış açısıyla hayata bakmak zorundayız.
Dolayısıyla ben diyelim yanlış bir takım maddi ilişkiler içerisindeyim veya yanlış bir takım fizik, cinsel ilişkiler içerisindeyim. İşte burada sisteme aslında benim hatalarımla da yüzleşerek menüs retrosu zamanları hangi evde denk geliyorsa o hatalarımı düzeltme mi de istiyor.
Yani bir kere kişinin önce o hatalara sebep olacak alt değerini bulmasını istiyor öyle değil mi? Nedir beni mesela dizli ilişkiye iten şey? Kendimdeki nasıl bir özdeğersizlik duygusu var ki demek ki ben kendimi, değerimi başka bir şeyde, başka bir insanda kanıtlamaya çalışıyorum veya gözümü para hırsı bülüyor sekizinci ev diyelim.
İşte her parayı çok para odaklı oluyorum, parayı yönetmek istiyorum, parayı kontrol etmek istiyorum, iktidar sahibi olmak istiyorum falan falan. Şimdi böyle durumlarda menüs retrosu sekizden ve on ikiden geldiği zaman insanı hakikaten kendi ayağına kendi bacağına çelme takacağı olaylar içerisine sokar ki bak gör burada aslında sen yol, gittiğin yol yol değil, dikkatli yol.
Doktasında uyarmak içindir tabii ki bir olay bir şeyden hayırlıdır noktası. Öyle bir olay yaşatır ki size ağzınız yanar. Ondan sonra da bu işin doğrusu demek ki böyleymiş noktasına gelirsiniz.
Şimdi bu da venüsün suçu değil, bu da insanın öğrenme biçimi öyle değil mi? Demek ki ben hayal… Böyle anlıyorum. Aynen öyle. Başka türlü anlamıyor benim kafa. Böyle bak. Anca bunu bir odun yiyince böyle bakıyorum kafa diye düşünmek lazım. Burada yine gezegensel enerjinin suçu. Kendi algı ya da anlayış idrak biçimimizi bir masaya yatırmak gerekiyor. Ben çoğu zaman mesela tabi bundan çok zaman da bu venüs retrolarını cayır cayır yaşarken filan sistemle çok kavga ederdim. Derdim ki ya şunu benim daha doğru canımı yapmadan anlatmadığım başka yol yok mu? Bana şunu düzgün anlatın. Sonra tabi gülüyorum kendi kendime. Çünkü ben anlamıyorken yani ben anlamıyorsam sistem ne yapayım? Demek ki ben de böyle anlıyorum.
Sonuçta venüs retrosu arkadaşlar. İnsanın sistemin insanla anladığı dilde konuşmasıdır. Sizin için en çok değer verdiğiniz şey neyse olur. Öyle elinizden alır. Paraya çok değer veriyorsunuz para gider. Aşkı ya da ilişkiye çok değer veriyorsunuz onlar elinizden gider. Neden? Neden? Çünkü değer atamakla ilgili ayar bozukluğumuz var öyle değil mi? Hatar yapıyoruz. İşte buradaki hataların anlaşılması ve yüzleşilmesi zamanlarıdır. Önümüzde venüs retrosu var. Oğul hattı bir düşünmek lazım. Bir de Oğul hatt muhafazakâr ve geleneksel bir yapıyı da anlatıyor. Öyle değil mi? Bir de satür kovada kurallar demektir. Hem muhafazakârlık hem kurallar. Bir dakika nasıl olacak?
Frensizler. Depremle ilgili post paylaşırken bunu yazdım. Satür kovada düzen ister. Kurallara uyulmasını ister ve sınırların korunmasını ister. Öyle değil mi? Kovada bunu istiyor. Biz her türlü yönetmeliğe uygun davrandığımız takdirde yapılarımızda inşaatlarımızda şurada buradaki satür inşaat demek. Dolayısıyla oradaki gelen çok da büyük bir doğal afet olmadığı sürece her türlü sallantı ki uranüsle bu kesinlikle olacaktır kaçınmaz olur. İster istemez bizim can güvenliğimizi mercek altına alıyor öyle değil mi?
Evet. Benüs enerjisi de aynı şekilde değerlendirilmeli. Bizim temel güvenlik ihtiyaçlarımız nelerdir? Benüs’ün burcuna da bağlı olarak özdeğer kaynağımız nedir noktasını ele alıyor. Seni çok az mı konuşturuyorum? Seni azıcık tuttur beni. Yok hocam siz konuştunuz. Peki o zaman sırada Mars’a. Sözlende başla.
Hocam Mars nedir? Önce yine ondan bahsedelim. Merkülle düşünürüm. Benüs’te bir şey beğenirim. Mars olmadan ben o beğendiğim düşündüğüm şeyi alamam. Mars eylemlerdir, davranıştır. Benim bir şey yapma, irade gücümdür, yapma gücüm, isteğim, bir şeyleri yerine getirme, kazanma isteğim, nasıl rekabet ettiğimi anlatır.
Bu klasik astroloji de kötücül olarak sınıflandırılan bir gezegendir. Yıkıcı sert bir savaşçı bir etkisi vardır doğru. Haline bundan zaten korkulurken retrosundan daha çok korkuluyor. Mars’ın yine neler ifade ettiğini bir tekrarlayalım.
Rekabet gücü, irade, hayata geçim, eylem anlamlarına geldiğinden, retroda yine kendi gücünde çalışmayan bir gezegen olduğumuzda bir şeyi yapacağım ama yapacak çok şey var ama yapacak gücü kendimde bulamıyorum. Ya da öfkeliyim evet rekabetliyim ama pasif, agresif yerimden saydırıyorum, içimden küfür ediyorum gibi. Sanki engelleniyorum, bir şey beni tutuyor, bekleyen işler yığınla doluştu. Bu tarz şeyler yaşanabilir. Ya da rekabet isteyen normalde kollarımızı bayıp daha rahat dağıldığım işlerde çabuk pes ediyorum. Öyle şeyler yaşayabiliriz Mars retrolarında. Ama yine burada, sizin çok güzel verdiğimiz örnekler gibi sistem tarafından yine bir pasif tutulmaz.
Ya bilerek, neden? Sen ne yapıyorsun acaba? Bu sefer de yaptıklarını gözlemle. Daha önce Merkülle düşüncelerimizi gözlemledik. İşte Venus’te sevme biçimimizi, öz değerimizi. Mars’ta da doğru zamanda doğru hareket ediyor muyum? Ya da kontrollü, stratejik bir şekilde davranıyor muyum aslında gözlemlememiz için vardır Mars retroları. Hocam bana bu soru geldi gerçekten. Taşınma Mars retro olduğu döneme denk geliyor, o ev bana kötü kader yani. Çok net hatırlam, kötü kader getirir mi diye bir soru. Ben de şey dedim, tabii ki getirmez ama neler olabilir? Mars bir kere Ebil enerjiyi ifade eder ve ayrıca eylemi, bir şeyi yapma gücümüzü hareket eder.
Ben dedim ki çalıştıracak usta bulamayabilirsin. Ya da usta normalde bir günde halledilecek bir işi yayar, beş günde halleder. Ya da sen bir türlü eşya kollemeye başlayamayabilirsin. Ya da işte yapacak gücü kendinde bulamayabilirsin. Kask gücünü de ifade etmeniz. Ama asla ve asla kötü kadere anlamına gelmez. İnsanlarda böyle bir korku oluşuyor. Yine şöyle bir şey, yani bu bahsettiklerimizle de o bilgiyi verelim. Kişisel gezegenlerimiz bizim hocam. Yani biz düşüncelerimizi, sevme biçimimizi, eylemlerimizi kontrol edebiliyoruz. Ama birazdan bahsedeceğimiz Saturn gibi gezegenler, Jupiter gibi gezegenler, hatta kolektif dediğimiz Uranus, Neptune, Pluto gibi gezegenler üzerinde kontrolümüz olmayan ancak onları anlayabildiğimiz gezegenlerdir. Kişisel gezegenler olduğu için bu bahsettiğimiz üç gezegen, Mercury, Mars, Venus, retro dönemlerini bizden tamamlanmasını isteyen dönemler, bir gözden geçir, bir bak hareketlerin nasıl, düşüncelerin nasıl, işte kendine ne kadar dürüstsün, sevginde ne kadar savunuyorsun, dönemleridir. Ve aslında gerçekten kıymetlidir, çok özeldir. Korkulması gereken dönemler değildir gibi bitiriyoruz.
8.eve gelmeden Mars Retrosu hakkında da ben bir iki müşrik görmek istiyorum, senin söylediklerinin ilare edilen. Zaten çok güzel toparlamışsın. Mars Retrosu’nda bana gelen en büyük soru da ameliyatlarla ilgili sorular gelir. Şimdi ben hatta şöyle söylerim, bir eylemin yapılma zamanı gelmişse Mars Retrosu zamanıdır o. Çünkü Mars Retrosu bize şunu anlatıyor. Bir kere timingle alakalı, yani zamanlama ile alakalıdır Mars Retrosu. 2022’de mesela ikizlerde Mars Retrosu yaşayacağız biz. Tamamen aslında orada da fikir ve düşüncelerin harekete geçirici enerjisi çalışacak. Dolayısıyla Mars Retrosu geldiği zaman bilin ki sizler, bizler, hepimiz doğru zamanda doğru eylemi yapmakla ilgili bir period içerisindeyiz.
Şimdi timing çok önemli. Mars Retrosu temel olarak bizim yine aynı Merkü Retrosu gibi yapmaya ihmal ettiğimiz bazı konuları getiriyor ki ameliyatlar bunlardan bir tanesi. Taşınmak bunlardan bir tanesi. Efendimize söyleyeyim hani bir takım yine işte bu uluslararası şeylerarası bilmem ne iş başvurularında bulunarak buna bağlı olarak düzen değiştirmek bunlardan bir tanesi. Girişimler yapmak mesela yeni bir şirket kuracaksınız ya da şirketi kapatacaksınız her neyse timing anlamında Mars Retrosu temel olarak öncelikle bunu anlatıyor. Yapılması gereken eylemi yap Sevilek ya da SENA her neyse işte. Yapılması gereken eylemden kaçamayacağımız. Belki ben kendi hayatımda, pozisyonumda belki çoktan bitirmem gereken bir ilişki içerisindeyim.
Mars Restrosu geldiğinde ben o ilişki bitirebilme noktasına getirilirim. Hatta öyle enteresan bir şey olur ki sistemin çalışma planı. Herhangi bir gezegen direkte iken yani normal hızında ilerlerken şöyledir sistem insana kendi halini bırakıyordur. Hadi sen akışta önüne gelenleri yap diye.
Fakat eğer gezegenler retroya dönüyorsa ki satürncü biter ve Mars da buna dair kişisel gezegen olması rağmen artık sistem kaçınılmaz olarak o yapılması gereken eylemden kaçamayacağımızı bizim önümüze getiriyor aslında. Ve diyor ki burada sen ortaya koyman gereken davranış, irade, eylem, kararlılık her neyse bunu yapmalısın hatta bunu şimdi yapmalısın. Yani bunu artık daha fazla bitiremez, uzatamazsın. Bir ilişki bitirmek, bir iş yerinden istifa etmek, yeni bir işe girmek, başlamak, ameliyat olmak vs. gibi konular Mars Retrosu’nda gündeme sıklıkla gelir. Neden gelir biliyor musunuz? Çünkü Mars Retro değilken biz o eylemleri yapmayı erteleriz. Hani nasıl düşünmeyi erteliyoruz Merkür Retrosu’ndaki? Aman onu boş ver sonra ararım, sonra düşünürüm, sonra giderim diyoruz ya. İşte Mars Retrosu da aynı bu şekilde sonra yaparım dediğiniz ama yapmak istemediğiniz hatta yapmamak için böyle dört dolandığınız konular her neyse. Kaçınılmaz bir şekilde. İtinayla gelir. İtinayla önünüze gelir ve sistem öncelikle olarak şunu der. Hadi bunu şimdi paşa paşa yap. Keşke bunu hani sen özgür bırakılmışken, o direct deyken özgür iradeninle yapabilseydin timing işte doğru zamanlama. O zaman benim seni şimdi burada bunu yap diye sıkıştırmama gerek kalmazdı. Özellikle Mars, Jüpiter ve Saturn Retroları ki bize kendi zamanımız içerisinde yapmadığımız, Jüpiter Retroları bu yüzden çok karmiktir aslında tabi konumuz Mars ama arada bir parantin açmak istiyorum.
Karmik geçmişte mesela keşi yeteri kadar hayır yapmamıştır, yeteri kadar bilgi dağıtmamıştır veya yeteri kadar vermemiştir. Bu yaşamda onu böyle patır patır verdiktirirler. Neden? Çünkü sen onu yapmadığın için bunu yapıyorsun şu anda. İşte Mars Retrosu da aynı şekilde doğru zamanda doğru eylemi yapmadığın için insanlık olarak biz Mars Retrosu gelince patladığında o eylemi yapmakla bir muhatap oluruz. Birinci plan.
Temel plan budur. Akabinde Mars Retro olduğu zaman herhangi burçtaysa o burcun o temel özelliklerini biraz geri çekiyor. Enerjiyi geri çektiği için. Dolayısıyla ne oluyor biz orada mesela diyelim Mars Accrapti Retro oldu o deli cesareti veya işte kararlı gözü dönmek belki Mars Accrapti çok da biliyorsunuz sert ve öldürücü etkileri çalıştır.
Hemen enerjitik olarak bizi geri çektiğinde yine bir eylemi yapmadan önce tekrar tekrar düşünmek ve üzerinden geçmek konusunda durumlarla yüzleşiriz. Mesela önümüzdeki zamanlarda Mars ikizler de retroya gelecek. İkizler nedir? Çabuk karar vermek, hızlı hareket etmek. Ondan sonra belki çoğu zaman düşüncesizce boş konuşmak öyle değil mi?
Aynı anda birkaç şey yapmak, bir şey araştırmadan çabuk hızlı karar vermek, herhangi bir şeye derinine inmeden aldığımız belki bir duyumla paldır kültür bir diğerin üstüne girmek belki de öyle değil mi? Şimdi Mars burada retro enerjisiyle çalıştığı zaman tabii yine zamanı geldiğinde daha uzun uzun değiniriz konuya ama temel olarak anlatmak istediğimiz konu şu. Mars retro enerjisi ulaştırdığı zaman sistem diyor ki bir dur yani bir eylem yapma, bir harekete geçme, bir bekle bakalım. Yani sen orada o eylemi işte timing yine bu eylemi gerçekten yapmalı mısın? Yani birinci koşul zaten geç kalan eylemlerini zaten hani seve seve yaptırıyor burada. Evet.
Öbür taraftan senin yapmak için böyle fırladığın, öne atladığın eylemler içinde bir durduruyor yani farklıyız. Böyle sanki fren gaz gibi bir durum var. Bir taraftan zorla eylem yaptırıyor bana bir taraftan da benim belki yapmak istediğim bazı eylemler ama orada da durduruyor. Şimdi durdurulduğumuz yerde şunu düşünmek lazım bir dakika demek ki sistem beni burada durduruyorsa aslında doğru zaman değil.
Ya da ben hazır değilim ya da koşullar hazır değil ya da benim o eylemi yapmak için kendimde geliştirmem gereken işte şu şu şu özellikler var belki. İşte Mars retro’su arkadaşlar bizim timingle alakalı olduğunu unutmayın. Retro zamanları eylem yapmaktan kaçınmak gerekebilir bazı zamanlarda öfkeyle kalkıp zararla oturmamak için. Bazı zamanlarda hakikaten senanın verdiği örnekte olduğu gibi eylem yapacak adam bulamayabilirsin. Her şey hazır eylem yapacak insan yok. Evet işte bu da aslında sistemsel olarak sanki hani bir bedel ödetiliyor gibi bir hissiyatı da ulaştırdım. Neden? Çünkü sen bunu yapman gereken zaman da yapsaydı şimdi böyle sürünmezdin noktası. Yani işte doğru zamanlamayı öğretmeye çalışıyor aslında bize sistem yani gökyüzü bizim aleyhimize.
Evet. Anlama biçiminimizde arıza var ki ben bununla mı var. Bunu ben normal zamanda hazır eylemin altında bir sürü imkan varken yaptırmadım da şimdi yaptırmaya kalkıyorum. Şimdi yaptırmaya kalkarsam da başıma bunlar gelir. Aynen. Noktasını idrak et bir dahaki sefere yapma gereken eylemi doğru zamanda yap demek istiyor aslında Mars retro’su. O yüzden arkadaşlar Mars retro’suyla önümüze gelen konulara iki tane konu olacak.
Bir tanesi kaçınılmaz eylemler, bir tanesi eylem yapmadan önce iki kere düşünmek noktası ve Mars retroları tabii çok daha sert olabilir. Sonuçta evet Mars irade, kişisel irade gösteren kişisel gezegen ama büyük gezegenlerle beraber olduğunda ki şu anki transitede biliyorsun Uranüs, Mars, Saturn hepsi beraber sağ olsun halay çekiyor.
Dolayısıyla şimdi ki Mars bir kendi kontrolünde olan bir Mars değil, Uranüs ve Saturn’un kontrolünde olan bir Mars öyle değil mi yani enerji olarak onlarla birlikte çalışıyor, teşvikleniyor açılarla. Dolayısıyla bir eylem yapıldığı zaman bile sistemin bir müdahalesi var yani yapılması kaçınılmaz olan kadersel faktörlerde devreye giriyor. İşte Mars retro’su arkadaşlar hakikaten iki düşünüp bir eylem yapmak noktası çok çok çok kendinden emin olarak hareket ettiğiniz zaman yaptığınız eylemin sorumluluğunu almak aslında Mars retro’su. Bir eylem yapmadan önce iyi düşünün, bir eylem yapıyorsanız da sorumluluğunu alın demek istiyoruz sizden. Evet hocam.
Evet Sena’cım şimdi asıl bu yayını yapmamıza sebep olan konuya gelelim değil mi? Evet hocam. Başla. Yani biz tabii ki öncelikle bunu yapalım bir de Saturn’u yapalım dedik sonra çevremizdeki insanlara sorduk o retro’ları da duyduğumuz için öncek iztilarelere eklemiş olduk. Bence çok iyi oldu. Ben ulaştığımı düşünüyorum.
Şimdi gelelim 8.eve. 8.evi astroloji de gerçekten korkulan bir evdir. Neden? Bu arada astroloji de evler nedir? Evler alanları anlatır, konuları anlatır. Yani nasıl biz evimizi odalara bölüyoruz. Onun gibi ele alabilirler. 8.evde kriz ve ölüm anlatır. Ölümü anlattığı kadar yeniden doğumu anlatır. Dönüşümü anlatır ama bu değişim gibi değildir.
Yani daha derinden olan bir şeydir. Yani tırtılın kelebeğe dönüşmesi biridir. Orada artık tırtıl ölmüştür ama kelebek doğmuştur gibi. Yaşamın anlamını sorgulamayı anlatır. Yine ölüm ötesi konuları gibi. Öldükten sonra nereye gidiyoruz acaba gibi konulara merak salmak. Psikolojiyi anlatır. Okül konuları, gizemli konuları, sırları, suç örgütlerini, derin devlet gibi konuları, konflasyoneleri gibi konuları anlatır.
Ameliyat, şifacılık, orada bir iyileşme de vardır. Ve ortak kazanılan para. Bir ortağın vardır beraber kazanılan para. İşte evliyimdir, eşimle ortak haneye giren para. Yine sigorta, vergi, miras konularını anlatır. Herhalde en çok korkulan konulardan biri ölüm ya da ameliyat. Oraya bir şeyler oldu. Krizler mi kopacak, ölecek miyiz?
İşte 8. evimde gezegenler var ya da astrojiyi takip edenler 8. evime transit. Yani mevcut gezegenler oraya misafir oluyor diyebiliriz. Transit alıyorum, ne olacak? Aslında ölümü, fiziksel ölüm değil, herhangi bir duygunun, düşüncenin ölmesi şeklinde de ele alabiliriz. Bitirmemiz gereken bir ilişki, bir iş. Yani hatta konuştuklarımızla ele alırsak, ve Nüsten bahsettiniz ya belki ben daha düşük, daha yüksek bir maaş almalıyım bana göre. Benim yaptığım işin ederi o. Ama ben onu alamıyorum, onu bitirmem lazım. Bu da bir ölüm şeklidir. Ya da benim kendi dönüşmem. Ben eski senabeyim. Dememden de bahsedebiliriz. Bu arada burada yaşamı nasıl algıladığımız önemlidir. Yani işte biz bu yayını neden yapıyoruz? Olayları kriz yönüyle mi bakıyoruz? Bir kerede yüzüm gülmedi lanet olsun, onu da yapamadım, bunu da yapamadım.
O da Mars Retrosu’mu. Yani o gözde ele almak başka. Az önceki bilgilerden sonra Mars Retrosu mu varmış, o zaman bir dakika ben yapmadığım ne var onu yapayım. Şekilde ele almak başkadır. Burada şöyle bir klasik cümle vardır. Krizlerden fırsat yaratılır gibi. Aslında o krizlerde ben kriz çözebilme becerim ne?
Hani nasıl ele alıyorum? Ya da bu krizlerden nasıl bir fırsat yaratırım gibi bu şekilde de algılayabiliriz. Doğum haritasında 8. evde, kendi evde gezegeni olanlar zaten hayata kriz çözmeye gelmiş demektir. Yani ona da o güç verilmiştir. Böyle önceden bakıp da korkmamak gerekiyor. Allah dağına göre kar verir atasözümden. Yola çıkabiliriz. Burada da doğum haritasında 8. evde gezegeni yok ama normalde transigir. O günün gezegenlerinden biri geçiyor. Yine burada da evah ölecek miyim, krizler mi çıkacak diye beklemekten ise farkındalıkla o ev neleri temsil eder ve danofanlar da neler yapabilir.
Tabii bu bireysel haritalarda yine ölçü ben hani tez demiştim de ben Venus Retrosu’nda ev aldım diye bireysel haritalara bakılarak neler yapılabilir? Ölümü anlattığımdan artık hizmet etmeyen insanlar, eşyalar, işler, konular sonlandırılabilir. Kendi içime bir dönebilirim. Neyi değiştirmem gerekiyor kendimle ilgili ona bakabilirim. Astroloji, psikoloji, metafizik, mistik konulara da alabilirim.
Tarot vesaire gibi konularla ilgilenebilirim. Yine haritada diğer faktörler destekliyorsa borç verebilirim ya da borç alabilirim. Kredini yapılandırabilirim. Bir şeyi sigortalatabilirim. Ondan sonra işte suç örgütleri derin devletle ilgili diziler okuyabilirim, kitap okuyabilirim. Yine haritada diğer faktörler destekliyorsa ameliyat olabilirim gerçekten ve burada şifacılık da olduğu için evah ölecek miyim değil de iyileşmek için.
Bir parçanın alınması gerekiyordur belki. Fiziksel ölüm konusunda ilahi plan var dediğimiz gibi, astroloji sadece teoridir. Klasik astrolojide istatistik veriler hesaplanmıştır. Bu şu olursa şu anlama gelir gibi öncesinden beri gelen bilgilere göre yorum yaparız. Ama bizim işimiz teori ve aslında pratik olacağı sadece Allah bilir. Nasıl yaşadığımızda insanlık nasibimiz de bizim sorumluluğumuzdadır. Hani yemeye içmeye geldik, başka bir şey yapmayacak biz dediğimiz soru da önemli olan odur. Nasıbimizden nasıl yerine getirdiğimizdir. Hocam ben sözü elinize veriyorum. 8. ev bence sizin kolunuz. Şimdi ben 8. ev transitlerimi her zaman çok dolu dolu yaşadım. 8. ev transiti arkadaşlar, Natal’ın da 8. ev dolu olanlar ya da Progress’te 8. ev’e gelmiş olanlar öncelikli olarak şunu bilsinler ki siz zaten krizseversiniz. Yani adrenalin demektir 8. ev her şeyden önce. Bir kere kişi kendi yaşamını ve canlılığı hani bu adrenalin bangi cam pink yapıyorlar ya böyle böyle bekle, sifavlayıp aşağı doğru zıplıyorlar. Zaten benim hayata karşı duruşum böyle bir ölümün sınırlarında gezmekten zaten bir hoşlanıyorumdur yani 8. evde natal yerleşimi olan insanlar zaten bu konuları çok sever.
Okül konuları çok sever, gizemli konuları çok sever böyle bir ölüm kalım, trajediler, savaşlar, cinayetler, selikate zaten o doğanın içindedir doğasına çok yatkındır. O yüzden 8. evde gezegeni olanlara 8. ev koymaz çünkü o zaten sevdiği bir alanda dolanıyor. Fakat 8. evde gezegeni olmadı tabi bir yönetici gezegeni var mutlaka ki ama 8. evde gezegeni olmadığı halde işte transitler de veya Progress’ler de 8. ev yaşamaya başlayanlar
bir kere temel olarak başladıkları nokta şu konfor alanımdan beni itinayla çıkartıyorlardır. 8. ev arkadaşlar konfor alanı hani ruh vücut konağından çıkıyor gibi düşünün metaforik anlamda ölüm böyle bir şeydir. Ruhun vücut konağından çıkmasına biz ölüm diyoruz öyle değil mi? Vücut konağında belli bir rahatlık elde etmiş ya da vücudu bedeni kullanabilmiş ruhun vücut konağından uzaklaşması eğer ölümse
8. ev içerisinde gelen gezegenleri bizi rahatımızdan uzaklaştırması da ölümdür. Ölümü böyle algılamak lazım. Kendi konfor alanımızdan uzaklaşıyoruz. Çünkü artık orada dönüşmesi, Sena’nın söylediği çok net bir şey var değişmesi ve dönüşmesi gereken bir şey var. Bir kere atayletin değişmesi gerekiyor.
Ataylet nedir? Herhangi bir formda, biçimde çok uzun süre kalmış olmanın vermiş olduğu hareketsizlik haliyle ataylet denilir. Dolayısıyla 8. eve gezegenler alıyorsanız transitler, progresler, şunlar bunlar sisteme artık diyordu ki hadi şekerim artık sen yavaş yavaş kaldır kendini. Artık başka bir şeye doğru gideceksin. Sen bambaşka bir alana doğru taşınacaksın ve burada tabii ki rahatın kaçacak ve tabii ki huzurun bozulacak.
Hani iyiydi keşke yani dünyaya gelseydik de hiç ölüm olmasaydık biz de hiç ölmeseydik gibi gibi bir algıdan bakıyorsanız, eğer 8. evden ödünüz patlayabilir, bence bastırı yok. Fakat hayattaki her şey doğumla ölüm arasında olduğunu unutmayın. Dolayısıyla biz yaşadığımız süreç içerisinde 8. ev transitinde natalı olanlar zaten problem değil onlar krizsever oluyorlar.
Fakat 8. ev transiti yaşayan insanlar birden bire krizli ve kaotik ortamların içerisinde kendilerini bulurlar ve rahatları kaçar. Huzurları kaçar çünkü 8. ev güvenlik temalarıyla çok alakalı olduğu için kendilerini birden bire bir güvensiz hissederler. Yani neredeyim ne yapıyorum nasıl kalkacağım bu şeylerin içerisinde yani o yüzden bir ölüm kalım korkusu gelir. Fakat ben kendi tarihçemde ne zaman 8. ev transiti yaşasam şöyle bir yere gelmişim onu fark ettim. Hatta bu konuya hazırlanırken de onu düşündüm bol bol sık sıklıkla. Yaşadığını insanın en çok hissettiği zamanlar, canlılığın yaşadığını hissettiği en çok hissettiği zamanlar işte o ölümle ya da krizlerle burun buruna geldiğiniz zamanlardır. Mesela 8. evin cinsellikle ilgili olmasının temelinde de böyle bir şey var.
Canlılık hissettiriyor temel olarak. 8. ev konusu geldiği zaman, kişi o yaşamın atayletinin altından kalkıp bir yaşamla bir yüzleşir, bir canlılık gelir ona birden bire. Cinsellik de zaten bu noktada yüksek bir motivasyon verir. Krizler de yüksek motivasyon verir. İşte bu noktada 8. ev transitleri rahat ve huzur bozan transitlerdir. Fakat konu da zaten tam olarak budur.
Yani atayletin atılması ve yeni bir şeye dönüşülmesi insanın orada farklı ve bambaşka bir şey çıkması. 8. ev transitleri çok verimli olabilir. Mesela uzun vadeli krediler çekip kendinizi boşlandırarak mal sahibi yapabilirsiniz. Yine şirket anlaşmaları, sözleşmelerini hani bu krizleri nasıl yönetiyorum diye diyecekseniz. Eğer kendinize tek bir gelir kaynağı değil de farklı farklı gelir kaynakları yaratabileceğiniz iş anlaşmaları, sözleşmelerine girebilirsiniz.
İlişkiler bazında duygusal ilişkiniz, cinsel ilişkiniz belirli bir raya, standartlar diye rutinaya oturduysa onunla ilgili atraksiyonlar ve heyecanlar yaratabilirsiniz. Dolayısıyla 8. ev transit size gerçekten yaşadığınızı hissettirecek konuları getirecektir. Tabii ki krizlerle uğraşmak, krizlere çözüm yaratan olmak hani belli bir rutinde gidip, rutin lütuftur bu arada onun altını çizmek istiyorum. Yani hayatın rutinde giden olması çok büyük bir nimettir hatta lütuftur. Fakat insan öyle enteresan bir mahlukat ki biz rutinden de çok sıkılan varlıklarız. Üff işte git gel Konya 6 saat yine sabah işe gidiyorum, akşam eve geliyorum. Üff üff hayat böyle mi geçecek deriz. Gözünü sevdiğim Rabbim işte bu konuda bir dakika sen rutinden sıkılmaya mı başladın? Ben hemen senin başına şeyler getireyim diyerek. Biz de ömrümüz bir alt üst eder ve cumhurlu böyle bir takım kaotik durumların krizlerin içerisinde buluruz. Ondan sonra o rutini deli gibi aramaya başlıyoruz. İşte 8. ev aslında şunu anlatıyorum. Elinizdekinin kıymetini bilme transitleri, öyle değil mi? Sahip olduğumuz şeylerin değerini bilme. Bu bir insan olabilir, bir ilişki olabilir, bir mal olabilir, bir para olabilir. Neyse konu orada 8. ev hangi gezegen transit yapıyorsa bir kere sistem yani yaşamın değerini bildiriyor ki her şeyden önce. Ondan sonra elinizdeki diğer şeylerin değerini biliyor. Şimdi tabii ki daha konuşmanın başında söyledik seni öyle değil mi? Olacakla öylece hiç ağrı yok. Yani eğer bir vakti gelmiş, vadesi dolmuş, hakikaten dünyadan nasibi kesilmiş insanlar da bu dünyadan göçüp gittiklerindeki orada zaten 8. ev konusu bunların da aslında yokluklarının altından kalkmak ve yine bir iradeyle yaşama tutunmak enerjisinde bizi motiv eder. Çünkü dünya planına doğduğumuz andan itibaren doğum ve ölüm döngüsünün içerisindeyiz. Bunu aşan olmamış bildiğim kadarıyla. Yani birisi ben doğdum hiç ölçtik diye iddia etmiyorsa demek ki hepimiz, herkes, bütün insanın bu topun ağzında. Fakat tabii ki hani daha çok arzu edilen gönül olarak bir ölümün vakti gelince olması nasıl olsa var bu, bunu da kabul ediyorum ama hiç olmazsa vakitli olsaydı. Fakat 8. ev söz konusu oldu mu vakitli vakitsiz oluyor bazı şeyler ve o zaman insan aslında sistemi soruluyor. Yani bu nasıl oluyor, bu neden yaşanıyor diye. Burada tabii ki teslimiyet de çok önemli. Yine hayata baktığınız pencere senin söylediğin o yaratılış nasibi.
Şimdi sistemsel anlamda vaktinin neyin gelip gelmediğine biz karar verme haddinde değiliz. Dolayısıyla bir şey yaşanıyorsa özellikle bu fiziksel ölüm noktasındaysa bir kere onun hani bize göre vakti gelmemiş olabilir ama o varlık boyutunda vakti gelmiş olabilir. Bunu da zaten onu yaratan biri. Bir kere burada bir teslimiyet noktası da çalışmak zorunda.
8. ev insanı çok enteresan teslimiyeti öğretir, kanaati öğretir, buna çok değerli sınavlardır, razı gelmeyi öğretir ve bütün bunların arkasında kaybettiklerinize rağmen hala yaşamda kalmış olmayı takdir etmeyi öğretir. Tabii ki ölüm metaforundan da yola çıkacak olursak içimizdeki bir şeyler hakikaten de ölüyor. Fakat şu plandan bakmak lazım.
Zaten ölmesi gereken şeyler ölüyor. Belki korkularımızla yüzleştiğimiz için korkularımız ölüyor, belki blokajlarımız ölüyor, belki inatlarımız ölüyor. Öyle değil mi? Hani blok evbema gelişmeme engel olan bir şeyler kırılıyor. Belki ego mu kırılıyor? Ya da bunun kırılması gerekiyor.
Bununla tabii ki dünyasal zihin, ego bunları hiç sevmez. Niye sevsin ki? Sevilesi bir şey değil. Fakat öbür taraftan 8. krizlerini ruh çok seven. Yani burada insanın kendi ruhuyla aslında bir temasından bahsetmek söz konusu. Ben dünyasal plandaki sevilev olarak rahatımı kaçıran hiçbir şey sevmiyorum.
Yani hani kalk şuradan şuraya otur deseler bile bir hoşuma gitmiyor. Ben burada rahatsam kimse bana ellemesin ben böyle gideyim istiyorum. Fakat ruhum bunu istemiyor arkadaşlar öncelikli olarak. Yani bunu dünyasal ego nefsim istiyor olabilir ama. Ruhsal planım böyle istemiyor. Ruhsal planım istiyor ki seviler sürekli hareket etsin bir şeyler yapsın. Bir şeyler yapsın istiyor. Şimdi ne oluyor? Kendi nefsinizle ruhsal tekamül planınız çatışıyor. İşte o çatıştıkları nokta 8. ev oluyor.
Aslında 8. evdeki kaosun hepsini ruhun bilişli tercihleri olarak ele alırsanız çok rahat edersiniz. Yani şunu lütfen söylemeyin. Yani işte atıyorum parasız kalmayı ben mi istedim? Ne bileyim iflas etmeyi ben mi istedim? Taciz tecavüz vesaire gibi konuları ben mi istedim? Tabii ki sizin deneyim ihtiyacınız alanın neyse 8. ev konuları bunu gündeminize getirdiğinde belki de ruhunuzun oradaki o deneyimle bir yüzleşmesi. Belki buradaki bir konuyla muhatap olması en azından bilgi olarak bunu alması gerekebilir. Tabii ki bu idrake gelmek çok samimi söylüyorum kolay değil. Ruhun ataleti çok baskındır çok ağırdır madde ağırdır biz. Hakikaten bunu yaşarken çok zorlanırız. Fakat 8. ev transitleri kendi içimde söyleyeyim. Zamanında mesela Pluto transiti yaşadım 8. evden. Pluto-Piloto karesi yaşadım 8. den.
Vallahi çok fit olduğum zamanlarda o kadar koşturuyordum ki böyle. Ben fit olduğum zamanlarda yani koşturmakta hani annem öyle derdi zarganaya dövmüşsün falan derdi ama çok fit olduğum zamanlarda çok özlediğim zamanlarda hani o dönemki kaos krizi aramıyorum ama yani o dönemki sevileyi özlüyorum açıkçası.
Yaşam dolu daha canlı daha şimdiki halimde nasıl beni neşeli pozit görürseniz o zaman da çok koşturabiliyorum bu kadar neşeli pozit olmamaya. Hayatla çok savaşan enerjideydim ama muazzam kendimdeki gücü keşfettiğim zaman vay maşallah sevile sen de neler yapıyormuş dedin kendime yani. O 8. ev Pluto’su geçtikten sonra böyle bir benden bir ben çıktı yani. İyi ki o sevile çıkmış ortaya o sevile beni çok güzel yerlere taşıdı sonra öte taraftan 8. transitlerinden bir tanesini yine Saturn’la yaşadığım zaman da Saturn orada beni ağır sorumluluklar altına soktu. Birden bire sadece kendimden değil başka başkalarının da sorumlulukların da yüklenebilir olduğunu fark ettim ve işin enteresan tarafı kaldırabiliyor muşum ben. Evet hocam kaldırma kuvvetimizi anlıyoruz aslında. Evet evet Pluto’yla yaşamda kalabilme gücü ve hayattaki her şeyle savaşabilme gücüme sahip olduğumu anladım. Saturn’le de sadece kendimi değil hayatımda sevdiğim ve değer verdim 8. evle beraber birçok insanı tek başıma sırtımda taşıyabildiğimi anladım ki Saturn ve Pluto 8. evden evde neyimi yaşamış ve orada da Mars’ı olan bir insan olarak ölümünün hususta gelmişliğim de vardır defalarca.
Çok değerli bulurum hakikaten çünkü orada çok salt sınırınızla yüzleşiyorsunuz salt çıplaklığınızla yüzleşiyorsunuz ve bu kolay yüzleşilebilecek bir senaryo olmuyor. Yaşam içerisinde sınırına gelmek insanın bence çok değerlidir.
İnsanın kendi sınırlarını bilmesi kadar önemli bir bilgi yok arkadaşlar bilmem ne demek istediğimi anlatabiliyorum. Kendi sınırınızla yüzleştiğiniz yani yaşı bir adım sonrası ölüm kalım yani dünyada değil miyim noktası ile yüzleştiğinizde hakikaten orada insanın kendini bir bütün olarak ve bir limitleriyle görmesi söz konusu oluyor.
Korkularınızı da görüyorsunuz belki ne kadar korkak olduğumu ne kadar inançsız olduğumu ne kadar zayıf karakterli olduğumu 8. ev transitleri sırasında öğrendim fakat aslında ne kadar cesur olduğumu ne kadar gözü kara olduğumu ve ne kadar dayanıklı olduğumu da yine 8. ev transitleri sırasında öğrendim.
Şimdi bizler dualite prensibi ile yaşamış insanlar olarak herhangi bir şeyin eksi ya da negatif kutbunu deneyimlemeden kendimizde var olan pozitif veya artı kutbu dışarı çıkartamıyoruz. O yüzden ne kadar çok korkuyorsanız bilin ki o kadar cesaretlisiniz. Ne kadar çok zayıflık hissediyorsanız bilin ki o kadar güçlüsünüz.
İçinizden başka bir ben çıkıyor yani o tırtıl hakikaten ölüp kelebeğe dönüşüyor ve orada inanılmaz bir özgürlük kaynağı var. Yani ben 8. ev transitlerini severim. Deli gibi de yaşadım. Hayata yaşayacağım Allah ömür verirse ve bence çok değerli. Yani 8. evi sadece salt bir ölüm korkusuyla eşitlemek çok samimi söylüyorum yaratıcıya ayıp olur yani. Yani çok dar bir bakış açısı oluyor hocam. Yani sonuçta en nihayetinde kim dünyaya kazıp çakmış ki biz de vakti gelince gidiyoruz. Fakat Allah hayırlı hayat ve hayırlı ölüm nasip etsin öyle değil mi Sena ben bunu söylüyorum. Ve 8. ev transitleri bana göre bütün doğum haritası içerisinde en değerli bakın çok samimi söylüyorum.
Diğer gezegenler işte para evine aldığınız gezegenler evlilik hiçbirisi bence önemli değil. 8. ev transitleri bence en değerli ve en önemli transitlerdir. Bir insanın insanlığıyla yüzleştiği insanlık sınırıyla muhatap olduğu zamanlar yani müsaadenizle biraz çalkantılı olsun yani öyle değil mi? Yani hani buna da bir hak vermek lazım buradaki hakkı da bir görmek lazım diye düşünüyorum Senacığım. Sen ne dersin?
Evet hocam yani hem bir krizin altından kalkma potansiyeliğimizi görüyoruz. Ondan sonra var bir şu olayın içinden de çıkmışım ben diye. Ya da işte kaldırma kuvvetimizi görüyoruz ya da siz dediniz ya sınırımızla yüzleşmek yani şey gibi benim uzun farları yakmak değil. Yani öyle bir far yakıyorum ki her şeyi görüyorum. Belki bütün çirkinlikleri de güzellikleri de gibi kendinize. Astrolojiye ve hayata bu gözle bakmak zaten çok daha rahat geçirmenizi sağlıyor. Evet tabularımızı kırıyor değil mi? En büyük tabu insanın yaşamla ölüm konusundaki tabusudur. Onu kırıyor çok şükür. Çok şükür yani.
Evet geldik Satürne. Satürne geldik çok severim. En sevdiğim gezegen Satürne. Ondan sonra kültüyü seviyorum. Bu kadar hevesli karşılayamıyorum. Astrolog nadir bulunur. Şimdi Saturn hocam klasik astroloji de gözle görelen en son gezegendir. Daha sonra biz Uranus Neptune külütonu bulduk. O yüzden klasik astroloji Saturn gezegeniyle bitiyor.
Jupiter ne kadar ilerleme, yayılma, sonsuz kaynak, fazla aşırılık anlatıyorsa Saturn o kadar da hayır. Her şeyin bir sınırı var. Hatta derimizi anlatır. Yani vücudumun da bir sınırı var. Böyle deriyle biter gibi. Yaşamın sınırını anlatır. Ve biz o yaşamı Saturn’un bize verdiği sınırlar dahilinde yaşarız. Ve sizin az önce çok güzel anlattığınız gibi yani ruh şey seviyor.
Hani ben madde, ruhum madde boyutunda vücutlandı ya bu vücudu buldu. İşte konfor alanı yesin, içsin, takılsın. Onu seviyor. Böyle o sorumluluktur. Saturn’un bize verdiği sorumluluklar, disiplin sabırlı ol bilmem ne gibi şeyleri sevmiyor. Bir davranış kalıbı ortaya konulur. Ruh ondan kaçıyor diyelim madde dünyasındaki.
Ondan sonra buraları tam anlatamadım. Daha güzel yazdım ama anlatamadım. Ve işte biz insanlar nelerle deneyimleniyoruz? İşte aile konularımız. İş, kariyer, eğitim hayatı, para konuları, aşk, sevgilik, evlilik vs. Yani her günümüz aynı geçmiyor ki. Bir gün işte iyi gittiğini düşündüğümüz şey de bir gün bugün de yine aynı şeyleri yaşadık.
İşte tam aşıyorum diyorum yine aynı konu önüme düşüyor. Aslında bu nedir? Astrolojiden bağımsız yine bunu siz söylemiştiniz. Bir kişinin astroloji bilmesine gerek yok. Sürekli önüne pişirilip pişirilip aynı konular geliyorsa o konulara bir bakacak. Peki ben o konularda nasıl davranıyorum? Neden hep aynı konulardan sınanıyorum? Aynı şekilde davranıyorsam tabii ki aynı konular geliyor.
Yani şöyle bilgisayar oyunları vardır ya böyle bölüm bölüm geçilir. Ben her bölümde aynı hareketi yapıyorsam bir sonraki bölüme zaten geçemem. Ama belki işte başka odalara girmek lazım. Üç boyut şeyler vardır ve ben de hiç oynayamam. Orada bir kilidi bulmak lazım. Ha bir de bu yoldan gideyim. Ona bakmak lazım ama ben nato kafa, nato mermer hep aynı şeyi yapıyorsam haliyle Saturn’un derslerini öğrenemem.
Ve o yüzden de Saturn’un üstünde bir baskı, bir eziyet, engel gibi hissederim. Ve Saturn aslında bunları idrak etmemizi istiyor. İdrak anlamını şu yüzden yazdım. Anlama kelimesinden bence biraz daha üst bir kavramı var. Yani bir bilginin bir şeyin sonuna, dibine ulaşma erme bir şeyin tam olarak bilme anlamına geliyor.
Ve şey biz aslında bazı şeyleri anlayabiliriz. Mesela ben burada şey örneğini verdim. Sobaya yaklaşmamak. Aa oradan bir ıssı geliyor ya. Herhalde yaklaşmamak gerektiğini evet anlayabilirim. Ama elimi yakarsam ya da kaynaşta elimi dökülürse gerçekten daha dikkatli davranırım ve onu anlamış olurum. Saturn’un idrakları ve dersleri hocam bizim eski zamanlarda biletler delimirdi ya trenlerde hani şey gibi. Bu bu trene binmiş, bu yolculuğu yapmış, delindi artık gibi bakabiliriz. Ve Saturn öyle birkaç günlük sertifika programı gibi değildir. Aynı konular neden pişirilip pişirilip önümüze gelir. Böyle dört senelik üniversite girdi. Ya tamam ben anladım. Ya işte bu bu konuyu ben anladım demekle değil. Ben o konuyu bir 6 ay göreceğim. Mesela işte bir sene sonra onu daha ilerletilmiş halini göreceğim. Ondan sınavlar alacağım. Gözüyle bakmak gerekiyor.
Bu sebeple biz onları siz derseniz refleks gibi yapana kadar aynı konular benim önüme çıkacaktır. Saturn’un güneş etrafındaki turu ortalama 28 ila 30 yıldır. Bu da bizim yaşlarımıza denk gelir. Yani 28 ve 30 yaşlarda ben ilk döngümü yaşarım. Bir artık olgunlaşmışımdır. Yani Saturn bir bakar. Ben bunu hemen hemen her konuda sınava tabi tuttum.
Bir karakter oturtmuş mu? Hatta Saturn iskelet kemikleri anlatır ya bir duruşu olmuş mu yani? Omurgalı mı? Omurgasız mı diye ayırırız ya bir duruşu olmuş mu? Gözüyle bakabiliriz. Ve hatta Saturn’un o 28’leri de dörde bölecek olursak 7 yıllık döngüleri de vardır. Onlar da önemli. Yaş döngülerine bağlı olarak tabii ki yani bir 28 yaşındaki insanla 56 yaşındaki insanın yaşadığı ya da algılayışı çok daha farklıdır.
Saturn’dan korkmaya hiç gerek yoktur. Onu anlamak gerekir. İşte benden ne istiyor? Saturn benim nasıl davranmamı istiyor anladıktan sonra ve o zaman ödül, tutkal etkisi, kalıcı olma, organize etme, bir şeyleri inşa etme ödülleri de bize verilmiş oluyor. Hocam. Evet şekerim şimdi Saturn deyince bir durmak lazım değil mi?
Evet. Saturn şöyle bir hani çok güzel yazmasın anlamak değildir, idrak etmektir. Bir şeyin tam idrak noktasında olması demek onunla hal haliyle bütünleşmek demektir. Yani sadece zihinde ha ben bu konuyu anladım. İşte eskiden matematik derslerinde öyleydi. Hocası yazardı şey anladınız mı? Anladım.
Nasıl anladın? Bir şey anladın falan yok. Sadece bir şey ezberledin sen orada. O ezberlediğin şeyde iki tane problem çözdüm anladım zannediyorsun. Ben mesela matematik dersine benzetirim Saturn’u ki matematik çok önemli bir derstir bence. Öğrencilerin hiç anlamadığı ama aslında hayatın matematik olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Saturn aslında çok doğru bir şey istiyor bizden. Bizden olayların gerçekten altında yatan ana planı idrak etmemizi istiyor. Yani neyin ne olduğunu anlamamızı ve kavramamızı fakat bunu zihinle değil bunu bilinçle, şuurla ve hal haliyle yani öyle bir idrak edeceksin ki bu senin böyle bütün organizmana, bütün DNA’nı, bütün bir genetikliğine yürüyecek. Ve insan denilen mahlukat yani sözüm meclisten dışarı ben Ceren’in söylediği ama man kafadır yani. Bir şeyi böyle bir kere de anlamıyoruz şekerim bizde. İllaki böyle bir sürekli ve sürekli işte zaten 160’lı kalite o yüzden hep daha dön dolaş aynı konuya. Bir adam terk ediyor bir de ödümü de terk ediyor öbürü de terk ediyor. Allah Allah yani. Hepsi bu adamlar suçlu. Neden ben sürekli terk edeyim? Diyelim aldatıldım yani bir kere aldatılıyor, on kere aldatılıyor. Paramı dolandırıyorlar bir kere değil on kere dolandırıyorlar. Bu ne kardeşim benim yaşadığım? İşte aslında Satürn bize bu tarz yaşam konularını sınavlar haline getirerek diyor ki anla, anla, idrak et, idrak et. Bir şeyler sende yanlış. Yanlış olmak da belki doğru bir kabul olmayabilir ama en azından farkında olman gereken, idrak etmen gereken bir alan var ve nedir bu alan? Şimdi Satürn burcu muza da bağlı olarak bizim arkadaşlar temel olarak davranışlarımızla alakalı. O omurgalı lafı çok doğruydu. On numara tespit yani çok beğendim omurgalı tabiri. Duruşun ne yani olaydaki duruşun ne? Omurgan ne? Gerçekten bir yapılanma içerisinde misin yoksa çürük çarık bir bina mısın? Çünkü Satürn inşaatlarla çok alakalıdır biliyorsun.
Az önce konuştuk da inşaatlar doğru yapılanmış mı? Bir şeyin doğru yapılıp yapılmaması olması orada bir duruş geliştirmek orada gerçekten bir sağlıklı bir altyapı geliştirmek neden? Hani buna ne ihtiyaç var? Ruhun arkadaşlar tabi ki hep ben ruh planı olarak anlatıyorum ama şimdi herhalde artık bilinç oraya geldi diye tahmin ediyorum yani. Video bu demesinler aslında ruh, ruh falan ama anlatmak istediğim şey bilinç aslında.
Yani bilincin bir katmanları vardır arkadaşlar bilincin katmanları olur ve Satürn bir katmanı tam olarak algı boyutunda yaşayamazsak hayatımızı başka bir katmana çıkartmaz. Yani ben bir inşaat yapıyorum diyelim inşaatın birinci katını yapmazsam üçüncü katını hiç yapamam.
Dolayısıyla benim ilerlemem diye bir şey söz konusu olmaz. İşte Satürn bize o birinci kat katmanını adam gibi yapalım istiyor öyle değil mi? Oradaki hangi planda doğduysak eğer orada yapılanacağımız sistem bizim üstüne çıkacağımız katları belirleyecek.
Daha doğrusu benim gidiş yolum. Hadi diyelim boşver ruhu bilincimin gidiş yolu öyle yani şimdi bilincimde gidiş yolumu açabilmek için önce bir katmanı oluşturmam lazım. Şimdi katmanı oluşturmak için de doğru malzemeleri doğru oranda doğru zamanlamayla doğru şekilde birleştirmem lazım.
Aynı bir matematik problemindeki denklemdeki faktörleri doğru şekilde yerine koymak gibi bir şey. Şimdi hepsini de bir sentez içerisinde getirip bana göre yani kendi yaşam senaryoma göre en sağlıklı planı ortaya koymam lazım. Şimdi eğer Satürn’de sürekli ayağınız takılıyor ve düşüyorsanız bilin ki denklemde bir şey eksiktir ya da yanlıştır yani bir şeylerin çıkartılıp yerine başka bir şeylerin konması gerekiyordu. Bu da nedir diye dönüp baktığınızda kendinizdeki davranışlarda bulabilirsiniz.
Mesela aynı şeyleri yaşayan insanların mesela davranış tekrarlarına düşmek gibi bir konusu vardır. Çok çabuk öfkelenebilir. Halbuki öğrenmesi gereken olayları biraz daha sakin ve soğuklansız el almaktır. Belki bu bir davranış kalıbı veya diyelim hani aldatılma ihanet gibi konularda kişi kendi değerini tam oluşturmamıştır. Sürekli karşı tarafının değer vermesini bekliyordu.
Şimdi burada öğrenilmesi gereken konu kendi değerini doğru davranış olarak ortaya koymaktır. Kendi değerinizi doğru davranış olarak ortaya koydunuz. Aldatılma sınavınız konu biter yani o da çıkar sahneden çünkü denklemden çıkıyor artık. Satürn çok matematik denkleme gibi bir şeydir. Eğer sürekli bir şeyler aynı tekrarlar haline önünüze geliyorsa bilin ki sizin denklemenizdeki faktörler yanlış.
Hemen dönüp bakacaksınız ben hangi davranışta yanlıştayım, hangi davranışta tekrara düşüyorum, hangi düşünce kalıbı benim önümü engelliyor ve hangi eylemi doğru yapamıyorum. Noktasında böyle kendi önümüze faktörlerin hepsini dizmek zorundasınız. Bütün malzemeleri, o deklemde kullandığınız X’ler, Y’ler, Z’ler hepsi.
Acaba bunlar doğru yerlerde mi test etmeniz lazım? İşte satürn aslında bizim kendi hayatımızdaki doğru formülü kurarak kendi katımızı çıkartmaya bizi sağlar. Aslında bizi ilerletmeye sağlayan bir gezegen ve bunun içinde bir satürn çünkü ömürle de alakalı olduğu için insanlığa da bir zaman verilmiştir. Hadi diyelim ortalama 80-90 yıl yaşıyoruz. Bana da diyor ki satürn gezegeni olarak sana şekerim şu kadar zaman veriyor bu kadar zaman için kendini yapılandı.
Ve bu yapılandırabilmem için de sürekli beni bak onu değiştir bunu kullan diye sürekli sınavlar, kareler, mareler, yaşlandıları bana denklemimi sağlamlaştırmak için olan şeyler. Fakat aynı sekizinci ev olayında olduğu gibi şimdi satürn de benim huzurumu kaçırır. Hiç sevmem onu yani. Bu şuna benziyor. Ben zamanla yemek yaparken annem gelir gider bir şey söylerdi.
Onu yap şunu yap bunu yap şunu koyup annem git git mutfaktan derdim ben yaparım yemeği. İşte satürn buna benziyor. Onu yanımızda istemiyoruz ama aslında onun söylediği şeyler yanlış şeyler değil. Bize yol göstersin. Öğretiyor. Evet. Öğretmeye çalışıyor. Doğru yemek yapmayı öğretiyor. Doğru yemek yapmayı. Ben ama ben şunu yapacağım ben yapacağım. Sen karışma. Çok konuşuyorlar mesela anneler öyle bizim zamanımız öyle şimdi ki anneler öyle değil bilmiyorum.
Şimdi aslında söylediği şeyleri bir durup düşünüp de ya bir dakika ya hani bana burada bir uyarı varsa acaba bu uyarıyı ben bir dikkate alsam acaba doğru bir şey yapar mıyım noktasında bir kere kendini durdurmak lazım. Yani işte satürn aslında en büyük sınava ego ego’lara verir. Çünkü nefis ya da ego ya da o benlik iddiası satürn ü öğretmeye çalıştığı şeylere sürekli bir itiraz halindedir.
Sürekli işte git başımdan ben hallederim noktasını. Bir şey gibi işte o noktada satürnün ciddi ciddi öğrenmeye niyet etmek yani satürn asıl satürnü bir hani nasıl çalışma yapmak lazım derken bunu yapar. Satürn alın karşınızda konuşun. Benden neyi düzeltmemi istiyorsun noktasında meditasyon çalışmalarında ben öğrencilere hep bunu söylemiyor muyum? Evet. Evet. Söylüyorum. Çağır o gezegine onu da bir konuş diyorum ne istiyormuş senden neyi yanlış söylüyor musun? Çünkü bazen insan hakikaten işte merke retyroları falan çok önemli yani o düşünme zamanlarını çalıştırıyor. Ya ben acaba nerede neyi yanlış yapıyorum da bu iş bir türlü olmuyor. Belki de o işin olmaması da gerekiyor. Bir de öyle bir durum var.
En azından karşınızda hani o imgeleme yöntemini eğer çalıştırırsanız satürn karşınıza gelip de size yaptı gittiğin yol yol değil en azından yol yıkınken geri dön uyarısını da veriyor olabilir. Bir konuda engeller çıkartıyorsa veya bir konuda yeni engeller çıkartıyorsa belki sizin sabır dayanıklılık iradenizi test ediyor olabilir. Öçüyor.
Anakonunun ne olduğunu anlamak sizin satürnünüzün hadidaki yerleşimine bağlı. Mesela benim satürnüm 12. evde retyro. Dayanıklılık, hürayet ve sınavlarıyla alakalı çok ciddi sınavlar verdim ama hakikaten orada aslında ne kadar sabırsız, isyankâr olduğum gerçeğiyle de yüzleştim. Aynı 8. evdeki konu gibi mesela egoyu zahmetmek, o nefti kontrol etmek sınavları satürn 12’de bana çok güzel öğretti gözünü sevdiğine. Yani sonuçta ne oldu? Sonuçta bir gün ne yaptım biliyor musun? Oturdum sistem yapazarlık yaptım. Dedim ki bir dakika ben bu satürn 12’de istemiyorum. Başka yerlerde koyacağım bu satürn.
Şimdi 2. eve koydum işime gelmedi şimdi para kısıklamak istemiyorum. 3. eve koydum satürnü yine işime gelmedi çünkü ben zihinsel, sürekli eğitim almak isteyen bir insanım olmadı. 4. eve koydum ev hapishane gibi geldi yine olmadı. 3. eve koydum dedim ki aşk maş olmaz çocuklar mocuklar satır burada da olmaz. Ondan sonra dolandım dolandım dedim ki ben bunu en iyisi 12’ye koyayım neden?
Çünkü satürn bize hangi alandan aslında varsa haritamızda orada destek veriyor. Orada bizi yapılandırıyor. Haritanın hakikaten ben bütün evlerini dolandım satürne. Yani burada mı olsa satürnüm burada mı olsa daha iyi. 7. evde mi olsa işime gelmedi 8 işime gelmedi hiçbir işime gelmedi. Döndüm dolaştım satürnümü yine kendi 12’ye koydum.
Sonra dedim ki ya rabbim. Aslında olması gerektiği yani. Evet bilmişsin de onu oraya koymuşsun noktası. Şimdi ondan sonra bir satürne razı geldim ama önce. Biliyorum çok itirazdı yani inanılmaz ve hakikaten satürnün o kova enerjisi bunu çok çalıştırıyor. İnsan çok isyankâr hakikaten.
Gerçekten çok mankör çok isyankâr verilenin kıymetinde bilmeyen bir yanımız da var. Şimdi burada kabul etmek lazım ve nefis çok fena yani insana düşman olarak şeytan olarak nefsi yeterli diyor ya zaten ayetlerde. İşte baktığı zaman kendi nefsini yenmek noktası doğru davranışı buna rağmen çıkartmak noktası kolay değil bir ömür gidiyor. Fakat satürnü anladıktan sonra o doğru formülü yerine yerleşirdikten sonra bir kere satürnü size baskı yapmaz. Doğru yemek yaptıktan sonra annem bir daha mutfağa girmedi zaten. Bu sefer gece yemekler bana kaldı. Aynen ben neden baskı hissediyorum. O öyle olmamış, o şöyle olmamış. Mesela şey düşünebiliriz.
Habercileri ele alınıyor. Benim aklıma ilk örnek o geldi. Spiker olacak, anchorman olacak mesela. İşte önce bir sokakta da rapor tarz yapacak. Bilecek ki 5 dakikan var işte o konuyu mutlaka anlatsın konuğuna. Ya da işte yarım saatlik bir programa geçti. 5 tane konuk davet edeceksin ve ona şu kadar süre vereceksin araya reklam kusakacaksın. Bunlar hep baskı ya ben nasıl halledeceğim nasıl yapacağım o kadar zaman içinde değil. Sonra en kralını yapıyor. O işin en güzelini öğreniyor. Bunlar gerekiyor dediğiniz gibi daha sonra o bana baskı gibi gelmiyor. Ben zaten halletmişim. Gözüyle bakabiliyoruz. Evet ve satürn arkadaşlar bulunduğu alanda bizi hangi alanda disipline ediyorsa en önemli konu disiplindir. Disipline ediyor olduğunu bilmek lazım ve ben her zaman şunu da söylüyorum. Rabbin verdiği de nimettir, vermediği de nimettir.
Eğer bir şey bize verilmiyorsa satürn çünkü bunu çok kultür eden bir gezegen orada aslında çok büyük bir nimet var. Diyelim aşk verilmiyor yani çok büyük nimet. Diyelim çocuk verilmiyor. O zaman kişi tamamen kendine konsantre edilir. Yeteneklerine odaklanabiliyor. Yeteneklerine odaklanıp kendi içindeki çocuğu büyütmeyelim. Diyelim evlilik verilmiyor. O zaman demek ki konu evlilik yaşamak değil. Demek ki o zaman kişi kendisiyle beraber kendini yapılandırmakla alakalı. Demek ki diyelim kariyer vermiyor hayat. Olabilir o zaman belki dönüp aileyle çocuklarla, mesela ile ilgilenmek gerekiyor. Diyelim para vermiyor hayat. O da olabilir satır ikinci ev sekizinci evde. O zaman da konu şudur. Bakalım sen sana verilen diğer şeyleri ne kadar kanaat ediyorsun veya sana verilen diğer şeylerin değerini ne kadar takdir ediyorsun?
Şimdi bunlar sonuna kadar verilmeyecek de değil. Orada sadece doğru şeyi algıladıktan sonra hal haliyle ve oluşa razı geldikten sonra evet iyi ki bu böyleymiş ben bunu şimdi anlıyorum dedikten sonra zaten oradaki kanallar açılıyor, kapılar da açılıyor. Birden bire bir bakıyorsunuz, 18 sene sonra çocuk sahibi oluyorsunuz mesela. Ondan sonra bir bakıyorsunuz, Ruh yaşınız pat diye karşınıza geliyor. Bir bakıyorsunuz öyle bir kariyer fırsatı geliyor ki
birden bire böyle kendi holdinginizi kurmuş oluyorsunuz. Aaa diyorsunuz bunlar hani bende yok diye biliyordum ben. Satürn de orada işte ödülünü veriyor. Hayır sen orada anlaman gereken konuyu anladığın için artık bu kapılar sana açılıyor. İşte arkadaşlar siz siz olun satürne zıtlaşmayın. İsteyenler olmayın satürne kafa tutmayın. Orada onun öğretmek istediği şey bir alın.
Bir kabul edin bir rıza bir kanaat bir eyvallah noktası yani hani benden madem bunu mu istiyorsun tamam bende bu ne kadar bunu yapıyorum noktasına bir razı gelin nefsi bir yenin orada. En önemli konu nefsi yenmek zaten. Nefsi yenip de yine teslimiyete geçtiğiniz zaman zaten sistemin derdi ne ki yani size ne ilişkisiz bırakır ne çocuksuz bırakır ne parasız bırakır. Hayır orada öğretilmek istenilen konuyu anlayıp
doğru davranışı hayata geçirdiğiniz anda her şey takır takır takır gelir önünüze. Zaten bir hayat içerisinde ben bunu çok haritalarda gördüm Sena hani ısrarla bir kapı kapalıysa burada çok büyük bir nimet var ve çoğu zaman bunun bedeli kişinin canına eşit oluyor. Mesela evlilik genelde buna bir örnek oluyor. Mesela hiçbir türlü ilişkilerin evliye götüremiyor. Fakat evliye gittiği takdirde can tehditi olabilir. O da bir kişinin evlenmemesi gerekiyor. Yani farklı tarafından şiddet görme potansiyeli oluyor belki de. Daha hayırlı. Ve ya diyelim çocuk sahibi olmakla ilgili bir takım engeller var. Şimdi çocuk sahibi olup da onu kaybetmek ya da onun ölüm acısıyla yüzleşmek yerine sistem onu baştan belki de kesiyor. Bazı haritalarda kişi hiç kendi çocuğuna sahip olmuyor ama birçok çocuğa aynı zaman
annelik, ebeveynlik yapabiliyor. Burada da yine çok büyük bir acıdan aslında kurtarmak bir sorusu oluyor. İşte bunları anlamak, buna razı gelmek, buna kanaat etmek hatta hep söylüyorum Satürn sınavlarından nasıl geçersiniz? Şükrederek geçersiniz. Çok şükür Rabbim diye. Satürn sınavından geçmenin yolu şükür, kanaat, rıza, kabul ve teslimiyet.
Ve orada doğru davranışı açığa çıkartmaktır. Satürn bizi düşman değil, tam tersine doğru planı uygulayarak kendimizi yükseltmemizi isteyen. Arkadan böyle destekleyen bir el gibi. Evet destekleyen sistemin eli. Jüpiter’den daha dost. Ben söyleyeyim Jüpiter alır eser kavururum da hiç yani. Bir bakarsanız bir şey yok boşmuş yani. Denizden daha değerli Satürn, Jüpiter’den daha değerli. Baktığı zaman birçok gezegenden çok daha değerli. Ne zaman ki Satürn’ün değerini anlarsınız o zaman da Satürn de sizin değerinizi atacak. Bu iş karşılığıdır yani. Ben de bu arada Satürn transitimi şu an ikinci evden alıyorum. Hatta Oğulak’tan beri alıyorum. Pluton Oğulak, Satürn Oğulak da. Yani işte diyorsun da şükretmek, sonuçta benim para evim ne, para gidecek mi gelmeyecek mi gerçekten insanın zaten rızk konusu vardır yani.
İşim ne olacak diye bizim korkmamamız gerekiyor zaten rızkım biterse ömrüm gidecek gözüyle. Ben gerçekten bir iş bulmadan işten ayrıldım. Ve para gelmiyordu ve sonra para geldi bana. Evet evet. En zorlu gezegenler orada böyle ibre bir iniyor tekrar artıyor sonra tekrar açılıyor. Ve ben gerçekten daha kanaatkar oldum. Yani işte o dediğimiz her şeyi yaşadıktan sonra ben artık ne Satürn’den korkuyorum ikinci evde ne de Pluton’dan korkuyorum. Aynı şeyler 8. ev içinde geçerli olsun. İkiden de oralara açı yapıyor. Peki Denacığım çok güzel sohbet ettik ya. Çok teşekkür ederim hocam. Benim sözümü yazdığın için de teşekkür ederim bu arada. Ama bu motto şeklinde yani hiçbir gezegen insandan bir şeyler götürmez aksine getirmek için vardır. Evet evet. Bunu ben derslerde çok söylerim çok doğru. Sinan’cığım çok çok teşekkür ediyorum bu akşamı benimle paylaştığın için. Çok değerli şey, slide’ların çok güzel olmuş. Senin yorumların da çok güzeldi. Nokta atışlı ifadelerine de bayıldım.
Çok teşekkür ederim hocam. Siz bana bu şans verdiğiniz için teşekkür ederim. Ben dediğim gibi sadece aslında sizden öğrendiklerimi sunum haline getirdim. Sadece işte ben nasıl anladım. O örnekleme kısmını beğenmeniz ayrıca uğraşma gitti. Gurur duydum. Çok güzel anlattım o zaman. Peki o zaman herkese sevgiyle kucaklayalım. Herkese Allah’a emanet edelim. Tutulma eksenindeyiz. Aklınıza fikrinize eylemlerinize mukayyet olun.
Gök yüzü sert etkilerini gösteriyor. Tabii ki sadece fiziki depremler değil. Ruhlarda depremler oluyor. Birçok şeyde depremler olacaktır zaten. Büyükçaplı deprem bekliyor musunuz diye sormuşlar öğrencilerden bir tanesi. Büyükçaplı deprem beklemiyor mu? Çok deprem bekliyorum. Yani her şeyde ekonomide deprem bekliyorum. Ruhlarda deprem bekliyorum. Duygularda deprem bekliyorum. Zihinlerde deprem bekliyorum.
Bu uranüsmar satürm bunları getirecektir. Zaten bu akrep hattı da bunun için geliyor. Bunların en yüksek hayrımıza çalışmasına niyet ediyorum. İnşallah hepimiz için, bütün insanlık için en güzel olur Senacığım. Allah’a emanet olun.
Hoşça kalın. Siz de hocam. Çok teşekkür ederim tekrar.