Astrolojide Sıkça Sorulan Sorular (1) ANARETİK DERECELER VE DEKANLAR
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=ps1_9n0ks2M.
Merhaba arkadaşlar merhaba herkese. Evet bu canlı yayınımın konusu arkadaşlar Astrojide sıkça sorulan sorularla alakalı bir dizi aslında bir yayın dizisi planladım. Onu sizlerle vatut buldukça paylaşacağım çünkü çok fazla sorular var ve çok fazla soruları aslında çok da kaynak bulabileceğiniz yerler olmayabilir doğal olarak haklısınız. Bununlardan bugünkü ilk konum aslında hepinizin çok merak ettiği ve bu derecelerle ilgili açıklamaları yapmak. Yani ilk önce aslında haritaya çok temelden başlamak. Temel astroji biliyordu olabilirsiniz, ileri astroji öğrencisi olabilirsiniz veya baya baya uzmanlıklarınızda yapmış olabilirsiniz. Ama haritalara bir de burada size anlatacağım gözlerde bakmanın çok da işinize yarayacağına inanıyorum. Şimdi astrojideki en temel konulardan birisi aslında arkadaşlar derecelerdir. Dereceler ve dekanlarla alakalı olan kısımdır ki genelde bu asaletler başlığı altında toplanır ve asaletler içerisinde dördüncü de beşinci asaletlerde dekan enerjisi çalıştırır. Ve fakat haritalardaki haritaya ilk eli aldığınızda o gezegenlerin dereceleriyle bağlantılı olarak biliyorsunuz analizik derecelerle alakalı konularda var. Bizim bugünkü topiyi seçmemin sebebi oydu aslında analitik dereceler veya genel olarak dereceler. O derecelerin bizim hayatımızdaki etkileri. Şimdi şöyle anlatmak istiyorum arkadaşlar, zodiaktaki bir burcun 30 derecelik bir enerjisi vardır biliyorsunuz. Güneş burcundan başlamak lazım her zaman. Güneş burcundan başladığınız zaman güneşinizin bulunduğu derece ilk 30 derece içerisinde hangi burçta olursa olsun hiç fark etmez. Ortak bir enerji çalıştıracaktır. Şöyle ki, eğer güneşiniz 0 derece ile ilk 10 derece arasında bulunuyor ise hangi burçta olursa olsun bu aslında enerjinin giriş derecesi olarak adlandırılır. Mesela 9 derece bile olsa 10 dereceden itibaren diğer seferi yani 9.59’dan itibaren ona geçmiştir. Şimdi bu ne demek? Diyelim ki burcunuz terazi, güneşiniz terazi ki biliyorsunuz güneş terazide aslında asaletten düşük durumdadır. Yöneticisi de Venüs’tür otomatikman.
Şimdi ilk 10 derecede bir güneşiniz varsa bu şu demektir. Sizin bu yaşam planında yaşamı deneyimleyeceğiniz enerjide çok yenisiniz, çok tazesiniz. Hayatın daha yeni doğmuş bir bebek gibisiniz. Belki tabii ki bu derece ne kadar düşerse o kadar daha hassasiyet artabilir. O yüzden 0 dereceleri ben, haritada 0 derece ile başlayan gezegenlere ayrıca dikkat ederim. Çünkü onlar o dereceyle başladıkları burcu ve yöneticisini hayatta belki ilk defa deneyimleyen ruhları anlatır. Dolayısıyla güneşiniz 0 derece ile ilk 10 derece arasındaysa hangi burçtaysanız o hayatı deneyimleme yeni başlayan bir çocuk gibi bir ergenlik döneminde olan bir çocuk enerjisiyle bakarsınız. Ne demek istiyorum? Bu sizi girişken yapar, hevesli yapar, bir şeyleri çabuk elde etmek istersiniz, çabuk bıkarsınız. Yani aynı bir ergen enerjisiyle, aynı bir ergen psikolojisiyle. Ve tabii ki ergenlik döneminin vermiş olduğu hayal gücü ve imajinasyon da çok çalışacaktır burada doğal olarak. Dolayısıyla güneşiniz ilk 10 dereceye yerleşmiş ise eğer haritada yöneticisine de tabii bakacağız ama birazdan.
İlk 10 dereceye yerleşmiş ise bilin ki hayata karşı her zaman bir çocuk heyecanı duyan, her zaman hayata karşı bir merakı olan, her zaman içinde yaşama sevinci barındıran ve her zaman hevesli olabilen bir enerjiyi çalıştırırsınız. Hangi gezegen tarafından yönetiliyorsanız bile içsel enerji, güneş enerjisi böyle çalışır. Çünkü bu bir yaşam enerjisidir. Gelelim 10 ila 20 derece arasındaki, yani ikinci dekan kısmına gelelim. Güneş derecelerinden bahsediyorum sadece.
Diyelim ki güneşiniz 10 ila 20 derecedeki benim mesela güneşim oralarda. Şimdi burası tam olarak bir tür hikayenin gelişme safası gibidir. Yani güneşi hayat hikayesi olarak alırsak ilk 10 bölüm hikayenin giriş bölümü ise ikinci 10 bölüm, ikinci 10 derece hikayenin gelişme bölümüdür. Dolayısıyla güneşiniz eğer ikinci aralıktaysa, ikinci 10 derecelik dekandaysa bilin ki there is crisis, deris siz yani.
Nerede problem, nerede sorun, nerede o gezegenin, o burcun, o özelliğini her şekilde deneyimleyebilecek her türlü problemlere balıklamasına dalma enerjisi çalışır. Çünkü orası tam anlamıyla artık böyle kaynama noktasıdır. Özellikle 15 derece burada çok sağlam çalışır. Çünkü 15 derece tam burcun yarısıdır. Yani tam bir kriz noktası gibi düşünebilirsiniz. Ve fakat buradaki kriz cümlemi lütfen her zamanki gibi doğru anlayın.
Çünkü bana göre sadece ruh deneyimi vardır, bunu çok iyi biliyorsunuz. Demek ki bir gezegen 10 ila 20 derece arasında girmişse o gezegende artık bütün her şeyi anlamak ve tanımak için her türlü deneyimi, o burcun anlattığı deneyimi ve onun yönetici gezegeninin de içinde bulunduğu duruma göre her türlü deneyimi açık olacaktır.
Ve 10 ila 20 derecedekiler hayatta çok fazla mücadele eden her şeyi deneyimlemiş, hatta yaşlandıklarında ben bunu da denedim, bunu da denedim, denemediğim şey kalmadı. Hayattaki her şeyi hakkında bilgi sahibi oldum diyecek hale gelirler. Ve diyelim ki siz artık 20 ila son 30 derecedesiniz, yani tam anaritik derecedesiniz aslında. Şimdi bu birçok enerji barındırır.
Şöyle anlatayım, ben genelde zaten gezegenlerin dekanlarını temel asyoloji sınıfındaki öğrencilere şöyle anlatırım. Eğer 0 derece ile 10 derece arasındaysanız bulunduğunuz ülkeden başka bir ülkeye göç etmiş gibisinizdir. İlk 10 derece yeni bir ülkeye gitmiş olma enerjisiyle çalışır. Hiçbir şeyi, hiçbir yeri bilmezsiniz, hiçbir tanıdığınız yoktur, belki diliniz yabancıdır, parasal gücünüz yeterli değildir.
Yani ilk 10 derece biraz düşe kalka öğrenen ve buna rağmen iyimsaliğini bozmayan bir enerjiyi çalıştırır. Ve ilk 10 derecenin yönetici gezegeniyle olan ilişkisi, tabii ki hepsinde olduğu gibi çok önemlidir. Fakat ilk 10 derece daha çok böyle yabancı topraklardaki bir tür göçmen gibidir. Hayatı ilk defa deneyimliyordur o burcun hayatında. Ve bu da onun için biraz sürprizlerle dolu olabilir. İyi sürprizler olabileceği gibi harita potansiyeline göre kötü sürprizler de olabilir. O yüzden ilk 10 derece sürprizlere daha çok açıktır.
İkinci 10 derecedeyseniz artık bu sefer gittiğiniz ülkede artık 3 aşağı 5 yukarı nerelere gidileceğini öğrendiniz, nerelerde yaşayabileceğinizi öğrendiniz, kendinize iş buldunuz veya bulamadınız. İkinci 10 derecelik dönem, yani dekan, kişinin bulunduğu yerde kalmakla, tutunmakla ve yaşam savaşı vermesiyle ilgilidir.
Yani yabancı bir ülkeye gelmiştim ve fakat orada artık benimle beraber gelen diğer insanlar da vardı. Onlarla beraber bir hayat platformumu oldu. O hayat platformumun içerisinde öyle noktalarda inişler çıkışlar yaşadım, krizler yaşadım ki ne olursa olsun yıkılmamayı, ne olursa olsun hayatta kalmamayı ve ne olursa olsun hayatın içerisinde savaşmayı ve mücadele etmeyi öğrendim.
Bunu yaparken de hep krizler yaşadım, hep böyle bir tür, hayatı çok ciddi aldım, aşırı panik atak oldum, anksiyete başladı falan gibi düşünün. Yani hayatı ilk değil, ikinci 10 ila 20 derecelik, ikinci dekanda deneyimleyenlerin ana enerjisi bu şekilde çalışıyor. Deneyelim 3. dekana, yani 20 ila 30 arasındaki dekada ki, analitik dereceler de buradadır. Bir de asaletler açısından bakarsanız her burdun son 25 derecesinden sonrasını ya Mars yönetiyordur ya Saturn yönetiyordur asalet açısından. Şimdi bu ne demek? Şimdi arkadaşlar bu iki türlü çalışıyor. Bu sizin biraz tabii harita potansiyenizle de ilişkili ama hayata nereden baktığınız da daha çok ilişkili.
Ben şahsen her zamanki gibi son dereceleri yani 20 ila 30 derecede doğmuş olanları güneş derecesinden bahsediyorum ama bütün gezegenleri uygulayabilirsiniz. Her zaman aslında bir noktada çok şanslı buluruz. Neden? Çünkü ilk dekanda doğanlar gibi bambaşka bir ülkede yepyeni bir hayata başlamıyorlar. Ya da ikinci dekanda doğanlar gibi ne olursa olsun kendilerini var etme, bulundukları yerde tutunma ve kendilerini ortaya koymaz savaşı vermiyorlar.
İçinci dekandakiler var ya arkadaşlar aslında nasıl olur da buranın kontrolünü ele alırız, nasıl olur da burayı yönetiriz ve buradan aslında maksimum faydayı nasıl alırız noktasından hayatı bakıyorlar. Ve bu noktada ne oluyor biliyor musunuz? Kötülükler yapmaya veya kötülükler. Genelde üçüncü dekan enerjilerinin Amerika’da mafya oluşturan İtalyan sicilyalı ailelere benzetirim. Neden diye soracak olursanız çünkü onlar Amerika’ya göç ederek gitmişlerdir ve bu ilk dönemleri çok zorluklar içerisinde geçmiştir. Hatta bu Türkler için de biliyorsunuz öngörülebilir. Biz Akdenizlilerin böyle bir doğası var, yayılımcı bir politikamız var. Dünyanın neresinde giderse gidelim bir oraya yayılıyoruz. Gittikten sonra oradaki hayatın içerisinde kavrulmayı öğrendikten sonra artık orada kendi kurallarını koymayı öğreniyorlar. Ya da daha doğrusu kendi kurallarını koymak istiyorlar. Ne yapıyorlar? İşte işin artık ondan sonrası biraz haritanın deneyimine bağlı oluyor. Yani artık o noktadan sonra kişiyi hayatı yönetmek adına mafya var işler gibi birtakım nerede kendisine sıkıntı yaratacak veya nerede kendisine büyük güç verebilecek potansiyellere doğal bir çekim duyuyor. O yüzden Mars veya Saturn o son dereceleri yönetiyor.
Çünkü ya kişi bu yolda büyük mücadeleler veriyor, ölüyor yani Mars enerjisiyle ya da Saturn enerjisiyle bu kişi bunlardan dolayı büyük sıkıntılar çekiyor. Belki başını belaya giriyor veya işte hapishanelere falan giriyor gibi. Tabii bunlar çok marjinal örnekler. Şimdi hayatın içerisinde bunu yaşayan bir insan olarak kendi haritamda ve çok fazla harita görmüş bir insan olarak şöyle söyleyeyim. Anaritik dereceleri, anaritik çalıştırmadığınız sürece, anaritik dereceye analitik çalışmak demek ne demek?
Muazzam korkunç hırsa sahip olup ne olursa olsun seni yeneceğim İstanbul gibi mesela anlatabiliyor muyum? Ne olursa olsun bulunduğu yerdeki durumuyla yetinmeyip olabilecek maksimum iktidarı elde etmek için çalışmak ya da maksimum potansiyeli elde etmek için çalışmak ve bunu yapmakta kötü bir şey yok. Ve fakat bunu yaparken aslında kendisi için olumlu olmayacak kanallara da rahatlıkla kayabilmek, onlar tarafından provokya olmak ya da birçok anlamda onların organize edicisi olma durumu çalışır. Anaritik derece arkadaşlar artık bulunduğunuz mekan sizindir. O mekanla alakalı diyelim yine yurtdışından bahsediyoruz. O mekanla alakalı artık girip çıkmadığınız delik kalmamıştır. Artık oranın her şeyini biliyorsunuzdur. Ve ne yaparsınız doğal olarak niyet çalışır tabii ki her zamanki gibi.
Girdiğiniz ortamda yeni gelen insanlara baktığınızda, yeni gelen insanlara eğer onlardan bir menfaat elde etmek amacıyla bir bakış enerjisi bakarsanız, bu sizin onlar üzerinde kontrol sağlamanız anlamına gelebilecek gibi, anaritik derecede inanılmaz bir kolektif yardım, inanılmaz bir kolektif şefkat ve tam anlamıyla bir vericilik de çalıştırabilirsiniz. Her iki durumda diyelim ki çok iyi niyet çalıştırıyorsunuz, muazzam vericilik çalıştırıyorsunuz, bu sefer suistimalleri açık oluyorsunuz, anaritik derece çalışmış oluyor. Diyelim ki suistimale açıp değilsiniz kendiniz kontrol etmek istiyorsunuz, bu sefer siz güç ya da şiddet uyguluyorsunuz, gene anaritik derece çalışmış oluyor. Ne demek istediğimi anladınız mı? Şimdi bu ama şöyle bir avantajı vardır bana göre, benim haritamda da anaritik dereceler olduğu için rahatlıkla söyleyebilirim.
Anaritik derecenin kurbanı olmamak ve aynı zamanda o anaritik dereceyi maksimum potansiyelde kullanabilmek için, gölge kısımlarının beni çekmesine izin vermeme adına bir irade geliştirip, o gölge enerjiyi olabilecek en büyük potansiyelde, en büyük maksimum enerjide faydalı, tabii ki hem kendime hem de kolektif, bütünün hayrını olmayan hiçbir şey insan için izin verilebilir bir şey değildir, olmayacaktır.
Dolayısıyla anaritik dereceler benim korktuğum dereceler değil. Çünkü ben anaritik dereceleri aslında doygunluk derecesi olarak alırım. Yani doymuşsunuzdur artık, oradaki bilgiye de doymuştur ruh aslında. Ufak tefek deneyimler kalmıştır aslında. Eğer siz oradaki o içsel drive, yani o içsel kontrol etkisini, içsel kontrol gücünü, derin bir çekilme etkisini kontrol edebilirseniz,
daha doğrusu, o anaritik derecelerle aslında hem kendinizi suistimal ettirmeden, hem kurbana düşmeden, hem de hani işin mafya türü gibi ve benzeri gibi karanlık kanallara saplatmadan çok güzel, çok başarılı olabilirsiniz. Ve hemen şunu söylemek istiyorum arkadaşlar size. İnsanın kendi natal haritasında cüzi iradeyle külli iradeyi ayırabileceği gezegenler vardır. Neden bunu söylemek ihtiyacıdır? Çünkü bu gezegenlerin gölgelerini kullanmamak noktası aslında insanın iradesindir. Çünkü gezegen açısından Güneş’imiz, Ay’ımız, Merkür’ümüz, Veys’imiz ve Mars’ımız bizim kişisel gezegenlerimizdir. Ve biz bu kişisel gezegenler üzerinde irade kullanarak onları istediğimiz gibi yönlendirebiliriz.
Güneş benim yaşam enerjimdir, Ay benim ruhsal ve duygusal enerjimdir, Merkür benim iletişim potansiyelimdir, Veys benim sevgi biçimimdir, sevgiyi alma ya da verme şeklimdir, Mars ise benim eylemlerimi, uygulama ve irade ve karar ortaya koyma gücümdür. Şimdi diyelim ki ben 200 kiloyum. Şimdi bu tamamen Mars’a kadar gezegensel enerjilerimi kullanarak düzeltebileceğim bir eylemdir. Yani şunu diyemem ben. Allah’ım ben 200 kiloyum, kader utansın. Böyle bir şey yok. 200 kilo gibi tabii egzajere ederek örnek veriyorum ama söylemek istediğim şey şu. Böyle bir durumda olduğunuzda bir Mars enerjisine kadar gezegenlerinizi duygusal olarak, zihinsel olarak, estetik olarak ve yaşam enerjisi olarak motivi ettiğinizde sağlam da bir Mars kullandığınızda 200 kilodan pat diye 50 kiloya düşersiniz.
İşte bu cüzi iradedir. Yani kişinin kendisiyle alakalı kendisi için kendi hayata bakışı, duruşu, fiziksel anlamdaki görüntüsü, hayatı algılayışı ve kararlarını ve iradelerini ortaya koymakla ilgili kullanabileceği 5 tane gezegen vardır. Yani Mars’a kadar olan gezegenler benimdir arkadaşlar. Benim. Bildiğiniz cüzi irade çalışır. Mars’a kadar sistemsel açılan cüzi irade çalıştığı için Mars’a kadar burada anaritik derecelerinizi de özellikle bu 5 gezegenden bir tanesi yönetiyor ise kişisel anlamda irade kullanmak inanılmaz önemlidir. İnanılmaz. Demek istediğimi anlıyorsanız eğer. Diyelim güneşiniz yücelim burcunda koçta olsun. Yücelim burcundaki koçta 27-28-29 derecede olsun. Buyruğunuz anaritik bir derece.
Şimdi yöneticisi kim Mars? Mars kim? Yani Mars benim kişisel gezegenim değil mi? Demek ki benim o koç burcunu maksimum derecede potansiyel olarak kullanabilme gücüm benim Mars’ıma bağlıdır. Yani benim iradem benim kararlılığıma bağlıdır. Diyelim ki benim Mars’ım da balık. Yani olamaz mı? Şimdi güneşi yönetiyorum ama Mars balıkta yaşıyorum ve fakat aynı zamanda Mars balıkta diyelim ki 2 derecede.
Şimdi tezatı anlatmaya çalışıyorum size. Yani anaritik derecede olan bir güneşin yöneticisi olabilecek en yeni bir alanda hatta kendisine de zıt bir arenada olabilir. Şimdi bu ne demek? Bu şu demektir arkadaşlar Mars balığın iradesi tabii ki ilk 10 dekan içerisinde, 1. dekan içerisinde olduğu için
o balık enerjisi yeni deneyimlediğinden dolayı ve fakat öbür tarafta güneş koç enerjisinde olabilecek en yüksek seviyelerle geldiğinden ötürü şimdi kişi birçok şeyi kendi yapıp edip ondan sonra olaya kurbanı düşecektir kolaylıkla. Ne demek istediğimi anlatabiliyor muyum? Yani hem kendisi güneş enerjisi, yaşam enerjisiyle çekilecektir konuların içerisinde ve fakat irade olayında balık çalıştığı için bu su elementleri yeni dereceler, 2 derece gibi mesela örnek verdim sadece bir şey çalıştığı için kişi bu sefer kendisini birtakım işlerin işine bulaştıracaktır çünkü yöneticisiyle gezegen arasında derecelerden kaynaklanan çok ciddi uçurum olabilir. Ama şu da olabilirdi mesela diyelim ki güneşiniz gene 28-29 derece koçta olsun Mars’ınız da olakta olsun hatta olaktaki yücelim derecesinde olsun neydi olaktaki yücelim? 27 miydi neydi yanlış hatırlamıyorsam şimdi olabilir.
Öyle bir Mars şimdi bu koç güneşiyle bu olak Mars’ı analitik dereceler diyelim hiç kötü çalışabilir mi? Yani eğer benim niyetim tabii ki hani bir tür iktidarı elde etmekse savaş açmaksa savaş açarım yani o kadar basit o benim niyetime bağlı yani oradaki savaş kime göre kötü ben kazanıyorsam bana göre iyi bir savaştır yani oradaki. Artık o güneş ve Mars zaten kaybetmez kaybetmek için zaten savaşa girmez çünkü ikisi de yücelim derecelerdedir. Dolayısıyla analitik derecede olsalar bile yücelimde olmuş olmalarından sebep gene kazanırlar ve tam tersi yani öyle bir enerjideki güneş 27-29 derecelerdeki koçtaki bir güneş yine 27 dereceler 28 dereceler 29 derecelerdeki olak bir Mars ile yönetildiğinde yani güneş Mars karesi yaşadığında kişi ortaya o kadar muazzam bir iktidar o kadar muazzam bir irade o kadar muazzam bir kontrol koyacaktır ki yani çok büyük saygımlık elde edebilir.
Çok büyük itibar görebilir dediğim gibi siz burada gezegensel enerji eğer doğru kullanırsanız ve kişisel gezegenlerinizle güneş derecelerinizin arasındaki ilişkiyi çok iyi anlarsanız buradaki hiçbir derece analitik değildir yani anlatmak istediğim aslında tam olarak bu.
Gelelim güneş derecenizin sosyal gezegenler tarafından yönetilmesine yani Jüpiter ya da Saturn tarafından yönetiliyor olabilirsiniz hem de güneşiniz analitik derecede olabilir. Örnek verelim mesela güneşim olakta olabilir 29 derece olakta bir güneşim olabilir Saturn tarafından yönetiliyor olabilirim.
Şimdi konu çok daha ciddi demektir çünkü aslında güneşim Saturn tarafından hem de analitik bir derecede yönetiliyorsa öyle bir derecede yerleşmişse ben zaten hayatı aşırı sorumluluk bilinciyle tamamlamışım demektir. Yani doymuşumdur ben olaktaki bütün bilgiye doymuşumdur.
Şimdi olaktaki bütün bilgiye doymak ne demek yani bir şey nasıl organize edilir herhangi bir şey için nasıl yöneticilik noktasına gelinir orada o noirla ilgili her türlü organizasyon ve gerek nasıl yapılır nasıl iş bitirilir nasıl idare edilir yani bir şey nasıl inşa edilir zaten 29 derece güneşten öğrenmişimdir.
Şimdi burada eğer benim yöneticim Saturn ise Saturn’un vereceği yaşam deneyimi ve Saturn’un bana anlatmak istediği şey çok önemlidir arkadaşlar o noktayı daha doğrusu yani Saturn’un burçlarda bize neyi anlatmak istediğini ayrıca değinmek istiyorum.
Fakat şunu söylemek isterim burada Saturn tarafından ya da Jupiter tarafından analitik derecelerde yönetilen bir güneşiniz varsa hayatı Saturn için konuşan aşırı ciddiye alma eğiliminiz vardır ve bu sizi genel bir mutlu olamama duygusuna götürür. Yani bu mutlu olamama duygusu bile tek başına analitiktir aslında ve fakat aslında şunu göz ardı eder ruh genelde. Çünkü ruhun dünya deneyimi içerisinde hayatı aşırı ciddiye alması ve bir şeyden keyif alamaması onu genelde negatife daha çok meyilli yapıyor ve olayları olduğundan daha ciddi ve daha trajedik veya daha travmatik görmesine sebep oluyor. Burada algı yönetimi tabi ki çok önemlidir Saturn’un bulunduğu bu çok önemlidir Saturn’un orada vermeye çalıştığı mesaj çok önemlidir.
İşte bunları tabi çok ciddi ciddi düşünmeniz gerekir. Diyelim ki Jupiter tarafından yönetilen hem de analitik olarak bir şekilde yönetilen bir durumdasınız güneşiniz diyelim balık burcunda olsun gene analitik derecelerde olsun Jupiter’in ile olan durumu olsun.
Şimdi güney Jupiter açıları her zaman söylediğim gibi Jupiter Saturn’dan bana sorarsanız daha tehlikeli olabilir çünkü Jupiter’in gölgesini kontrol etmek daha zordur. Çünkü Jupiter gökyüzündeki en büyük gezegendir arkadaşlar inanılmaz kibir çalıştırabilir. Yani inanılmaz kişi kendisinden başkasını göremeyebilir çok ben merkezci olabilir ki hatta bugünkü soruların birisinden işte kişinin ben merkezci olduğunu falan nasıl anlarız diye soranlar da var.
Zaten bu konuyu seçme sebeplerimden birisi o. Şimdi iyicik bir gezegenin kötücü diye kabul edilen analitik bir derecede yerleşmiş güneşi yönetmesi aslında iyi niyetle başlayan konuların kişinin her zaman çok da hayrını olamayabileceğini anlatır.
Ve jupiteryen konular kişiye büyük büyük gelecektir. Kişinin kaldırma gücü çok zayıflayabilir. Jupiter’in çok iyi konumda olması güneşle aldığı açılar çok değerli olabilir. Jupiter’ın hangi burçta olduğu çok iyi olabilir. Ve bu noktada kişi hayatta eğer Jupiter’ı balık yönetiyorsa eğer bir de Jupiter yengeç burcundaysa aslında doğuştan şanslıdır ve fakat doğuştan şanslı olmasına rağmen su elementinde aşırı potansiyel, aşırı bir yüklenme olması sebebiyle
bu ona duygusal olarak sürekli kaybetme korkusu verebilir, melankolik olma durumu verebilir, depresif olma durumu verebilir. Ve fakat bunlar aslında hep söylediğim gibi arkadaşlar aşılmayacak konular değildir. Çünkü Jupiter ve Saturn bana sosyallik veriyor, belirli bir sosyal statü veriyor. Bu ne demektir benim Jupiter ve Saturn tarafından yönetilen bir güneşim varsa ve analitik bir derecedeyse toplum beni zaten sistem diyeyim ya da ilahi plan diyeyim her ne derseniz deyin sizi zaten belirli bir sosyal konuma getirecek demektir.
Ve o sosyal konum içerisinde sizi test edecek demektir. Bu birinci derecede sabrınız test edilecek demektir. İkinci derecede beceriniz test edilecek demektir. Yani o burcun analitik derecesinde tam maksimum yönetme becerinizi test edecek demektir. Ve diğer taraftan Jupiter ise eğer konu ilahi adalet çalışacağı için muazzam hakkaniyet test sınavlarına gireceksiniz.
Hak ve haksızlık sınavları olacak ve büyük ihtimalle haksızlıklara uğrayacaksınız. Haksızlıklara uğradığınız zaman da onlara yine haksızlıkla karşılık vermemeniz beklenecektir. Yani aslında gezegen enerjilerinin sizden ne beklediğini anladığınızda hayat emin olun o kadar kolay ki yani insan yaşadığı her şeye iniş ve çıkışlarda herhangi birine trajedi olarak bakma eyleminde oluyor.
Hemen biz mahvediyoruz, perişan oluyoruz, kaybediyoruz, ölmek istiyoruz, kurtulmak istiyoruz. Ağır geliyor hayatın enerjisi ki doğrudur. İnsan ruhu madde planına girdiği andan itibaren çok ciddi olarak o planın ağırlığını sırtında hisseder.
Fakat burada içsel enerjinizi doğru kullanma yöntemleridir zaten bunlardan bir tanesi astrojidir mesela bunu kullanarak enerjinizi doğru kullanmayı, gölgelere düşmeden hayat planının sizden ne istediğini kavradığınızda ve bunu hayatı mutlaka uyguladığınızda ki ben şunu çok deneyimledim arkadaşlar.
Özellikle kendi astroji camialarımız için söylüyorum. Hepi herkesin ama hepimizin bilgi peşinde olduğunu görüyorum. Bilgi peşinde olmak benim zaten en başta benim yaptığım bir şeydir. Ve fakat şöyle bir farkı gördüm. Aldığınız bilgiyi uygulamadığınız sürece yani hayata bunu geçirmediğiniz sürece o bilginin peşinde olmak veya daha bilgi, daha bilgi ve daha bilgi arayışında olmak emin olun tam tersine çalışacaktır.
Çünkü sistemsel olarak bir bilgiye sahipseniz ve o bilgiyi kendinizde kullanmıyorsanız ve o bilgiyi bir diğeriyle paylaşmıyorsanız ki benim zaten bu kadar elimden geldiği kadar daha doğrusu anlatmaya çalışmamın sebebi budur.
Emin olun o bilgisiz zehirler. Dolayısıyla o bilgiyi her şeyden evvel kendisinde uygulaması insanın çok önemlidir. Çünkü bu iğneyi kendime batırmaktır. Ben önce söylediğim şeyi kendimde uygulayıp bunun dışa vurumunu gözlemlemeliyim ya da insanlar bana baktıkları da bendeki bu durumu gözlemlemeliler ki ondan sonra kendileri üzerinde bilgileri uyguladıklarında aslında ne kadar faydalı işler içerisinde olmuş olabileceklerini anlasınlar.
Anlatmaya çalıştığım böyle bir şey. Anaritik derece diye bir şeyi Uranyen açısından zaten hiç kabul etmiyorum ve fakat yıllardır yıllarca daha doğrusu klasik asölye çalışmış birisi olarak anaritik kabul edilen derecelerdeki insanların sadece gezegen enerjilerini yönlendirmekle alakalı doğru kanalda kalamadıklarını ve kaydıklarını gördüm.
Eğer orada kişisel gezegenlerden Mars’a kadar olan iradeyi güçlü kullanabilirlerse burada tabii ki ve tabii ki çok önemli gezegensel kombinasyonlar ve açılar çalışıyor. Yani sizin bunu kullanmanıza sistemin bazen izin verdiği durumlar oluyor bazen izin vermediği durumlar oluyor. Neden bazen izin veriyor ve bazen izin vermiyor diye düşünebilirsiniz.
Çok normal çünkü orada ruhun bir şeyi deneyebilmesi için de aslında hata yapması gerekiyordur. Hatta ben bunu çok severim yani. Çünkü insanın hata yapma lüksü vardır. Şimdi bir şey biz hata yapmadan öğrenemeyiz ki tecrübe dediğimiz şu hataların toplamadır zaten. Herhangi bir insan herhangi bir şey ilk seferde yapıyorsa bu emin olun bu şanstır yani bu bilgi değildir bu tecrübe değildir. Orada bir tür hani arkasından işte yod kalıbı gibi birisi iteklemiştir onu şans eseri yapmıştır ama bir şeyi ruhun bilgiyle yapması tecrübeyle olur ve tecrübe de sadece hatayla kazanılır. Yani hani insanın hata yapmayı lüksü falan değil insanın hata yapma mecburiyeti vardır. Yani ben hata yapmak zorundayım.
Neden? Çünkü hata yaptıkça nasıl hata yapılmaması gerektiğini öğreneceğim. Dolayısıyla bir hata yaptığım zaman bunu hemen hayatım mahvoldu perişan oldum eyvah işte falan gibi algılamak değil. Bu hatalardan hangi noktada ne tür deneyimler elde ediyorum ne tür tecrübeler kazanıyorum ve ne tür bunu kullanabilirim bir sonraki olayımda diye bakmak lazım.
Ve benim en çok karşılaştığım konulardan bir tanesi insanlar ben de buna dahilim tabi ki biz kendimize tekrar ederiz arkadaşlar. Yani hiç öyle tecrübeyi de ilk seferde alıp da yoluna devam eden yani maşallah dediğim insanlar hariç pek görmemişimdir kendim dahil. Yani bizim kendimizde kalmak gibi bir doğamızı verdiren insan dediğin şey kendisini çok değiştirmek istemez. Dolayısıyla ne yapar kendini tekrar eder. Ve bu kendini tekrar etmek aslında başına ne gelirse gelsin hiçbir hatasından ders almamasına ders almamakla birlikte bir de sürekli sistemin suçlamasına sebep olur ya bana niye sürekli aynı şeyleri yaşatıyorsun der sisteme. Yani hani kusura bakmayın parantez içinde hadsizliğin dibidir bu çünkü orada bunu sürekli yaşıyor olmamızın tek bir sebebi vardır artık bunu yaşamamak için yol bulmamız gerekiyordur aslında. O yüzden hayata bakarken özellikle buna astroji kullanarak bakıyorsanız inanılmaz elinizde bir rehber var demektir. Ve fakat hep şunu söylüyorum yani kişinin kendisiyle alakalı bir şeyleri bilebilmesi için yani astro lok olmasına gerek yok. Yani hani sizin kendinizle ilgili sağlık konularını bilebilmek için doktor olmanıza gerek yoktur. Ve fakat neye ihtiyaç vardır biliyor musunuz? Gittiğinizde bir check up yaptırdığınızda üç aşağı beş yukarı bir liste bir liste verirler. Orada bir kanınız şekeriniz glikozunuzun falan ölçerler. İşte sizin aslında ya da bizim ya da genel insanlığın aslında kendisiyle ilgili böyle bir astrojik raporunun olması üç aşağı beş yukarı kendisi hakkında bir fikri olması demek olur. Şimdi diyelim ki bir check up yaptırdınız ki check up da birçok şeyi kontrol ediyorlar diyelim 40 madde size çıkarttılar. 40 maddenin 3 tanesi arızalı çıktı mesela dediler ki senin şekerin var yani dikkat et.
Şimdi ne yaparsınız? Yani gidersiniz artık orada bir konuya eğilme durumu söz konusu. Onun haricinde eğer astro lojiyi, astro lokluk noktasına yani daha doğrusu tıbba doktorluk noktasına gönül vermemişseniz ve fakat vermek zorunda da değilsiniz ayrıca. Ve fakat kendinizdeki potansiyeli bilmek zorundasınız. Bir nokta anaretik dereceler gibi diyelim ki olduğunda mutlaka onu öncelikli olarak burada bir durum vardır noktasına dikkat etmeniz gerekiyor. Oradan dekanlarda bugün şu anda size anlattığım konuya bakın ilk 10 derece ikinci 10 derece ve üçüncü 10 derecenin hayatı nasıl algıladığına bakarsanız bu sizin ilişkilerinize de çok önemli durumdadır.
10 derecenin yaşama yaklaşımı daha pozitifken son 10 derecenin yani 20 ile 30 derece arasındaki kişinin yaşama yaklaşımı çok daha negatifdir. Birisi hayatı daha oyun gibi algılarken birisi hayatı altından kalkılamaz bir yük gibi algılar. Zaten 10 ile 20 arasındaki kişiler de yaşam savaşı verip mücadele işindedirler başlarını kaçacak zamanları yoktur. Dolayısıyla yani hiçbirisi birbirisiyle aslında ortak bir noktada buluşamaz.
O yüzden her zaman olaya her zaman güneşiniz ve güneşinizin yöneticisi olarak baktığınızda yaşam enerjinizi nasıl ortaya koyduğunuzu görün ve anaretik olmak size bir yani gittiğiniz mekanı zaten burası işte bu karşı kinin tarlalar bizimdi diye anlatabilecek kadar hem kendinizi hem karşınızdakini ikna etme potansiyelleri sahip olun ya da olmayın. Yani anaretik dereceleri güzel kullandığınızda pozitife kullandığınızda ve onun yönetici gezegeniyle olan ilişkesini çözdüğünüzde o gezegenin derecesi hiçbir şekilde anaretik çalışmak zorunda değildir. 29 derece bir en üst terazi diyelim kendi burcunda ve kendi yöneticiliğinde ve maksimum anaretik derecede.
İlişkiler hakkında o kadar şey biliyordur ki o kadar çok şey biliyordur ki bu ilişkiler hakkında herhangi bir şey yani yaşamasına bile gerek yoktur bir şeyleri bilmek için. Yani ilişkiler hakkındaki deneyim zaten ruhdan geliyordur arkadaşlar. Dolayısıyla ruhdan gelen etkilerde kişinin ilişkiyle ilgili zaten hep bir mesafesi olur hep bir uzak durabilir anaretik derecede olan insanlar.
Neden? Çünkü yeter kadar canı yanmıştır çünkü yani orada ve fakat zamanı geldiğinde doğru zaman geldiğinde doğru partner çıktığında o anaretik derece diye düşündüğünüz 29 derece Venus o kadar muazzam bir ilişki yaşayabilir ki. Yani bu artık onun hak edişine de bağlıdır çünkü diğer onu nasıl yönettiğine de bağlıdır. Yani 29 derece Venus yani modanın kurucusu da olabilir, kolektifleri peşinden sürükleyen 29 derece Venus yani sadece fiziksel baştan çıkartmasını kullanarak tamamen kendisine maddi çıkar sağlayan bir Venus da olabilir. Yani sizin nerede olduğunuz çok önemli. Ve son olarak bu yöneticilikler kavramında kolektif gezegenlere yani Uranüs, Neptune, Pluton’a değinmek istiyorum. Bana göre aslında ben çok ağır klasikçiyim. Çok ağır klasikçiyim ve benim Uran yine geçmem klasik asöjü yüzünden olmuştur çünkü asaletle uyuz olduğum için. Çünkü ben herhangi bir şey asalet verildiği zaman direkt ben de atıyor sigortalar. Asalet denilen kavramın aslında kişilerin algılarında çok yanlış anlaşıldığına çok tanık olduğum için.
Asalet ve asaletsizlik bizim toplumuzda belki en azından böyle anlaşılıyor. Kollektif gezegenlere hiçbir zaman yöneticilik atamam. Uran’in bakış açısına sahip bir insan olarak Neptune ötesi, Uranüs ve Neptune, Pluton ve diğer faktörlerde hiçbir zaman yöneticilik atamamışımdır. Yani bana göre hiçbir zaman balık burcunu Neptune yönetmez, akrep burcunu Pluto yönetmez yani böyle bir şey yok.
Neden yok? Çünkü onlar kolektif yani adı üstünde kolektif yani sadece 30 güne sığdırılmış değil. Dolayısıyla kolektif olan bir enerji senin benim üzerimedir artık orada bir kuşak söz konusudur, bir jenerasyon söz konusudur. Atıyorum mesela Uranüs terazi jenerasyonuyla. Uranüs başak jenerasyonu var ya birbirinden daha kadar farklıdır. Şimdi ne olacak yani diyelim ki benim güneşim başak ya da şeyim siz söyleyin yani hani gibi düşünün. Şimdi bu noktalarda pardon Uranüs’ü Koba ve şeyde kullanıyoruz doğru ya o kadar kullanmıyorum ki artık unutuyorum düşünün. Kollektif gezegenleri yöneticiliklerde kullanmanız önermem. Modern astolojide bunu kullanıyorlar. Sadece astro psikolojide işe yaradığını gördüm ama hayat içerisinde hayatın içerisindeki durumlarda işe yaradığını hiç görmedim. Dolayısıyla kolektif gezegenleri yöneticiliklerde kullanmanızı şahsen hiç önermiyorum ki ben kolektifin arkasını da gitmiş bir insan olarak bunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Ve arkadaşlar bu söylediğim güneş örneğini asendant derecenizden tutun da bütün ve bütün haritadaki derecelere göre bakıp uyguladığınızda diyelim. Örneğin ikinci evinizde uyguladığınızda ikinci evinizin giriş derecesine uyguladığınızda ikinci evin giriş derecesi sizin parayla olan ilişkinizi anlatacaktır. İkinci evin giriş denercesi atıyorum iki derece ise iki dereceden giriyorsa yani siz çok kolay para harcarsınız ki.
Yani çünkü paranın nasıl geldiği nasıl gittiği nasıl kazanıldığı gibi konulara daha yeni yani o evle yeni giriyorsunuz iki dereceden giriyorsunuz gibi düşünün. Ya da diyelim ki yine para evine 15 dereceden girdiniz. Parayı kontrol etmeye çalışırsınız. Parayı elinizde tutmaya çalışırsınız. Parayı tam 10 ile 20 derecede olduğu için parayı üzerinden nasıl daha hani kontrol sağlayabilirim diye çabalarsınız ve bunun için fiziksel neredeyse savaş verirsiniz. Yani para sizin için çok önemlidir. Diyelim ki para evinizin girişi 20 dereceden sonrası oldu. Yani siz şimdi şudur varlığı da biliyorsunuz yokluğu da biliyorsunuz da ne yapmak istiyorsunuz konu budur artık yani. Hani ben varlığı da biliyorum yokluğu da biliyorum çünkü ikisini de yaşadım ilk 20 derecede. Şimdi bu noktada ben elimi para geçtiğinde bunu nerelere kullanayım? Yani bunu hangi tür enerjilerde kullanayım? Kişisel çıkarlarıma mı hizmet ettireyim? Kollektifin çıkarına mı kullanayım yoksa kurban psikolojisiyle başkalarına mı vereyim?
Yani burada aslında artık o 20 ile 30 derece arasındaki enerji de tabii ki o evin giriş yöneticisine de bakarak bunları yorumlayacaksınız. Ben size şu anda sadece derecelerin önemini anlatıyorum. Yani anlattığım şeyin ne kadar aslında hassas bir nokta olduğunu ve başka hiçbir şeye bile ihtiyaç duymadan sadece bu noktalardan hayata baktığınızda bunun hayatınızın ana konusu yani olduğunu anlayabilirsiniz. Hayatımızın ana konusu bunun etrafında dönüyor cümlesini kurabilirsiniz. Çünkü o güneşin bulunduğu dereceler güneşin dekanları ki dekan yöneticiliklerine hiç girmedim bakın hiçbirisine girmedim. Sadece ilk 10 derece ikinci 10 derece üçüncü 10 derece olarak böldüm ve güneşin yöneticisiyle olan ilişkisini size anlatmaya çalıştım. Şimdi bu bile sizin hayatı nasıl algıladığınız, hayatı nasıl baktığınız ve hayatı nasıl yönetebileceğinizle alakalıdır. Mars’a kadar olan arkadaşlar hangi anaretik derecede olurlarsa olsunlar eğer ağlıyorlarsa iradelerini kullanmayı beceremiyorlar demektir. O zaman irade kullanmayı öğrenmeleri gerekir. Dolayısıyla orada onlara irade kullanacak yaşam deneyimlerini hayatı çekerler. Diyelim Jüpiter ve Satünse yani sosyal gezegenlerse burada kişilerin üzerinde bir sistem vardır ve o kişiler kendilerinin iradesi ve isteği dışında
belirli pozisyonlara, belirli makamlara, belirli konulara mecbur bırakılırlar sistemsel olarak. Yönetici olurlar, sorumluluk yüklenir vesaire vesaire gibi ve onlar onunla mücadele etmeye çalışırlar ve o mücadele içerisinde kendilerini deki iyi kötü haklı haksız noktalarına düşürmeden götürmek zorundadırlar. Hata yaparlar zaten hata yapmaları da istenir ve fakat orada kişisel irade, kişisel niyeti her zaman kendi ilahi plana doğru ya da Allah’tan korkarak diyelim daha düz cümle vicdanen davrandıklarında ne kadar hata yaparlarsa yapsınlar Jüpiter ve Satün onları tarihe yazdırır. Tarihe yazdırır yani bunun ötesi yok.
Ama kolektif gezegenleri de klasik astroji olarak konuşurum, klasik sağlam klasikçi olarak konuşurum. Atın çöpe geçsin hiçbir faydaları yoktur yöneticilikte. Sadece modern astrojinin yakıştırmasına dahil olmuşlardır. Ben Urayan hipotetik noktaları kullanan bir insan olarak, onun arkasındaki astrojileri kullanan bir insan olarak kolektif gezegenlerin yöneticiliklerine emin olun çok itibar etme. Bana göre kolektif gezegenleri kimin yönettiği çok önemlidir.
Örneğin şu anda Pluto’yu Satün’ün yönetmesi gibi ya da Neptün’ü Jüpiter’in yönetmesi gibi ya da Uranüs’ü Venus’ün yönetmesi gibi. Ne demek istediğimi anladınız mı şu anki transitlerden bahsedip Uranüs Boğada Venus’ü yönetiyor. Neptün balık da onu Jüpiter yönetiyor. Ben şunu demem yani Neptün balık da kendi yöneticisinde öyle bir şey yok yani. Öyle bir dünya yok. Jüpiter ve Neptün enerjisi vardır. Çünkü Neptün ya kolektif gezegenler kuşaklar üzerinde halkimiyeti olan gezegenlerdir. Ve kuşaklar üzerinde halkimiyeti olan gezegenleri bireysel olarak indirdiğinizde yani tamamen şahsıda indirdiğinizde Satün duvarına çarparsınız. Allah’tan ki ben Satün’ü çok severim. Yoksa kolektif gezegenden adamı ezer geçer. Satün bizi koruyan haritada tek gezegendir. Ve Satün insana yaşam sözü veren de tek gezegendir. Ve ben hep şunu söylerim, öğrencilerim bilirler. Biz her sene yaş günü kutladığımızda yaşasın bir yaşına girdim, iki yaşına girdim, üç yaşına girdim diye sevinirken
Satün şöyle der, işte 60 yaşımız diyelim ikisi, 59 senesi kaldı, 58 senesi kaldı, 57 senesi kaldı, 56 senesi kaldı diye sayar yani o geriye sayım yapar. Dolayısıyla aldığımız her yaş aslında Satün açısından baktığımızda eksilen her yaştır. Ve Satün’ün yaşam planında şöyle bir gücü vardır arkadaşlar, bize yaşam derslerini öğretmeden göndermez bizi buradan. O yüzden haritanızdaki ilk konu olarak bunu seçtim. Çünkü her zaman için güneşten ve güneşin derecelerinden başlayarak ben haritaya giderim. Güneşin dereceleri güneş çünkü yaşam enerjisini bana o gösterecektir doğal olarak. Bu kişi nasıl hayatı algılıyor, hayatı nasıl bakıyor ve hayatı nasıl deneyimliyor noktasından hareket ettiğim zaman zaten onun tak ana bakış açısını yakalamışım demektir.
Ondan sonraki her şey senaryodur yaşam senaryosu, hepimizin bir yaşam senaryosu vardır ve hepsi çok değerlidir. Ok ilk konuyu böylelikle bir de bölüm yaparız.
Kendinize iyi bakın, hoşçakalın, iyi günler olsun.