Muhammed Mahmut Bakır – Reşid Paşa ve Tanzimat – CS (16)

Muhammed Mahmut Bakır – Reşid Paşa ve Tanzimat – CS (16) videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=4zcN8GDVpuY. Bu tanzimat literatürü ile alakalı söyleyeceğim en önemli sözlerden birisi şu olsun. Tanzimatı bir bürokrata mal etmek veya bir padişaha mal etmek arzusunda çok fazla yayın var. Ben bunlara muhayyel tanzimat diyorum. Tanzimata dair bir tahayyül…

Muhammed Mahmut Bakır – Reşid Paşa ve Tanzimat – CS (16)

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=4zcN8GDVpuY.

Bu tanzimat literatürü ile alakalı söyleyeceğim en önemli sözlerden birisi şu olsun. Tanzimatı bir bürokrata mal etmek veya bir padişaha mal etmek arzusunda çok fazla yayın var. Ben bunlara muhayyel tanzimat diyorum. Tanzimata dair bir tahayyül ve tasvir dünyası. Bunlar Reşit Paşa figürünü merkezi bir hale getirip, Abdülmecid de küçüktü, çocuktu bir şeyden de anlamazdı. Reşit Paşa geldi dedi ki bak bunları bunları yaparsak kurtuluruz. Yani aydın bir bürokratın vatanını, milletini işte kurtarmak için tanzperane ve hayatını da riske atarak açıldığı bir adım olarak.
Bir grup da diyor ki vay işte bizim Necip Fazıl der mesela. Batıllaşmak, garpladak, maymunlaşmaktır Necip Fazıl’a göre. Reşit Paşa’dan maymunlaşmanın atasıdır. Maymunların da atasıdır diyor. İlk başlatan budur. Hatta Kuddüsü Doğan diye biri vardır. Tanzimat bir kıble ayarlamasıdır diyor. Mesela tanzimatın kıblesi diye adamın kitabı var. Garip. Ama bu laflar işte nasıl laflar? Bunlar nereye hitap ediyor?
Mesela tanzimata dair söylenen sözler hep ne diye başlar? Tanzimattan beri, tanzimattan bu yana. Bu sözle tanzimatın içeriğine dair herhangi bir ifade var mı? Yok. Tanzimat tarihçilerin kullandığı her kapıyı açan bir maymuncuk gibi. Yani tarih yazımında sığınılan bir mekan. Öyle bir şey ki musikimiz tanzimattan beri bozulmuş.
Mimarimiz tanzimattan beri bozulmuş. Ahlakımız tanzimattan beri bozulmuş. Devlet idareimiz tanzimattan beri bozulmuş. Ne varsa bu tanzimattan beri bozulmuş. Bütün kötülüklerin mercâ. Bir kesime göre. Bir kesime göre de bütün iyiliklerin mercâ. Diyor ki müthiş. Tanzimattan sonra Osmanlı Osmanlı oldu. Mesai batıllaşma ve sekülerleşme babında. Layıklıyı getirdi falan ikinci Mahmut. Nerede öyle bir şey?
Hatta bu yüzden Şenâsi Mustafa Reşit’i medeniyet peygamberi olarak kutsu yok şehrinde. Tabii onlar işte sonradan bir şeylerdi. Burada hemen şunu ifade edelim. Abdülmecit tahta çıktı. Temmuzda. Temmuz 1839. Reşit Paşa Londra’da. Abdülmecit ile görüşmüşlüğü yok. Şeyine bakayım yanlış söylemeyelim. Reşit Paşa İstanbul’da 5 Eylül’de geliyor.
Temmuzda 5 Eylül arası elimizde Sultan Abdülmecit’in yazdığı hatlar var. Ve bu hatların içeriğine baktığımızda 1839’un kasamında ilan edilecek tazimat fermanı diye bilinen Galat olarak. Gülhane hattı Hümayun’un içeriğiyle birebir aynı. O zaman bu adam Reşit Paşa ile görüşmeden hiçbir yazışması da yok elimizde. Ki Reşit Paşa’nın onu etkilediğini söyleyen tarih yazımı Reşit Paşa İstanbul’a geldi.
Ve Padişah ile görüştü. Ona bir ariza takdim etti ve öyle etkiledi diyor. Bu araya dair de bir şey söylemiyor. Bu adam bu arada bunları nereden söylüyor? İşte nereden söylüyor? Babası zaten yapmış. O meclisler kurulmuş. O meclislerde Akif Paşalar dahil. Halil Rıfat Paşalar dahil. Mustafa Reşit Paşa ile falan da var. Mustafa Reşit Paşa’da o meclislerde var da. O muhalif adamlar da var. Onun hamisini öldüren adam da orada.
Bu adamların hepsi tanzimatla alakalı hiçbir seslerini çıkarmadan kabul ediyorlar. Literatürde bir tek Akif Paşa işte Sultan Mahmud zamanında tanzimat ilan edilecekti böyle geçer. Akif Paşa bunu engelledi. Tam tersine Mahmud meclisi valayayı kurduğu gün başvekareti de şey yaparak getirerek Akif Paşa’yı görevden alıyor zaten. Hatta o meclisi valahının hedefinin de tanzimatı hayriye veya tanzimatı mülkiyyeyi gerçekleştirmek olarak kendisi bizzat zikrediyor. Direk ibareler var. Ben şimdi burada seyircileri sıkmamak için okumuyorum onları. Ama şunu bilsinler, tanzimatla alakalı bütün ibareler, bütün kayıtlar var Mahmud devri.
Abdülmecid’in dedim ya Reşit Paşa ile görüşmezden evvel, Reşit Paşa İstanbul’a gelmezden evvel tanzi ileride ilan edeceği gülhane hattının içeride var. O zaman bu Reşit Paşa Abdülmecid’i nasıl ikna etmiş olabilir? Zaten ne diyor? Reşit Paşa Güya Abdülmecid’i ikna etmiş. Reşit Paşa zaten batılara bakarsak Reşit Paşa da kendisi böyle şeyler bilemez. Ne bilecek? Reşit Paşa ancak Kenning 1833’lerde daha Reşit Paşa’yı o ikna etmiş olması lazım gelir.
Kenning bir gün sohbet esnasında ya demiş sizin bu tebanın can ve malını korumanız lazım. Öyle olmaz. Avrupalı devletler size böyle bakmasın falan. Sanki korunmuyor. Bu Kenning’in hatıralarında geçen şey bu. Reşit Paşa da bundan etkilenmiş. Ve şeyde böyle Abdülmecid de böyle dedi. Yani gene bir doğulu bu işi yapamaz. Gene bir batılı onun zihnini dölleyecek de o sultanı da ikna edecek.
Velhasıl. 1833’de Reşit Paşa’yı karşısına otutturup onu ciddiyetle ikna etmeye çalışması Kenning’in. Ne kadar mantıklı 1833. Zaten bu da şöyle bir şey. Bu Kenning’in satırlarına bakanlar Kenning’in doğuya karşı çok orantilist bir bakış açısının olduğunu görürler.
Bunları diyen Kenning 1840’larda madem 1830’larda böyle bir tavsiye verdin ve madem bu gülhane hattında 1839’da yapıldı sen niye o verdiğin tavsiyelerin benzerlerini 1840’larda devletin bir daha yapmasını istiyorsun? Niye hiçbir yazdığın resmi yazışmada ben Reşit’e bunları söyledim demiyorsun da yıllar sonra yazdığın hatıratta ben bunu söyledim diyorsun.
Hiçbir yazışmada yok. Ben Reşit’i ikna ettim. Ne kadar özel şeyleri yazan adamlar. İngiliz evrakında bunlar var. Kenning’in bu kendi üzerine alınması birazcık kendine yontması ile alakalı bir durum. Bu tarihte de Mustafa Reşit’in o reformlara etki edecek bir mevki de yok. 1833’te ne yapabilir Reşit Paşa? Birini ikna etmek istese Sadrazam’a vesaire bunu yapması lazım. O ikna edebileceği bir konjöktür de değil. Zaten o ikna ettiğini söylediği can mal ırz meselesi var ya. Ben şimdi bunları size bir örneğini vereyim. Kenning’in iknasına gerek var mı? Yani bu mesele sanki Osmanlı’da hiç kimsenin aklında yok imiş. Kenning bunu Reşit Paşa’ya söylemiş de Reşit Paşa ancak öyle bundan haberdar olarak devleti ihya etmiş.
1829 tarihi bu Kenning’in Reşit’i ikna ettiğini söylediği tarihten de evvel. Morar Reayası ile alakalı 2. Mahmud’un bir fermanı var. Ve bu fermanında ne diyor bak. Gerek ehli islam ve gerek Reayanın şimdiye kadar hasbet takdir, düçar oldukları afat ve mesai bin, zorlukların vesaire, esbabı mucibesi gerekçisi, bundan böyle ilelebet tekevvüm ve tahadüs edememesi için yani böyle zorluklar böyle sıkıntılar yaşanamaması için, zalili saltanat-ı seniyyemde cümlesi mal ve can ve ırzları muhafazasında, işte bak gülhane hatlı bak bu 1829 yılı daha bu hasbe şer-i şerif yani şer-i şerifin icabı,
seyyam ve yeksan tutularak eşit diyor ama hangi hususta eşit can mal ırz namus hususunda zaten islamda böyle islamda da böyle fıkhanda böyle biz müslümanlar olarak gayri müslümlerin canının malını kendi canımız malımız onları öldürebiliriz kıyabiliriz mi diyoruz hayır öyle bir şey yok orada onlar insan olarak eşitsin zaten.
ehli islam misullü reayi devlet-i aliyyem dahi kemali emni eman ve mezid-i asayiş-i itminan ile yurt ve meskenlerinde ikamet ve meyluf oldukları kar-ı kisp ve ticaretleri neyse bilâ mezâhim yine öylece ticaret ve ikisabı menfaat edip hallerinde devam edebiliyorlar.
günlük işlerini çalışmalarını ticaretlerini her şeyini rahat rahat yaparlar.
bu nedir bunda bir sıkıntı mı vardır bunu illa bir yabancı seferin mi bize söylemesi icap etmektedir ki yok 1829 yılı bu illa vesayikle karşı bir şey koyalım da çürütelim diye söylüyorum.