Muhammed Mahmut Bakır – Harf Devrimi Tartışmaları – CS (12)
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=ldFJdYjVuJ4.
Yani şey mi olmuş, bir ilim meclisi toplanmış, halk ya bu yazıyla biz ilim dünyasında ilerleyemiyoruz mutlak manada latinizeye geçmemiz lazım falan demişler de bunu hükümete yansıtmışlar da münevverant akımı oturup üzerinde araştırma yapmış da böyle mi geçilmiş? Bunu 1923’den ölümüne kadar Mustafa Kemal Paşa’nın yanında olan Fahri Rıfkı Atay anlatıyor. Bakalım nasıl anlatıyor bu eserinde. Bu sözleri kendisi söylüyor bakın ne diyor Atatürk bir diktacımı bir hürriyetçimi idi bir akşam üstü birlikte Sarayburnu Parkı’na gitmiştik bir Aralık kimde küçük bir defter var dedi sanırım garsonlardan biri kendine bir küçük cep defteri uzattı bir şeyler yazdığını görüyorduk biraz geçtikten sonra bunları sana okutacağım gözden geçir diye karaladığı sayfaları bana verdi baktım yazı benim Ankara’daki komisyonundan getirdiğim yeni latin alfabesiyle binlerce kişiye Atatürk’ün Türk yazısını temelden değiştiren sözlerini okudum coşkunca bir alkıştır koptu iki gün sonra da Anadolu yolculuğuna çıkarak halka yeni yazı öğretmenliği etti bu tepeden inme bir olup bitti idi büyük millet meclisinin haberi bile yoktu metodun diktatörce olduğuna şüphe edilemez diyor ve izleyiciler burada zannetmesinler ki Fahri Rıfkı böyle abualtından şey göstererek tenkit ediyor
şunu diyor adam neden bu diktatörce bir metottur savunuyor bunu kendisinin sözü çünkü devrimler ancak böyle yapılır halka sorularak yapılmaz Mustafa Kemal normalde hürriyetçidir şudur budur diyor ama bu ancak böyle yapılabilirdi ve iyi ki de yaptı tarzında Akabin’de de şapka inkılabında böyle anlatacak şimdi mesele böyle olmuş iken ortada insanların bunu öğrenme hakkı da artık ellerinden alınmış iken mesela 1928’den alın tarihi
1950’ye gel iki tane nesil eski yayınların hiçbirisini okuyamaz yasak ancak böyle yeraltı merdiven altı kendi kütüphanesinde şurasında burasında bir şey bulursa okuyabilir devlet hep yeni harflerle yazılmış pozitivist ve materialist mantaryayla kaleme alınmış tarih ve sahir ilimlerde kitapları okutecek böyle nesiller yetişecek sonra siz diyeceksiniz ki öğrensenize bu kadar kolay olacak bu ilan anı bir de daha evveli bir iki yıl evveline dair bir şey okuyacağım bunu da okuyup bu mevzuyu bitireceğim bizim omurgasız münevverlerimize artık bir atıf olur bunlar biliyorsun çok değişik profillerde der kimisi papyonlu meydancısı var yardakçısı var Türkiye Büyük Millet Meclisi zabıt ceridesinden 1926 tarihli harf devriminden evvel borçlar kanunun kabul edildiği görüşmede Tunalı Hilmi Bey’in
meclis kürsüsünden yaptığı o zaman Zonguldak milletvekiliymiş küçük bir kuble bir pasaj var konuşması var burada bu sözleri bu ilkenin bir milletvekilinin meclis kürsüsünden yaptığını bilerek dinlemek gerekiyor bakın ne diyor 1926 hatta tam tarihini verelim 4. ay 22. 1926 borçlar kanunu kabul edilecek bu görüşmede tabi borçlar kanunu da ithal bir kanundur hukuki ıstılahları biraz sadeleştirmişler
bu sadeleştirmenin yapılmasından ne kadar hoşnut olmuş ki çok cıvışa gelerek bu konuşmayı yapıyor bak ne diyor adliye incümeni adliye vekaleti yalnız Arapça ve Acemce terkipleri ezmekle en büyük düşmanlarımı defetmekle kalmıyor hatta kelimeleri bile Türkçeleştiriyor mesela vecibeler yerine borçlar diyor demek oluyor ki bu gidişle adliyevekili Mahmut Bey Esat Bozkurt ve arkadaşları en cümenler milletine karşı, ana diline karşı en büyük borçlarını ödüyorlar Allah bu borcu ödemeyi hepimize nasip etsin amin sesleri ve alkışlar geliyor mecliste Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük zaferi benim en büyük düşmanım olan Arapça kaidelerden vücuda gelmiş olan bu piç, murdar, melun, öldürücü dili ezmektir kovmaktır daha harit devrim olmamış ey cumhuriyet şan senin zira zafer senindir
ve bu senin en büyük zaferin karşısında secdeye eğiliyorum yaşasın cumhuriyet alkışlarla kapatıyorlar işi kıymetli hocam bir insan niçin bir alfabeye düşman olur? yani bunun bir gerekçesi var mıdır? alfabeye düşmanlığın sebebi altında yatan şey nedir? bu meselede bu hani az evvel zikrettiğim işte o kitap okumuyorlar onu yapmıyorlar falan diye söyleyebilecekleri iddialar var ya bunların dedim hatabidir vesaire burada harit devrimi aslında çok basit bir mantığı var bu 30’lu ve 40’lı yıllarda İtalya’da, Almanya’da yapılan diğer faaliyetlerle de benzeştirilebilir burada siz yeni bir rejim ortaya koyduğunuzda mevcut 30’lu 40’lı yaşlara gelmiş insanları bu rejime yüzde yüz bağlayamazsınız kolay kolay yani ideolojinizi buraya direkt zerk edemezsiniz ya ne yapacaksınız? gelecek nesiller için çalışmanız icap eder ama gelecek nesillerin geçmişle irtibatı varsa sadece şifa hen değil ilmen
insan çünkü tek başına bütün dünyayı değiştirebilecek kapasiteye sahip bir varlık o zaman onun bu hür bir şekilde gelenekle bağlantı kurmasını engellerseniz işte orada yeni bir nesil dizayn etme ihtimaliniz doğuyor zaten Teoman Duralı hocamızda ne diyor?
burada genlerle oynama üzerinden öğrenilir vererek buraya atif yapıyor