El-Mûiz ve El-Müzill İsimlerinin İnsan Ahlakına Tecellisi Nasıl Olmalıdır? – Prof. Dr. Huriye Martı

El-Mûiz ve El-Müzill İsimlerinin İnsan Ahlakına Tecellisi Nasıl Olmalıdır? – Prof. Dr. Huriye Martı videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=HsgO-DJVZh8. Hocam peki Rabbimizin ve Peygamberimizin bizlere tavsiye ettiği, Peygamberimizin tamamlamak üzere gönderildiğini ifade ettiği güzel ahlakı kuşanmak için Muiz ve Müzil esmasının tecedileri bizim ahlakımızda neler olmalıdır? Öncelikle ben yaptım da başardım, ben…

El-Mûiz ve El-Müzill İsimlerinin İnsan Ahlakına Tecellisi Nasıl Olmalıdır? – Prof. Dr. Huriye Martı

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=HsgO-DJVZh8.

Hocam peki Rabbimizin ve Peygamberimizin bizlere tavsiye ettiği, Peygamberimizin tamamlamak üzere gönderildiğini ifade ettiği güzel ahlakı kuşanmak için Muiz ve Müzil esmasının tecedileri bizim ahlakımızda neler olmalıdır? Öncelikle ben yaptım da başardım, ben çalıştım da kazandım, ben tırmandım da yüceldim gibi bir kibirli kendini bir şey zanneden, Allah-u Teala’nın izzet verici olduğunu unutan tavırlardan uzak durmak gerekir. Bu arası çok önemli çünkü daha önce Aziz isminde de Cenab-ı Hakk’ın konuşurken söylemiştik, izzet bütünüyle Allah’a aittir. Sonra bir ayet-i kerimede diyor ki, izzet Allah’a, Peygamberine ve müminlere aittir. Peki neden müminlere ait? Allah’a ve Peygamberine bağlı oldukları için.
Dolayısıyla doğru yoldan istikametten sapmadan Allah’ın ve Peygamberinin beklentilerine uyarak onların emirlerini ve yasaklarını dikkate alarak, İslam’ın çizgisinde yaşamaya çalışarak izzeti aramak çok önemli. Onun dışındaki dünyalık gelişmeler, dünyalık fırsatlar, imkanlar eğer bizim için şeref ve onur kaynağı olarak
temelde duruyorsa o temel her an sarsılabilir. Diğer taraftan az önce dediğim gibi Allah-u Teala’nın bu konuda son kararı veren olduğunu hiçbir zaman aklımızdan çıkartmamak gerekir. Çünkü Allah-u Teala bazen elde etmek istediğimiz pek çok imkan için gayret edip koştursak da nihayete ulaştırmaz. Orada vardır bir hayır. Demek ki izzetli olan o değildir. Demek ki o bize bir şeref getirmeyecektir. Belki de oraya ulaştığımız zaman zelil, hakir, yanlış, hatalı aşağı işler yapmanın kapısı açılacaktır. Onun için Allah-u Teala’nın takdirinin her şekilde müminin izzetini korumak üzerine olduğunu fark etmemiz lazım. Allah-u Teala hiçbir zaman mümini rezil rüsvay etmez. Kendisi rezil olmak için kendine yakışmayan işler yapmadıkça.
Burada bakarsınız Müslüman sefil haldedir. Halbuki onun o sefil hali Allah katında çok değerlidir. Fakirdir, muhtaçtır, gariptir, garibandır, savaş mağdurudur, mültecidir. Eğer siz dünya gözüyle baksanız ne kadar değersiz, ne kadar kıymetsiz, insanların en zavallı grubu diyeceğiniz insanlar
aslında Allah-u Teala’nın yolunda, Allah-u Teala’nın katında imanlarıyla, gayretleriyle belki de en şereflilerdir. Onun için dünya kriterleri üzerinden değil, insanın sahip olduğu inançla, imanla ve o imanının gereği, o imanıyla birlikte davranışlarıyla değer kazandığını unutmamak gerekir. Biz maalesef kimi zaman o kadar basit ve o kadar sıradan düşünüyoruz ki giydiğiyle kuşandığıyla, yediğiyle, içtiğiyle, taktığıyla takıştırdığıyla bir insanın ne kadar değerli, ne kadar özel ve şerefli olduğunu zannedebiliyoruz. Oysa Hazreti Mevlana’nın çok güzel bir sözü var. Öyle giysiler gördüm ki içinde insan yoktu diyor.
Yani eğer sen insan değilsen, o şerefi kuşanamamışsan, erdemli bir Müslüman olarak karakterli bir duruşun yoksa, giydiklerinin içi boş aslında sen yoksun aslında. Onun için izzet meselesine, onur ve şeref meselesine buradan bakmak lazım.
Peygamber efendimizin bazı hadis-i şeriflerinde insanlar arasında çok da değerli görülmeyen, hatta böyle fakr-ı zaruret içinde oldukları için itilip kakılan insanların Allah katında ellerini açıp da dua ettiklerinde asla geri çevrilmeyecek kadar değerli olduklarına dair ifadeler var.
Dolayısıyla derler ya imanla paranın kimde olduğu belli olmaz diye, o imanın kimdeyse tam da onu yücelttiğini, dış görünüşe aldanmamak gerektiğini fark etmek gerekiyor. Bir diğer hususta hayatımıza nasıl bir yansıması olur? İzzetli olmak için gayret etmek gerekiyor.
Yani hayatta çok fazla çeldirici var. İnsanın ayağını kaydırabilecek ve uygun olmayan davranışlar, hatalar, günahlar işlemesine sebep olabilecek çok fazla çeldirici var çevremizde. İnsanoğlu tökezleyebilir, yanılabilir, unutabilir, bilmeden hata işleyebilir.
Çünkü bunlar insanın izzetini bir anda sıfırlamaz, bir anda yok etmez. Aksine doğru olan hata ettiği zaman bunu fark ederek derhal hatadan dönmek, doğrusunda devam üzere kararlı olmak, Allah’ı Teala’dan tövbe yoluyla özür dileyip istiğfarla bağışlanma niyaz ederek tekrar o izzetine yakışır hayata dönebilmektir. Bu kısım çok önemli. Bir günah işlemeye başladığında artık benden olmaz deyip de bundan sonrasında izzetine hiç yakışmayacak davranışlara devam etmek, o günahta ısrarcı olmak hatta o kapıdan girip çok daha büyük günahlara yürümek insanı bitirir. Oysa Allah’ın tevbe kapısı her zaman açıktır. Niye açıktır?
İşte o izzeti tekrar en kısa zamanda kuşansın, o şerefine, insan olarak değerine uygun hale hemen gelsin, hatadan hemen dönsün ve geri kalan ömrünü doğru değerlendirebilsin diye. Onun için bizim gayretli olmamız, bu yolda kararlı bir duruşla, hata etsek de derhal toparlamamız, hani tökezeyip düşsek de tekrar ayağa kalkarak
o mümince saygın halimizi kuşanmamız ve izzetimizi, şerefimizi yerle bir etmemesi için Cenab-ı Hakk’a niyaz etmemiz çok önemli.