Survivor | Muharrem Sarıkaya | Batuhan Çolak | Ekrem İmamoğlu | Enflasyon

Survivor | Muharrem Sarıkaya | Batuhan Çolak | Ekrem İmamoğlu | Enflasyon videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=DReaA2h-j0o. Herkese merhaba ve programa hoş geldiniz. Konuya hızlıca geleceğiz çünkü çok çok çok çok çok çok konuşmak istediğim konular var. Ama en önemlisi bu imamı görüşmek istiyorum. Konuşmak istiyorum sizinle. Delikte izleyelim. 20 tane yarı…

Survivor | Muharrem Sarıkaya | Batuhan Çolak | Ekrem İmamoğlu | Enflasyon

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=DReaA2h-j0o.

Herkese merhaba ve programa hoş geldiniz. Konuya hızlıca geleceğiz çünkü çok çok çok çok çok çok konuşmak istediğim konular var. Ama en önemlisi bu imamı görüşmek istiyorum. Konuşmak istiyorum sizinle. Delikte izleyelim. 20 tane yarı çıplak kadın, 20 tane yarı çıplak erkek, Survivor diye bir yarışma adı altında her gece televizyondan evlerimize giriyoruz. Abi o cemaatten yani cemaatin yarısından fazlası akşam eve gidip TV8 hangi kanalda hanım diye sormadıysa bana da Umur Ali Birant demesinler. Bak bana Umur Ali Birant demesinler. Demesinler. Abi bir yani imama oturup da Survivor ile bir şey bozuşması çok komüve gidiyor. 21. yüzyıldayız yani
Survivor abi yani futbolda mı izlemeyelim? 22 tane erkek böyle bir top peşinde koşturuyor şortlu mortlu. O da ayıp. Geri kalmışlık böyle oluyor işte. Geri kalmışlık gerçekten. Ya kardeşim müştehcen mi buluyorsun? Klik kapat. Beğenmedin mi beni? İzleme. O kadar basit. Neyse çok komüve gitti yani. Çok içtenlikle şey yapıyordu. Bir dakika dur. 20 tane yarı çıplak kadın. 20 tane yarı çıplak erkek. Survivor… Neyse biz konularımıza devam edelim. Ya şey hatırlıyorsunuz değil mi Muharrem Sarıkaya şeye dövmüştü kameramanı dövmüştü. Dönmemişti de pataklamıştı. Sırnlanmıştı. Sonra kovuldu. Sonra geri geldi.
Şimdi hayat çok güzel. Dün A Haber’e çıktı. Melih 6 Okun programa çıktı. Orada ilginç bir şey söylüyor. Gelin bir dakika onu da birlikte izleyelim. Orada ben ne yapabilirdim? Ayağa kalkıp fark etmiş olsaydım. Sen ne yapıyorsun diyebilirim. Fark etmediğiniz için bu olay gelişti. Fark etseniz kendi kameranızda olmasanız müdahale ederdi mi diyorsunuz? Öyle mi anlıyorsunuz? Yani ben bu sonradan gördüklerimi görmüş olsam en azından diyorum ki ne oluyor? Ne oluyor dedim.
Benim modum da canlı yayındayız. Sistem çöktü. Biz ev sahibi olarak sistemi çalıştıramadık. Kendi arkadaşlarıma kızıyorum. Hiç olmazsa şuradan bu işi kurtaralım. Şimdi videoya baktığımız zaman gerçekten yani şimdi videoya da baktım. Hanımefendinin de bakış açısına da bakıyorum. Resmen bakıyor yani. Muharrem Sarıkaya böyle bakıyor. Anında yanında geliyor.
Bir şey de demiyor. Yani hadi tamam siz görmediniz ki imkansız. İmkansız siz görmediniz. Tamam. Danışmanınız mı dönüp demedi? Ya hanımefendi burada bir adam dayak yedi. Siz devam edemezsiniz. Ayıp olur. Diyemedi mi? O da mı olmadı? Danışmanın danışmanı da mı yapmadı? Ekibiniz kötü. Ya da gerçekten yani şu kural üzerine gidiyorsunuz. Kardeşim ben ne diyorsam o.
Ve de maalesef Melih gibi adamlar da böyle çanak açtığı sürece böyle bu sistem devam edecek. Hanımefendi oradaydınız. Gördüğünüz basbayağı belli. Lütfen. Ha şunu deseydiniz. Gördüm, dondum kaldım deseydiniz. Full saygı. Full saygı. Dondum kaldım ne yapacağımı bilemedim deseydiniz. Full saygı. Ama ben görmedim. Gözüm başka kameradaydı. Bilmem neredeydi. Ya lütfen yapmayın etmeyin.
Ya çocuk da değiliz yani. Gerçekten çocuk değiliz yani. Gözümle gör… Bakıyorum hala. Bir işi kurtaralım. Bir empati yaptığınız zaman. Bunu da çok söyle. Bir empati yap. Abi işi niye kurtaralım? Çünkü niye o? Yayın çökmüş. İşte Muharrem Sarıkaya’da adamı oradan dövüyor. Ya bırakın Allah aşkınıza. Bırakın Allah aşkınıza lütfen. Batuhan Çolak. Aykırı.com.tr’nin genel yönetmeni bir haber yayınladı. 13 Mart’ta. Türkiye’ye kaçak giriş dalga dalga devam ediyor.
Kaçaklar Van’ın Özalp İçesinden, İran Sınırından, Sınırından Türkiye’ye giren yüzlerce kaçak karlı havada ilerlemeye devam ediyor. Kaçakların köyün etrafında yürüyerek şehir merkezine doğru ilerlediği görülüyor. Bakın izleyin siz de bu görüntüleri. Haber ilginç. Güzel bir haber. Gazetecilik refleksi. Çok basit değil mi? Batuhan Çolak jandarma genel komutanlığı tarafında suç duyurusunu bulunuyor. 301. maddeden yargılanması isteniyor. Düşünsenize. Yani 301. maddede vatanın bölünmez bütünlüğüne karşı çıkan terör sempatizanları ve terö köyleri yargılandığı bir madde. Ağır bir maddedir. Şunu anlamaya çalışıyorum. Buradaki haberin sorunun ne olduğunu çözmeye çalışıyorum. Haber çok basit esas. Göçmenler geliyor mu?
Yani Van’dan, İran sınırından Afgan göçmenler kim geliyorsa geliyor. Bu ilk haber değil ki bu. Yani her iki ayda bir, üç ayda bir böyle videolar hatta daha da sıklaşmaya başladı. Bu videoları görebiliyoruz. Ama Batuhan’a yapılan gerçekten yazık ve eziyet. Ve de bu gaz teciliktir kardeşim. Bu yargılığa yargılayamazsınız insanları. Beğenmediğiniz haberi yayınladığı için. Bu bir operasyon değil. Bu bir devlet sırrı değil. Bu bir devlet sırrı değil.
Bu bir gazetecilik refleksi. Bakın Batuhan gibi adamlar olmadığı zaman oturup da sonra şikayet etmeyin. Kardeşim niye bu kadar çok mültecilik? Niye bu kadar çok kaçak geçiş oluyor bu ülkede diye? Şikayet etmek yok. Unutmayın. Bu bizim demokrasimiz için Batuhan gibi gazeteciler en önemli köşe taşlarıdır. Bu da bizim demokrasimiz için Batuhan gibi gazeteciler en önemli köşe taşlarıdır.
En önemli köşe taşlarıdır. Demokrasi olmadığı sürece özgür basın da olmaz. Özgür basın olmadığı sürece hiçbir şekilde demokrasi olmaz. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu aşağı yukarı üç aydan beri iki de bir diyor ki kardeşim benim zam yapmam gerekiyor. Yani İBB olarak benim hem YTT’ye şuna buna zam yapmam gerekiyor. Her şey çok pahalı diyor. Bu sefer
gene hukume teklifine zamla gelindi. Ve de tabii ki siz biliyorsunuz yüzde 50 zam hatta. İBB ve esnafın ulaşımında yüzde 50 zam talebinde bulundu. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı. Ne oldu tabii ki? Standart. Red. Oylanıza arz ediyoruz. Önergiyi geldiği şekilde kabul edenler kabul etmeyenler toplu zam toplu zam teklifimiz, toplu ulaşıma olan zam teklifimiz oy çokluğuyla reddedilmiştir. Düşünsenize red oyu geldi. Taksicilere bile, hatırlıyor musunuz Taksiciler Odası Başkanı Eyyüp Aksu, o bile artık isyan etti ki onlar böyle tam zıttı. O böyle kardeşim ne demek 6.000 taksi daha hiç gerek yok biz devletimizin yanındayız bayraklar falan filan milli marş öyle yürüyordu İmamoğlu’na karşı. Şimdi kulak çınlaması esnafın kötü sözleriyle olurmuş. Şu anda kulaklarımız bol bol çınlıyor. Esnaf eylem yapmak istiyor tabii ki onun da paçası yanmaya başladı. Doğal olarak. E taksiciler diyor ki kardeşim her şey pahalı, zam pahalı her şey pahalaştı. Yol lastik, bakım benzin pahalaştı ama Ukome’deki İmamoğlu’nu yönetmemesi için yapılan bütün red oylarından dolayı cümleye getirdim sonunda durum buraya geldi. Bir anda eski düşmanlar İmamoğlu ve aynı zamanda başkan Eyyüp Aksu taksicilerine modobar şirinine aynı şekilde bakmaya başladılar. Ama gene red geldi. Kimden geldi? Ukome’deki devlet tarafından konan bazı bürokratlardan ve de tabi ki AK Parti
MHP üyelerinden. Şimdi nedir burada yapmak istedikleri? Bir nevi İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni batırmak. Niye batırmak istiyorlar? Çok basit. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bütçesi çok büyüktür. Seçim zamanında yaklaşıyor. Yaklaştıkça yani bu belediyeler bunun gibi siyasi partilere kaynak aktarır. Bu doğal bir şeydir normaldir. AK Parti yıllarca yaptı bunu.
Ama İstanbul Büyükbalık. Değil mi? Meşhur bir liderimizin söylediği gibi İstanbul’u kaybeden Türkiye’de kaybeder. Ama İstanbul’u batıran Türkiye’de batırmış oluyor bir nevi. Çünkü bunun hesabı bugün verilmese de ileride gene verilecek. İki kere bile olsa. Siz anladınız ne demek istediğimi. En son olarak
Cem Küçük Habertürk’te bir televizyon programında şunu söyledi.
Bir saniye. Bergen filmini 7 milyon kişi izledi. Bergen filmini 7 milyon kişi gitti.
Yani şöyle bütün bu hayattaki pahalılığın içerisinde kendine Bergen gibi bir filme gitmek için küçücük bir bütçe ayırıyorsan ki senin kültürel bütçene onu ayırıyorsan ve de o da sana gün gelip de bir şekilde sen kardeşim gitmeseydin sinemaya ekmek yeseydin ve hatta ekmek alsaydın diyecek kadar düşüncesiz bir ülkede olmadığımızı düşünüyordum. Ama öyleymişiz. Yani şu şuraya bağlıyo bir nevi. Patos cipsleri %30 zamlandı. Mesela. Değil mi? Patos. Yemeyecek miyiz? Hayır. Yemeyeceğiz. Her gün yemeyeceksin. O zaman ayda bir kere yiyebiliyorsun. İşte ayda bir kere gide gide Bergen filmine gidebiliyor. Ama bundan oturup da sen hala patos mu yiyorsun? Evet. Ooo sen zenginsin
o zaman. Demek gibi bir şey. Bu çıkart chat telefonunun çıkart sinema biletinin aynı muhabbet. Aynı muhabbet. Hiçbir fark yok arasında. Ha telefonunu çıkartmış, ha hangi filme gitmiş en son. Ve de gide gide sinemeye gidebiliyor. Bunun ne tiyatrosu ne konseri ne bir şeysi hiçbir şeye gidemiyor. Ama sinemeye gidebiliyor. Ve de oturup da bu adamlara suçlamak mı gerekiyor? Kardeşim gidip evine
ekmek alsaydın o zaman mı demek gerekiyor? Ya ne zaman bu kadar kalpsiz olduk? Ne zaman acaba merak ediyorum. Ben tahmin edebiliyorum ne zaman olduğumuzu. Şu, cevap bulamıyoruz. Çünkü niye her şey pallaşıyor diye. Cevabını bulamıyoruz. Ondan dolayı fakirleşenleri suçluyoruz. Fakir olmasaydın o zaman kardeşim. Suç sende. Ama fakirleşmek istemiyor musunuz? Zenginleşmek mi istiyorsunuz?
Gelin beni izleyin o zaman. Abone olun ünlü olun ve de like atın.
Yorum yazmayı da unutmayın. Yarın görüşmek üzere.