Matematik nasıl ortaya çıktı? Prof. Dr. Ali Nesin yanıtladı
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=4-5MSo-wuoQ.
Ali Hocam, şimdi bir şey merak ediyorum. Bu matematik niye, ne zaman, nasıl ve hangi… boşluğu doldurmak zor ortaya çıktı? Niçin… ilk matematik nerede? Rakam, çarpma, bölme, dört işlem, belki o zaman iki işlem, bilmiyorum. Niye ortaya çıktı, neden ortaya çıktı, kim çıkardı? Peki. Önce bu, daha önce matematik nedir diye sordun ya, onu bir ek yapayım istersen. Aslında matematik aslında… beynimizde…
evrenin bir şablonu, bir modeli… mükemmelleştirilmiş bir biçimi. Yani biz evrenin böyle olduğunu düşünüyoruz, böyle anlayabileceğimizi düşünüyoruz. Asl olan tabii ki… fizik. Yani kendimizi kurmamız. İşte topu attığım zaman…
ne kadar hızla, kaç açıyla atarsam nereye düşer, ondan sonra yağmurdan fırtadında nasıl korunurum, ondan sonra ben kimim, neyim, nereden geliyorum falan bu gibi sorular. Tam nereden başladığı bir zamanlar bunu bayağı bir anlamaya çalıştım ama beceremedim. Yani din mi önce, matematik mi önce, yazı mı önce, ne önce çünkü… her 15 günde bir veriler değişiyor. En son Göbekli Tepe’me ne? Bir yer bulundu.
Orada işte insanlar tapınak inşa etmişler. Oysa dolaşıyorlarmış, gezginlermiş. Göçebi toplumun ilk yereşi tapınağı deniyor. Evet. Pek inandırıcı bulmuyorum. İnanmıyorum demek istemiyorum çünkü sonuçta bilim bu. Bilim insanları söylüyorsa bunu inanmak zorundayım da… pek inandırıcı bulmuyorum desem daha iyi olur. Çok bana tuhaf geliyor. İnsanların bir tapınak inşa edip de o tapınağı inşa edebilip de…
kendilerine yerleşik bir düzen yapmamaları, ev bak yapmamaları… bana pek inandırıcı gelmiyor. Kolay kolay inanamıyorum buna. Şimdi bu dört işlem çok daha sonra. Nasıl başlıyor? İlk nerede başlıyor? Çünkü bildiğimiz ilk… Mezopotamya’da da… En önemlisi onluk sistem. Yani onluk sistemde yazmak. Roma rakamlarını bütün çocuklar okulda öğrenirler.
Siz Roma, Ömer rakamlarıyla bir topluma çarpma yapmaya çalışın bakalım yapabilecek misiniz? Çok zor. Eski Yunanlar da o kadar dahi yetişti eski Yunan insanı da. Matematik yok. Matematik olmaz olur mu? Alası var. Ama aritmetik yok. Pardon. Aritmetik yok. Yani çarpma… Onluk tabanında yazmayı bilmiyorlar. Onluk tabanında yazmayı bilmiyorlar. İlginç bir şey okudum geçenlerde. Bir makalede…
Adam diyor ben böyle bir söylenti duymuştum ama inanmamıştım diyor sonra teyit ettirdim diyor. Belki 17. yüzyılda… Almanya’da, bugünkü Almanya’da, evet o zaman… Avusturya, Macay, Saint-Portoil falan da… Bir iş adamı… Bayağı başarılı. İşlerini genişletmek, büyütmek istiyor ama yaşlanmış da… Oğlum yapsın bari diyor ama bunun için oğlunun eğitim alması gerekiyor.
Gidiyor o şehirdeki ya da kasabadaki, neyse üniversitedeki profesörü bir profesör soruyor. Oğlum diyor nerede eğitimi alsın, nerede eğitimiydi diyor. Adam diyor ki, vallahi diyor… Toplomu ve çarpma konusunda burada Almanya’da fena değiliz diyor. Toplomu ve çıkarma konusunda. Ama çarpma ve bölmeye gelince İtalya gitse daha iyi olur diyor. Yani o kadar geç bir dönemde bu bildiğimiz… Bölme işleri… Bak şimdi Ezber’den bahsetti. Bize yukarıya bak, 2324’ü 15’e bölüyoruz falan böyle. Çok acayip zor bir şey, acayip sofistik bir şey. Ve bunu da çocuklar ezberliyorlar tabii ki ezber yapıyorlar. Hiç kimse düşünmüyor… Nasıl yapılır? Ben bazen soruyorum öğrencilere, Küregen öğrencilere… Lise öğrencilere mesela… Sizi diyorum, toplomu ve çarpmayı biliyor musunuz diyorum. Biliyoruz diyorlar. Yani diyorum öğrendiniz, evet öğrendik diyorlar.
Ne zaman öğrendiniz diyorum? İlkokul… 1’de 2’de falan diyorlar. Ama diyorum virgülü sayıları. Onu diyorlar, onu da şeyde öğrendik diyorlar. Ortaokulda falan öğrendik diyorlar. Hatırlıyor musunuz o gün diyorum? Hayır diyor, hatırlamıyoruz diyorlar. Ama öğrendiniz değil mi? Evet diyorum. Öğretmenlere soruyorum biliyorlar mı diyor. Bildiklerinizi zannediyoruz diyor. Öğretmenlere sormuyorum siz biliyor musunuz diye. Onlar da bilmekten eminim. Sonra peki diyorum, şimdi tahtaya diyorum, ilk tane sayı yazarsam altı altı bundan çarpabilirsiniz diyorum. Çarparız diyorlar.
Çarpamıyorlar. Yazıyor bugün sayıyı. 1 virgül 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15. Son sefer kadar gidiyor böyle. Bir sonraki sayıyı yazıyorum. 2 virgül, 3, 5, 7, 11, 13. Asallarla gidiyor sonraki sayı. Hadi çarpın diyorum. Çarpamıyorlar tabii ki. Ama çaptıklarına inanıyorlar. Çünkü otomatik olarak görmüşler çarpmayı. İnandırılmışlar daha doğrusu. Bu 4 işler, eksi sayılar. Eksi sayılar.
Ticaretle birlikte başlıyor eksi sayılar. 14. yüzyılda, 15. yüzyılda falan. 15 yüzyılda eksi sayıları biliyorlar. O zamanlar işte… İtalyanlar, italyanlar……tacirleri buluyor. Aritmetik çok önemli ama……çok geç bulunuyor aritmetik. Mesela eski Yunanlılarda……sıhılar… Aynen Yunanlılar gibi, şey gibi, Romalılar gibi… Alfa. Alfa’nın üstünde bir……çizik koyuyorlardı. Alfa üstü. Alfa üstü, Beta üstü, Alfa üstü 1’di, Beta üstü 2 galiba ya da 3 falan öyle……öyle gidiyordu. Onlar da çok tuhaf bir şekilde……sayıları… 10 taban da olması gerekmez. Herhangi bir taban da yazmayı becerememişler. Oraya gelene kadar düşünsenize, Milatya Önce 2000’de falan başlıyor galiba değil mi? Sümmer şeysi. Milatya Önce 2000’de, 2000-2000’de başlıyor. Oğudan 1400’e kadar falan. Aradan…
3000 yıl geçiyor. 3000 yılda bulmuyor bu. Bildiğimiz topluma çalma… Daha sonra tabii ki… Özellikle 19. yüzyılda… Bugün bildiğimiz matematik aslında 17. yüzyılda, 16 yüzyılda……icadı mı? Bunu söylemek zor. Eski Yunanlıların yaptığı geometriyle, bugün geometriyle aslında bir fark yok. Ya da Mısırlıların yaptığı. Mısırlı… Arkada şu fark var.
Ayrıca bir reklam arası var. Bu uzun ve detaylı bir konu. Reklamdan sonra konuşalım. Rica edeceğim. Geometri de kalmıştık. Mısırlılar. Mısırlılar……yaptı dedim. Siz hayır dediniz. Yani Mısırlılar tabii, sümerliler dair Mısırlılar, Çinliler, Hindliler falan……çok ileride matematikte de……ilk kanıt kavramını ortaya koyan……kanıtlamak……yani ispatlamak……ispatla… ispat kavramını ortaya koyan eski Yunanlılar. Batıyı da batı yapan o ispat kavramıdır. Yani o demokrasiyi de getirir, kendinden kuşku duymayı da getirir çünkü……mesela……sümerlilerin bildiği bazı şeyler vardı. Onlar emindiler. Doğru, eski Yunanlılar da emindiler. Ama emin oldukları şeyi kanıtlamak istediler. Yani bu çok önemli bir şey bu. Matematiği bunun için kullandılar.
Matematik aslında kanıttır. Yani sadece olgular değildir. Şimdi bizim okullarda kanıt göstere bilmiyor hiç. İspat göstere bilmiyor. Yani siz de bilmiyorsunuz mesela nedir ispat diye. İspatsız bir ders, matematik dersi……sanki şey gibidir. Edebiyat dersinde sözcük okumak gibidir. Matematik denen şey ispattır. Yani ispatında yöntemleri vardır. Bir şeyi ispat… Yani kesin kesin doğru olacak bir şey. Kesin kesin doğru olacak bir şey. Onu göstereceksin. İkna edeceksin. Sen ikna olacaksın. Dinde de öyle de. Dinde de kendi ikna olacaksın tabii ki. Var, yok falan. Ama başkasını da ikna edebileceksin. Yani siyasette de öyle de… Yaşam biçimi, varoluş biçimi… Dindiler. Burada sadece kendi ikna edersin. Başkasını ikna edemezsin. O yüzden insanlar kavga ederler siyasette. Matematikte kavga olmaz.
Matematikte çünkü sen ikna edersin, yetmez. Bir de başkasını ikna etmen gerekir. Onun için de kanıt gerekir, yazman gerekir. Şey gibi… Bir satrançta vardır ya, 3 amlede mat. 3 amlede mat gösterdiğin zaman eğer hata yapmışsan, karşılar der ki, Ya bunu hata yaptın der. Ha doğru da onu görmemişim der. Kavga etmez der.
Matematikte öyle.