Chelsea’ye talip var! | Nureddin Nebati | Furkan Vakfı ve Süleyman Soylu
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=cfOVPditX38.
Herkese merhaba, programa hoş geldiniz. Size iyi haftalar dilerim. Bugün pazartesi. Haftanın başı. Bu hafta sonu futbol dünyasını sarsacak bir olay oldu. Ama sarsmadı. Niye sarsmadı? Çünkü bence çok komik bir olay. Şimdi, biliyorsunuz Abramovic, Rus oligark, Chelsea kulübünü satma kararı verdi. Bu kararı verdikten sonra Chelsea kulübünün de vakfa bağlı olduğu yer, vakıf dedi ki
tamam dedi ben artık tekliflere açığım. Kim satın almak istiyorsa bana teklif versin gibi bir açıklama yaptı. Ne oldu tabi ki? Niye Abramovic satıyor? İşte İngilizler mal varlığına el koymasın falan. Uzun hikaye. Daha basit indireceğim ben size bu hikayeyi. Aradan bir Türk iş adamı çıktı. Muhsin Bayrak. Ondan sonra hemen böyle sosyal medyada haberi çıktı. İşte Muhsin Bayrak Chelsea futbol kulübünü satın almak istiyor. Başvuru da bulurcak. Açıklamalar yaptı.
Ben dedi, ben para koyacağım, nakit koyacağım, bilmem ne dedi. Ondan sonra ne oldu biliyor musunuz? Anlatayım size. Bir açıklama daha geldi Sayın Bayraktan. Dedi ki AB grubunun müzayede prosedürü konusunda avukatlarla yanlış anlaşılmalar oldu. Ve bu nedenle süreye açtık. Efendim? Süreye açtınız. Neydi bu yanlış anlaşılmalar?
Ha, mail adresi karışmış. Yani Chelsea için yapacağımız teklifi yetiştiremedik dedi. Oluşan bu karşılıktan dolayı gerçekten çok üzgünüm dedi Sayın Bayrak. Allah Chelsea kulübünü kurtarmış. Siden ben söyle şimdi söylüyorum. Yani iyi ki almamışlar.
Eminim Sayın Bayrak yanlış mail adresini kendisi yanlış yazmamıştır. Ama onun için çalışan bu kadar beceriksiz avukatlar varsa, siz düşünsenize Chelsea klübü biz şu kişiyi transfer edeceğiz. Böyle fakslar çekecekler. FIFA diyecek ve UEFA diyecek. Ya faks gelmedi. Nereye çektiniz? Efendim biz Kazara Ankara’daki kebapçıya çektik faksı. Abi sadece şu da var tabi ki. Beyefendi demiyor yani s***tık demiyor. Anlatabildim mi yani? İçine batırdık demiyor. Ve hatta amaç şey miydi acaba? Ya anım şanım yürüsün. Ben teklif veriyorum öyle param var ki. Belki de odur. Ama sonra şu defansa geldi. Kulübü Türkiye’nin satın almasını istemediklerini düşünüyorum.
Şu herkes bilmedi ki Türkiye Cumhuriyeti çok büyük bir devlettir. Evet büyük bir devletiz. Bu devletten çok ciddi iş insanları çıkıyor. Ve biz dünyanın her yerine varız ve olacağız. Tek sıkıntı doğru düzgün mail yazmayı bilmiyor sizin ekip. Onu söyleyebilirim yani. Yanlış mail yazabiliyorum. Nedir yani? Chelsea at gmail.com’a yolladık beyefendi. Eğer Türkiye’nin bir iş adamı olduğum için bu iş iptal edilmişse, ben onunla şeref duyarım. Abi yani… Abi… Teklifi… Yani yanlış mail attık, yanlış yere yolladık. Bu kadar ciddi bir işe yanlış mail attıkla olmaz. Olmamalı. Öyle olmuyor o iş. Ama tabii ki burası Türkiye abi yani. Yanlış yere mail atmış. Teklifi alamamış. Bu sebepten dolayı Chelsea kulübünü satın alamadım. Ah vah vah. Neyse.
Çok iyi hikaye. Sayın Nebahat’i, Hazine ve Maliye Bakanımız ve de gözleri her zaman sıcak ve parlayan Sayın Bakanımız… Gülçin’im gözlerime bakar mısınız? Şöyle bir videolusu çıktı. Diyor ki bir problem mi yaşadınız diyor. Durun siz izleyin esas. Bir problem mi yaşadınız? Rahat olun. Bize hemen ulaşırsınız.
En sevdiğim konu da şu yatırımcılara zorluk çıkara mevzuat ya da bürokrasidir. Hep beraber kavga edelim. Bürokrasiyi alaşağı ederiz. Arkamızda Cumhurbaşkanımız var rahat olun. Şimdi bunu şunu söylüyor. Diyor ki yani şu cümleyi kurseydim mükemmel olurdu. Kanunlar içerisinde elimizden geleni yapacağız deseydi Sayın Bakanımız mükemmel bir açıklama olurdu. Çünkü gerçekten yatırımcılar onu arıyor.
Çünkü yatırımcı bakın şu bölgeye bakmanız gerekiyor. Yatırımcı diyor ki tamam Sayın Nebati ben Türkiye’de yatırım yapacağım değil mi? Evet kaç para? 100 milyar dolar yatırım yapacağım. Sayın Nebati de diyor ki bu şekilde biraz basitleştiririm hikaye diyor ki. Ben her şeyi hallederim diyor. Arkamda Cumhurbaşkanı var diyor. Ben her şeyi hallederim diyor. Peki ama o yatırım yapan adam bir anda rakibi gelirse ne oluyor? Veyahut da biraz daha fazla para verirse rakibi o zaman ne oluyor?
Veyahut da istemedi bir firma gelirse nasıl olacak o zaman? Veyahut da ters düşerse Cumhurbaşkanı’yla veya hatta herhangi bir bakanla o zaman ne olacak? O zaman gene Sayın Nebati arkasında duracak mı? Çünkü bu kaçıncı Hazine ve Maliye Bakanımız. Şimdi bütün bu konuşmalardan sonra Sayın Nebati de galiba ya bozuldu ya bu açıklamaları sevmedi ya da yani birisi onu dedi ki ya abi böyle söylenmez dedi.
Yani her şeyi veriyoruz gelin, o da Cumhurbaşkanı da akşam yemeği de yeriz. Gelin siz yeter ki yatırım yapın biraz yalvarıyormuşsunuz gibi oldu. Gibi geldi bana öyle duyuldu sanki ki. Bir açıklama daha yaptı. Dedim ki bunu da birlikte izleyelim. Biz Londra’ya gidip alnımızın akı Türkiye gücü ile Türkiye’yi anlatıp Türkiye’ye yatırım çekmeye çalışırken.
Gidip Türkiye’ye şikayet edenlere sesleniyorum. Biz Londra’ya gidip alnımızın akı ile yatırım çekmeye çalıştık. Bu ülke kimseden dilenmez kimseye eyvallah etmez. Ama ettiniz. Ya tamam dilenmediniz de ne dediniz? Ya sen ne olursan gel ben hallederim dediniz. Yani sen yeter ki paranı ver, kaş paramı ver, elimi yardılarım. Paranalar ver, senin kaş paranı ver.
Onu dedik ya tamam dilenmedik. Çok ısrarcı olduk. Bizlere yatırım yapın diye. Olay o. Son olarak bu hafta sonu acayip görüntüler geldi Adana’dan. Nedir o? Furkan Vaktifı’na karşı polisin şiddet videoları. Böyle bir anda yayıldı. Orada ne deniyor? Başörtülüden başörtülüye müdahale edildi.
Ya bence benim için fark etmiyor. Başörtülü olsun veya başörtülü olmasın. Cop’un bir şey yok yani. Böyle bir herhangi bir siyasi anlayış yok. Cop, o buranın elindedir. O kadar. Ama biz böyle neye bağladık onu? Biraz daha böyle bir işte başörtülü nasıl başörtülüye vuruyor bak. Böyle bir şey yapıldı medyada. Rüzgâh yapıldı. Süper geneksiz bir şey. Polisin tepkisi sert miydi? Çok sertti. İlginç olan Sayın Süleyman Soylu’nun açıklaması. Şimdi Sayın Soylu dedi ki yıllardır her hafta yasa dışı gösteri yapan kuytulcular tüm uyarılara rağmen bugün Adana’da Nevruz ile es zamanlı yasa dışı gösteri yapmışlardır. Kuytulcuların uzun zamandır tüm tahrik, hakaret ve istismarlarına güvenlik güçlerimiz hep sabırla orantıyla mükaabeli etmişlerdir. Ancak bugün tüm tahrik, hakaret ve istismarlarına rağmen orantısız güç uygulamak bizim yöntemimiz olmamalıydı dedi. Ok. Bunun Türkçesini ben size şey yapacağım. Hatırlıyorsunuz tercümesini yapıyorum ben bazen. Siyasi, siyasilerin ne demek istediği. Tüm uyarılara rağmen bugün Adana’da Nevruz ile es zamanlı Nevruz ile aynı zamanda niye yapıyorsun kardeşim? Yani başka zaman mı bulamadın?
Es zamanlı yasa gösterisi yapmışlardır. Kuytulcuların uzun zamandır Türk tarih, hakaret ve istismarlarına güvenlik güçleri uzun zamandır. Yani uzun zamandan beri bu kuytulcular bize hakaret ediyor kardeşim bize laf ediyor. Ok. Devletin derisi biraz daha kalın olmalı. Neyse. Ve bütün bu istismarlara rağmen güvenlik güçlerimiz hep sabırla orantıyla mukabele etmişlerdir.
Yani onlar bize hep böyle laf ettiler, böyle hakaret ettiler. Biz böyle sabırlı kaldık. Niye? Niye sabırlı kaldık? Onu bilmiyorum. Yani devletimiz niye sabırlı kaldı bilinmiyor. Ancak bugün tüm tahrik ve hakaret ve istismarlara rağmen suç bizde değil. Bak onlarda orantısız güç kullanmak, uygulamak yöntemimiz olmamalıydı.
Yani esas suç bizde değil, suç onlarda. Onlar bizi öyle tahrik etti ki biz kendimiz kontrolden çıktık demeye çalışıyor. Sayın Süleyman Soylu. Sayın Soylu burada şunu sormak istiyorum. 8 Mart Kadınlar Günü’nde, LGBT gümşeylerinde, onur yürüyüşlerinde acaba polis o sabrı gösteriyor mu onlara merak ediyorum. Kadınlara göstermediğini size garanti verebilirim. Yani 8 Mart’ta kadınlara hiçbir zaman göstermiyor o sabrı. Ama bu tarikat değil mi? Haa. Okey. Şimdi anladım. Ben ilk defa Sayın Soylu’nun ya benim polisin fazla sert müdahale etti dediğini gördüm. İlk defa.
Ve de diye diye Adana’da bir tarikata karşı yapılan orantısız güçten dolayı söylüyor. Keşke aynı hassasiyetini LGBT, kadın, Türk ve herhangi bir vatandaşın protesto ettiği zaman maç günü dağılmaya kadar keşke Sayın Soylu polisleri aynı şekilde o hassasiyete davet edebilse.
Keşke. Burası keşkelerin ülkesi. Ama keşke diyemeyeceğiniz bir şey var. Keşke destek vermeseydim. Pardon. Keşke destek verseydim Umur bir anda. Ki daha çok severek ve eğlenerek program yapsaydı. Demenize gerek yok çünkü burada abone olabilirsiniz. Üye olabilirsiniz.
Para yollayabilirsiniz. Yorum yazabilirsiniz. Veyahut da daha basit bir şekilde sadece yarını da bekleyebilirsiniz.
Yarına görüşmek üzere.