Prof. Dr. Celal Şengör dinozorlar çağının uçan sürüngenlerini anlattı | Teke Tek Bilim

Prof. Dr. Celal Şengör dinozorlar çağının uçan sürüngenlerini anlattı | Teke Tek Bilim videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=tiKFbh8DZwI. TKT! İyi geceler değerli izleyiciler. TKT Bilim’e hoş geldiniz. TKT Bilim’de bir bilim deyince, Akla’ya memlekette ilk gelen adamların başında gelen bir konuğumuz var bu akşam. Azak Konektiv programı biz beraber başlattık. Daha sonra…

Prof. Dr. Celal Şengör dinozorlar çağının uçan sürüngenlerini anlattı | Teke Tek Bilim

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=tiKFbh8DZwI.

TKT! İyi geceler değerli izleyiciler. TKT Bilim’e hoş geldiniz. TKT Bilim’de bir bilim deyince,
Akla’ya memlekette ilk gelen adamların başında gelen bir konuğumuz var bu akşam. Azak Konektiv programı biz beraber başlattık. Daha sonra onun yoğun çalışmaları, çalışmalarını nerede yürüttüğünün zaman zaman belli olmasından kaynaklanan nedenlerle ben tek yapmak zorunda kaldım. Celal Şenker konuğumuz. Beyefendi hoş geldiniz. Hoş bulduk arkadaşım. Sizin mahkeme salonlarında değil de burada görmek ne güzel. Ne kadar güzel değil mi?
O gün bugündür görüşememiştik çünkü hemen oradan çıkıp yazlığa gittin. Evet. Biz de İlber Bey’le beraber gelecektik ancak İlber Bey’in aşırı renkli sosyal hayatı. İsviçre’ye gitti değil mi o? Bir Avrupa turu yaptı bir İsviçre’ye gitti. Benim de programlarla çakışınca gelemedik. Gelemedik zaten. Eskiden tatili bitirdin geldin. Bitti değil mi tatil? Bitti bitti tabii canım. Kapadın elini. Ya tatil zaten yapmıyor. Tatil değil orada çalışıyorsun da yani yazlık köşk’teki çalışmaların sonu.
Aynen buraya girdi. Sana daha önce söyledim ya. Canımı okudu bu yaz Karpatlar ve o Balkan Karpat. Sen artık bir emekli profesörsün. Niye çalışıyorsun hala? Merak abi merak. Emekli olanlar çalışmaz kardeşim Türkiye’de. Gideceksin Asos kahvesine pişmiri koyacaksın. Ah ah onu yapabilirsem. O Karpatlarla o Balkan Karpat yayı rüyalarıma girdi Fatih. Sakin ol.
Bak küvyeye sapık sana sapık. Kuvye ile beni aynı sınıfa koydun ya. Bundan büyük iltifat. Yakın sınıflarsın. Aynı sınıf asaydı. O zaman kuvye emsi bir şey olurdu. Bak küvenin kitabı orada gördüm. Evet değil mi? Küvenin kitabının bir cildi orada daha doğrusu. Bir cildi orada doğru. Onu televizyonu şeyde göstermiştik. Biliyorsun internete yaptığımız programda göstermiştik o kitabın hepsini. Bugün dinazorları konuşacağız dedim. Ben ama sen bana kızdın. Onlar dinazor değil mi kardeşim? Hayır.
Aynı zamanda yaşamadılar mı? Aynı zamanda yaşadılar ama dinazor değil. Ha doğru. İnsanlar aynı zamanda yaşayan bir sürü yaratık var. Anladın mı? Tabii. Bu yaratıklar neden bahsedeceğiz biz bu akşam? Tam olarak ben anlamış değilim. Biz bu akşam uçan sürüngenlerden bahsediyoruz. Uçan sürüngenler. Uçan sürüngenler. Ve bu uçan sürüngenleri işte konuşacağız. İlk fark eden küvyeye. Biliyorum.
Senin evde bir tane fosil görmüştük. Sahte fosil. Aynen. Onu da göstereceğim. Çünkü o boyutlarını gösteriyor. Senin tam evin girişinde. Hayır. Onlar şeyler. Içeride bu. Ha. Göstereceğim. Bak ben hepsini karıştırıyorum. Bilmediğim bir alan. Bilmek için bir şey merak ediyorum. Sen hiç bilmiyorsun. Bu bir şey. Bu bir şey. Bu bir şey. Bu bir şey. Bu bir şey. Bu bir şey. Bu bir şey. Bu bir şey.
Bunu bir şey yapıyorum. Bunu bir şey yapıyorum. Ama benim yaptığım bir şey de yok. Efendim öyle bir şey değil. Bu bir şey değil. Efendim öyle bir şey değil. Bunu bir şey yapıyorum. Bunu bir şey yapıyorum. Bunu bir şey yapıyorum. Bunu bir şey yapıyorum. Bunu bir şey yapıyorum. Bunu bir şey yapıyorum. Bunu bir şey yapıyorum. Ben de onu yapıyorum. Ee, sen geologu bilmiyorsun. Evet. Bütün geologlar bunları bilir mi? Bilmesi gerekir. Yani o paleontolojinin bir parçası bu. Ama sen paleontolog değilsin ki. Geologum kardeşim. Yani bu şuna benziyor efendim ben tıp okumuşum. Yani diyorsun ki ama sen dahiliyici değilsin.
Bir geograf, bir stratigrafla zor konuşur. Bir stratigraf… Bütün geologlar bunu bilir mi? Onları bilir mi? Hayır. Maalesef. Maalesef diyeyim yani. Ama bilmesi gerekir normalde. Ya ben bak şu kitap var ya, onu göstereceğim sonra. Dur bir reklam arası vereyim. Kitabı göster. Bak bak. Şu Dragons of the Air. Havadaki drago. Bu bu bu Harry Gove your Sealy’nin meşhur kitabı. Drago’nun ejderha demek değil mi? Abi ben bunu lisede aldım ya. Diyor musun sen sallanırsın?
Evet abi. İnsanlar lisede playboy alırlar, hustler alırlar. Sen gidiyorsun bunu alıyorsun kardeşim. Sapıksın gerçekten. Bir reklam arası vereceğiz elbise. Sonra eee…
Geri Şengör ile beraber burada neden basit çektik? Pterazorlardan basit çektik. Pterazorlardan basit çektik. Uçan sürüngenlerden. Gerald Bey uçan sürüngenlere geçeceğiz. Hep bir şey merak ediyorum. Buyurun. Şu fotoğraf 1927 Solvay konferansı ve bugün bilimi bugüne zıplatan bütün herkes orada. Yani evren algımızı madde algımızı, zamana her şeyi değiştiren adamlar burada. Atıp hepsi burada. Kıskanıyor musun bunları? Orada olmak ister miydin? Çok. Abi bu adamlardaki zeka anlaşılır gibi değil ya. Yani öyle şeyler düşünüyorlar. Uzaydan bir grup getirip buraya bırakmışlar gibi. Öyle şeyler düşünüyorlar ki diyorsun ulan bu deli saçması. Ve doğru çıkıyor. Yani Einstein dediğin adam. Ya bu adamın adı ne?
Bu Newton’un 300 sene doğru kabul edilen teorisini tam tersi. Köpe atıyor. Ve ölçüyorlar, biçiyorlar. Hala bugün GPS adamın hakkı var.
Hendrik Lorentz ilk defa şeyi fark ediyor. Bak Einstein’ın yanında oturma. O ilk defa diyor ki ya ışık hızına yaklaştıkça zamanla mekan birleşiyor diyor. Zamanı şeyin içine koymamız lazım diyor. Hızları toplarken bir zaman öğesi koymamız lazım diyor.
Lorentz transformasyonları formülleri yazıyor. Fakat şeyi bir türlü kabul edemiyor adam. Ulan ışığı hızı toplanamaz. Yani akılları almıyor. Einstein geliyor diyor ki bu böyle değil. Niye böyle? Tabiat kanunu diyor. Ama mesela Einstein de bazısını anlamıyor. Mesela Einstein’ın hemen yukarıya çıkalım. Kırmızı papyonu Schrodinger.
Schrodinger’in dediğini kabul etmiyor. Bir türlü. De hergöt für feld nicht. Tanrı zarartmaz. Schrodinger diyor ki ya elektronun atom çevresinde nerede olduğunu bilebiliriz. Ama hızını bilemeyiz. Hızını bilemeyiz. Hızını bilemeyiz. Onu da ilk defa şu genç adam söylüyor. Rutherford’ın hemen altında duran Werner Heisenberg. O çok büyük adam.
O müthiş bir adam. Müthiş bir adam Werner Heisenberg. Einstein’ın tekvekili. Ya müthiş yani. Hakikaten. Schrodinger diyor ki ancak diyor bir ihtimal hesabıyla diyor bunu bilebiliriz. O ihtimal hesabından yörüngemsiz şeyler çıkıyor. Hepsinin şekilleri değişik.
Hepsini değiştirebilir. Aynesinin her biri bir ihtimal formülüne göre çizilebiliyor. Einstein’ın 1935’te yayınladığı meşhur bir paper vardır ve yanlıştır. Şey diyor. Quantum mekanik’i. Gerçeğin tam bir tasviri midir? Einstein’ın cevabı hayır.
falan Einstein’ı diyorlar ki sen geri kaldın. Tabiat böyle davranıyor. Einstein diyor ki hayır. Tabiat deterministtir. 1950’de Popper Einstein’i ziyaret ediyor şeyde Princeton’da. Tartışmaları esnasında Popper Einstein’e de ki sen diyor parmenides gibi düşünüyorsun. Değişmez mi kainat? Bu sohbetimizde sana ben parmenides diyeceğim diyor. Zaten o sabit evren kurumu da çöküyor
yani. Hazemek kaç yaşında novel aldı? Iıı yirmi altı gibi yaşlı epey. Yirmi altı. Evet. Yirmi altı yaşıken verdiler mi noveli? E verdiler tabii canım. Niye vermesinler? Ha yirmi altı yaştaki bir çalışmasını elli altı yaşında. Hayır hayır hemen şak diye. Şak diye. Şak diye verdiler. Onun üzerine Göttingen Üniversitesi de epey utandığı için hemen
ordinal iş profesörü yaptı kendisine. Neyse biz uçağın sürüngelerden bahsediyoruz. Uçağın sürüngenlere değil. Bunlar dinazor değil. Hayır. Ne farkları var? Akraba anlatacağım. Peki. Şimdi oraya geleceğim. Acele etme diyorsun. Ama ııı kapağımız nerede? Evet. Arkadaşlar ııı sılaydı iki. Hayır
sılaydı bir. Bak. Başlığa dikkat et. Evrimin muhteşem ürünleri. Şimdi biz göreceğiz bu evrim dediğimiz olay bu hayvanları nasıl üretiyor? Hangi ortamda niçin üretiyor? Pterosaurya uçan
sürüngenler. Tamam mı? Şimdi bunlar neyin nesiydi? Şimdi ikinci slaydı. Iki. Evet geldi. Şimdi bak burada sol tarafta bir Nortropi görüyorsun. Niye Nortropi? Çünkü Nortrop destek olmuş bunlara.
Tabii. Lawson diye bir öğrenci bunun kemiklerini buluyor. Nerede bulunmuş kemikleri? Teksas. Bunu buluyorlar. Önce bir türlü anlayamıyorlar. Sonra ortaya çıkıyor ki bu Pterosaur. Diyorlar uça bilir mi? Şu hayvanın boynuna bak. Zürafa bu bildiğin zürafa. Uçan zürafa. Zürafa kadar
bir şey. Bir de üstüne gagasa var. Evet. Üç metre. Gagasa. Evet. Ve bu uçuyor. Ve uçuyor. Bak. Bu çok güzel. Kaç tonlar bu nasıl uçabiliyor ya? Zürafa iki ton falan galiba değil mi? Hayır. O bin üç yüz kilo. Bin üç yüz kilo. Bu bin üç yüz kilo uçuyor yani. Evet. Hayır. Hayır. Iki yüz elli kilo. Ne? Iki. Oraya da geleceğiz. Tamam. Şimdi bak burada Sir David Attenborough
ilgini çok güzel program yaptıydı. Öyle mi yapmışlar ki Sir David’i şeyin içinde oturtmuşlar. Bir planörün planörle uçuyor. Hatırlıyorum. Hatırlıyor musun? Hatırlıyorum. Yanında bu gidiyor. Sir David bakıyor. Wow diyor. Planör kadar. Planör kadar. On metre kanat açıklığı var Fahdi. On bir diye okumuştum diyor. On bir on üç diyen var. Diyin mi? Mesela şey için.
Hedge Kopter X için on üç metre diyorlar. Kanat açıklığı. Yani o bildiğin Tayyare. Bundan sonrasını alalım. Makines. Tayyare burada. Quetzalcoatlus burada. Ve şekle bak. Bayağı Safuşçağ gibi. Evet.
Müthiş bir hayvan ya. Şu aerodinamiğe bak. Evet. O azım. Yani şeye benziyor. SR-71 Black 4. Ve uzun zaman şunu düşünmüşler bu bulunduktan sonra. Ya bu kanat çırpabiliyor muydu? Çırpabiliyor muyum? Evet. Kanatlarda tüy var mı yoksa derin var? Üzerinde piqno fiberlar var.
Onu da göreceğiz. Tüyücü bir derin. Ne tüyü ne kıl. Bunlara has. Bunların iki tür vücut örtüleri var. Bir aktino fiberlar var. Bir onun üzerinde piqno fiberlar var. O hepsini göreceğiz o zaman.
Bir sonraki arkadaşlar. Birinci video mu sağ olalım? Ha video. Birinci video arkadaşlar. Harukcum birinci video. Yoksa der ya. Kim var orada? Kim var orada? Makinist. Evet arkadaşlar. Birinci videoyu heyecanda bekliyoruz. İşte geldi. İşte Fatihcim. Jurassic Park.
Aynı dönemde mi yaşamışlar? Aynı dönemde mi yaşamışlar? Hayır. Kratese’nin en sonunda. Bunlar aşağı yukarı. Dinozorlar yok olmadan biraz önce. Biraz önce. Biraz önce 28-10 milyon yıl. Nasıl abi? Şahane. Bunun üstünden uçtuğunu düşünüyor musun? Allah korumuş bizi. Bak bak bak bak. Çok garip. Ayakları da var kanatların ucunda.
Tabii. Dört ayak üzerinde yürüyor. Evet dört ayak üzerinde yürüyor. Ve bak şu küçükleri görüyor. O yüzden de bu. Bak bak bak. Şurada videoya durdurabilseydik. Biraz gel. Bak burada durduralım. Dur dur dur dur dur. Bak bu var ya. Bir saropot görüyorsun burada. Evet. Bunların normalleri 30 metre büyük. Evet 30 metre. Bunlar Hadsek Adası diye bir yer var. Romanyada. Bugünkü Romanyada.
Adada olduğu için boylanmış. Boya küçülmüş. Büyüyememişler. Büyüyememişler. Akvaryadaki balıkların büyüyemesi gerekiyor. Ve bu tabii uçtuğu için bunun öyle bir derdi yok. Gidiyor her yerde yiyor. Bunları yiyor. Sen düşünebiliyor musun bir pterozorun bir saropodu yediğini. Muhteşem hayvanlar bunlar yani. Bunlar cüce saropodlar yani. Evet. Büyük talihsizlik ki Hedsekopterix ile aynı zamanda yaşamışlar. Ve bunlar ot yiyenler. O küçük kafalı aptal olanlar. Evet evet abi. Hedsekopterix de geliyor bunları böyle vıp. Ama bu kuşun atası değil. Hayır. Hiç alakalı yok. Kuşlar dinozordur. Unutmayalım. Kuşlar dinozordur. Bunlar biraz sonra göreceğiz. Dinozorlarla aslında akraba bunlar.
Ama dinozorlar ve bunlar ortak bir atadan, arkozorlardan türemişler. Onu geleceğiz. Devam edelim. Videoyu görün arkadaşlar. Bu da iskeleti. Bu kemiklerin tamamı bulunmuş mu yoksa bir kısmı yok. Bunlar imal edilmiş ama bölük törçük bulunmuş. Mesela boyun kemiklerin hepsi bulunmamış ama tahmin edebiliyorlar. Adama bak. Zavallı yanında. Bu ilk ne zaman bulunmuş bu? Bu mu yoksa Piteranadonlar genelde? Genelde 1784. Ama kimse hiçbir şey anlamamış. Bunların uçtuğunu anlamamışlar. Hiçbir şey anlamamışlar. 1812’ye kadar. Küvye. Senin adam mı? Benim adam. Büyük psikopat. Gerçekten öyle. Onu anlatalım mı seyircilerimize? Hakikaten manyak ama. Var mı? Müzenin görüntüsü var mı elimizde? Keşke getireydik. Biz Fatih’le beraber sevgili seyirciler Paris doğa tarihi müzesini geziyorduk. Küvye’nin iskelet koleksiyonuna gittik. Binlerci.
30 bin tane falan. Bunun içinde balina iskeleti de var. Küçücük kuşlarda var. Tonla. Fatih baktı baktı. Ben dedi bu adamın olan bütün saygımı kaybettim. Dedim niye ya? Dedi abi bu herif manyakmış dedi. Normal bir normal bir adam. 30 bin tane. Bir insan ömrü zaten 20-25 bin gün. Her gün bir tanesini yapsan onu, her gün bir tanesini bozsan ömrün yetmiyor. Nerede yaptın be adam bunu ya? Akıl alır gibi.
Onlar bir de yaşayanlar. Evet evet. Hatırlıyorsun bir üst katta da fosiller vardı. Fosilleri tek tek tek tek elden geçirmiş. Olacak bir şey değil. Onlar insansa bizdeyiz. Çok acayip çok. Neyse devam edelim. Bu Petsel Quattros’un iskeleti. Bundan sonrasını alalım.
Bunlara ejderhid diyorlar. Ruslar ejderhid. Ejderhid ailesi ejderden geliyor. Evet. Orta Asya’da bunlar bulununca Ruslar bunlardan bir aile oluşturmuşlar. Ne demişler? Orta Asya’da bulunmuşlar. Ejderhid bunlar diyorlar. Bunların ne çeşitleri var? Aramburgiana diye bir tane var. Onun bir kemiği bulunmuş. Bir maden şirketinde. Fransızlar bunu duyuyorlar. Gidiyorlar hemen maden şirketi mi? Maden şirketi adamlar diyorlar ki maalesef biz bunu sattık diyorlar. Ondan sonra bakıyorlar bir Fransız palantolağı satılmış. Gidiyorlar adamı buluyorlar. O da diyor ki ben bunu diyor Lübnan’daki üniversiteye hediye ettim. Tekrar Lübnan’a gidiyorlar.
Kemiği buluyorlar. Hediye eden adam da Aramburg. Onun içinde Aramburgiana diye bir tür yaratılıyor bunlar. Northopian system daha iyi boş verin. Devam edelim. Sonra bugün bir resim vermiştim ya. O resim var mı? Şimdi araya bir resim sokalım onu bir soracağım şimdi. Şimdi bu kuşları gördü şimdi. Bu kuş diyorum. Bu ne?
Ağabeyciğim bu bugün hala var mı? Şuvhorn denen şey ne derler ayakkabı, gagalı bir kuş ama bu dinozor. Bu dinozor. Bu ondan gelmiyor. Ha hiç alakası yok. Bu dinozor. Ama çok benzemiyor. Çok acayip. Şimdi bak oraya geleceğiz. Yakın sayan evrim diye bir şey var. Evrim benzer ortamlar için zaman içinde benzer hayvanlar üretiyor. Ama bu kuş. Bak tüyleri var. Evet tüyleri var.
Neyse devam et. Tekrar dönüp oraya. Eski dönüm. Bak bu Mimikolopterus. Bak adamın elinde. Evet. O da bu kadar. Bu Pterozorların inanılmaz çirkinliği. Ama bunlar aynı cinsler. Aynı. Hepsi Pterozor. Pterosauria. Bir alt sınıf bunlar. Bu daha eski ama. Bu 120 milyon yıl. Öbürü 68 milyon yıl. Tabii. Bundan sonrasını alalım. Gagaya dikkat. Evet. Bu Pterodaustro. Şimdi bak bu gaga ne yapıyor? Niye Bonaparte? Çünkü Bonaparte bulmuş. Bu Arjantinli bir paleontolog. Bizim Napolyon Bonaparte. Napolyon değil. Bundan sonrasında. 1970’te bulunmuş. Evet.
Bunun boyutlarını görüyorsun bir insanla mukayese edildiğinde. Bu bir yerde dururken kanatları açık bir şekilde. Şimdi şu gagaya bak abi. Evet. Bundan sonrasını alalım. Az önce diş mi? Diş değil anlar. Bak şimdi. Bu fosili. Bu senedeki fosili. Tamam mı? Bak gaga da. Bundan sonrasını alalım.
Evet abi. Neyi çağırıştırdı? Balinayı. Bravo. Baliner bunlar. Bak ne yapıyor onlarla. Bundan sonrasını alalım. Balık tutuyor.
Daldırıyor. Aynı balina gibi. Aynı balina gibi. Süzülüyor. Sular. Kalan gupp. Bundan sonrası şeytanın flamingosu diyorlar. Bak. Bu ayakta dururken. Terodavustro. Bak suyun içinde. Görüyor musunuz? Daldırıyor gagayı. Suyu alıyor. Etraftaki o gördüğün küçük. Şeyler karides falan gibi. Ne varsa. Enteresanmış. Bugün bu aynen baline devam ediyor bunlar. Bir sonraki arkadaşlarım. Buyursunlar Fatih Bey. Buna ne diyorsun? Anurognathus. Değil mi? Anurognathus. Ama bak.
Kanadı tek bir parmak tutuyor. Evet. Bu Pteranodon. Üç parmağa duruyor. Bir parmak kanadı ucu olmuş. Kanadı tutuyor. Bu bir Pteranodon. Anurognathus. Uro. Kuyruk demek. An oldu mu kuyruksuz demek. Gnathus çene. Kuyruksuz çene demek bu. Bu böcekleri yiyerek yaşıyor. Bu kadar bir şey bu. Bundan sonrasını alalım.
Yani bunu kananlıkta görsen. Yol asıl zannedersin. Yol asıl zannedersin. Ama bu sürüngen. Ben böyle diyeyim. Burada kanatlarına dikkat etmeni rica ediyorum. Kanatların kenarı Fatih yuvarlak. Şimdi ikinci dünya savaşında Spitfire’ların. Kanatlarının kenarları böyle yuvarlaktı.
Onun yuvarlak olmasının sebebi. Tayyare uçarken. Kanat uçumda. Vortex oluşuyor. O vortex geri çekiş yaratıyor. Bu bilhassa düşük hızlarda çok etkili. Buna mani olmak için İngilizler bakmışlar. Spitfire’ların kanatlarını yuvarlak yapmışlar. Muazzam bir manevra kabiliyeti veriyor. Bu hayvanların böcek peşinde.
O yüzden çok hızlı dönmeleri lazım. Evet, çok hızlı dönmesi lazım. Bak kanatlar nasıl. Şimdi gerçi biliyorsun onu yerine şey yaptılar. Evet. Kanatların kenarını. Küçük kuyruk yaptılar. Evrim geride kalmış. Evet. Ama ihtiyaç yok demek ki. Çünkü bunlar çok düşük süratte uçuyorlar. Tayyareler gibi değil. Ama mesela çok yüksek sürata gittin mi hiçbir şeye lüzum kalmıyor. O vortexler oluşamıyor.
Mesela avcıları düşük. Bir F-16 gibi bir ürünler. Küçük kanatların kenarı. Çünkü artık önemli değil. Yani üç maka çıktığı zaman sürat bundan da mı kalmıyor. Bir sonraki arkadaşlarım. Şimdi burada bir şeye dikkat edin. Böcek yiyor. Şimdi buradaki kaligramma hekeliye de dikkat et. Kelebek değil diyorsun. Değil. Ne o?
O bir böcek. Kelebeğe benziyor. Ama kelebek değil. Bak. Kelebeğe benziyor da kelebektir diye bir laf var. Hayır abi. Burada yakın sayan evrim… bambaşka bir aileden kelebeğe benzer bir canlı çıkartıyor. Burada dikkatini çekmek istiyor. Kelebeğe benzemiyor dediğin zaman bir şey olarak başlamaya hayatına… tırtılarak başlamıyor, koza yapmıyor. Onu bilmiyoruz. Ama…
vücut yapısına bakıyorlar. Diyorlar bu kelebek değil. Yani kanatlar benziyor ama mesela bunlara şey deniyor. Ne diyor? Dantel kanatlılar deniyor. Şimdi burada rengine dikkat et. Renginler deniyor. Şimdiye kadar gösterdiğim anurognathuslar siyah. Bak bu değil. Bu şunu söylüyor. Bilmiyoruz rengini bunu. Bazılarını biliyoruz. Bazını bilmeye başladık.
Ama bununkini bilmiyoruz. Bundan sonrasını alalım. Bunun bildiğimiz başka bir özelliği var. Bıyıkları. Kafatasında… o bıyık şeylerinin çıktığı… çıkıntılar bulunmuş. Evet burada bıyık var. Ha niçin bıyıklı? Bu Puerto Rico’daki night jar denen bir kuş var. Anthrostomus… Noctiferus.
Bak onda da bıyık var. Hayır. Bu sözü kadar bir kuş bu. Bu da ama böcek avlıyor. Bu bıyıklar ne işe yarıyor biliyor musun? Hayır. Böceği yakalıyorsun. Böcek kaçar… veya büyükse… bir şey yapıp da gözüne zarar vermesin diye. Nasıl abi? Bak evrim… birbirine hiç alakası olmayan iki hayvan bıyıkında… aynı silahı yaratıyor. Aynı koruma mekanizması var. Çok enteresan. Değil mi? Şu anaurobinasusa bak. Sevimli de bir hayvan. Bak bunun bir başka özelliği… bu kanatlarını vücudunun arkasına kadar katlayabiliyor. Ötekiler yanda katlıyor. Bu arkaya kadar katlıyor. Bu nasıl bir şey? Bir sonraki arkadaşlar. Bir harita.
Dikkatinizi çekerim… Antarktika hariç… bütün kıtalarda bulunduk terezorlar. Türkiye’de bulunmamış. Ben sana bir şey söyleyeyim mi? Türkiye’de bunu arayacak… adam gibi… imkanları olan paleontoluklar olsa eminim çıkar. Nasıl aranıyor bunlar mesela? Arazu’ya gidiyorsun… bakıyorsun.
Ama bazı yerlerde çok olduğu bilmiyor. Oraları hep kazıyorlar. Hiç bilinmeyen bir yerde… bir keşif yapıyorsun. Şu kadar bir şeyi tanıyorlar Fatih. Şu kadar. Onu gördü mü? Bizim Şevket’i düşün. Şevket Çen. Aa Şevket Çen değil mi? Topluyor tozu. Eliyor, eliyor, bir bakıyorsun şu kadar bir diş. O dişe bakıyor Şevket. Sana yaşını, başını, nerede yaşadığını söylüyor. Ama Şevket onu Küvyeden öğreniyor. Evet abiciğim yani… mukayeseli anatomi. Tabii ya şu unutma ki… Şevket Küvyenin çalıştığı yerden çalışıyor. Çalıştığı yerin başındaydı. Başındaydı hatta. Doğru. Şevket’e arada bir soruyordum lan diyordum. Gelmiyor mu Şevket buralara? Bir gelsin de bir sorga var. Emekli oldu. Şevket şu anda Nübnan’da. Arazide.
Emekli oluyorsunuz ve çalışmaya dair mevzu. Abi yani bu… bu berak var ya… bırakmıyor adamın peşini. Onun için Şevket’ciğim… deli gibi çalışmaya devam ediyor. Biliyorsun ama Türkiye’de merakla ilgili atasözleri hiç iyi değildir yani. Maalesef. Yani Türkiye’de bunun… meraklıları yok. Vardır belki ama. Vardır muhakkak. Çünkü öğrenemiyorlar.
Evrim öğretilmiyor. Bu hayvan adam gibi omurgalı paleontolojisi öğretilmiyor. Yani omurgalı paleontolojisinin öğretildiği ben bir yer biliyorum. O da… şeydir… Ege Üniversitesi veya Dokuz Eylül onlardan biri orada bir müze var. Onun başında da… Tanju Kaya var. Tanju Hanım… yırtılıyor… o müzeyi ayakta tutabilmek için. Şehrin müzi fena değil aslında. M.T. Hanım müziği vardı Ankara biliyorsun.
Hayatım müze… sergi yeri değil. Evet doğru söylüyorsun. Biz Türkiye’de müziciliği sergileme olarak anlıyoruz. Şimdi bak… bu pterozorlar… Her kıtada var. Peki pterozorların yaşadığı sırada dünya bu şekilde miydi? Şimdi bir sonrakini alalım. Ama pangeyadan sonra.
Pangeya’yla beraber. Pangeya dağ… bak nerede başlıyor? 227-228 milyon yıl önce başlıyorlar. Dağ… göktaşı çarpana kadar. Yani 160 milyon yıl. 160 milyon yıl boyunca bunlar göklerin hakini. Yani bunlar kuşlardan… Bu şu anlama geliyor. İnsanlığın tarihi, insan dediğimiz primatın tarihi 2 milyon yıl. Akıllı insan dediğimiz insanın tarihi 250.000 yıl.
Bunlar 160 milyon yıl göklerin hakimi. Yani… Peki bir şey soracağım. Özür dilerim lafını kesiyorum. 160 milyon yıl. Peki bunlar bu 160 milyon yılda. Madem evrim diye bir şey var. Niye daha zeki hale gelmiyorlar? İnsan… İhtiyaç yok. Gerek yok. Gerek yok abi. O zekasıyla hayatta kalmayı sürdürüyor ve başarılı oluyor.
Yani insanın zekasının gelişmesi ihtiyaçtan kaynaklanıyor. Peki o arada ihtiyaç duyan başka bir yaratık yok mu zekasını geliştirecek o 160 milyon yıl boyunca? Bir tiranozoru düşün. Tiranozor aptal bir hayvan değil. O tiranozorların avladığı birtakım hayvanlar var. Evet. Yani besin cincinin gücü veya yüzdesi nedeniyle… Besin cincinin daha alt katında kalanlar var. Niye onlar zeka geliştirmiyorlar o 160 milyon yıl boyunca? Vallahi çünkü…
Zekanın oluşabilmesi için primatlarda bir sürü şey var. Ne derler? Gelişen organlar var ki bunlardan en önemli bir tanesi… Hüvurtlak. Konuşma. Zeka… Bütün hayvanlarda var. Tabii. Köpekte de var. Ama… Konuştuğun zaman… Zekanın ürününü karşındakine nakledebiliyorsun. Çocuğuna öğretebiliyorsun. Sırf göstererek değil, anlatarak.
Zeka yani konuşmayla beraber… Anladığını karşındakine anlatabiliyorsun. Dolayısıyla karşındaki… Senin tecrübelerinden geçmeden senin tecrübelerine sahip olabiliyor. O… Birden dizlandırıyor her şeyi. Sen tiranozorun sesini duydun mu? Nereden duymuyor? Filmlerde görülüyor. Uyduruyorlar diye bak. Öyle değil. Uyduruyorlar. Biliyoruz ama nasıl. Eee diye çıkıyor. Çok ilginç. Bundan sonrasında… Peki bir kere daha soracağım. Özür dilerim. Şimdi… O zaman hayvanlar çok büyük. Yok. Küçükleri de var ama bazıları çok büyük. 37 metre. 18 file ağırlığında hayvanlar var. 15 file ağırlığında. 15 Afrika file ağırlığında hayvanlar var. Bunlar niye bu kadar büyüyorlar o zaman?
Ağabey şimdi yenmemek için. Yoksa gıda mı bol? Yok gıda bol başka ama… Bir de onu yemek isteyenler var. Mesela şey düşün o… Titanozorları düşün değil mi? Devasa. Neden? Çünkü o hayvan… Eee… Gigantozorla aynı zamanda yaşıyor. Gigantozor da onu yemek istiyor. Yenmemek için… Büyüyor. Şeyle yani o sırada dünyadaki bitki bolluğuyla… Oksijen, karbondioksit… Hayır hayır hayır. Şimdi şunu unutmayalım. Mezazoyikteki oksijen… Seviyesi… Aşağı yukarı bugün giden çok az fazla. Karboniferdeki gibi değil. Karboniferde %35’e uçuyor. Tamam mı? Şimdi bu kadar büyük bir çeşitlik. Geniş coğrafi dağılım…
Ve zamanda bu kadar uzun sürekli bu pterozorlar neyin nesi bunlar? Bakalım. Hadi bakalım neyin nesiymiş? Evet, aaa! Önce ismin kökeni. Karşınızda Yohan Jakob von Kaup. Bu 1834 yılında bunlara isim veriyor. Pterosauria. Pteron, eski Yunancada kanat demek. Sauros…
Eski Yunancada nem kertenkele, sürüngen falan anlamına geliyor. Kanatlı sürüngen anlamına geliyor. Pterosauria. Dinozorlarla eşi akraba değil diyorsun. Bu ama adı aynı. Uzak sauria. Sürüngen. Hepsi sürüngen. Bundan sonrasını alalım. Şimdi geldik soruna. Bunlar ne zaman bulundu? 1784 yılında Güney Almanya’daki Zornhof’un taş ocaklarında bulunuyor. Zömering buna adam gibi isim veriyor. Küviye adam gibi isim vermemiş. Pterodaktil demiş ama……o line sınıflamasına göre olan ismi vermemiş. Tamam mı? Şimdi buna Zömering ornithosefalus anticus. Kuş, eski. Kuş kafalı eski demek bu. Anticus eski. Ornitho kuş.
Sefalus kafa. Kuş kafalı eski. Ama tabii bu kuş kafalı olması mümkün değil. Çünkü bunun sürüngen özellikleri var. Bundan sonrasını alalım. Bunun boyutu nedir gerçek boyutu? Göreceğiz biraz sonra. Bu 1784 yılında çiziliyor bu resim. Bu Alman ressam ve heykeltraşı Egyd Fehelsz. Bunu çiziyor. Bu adam için çiziyor.
Bu gördüğün Cosimo Alessandra Collini. Bu önce……pili, elektrik pilniği icat eden Alessandra Volta’nın sekreteri. Sonra Mannheim’e gidiyor. Oradaki müzenin müdürü oluyor. Ama İtalya. İtalya. Oradaki müzenin müdürüyken……bu bulunuyor. Buna getiriliyor. Bunu çizdiriyor bu. Ve yayınlıyor. İlk defa bilimsel……şimdi böyle böyle bir fosil bulundu. Ama…
…o zaman evrim teorisi yok. Mukaesili anatomi yok. Hiçbir şey anlamıyor adam. Çünkü böyle bir hayvan var. Uçtu da anlamıyorlar. Hiçbir şey. Bu… Zor söylüyorum. Bunun kuş olduğunu anlamayacağım. Kuş olmadığını biliyorum fakat kuş diyeceğim. Sen bana fırça atacaksın. Hayır şimdi buna……kuş diyen var. Efendim yarasa olabilir diyen var. Yarasa evinize bak. Kafı hariç. Bu… Ya denizde yüzen bir hayvan olabilir diyen var. Diyorlar ki bu uzun parmağını şey olarak kullanıyordu. Yüzgeç. Yüzgeç olarak kullanıyordu. Değil mi? Vallahi……yani kimseyi şey anlamıyor. Bundan sonrasını alalım. Şimdi ayağa kalkalım. Hürmetten. Bu fosilin uçan bir sürüngeye ait olduğunu fark etme şerefi.
Murgal’a pariyontoloji biliminin koruduğu baron Josh Cuvier’e. Ama çoğuş yazmamışlar diyor. He? Yanlış yazmamış. Çok bir sürünce. Reylege yer değiştiriyor. Ne yapacaksın? Bak ne diyor? Sur le skelet fosil d’une reptil volante. Uçan sürünge. Evet. Des envirande Eichstädt… Eichstädt de bugün öyle yazılmıyor biliyorsun. E-I ile yazılıyor.
Que quelque naturalist en pri brunoise. Meslektaşlarada hafiften bakıyor. Et donc……nous formons un genre de sourienne……sur le nom de pterodactyle. Yani biz diyor……sourienne’lerin yani sürünge’lerin yeni bir cinsini… Gen mi? Yeni bir cinsini… Gen tür değil cins mi oluyor? Cinsi.
Tür ne oluyor? Spesies. Onu diyor ben yarattım……adımla da pterodactyl koydum. Tamam mı? Ve Colini’yi de anlaşma bak Colini’yi de anıyor orada. Tabi. Fö me sie Colini. Merhum me sie Colini. Şimdi Fatih’cim……elimizde……Siviyenin kitabı. Bu ilk baskarda.
Şimdi bundan sonrakiini alabilir miyiz? Reşeş……sur les osman fü silgı……quadruped. Dört ayaklıların……bunu gösterebilir mi? Göstebiliriz. Şu kamerayı göstereceğim bak şimdi sana doğru geldi havada. Hah bak.
Biraz şöyle diktirsin ışık. Pardon. Bu orijinal. 1812. Şimdi……yüksek müsaadelerinizle……bu işin çizimler de var. Abi bu iş çizimsiz yapılamaz. Vala. Şahane. Fe hestin tizliği……ve küvye. Fosili görmediniz. Görmediğin fosili. Buna bakıyor. Bu diyor……Rit dil volant.
Şeyi de gösterelim mi? İlk defa……küvye fark ediyor. Yani……o zamana kadar uçan Reptil……yani bu……kendi……gücüyle uçabilenler. Hani bak bak bak şunu da gösterelim. O biraz önce bizim gösterdiğimiz……cümle şu işte. Evet. Buradaki. Şu elimde tuttuğum kitap……dört ciltten biri senin önce söylediğin gibi……Omurgalı paleontolojisinin başlangıcı. Senin adamın küvye. Ya var ya. Hakikaten büyük manyak yani. Gerçekten büyük manyak. Dünya bu manyaklara çok şey borçlu. İlk defa küvye……diyor ki……bu uçan bir sürü nal. Ve kanat çırparak uçuyor. O zaman sürüngen dediğin zaman ya o soğuk kanlı……yani güneş olmadığı zaman hareket edemeyen……aptal hayvanlar düşünülüyor. Milletin kafası diyorlar nasıl olabilir bu? Küvye diyor ki bakın iskelete diyor. Kafasında büyük bir delik var. Niye o delikler? Efendim o göz. Ha göz geliyor.
Şimdi benim kalkmam lazım. Oraya gitmem lazım. Arkadaşlar şu arkadaki şeye verirseniz Cahir Hoca oraya bir gitsin bakalım. Orada çomak da var. Gel burada. Bak. Şu… Arkadaşlar Cahir Hoca’yı gösterirseniz. Antiorbital denen……boşluk. Burun boşluğu. Şu orbit. Göz. Bak şurada da iki tane var. O delikler ne kulak mı onlarda? Şakak boşlukları. Niye boşluk orada? Hafifletiyor. Ve iki tane. Şimdi hafiflesin deyince sen bana onun nasıl 270 kilo odana açaktın? Geleceğiz. Sabır kardeşim sabır. Bu kadar sabır olamam ki ben. Ben bilim adamı değilim ki ben gazeteciyim. Gazeteci sabırsız. Evet devam edelim. Bir sonraki arkadaşlar. Evet.
Bak. Fatih. İşte küvye. Bu bizim evdeki. Benim elim orada. Bu orijinal fosilin……bir faksimili kopyası. Üstünde Baron hazretleri. Ben her sabah çalışma masama giderken… Önden geçiyorsun….bir selamlıyorum kendisini. Bu da Banjur Küvye.
Hemen bir sonra geçer. Geçmeyelim mi? Hayır yani bütün gece seyredebilirim ben o adamı. Şimdi sürüngen nedir? Sürünen. Değil mi? Yani herkes… Küvye bunu yarattığı zaman……bu cinsi……herkesin……kafasındaki sürüngen. Sürünen……soğuk kaldı. Yavaş yavaş hareket eden hayvanlar. Şimdi sürüngenler…
Reptilia sınıfı……4 ayaklı yani tetrapot……tamamen karada yumurtlayabilen……afibilerden farklı yani çift yaşamlardan farklı……onları amniyot deniyor biliyorsun. Biz memeliler de oradayız. Ya bu şey de……İlber Hoca ile senin bu biliyorsunuz da ben bayılıyorum. Nereden bileyim? Dünyada muhtemelen sizden başka pek azizlerden bildiği bir şeyi……bildiğiniz gibi diyorsunuz. Kıyar gibi kalıyoruz burada. Estağfurullah.
Tamam mı? Bu hem yumurtlayan hem canlı doğuran hayvanları içerir bu amniyot. Ya bu……embryo etrafında bir zar var……o zarın dışında……bazen koruyucu……bir örtü var o yumurta oluyor. O olmadığı zaman hayvan……bunu içinde büyütüyor. Kanguru gibi. Hayır. Kanguru gibi ama……içinde önce oluşuyor. Kanguru da dökere çıkıyor ve keseye giriyor. Dışarı çıkıp keseye giriyor başka. Hayvanın içinde……oluşuyor. Tamam mı? Balıklara ve çift yaşamlara yani afibilere nazaran daha kalın derili bunlar. Keratinize. Bizim tırnaklarımızın falan oluştuğu maç o keratin. Ve göğüs kafesi……nefes almak için……insan gibi inip çıkabiliyor.
Sürüngem bu. Eskiden deniyorduk efendim bütün sürüngenler soğuk. Böyle olmadı çıkıverdi. Ne zaman çıktı? Aşağı yukarı 1900……ya bunu……19. yüzyılda……Otniğal Çağız Marş gibi……efendim Thomas Henry Huxley gibi adamlar fark etmişler. Demişler ki bu hayvanların soğukkanlı olmaları mümkün değil.
Dinozorları biliyorlar tabi onlar. Fakat 1960’a… Çok hareketli olmadı o kas yapıları bilmenleri falan. Yani bu diyorlar……böyle pembel. Öyle bir hayvan değil bunlar. Isısını enerjisini güneşten alan, havadan alan bir şey değil. Öyle bir şey değil yani kendi enerjilerini tutabilen hayvanlar. Bundan sonrasına bakalım. Şimdi Pierre-André Latreille…
…bu da aynı müzeden……dikkatinizi çekerim. Omurgalılar için şu sınıfları tanımlıyor. Balıklar……Pises, çift yaşamlar, Amfibia veya Batrakia diyor bunlara. Sürüngenler Reptilia……kuşlar Aves……memeller Mamalia. Şimdi abicim bu……aşağı yukarı……1960’lara kadar kullanılan……bildiğimiz Line sınıflaması.
60’sı mı değişiyor bu? Evrim o hale getirmiş ki……eldeki malzemeyi……bu geçersiz kalıyor. Neden geçersiz kalıyor? Şimdi ona bakalım. Bu bizim pterozorlar için de önemli. Bundan sonrasını alalım. Şimdi bak burada……sürüngenlerin üç değişik türü. Yukarıdaki kaplumbağa. Yukarıdaki kaplumbağa…
…anapsit……apsis şey demek……kemer demek. Mimaride de bilinen bir terim. Kemer nereden kaynaklanıyor? Bu delikler arasındaki şeyler……ne derler? O kemiklerden kaynaklanıyor. Bak……mesela şurada……sinapsida……tek kemerdeler. Çünkü……bir göz deliği var, orbit……onun arkasında bir tane şakak deliği var.
Biz de mesela böyledir. Biz bunlarla aynı sınıftayız. Kök memeliler ve memeliler. Sinapsida geliyor. Ondan sonra diapsida geliyor, çift çift delikler. Şimdi bunlar kuşlar dahil diğer tüm sürüngeler buraya giriyor. Dikkatini çekerim burada. Mesela bu……masospondilius’un……kafatasında……bir alt şakak……açığı var, bir üstü şakak açığı var. Niye peki onlar? Neye yarıyor? Kafatasını hafifletiyor. Daha da hafifletiyor. Bundan sonrasını alayım. Yalnız hafifletmek değil. Hafifletmenin ne faydası var? Uçsunlar diye. Bir de……bunların arasından şey geçiyor. Kaslar geçiyor. Çeneyi güçlendiriyor. Şimdi sürüngeler dedik anapsidas, sinapsida, diapsida. Şimdi anapsidlerin durumu……biraz……sallanmaya başladı. Yani kaplumbağa var. Gerçek anapsid var mı yok mu? Bu en son……üç kaplumbağa türünün genomunu……şey yaptılar. Ne derler? Çıkarttılar……genom sırlamasını. Dediler ki ya bunlar diapsidlerle akraba. Dolayısıyla bu anapsid sınıfı kalktı ortadan. Şimdi sinapsid ve diapsidler var. Şimdi bundan sonrasını alalım. Şimdi burada da sorun çıkıyor. Kim bilir sorun demek istedi? Trasik olarak arkozorlar……yani arkozoriya hükümran sürüngenler. Timsahlar, pterozorlar ve dinozorlar olarak……üç sürüngen alt sınıfına ayrılıyordu bunlar. Amca daha 19. yüzyılda……Otney Charles Marsh bu Yale Üniversitesindeki paleontoloji profesörü……ve Thomas Henry Huxley Londra’da. Bunlar……dinozor fasillerine bakıyorlar. Alozorlar falan gibi. Bir de kuşlara bakıyorlar. Diyorlar ki ya bunlar çok yakın akraba. Kuşlar diyorlar bu dinozorlardan. Ama kimse pek ciddiye almıyor bunları. 20. yüzyılın sonunda bu ispat. Şimdi 20. yüzyılın sonuna doğru yapılan keşifler ki bu Daziya’da……Çin’de, İspanya’da ve Erşantin’de yapılan keşifler……klasik sürüngen reptilya sınıfıyla……kuş, aves sınıfı arasında……sınıf çekmenin mümkün olmadığı için. Ve bugün……kuşlar……artık sürüngen kabul ediyor. Çünkü sınır yok. O kadar tatlı geçişler var ki. Efendim bu kuştur……bu dinozordur diyemiyorsun. Mesela……kuşların ortadan kalkmış bir sınıfı var. Enantiornitler……enantiornitler kretese sonunda ortadan kalkmışlar. Dişli. Onlar hep dişli kalmış. Diyeceksin farkı ne mesela Arkeopteryx’ten? Obuz……eklemleri çok değişik. Başka türlü gelişmiş. Başka türlü kanat çırpıyor. Bundan sonrasını alalım. Peki mesela sinirim sistemleri hangisine benziyor? Hepsi bunların sürüngenlere benziyor. Şimdi ikinci soru sinapsikler de çıkıyor. Şimdi bakıyorlar……timsahlar…
…eskiden sinapsik denen sürüngenlerden ziyade……kuşlara daha yakın akraba olarak. Ama soğuk kanlı? Evet. Ama……anatomi olarak kuşlara daha yakın. Yani anatomiden ziyade……kladistik de……şimdi oraya da geleceğim ne demek kladistik? Kuş yani……timsahın gelişmesine bakıyorsun, kuşun gelişmesine bakıyorsun……organların ortaya çıkış sıralarına göre…
…diyorsun ki bunlar daha yakın birbirlerine. Sinapsida……bunlardan uzak. Yani reptiliğe içinde tutamıyorlar artık sinapsitleri. Onun için……sinapsitler……uzağa doğru giderken bunların içinde sinapsitler var içinde. Terapsidaya bakıyorsun……bunlar gidiyorlar gidiyorlar gidiyorlar memeli oluyorlar.
Yani terapsid içerisinde ya işte bu……sürüngen bu memeli……diyemiyorsun artık. Allah Allah, bu enteresan. Ve bunu ortaya çıkartan adam……benim paleontoloji hocamdı. Berlin’de. Walter Georg Kühne. Muhteşem bir adamdı. O ilk defa farkı… Bu arada İlkopens’i buraya getiremeden Hakkı Ramiz’ine kavuştum. Maalesef. Maalesef.
İyi adamlar erken gidiyor. Yani tabii ilk çok erken gitmedi ama. Çakıttanın dönüşü yapıyordu. Hayır 90 yaşında kaç yaşındaydın? 80 küsur. 89’luk. Tabii şimdi terapsitler de bu sürüngen memelisinin de……çizilmesinin mümkün olmadığını görünce……sinapsitler……başlı başına ayrı bir klat haline geliyorlar. Klat ne demek? Klat ne demek değil mi şimdi oraya geldik. Bundan sonrasını alalım.
Klat tek bir atadan türemiş ve onun ve ondan türeyen tüm nesilleri içeren bir gruba verilen ad. Yani bir ortak ata var. Evrimle bunlar bir sürü nesil üretiyorlar. Bunların hepsi ortak ata ve ondan gelen nesillerine bir klat deniyor. Bu da bir kladistik denen bir yöntem var. Bakıyorsun organlar nasıl gelişmiş. Şu organ adım adım adım adım ne oluyor? Bu organ adım adım adım ne oluyor? Buna filojenetik sınıflama deniyor. Ve bu eski line sınıflamasını çünkü line sınıflaması evrimi bilmiyor. Türleri sabit kabul ediyor.
Türlerin sabit olmadığı evrimin gerçekleştiği görülünce bu gördüğün arkadaş Willi Hennig bu Alman. Bu kladistik fikrini ortaya atıyor. Bu arada bir araya gireyim Mersin’de polis evreni saldırı olmuş. Mezut İlcesine bağlı Tece mahallesindeki polis evrakınında bir patlama meydana gelmiş. Saldırı değil özür dilerim. Yaralanan var Allah’tan can kaybı yok. Çok iyi ya aman abi. İnşallah bir kaza mazabatlamasıdır inşallah saldırı değil. Tamam mı şimdi Willi Hennig diyor ki evrimi göz önüne almadan biz bu hayvanların birbirliğiyle olan ilişkileri de anlayamayız diyor. Şimdi ona göre bak nasıl bir şey çıkıyor. Amniyoklar ikiye ayrılıyor. Sinapsitler diye absitler. Eskiden anapsit vardı ya o kalktı.
Şimdi sinapsitlere gidiyorsun sinapsitlerin içinde memeller var fakat mesela parayozor gibi. Bu eskiden memeli benzeri sürüngen denen sürüngen denen hayvanlar var. Ama şimdi diyoruz ki bunlar sürüngen değiller. Ama tam memel de değiller.
Bunlara kök memeller deniyor. Demetrodon falan onlardan. Peki bunların ortaya çıktığı tarih zaman ne zaman? Bu aşağı yukarı 300 milyon yıl. Demetrodon, Permian yaşlı. 300’den sonra. Sırtında koskoca yelkeni var Demetrodon’un. Ve dişlerde farklılaşma var iki defa.
Mesela listrozor bunlardan. Gondwanaland’ın ilk defa adam gibi kurulmasına imkan sağlıyor. Çünkü Hindistan’da bulundu. Güney Afrika’da bulundu. Güneydoğu Asya’da bulundu falan. Gondwana kıtalarının bir arada olduğunu gösterdi. Demek ki memeliler var bir de memeli olmayan kök memeliler var.
Diapsitlere bakıyorsun, diapsitlerde bir kaplumbağalar. Yani eski anapsitler var. Yılanlar ve kertenkeleler var. Bunlar squamata diye ayrılmış. Ondan sonra arkozorlar var. Şimdi arkozorlara bakıyorsun. Arkozorların içinde dinozorlar var. Bir de eskiden kuşlar dediklerimiz var.
Onlar da artık bir klat kabul ediliyorlar. Şimdi buna göre sürüngenleri tek bir klat olarak kabul etmiyoruz diyoruz. Çünkü sürüngenlerin içinde memeliler var, kuşlar var. Yani tek bir ata ve ondan türeyenler olarak olabiliyor.
Aslında öyle ama çok gerilere gitmek lazım. Dolayısıyla sürüngenlerden de geriye gitmek lazım. Onun için klat değildir deniyor. Bundan sonrasını alalım. Şimdi arkozorlar. Tamam mı abicim? İkiye ayrılıyorlar. Bir timsahlar ve yakın akrabaları.
Bu psuedosukeya dedikleri. Yani bunu tercüme edersen yalancı timsah demek bu ama. Timsahlar ve timsah ataları diyelim bunlara. Bir de avemetatarsalya yani metatarsaller şunlar. Kuş taraklılar bunlar. Bu kuş taraklılar da ikiye ayrılıyor.
Dinozorlar ve pterozorlar. Demek ki dinozorlar ve pterozorlar arkozorların kuş taraklılarından türemişler. Akrabalık orada ve bu akrabalıkın kökü ta 250 milyon yıl önceye dayanıyor.
Yani büyük bir yok oluşuluyor 250 milyon yıl önce ondan hemen sonra bu farkı görmeye başlıyoruz. Aşağı yukarı 227-228 milyon yıl. Bundan sonrasını alalım. Pterozorlar, lafını geçeceğim pardon. Bunun su içinde olanları ne?
Onlar hayır onlar da arkozavraya içerisindeler. Onlar işte istiozorlar. Pardon onlar arkozavraya içerisinde değiller. İşte şeyler eee pleziozorlar istiozorlar falan onlar ayrı bir altın. Şimdi bak erken pterozorlar bunlara Ranforincoidler deniyor. Bunların özelliği bunlar çok büyük değiller.
Ama yani geç şurada 7 metre kanat açıklığına varanları var bunların. Bunların özellikleri bir de kuyrukları var. Uzun kuyrukları var. Genellikle küçük ağızlar dişli ve uzun kuyruklar. Geç pterozorlar bunlar pterodaktiloidler gibi yeni lafı kullanılıyor hala. Genellikle büyük işte yani
13 metre kadar kanat açıklığı olanlar var. Bunların dişsiz gagalı. Çok uzun gagaları var ve kuyrukları var. Peki nasıl çiniyor bunlar çiniyor mu? Çinemiyorlar. Taşlıkları var. Bundan sonrasını alalım. Şimdi bu Pteranodon.
Bu Kansas’ta O’Neill Charles Marsh tarafından 1873 galiba bulunan Üst kredese yaşlı aşağı yukarı 80 milyon niyobrara formasyonu içinde bulunan bir hayvan. İskeletini görüyoruz. Dikkat et gaga dişsiz ve bir de kafasında sorgucu var.
Bunlar ne tahmin ediliyor biliyor musun Fatih? Dişiye gösteriş tahmin ediliyor. Ama onun detaylarını göreceğiz. Bundan sonrasını alalım. Şimdi Zürafa, zürafa deyip duruyorduk ya. Zürafa ve Quetzalcoatl. Benim sorduğum yere geldik şimdi.
Zürafanın ağırlığı 1179-1360 kilo arası. Dişi zürafa 816-868 kilo arası değişiyor. Quetzalcoatlus aynı büyüklükte 250 kilo. Bu nasıl oluyor ya? 4’te 1’inden az 5’te 1’i. Nasıl oluyor bu? Bakalım. Bir sonraki. Şimdi bak bunlar zürafa kemiği.
Kalın kenarlığı, ağır, sağlam kemik. Bu Quetzalcoatlus’un Uza çatakası gibi. Şuraya bak. Peki bir şey soracağım şimdi ince. Peki bu yere inerken mesela ağırlığı falan nasıl taşıyor? Bak abicim. İçindeki destekleri görüyor musun? Abi çok iyi bir sistem. Niye bu evrimde kaybolmuş? Kaybolmamış. Kuşlar. Kuşlar da var.
Kuşların aynı böyle mi? Kuşların kemiği boş. Tam böyle mi? Hayır. Kuşun boyuna bağlı. Büyük kuşlar da yine böyle. Mesela şimdi gidip bir tane deve kuşu keste kemiği böyle midir? Onu bilmiyorum. Açık söyleyeyim. Uçmuyor. Bundan sonra sana bakalım. Ama bütün kuşların kemikleri boş. Deve kuşunun garanti boştur da. Böyle midir bilemez. Peki böyle dikmesi olan kuş var mı hala?
Onu galiba okuduydum da onlara bakmam lazım. Yani kuşlara bakmak. Bu çok acayip. Aslında iyi bir şey bu. Müthiş bir şey. Bu evrimde kaybolduysa evrim hata yapmıştır bir yerde. Yani değil mi? Bundan sonrasını alalım. Şimdi bak bu al sinevay. Bu kadar bir hayvan. Şimdi bak şuraya gideyim ben gene. Şu tarafa. Seni görüyoruz ama. Aynen efendim rica ederim. Fatih kemiğin kenarına bak. Üncülük. Kağıt gibi. Kağıt gibi evet. Tabii bu hayvanın çok hafif olması gerekiyor. Demir ediyor. Aksi takdirde uçmaları mümkün değil. Hafif ama sağlam. Hafif ve sağlam dediğin gibi. Yani bunlar fırtınadan uçuyorlar. Peki şey demiştim bunların yumurtaları bulundu bir yerde. Evet geleceğiz. Geleceğiz mi? Peki.
Sizin aklınıza Çin geliyor. Ne hikmetse. Evet ben bugün Çin’den gidiyorum. Bundan sonrasını alalım. Şimdi geldik Kanada. Orada bir bilgi geldi onu paylaşayım. Çok özür dilerim. İçişleri bakanında bir aşılama yapmış. Diyor ki polis evinin uzağına bırakılan bir bomba düzeni kontrolü patlatılmıştır. Diyor bu. Evet devam edelim. Kontrolüysen nasıl yaralı oluyor? Ne güzel.
Belki ikinci bir bomba canım. Benim anlamadığım şeyler bunlar. Şimdi bak bu bir pterozor kanadının ana hatları. Şimdi burada dikkatimizi çeker şey. Bunun boyuna 6 metre falan mı? Bu aşağı yukarı 5 metre. Bunun kendisini biraz sonra göreceğiz. Şimdi burada dikkatimizi çekmesi gereken şey şu. Bak şu.
Pazı kemiği. Kol kısa parmak uzun. Pazı kemiği bu. Şu gördüğün. Ön kol. Ulna ve radyosa karşılık gerekti. Şurası bilek. Bak şunlar. Parmak. Metatarsaller. Şunlar. 3 parmak. Hangi parmaklar bunlar? 3 orta parmak.
Şunlar. Bu 4. parmak. Baş parmak. Hayır. Yüzük parmağı. Bu kanadı tutuyor. Kanat geliyor. Arka ayağı bağlanıyor. Bazılarında sadece gövdeye bağlanıyor. Bazılarında bu arka art kanatlar da var. 2 ayak arası.
Çok acayip. Şimdi bu. Hep eskiden derdik ki işte. Bir deri bu. Bu kadar basit değil. Gel abi bir ara verelim mi? Bizim muhabir şey demiş Mersin’de. Tabii tabii. Arkadaş hazır mı muhabir arkadaşımız bağlayabilir miyiz? Hazır olunca haber verir miyiz ya da bize? Hazır değil şu anda.
Az olacak haber verir miyiz? Sen devam et. Bundan sonrasını alalım. Şimdi bak bu anhanguera piskator. Balıkçı. Tamam mı? Bu deminki değil. Deminki bu. Ama bu işte iskelefin kendisi. Şimdi bir geri gidelim. Bir geri arkadaşlar. Geri ütü de çok güzel.
Geri ütü bir geri arkadaşlar. Bir önceki. Bu şematik. Kanadı da görüyorsun. Bundan sonraki sırf iskelet. Bu kanat neden yapılma? Deriden yapılma değil mi? Biz sırf deri zannediyorduk. Sonra üstünde ufak tüyler oldu anlaşıldı. Yalnız o olsa. Bundan sonrasını alalım. Bu iskelet. Şimdi bundan sonrasını alalım. Bir sonraki arkadaşlar. Şimdi bak. Adiş var. Bu gördüğün ranfırinkoitlere ait olan bir hayvan anhanguera. Şimdi burada göstermek istediğim kanadı nasıl katlıyor. Bir kere bunlar. Bizim gibi topukları üzerinde yürüyorlar. Elleri üzerinde yürüyorlar. Bak şu. 4. parmak. Bu 4. parmak. Şöyle katlanıyor. Onun katlanma mekanizmasını görelim şimdi. Bir sonraki çocuk. Pardon daha önce.
Şeyi görelim gene pazı kemiği. Bu pteroik kemiği denen o kemik var ya. Onun ne işe yaradığını hala bilmiyoruz. O bilekten çıkıyor. Hala anlaşılabilmiş değil. Sadece pterozorlarda var. Tahmin edilen bileğin……hareketliliğine yardımcı oluyor. Belki kanadı çevrilerek havada… Onu tam bilemiyoruz. Bir geri gidelim.
Bak gördün mü? Pteroik kemiği… Şurada. Oradan çıkmış kenardan. Bak şu. Evet evet. Kılçın gibi oradan çıkıyor. Bilekten çıkmış. Acaba kanadın böyle açısını değiştirip bulmayı mı var? Bileği…
Onca paleantoluğu bulamazlar. Evet devam arkadaşlar. 43’e gelelim. Bir tane daha. 43. Şimdi bak. Burada… Tarakları görüyorsun. O taraklara bağlı 3 tane küçük parmak. Ötekine bak. Kanadı tutan parmak.
Dev gibi gidiyor ve bak şuradaki kas… Kanadın katlanmasını sağlıyor. Ve ilginç olan… Taraklardan gelen tendon… O kanadı tutan parmağı her iki taraftan… Bu nasıl bir güç gibi onu çarpıp o kanadı… Çarpabiliyor. Çok acayip bir güç. Muazzam.
Mesela şeyin… Kötel Kvartlus’un… Abi galiba muhabir hazır mı? Telefon bağlantısı. 80 kilo yük biniyor. Pardon dur abi. Muhabir erkekçisiz kim? Evet dinliyoruz. Fatiha. Şu anda ben Mersin’in Meziz Devcesi’nin Tece mahallesi’ndeyim.
Tece mahallesi’nde bulunan polis evinin hemen yakınında… Yaklaşık 20 metre ötesinde bir kontrol noktası var. Orada yaklaşık 45 dakika önce bir patlama meydana geldi. Patlamanın hemen arkasından da… Sülah sesleri, çatışma sesleri geldi. Olay yerine çok sayıda polis intikal etti. Biz de olay yerinin hemen yaklaşık 50 metre uzağındayız. Çünkü olayın hemen akabinde de… Polis olay yerinde iki kontrollü patlama yaptı ama… Olayın bu seviyatı hakkında net bir bilginiz yok.
Farklı farklı bilgiler var. İçişleri Bakanlığı’yı bir açıklama yaptı. Polis evinin uzağına bırakılan bir bomba düzenleyip… Kontrolü bir şekilde patlatıldı denildi. Ancak farklı ajanslar farklı açıklamalar da yaptı. Mesela Anadolu Ajansı, polis evine yaklaşan bir araçtan inen… Kişilerce bırakılan bomba patladı ve… Polislere uzun namlulu silahlarla ateş açıldı deniliyor. Ancak olayla ilgili net bir bilgi yok. İlk edindiğimiz bilgilere göre iki polis memuru olayda yaralandı.
Olay yerinde şu anda… Beycan özür dilerim, o fark geçiririm. Polisler kurşunla mı yaralandı, patlama ile mi yaralandı? Silahlı mı yoksa patlama ile mi yaralanmış? Fatih Altaylı, net bir bilgi yok. Şu anda olay yerinde 50 metre uzağında polis kontrol noktasındayız ki… Zaten polislerin kendileri de olay yerine yaklaştırılmıyor. Ancak özel hareket ekipleri içeride. Biz deyerek deyerek böyle iki patlamaya da şahit olduk burada. Kontrollü patlama olduğunu söylediler.
Yaklaşık bir 10 dakika kadar önce Mersin Cumhuriyet Başsavcısı zırhlı polis aracıyla… Olay yerine doğru intikal etti. Net bir bilgi yok. Patlama var, silah sesleri var ve yaralı polisler var. Ama olayın çok böyle muhseviyatıyla ilgili ilerleyen dakikalarda çok daha bilgi sahibi olacağımızı düşünüyorum Fatih Altaylı. Beycan çok teşekkür ediyorum. Sağ ol. Anımsada net bir bilgi. Hiç kimsede yok.
Üç patlama var. Birincisi bir saldırı. Sonra iki tane kontrolü patlama gerçekleştirilmiş. İki polis memuru yaralanmış. Silahla mı yoksa… Çünkü uzun namlu silahla, aşa çıplı yolda bir iddiada var. Silahla mı yoksa patlama ile mi yaraladılar onu da bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey Mersin’de bir ilçe karakola saldırı oldu. Ve bu saldırı sonucunda iki polis memurumuzun yaralandığı onlara geçmiş olsun diyoruz.
Acil şifalar diyoruz umuyoruz ağır değildir yaraları kısa sürede sağlıklıya kavuşurlar. Bu bilgiyi veripten sonra tekrar biz milyon yıl önce dönelim. Evet arkadaşlar slide 43’ü tekrar görelim. Burada katlanma mekanizmasını gördük. Nasıl katlıyor? Bundan sonrasını alalım. Bunlar mesela ne kadar mesafe uçabiliyor? Bir kalkışta. Hayatım 13 metrelikler var ya Brezilya’dan kalkıyor non stop İngiltere’ye gidiyor. Baya bunlar jumbojet gibi uçuyorlar. Aynen öyle. Vay vay vay vay. Ne olsun? Bunu hesap etmişler bu hayvan isterse dünyanın yarısını uçabiliyor. 20 bin kilometre uçabilir yani. Tek kalkışta. Peki bunu bu kadar enerji yükse taşıyabiliyor mu? Evet. Çünkü bu kanatlarla… Prenör üsü yapıyor.
Birkaç şöyle, şöyle yapıyor. Çıkıyor. Ondan sonra devam ediyor. Çok enteresan. Değil mi? Peki mesela suda avlanabiliyor mu? Sudan bir şey alabiliyor mu? Onlar var. İşte biraz önce gördük. Bu o değil ama. O büyükler de onların da suda avlanabildiği tahmin ediyor. Yani bu dalıyor o korkunç gagayla dalıyor suda pırrrr. Toplamı çıkıyor. Çünkü yukarıdan görüyor ne var ne yok.
E senin de 3 metre kadar olursa kardeşim yani büyüyecek de bir şey olsa. Yaklaşıyor. Evet devam edelim. Burada burada bak. Pterosaur kanadını görüyorsun. Bak kuşlar da şu baş parmak hariç bütün bu parmaklar kaynaşmış tek parmak olmuş. Ve kanat tüyler onlara bağlı. Ve dikkat edersen burada parmakların çok büyük bir rolü yok. Pterosaurlarda bütün kanadı parmak tutuyor. Ama tek parmak tutuyor. Yarasa da aynı. Enteresan memeliyle sürüngen dinazordan giren kuşa oranlar birbirine daha çok benziyor. Evet. Bu biraz önce dediğimiz yakın zamanı. Ama şimdi bu kanat neden yapılmış? Bir sonraki arkadaşlar. Şimdi bu bir Ranfaringus kanadı. Zornhof’undan alalım. Dikkat edersen üzerinde belli bir doku var. Evet bir tüyler gibi. Bu neyin nezidir bu? Bundan sonrasını alalım. Bir sonra. Yine aynı hayvan Ranfaringus munisteri. 2 metre kanat açıklığı var. O bu da küçük değil yani. Bu işte Ranfaringus erken Pterosaurlarda. Bundan sonrasını alalım. Şimdi bu Ceholopterus’un çok güzel korunmuş fosilleri bulundu. Cehol bilir. Çin’de Liaoning’de. Şimdi bunun kanatlarına bakalım. Bir sonraki. Şimdi bak. Oradan atabilirsin. Öyle mi? Bu fosilin kendisi. Burada hayvanı örtenler var. Bunlara Pignofiber deniyor. Bunlar biraz sonra göstereceğim. Bildiğimiz tüy gibi ama şey tüyleri gibi. Taraklı tüyler değil bunlar. Dallı hani down feathers dedikleri vardır ya şeyi örten altını örten onlar. Fakat bir de bunlar var Fatih. Bunlar Actina Fiberler. Bu Actina Fiberler ne yapıyor? Kardeşim bunlar. Zar yemiş o. Bunlar kanadı geriyor, açıyor. Kanadın şeklini değiştiriyor uçarken.
Kanadı şeye benziyor o zaman yarasa. Hayır yarasa bunları yapamıyor. Yapamıyor mu? Yarasa da öyle değil ya kanadı. Ama kanada da parmaklar var. Bunda öyle bir şey yok. Bunlarda direkt bu Actina Fiberler kanadı istedikleri gibi oynatıyorlar. Bu şey gibi içinde büyük balenler olan dev yerkenler gibi. Nasıl? Çok acayip. Muazzam bir şey bu. Ama artık bu yok. Bu hiçbir canlı da yok artık. Hiçbir canlı da yok. Bu evrimde kaybolmuş bir şey. Abi Pterazorlar evrimin muhteşem bir ürün. Ama yok olmuştu. Ya abi o Mendebur göktaşı gelip çarpmasaydı. Niye her şey devam etmiş? Bunlar yok olmuş ama bir tek. Ama onu da konuşacağız. Niye? Bir tek bunlar yok olmadı. Kimler kimler yok oldu. Tabii bir sürü şey yok oldu da. Neyse bundan sonrasında alalım. Büyükler yok oldu küçükler kaldı galiba. Küçüklerden de bazılar kaldı.
Şimdi bak piknofiberleri görüyor musun? Evet. Bak şunlar. Bu cehalopteros’un. Şunlar piknofiberleri. Kanat mı onları? Kanatını mı görüyorsun herhalde? Gövde de görüyorsun bunları. Bak. Gövdeyi koruyor. Kanatta da var. Bu kadar uzun değil. Şeye benziyor biraz dereotu gibi. Evet yani. Yani bunlara işte kıl mı yoksa tüy mü? Fakat tüy mü? Fakat tüy mü? Tüy mü? Tüy mü? Tüy mü? Tüy mü? Tüy mü? Tüy mü? Tüy mü? Tüy mü? Tüy mü? Tüy mü? Tüy mü?
Tüy mü? Fakat tüyle daha yakın akraba oldukları iddia ediliyor. Evet tüy olma adayı. Evet. Eyle arkadaşlar. Gene Ranferinkos minsteri görüyorsun. Bak kanatta çok iyi korunmuş bir fosil. Kanattaki detayı görüyor musun? Dümdüz bir deri değil. Evet. Bu hayvan istediği gibi kullanabiliyor. Çok acayip.
Bir sonraki arkadaşlar 71. Şimdi bak tüyleri görüyor musun?
Evet. Bir de bak bu ornitho kefalus. O piknofiberleri. Bu ornitho kefalus, kuş kafalı. Balıkavlı. Bundan sonra sen alalım. Bak bu zürafa boyunda görüyor musun?
Bu işte Hatseg adasında. Romanya’da gitti değil mi? O küçük dino zorlarını olduruyor herhalde. Daha sonrasını alalım. Evet. Ha bir dakika. Bu ne? Şimdi bir dakika. Bir geri gidelim. Tekrar geri arkadaşlar döndükleri. Evet. Şimdi abi konuşmadığımız bir konu var. Nasıl havalanıyor bu? Zıplıyor mu? Zıplıyor. Uzun zaman ulan bu nasıl zıplar diye düşünüldü. Bazıları der ki efendim işte bu uçurumların üzerine gidiyor. Ondan aşağı salıyor. Iyi de yani uçuruma nasıl çıkıyor? Değil mi? Sonra ortaya çıktık. Ona öyle bir ihtiyaçları yok. Bunlar oldukları yerde kalkabiliyorlar. Helikopter gibi. Şimdi ikinci şeyi alalım. Bir soru var ya arkadaşlar. Ha video. Video olacak arkadaşlar. Bu mu? Evet. Bak. Zıplayacak şimdi. Hop. Yaylanıyor. Fırlatıyor. Nasıl? Vay be. Vay manyak. Vay. Hop. Kendi iki metre
fırlatıyor ve uçmaya başlıyor. Evet. Demek ki bacak kasları çok sağlam. Müthiş. Peki nereden öğrenmişiz bunu zıpladığını? Hayatım biraz önce dedin ya kas yapılarına bakıyorlar. Ve diyorlar ki bu hayvan dört ayağını da kullanıyor. Mesela şey
eee yerdey avlanıyor. Gidiyor tak tak tak. Dört ayakla yürüyor. Ondan sonra da böyle pat. Zıplayıp gidiyor. Çekirge gibi. Hale bak. Şimdi sen on üç metre kanat açıklığı olan bir şeyin havalandığı. Yerden zıplıyor ve hop açıyor gidiyor. Çok acayip. Düşünebiliyor musun bunu? Allah Allah. E yazık olmuş bu hayvanın yok olması ama bu hayvanın yok olmasınmış biz
yoktuk şimdi. Ya görmüyor sana bugün bana sorsalar dinozorları mı görmek isterdim bunları mı? Bunları görmek isterdim. Sahiden mi? Vallahi. Ama seni bu ki öyle görünce löp diye kapar vallahi. Evet. Bayıla bayıla yerdin yani. Bundan sonrasını alalım. Ya bitirelim istersen bak. Yok yok. Videoya dönelim o devam ediyor. Yukarıdan da gösteriyor çok. Gösteri gösteri. Bütün her tarafı gösterdi. Evet bu
ne? Bunlar sorguşlar. Bunların tabii bu renkler uydurma. Tamam mı? Bunları tam bilmiyoruz. Tamam mı? Mesela şurada tapejali itleri görüyorsun. Bunların hepsi cinsel çekişilik için mi? E öyle tahmin ediliyor. Fakat kardeşim senin kafanda bu kadar bir yelken varsa bu uçuşun
etkili. Tabii. Yani etki etmemesi mümkün değil. Ama çok hızlı uçmuyorsa etmez herhalde. Eder. Eder mi? Eder. Yani sen uçarken kafanı çevirdin mi? Bir rüzgar, bir şey. Gövde döner. Kaçınılmaz olarak döner. Bundan sonrasını alalım bak. Belki de manevri için kullanıyorlar da onu. Bu iğne sahurusu görüyor musun? Iğne sahurusu yani. Kafasının üstünde ağaç var gibi. Evet. Yani diyorlar bunu o geyiklerin boynuzuna benzet diyorlar. Şimdi bunun için var. İşte bunun için diyorlar ki bu tamamen cinsel çekicilik için. Ama peki dişisinde de var mı? Yok. Sırf erkeğinde var. Sırf erkeğinde var. Ama bundan sonra aldatılmıştır o yüzdendir. Olmayacak. Boynuzlu. Bundan sonrasını alalım. Şimdi bak bazıları şu aranın acaba böyle bir yelken mi taşıdığı fikrini öne sürdüler. Ama o dönüşünü falan etkilemez mi uçuştu? O yani. Ha bir kuyruk. Kuyruk gibi bir türlü. Ön kuyruk gibi. Ama o kocaman yelken bu hayvanın uçuştuğu çok ciddi. Çok ciddi derler. Etkileyen var, serkeler der. Dolayısıyla ondan vazgeçildi. Ha. Çok acayipmiş. Nasıl? İlk de sonrası bizim. Şimdi gelelim. Yumurtalarına. Yumurtalarına. Şimdi bunlar
bütün pterozorlar bütün sürüngener gibi yani ekseri sürüngen gibi yumurtluyorlar. Bir tek denizdekiler yani ichtiozorlar, pleziozorlar onlar vi vi par. Direkt doğru yumurtlamıyorlar. Bunlar hemşi yumurtluyor. Bunlar bildiğin dinozor yumurtası gibi değil. Bunlar kaplumbağa veya yılan yumurtaları gibi yumuşak. Güzel yumuşak. Yumuşak. Bundan
sonrasını alalım. Bak bunlar Çin’de bulundu. Ezilmişler. Görüyor musun? Yumuşak olduğu için kırılmadan ezilmiş. Evet. Bundan sonrasını alalım. Bu bulunanlar döllenmiş yumurtalar mı? Bak. Aa evet. Embryosu bulundu ya. Yumurtanın içinde hayvanın ne şekilde korunduğu çıktı ve buradan şu
tartışmalara gelindi. Pterozor yavruları yumurtadan çıkar çıkmak uçuyor mu? Uçuyor mu uçmuyor mu? Mesela Çin’dekiler için diyorlar ki ya bu kalp yapısı yetersiz. Göğüs kemikleri yeteri kadar güçlü değil henüz. Dolayısıyla bu yumurtanın büyüklüğüne kadar şu kadar bu kadar. Şöyle. Şu kadar. Yani deve kuş yumurta kadar. Yok daha küçük. Daha
küçük. Deniyor ki bu Çin’dekiler annelerinde babalarına muhtaçlar. Hı. Ama hiç muhtaç olmayanlar var. Onlar da ortaya çıkıyor. Doğunca özgürce gidiyorlar. Doğar doğu yani yumurtadan çıkar çıkmaz. Uçuyorlar. Bundan sonra bir sonraki arkadaş. Peki nereden geliyor bu hayvanlar? Nereden ne tür hayvanlardan emrimleşmiş bunlar? Bu da yeni bulundu. Yeni derken? Iki bin yirmile. Hı hı çok yeni. Çok çok yeni tabii. Bundan sonrasını aldım. Böyle bir hayvandan. Bu çalışmalarda da. Bu bayağı tamam. Alan Turner. Bu nature’da yayınlandı bu. Yani. Bu mu
bulmuş? Bu ve bu çok kalabalık bir ekibi. Bunu bulan. Bundan sonra da. Nerede bulmuşlar? Bu galiba Meksika’da bulundu. Emin değilim yani. Ama galiba Meksika’da. Bundan sonrasını alalım. Ya Meksika ya Güney Amerika’da. Tamam mı? Şimdi bak. Enigmatic Dinosaur diyorlar. Dinozor değil ama
bunlar. Hı hı. Tamam mı? Bundan sonrasını alalım. Şimdi bak buradaki kemik fosilleri Lagerpetit sürüngenler denen bir grup var. Ne demek o? Bu dinozorlardan da önce. Daha önce. Yaşayan bir hayvan. Tamam mı? Yani bilat öncedir. Bugünden dört yüz iki yüz otuz iki yüz kırk arası falan
diyeyim sana. Bak bunun çeşitli türleri var. Lagerpeton var. Yakselerpeton var. Kongonafon var. Tromomeron var. Şimdi buradan toplanan fosiller bunlar. Bu hayvanlardan. Bundan en eski fosil kaç yaşında? Bunların en eski fosil ne zamana dayanıyor? Yani. Dört milyar yıl, üç milyar yıl. Üç virgü sekiz. Üç virgü sekiz. Yani dünyanın oluşumundan hemen sonra. Hemen sonra hayat başlıyor. Çünkü su var. Su var.
Şimdi bak şöyle bir hayvan. Ebat ne bu hayvandır? Bunlar çok büyük değil. Şöyle hayvanlar. Bu dinozordan önce ama. Evet. Bak bundan sonrasını alalım. Böyle bir hayvan bu. Yani görsen kertenkele dersin. Kertenkele neresi? Böyle hoplaya zıplaya böcek avladığı tahmin ediliyor. İşte hoplayıp zıplarken.
Heminki kelebeğe benziyor bu da. Kelebe olmayan kelebe. Evet. Böyle hoplayıp zıplarken herhalde hani kanadım olsa daha iyi. Daha iyi hoplarım zıplarım diyor. Diye düşüne. Bunlardan türedi tahmin ediliyor. Çok yakın zamana kadar bu pterozorların böyle birdenbire ortaya çıktı görülüyordu. Yani hiç atası bulunamadıydı. İlk defa bu lagerpeditlerle. Yani. Atasının bulunamaması. Evinin evrim teorisi çökertecek bir şey mi? Hayır. Çünkü öyle bir şey mümkün değil. Ve işte iki yüz sene bulunamadı. Sonra bulundu. Bunu inceledik. Bunun avuç olması yok olduğu anlamına gelmez. Hayır. Bunu inceledikleri zaman bunun çenek, kulak kemikleri falan bakıyorlar pterozorlara benziyor başka her şeyden çok. Anlıyorlar. Bu bunun yakın akılı. Dolayısıyla buradan türemiş
bu. Bir sonraki arkadaşlar. Orta tiras ne demek? Aşağı yukarı iki yüz otuzla iki yüz iki yüz yirmi milyon falan arası. Peki sonunda ne oldu bunlara? Krates’in sonundaki meteor düşmesi aynen kuşlar dışındaki dinozorlar gibi bunlar dinozorlarla beraber yok oldular. Evet. Dinozor, dinozorlarla aynı dönemde ve sonrası dinozorun sonuna doğru çıktılar ve aynı anda yok oldular. Aynı anda yok oldular. Şimdi. Yani bu Meksika’ya düşen meteor bunları da yok etti. Neden? Neden? Şimdi bir teori şuydu. Efendim bunlar çok büyüdüler. Ve bütün büyük hayvanlar gibi beslenme sorunu. Beslenme sorunu oldu. Biliyor bunlar yok oldu. Fakat iki bin on sekizde
FASTA yapılan bir çalışma ortaya çıkardı ki işte öyle değil. Muazzam bir çeşitlilik var. Bak bu Asione, Elayyanus şu kadar bir hayvan. O da yok oldu. Falan değil. O da yok oldu. Değil mi? Bir şey soracağım. Çok özledim. Lafını kesiyorum. Pardon. Akma yayı soruyorum. Şimdi bu dinozorlar yaklaşık iki yüz milyon yıl boyunca varlıklarını sürdürmüşler. Kaç çeşit dinozor var? Vallahi bizim bilgimiz bugün dokuz yüz
değişik cins var. Dokuz yüz değişik dinozor var. Ama yani. Ama bu arada başka hayvanlar da var. Var tabii tabii ama yani bu dokuz yüz ben eminim devede kulak. Daha fazla çeşit deniz var. Muhakkak vardı. Yani düşün ki bugün memelilerin beş bin türü var abi. Evet. Yani dinozorun niye olmasın? Çok daha uzun zaman yaşamışlar. Evet. Değil mi? Çünkü dinozorlar döneminde de memeliler var. Ama küçükler her yerin altındalar. Ara ezmemiş az yeter. Evet. Yani. Böcekler de var. Böcekler da var. Tabii. Böcekler hep var. Hep var. Böcekleri. Ve çok az değişmişler. Ya böceklerin yedi veya altı ailesini birden kaybettiği bir tek yok oluşu var. O da permian. Yani iki yüz elli milyon yıl önceki yok oluşu. Niye? Çünkü atmosfer zehirleniyor. Atmosfer zehirlendi. Böcekler gitti.
Atmosfer niye zehirleniyor? Çünkü kardeşim Geldik senin ana konuna şimdi. Evet. Şimdi Tetis okyanusu bir kapalı deniz haline geliyor. Ekvator’da sıcak dönmüyor. Dönmeyince denizin altı yavaş yavaş anoksik hale yani oksijensiz yani marmaranın olacağı gibi. Evet. Oksijensiz veya karadeniz olduğu gibi. Değil mi? Oksijensiz hale geliyor geliyor geliyor geliyor geliyor. Bu oksijensiz olan kısım giderek kıtas şerflerini yani kıta sahanlıklarına yayılıyor ve en sonunda deniz püskürüyor. Püskürüyor. Denizden kötü hava püskürüyor. Zehir lavabosu. Drogensülsür çıkıyor ve etrafındakini öldürüyor. Bizim yani saniyeyle yaptığımız çalışmada aşağı yukarı Tetis civarında iki bin
kilometre bitmiyoruz. Yarı çap gidiyor. Hadi devam. Devam edelim. Şimdi burada bizim bir şeyimiz olması lazım. Son neydi? Ya videomuz videomuz. Ha. Son bir videomuz olması lazım. Üçüncü video teşhidere evet. Jurasik Park Simini
hoş geldin. Ha bak. Hop geçti. Bak bak bak. Yukarıdan düşen yeri görüyor musun? Görüyorum. O zaman mı çekilmiş bu film? Metoğru yağmuru. Evet. Bak. Bak bak bak gördün mü? Hı hı.
Evet. Piyu. Fatih bu bir milyar atom bombası ne? Ama bir milyar atom bombası ben hangi atom bombası? Hiroshima’ya tülyen. Bir milyarına işit. Yani on altı milyar kiloton. Şimdi bundan sonrasını alalım. Şimdi sen böyle güzel güzel uçuyorsun. Tamam mı? Bundan sonrasını alalım. Aşağı ise patlıyor. Vay vay vay. Kanatlara bak. Aşağı yanıyor. Ormanlar yanıyor. Ve bu yukarıdan yağan ateş. Eğer sen havadaysan kanadını delip geçiyor. Kanadın kullanılmaz hale geliyor. Bundan sonrasını alalım. Kanat ne hale geliyor?
Ama bu sadece herhalde belli bir bölgedekiler. Diğer bölgedekiler. Şimdi abi şimdi bu. Bu Meksika. Aşağı yukarı bütün Kuzey Amerika’ya Avrupa’ya yayılıyor. Oralarda yağıyor bu. Tamam mı? Ondan sonra ne oluyor? Şimdi bu hayvanlar nerede besleniyorlar? Kanada. E başka hayvanları yiyorlar. Şimdi o başka hayvanlar ne yiyor? Otlar mı? Otlar mı? Tamam mı? Ormanlar
yanıyor. Dünyada orman kalmıyor. Muazzam bir nükleer kış oluyor. Hava ortalık korkun soğuyor. Bittikler gelişemiyor. Ha? Bittikler gelişemiyor. Bittikler gelişemiyor. Ot yiyenler ölüyor. Ot yiyenler ölünce et yiyenler ölüyor. Bunlar gidiyor. Çünkü bunlar et yiyorlar. Onlar gidiyor. Bu yok oluş ne kadar sürüyor? On yıl, yüz yıl, bin yıl. Bu eğer yüz yıl falan diye
tahmin ediyor. Çok kısa yani. Çok kısa çok kısa. Peki küçükler niye gidiyor? Kuşlar niye yaşıyor da bunlar? Bunlar gidiyor. Çünkü kuşların ortaya çıktı ki yerde yürüyenleri yaşıyor. Hı. Çünkü bunlar kovuklarda yaşıyorlar. Toprak altında. Toprak altında. Memeliler de orada. Memeliler
orada. Bunlar uçuyor hep. Uçtukları için böcek de kalmıyor ortalıkta. Orman yanıyor. Sen ormanda yaşıyorsun. Böcek de kalıyarak. Bütün orman yanıyor. Tabii sen de gidiyorsun. Ve kardeşim Pterazor İmparatorluğu sona kadar. Kaç yüz milyon yıl sürmüş toplamda? Yüz altmış. Yüz altmış milyon
yıl. Bunlar göklerin. Göklerde egemen. Kuşlardan çok daha iyi uçuyorlar. Çok daha değişik boyutlara varıyorlar. Ve çok benim yani tahminim çok daha çeşitliydi. Yani bunlar aslında kuşlardan daha iyi evrilmişler o zaman. Evet. Yani bu olay olmasaydı ne olurdu? Yani şöyle teoriler ortaya atılmıştı. Efendim kuşlarla rekabet edemediler. O doğru
değil. Sonuna kadar çünkü bunların çeşitliliği muazzam ve kuşlarla aynı ortamları paylaşmıyorlar. Fena bir son. Bana sorarsan acıklı bir son. Evet. Şimdi arkadaşım Peki şimdi bazı izler diyor ki Fatih Bey,
Fahri Celal Hoca niçin böyle bir konu işliyorsunuz? Yani bu şimdi Türkiye’nin bunca derdi varken, onca bilimsel mesele varken niye böyle uç bir konu işliyorsunuz? Çünkü bilinmeyen bir konuydu. Bunun bilinmesi lazım. Ve evrimin neler yaptığının görülmesi lazım. Biz burada sırf bunları konuşmadık. Mesela line sınıflamasının evrimdeki gelişmelerde yani evrim teorisindeki gelişmelerden ötürü
kullanılmaz hale geldiğini gördük. Kladizmin ortaya çıktığını gördük. Biz devam etmeden yalnız. Hocam bir genç senin Çanakkale civarıda yaşıyormuş. Diyor ki oralarda fosil nerede bulurum? Işim gücüm yok çıkıp arayacağım diyor. Vallahi ne tür fosil aradığına bağlı. Ne bulursa? Yani çökel kayası olan her yerde fosil olabilir. Ya bizim Mehmet orada mesela bir fil fosilinin varlığını öğrendiydi. Benim bir öğrencim bizim evin az ötesinde bir sürü fosiller buldu. Şevket bir sürü fosiller buldu. Çökel kayasının olduğu yerde fosil çıkar. Şimdi Fatihciğim ben şunları göstermek istiyorum sevgili seyirci. Bak şu
çok basit bir kitap. Bunu Amerika Museum of Natural History hazırlamış. Fövkalarda güzel şey yapılmış. Görülüyor mu bilmiyorum. Göstereceksin şu sana göre gelen kameraya. Şöyle yapayım. Hı hı. Önce kapağını göstereceğim. Bir kapağını görsünler. Evet. Topecara üstünde görülüyor. Pterozorlar. Bu çok
hoş bir kitap. Şöyle açayım. Ve çok da kolay bir kitap. Çok çok çok yani. Ucuz. Ne dedi bak bu dimetrodon mesela. Burada konuşmadık. İngiltere’de ilk bundan bir terozor bu. Bu lan da Meryanin. Değil mi? Mesela bizim arkadaş burada. Maşallah. Kuentzankuantlusu nasıl abi? Çok güzel. Allah
tarafından yok olmuştur. Kapı nöre çıkıyoruz vesilelik kapıp kaçıyor bundan. Bu bu bu güzel bir kitap. Bunu tavsiye ederim. Çok güzel. Bu Mark Whitten’ın yazdığı bu da çok hoş bir kitap. Evet. Bu biraz daha detaylı galiba. Bu biraz daha detaylı. Ama çok güzel içinde içindeki şekiller bunun. Bu güzel bir
de, ortak üzerine çok anlaşılabilir ve çok kolay olmaları ama hepsi İngilizce. Evet. Ya ne yapayım? Keşke Türkçe olaydı. Ondan sonra şu büyük bir klasik onu bulamazlar ama bu tekrar yayınlandı. Bak bendeki Robert Kolej bunu çöpe
altmış. Çöpte mi alırsın? Bak üzerinde ne yazıyor? Discarded. Ağğ. Atılmış kütüphanede. Ben lisedeydim. Orada buldum onu. Derhal kaptım bunu. Bu Harry Govier Sealy’nin Dragons of the Air. Havanın ejderleri. Bu şahane bir kitap. Ya bugün çok tabii modası geçmiş sınıflamalar
falan var içinde ama şekilleriyle anlatım tarzıyla falan bugün dahi çok kolay rahat okunabilecek bir kitap ve benim elimde orijinalini getirmedim. Bu Dover baskısı. Bin dokuz yüz altmış yedide yapılmış baskı. Önüne meşhur Amerikalı omurgalı paleontoloji profesörü Edwin Colbert’in yazdığı bir öylesel söz var. O öylesesi de okumalarını tavsiye ederim. Bu kitabı niye hala önemli olduğunu anlatıyor Colbert. Bu kitabın içindeki bütün bu güzel şekiller de Sili’nin kızı için. Babası için. Bu benim sevgili arkadaşım Sankar Çaterci’nin kitabı. Burada görüyorsunuz. Bu
Pterosaurların duruşu hareketleri ve ekolojileriyle ilgili bir kitap. Geological Society of America’nın special paperı bu. Bunu da çok tavsiye ederim. Yani bunun içinde çok çok hoş şekilde. Peki onu da bulabilirim. Bulmak kolay mı onu? Tabii canım Geological Society of America’dan ısmarlarsın gelir. Ve ucuz bu. Ucuz kitaplar ama bu bayağı teknik. Evet
o bayağı bir şey. Yani. Yok diğerleri gibi değil yani. Değil. Bak. Biraz önce gördüğümüz şekiller gene. Ben bunları çok tavsiye ederim. Eee benim çok sevgili dostum Peter Welhofer’in yazdığı bir dinozor ansiklopedisi var. Ben uzun yıllar mücadele ettim kendimle. Onu almamak için. Niye? Bir de
ona dalmayayım diye. Fakat senin yüzünden masrafa girdim. Ne aldık yine? Onu ısmarladım. Bir de paleoherpetoloji ansiklopedisinin on dokuzuncu cildini ısmarladım. O da Peter Welhofer’ın yazdığı. Pterosaurlar hakkında. Aferin sana. Bir de kilo almasan. Bak kitap al, kilo al. Allah Allah. Ha, kitap almana bir karışmıyorum bak. Kilo almana hakikaten karışma. Evet. Çok kötü. Sorma. Sorma. Evet yedeğiniz yok. Biliyorsun değil mi? Sağ ol. O yüzden ııı lazımsınız. Iıı Allah’tan çalışıyorsun da o işleri bitirmek için ııı enerji sarıp ediyorsun. Yoksa çoktan gidiyorum. Doğru doğru. Evet ne acaba? Fakat bu işler çok sevgili. İçinde yok Fatih soruyorlar. Ama bu kadar dert varken konuğu bulamadınız. Evet. Bu işler bütün bu dertlerden aslında daha mühim. Kesinlikle. Bir milleti medeni yapan, bir milleti müreffeh yapan şeyler bunlar aslında. Hata yapmaktan alıkoyan. Evet. Yanlış karar vermeyi zorlaştıran, engelleyen değil ama zorlaştıran. Bu doğa bilimlerine son derece önem vermemiz lazım. Biz tam tersini yapıyoruz. Ne kadar buna önem veririz? Temel bilimler ne kadar güçlüyse ülke o kadar zengin oluyor. Ülke reva o kadar artıyor. Yani burada evrim konuştuk. Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki lisesinde evrim öğretilmiyormuş. Gün gelir
öğretilir. Bazen böyle dönemler oluyor. Amerika’da da biliyorsun yasaklanıyor zaman zaman evrimden bahsetmek. Yani ben tabii medeni ülkelerden bahsediyorum. Amerika’dan bahsetmiyorum. Amerika medeni bir ülke değil. Doğru söylüyorsun. Ama Avrupa’da böyle bir şey düşünülemez yani. Evet. Neyse tabii ki yani şunu söyleyeyim değerli izleyiciler. Iıı işte bu meyiller geliyor. Bazı tanıdıklar falan da ya ııı dünya geliyor, siz saçınızı tarıyorsunuz diyorlar. Iıı dünyanın yanmasını engellemek için saçımızı tarıyoruz değerli izleyiciler. Bunları bir merak ışıyor. Yani diyoruz
yaşa. Bu niye Türkiye’de yok? Türkiye’de belki bir genç bunu görür de bir merak salar. Yarın öbür gün bir tane bu konularda dünya çamına çalışır. Çünkü Allah’a şükür yani ortalama zeka Türkiye’de düşük bazı ülkelere oranlamak. Üçüncü sıradaymışız dünyada zeka ortalamasında. Ama yüksek zekalılar bize de var. Yani yeterince yüksek zekalamız var. Işte burada zaman zaman bunları ııı ama tutamıyoruz. Ya benim hiçbir öğrencim kalmadı. Kalmıyor burada. Maalesef kalmadı. Nalan’ı tanıdın. Gitti Olanda’ya. Ali Polat’ı biliyorsun. Evet. Adam dünya çapında oldu ama Kanada’da oldu. Buna Sinan acayip bir işler uçtu. Ne zaman dönüyor? Kim? Sinan. Ha Sinan bugünlerde gelmesi lazım. Ona da bir şey yapalım ya. Eee şeyi yapacağız. Mağara resimleri. Evet evet. Mağaralar. Evet. Tabii tabii tabii. Hayır bunu yapmamızı sevmişlerdik yani. Birileri buna merak salar, birileri başka gibi. Yani öğrenmenin sonu yok. Yani ne kadar bilimin ne kadar detaylı, ne kadar yavaş ilerli yani. Işte üç yüz sene içerisinde o üç yüz sene önce bulunan bir fosinin bugün anlamlandırıldığı hala anlamlandırılmaya çalışılıyor. Böyle bunlar iğneyle kuyu kazmak gibi. Biz de o iğneyle kuyu kazmanın zevkini ııı göstermeye, öğretmeye ııı çalışıyoruz. Geçen gün Twitter’da birisi şey yazmış. Iş çok güldüm oraya. Iıı C’ye de söyledim. Iıı niye bütün zeki insanlar Fatiha Atay arkadaşı diye? Bir tek nedeni var. Onlara soru sormayı seviyorum. Onlar öğretmeyi seviyor. Ben de
öğrenmeye çalışmayı istiyorum. Her şeyi öğrenemiyoruz, öğrenemiyoruz ama. Fatiha Atay’la da zeki olduğu için. Iıı öğrenmeyi sevdiğimiz için ııı arkadaşımız ben on insanlardan bir şeyler öğrendim hayatı boyunca. Öğrenmeye devam edeceğim inşallah. Iıı bunu da paylaşmak istiyoruz. Bu kadar basit. Saatide hemen hemen bire getirdik. Öyle değil mi? Ilk defa zamanında bitiriyoruz işi. Çok tempolu ve güzel yaptık. Haluk, Haluk bana iki saat dedi. Ben de ona göre hazırladım. Ona göre de konuştuk ama işte bazen böyle sen bir
alıyorsun oradan öyle gidiyorsun. Bana mani oldun sen. Bugün biraz mani oldum. Kusura bakmayacaksın. Iıı bugün biraz mani oldum. Iıı bu konularda daha sık bir yere geydim ama. Tamam. Bu öbür işlerden bahsedeyim. Bu dava konusu olan işlerden bahsetmeyelim. Onu bir kimseyi faydası yok. Yani tamamen biri biri bizim kesemize dağlar. Dünya kadar ceza kesiyorlar falan. Ödüyoruz, ödüyoruz. Gereksiz işler yani. Seni de durduk yere mahkeme koridorlarına süründürüyoruz. Iıı Allah tarafından ııı çok hoş
karşılandın. Güzel ııı bir şekilde ııı orada. Ya orada benim en çok üzüldüğüm şey yurt dışına. Çok sorma. Yani Alman gazetelerinde ya İsviçre gazetelerinde gördün yani. Çok üzüldüm ben de. Yani İsviçre’de adam resmen yazmış. Türkiye geri gidiyor. Bilimi yargılıyor. Evet bilim yargılıyor falan demiş. Yani o kadar utanıyorum ki onları okuduğum zaman. Ama ne yapalım? Fakat derdimiz bilim için mücadelede
etmeye devam edeceğiz. Derdimiz bilim, derdimiz gençler. Bu programı büyük olan da gençler için yapıyoruz. Ve emin olun faydasına giriyoruz. Soğukta rastlanan pek çok genç, mail atan, mesaj atan ııı konuştuğumuz, görüştüğümüz pek çok gençten çok olumlu şeyler ııı duyuyoruz. Bir tane bir tane bir genci bilim adamı bu program sayesinde bilimi heveslendirebiliyorsak zaten vaziyete biz de faydası da yapmış oluyoruz. Herkese iyi geçler diyoruz. Sizi tekrar aramızda görmekten dolayı. Sağ olun. Bir kez daha. Çok teşekkür ederim. Davet değil. Sen geldiğin her seferinde bunun kapısı sana açık. Yani burada bu konuları bilim konularını konuşmak başkası geldiği zaman da senin olman iyi çünkü sen bir de diğer konularda da hem bilgin var hem de çok iyi soru sorabiliyorsun. Iıı her meraklı ııı insan gibi. O yüzden her zaman beklerim yani. Ne zaman istiyorsan. Sağ ol hayatım. Sağ ol. Ilbergen’se de gene bir araya gelsek. Iıı gezmekten fırsatlı olsa gelecek. Son son Murat da
geldiler. Bir kavga ettiler Murat’a burada. Eee ya abi yani bu tabii sosyal bilimler bu kadar sağlam değil. Tabii. Tartışmaya çık. Iıı izlediğiniz için teşekkür ediyoruz. Iıı haftaya ha yarın akşam Meral Akşener var bildiğim kadarı. Bir terslik olmasa yer. Iıı şey ııı Kemal Bey’in artık açıkladığı dilim adaylığının altını masadaki yankıları veya yankılamamaları ııı bütün bunları ııı konuşacağız yarın akşam. Meral Akşener’le o da ilginç bir program olacak. Tabii bu kadar keyifli olmayan ama yakın dönemi etkileyen ben onları seyredemiyorum. Biliyorum. Haklısın. Işim olsa ben seyretmeyebilirim yani. Yarın akşam Meral Akşener’le TKTK’de
buluşmak ve görüşmek üzere. Hoşça kal efendim.