Neler Oluyor?
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=HHRhCUQkIIc.
Herkese merhaba programa. Hoş geldiniz Canım Cuma canlı programımla. Hoş geldiniz Canım Cuma. Çok sevdiğim bir laf, babamın lafı. Allah rahmet eylesin.
Haftaya bitirdik. Kazasız, belasız, bol bol böyle olaylı, gündem dolu, krizli bir hafta bitirdik. Yani haftalarımız artık böyle, standart. Ne oldu bu hafta diye sorarsanız. Ya ne oldu? Gördüğümüz kadarı şu oldu. Ekrem, İmamoğlu balık yedi. Bütün haftanın konusu oydu çünkü.
Vallahi balık yedi. Kar fırtınasının ortasında balık yedi. Gitti mi, gitmedi mi, kimle gitti, niye gitti? İşte İngiliz Büyük Yardımcısı ile gitmiş Ankara’dan gelmiş. Niye gitti? Açıklaması gerekiyor. Konuştuklarını bu devlet sırı kalamaz, anlatması gerek. Ya abi tamam, gitti. Gitmesi gerekir miydi, gitse miymiş? Şey yapabilirdi bence, belki. Pas geçebilirdi. Geçmedi, gitti yine balık yemeğe. Kahraman’a gitti. Çok da güzel kalkanı vardır orada. Ben biraz da şeye takıldım. Orada bir tür bir şey anlatılamadı. Yani İmamoğlu tarafından, İmamoğlu ekibi tarafından.
Adam akıllı böyle çok net bir şey söylenmedi. İmamoğlu’nda güzel bir şu tarafı var. Fazla girmiyor böyle polemiklere. Çıkmıyor da az kalsın. Fazla girmiyor böyle polemiklere ama burada böyle girmesi gerekirdi. Kardeşim gittim. Ondan sonra gerekiyordu gitmem. Üç ay evvelden randevu aldım. Büyükelçiydi. Üç saat kaldım, çıktım.
So what yani. Olay oldu. Kapandı. Dükkan kapandı yani. Tamam, gitti. Ama biz hala böyle. Niye gitti? İşte… Cumhurbaşkanımız Erdoğan canlı yayına çıkıp işte böyle başı boş her şey… Öyle bir hale geldi ki olay. İmamoğlu bildiğiniz bulutların üstüne çıkıp bulutları tepenip karı o yağdırdı. Resmen o havaya şey yapıldı. Kimse şeyi konuşmuyor kardeşim. Havalimanını konuşmuyor. Kimse temin kapanmasını konuşmuyor. Kimse Kuzey Marmara yolu niye kapandı, niye açıldı. Ha şu oldu. Şey çıktı televizyona. Bakankara İsmailoğlu çıktı. Hatta biliyorsunuz bir görüntü vardı. Şey görüntüsü.
Böyle havalimanında böyle depoya kar yağışından dolayı depo çöküyor. Böyle tavan çöküyor. Lank diye tavan çöküyor. Ondan sonra Habertürk’e çıkıp onun niye hedef havalimanı falan gibi böyle bir açıklamalarda buldu. Şöyle söylüyor. O deponun yıkılmasıyla ilgili. Zaten yıkılacaktı. Ondan sonra havalimanından 7 kilometre uzakta bir depoydu.
Gerek yoktu. Ondan sonra önemli bir depoda değildi. Şunu deseydi daha şük olurdum. Abi şunu da anlamıyorum yani gerçekten bu yaşa geldim. Böyle bu devlet büyük delibizin ne söylemesi gerektiğine dair ders vermek beni hafif böyle yorulmaya başladı.
Çünkü basit bir şey var burada söylemesi gereken. Çünkü unutmayın Türk halkı olarak balık hafızalıyız. Değil mi? Balık hafızalıyız. Yani iki gün evvel ki bana şeyi anlatın. Ne üzerinde konuşuyorduk onu söyleyeyim. Kimse hatırlamaz. Programı izlemediyseniz hatırlamazsınız çünkü o sizin hatanız. Ama programı izleyip de bugün size desem ki iki gün evvel ne şey yaptım. Ondan sonra o ayrı bir konu tabii ki.
Şunu söyleseydi bakan. Ya biz de çok üzüldük böyle bir şeyin yıkılmasına. İnşaatı yapan firmasından full bir açık par rapor bekliyoruz. O rapor esnafı o rapor neticesinde gereken cezalar verilecektir. Yeniden yapılanması gerekiyorsa yeniden yapılması gerekiyorsa yeniden yapacaktır. Hatta inşaatçı firma cebinden ödeyecektir. Bitti. Ne demek devlet diyor ki kardeşim bu benim malım bu bizim malımız sizin malınız.
Demesi gerekir kene. Ne diyor? Zaten böyle 7 kilometre uzakta bir yerdeydi zaten gidecekti yani. Çökecekse çökecekti. Ya biri söyleseydi orada. Gene aynı cümleyi kuracak mıydı sayın bakan? Ne desem bilmiyorum. Çünkü yani evet desem yine aynı cümleyi kuracağım desem böyle çok garip bir yere gidiyor. Hayır öyle bir cümle kurmaz da hayatta desem. Onu da diyemiyorum. Bir şeyler söylerlerdi günün sonunda. Ha ne diyorlar işte Tem ve Kuzey Marmara otoyoluyla ilgili. Ya evet onlarla ilgili de işte onlarla da bir ilgili şeyler duyduk yapılacak. Cümlek Güzel Doğan da aynı şeyi söyledi. İşte o yollar kapandı. Ya evet doğru falan filan ama Bolukçı’ya gitti.
İmamoğlu. O şey o kırmızı çizgimiz çok kırmızı çizgimiz var. Geçen hafta kırmızı çizgimiz hatırlıyorsanız Sezan Aksu’ydu. O Sezan Aksu kırmızı çizgimiz geriye çektik. Pardon şunu söyleyeyim. U dönüş yapmadık. Sezan Aksu farkındasınız nasıl böyle bir anda geçtim diyeyim ya konuya. DJ gibiyim ben bazen bu gibi konularda. Ya Sezan Aksu gibi yani geri kırmızı çizgimizi geri çektik daha doğrusu.
Ahmet Hakan’a göre de… Ne harika bir pişmanlıktır bu diye böyle bir yazı yazdı Hürriyet’te. Ondan sonra… Çünkü Cumhurbaşkanı ne demişti Sezan Aksu’nun… Adem ile Havva’ya cahil dediği için Cumhurbaşkanı dedi ki o dilleri… Yeri geldiğine koparmak görevimizdir dedi. Hatta büyük, sonradan havuza atlayan Sayın Bahçeli de ne dedi? Serçeliğini bil, şey olma. Neydi? Karga mı? Dur. Kurgu. Ne? Kuzgun olma. Hah serçeliğini bil, kuzgun olma falan demişti böyle. Ondan sonra Cumhurbaşkanı dedi ki ya ben muhatabım… onu hakkında bahsetmek istemiyordum. Sezan Aksu’dan bahsetmiyordum ben o diller koparılsın. Ben başka kimseden bahsediyordum dedi. Tamam. Ama Ahmet Hakan’a göre şöyle… Çok da şimdi… Hissli söylemek istiyorum bu bölümde.
Bunun adı geri adımsa… Ne şahane bir geri adımdır bu. Bunun adı durumu açıklığa kavuşturmaksa… Ne güzel bir açıklığa kavuşturmadır bu. Bunun adı pişmanlıksa… Ne harika bir pişmanlıktır bu. Bunun adı bir tür özürse…
Muhteşem bir özürdür bu. Ahmet Hakan… Buramı bak burama dokundu. Buraya kalbime dokundu. Bayılıyorum bu şey… Abdülkadir Selvi’nin de böyle çok güzel şiirimsi Erdoğan’la ilgili yazıları var. Ahmet Hakan da o furiye girmiş. Özür dilemedi ama Cumhurbaşkanı. Yani bilmiyorum özür diledi mi? Ne dediyse haklı yani. Tamam dedik ya muhatabım o değildi. Bir nebi bir Cumhurbaşkanı’na gelebilecek kadar… Özür en yakın olan… Bir şey Buda’yı. Çünkü Allah korusun Cumhurbaşkanımızın ondan evvelki cuma günü lafına gaza gelip… Sezanakçıya karşı bir şey olsaydı… O zaman ne diyecektik onu bilmiyorum. Yani anlatabildim mi o gaza gelip… Cumhurbaşkanı dilleri kolorasın falan deyip de böyle hurra diye Sezanakçıya böyle saldırsaydı o zaman ne diyecektik? Biraz geç ama dedi günün sonunda. Ona da seviniyorum size doğrusu söyleyeyim. Programa geleneksel cuma günü. Satışımızı da hatırlatmak istiyorum size. 32. gün bardaklarımızı… Şey yapmayı unutmayın. %30 indirimle… Ondan sonra…
Bu bardağın bir özelliği var. Hangi derecede tutar yani kahveriz hangi derecede olursa… Bardak hiçbir şekilde… Isınmıyor. Yani hep dışarısı… Selin kalıyor bardağın. Çok özel bir bardak. Tasarımını ben yaptım. Özel bir tasarımdır bu. Üç parmak tasarımdır bu. Kendi tasarımımdır. Umarım hoşunuza gidiyor.
Gider. %30 indirimle. Daha geçiyorum kahve bardağı. Açtığımda logumuz var sadece. O kadar da şey değil ama alabilirsiniz. Çok sevinirim. Çünkü sizin gibi yardımlarınızla biz ayakta kalmayı biliyoruz. Çeşitli arkadaşlara… Maaş, zan, yemek gibi şeylerle onlara o şekilde veriyoruz. Çok çok sevinirim. Bugün başka…
Birer bir iki soru alalım bakalım. Novruzov Torul. Azerbaycandan selamlar. 32. gün arşivinde Azerbaycan ile ilgili ne kadar video var? Ve ne zaman onları kanala yükleyeceksiniz? Patron… Çok… Şöyle söyleyeyim. Hepsi orada.
Hepsi de yüklü. Ben Google değilim. Yüklediğimi hepsi? Ne? Hepsi yüklü değilmiş. Yavaş yavaş yüklemeye devam edeceğiz. Kusura bakma. Efendim? Doğru arşivimiz bozuldu. Arşivimiz bozuk. Daha doğrusu arşivimizdeki hard diskler bir anda arıza yapmaya başladı. Ve de bu sebepten dolayı…
Şimdilik arşive bir şey ekleyebiliyoruz. Arşivden bir şey alamıyoruz. Bu işin masraflarından bir tanesi. Çok masraflı. Çünkü hepsi dolar üzerinden. Ve de biliyorsunuz dolarla biz memnun değiliz. Teşekkürler Eren. Eren bize en büyük destekçilerimizden bir tanesi. Hatta Eren’i gelecek hafta salı günü bizim ofise bekliyoruz. Kendisine bir ofisi göstereceğiz.
Ve de ondan oturup belki bize bir fikir vermesini de isteyeceğiz. Yani ne yapalım, ne edelim, başka fikirleri var mı bize verebilecek. Daha iyi nasıl olabiliriz. Siz de bize öyle de yazabilirsiniz. Yani gelip de oturup çok rahatlıkla bize… Programın altında yorumlara da yazabilirsiniz. Bunu istiyoruz, şunu istiyoruz. Bana yazabilirsiniz. Ben bunu istiyorum, şöyle bir şey istiyorum. Facebook’tan yazabilirsiniz. Twitter’dan yazabilirsiniz. YouTube’dan yazabilirsiniz.
Ya sonsuz bir şeyimiz var bizim sizinle. Efendim? Şimdi ofiste şöyle bir şey var. Deniz var. Şurada. Şurada şu perde var bir tane, onun arkasında var.
Orada böyle beni şey yapıyor. Böyle yönetmen, imsilik bir şey yapıyor. İşte bak böyle yap. Bunu konuşma. Şey yapma. Hoşuma gidiyor benim şey. Böyle yönetmenlik yapıyor. Tamam yapıyorum Deniz Bey merak etmeyin. Konuyu ilerliyorum. Çok uzun zaman oldu.
Belki benim gözümden kaçtı. Ama Kucuk Uzulavan Gölü, töre cinayetiyle ilgili bir… Gözüme haber çarpmamıştım. Bir süre oldu bayağı. Bu sefer kart aldı ortaya çıktı. Safura Gülistan, kayınpederi tarafından katledildi. Kayınpeder Galip Gülistan 70 yaşında… Aileyle bir araya gelip…
Safurayı, oğlunu aldattığı için… Aile meclisini bir araya getirip… Eşi, kaynanası, kayınbiraderleri ve amca çocukların arasında bulunduğu… 7 şüpheli de gözaltına alınmış… Adliyeyi de sevk etmişler. Bildiğiniz… Aile bir araya geliyor. Bu töre… İşte bu bizim aile namusumuz. Töre cinayeti olduğu tespit edildiği için…
Hep birlikte toplanmışlar. Ondan sonra… Öldürmeye karar vermişler. Safura Gülistan’ı öldürmeye karar vermişler. Şimdi… Hala… Bunun gibi… Cinayetler olduğunu… Olduğunu biliyoruz.
Uzun zaman oldu benim gözüme… Görmeyeli uzun zaman oldu. Bir ara 90’ların başlarında baya baya vardı. Genellikle Güneydoğu’dan şey yapardı. Ondan sonra 2000 yılları başından böyle bir azalma oldu. Hatta… Çünkü devlet politikası olarak… Bunun önüne geçmeleri gerekti. Devlet büyük bir hamle yaparak… Daha eğitim üzerine kurulu… Mahkeme üzerine… Hukuk üzerine kurulu bir şey vermeye başlamıştı zamanında. Hem eğitim… Cezalar da yüksekti. Şimdi yeniden böyle bir ürpermeye başlayınca, yeniden ortaya çıkınca… Aman… Yani aman aman aman dikkat etmemiz gerekiyor. Çünkü bu töre işi öyle bir şey ki… Bu töre cinayetleri… İnanın bana… Şeysi yok. Hiçbir zaman… Kazananın yok. Hiçbir zaman o namusunuz böyle namusumuz temizlendi falan o da olmuyor. Çünkü ölen, ölüyor kalan… Genellikle de çocuklar oluyor. Çocuklar o travmayla yaşıyor. Babay gidiyor yatıyor bir iki yıl kahraman olarak çıkıyor. Ki genellikle de öyle yapılıyor. Aman inşallah burada yani inşallah Türk Mahkemesi, Türk Adalet Sistemi… Tutuklamışlar ama hemen ve hemen…
Yargılanırlar ve de uzun bir ceza olarak da uzun yıllar… Cezalandırırlar kayınpederim. Böyle cinayetleri okumak istemiyoruz. İstemiyorum yani. 2022 yılında… Töre cinayeti… Diyeceksiniz ki ne alakası bugün bak… Bugün gördüm çünkü. Yani gerçekten son bir iki haftadan beri yani… Bir iki hafta bile değil ya şöyle söyleyeyim. Bir iki yıldan beri görmüyordum. Yani gözüme takılmıyordu. Normalde bunun gibi şeyler gözüme takılır ama takılmıyordu. Bugün takılınca şey oldu. Eminim olmuştur. Başka isim altında. Onlarda var. Yani töre cinayeti bir nevi… Aylarda gördüğümüz bu kadın cinayetleri… Onlarda bir nevi töre cinayeti olarak şey yapabilirsiniz. Resmen ilk defa yazılı olarak töre cinayeti olduğuna dair… Yani aile meclisi bir arayı toplanıp…
Biz en iyisi gelinimizi öldürelim demesi… Bana çok çok çok… Böyle… Üzdü. Çok gereksiz bir… Umarım orada durur. Başka ne oldu bu hafta? Bu hafta başka ne oldu? Derken… Bütün karlar, kışlar hepsi bittikten sonra…
Hala hala bitmeyen bir şey var. Bir tartışma var. O da zannetmiyorum biteceğini. Bu… Yollar… Esas kime ait? Şimdi ben bunu 10 yıl evvel böyle bir nevi hatırlıyordum. Yani daha doğrusu şey yapıyorduk yani.
Hangi yollar kim kontrol ediyor? İlçe Belediyesi, Büyükşehir Belediyesi, TEM… Şu, bu… Şimdi farkına vardım ki… Daha da çok… Buna benzer bir sürü yol… Hem ilçe belediyeline bağlı… Hem de karayollarına bağlı… Ve de hala bitmiyor bu tartışma. Ve de bitecek gibi gözükmüyor. Yani İstanbul’a bir nevi, bir koordinasyon merkezi kuruldu. AKOM. 2000 yılında kuruldu ayrıca. Şu an sosyal medyada görüyorsunuz. Cumhurbaşkanı Erdoğan 99 yılında AKOM’da bir araya gelirdik falan. Ama 2000 yılında kuruldu. Tamam, abi. Tamam, Cumhurbaşkanımızın her şeyi hatırlayacağı bir kuralı yok. İnan bana, yok yani. O da bana garip geliyor. Bana da 20 yıl geçmiş AKOM’da. Peki AKOM değil de MACOM’da. Bitti mi tartışma? Bitti. AKOM’un ve de Büyükşehir Belediyesi’nin biraz da bir nevi yalnız kaldığını da gördüm burada. Diceksiniz ki, işte gene belediyeye savunuyorsun.
Belediyeye savunmuyorum da. Belediyeye evet biraz şey kaldı. Biraz pasif kaldı, doğru. Ama onun da sebepleri var. Farkındaysanız ama… İmamoğlu çıkıp şey demedi. Yani bir an bile şey demedi. Beni engelliyorlar demedi. O ilginç. O benim çok ilgimi çekti. Oturup da böyle başkasını suçlamadı.
Elimizden geleni yaptık dedi bir nevi. Bu idi elimizden gelen. Ama kala kala tartışma arasında… Kala kala sadece ne kaldı? Balıkçı kaldı. Niye balıkçıya gitti? Adam canı kalkan çekmiş. O kadar basit. Yani herkesin balıkçıya gitmesi hakkı var. Başka başka başka neler oldu bu hafta? Başka neler oldu arkadaşlar? Var mı bana öneriliriz?
Şu mesajlara bir bakayım. Peki bir sürü güzel bir soru var. Geçenlerde AKP’ye 2002’de oy verdiğinizini söylemiştiriz demiş. Bir mesaj olarak. Neden Besim Tibuk’a veya Cem Uzan’a vermediniz?
Ne Erdoğan’a verdiniz? Besim Tibuk’tan bahsediyoruz. Niye ona oy vermedin? Peki. Cem Uzan. Cem Uzan’a oy vereceğim. Allah aşkına. Besim Tibuk, Cem Uzan. Yani Erdoğan’la mı karşılaştırmam gerekiyor o ikisi de? Yani Erdoğan varken. Niye AKP’ye 2002’de oy verdim? Çok basit. AKP büyük büyük büyük sözler verdi bana. Bana değil, size. İzleyicilerime. Şu sözü verdi. Avrupa Birliği’ne sokacağım sizi dedi. Gerçekten. Ben ona inandım. Ben Erdoğan’ın, AK Parti’nin bizi Avrupa Birliği’ne sokarak……bir ülkeyi böyle bir level atlatacağını düşündüm. Avrupa Birliği bizi hiçbir zaman istemedi. Yo bir ara istedi. Bir ara gerçekten hevesliydik gitmeye. Çok hevesliydik.
Ama benim ki biz gerekenleri yaptık. Daha fazla mı çalışsaymışız Avrupa Birliği’ne girmek için? Belki. Hiçbir zaman girmeyecek miydik? Bilmiyorum. Ama en azından oradaki standartlara oyabilmek için… Avrupa Birliği’nin standartlarına oyabilmek için çok çok çok hamleler yaptık. Bir sürü hamle yaptık. Farkındaysanız o hamlelerden bir tanesi… Çiğköptenin bulgurlu ve vejetaryen olmasından bir tanesi oydu zaten.
Çiğköfte bir aralar. Etti sadece. Yani Çiğköfte istediğin zaman sokakta. Çiğköfte etti. Sonra onun Avrupa Birliği standartlarına girebilmek için böyle bir kurallar değiştirdik. Et öyle şey yapılmaz, öyle servis edilmez diye diye diye diye. Ondan dolayı ben Erdoğan’a oy verdim. AK Parti benim için büyük bir değişimdi. Ve de ondan evvelki partilerle kime……yani 90’lı yıllardan 2000’li yıllara girdiğimiz zaman baktığınız zaman……yani böyle mükemmel bir Türkiye yoktu 2000-2000’e. 90’lı yıl, 92’nin arasında. Ondan 2002 yılında evet AK Parti’yi bu sebepten verir. Besintibuk… Besintibuk neydi? Şey istiyordu değil mi o? Korneri kaldıracaktı değil mi? Böyle bir şeysi vardı sanki. Besintibuk şey diyordu. Seçilirsem korneri kaldıracağım. Cem Uzan… Cem Uzan abi…
Anlamıyorum yani. Cem Uzan yani… Tamami şey için yani… O genç parti kendine bir… Kendine pozisyon almak için seçimi yaptı. Çok da para harcadı. Ondan dolayı boş ver. O şey ilgilenmiyorum ben o kadar. Neyse. Benden bu kadar. Cuma günü geldi.
Hafta sonu hava güzel. Biraz çocuklarımla… Biraz çocuklarımla ilgileneceğim. Bütün hafta ilgilendim zaten. Kar da kışta. Çünkü çocukların hepsinde tatili vardı. Unutmuştum. O şey hatırlıyor musunuz o şey zamanında? O pandemi zamanında evde kal. Her şey onlayndı. Dersler onlayndı. Oradaki şeyi unutmuştum. Niye akşamüstü erken saatte içki içtiğimi unutmuştum. Bu hafta hatırladım. Niye öyle olduğunu. Çünkü gerçekten… Bir çocuğa yeniden al, bilgisayarın başına koyup… Oğlum ders yap demek kadar sinir bozucu ve nefret bir olay yok yani. Neyse bitti. Bu hafta artık okula gidebilirler. Pazartesi günü okula geri gidecek.
Ben de biraz da bu hafta sonu da ben biraz dinleneceğim. İzlediğiniz için çok teşekkürler. Yorum yazmayı unutmayın. Mesaj atmayı unutmayın. Destek olmayı unutmayın. Ya bir şeyler yapın yani. Her gün program yapıyorum size. Bir şeyler yapın ya. Yani siz de Eren gibi bize destek olun. O kadar çok şey istemiyorum. O kadar bir şey istemiyorum.
Bakın hard disk bozuk. Millet aç. Neyse çok teşekkürler. Pazartesi görüşmek üzere.
Bir hafta sonuna hepiniz de.