İfade Özgürlüğü mü? Var mı gerçekten?
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=Jv4PLObjrc4.
Herkese merhaba, programa hoş geldiniz. İstanbul karlar altında. Ben daha fazla kar olacağını bekliyordum ama her zamanki gibi millet parikledi. Okula gitmeyin, okullar kapandı. Yollar kapanıyor. Eyvah ne yapacağız falan filan derken hiçbir şey olmadı her zamanki gibi. Öyle hayat devam ediyor. Sadece biraz trafik var ara sokaklarda. Ama o kadar.
Soğuk demişken, hafta sonra da soğuk rüzgârlar esti. Nerede mi? Demokrasimizde diyeceğim. Aynen demokrasimizde. Nereden başladı? Cuma gününden başladı. Hatta daha önceden başladı. Hatırlıyorsunuz Sezan Aksu’nun 2017’de de yazdığı bir şarkı üzerinde geçen hafta bütün tepkileri üzerine çekmişti. Ne yapıyordu o şarkıda? Havva ile Adem hakkında. İşte cahil Adem ile Havva demişti bir şarkısına. Ama 2017’de yazılan bir şarkı. Ne oldu onun da kaberinde? İşte bazı diyanet açıklama yaptı. Çeşitli bundan böyle nemalanacak gruplar, düğünümüzde hakaret edildi filan dendi tam düşmek üzereyken, olay kapanmak üzereyken. Hiçbir şey olmamış gibi hayatımıza devam edecektik. Cuma günü Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Cuma günü Çamlıca namazından sonra açıklamada bulundu. Ya dedi ki, dilimize uzanan dilleri yeri geldiğinde koparmak bizim görevimizdedir. Hatta bundan ilgili bir kulis bilgi de var. Bunu söyledikten sonra Cumhurbaşkanı basın müşaviri, orada bulunan gazetecilere şey demiş, bunu yazmayın arkadaşlar bunu yazmayın lütfen, Fahrettin Bey de yazılmasını istemiyor gibi bir şey yazmış. Bu bir şey bu, iddia dedi kodu. Ama tabii ki şu da var, o bir video görüntüsü var. Bunu beraber izleyelim. Hazreti Adem aleyhisselatü vesselam efendimize kimsenin dilini uzanamaz. O uzanan dilleri yeri geldiğinde koparmak da bizim görevimizdir. Allah validemize kimsenin dilini uzanamaz. Onlara da günü uzatanlara haddini bildirmek görevimizdir. Burada hiçbir kamera kaydı yok. İlginç değil mi? Sadece bu video var. Orada bunu söylüyor.
Fahrettin Altun ne demedi, ne yapmaya çalışıyor? Ya Cumhurbaşkanımız ağzından bir şey kaçırdı mı demeye çalışıyor ki imkansız. Çünkü Cumhurbaşkanımız her söylediği şeyin arkasında durur. Ve hatta Fahrettin Altun ayrıca bir şekilde bu çok tepki alacak. Biz en iyisi bunu sansürleyelim, Cumhurbaşkanımızı sansürlemeye çalıştık ki o da imkansız. Her ne olduysa oldu. Cuma günü bu olunca tabii ki yeniden konu alevlendi. Şimdi doğrusunu söyleyeyim. Yeniden alevlenmesi tabii ki bazı kesimlerin işine yarıyor. Çünkü gerçek sorunlardan bir ne diye böyle paşa başa uzaklaşıyoruz. Gerçek sorunlar derken siz de biliyorsunuz doğal gazı fiyatların yükselmesi, elektrik yükselmesi bu hafta içerisinde Bursa’da bazı organize sanayilere herhangi bir şekilde doğal gaz verilmeyecek.
Daha doğrusu elektrik santrallerine doğal gaz verilmeyeceğine dair bilgiler içerisinde günden tamamıyla değişti. Şimdi komik olan şey şu. 25 yıl önce 17 Aralık günü Cumhurbaşkanımız minareler süngümüz, kubbeler miğfer, camiler kışlamız, müminler asker demişti.
25 yıl evvel. İfade özgürlüğüydü bu. O zaman ifade özgürlüğü adı altında savunma yapılmıştı. O günkü Türkiye Cumhuriyeti ile bugünkü Türkiye Cumhuriyeti arasında fark var mı sizce? Ben size söyleyeyim. Sıfır. Sıfır. Yani 4 ay hapise girmiş bir Cumhurbaşkanımız. Bir şiir okuduğu için, bir şarkı sözünden dolayı rahatsız olması ve de bir sanatçıya dönüp de uzanan diller yeri geldiğinde koparmak bizim görevimiz demesi bize yakışmadı. Cumhurbaşkanımıza bence yakışmadı. Bize derken Türk milletine yakışmadı. Ne dersiniz diyeyim. Dinimizi hakaret. Öyle değil. Her bak şunu anlardım. Adem ile Havva Hazretleri deseydi eyvallah ama Adem ile Havva günün sonunda ilk erkek ile ilk kadından bahsediyor. Bir şarkı abi. Yani bir şarkı. Oyuna gelmeyin ama geldiniz sonuçta.
Çünkü öbür yandan, öbür oyuna gelen, çünkü Cumhurbaşkanımız diyor ya yeri geldiğinde koparmak bizim görevimiz diyor ya başkaları da buradan gaza gelip Cumhurbaşkanımız da hemen kanatları altında ya biz Cumhurbaşkanımız hemen hedef gösterdi biz şey yapalım diyebilir dedi bile.
Kimler? 15 Temmuz Şehitler ve Glaziler platforma hemen açıklamalar, tehditler, Çalıyan adliyesine de gittiler. O da daha kötü. Suç duyurusunda buldular. Çalıyan adliyesinde bunu söylüyorlar. Diyorlar ki şehitlerimizi asla laf söyletmeyiz. Kimse söylemedi. Kimse söylemedi şehitlere. Sezen Aksu şehitleri bir laf bile söylemedi ama bu bir standart bir cümledir artık. Standart bir cümle haline geldi. Bundan sonra da söyletmeyeceğiz.
Peki kimse şehitler hakkında yine bir şey söylemene devam ediyor. Onlara laf söyleyenlerin dillerini keseceğimizi buradan ilan ediyoruz. Okey ama hala kimse bir şey söylemedi şehitlerle ilgili. Sezen Aksu da dahil olmak üzere. Şimdi bakın burada önemli. İçişleri bakanımızın da dediği gibi beyinlerine sıkacağız. Kafalarına inlerinden hepsini ezeceğiz.
Gibi laflar kullanıyorlar. Şimdi diyelim ki Allah korusun bir cahil çıktı. Değil mi? Sezen Aksu’yu buldu. Ve de öldürdü. Bir şey yaptı. Sorumlu kim?
Sorumlu günün sonunda… Onu koruyamayan devletin, hükümetin… Ve de aynı zamanda milleti gaza getiren Cumhurbaşkanımızın olacak. Değil mi? Ben ondan çok daha korkuyorum. Çünkü herkes sizin ve benim gibi aklı başına insanlar değil. Bazıları kendine bir isim yaratmak için yapıyorlar bunu. Ki gördük. En büyük örneklerden bir tanesi Mehmet Ali Haca. İzlemediyseniz lütfen buyurun. 32. Günü Arşiv’de belgesellerden izleyebilirsiniz. İfade özgürlüğü de demişken… Cumhuriyet Sikcesi Sedef Kabaş bir tweet attı. Şimdi diyeceksiniz ki ondan ne alakası var?
Var abi. Hepsi bir paket. Her şey bize bir paket olarak sunuluyor. Bir Çerkez atasözüyle yola çıkarak… Ki ayrıca televizyonda da bunu da söyleyeyim 10 gün evvel söylemişti. Televizyonda canlı. Telebir TV’de galiba. Ama 10 gün sonra da tweet attı. Cumartesi günü tweet attı. Ne oldu dersiniz? Çok basit. Sedef Kabaş saat 2’de polis tarafından tutuklandı ve de mahkemeye sevk edildi.
Tak tak tak. Niye? Cumhurbaşkanı hakaretten. Ya söylemek istemiyorum ben şu an. Çerkez atasözünü söylemek istemiyorum. Çünkü burası Türkiye. Vallahi o hale geldik. Gerçekten o hale geldik. Şimdi bir kadın gazetecisi diyeceksiniz ki ama hakaret etti Cumhurbaşkanı. Tamam. Bak varım. Cumhurbaşkanı hakaret etti. Ancak Cumhurbaşkanımız daha yeni.
Yargıtay Yeni Hizmet Binası 2021-2022 açılış çönerindeki cümleni gelin birlikte dinleyelim. Yeni düzenleme ile sırf ifade almak üzere gece yarısı gözaltına alma. Otelde, havalimanında yakalama gibi işlemlere son ver. Son verilmemiş. Bir kişi daha yapılmış son dakikada. O da Sedef Kabaş.
Cumhurbaşkanı hakaret ediyor mu? Cumhurbaşkanı bunu hakaret olarak görüyor mu? 38 bine yakın hakaret davası açtı Cumhurbaşkanımız. O zaman bunu yargı yoluyla Paşa Başa davasını açar. Anlatabildim mi? Der ki bu bana hakaret olarak. Ben bunu hakaret olarak görüyorum. Dava açıyorum der. Tazminat davasını açar. Ama sabah saat ikide evinden, otelden alıp tutuklanmak polis tarafından.
Bu da ifade özgürlüğü. Sedef Kabaş’ın tweeti ile Sezan Aksu’nun şarkı sözleri ve de Cumhurbaşkanımızın 97 yılında söylediği şiir arasında hiçbir fark yok. Üçü de ifade özgürlüğü. Bu değişmeyen Türkiye.
Değişmeyen. Değişmeyecek. Değişemiyor bir türlü. Dönüp dolaşıp aynı konuları, aynı olayları sadece aktörler değişiyor. Ama aynı eziyet devam ediyor. Bir türlü rahat edemiyoruz şu demokrasimizde. Bir türlü barışamıyoruz. Veya da anlamıyoruz ne olduğunu. Neyse. Programı izlediğiniz için çok teşekkür ederim. Abone olmayı unutmayın.
Like atmayı unutmayın. Ve yorum yazmayı unutmayın.
Görüşmek üzere.