‘515 Haşimi’ler’ Sınır Dışı | Kadınlarımızı Koruyamıyoruz
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=PxY2z0CbYGE.
Herkese merhaba programa hoş geldiniz. Ya bir kaç günden beri bilmiyorum farkında mısınız? 515 Haşimi diye bir grup ortaya çıktı. Bunları böyle Seyhan ilçesi 19 Mayıs mahallesinde böyle topluca yürürken ellerinde sopalar, beyzbol sopalarıyla görüntüleri ortaya çıktı. Hatta bir tanesinin böyle elinde Karaslikov’a benzeyen yani şimdi videoda sosyal medyada bunu yansıtıyorlar. Sosyal medyada Karaslikov ile yürüyordu diye.
O kadar da belli değil ama yine de sosyal medyada işte Karaslikov ile yürüyen bu adamlar kimler işte. Çıktı ortaya kim oldukları. 515 Haşimi diye bir grup. Şimdi 515 Haşimi grubu nedir? Suriye’de Arap milliyetçiyi savunan beş farklı aşiretin mensuplarıymış bunlar. Ne oldu tabi ki sosyal medyada bu olay ortaya çıkınca
bakın bir kere daha söyleyeyim sosyal medyada ortaya çıkınca apar topar bu 20 kişi eminim daha fazladır ama 20 tanesi yakalandı. Ondan sonra el aracını şimdi sınır dışı edilecek. Şimdi oldu. Şimdi oldu. Şimdi sınır dışı etmek bu adamları sınır dışı etmek bence doğru bir karar. Şimdi diyeceksiniz ki kardeşim sen gene Suriyeli mülteciyi savun. Oraya gelmedim daha. Şimdi bir yandan 2-3 tane Suriyeli’nin ellerini muz alıp sosyal medyada Türklerle dalga geçmeleri ile onları sınır dışı etmekle bu adamı sınır dışı etmekle ikisinin de farklı suçu var tabi ki ama ikisini de aynı şekilde sınır dışı etmek bu adamların suçunu hafifletmiş oluyor. Ne alaka diyeceksiniz çok basit.
Adam 1-2-3 tanesi gerizekalı ellerini muzlarla dalga geçiyorlar Türklerle. Ben cezayı sınır dışı etmek biraz fazla bu adamlar için. Yani ceza olarak fazla gibi geliyordu bana. Ama 515 haşimileri ellerinde sopalarla böyle babam burası bizim yer falan diyerek yürümeleri bence sınır dışı etmek en güzel hareket. Şimdi sınır dışı etmek doğru bir hamle oldu. Bence bu benim fikrim. Kim oluyor bunlar anlamış değilim. Ayrıca bu sosyal medyada yansımasaydı daha ne kadar sürecekti işte bunlar oturup da böyle son bir haftada gelmediler ortaya. Öyle olmuyor o iş anlatabildim mi yani bir anda bu 515 haşimiler geçen hafta gelip hemen sokağa çıkıp ya bize neyse şöyle bir göbde gösterisi yapalım deyip böyle ellerini sopalar öyle olmuyor.
Belli ki belirli bir zamandan beri buradalar değil mi? Ama tabii ki hataları ne sosyal medyaya düşmesi. Yani keşke şöyle bir şey olsaydı. Sosyal medyaya düşmeden olay büyümeden emniyetimiz bu adamları yakalayıp ya kardeşim böyle adamlar dolaşıyor diye çünkü şikayet geliyordu demeyelim ya beyefendi işte amirim sokakta elinde sopalı adamlar dolaşıyor. 515 haşimiler kimmiş onlar?
Deyip keşke o şekilde şey yapsaydık illa sosyal medyaya düşmesi gerekiyor bu iş. Maalesef öyle sosyal medyada bu ülkede hem yargı hem yargıç hem de hakem hepsi sosyal medya her şeyi bir anda yapıyor. Sebep ne acaba? Ben biliyorum sebebi sebep muhtemelen yargıya olan inancımız fazla kalmadı. O kadar basit.
Gündemde Enes Kara haricinde ki dün konuştuk Enes Kara ile ilgili bir cinayet daha var. O da Avukat Dilara Yıldız’ın cinayeti. Avukat Dilara Yıldız’ın eski sevgilisi Oktay Dönmez okuduğum haberlere göre epey bir süreden beri şey yapmaya çalışıyor.
Söyleyin adını taciz ediyor yeniden bir araya gelelim tehdit ediyor gibi gibi gibi gibi. Standard. Eski sevgili standard. Türkiye’de o bir standart oldu artık. Dilara da korktuğu için bu adamdan ve de artık da bir nevi bitirmek istediğinden dolayı eski sevgilisini eski nişanlısını Oktay Dönmez’i
Tuzla Karakol’un yanındaki bir restorana dağıt ediyor. Daha güvende olduğunu düşündüğü için. Restoranda ne oluyorsa eski sevgili eski nişanlısı Oktay belinden silahı çıkartıp dan dan dan Dilara’yı öldürüyor. Gencecik bir avukat. İlginç olan şey şu ve de aynı zamanda korkunç olan şey şu.
Polislerin gözü önünde oluyor bu. Nasıl mı oluyor? Çok basit. Şimdi değişik ifadelerden bu yola çıkacağız. Oktay Dönmez’e göre yemek yiyordum. Dilara ile oturmuştum. İki tane adam gördüm ayağa kalktı. Dilara’nın ailesi zannettim. Çünkü Dilara’nın ailesi de beni tehdit ediyordu. Hatta üç aydan beri psikolojik destek alıyordum. Benim parama konmaya çalışıyorlardı gibi bir ifadesi ortaya çıktı. İki tane adam ayağa kalktığını gördüm. Ben de elimi belime atıp havaya iki el ateş etmeli düşünüyordum. O anda Dilara panikledi. Ben de cinnet geçirdim ve ne olduğunu anlayamadım diye bir ifadesi çıktı. Bu adamın ifadesi. Palaura olduğunu görebiliyorsunuz yani. Abi ben bir şey yapmadım cinnet geçirdim. Yani palavra.
Diğer ifadeye göre de eski nişanlısı Oktay Dönmez tarafından kendi evinde darip edildikten sonra silah zoruyla Tuzla’da polis merkezinin yanında bulunan restorana getirildi. İkili burada bir süre konuştuktan sonra Yıldız restoranda bulunan vatandaşlardan yardım istedi. Vatandaşların olayı polis ekiplerinin bildirilmesi üzerine olay yerine gelen polis ekipleri gören Oktay Dönmez
kendi bulunan tabancayı çıkararak Yıldız’a beş el ateş etti. İki ayrı ifade iki ayrı bakış açısı. Günün sonunda ne oldu? Günün sonunda bir kadın cinayeti daha polisin önünde, polis karakolun yanında. Niye? Eski nişanlısı. Çünkü muhtemelen yine gururuna mururuna, binlannesini yediremedi.
Gene bir cinayet daha. Ne yazık değil mi? Gerçekten. Adamın ifadesi daha da korkunç bence. Burada adamın ifadesi, şey, kepazelik. Anlatıyor cinnet geçirdim, iki adam böyle gördüm. Hep şeye varılıyor. Ben yapmadım. Yani hep böyle zorlandım.
Ama bu sefer mahkeme biraz daha sert davranmaya karar verdi anlaşılan. Çünkü çıkartılan mahkemece tasarlayarak öldürmek, silahla yağmaya teşebbüs, silahla cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksul kılma suçlarından tutuklanarak cezaevine gönderildi. Şimdi bu birinci aşama cezaevine gönderilmesi. İkinci aşama mahkemede göreceğiz. Artık rezilliği oralarda göreceğiz.
İnşallah bu sefer, inşallah diyorum, bu kadınlarımızı koruyabilmemiz için inşallah, inşallah bu mahkeme böyle bir aydınlanma geçirir. Ve de der ki ben bundan bir ders vereceğim bu erkeklere. Ve ömür boyu kitler adama anahtarı da bir kuyunun dibine atar. Çünkü başka çaremiz kalmadı. Vardı evvelden. Yani yarım çarelerdi.
İstanbul Sözleşmemiz vardı. Ne yaptık onun yerine? Ankara Sözleşmesi diye bir şey çıkartacağız dedik. Onu da yapmadık. Çünkü ilgilenmiyoruz. Ama tabii ki burası Türkiye. Biraz şans eseri yaşıyoruz bu ülkede. Değil mi? Neyse siz işlerinizi şansa bırakmayın ve de videolarımı kaçırmayın. Bu sebepten dolayı lütfen abone olmayı unutmayın, yorum yazmayı unutmayın.
Yarın görüşmek üzere.