Obezitenin sebepleri neler? Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil yanıtladı

Obezitenin sebepleri neler? Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil yanıtladı videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=bFSb8WXva4A. Ama sizin araştırmanız bütün bunlara gerek kalmayacak bir yöntem giyeceği üstüne kurulu. Yani bizde Vagus’u çalışıyoruz şu an. Hem bu açıdan çalışıyoruz hem de belki Vagus’a daha çok moleküler açıdan mesela bir ilaç alırsınız, Vagus’a etkilersiniz. O açıdan da…

Obezitenin sebepleri neler? Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil yanıtladı

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=bFSb8WXva4A.

Ama sizin araştırmanız bütün bunlara gerek kalmayacak bir yöntem giyeceği üstüne kurulu. Yani bizde Vagus’u çalışıyoruz şu an. Hem bu açıdan çalışıyoruz hem de belki Vagus’a daha çok moleküler açıdan mesela bir ilaç alırsınız, Vagus’a etkilersiniz. O açıdan da karışıyoruz. Vagus’a çok yani Vagus bir tane sinir ucası değil. Binlerce sinir ucası ve bu binlerce sinir ucasının tam olarak ne yaptığını bilmiyoruz. Şu an biz daha çok anlama aşamasındayız. Bu stimülasyon yöntemi anlamadan çözmek gibi. Öyle diyelim. Yani kesme de öyleydi. Vagus’u bilmeyen yoktu bizim jenerasyonu. Evet biz biliriz de eşler bilmez belki. Çünkü eşler çok var. Vagus’da Vagus vardı sonra büyük bir üretim geçti.
Yani biz tıp fakültesindeyken hala devam eden ve cerrahi olarak Vagus’un Vagotomy diye bir operasyon vardı. Bu ülser tedavisi için kullanılırdı. O terk edildi artık. Zaten ülserin de altında yatan bakteriyel bir şey çıktı. Yani bu kesip biçme diye Nile’nin bahsettiği şey aslında hep olaylar o şekilde başlıyor.
O da çok incelmemiş, hedefe yönelmemiş, mekanizmiz anlaşılmamış bir girişim. Aktivasyon da aynı şekilde. Yani bu koskoca bir yol. En uzun insan vücudundaki sinir. Bütün sindirim sistemini kontrol edebiliyor, etkileşebiliyor ama sadece sindirim sistemini bile. Kalp üzerinde de, mesela akciğer üzerinde de etkileri var.
Örneğin şişmanlıkta çok büyük ve tedaviye yanıt vermeyen akciğer problemleri ortaya çıkıyor. Bunun mekanizması bilinmiyor. Dolayısıyla bir yerden yolu tamamen kesmek veya yolu tamamen genişletmek problemleri çözemeyebiliyor. Yani etkileri çok olabiliyor. Yani o yüzden temel bilim hakikaten çok önemli bir şey. Yani uygulamaya geçiş için. Burada kaç tane örneğini veriyoruz. Bazen insanlar diyor ki biz şimdi sineye çalışacak insanlara para mı vereceğiz? Halbuki sineye çalışınca sıtmayı çözebiliyorsunuz. Veya çok temel bir mekanizmayı çalışırken sinirlerin nasıl faaliyet gösterdiği konusunda işte böyle bir muazzam bir tedavi alanından çok daha büyük yararlar çıkarabiliyorsunuz. Ya da işte mesela belki 20 sene sonra bulacak bir kanser tedavi yöntemi üzerinden zart diye aşık olabiliyorsunuz. Yani sonra başka şeyler çıkıyor. Mesela şu anda denendiği vagos stimülasyonunun birçok şeyler var.
Hatta mesela sebebi bilinmeyen öksürük gibi çok ilginç bir şeyden Parkinson hastalığına kadar uzanan bir yelpazede şey var. Ama bunun için işte nere de? Koskoca bir şey beyninden başlıyor. Bidenin en alt bölümlerine kadar gidiyor. Hangi yol aktive olacak? Vakos bacaklara gitmez değil mi? Aşağıya inmiyor olur. Yok genetör ürünler sisteme kadar iniyor. Yani idrar yollarını da kontrol edebiliyor.
Mesane fonksiyonlarını, böbrek fonksiyonlarını daha aşağıya gitmiyor. Peki hocam şimdi şey tekrar. Barsak mide sinirim sisteminin beyin ilişkisi vs. Orada uzun zamanda konuşan şey. Buradaki bakterilerin de aslında bir dış etken değil ya da dışarıdan bir şey değil. Vücudun içinde olduğu ve bakterilerin ne diyeyim organik zekasının aslında insanın zekasına bir parçası haline geldiği için.
Oradaki mekanizma nedir? Oradaki sistem nasıl işliyor? Bakteriler nasıl bizim yerimize düşünüyor veya bize katkıla bulunuyorlar? Yani o aslında şu an çok büyük bir araştırma konusu. Dediğiniz gibi sizin şu an sorduğunuz soru million dollar question derler ya. Hocam ben de onu siz kazandınız o yüzden sordum. Yani şöyle bir şey var.
Biz çok işte 10-20 yıl önce diyelim bu bakteri florasının ne çeşit olduğunu öğrenmeye başladık yeni sekanslama metotlarıyla. Ve bunu anladığımız zaman gördük ki aslında insan vücudunda insan hücresinden çok bakteri hücresi var. Ve bunun çoğunluğu da sinirim sisteminde.
Ve bu sinirim sisteminde olan bakteriler eğer mesela işte otizme bakarsanız, alzheimer bakarsanız, parkinson bakarsanız, hasta olan veya obesteye bakarsanız hasta olan insanlarda farklı çeşit bakteriler var. Hasta olmayan insanlarda farklı çeşit bakteriler. Şimdi bu ne demek onu şu an tam olarak bilmiyoruz. Katılıyor musunuz hocam? Evet evet. Bu da aynı biraz önce konuştuğumuz gibi. Farklılık olduğu biliniyor. Önemi olduğu da biliniyor. Fakat hep bunlar korelasyon. Yani sebep sonuç ilişkisi hangi bakterinin hangi ürününden geliyor, hangi mekanizmaya etkileyerek yapıyor. Bu bilinmediği için mesela şu anda etkin bir şekilde uygulamaya geçemiyor. Yani bu korelasyonla sebep sonuç ilişkisi arasında çok muazzam bir fark var yani uygulamaya geçiş için. Yani çok büyük bir potansiyel olduğu kesin ama yol almak gerekiyor.
Yani temel mekanizmaların anlaşılması uygulamaya dönüşmek için şart. Bana mesela çok fazla arkadaşlarım diyorlar niye mikrobiyom çalışmıyorsun? Mikrobiyon demek oradan başladığında. Mikrobiyon bağırsak flörası. Bunun işte İngilizce’ye geçmiş şekli. Ben de diyorum ki ben mikrobiyolog değilim. Yani bu bağırsak flörasını çalışmak için gerçekten mikrobiyoloji bilmek lazım. Çünkü bakterilerin çok bin çeşit yani çok fazla çeşitleri var.
Ve onların hücrelerinin nasıl çalıştığını anlamanız lazım ki o hücrelerin işte ne tip moleküler salgılıyorlar ve o moleküller bağırsaktan sinir hücrelerine nasıl temasa geçiyor. Ben daha çok olayın sinir kısmındayım ve o mikrobiyologlara da daha çok bakterileri anlamayı bırakıyorum.
Onlar o molekülleri buldukları zaman biz o moleküllerin sinir sistemiyle o zaman biz onu araştıracağız muhtemelen. Ama orada bir gerçekten çok büyük bir iletişim olduğunu düşünüyoruz. Ve bunun klinik açıdan da şu an çok daha fazla data’sı çıkmaya başladı sanırım. O da çok disiplinli bir şey gerekiyor.
Çok fazla sayıda molekül üretiliyor. Özellikle bağırsaktaki bakteri camiaları tarafından. Bunların bir kere hepsi çözülmüş değil yani bazıları bilmediğimiz moleküler. Bazıları mesela vücudun başka yerinde de üretiliyor. Mesela kısa karbonlu yağ asitleri var. Bütürik asit gibi, propionik asit gibi. Bunları hem bakteriler üretiyor bağırsaktan direkt karaciğere geliyorlar hem başka ücreler üretiyorlar. Onlar başka yollardan dolaşarak geliyorlar.
Aynı etkiyi göstermiyorlar. Hepsi sinir sistemiyle iletişime geçmiyor. Dolayısıyla hakikaten birçok disiplinin bir arada çalışması gerekiyor. Evet, evet. Aynen öyle çok. Aslında bilim sistematide çok net gösteren bir şey bu yani.
O hepsi bir şey katıyor sonunda bir şey çıkıyor de.