Mülteci Sorunu İstemiyorsan Verirsin Euro’yu | Polonya ve Belarus Mülteci Kavgası |

Mülteci Sorunu İstemiyorsan Verirsin Euro’yu | Polonya ve Belarus Mülteci Kavgası | videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=A3MUCKbG0b0. Herkese merhaba programa hoş geldiniz. Farkındasınız değil mi yani bu koronanın dışında böyle bir virütik bir şey dolaşıyor. Herkes hastalıyor herkes korona mı oldum diye ki. Ben de sanki öyle bir şey hissediyorum. Bir daha…

Mülteci Sorunu İstemiyorsan Verirsin Euro’yu | Polonya ve Belarus Mülteci Kavgası |

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=A3MUCKbG0b0.

Herkese merhaba programa hoş geldiniz. Farkındasınız değil mi yani bu koronanın dışında böyle bir virütik bir şey dolaşıyor. Herkes hastalıyor herkes korona mı oldum diye ki. Ben de sanki öyle bir şey hissediyorum. Bir daha ateşim çıktı düştü falan filan. Aman sağlığınıza dikkat edin çünkü bu havalar tam hastalık havası. Ve de üstüne de korona virüs de olunca lütfen kendinize dikkat edin. Bugün 10 Kasım. Bugün modern Türkiye’nin ve bu güzel cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ölüm yıldönümü. Buradan onu rahmet ve saygıyla anıyorum. Üst kattaki komşumuzdan tıkırtılar geliyor. Sesler geliyor. Küçük küçük ayaklanmalar geliyor. Üst kattaki komşumuz kim? Hayır Rusya değil onun diğer Rusya diye tabir ettiğimiz Belarustan geliyor. Yaklaşık 1-2 hafta evvelde sosyal medyada 1-2 tane video görmeye başladım.
Minsk Havalı İmanı’nda bir sürü Afganlı, Iraklı, Kürdün bir araya gelip otobüslere bildirildiğini gördüm. Ondan sonra açıklamalarda hep şu vardı. İşte niye bunlar burada? Niye bu mülteciler burada diye. Benim de garibime gitti. Tam çözememiştim ne olup ne bittiğini. Ta ki anlaşıldı ki
Belaruz meğerse mültecilerin kullandığı kaçak olmayan en güvenilir yolmuş. Nasıl mı? Çok basit. Türkiye’den, Dubai üzerinden, Suriye’den, Irak’tan, Minske, direkt uçuşlarla. Şimdi Belaruse girmek için Suriyeliler veyahut Iraklı vatandaşlar bizi alabiliyorlar.
Ve de kolay alabiliyorlarmış. Ne ilginç değil mi? Ne yapıyorlarmış? Vizeleri alıp Belarusa iniyorlarmış. Sistem onun üzerine kuruluyormuş. Ondan sonra Belarustan sonra hop komşu ülke Polonya. Yani bir nevi Avrupa Birliği’ne. Bu yeni rota bana neyi hatırlattı biliyor musunuz? 2015 yılında ve de benim bizzat 32. gün programında takip ettiğim o meşhur mülteci yürüyüşünü hatırlattı. O zamanlar ne oluyordu? O zamanlar işte Suriye’den gelen, Afganistan’dan gelen ve de bütün Orta Doğu’dan gelen o büyük göç vardı. O göçle birlikte Türkiye’nin Ege sahildine gelip Ege’den de Yunanistan’a geçiyorlardı mülteciler. O zamanki politikamız bir nevi göz yumuyordu onların geçişine. Ben şahit oldum.
İstiyorsanız gelin biraz izleyin benden birlikte. Afganistan? Afganistan? Ozbekistan? Ozbekistan? Senin mi çocuk?
Anne nerede? Yunanistan’a geçtikten sonra bu botlarla Yunanistan’a geçtikten sonra kariyaya indiriliyordu mülteciler. Ondan sonra o meşhur uzun yürüyüş başlıyordu. Sınırdan sınırda. Neydi? Yunanistan’dan Makedonya, Makedonya’dan Sırbistan, Sırbistan’dan Macaristan, Bacaristan’dan da Avrupa. Tabii zaman
geçtikçe duvarlar örülmeye başladı. Demirlikler koyulmaya başladı. Güvenlik daha da arttı. Ve de daha da önemlisi Avrupa Birliği Türkiye ile bir anlaşma yaptı. O anlaşma neydi? Cumhurbaşkanımıza denildi ki Al sana para Sen bizi bu mültecilerden koru. Dediler. Biz de kabul ettik. Şimdi gelin görün ki aradan 6 yıl geçmiş ve de yeni bir pazarlık yapılıyor. Geçtiğimiz günlerde Otoriter Belarus lideri bu mültecileri bir araya toplayıp 2003’er bin gruplarla Polonya sınırına doğru bir mevi itmeye başladı. Ordu tarafından tabii ki. Kendi iradeleriyle değil. Arada sıkışmış olanları da dahil ederek Polonya’ya yönlendirmeye başladı. Polonya tabii ki
ayaklandı. Ne yapsın bu kadar mülteci? Tabii herkes biz gibi değil. Ne acaba? Çünkü Polonya Başbakanı Daha bugün yapmış olduğu bir açıklamada dedi ki Bütün suçlu Rusya ve Türkiye. Polonya tabii ki bundan hiç memnun değil. Polonya direkt olarak Türkiye suçluyor. Türkiye burada suçlu olan. Zira onlar Uçuş izni veriyorlar. Bu kişilerin uçakla Belarusa gelmesine izin veriyorlar. Öbür yandan da Rusya’yı da suçluyor. Diyor ki
Bu mültecileri İsa’ni silah olarak kullanıyorsunuz. Diyor Polonya Başbakanı. Haksız değil. Bir nevi… Biz de onu yapmıştık. Türkiye de bunu yapmıştı. Yani biz çok rahatlıkla kendi sınırlarımızı kapatabilirdik o büyük göç esnasında. Yapmadık. Evet çok fazla geliyorlar yetişemiyoruz. Tamam. Denizde yetişemiyorduk ama Karada da bir şey yaptığımızı da tam fazla hatırlamıyorum. Ben görmedim. Hatta öyle de söyleyebilirim. Şimdi Polonya Başbakanı bir nevi haklı. Hem uçuşlar geliyor hem Belarus. Sınırı doğru yığıyor bu mültecileri. Tabii çözüm ne? Rusya hemen çözümü buldu. Çözüm şu. Türkiye gibi Belarusa da para verin. Neye ilginç değil mi? Aynı çözüm. Aynı sistem.
Aynı çözüm. Gördüğümüz görüntüler yavancı değil. Bu aynı görüntüleri ben bizzat ben gördüm kendi gözlerimle gördüm. Ağlayan anneler, ağlayan çocuklar, gaz yiyen insanlar. Bu insanlar sizin daha iyi bir hayat, daha iyi bir yaşam için… bu savaşı, bu yolculuğu yapıyor. Sizin bu büyük ülkelerin kuklası olmak için değil.
Bu görüntüler, bu kriz bence gün geçtikçe büyüyecek. Ama öbür yandan da şunu de biliyorum. Avrupa Birliği… hemen anlaşacak Belarus’la. Türkiye’yle nasıl anlaştıkları gibi. Neyse… Biraz da dünyadan bahsetmek istedim. Abone olmayı unutmayın. Üye olmayı unutmayın. Mesaj atmayı unutmayın.
Like atmayı unutmayın ve yarın görüşmek üzere.