Türkler İslam’ı nasıl kabul etti? Prof. Dr. İlber Ortaylı yanıtladı

Türkler İslam’ı nasıl kabul etti? Prof. Dr. İlber Ortaylı yanıtladı videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=4h1QoEMJRS8. Bir de şeyi sorarsan, Türklerin İslam’a geçmesini, Türkler nasıl İslam’a geçti diye çok konuşulan bir konu ama bugün sonra… İki tane temel yanlış var. Bir, muhafaza karşı. Efendim bekliyorduk tam bize uygun bir inanç. İnsan bir yeri…

Türkler İslam’ı nasıl kabul etti? Prof. Dr. İlber Ortaylı yanıtladı

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=4h1QoEMJRS8.

Bir de şeyi sorarsan, Türklerin İslam’a geçmesini, Türkler nasıl İslam’a geçti diye çok konuşulan bir konu ama bugün sonra… İki tane temel yanlış var. Bir, muhafaza karşı. Efendim bekliyorduk tam bize uygun bir inanç. İnsan bir yeri döndükten, o inancı kabul ettikten yani ihtida ettikten, hidayeti erdikten sonra herkes pam bana uygunlar.
Başında daha pagan kendiden yani cahiliye devrinde nasıl bakıyor ona bakar o. Bunun Türklerin bu şekilde İslamiyet’i kabul edip bekledikleri ve üç günde benimsedikleri doğru değil. Çünkü bilhassa Hazreti Peygamber’den sonra hatta Hulef-i Râşid’in bir kısmı döneminde,
Araplar maalesef kendi Arapla, kabile identiteleriyle, kibritleriyle gelenleri aynıleştirmeye çalışmış ve beğenmemiş, itmiş. Cahiliye devri dedikleri şey yani bu Acem dedikleri, Acemi dedikleri Türkler de öyle yadlandırılıyordu.
Onun için olmuyor. Yani kolay değil bu iş. Efendim tabi savaş gücü olan bir topluluk, orada çok makbirler ama şurası bir gerçek. Bu iş öyle kolay olmamış. Yani Türkler bir anda müştun olmadı. Hayır hiç olmamış. Olanı var, olmayanı var.
18. asırda ancak olanlar var. Ben de size söylüyorum ki karşaylar Kafkas’ta. 18. asırdır. Dillerinde eski şeyler var, kalıntılar çünkü hepsini atamamış yani. Çok önemli bunlar böyle gelmişler. Doğu Karadeniz’in de çok geçmiş İslamiyet’in. Doğu Karadeniz halklarında da geçmiş.
Onlar daha ziyade şeydeler onlar. 18. yüzyıl değil belki ama Fatih’ten, Fetih’ten itibaren varlar. Yani Fetih dediğimiz olay belki ihtidayı çok düşünmemiş ama olmuş.
Şehir boşaldıktan sonra tabi abat edilmesi lazım. Bunun artık coğrafyasını tahmin ediyorlar ve getiriyorlar yarın size şeyi gelen çocukları. Bir başka sorularmış. Şimdi biliyorsun özellikle bu göçmenlerin legal ve illegal göçmenlerin İstanbul’da çok yoğunlaşması üstüne konuşulan bir tanesi. Osmanlı zamanında her isteyen gelip İslam’a yerleşebiliyor muydu özellikle bu Suriye’den oradan buradan? Hayır klasik devirde olmuyor. Suriye çok uzak zaten de yani köylüler gidemezler toprağa bırakıp. Bu servaz gibi değil Batı Avrupa’daki ya Rusya’daki krepots ne pravda derlerdi yani kalebentlik gibi bir şey. Bu olmaz bizde yani ama ektiğin toprağa sana verilen çift yerini tutacaksın yoksa ağır tazminat ödersin. Onun için buradan kolay da değil çok insan da gelmiyor aslında ama sürgün metodu vardı mesela. Bildiğimiz bugünkü Aksaray var ya onun ahalisini İstanbul’a sürdüler gidin oturun diye. Nüfus olsun diye İstanbul’a?
Evet ben pek nüfusun tek başına olduğu kandısında değilim yani nüfus artışının. Çünkü orada sayısız mütefekkir, şair falan var teke, şehirleri falan böyle istikrahla bakıyorlar yani onlara eşit muamele edilmesi.
Yemek yemeği bilmez diyor bilmem ne diyor temiz bir mi diyor falan. Kendi de yani gitmeye pek niyetli değil açıkçası. Artık işte ev yeri bulamadıysa falan kendisine başka bir yerde mecburen oturuyor yani bu çok açık oluyor böyle bir şey.
İstanbul’a girmesi yasak olan, İstanbul’a girmesi yasak olan kişiler, toplum? Yok o kadar zarbat değil yani bir sümites gerisi alıyor veya işte o Bostancı’da ve Çekmece’deki Bostancılar, karakollar engelliyor veya bırakıyor bunu.
Çok önemli ama bu nüfus buraya gelip de işsiz kalırsa gıda kıtlığından dolayı mustarip olur, şeye başlarsa falan, yolsuzluğa ve kendisi şeye başlarsa, hırsızlığa. Bunu tabii tasdik etmeleri mümkün değil biliyorsunuz. Yani iş o zaman soğuyor, çıkartıyorlar yani defterden bu işi. Onun için… İstanbul’da hep nüfus kontrolü var Osmanlı Dönemi’nde. Var, müthiş oluyor yani hem de oluyor. Zaten biliyorsunuz şimdi şeyi bile değiştirmek zorundalar. Yani bir sürü pantolon, gömlek ya da işte zeytin kıvrında birtakım şeyler. Bunların hepsini tutmaya kalkarsa çürür bu, yenmez. Atmak da ayıp günah diye bakıyorlar. Onun için bizde gönüllü taburlar vardır.
Çöpleri toplayan atlar falan. Yani bu en önemli şey. Bunlara bakıyorsunuz yani 15 gün sonra durur tabii. Çok aç. Son bir tartışma var. Onu konuşalım sonra da seni daha fazla yormak da istemiyorum açıkçası. Estağfurullah. Sokak hayvanları. Biliyorsun bu köpeklerle ilgili bir tartışma var. Sokak köpekleri. İnsanlar saldırıyorlar.
İşte insanlar muzdelik. Bunlar korunsun diyenler var. Bunlar toplansın diyenler var. Kenti biz onlarla paylaşıyoruz diyenler var. Bir de son olarak Havrita diye bir rezalet çıktı ortaya. Nerede? Şimdi Türkiye bir internet sitesi kurulmuş. Bu internet sitesinde işte sokak köpeklerin nerede olduğu haber veriliyor. Oraya birileri gidiyor. Bu köpekleri öldürüyorlar, zehirliyorlar, işkenciler falan. Evet. Merak ettiğim şey o. Osmanlı zamanı da İstanbul’da sokak hayvanları bir problem. Evet.
Osmanlı ne yapıyor bunların? Mesela kediyi köpek. Bunların ne yapıyor? Hiç ne yaptıkları belli değil işte. Bir kısmını toplamış hayırsız adaya yollamış. Onlar da birileri geldiği zaman pek öyle saldırmıyor falan orada. Ama bir birinde sonra bakıyor ki ne yiyecek ne yatacak hali var. Geri kaçıyorlar. Kaçıyorlar. İstanbul’a gidiyor. Yüzüyor. Üzerine giriyor. Evet. Var yani o imkanları çok. Bir sürü köpek de yüzmeyi bilir yani. Öyle seçecek şey sızlıyor. Durumu. Bu var ama. Öyle bir şey var bu köpek toplama. Yani hem temiz olur ortalık hem de bunlar da sopayı yersin adam olur bekler mi? Yani bir müddet sonra o hayvan şefkati falan da azalıyor herhalde. Ama her halükarda insanlar sakatlanıyorlar burada. Değil mi?
Düşüyor kırılıyor bacağı falan. Doktor yok falan o zamanlar. İşte daha ikinci sınıf bir tedavi yöntemleri bileti aldınız. Buna rağmen yani bu böyle bir şey var. Eğilim var dünyada. Onun için bundan dolayı da çok kızıyorlar. Yani Türpen’in veya şeyin küçük mozölelerin böyle bir şansı olamaz.
Yani gaz ne yapabilir yani.