ABD’nin Tayvan’a yaptığı ziyaret nasıl değerlendirilmeli? Prof. Dr. İlber Ortaylı yanıtladı

ABD’nin Tayvan’a yaptığı ziyaret nasıl değerlendirilmeli? Prof. Dr. İlber Ortaylı yanıtladı videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=rFMdVe2qks8. Hilmi Ağabey sana kimsenin çok bilmediği bir konuyla ilgili gireyim istiyorum. Çin. Çin dünya tarihisinden, Türkler’in tarihisinden çok önemli bir ülke olmakla beraber son bin yıl içerisinde bizimle çok yakın ilişkisi olmamış. Ama giderek de önem…

ABD’nin Tayvan’a yaptığı ziyaret nasıl değerlendirilmeli? Prof. Dr. İlber Ortaylı yanıtladı

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=rFMdVe2qks8.

Hilmi Ağabey sana kimsenin çok bilmediği bir konuyla ilgili gireyim istiyorum. Çin. Çin dünya tarihisinden, Türkler’in tarihisinden çok önemli bir ülke olmakla beraber son bin yıl içerisinde bizimle çok yakın ilişkisi olmamış. Ama giderek de önem kazanan bir ülke tekrar tekrar tekrar ve şimdi bir gerilim yaşanan tek farkı nasıl hissedebiliyorsun izliyorsun. Amerika’da temsil emeğisi başkanı Pelosi’nin yaptığı ziyarette
Çin Amerika gerili mi? Tekrara başladı, Tayvan’a gitti kadın biliyorsun. Ve yeniden bir Çin meselesi gündemi geldi. Nedir Çin? Çin’in dünya için tarihi önemi ne sence? Ben şeyi peşinden söyleyeyim. Tabii birçok arkadaşlarımızın işte bir hatun meclis reisi, temsilciler meclisi reisi, senatörlerin değil mi? Congress House of Representatives gibi işte büyük anne ve halen kuvvetli biri, protokolda üçüncü falan filan. Bunlar tabii hoş görünümler. Tabii öbür tarafı pek söylemiyorlar. Şimdi resmi ziyaret yapıyorsun, protokollun içindesin ve gittiği ülkeyi gıcık kaptıracak böyle bir şey yapıyorsun.
Orada aniden bir Çince şey açıyorsun İngilizce işte demokrasi şehitleri falan gibi kıyanlanan meydanında. Bunlar çiğlikler. Ucuz hareketler. Ucuz çünkü arkanda bir kuvvet var, onu temsilen geliyorsun. Kimse sana bir şey yapamaz ve misafirsin. Yani herkesin cesaret edemeyeceği bir şey. Ama edebilecek adamın da terbiye diye bir şey lazım yani. Maalesef Amerikan polisikasında son zamanda yanlışlıkların içinde bir de böyle kişisel edepsizlikler çok hakim vaziyette. Bu hoş bir şey değil tabii görünüm olarak. Ve bunun da propagandası yapıyor. Ve bunu her yerde yapıyorlar. Çin’de de yaptılar. Her yerde yapıyor kadın bunu. Geçen sefer yapmış çok daha hassas bir nokta söz konusuyken.
Her yerde de yapıyor. Tabii bu milletlerin en azından kişisel olarak ambargo koymaları gereken bir ziyaretçi, bir politikacıdır. Yani o memleketin dışişleri bakanı denen sekreter hostiyetiyle, savunma defen sekreterinin, harbiye bakanıyla, başkanın kendisiyle veya yardımcısı ile her türlü teması sürdürebilirsin. Bu zat olmamak kaydıyla yani böyle bir şey halde konan. Dışlanması gereken bir şey. Evet ve meclisler arası ilişkilere de icap edersen. O bir protokolda vardır. Onu da kesebilirsin Amerika ile şey yapıldığı zaman. Çünkü ve çok bilgili falan olduğunu da zannetmiyorum işte. Tipik bir upper middle class ve upper class zengini. Bir hanım böyle rahat bir çocuk büyütmüş. Evlilik hayatı düzgün gitmiş falan. Bilmem kaç yaşından sonra politikaya karışmış. Gene muvaffak oluyorsa eyvallah ama öyle büyük bir kariyerde değil. Yani o memleketin gördüğü büyük insanların arasında nereye
yerleşir o da belli değil. Şimdi bunun üzerinde durduktan sonra şeye gelelim bu Çin meselesine. Şimdi bizim 19. yüzyılda Çin tamamıyla merak konusuydu. Ve buna doğru dürüst başlayan insanlar Benediktan’lar. Cizvitler ve Benediktan’lar. Bunlar alim takımı biliyorsun. Cizvitler alimdir. Contrevolusyondur. Yani şey, kontreform.
Protestantizmin iddialarına ve tabuları yıkma, demistifikasyonla bir yerde hırsliandığın tarihini ve incir yorumlarını bile değiştirme çabalarına karşı bir bilimsel, sadece teoloji de değil, arkeolojiye kadar. Çünkü işin içine hırsliyan teolojisi de giriyor, arkeolojisi de giriyor. Bunları bilen ve dünya yüzünde teşkilatlanan üniversiteler kurmaya çabalayan mesela Viyana Üniversitesi falan. Demamen Cizvitlerin kurduğu yerlerdir. Sonradan Ayr Klanso’da. Fransa’da meseleler çok hakimdiler. Kalikanizm çıktıktan sonra
süpürdü onları. 14. Lü’yü. Böyle şeyler söz konusu. Bunların yanında mesela daha sessiz gibi görünen, çok iş yapan Benediktan’lar. Hırsliyanlık tarihinin bunlar mucizevi karıncaları. Yani sen Benediktus adına. Amele gibi de çalışıyorlar. Ormanları biçip
tarıma da açıyorlar. Zirai metotları da öğretiyorlar. Manastırları da idare ediyorlar. Şarapçılık yapıyorlar. Bilmem ne hepsi. Ve okul. Ve o da yetmiyor. Lisanlar. Mesela Fransa’da galiba bir Mans komünü vardır. Orada bir manastır vardır. Böyle şey gibiydi. Filoloji fakültesi gibi yani. Her sahada adamlar var. Hatta ben birini tanıdığım
bir sefer Utye. Yani bir sene bir şeyde oturdu. Kafkasya üzerine bir seminerde. Rahiplik kisvetiyle gelmiş. Genç, münevver bir Fransız. Otuzlarında. Efendim de Udin ve bilmem ne diye iki tane Şerkez dili. Fakat adamın aslında Gürcüce ve Ermenice. Şimdi de bir
adama benziyor. Anadolu var Kafkas yetkiklerinde. Olmayan şey Humuk vesaire, Osetin ve şey Türkçe falan Azer şeyi falan onlar. Çok enteresan bir yaklaşım yani. Ben ondan daha iyi bir Kafkasolog olarak. Anadolu’ya itibariyle Andreas Titsi’yi tanırım. Türkçe’yi
tanıyor. İşte Lehçeleri biliyor. Ermenice biliyor falan. Böyle bir adamdı. Şimdi bir baktım üç sene sonra adam çıkmış. Aflını istemiş. Çıkmış tarihine. Evet. Evlenmiş. Kızı varmış. Bu bana dedi ki Kafkasya dedi. Yani ben dedi gider Çeçenlerle birlikte
geçirdim Ruslara karşı. Kızım çok küçük olmasa dedi. Bunu söyleyen dünkü rahip. Niye? Adam inanıyor kavgasına yani Kafkas’ın cesaretine Rusların işinin bittiğine falan. Fakat bilmiyorum o bu inguşlar yaptı daha çok. O okul hadisesinden sonra hala kaldı mı bilmiyorum. Yani maalesef bu küçük küçük milletlerden oluşan, ya eknesak devam
demeyen hareketler olmadık şeylere sürükleniyor. Mesela Cahar Duda’yı niye harcadılar hakikaten değerli bir asker. Çok önemli. Şimdi böyle bir dünya bu. Bunu tetkik etmiş adamlar. Kilise bunu Kafkasologlardan evvel tavsiye ediyor. Yani çok Urquhart Mesela David o da Kafkas uzmandır ama daha yüzeyseldir. Türkiye’yi tutar o biliyorsun. Karl Marx, Engels, Urquhart sonra efendime söyleyeyim Pail, William Pail ve hepimizin bildiği gibi işte Macar Yahudisi olan Van Bury aslında İngiltere’ye sonra intibak etti.
Onlar Türkiye’yi tutarlar 19. asırda akademik kadrolar içinde. Böyle bir dünya vardır. Politik arkasından geliyor bahsiyelerin. Çin de öyle. Gizwitlerle Benediktanlar daha önce tetkik etmişler. Ve mesela Çin analyerinde Çin analyerinde Türkler hakkındaki kayıtlara
bakan Lübbi. Yani 14. Lü’y devrinde. Onun kalemi aldığı kalemi aldığı demeyeyim de neşrettiği, tercüme ettiği Fransızca metinleri maalesef Fransızca biliyor ama tabi Çince bilmeden mühim bir eksik sayılır. Hüseyin Cahit Bey çevirdik Çinleri, Mogulları,
Türkler’in bilmem nelerini tarih etmiş. Bu bizde ta ne zaman olmuş ama düşün çok tartışmaya herhalde. Geçenlerde yeniden basıldı o kitap biliyorsun. Basıldı çünkü hiçbir şey yoktu. Şöyle bir şeydir. Herhalde şimdi bu kadar olmuştur. Tabii Arap harfleriyle bu kadar olursa ondan sonra. Fakat bu modern sinolojiye el atmak Atatürk Türkiye’sinin bir şeydir. Yani Türklerin tarihini öğrenmek için bu kaynakları bilmeniz. Çünkü Çin kaynaklarından Türk tarihi öğrendi. Öğreneceksin çünkü oradır bizim komşumuz. Bu böyledir. Yani mesela bazı milletlerin tarihlerini komşulardan öğret. Bak çok ciddi. Eğer Julius Caesar ve Bello Gallica ve Tacitus Germania falan gibi eserler olmasa ki bunlar
bir adım birinci asır evveli ve birinci asır sonrası. Bizim Apeninlerin kuzeyindeki dünyadan pek bir haberimiz olmayacaktı. Kendilerini de tanıtma şeyi yok. Medeniyetler gariptir. Bu milletler demiri işliyorlar fakat yazıları yok o zaman. Ve bunları Roma
tanıtıyor dünyaya. Latin medeniyeti. Bu ilginç bir şey. Onun için bundan şey değil yani Türkler de demiri işler. Çok iyi atçıdır, süvaridir, organize bir de kuvvettir. Şunu yapar bunu yapar etrafa karşı kendini gösterir. Çin bunlarla başlayamaz ama
bir tarih yazımı veya gerekli belgelerin ortaya konması gibi bir olay yok yani. Bir takım iddialar var yani. Ama şu ana kadar yani en çok kabul edilen şey işte 5. asra kadar giden bizim Göktürk alfabesi diye bildiğimiz Runik alfabe. Bundan evvelki
bir şeyler var mıdır olabilir.