Açık Konuşacağım İyi ki Varsınız Doktorum!
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=H2tM-zS-TJ0.
Herkese merhaba ve programa hoş geldiniz. Kusura bakmayın baya uzun bir ara verdim. İleriki günlerde size anlatırım niye bu kadar çok uzun bir ara verdiğimi. Ama önemli bir şey yok. Her şey yolunda. Biz programımıza başlayalım. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan. Vazgeçilmez liderimiz. Ailemizin büyüğü, devletimizin komacanı ve de aynı zamanda açık konuşmayı seven Cumhurbaşkanımız.
Dedi ki… Açık konuşmayı severim. Varsın gidiyorlarsa gitsinler. Bizler de üniversiteleri yeni bitiren doktorlarımızı buralarda istihdam ederiz. Bunlarla beraber bu yola devam ederiz. Promptör dışı bir konuşmaydı bu. Herkes söyledi promptör dışı olduğunu.
Yani normal standart büyük konuşmaların içerisinde yoktu. Metin’den kayınca gidince böyle oluyor. Açık konuşmayı seviyor açık konuştu. Tabii ki ne oldu bu hemen bu tıp bayramından bir gün önce, bir iki gün önce bunu söyledikten sonra bütün doktorların moralleri sıfır. Doğal olarak yani doktorlar yıllardan beri aynı şeyleri böyle tekrar ediyorlar. Ve de bir türlü böyle bir adım da atan da yok.
Var da az atıyorlar yani sağlık bakanımız atıyor bir nevi. Nasıl atıyor? İşte dayak diyen doktorların arkasında duruyor, bilmem ne yapıyor, şunu yapıyor, bunu yapıyor. Ama temelden bir değişim yok. Değişik istedikleri de şey değil, gayet basit. Ya daha fazla maaş alalım. Yani yurt dışına zorlamayın bizi gitmemize zorlamayın en azından. Zorlamıyorlar da ama biliyorlar ki yurt dışında biraz İngilizce’ye alıp orada hemen tak diye yurt dışında
belki Türkiye’de 3-4 katına daha fazla maaş alabileceklerini biliyorlar. Ve de dayak yemiyorlar aynı zamanda cahil hayvanlar tarafından. Hastanelerde yani. Hastalık gibi, o da bir hastalık yani. Doktoru döven hastalığı yani. Doktorlar dayak diyor. Niye? Çünkü şu ilacı verelim veyahut da sen niye bakmadın anneme falan diye. Tabii anlıyorum o insandır o dayak atan insanları.
Genellikle 2-3 kelimeyi yan yana koyamadıkları için tek bildikleri şey elleriyle müdahale etmek. Neyse konuyu müzik al kolumuzu ilerleyelim. Ne oldu tabii ki? Aradan 1-2 gün geçti. İşte medya bunu hemen şey yapmaya başladı. Nasıl söyleyeyim bunu? Ya Cumhurbaşkanımız gitmemizi istiyor. Twitter’dan sosyal medyada doktorlar o zaman gidelim bari demeye başladı.
Tıp bayramı günü geldi ve de tam o sırada paralel iki tane olay oldu aynı anda. Bir tanesi şu görüntü. Şimdi bu olayla ilgili fazla bir şey söylemek istemiyorum.
Yani yaşlı doktorların tek yapmak istedikleri şey Taksim meydanına bir çelenk bırakmak. Başka bir şey istemiyorlar. Yirmi kişi, on beş kişiler. Ya aralarındaki zaten yaşları dahil etsek yaşları eklesek aşağıya göre bin yaşında falanlar. Yani totali bin yaşında. Öyle yaşlı başlı adamlar doktorlar oturup polis müdahalesini yasakmasak doktorlar yerde düşüyor. Doksan iki yaşında bir tanesi. Yere düşen doktor doksan iki yaşındaymış.
Yazık yani yazık. Şimdi bu görüntü varken aynı anda Cumhurbaşkanımız da bir nevi tıp bayramı mesajı verdi. Orada bir şey oldu tabii ki. Gözlüklerimi takmam gerekiyor. Gene başladık. Orada böyle biraz gönül borcumuz ancak onların beklentileri karşılayarak ödeyebiliriz.
Ondan sonra bu yüce mesleğin temsilcileri olan gönül borcumuzu yüce meslekli icra ederken şehit düşen, sağlıkçalı başta olmak üzere, sağlıklı bir gelecek için çalışan ahirette irtihar etmiş, sağlık çalışanları şükranla yal ediyor falan. Burada Cumhurbaşkanımız baktı ki bu olacak gibi değil yani. Ya mutsuz olan herkes bu ülkede düşman değil. Yani anlatabildim mi yani?
Ben yeterince para kazanmıyorum. Ben kaç yıldan beri çalışıyorum, ediyorum. Ve de ben memnun değilim bu şartlardan diyen adam düşman değil. Her kişi düşman değil. Hiç kimse düşman değil zaten. Hakkı. Anlatayım mı? Şikayet etmek demokrasi en büyük hakkımız. Şikayet hakkı. Memnun değilim dememiz. Belli ki Cumhurbaşkanımıza denildi ki ya ne olursunuz siz biraz şöyle bir havaya yumuşatın. Ne olursunuz?
Yani Sayın Cumhurbaşkanım tabii ki siz daha iyi bilirsiniz nasıl yapılacağını arz ederim sunarım gibi gibi gibi cümleler kurduktan sonra bu böyle güzel bir açıklama yaptı. Rahatladı biraz ortalık. Ama tabii ki bu Taksim Meydanı’ndaki görüntüler de hiç şık değil. Yakışmıyor bize böyle yasakçı. Şeyse yasak. Yakışmıyor. Yasak. Çeren koyamazsın. Koyacaksın koyacak. Basın açıklaması yapacak. Kolu kapandı.
Bitti. Yirmi dakikalık bir iş. Ama yasak işte. Üzülüyorum. Tam bitmişken dedik ya tam tam bitiyor. Kim ortaya çıktı? Siz biliyorsunuz kimin ortaya çıktığını. Kim? Doktor Kapat. Devlet Bahçeli. Sanki konu hiç açılmamış gibi hurra diye aradan girdi. Ve de dedi ki şimdi diyorlar ki hekimlerimiz Türkiye’yi terk ediyorlarmış.
Bilmiyorlar ki kalpleri vatan sevgisiyle çarpan hekimlerimizin hiçbir yere gittiği yoktur. TTB’ye bakarsan Türk Tabipler Birliği nefret ediyor. Türk Tabipler Birliği’nden Devlet Bahçeli. Kapat. Kapat. Nıstı kapat. Türkiye sağlıkta çoktan iflas bayrağını çekmiştir. Eğer bu ülkede gitmesi ilge varsa o da TTB’nin yönetime çöreklemiş bir avuç bölücü ve Türkiye karşıtıdır.
Haydi bürüsünler gidişleri olsun da dönüşleri olmasın dedi. Yine tam böyle yumuşuyor. Hop hop. Devlet Bahçeli. Doktor Kapat. Doktor Git. Yani. Şimdi hekimler, doktorlar haklı mı? Haklı. Yüzdür yüz haklı. Her vatandaş gibi haklı. Zamlar çok fena. Hayat pahalaştı bu ülkede.
Her şey çok zor. Her şey çok pahalı. Lütfen yardım edin bize. diye haykırıyorlar. Oturup da dinleyeceğimize. Oturup da ya bu adamlar bir şey söylüyor. Yani bu doktorlara bir şey yapmamız gerekiyor. Ya kanlılarımı değiştirelim. Ki bini bir yapacaklar şimdi diyorlar. Ama biliyorsunuz bu doktor dövme olayı dün çıkmadı ki ortaya. Yıllardan beri var. Ama tabii ki işte. Ya yapacağız edeceğiz olacak. Düzeltme yapılacak.
Yapılacak. Tıktıracaklar. Edilecekler. Yaptık. Ettik. Yapıldı. Bitti. Çok nadir duyulan bir kelime bu ülkede. Maalesef. Programı bitirmeden evvel. Küçük bir video daha göstermek istiyorum. Bugün sosyal medyada dönmeye başladı. Bu balık esirdi.
Bir hastanede… Balık esirde bir hastanede grev yapan sağlık çalışanlarıyla başhekim arasında… Tabii unutmayın. Bu tıp bayramını kutlamak için doktorlarımız grev kararı aldı üç günlüğüne. Yani. Grev yapan sağlık çalışanlarıyla başhekim arasında tartışma çıkmış. İşte grev yapanları dinleme odasına gelen doktor Muzaffer Şenveli. Doktorların görevlerin başına dönmesini istedi. Çıkan tartışmada gönderen görevlerine seslenen başhekime… Şunu da hemen paketleyin hemen alın hemen hemen hemen… Diyen bir başhekimi. Küçücük bir güç veriyorsunuz küçük insanlara. Bir anda dünyalar onların oluyor. Küçücük bir güç vererek. Hak veriyorum bütün buradaki doktorlara. Grev yapan doktorlara da yüzde yüz hak veriyorum. Ve de onları sonuna kadar destekliyorum. Neyse. Siz beni nasıl destekleyeceğinizi biliyor musunuz?
Biliyorsunuz. İyi olun, abone olun, yorum yazın ve yarın beni izlemeyi unutmayın.