ALLAH IN SUYA VERDİĞİ BÜYÜK GİZEM KEŞFEDİLDİ.

ALLAH IN SUYA VERDİĞİ BÜYÜK GİZEM KEŞFEDİLDİ. videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=J025NmLfSY4. Hazret-i Mevlana’nın bir sözü var. Hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Bugün hayat veren su, yarın sizi boğabilir. Hiç düşündünüz mü, Allah’ın en büyük nimetlerinden biri olan suyun bazı gizemleri olabileceğini? Peki size suyun insanlar gibi duyguları olduğunu, iyilikten ve kötülükten…

ALLAH IN SUYA VERDİĞİ BÜYÜK GİZEM KEŞFEDİLDİ.

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=J025NmLfSY4.

Hazret-i Mevlana’nın bir sözü var. Hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Bugün hayat veren su, yarın sizi boğabilir. Hiç düşündünüz mü, Allah’ın en büyük nimetlerinden biri olan suyun bazı gizemleri olabileceğini? Peki size suyun insanlar gibi duyguları olduğunu, iyilikten ve kötülükten etkilendiğini söyleseydim? Acaba su da bizim gibi mutlu olabiliyor veya yapılan kötülükler ve haksızlıklar karşısında sinirleniyor olabilir mi? Yapılan bilimsel araştırmalar suyun da tıpkı biz canlılardaki gibi hislerinin olabileceğini gösterdi. Ben de sizin için bir deney yaptım.
Dört ayrı kavanoza bir miktar pirinç ve su koydum. Kendi seçtiğim dört farklı kelimeyi her gece ait olduğu kavanozdaki suya fısıldadım.
Kendi seçtiğim dört farklı kelimeyi her gece ait olduğu kavanozdaki suya fısıldadım. Bunun anlamını biliyor musunuz?
İnsan vücudunun ve dünyanın büyük bir bölümü sularla kaplı.
Az sonra edineceğiniz bilgiler belki de hayatınızın sonuna kadar işinize yarayacak. Bir soruyla başlamak istiyorum. Şu an videoyu izleyen abilerim ablalarım bilecektir. Eskiden kötü bir rüya gördüğümüz zaman büyüklerimiz hemen musluğu açıp gördüğümüz rüyayı akan suyu anlatmamızı söylerdi.
Sizce bu düşünceye sahip olanlar cahil miydi yoksa bizim bilmediğimiz büyük bir gizemin mi farkındadırlar? Boşver bu işleri. Rüyanı suyu anlatacakmışsın da su da seni dinleyecekmiş diyenleriniz varsa videoyu sonuna kadar izlemenizde yarar var. Çünkü dünyanın kötü gidişatı, yaşadığımız tüm olumsuzlukların, son zamanlarda hızlı artan hastalıkların sebebi ve hatta çaresi hiç tahmin edemeyeceğiniz şekilde suyun içinde şifrelenmiş olabilir.
Hazırsanız başlayalım. Her şeyin başlangıcına gidelim. Peygamberimizin bir hadisine göre başlangıçta hiçbir şey yoktu. Sadece Allah ve hadise göre Allah’ın arşı yani bulunduğu yer su üzerindeydi.
Yerin ve göğün oluşumundan çok uzun zaman sonra Allah bu gizemlerle dolu maddeyi dünyamıza gönderir. Ve hayat başlar. Adeta eşsiz bir sanat eseridir dünya. Derken insanla tanışır. Gel zaman git zaman günümüze geliriz.
Bir koşuşturmaca bir telaşın içindedir insanoğlu. Var oluşumuzun temel yapı taşı olan suyu hayatımızın her alanında kullanıyoruzdur. Onun sayesinde temizleniyor, besinlerimizi üretiyor, yemeğimizi pişiriyor, gerektiğinde serinliyor, gerektiğinde ısınıyoruz. Saymakta bitmeyecek bir liste oluşturulabilir su ile ilgili. Peki hiç bunları yaparken derinlemesine düşündük mü? Nedir bu madde diye?
Kitle imaha silahlarının üretildiği ve araştırmalarının yapıldığı gizli bir askeri laboratuvar. Aralarında birçok bilim adamının da bulunduğu bir toplantı gerçekleştiriliyor. Toplantının konusu yıllardır üzerinde çalıştıkları güçlü ve yeni bir bakteriolojik silah. İnsan nesli açısından çok tehlikeli olabilecek bu silah için yapılan araştırmaların neredeyse sonuna gelmişlerdi. Dünya için büyük bir tehlike arz eden toplantı aniden durundu. Toplantıya katılanların hepsi şiddetli yemek zehirlenmesi belirtisiyle acilen hastaneye kaldırılıyorlar ve kurtarılamıyorlar. Yapılan araştırma sonucunda ne olduğu konusunda hiçbir sonucu ulaşılamıyor. Toplantıya katılanlar masanın üzerinde bulunan surahideki sudan başka hiçbir şey tüketmemişlerdi. Su incelendi fakat herhangi bir zehre veya zararlı bir katkı maddesine rastlanılmamasına karşın herkesin raporuna sudan zehirlenme olarak geçti. Peki ne olmuş olabilir?
Az sonra bu konuda kendi kendimize teoriyi üretebiliyor kıvamına geleceğiz. Yıllar sonra yapılan bazı bilimsel araştırmalarda suyun bildiğimizin çok ötesinde bir madde olabileceği konusunda ciddi olgulara ulaşıldı. Yapılan araştırmalar ışığında suyun kendi içinde, dış etkenlerden, duygulardan ve düşüncelerden etkilendiği ve değişime uğradığı keşfedildi.
Adeta bir bilgisayar gibi dış etmenlerden gelen bilgi ve enerjiyi havzasına alıyor ve insan aklının hala anlayamayacağı şekilde moleküller arasında inanılmaz değişimler gerçekleştiriyor. Bilim adamlarına göre bu kümeler bir hafıza hücresi görevi görüyor ve su, dünya ile ilişkisinin tarihini tamamen buraya kaydediyor. Moleküller bir alfabedeki harfler gibi yer değiştirerek birbirleri arasında geçişler yapıyorlar ve adeta gizemli bir şifre oluşturuyorlar.
O toplantıda her ne olduysa, her ne konuşulduysa belki de içmiş oldukları su her şeyin cevabını biliyor olabilir. 1995 yılında Japon bilim adamı Masaru Emoto yaptığı bilimsel bir çalışmayla tüm dünyada ses getirdi. Birbirinden farklı müzikleri suya dinleterek sudaki değişimi mikroskop altında inceledi.
İşte farklı müziklere suyun verdiği tepki.
Bu konuda okuyan bilim adamının aldığı sonuçlar. Az sonra tabii ki zemzem suyuna yapılmış olan deneye ve çok ilginç sonucuna geleceğim. Bilimin hala cevap veremediği bir soru. Neden su, sıvı, katı ve gaz hallerinin üçünde de bulunabilen dünyadaki tek maddeler?
Japon bilim adamının yapmış olduğu deneylerin sonucuna göre suya en iyi gelen ve kristalleri birleştiren en güçlü kelimelerin sevgi ve şükretmek olduğu keşfedilmiş. Eğer su gerçekten de bu gibi insani duygulardan iyi ya da kötü anlamda etkileniyorsa şayet, üzerine dua okunmuş bir suyu içen kişinin sağlığı veya psikolojik durumuyla ilgili değişimler yaşaması hiç de garip karşılanmamalı. Suyun vücudumuzda dolaşmadığı tek bir yer bile yok. Beynimizin bile büyük bir bölümü sudan oluşmaktadır.
Bilimin hala çözemediği bir gizemi belki de atalarımız çok iyi biliyorlardı. Ayrıca Kur’an’da bir sure de şöyle diyor.
Bizi tertemiz yapmak, sizden şeytanın pisliğini gidermek, kalplerinize kuvvet vermek ve savaş meydanında ayaklarınızı sabit kılmak için gökten üzerinize su indiriyordu. Normal yıkanma yoluyla temizlenmek akla uygundur. Fakat suyla şeytandan nasıl arınabilirsin ve su kalpleri nasıl temizleyebilir? İşte tüm bu soruların cevabı suyun içinde gizli. Hemen her dinde suyun büyük bir önemi vardır. Gizli raipler hastalıkları iyileştirmek ve daha uzun yaşamın sırrının içimizdeki kötü sudan arınmaktan geçtiğine inanıyorlar. Acaba uzun bir yaşamın sırrı burada saklı olabilir mi? Müslümanlar ibadetlerini gerçekleştirmeden önce suyla abdest almalıdırlar. Hristiyanlar ise suyun içinde vahdestedirler. Peki yaşanılan olumsuzluklardan dolayı suda biz canlılar gibi hastalanıyor olabilir mi?
Bu konuda olan deneyler şunu gösteriyor ki, şiddetli kimyasal arıtma işlemlerinden ve suyun biyolojisine zarar veren filtrelerden geçtikten sonra sistemdeki su evlerimize ulaşır. Fakat bu su, maruz kaldığı kimyasalları ve şiddeti hatırlamaktadır. Binlerce ev ve apartmandan geçen kilometrelerce uzunluktaki borulardan akarken suyun biriktirdiği bilgi kirliliği ve negatif enerji giderek güçlenir.
Su evimize ulaşana kadar bütün nefreti, garezi ve stresi üstüne alıyor ve vücudumuza girene kadar neredeyse ölmüş oluyor. Venezuela’da çok uzak bir ulaşılması güç bir yer var. Buraya ulaşmak için 3 gün boyunca yağmur ormanları içinden geçmeniz ve 800 metre yüksekliğinde bir duvara tırmanmanız gerekmezdir. Bu yüzden burada elde etmemiş bakir bir su bulunmaktadır. Araştırmacılar buradaki sudan örnekler alarak üzerinde deneyler yapmışlar. Venezuela’dan aldıkları suyu sıradan içme suyu ile karşılaştırmışlar. Özer geliştirdikleri bir makinada suyu inceleyen bilim adamları, Venezuela’dan gelen suyun normal içme suyundan daha fazla aktif olduğunu gözlemlemişler. Üstelik öyle 3-4 katı fazla değil, tam 40.000 kat daha fazla aktif. Bu tür bir su, vücudu ve bütün sistemi derhal aktive eden bir yapıya sahip. İşte belki de yerliler bu yüzden teknolojiden ve şehirleşmeden uzak kalmış olsalar da daha mutlu ve uzun yaşıyorlar.
Medeniyetin oraya gelmesini kesinlikle istemiyorlar. Vücudumuzdaki organlara bakacak olursak, mesela kalbe, akciğere, kaslara ya da beyne, basit bir deney ile bulacağımız tek şey sudur. Yapılan bu deneyde doktor hastanın kanından örnek alıyor ve özel bir mikroskop altında inceleme yaparak kişinin bedensel durumunu anlıyor. Yapılan incelemede hal yuvarların elektrik yüklenmesini kaybetmiş olduğu gözlemden. Bu yüzden birbirlerine yapışarak simtast oluşturmuşlar. Simtastlar kalp hastalıkları, akciğer hastalıkları ve gelecekte ortaya çıkabilecek pek çok hastalık ile ilişkilendirilmektedir. Bir süre sonra hastaya yapılandırılmış su içirilerek ardından tekrar kan örneği alınır. Bu sefer yapılan incelemede hücrelerin daha aktif hale geldikleri ve yüzlükleri gözlemlenmiş. Hepsi elektrik yüklü ve birbirlerini itiyorlar. Böylece oksijen daha iyi taşınıyor. Sadece içme suyunun bunu yapabiliyor olması harika bir şey.
Peki ya herkesin ilgisini çeken zemzem suyu? Japon bilim adamının zemzem suyu üzerinde yaptığı araştırma yine çok ilginç. Zemzem suyuna ezan sesi dinleten bilim adamı suyun bu şekliyle karşılaşmış. Ardından çan sesi dinlettiğinde ise bu şekli alıyormuş. Dünya Sağlık Örgütü’nün raporlarına göre dünyanın en sağlıklı sularından olan zemzem suyunun gizemini, günümüz teknolojisi yapılan tüm araştırmalara rağmen hala çözemiyor. Suyun çölün ortasında çıkması ve kaynağının hala bulunamaması durumu daha da ilginçleştiriyor. Zemzem kuyusu denizden 80 km uzaklıkta. Sadece 1,5 metre derinliği olan kuyudan, haç mevsiminde milyonlarca hacı tüm su ihtiyacını karşılamasına rağmen su seviyesinde hiçbir azalma oluşmuyor. İçen kişinin açlığını ve susuzluğunu gideren zemzem suyu sadece ter olarak vücuttan dışarı atılabiliyor.
Kesinlikle idrara dönüşmediğinden dolayı, hacılara sadece zemzem suyu kullanmamaları gerektiği uyarısı sık sık yapılıyor. Amerika’da yapılan testlere göre zemzem suyu içinde bakteri ve mikroorganizma bulundurmayan tek su olma özelliğine sahip. 100 damla normal suya, sadece 1 damla zemzem suyu eklediğinizde bütün suyun zemzem suyuna dönüştüğü gözlemlenmekte. Suyla ilgili yapılan bir başka çarpıcı deney ise şu.
Aynı suyu ikiye bölerek bir yarısını televizyonun önüne, diğer yarısını ise televizyonun görüş mesafesinin dışına ama diğer suyun görüş mesafesinde bir yere koymuşlar. TV’den gelen gürültü ve olumsuz bilgilerin görüş mesafesinde bulunan suda gerçekleştirdiği tepkileri ölçmüşler. Sonuçlar şaşırtıcı çünkü iki suyunda tepkimeleri aynı çıkmış. Birbirlerinin görüş mesafesinde bulunan iki su kendi aralarında enerjilerini aktarmışlar. Bu sonuç bilim adamlarının şu soruyu sormalarına yol açmış.
Acaba vücudunun çoğunluğu sudan oluşan insanların kalabalık bir grupta çıkan kavgalarda, kavganın nedenini bile bilmeden şuursuzca birbirlerine girmelerine yol açan sebep içlerinde bulunan sudan kaynaklanıyor olabilir mi? Peki zamanında Hz. Musa Peygamber için denizin ikiye ayrılması ya da suyun Hz. İsa Peygamberin üzerinde yürümesini olanak tanıması hala gizemini koruyorken biz insanoğlu bu olağanüstü armağana hak ettiği değeri veriyor muyuz?
Dünyanın hemen her yerinde denize erişime olan ülkeler endüstriyal ve radyoaktif atıklarını okyanusa atmak kadar. Bu atıklar yeryüzündeki suyun kalitesiyle beraber belleğini de değiştirmektedir. Geçtiğimiz 15 yıl içinde buz dağlarının erime oranı 3 katına çıktı. Sizlere videomun başında bir soru sormuştum. Acaba su bizlere sinirleniyor mu diye? Şimdi siz cevap verin. Geçtiğimiz 35 yıl içinde fırtınaların ve kasırgaların yıkıcı gücü 2 katına çıktı.
Doğal afetlerin sayısı giderek artıyor. Son zamanlarda hiç beklenmedik yerlerde doğa olayları yaşanmaya başladı. 1972-1982 yılları arasında dünyada 1500 afet meydana geldi. 1983-1992 yılları arasında ise 3500 tane oldu. 1993-2002 yılları arasında 6000 doğal afet meydana geldi. 2004 yılında Asya’da meydana gelen Tusunami’de 226 bin kişi aramızdan ayrıldı.
500 bin kişi de evsiz kaldı. 2005 yılında Avrupa’daki selde 200 bin insan evsiz kaldı. Aynı yıl Amerika’daki kasırgada da 1 milyon kişi evsiz kaldı. İçinde bulunduğumuz son 10 yılda yaşanan doğa olaylarındaki tuhaflığın ise hepiniz farkındasınızdır. Geçtiğimiz yıl tarihte ilk defa İzmir’de yapılan bir kasırga uyarısı için tüm Türkiye ayağa kalkmıştı. Neyse ki bu seferlik kasırga İzmir’i teyit geçti.
Peki ya bir sonrakinde? Komplo teorilerinden yola çıkarak acaba iklimleri yönettikleri bir silah mı kullanıyorlar ya da depreme yol açan bir teknoloji mi geliştirdiler diye şüphelenip duruyoruz değil mi? Peki hiç şöyle düşündünüz mü? Ya insanoğlunun kötü gidişatı yüzünden doğa bizden yavaş yavaş öcalıyorsa?
Kim bilir belki de kendimize çeki düzen vermezsek yakın gelecekte suyun intikamı daha ağır olacak.