Alternatif enerjide devrim mi? Dr. Sevan Karabetoğlu yanıtladı

Alternatif enerjide devrim mi? Dr. Sevan Karabetoğlu yanıtladı videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=-1XbyiHSQ7Y. Sevinçli olmamızı geytecek bir şey mi yoksa……bir bakalım. Tamam şöyle. Öncelikle sondan söyleyeceğimi başta söyleyeyim. Bu sevinç, nidaları atmamız için henüz çok erken. Dolayısıyla temiz, sonsuz, sıfır karbon salınımlı bir enerji……kaynağı ve bunu sürülülebilir hale getirilen bir teknoloji……henüz emekleme…

Alternatif enerjide devrim mi? Dr. Sevan Karabetoğlu yanıtladı

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=-1XbyiHSQ7Y.

Sevinçli olmamızı geytecek bir şey mi yoksa……bir bakalım. Tamam şöyle. Öncelikle sondan söyleyeceğimi başta söyleyeyim. Bu sevinç, nidaları atmamız için henüz çok erken. Dolayısıyla temiz, sonsuz, sıfır karbon salınımlı bir enerji……kaynağı ve bunu sürülülebilir hale getirilen bir teknoloji……henüz emekleme aşamasında. Bu da onun ilk emekleyen bir bebeğin. İşte bir ağlama sesleri diyebiliriz.
Asla aslında karnım aç ve benimle ilgili daha çok çalışın……ve beni büyütün diyen bir nidam. Peki hocam özür dilerim, fazla kestim. Madem buradan girdiniz, ben çok sevindim. Gayet iyi biliyorum ki bu benim yaşam sürem içerisinde……büyük ihtimalle sona erecek bir şey değil ama……fizikte şöyle bir şey yok mudur? Bir şeyin küçüğü oluyorsa büyüğü de olabilir. Kesinlikle. Bir jül üretiyorsanız bir milyon jül de üretebilirsiniz. Bir trilyon jül de üretebilirsiniz diye düşünüyorum. Haksız mıyım? Doğrudur.
Yani bir şeyin teyarik olan bir şeyin pratiğe dökülmesi……ve bunu deneyse deneyle gözlemlememiz……zaten çığır açıcı bir adım. Bilim dünyası açısından. Ama bunun… Kullanılır hale gelmesi. Evet, kullanılır hale gelmesi, rekabet edici bir teknoloji olması……yani bilimden çıkıp teknoloji hattına geçmesi… O bambaşka bir şey….orası bambaşka ama bilim camiası açısından……nasıl Söhn deneyinde aslında temel parçacıkların haritasını çıkarmak……ve bunu doğrulamak ki işte kendi ortaya koyduğu teyarik parçacı Higgs……kendi yaşamın sırasında gözlemledi. Böyleyse bu da benzer bir şekilde zaten var olan geçmişte de……30 yıl, 40 yıl, belki 60 yıldır teorisi ve sonrasında da……fondlarla yapılan, fondlarla bunun deneyi yapılan… 97’de yapılmış. Evet, 97’de, ondan önce de deneyler var. Ama 97’de işte bir gene bir step adılıyor. Sonra bundan önceki yani bu deneyden iki deney daha var aslında. Belli kademelerde daha uzun vadede yüksek enerjiye çıkılan. Bu deney en uzun süren ve en yüksek enerji seviyesine çıkarılan deney. Ama burada tabii o çıkan enerji, işte 59 megajül dediğimiz, işte 22 megajül dediğimiz kavram… Nedir 59 megajül? 59 megajül bu telefonu çalıştırır mı? Bu bilgisayar çalışır mı? Şu ampulu yakar mı? Güzel, jül aslında enerji birimi olarak çok küçük bir ölçek. O yüzden megajül örneğinde yani 10 yüze altı, 1 milyon jülden bahsediyoruz. İşte yaklaşık 60 milyon jülden bahsediyoruz. Ama enerji aslında günümüzde normalde güç ve enerji temel iki kavram……ve bunlar çok kafa karıştırıcı.
Soğukta ki vatandaş için yani fizikle uğraşmayan, adem bilimle uğraşmayan……senin için sorun değil ama mühendisler dahil hatta ne yazık ki enerji uzmanı diyen……insanlar dahil bu kelimeleri yanlış kullanmaya devam ediyor. Dolayısıyla burada aslında üretilen enerjinin ne kadar sürede üretildiği……ne kadar süre hayatta kaldığı önemli. Dolayısıyla burada 59 megajül kelimesi kullanılıyor ama bunun ömrü de aslında 5 saniye sürdü. 5 saniye. Dolayısıyla birim zamandaki enerji bizim için kapasite dediğimiz…
…herhangi bir santralin, termik, nükleer vesaire bir santralin ve güneş santralin……gücüyle orantılı bir şey konuşmamız lazım. Bu birim zamanda çıkarabildiği enerjiyle ilgili çünkü. Dolayısıyla 59 megajül aslında kilowat saat cinsinden konuşalım……çünkü elektrik faturalarında biz kilowat saat üzerine konuşuyoruz. Daha kulağımız aşına alıyor. Evet yani biz şu anda 1 liraya yakın bir enerjiye bedel ödüyoruz faturalarımızda. Bu 59 megajül de aslında 16 kilowat saat dediğimiz günlük ya da iki günlük……bir evin ihtiyacını karşılayabilecek bir mertebe. Ama bunun 5 saniye içinde açığa çıkmış olması, dolayısıyla birim zamana böldüğün zaman……yani buna 5’e böldüğün zaman yaklaşık işte 16 megavatlık bir tete kamil ediyor. 16 megavat kendi başında çok büyük. Yani 16 megavatlık bir santral 5 tane de 59 kilojülyüz. Evet o yüzden de o pik bir değer aslında 5 saniye boyunca bütün bu kaynağa aydınlattığımızı düşünelim. Ama bunu 5 saniye sonra bundan ortadan kaldığını düşünelim. O yüzden de 59 megajül bütün enerji ihtiyacını karşıladı ya da 16 megavat her şeyi karşıladı diyemeyiz.
16 megavatı bir yıl yani 8760 saat boyunca sağlasaydı o zaman her şeyi çöp atalıydık güneş enerjisi dahil. Ama bunu sağlayabilir, santral dünyada yok zaten. Yok evet. Şu anda işte bir nükleer reaktörün yani ticari bir nükleer reaktörün kapasitesi… 880 saat civarı 7808….ve bunun da kapasitesi 1000 megavat civarında, 1 gigavat ya da 1200 megavat civarında. Ama bu da dolayısıyla sürülebilir bir enerji hale geliyor çünkü bu hocamına bahsettik ki…
…fisyon dediğimiz parçalanma üzerine açığa çıkan enerji sürekli olarak bu ısı enerjisini bildiğimiz… Bu niye çıkamıyor peki? Nasıl? Bu niye, füzyon niye çıkamıyor? Çıkamıyor çünkü aslında şöyle basitçe belki yakın çekimde olabilir. Bu farkı biraz daha halk dilinde anlatmak için… Oh ya olacaklar gelmiş yani….meslek hastalığı ya da aşkı diyelim. Aslında iki tür görseller de birazdan belki anlatırız. İki tür hidrojen izotopu kullanıyoruz.
Toplamda iki farklı izotopu ki aynı hidrojen aslında bunlar. İkisi de H1. İkisinde de proton var ama neutron sayıları farklı. Birinde daha fazla neutron var, birinde birinde iki tane. Bunları kaynaştırıp aslında tam olarak daha yoğun ve daha büyük kütleli bir tanecik hale getirmeye çalışıyoruz. Böyleyse şu an gördüğünüz gibi… Çok yakın çıkardığı enerji. Şu an işte bunu füzyonla birleştirerek daha büyük bir kütle hale getirdim. Ama bunu yaparken şu kadarlık bir ölçeği aslında gerçekte kütle olarak enerjiye giriyor. Şu eküste karşısında yanımızda da fotoğrafı var. Bu enerjiyi aslında alıp kütleyi enerjiye çeviriyoruz. Dolayısıyla bu enerji o kadar yüksek ki bunu tek külafonda yapmak için. Dolayısıyla bu aslında şu anda bütün dünyanın enerji kaynağı, yaşamın kaynağı olan güneşin çalışma prensibi. Güneş aslında temel olarak bir nükleer füzyon reaktörü. Çünkü sadece hidrojen olur. Hidrojen ve hergümler ibaret.
Dolayısıyla bunlar kaynaştıkça daha büyük atom, daha büyük kütleli çekirdeklere dönüşüyorlar. Ve sonra bizim dünyada görürüzler. En sona dilinede dönüşüyorlar. Evet aynen öyle. Dolayısıyla ama burada şu hareketle ben iki parça ayırabiliyorum. Dolayısıyla burada harcadığım enerji çok daha az. Bu da aslında açığa çıkan enerjin çok daha zor anlamı geliyor. O işte o füzyon enerjisi. Evet ama bunu birleştirip… Siz orada yüksel… Evet, şunu parçaladım. Bomlanarak parçalandı gerçekten atomlar. Bunlar daha yoğun kütleli atomlardı, uranyum gibi. Ve bunlar parçalanınca çok az enerjiyle yani görece fisyona göre daha az enerjiyle tabii ki. Dolayısıyla ayrılıyorlar ve ayrılırken de daha küçük atom altı parçacıklar, alfa parçacıkları, nötronlar vesaireler yayınlıyorlar. Özellikle nötron aslında atma oluyor, emisyon oluyor. Bu nötronlar da gidip diğer çekirdekleri uyarıp parçalamaya çalışıyorlar. Çünkü aslında bir uranyumu parçalanan için tek bir nötron kurşunu diyentirmek için de yeterli.
Bu kararsızlıkdan dolayı açığa çıkan çekirdeklerde, ortaya çıkan yeni nesil nötronlarda diğer çekirdekler oraya bir zincir reaksiyonu dediğimiz şeyi sağlıyor. Burada önemli faktör var. Yani yıldız patlamasında oluşan şeyi biz burada ters ilerleyebiliriz. Evet, burada önemli bir faktör var. Özellikle reaktör dediğimiz kavram aslında bir kapalı kutu. Dolayısıyla kapalı kutu içinde İngilizcesi confined yani tutuklanmış bir durum içinde aslında biz bunu kontrol etmeye çalışıyoruz. Ama bir atom bombası, bir hidrojen bombası, işte Rusların yaptığı Tsar dünyanın en büyük patlamaya sahip bombası aslında bu enerjiyi açığa çıkaran ve bunu hiçbir yerde hapsolmayan durum. Ve burada da bir Q faktör dediğimiz bir büyüklük var. Bunun işte birden büyük olduğu duruma karşı geliyor. Ama biz bunu bir yere sıkıştırarak yapmaya çalıştığımızda bu Q faktör birin altına düşüyor. Bütün amaç burada füzyon reaktöründe bire seviyesinde kritik olarak o bir veya üstüne çıkabilecek bir teknoloji yaratmak.
Ama şu anki deney 59 megajul dediğimiz işte bütün sorun çözü dediğimiz deneyin Q faktörü 0.33 diye açıklandı. Dolayısıyla aslında yeterli değil. Tabii burada da onu niye yapabiliyor? Bire yaklaşması lazım. Evet, onun bire yaklaşması lazım. Bunun da yapamaması sebebi şu. Aslında ıslak sabun gibi ya da bir köpük gibi düşünebilirsiniz. Yapılan şey birkaç tür reaktör var aslında hocam birazdan daha detaylı anlatır belki.
Burada en kolay olan manyetik alanla bu plazma dediğimiz çekirdek yani yonların elektronla koparılmış çekirdeklerin bir yerde tutuklanması ve bunları sıkıştırarak aslında yüksek sıcaklıkla kaynaştırmaya çalışmak. Güneşin avantajı basınç. Basınç mı? Sıcaklık ve basınçtan dolayı daha düşük sıcaklıklarla bunu yapılıyor. 10 milyon derece gibi. Ama biz basıncı olmadığı için… Sıcaklık da arttırmak gerekiyor. Evet, bunun da 150 milyon kelvinleri çıkarmamız gerekiyor. Bunu yapmamız için de gerçekten sıkıştırmamız gerekiyor.
Bu avucumla yaptığım şey mayantik alan yapıyor, elektromayantik alan yapıyor. Bunu da dört farklı mayantik alanla bir o çemberin içinde, odanın içinde yapıyoruz. Bu da işte yüksek sıcaklıkta bu atomları kaynaştırmaya çalışıyoruz. Peki bir şey soracağım şimdi bu dediğiniz yani bunu bir enerji alan içerisinde hapsediyoruz ve yüksek sıcaklık yaratıyoruz. Evet, yaratıyoruz. 59 kilojul enerji elde… Megajul. Megajul enerji elde etmek için harcadığımız enerji ne kadar? İşte o yüzden Q faktörünü tanımlıyor neredeyse. Öyle bir verim tanımlayabilirsiniz.
Böylece harcadığımız elektromayantik alan yaratmak için elektrik enerjisi açığa çıkan enerjinin aslında çok daha yüksek. Üstelik de sürekli bunu besliyoruz. Yani fişe taktınız mikrodalgayla bir şey ısıttınız düşünün. Dört dakikada yemeği ya da üç dakikada yemeği ısıttınız. Ama onun karşısında bir mikrodalga yarattınız. Elektromayantik dalga orada da bir tokamak var aslında, bir elektromayantik kaynak var. Onun için elektrik harcadınız ama mini fırına göre normal standart dizistanslı fırına göre daha az elektrik harcadınız.
Bunun da çalışmasının kolaylaşması içindeki hidrojen ve suyu molekülü arasındaki bağların istileşmesi. Ama ısıtmada böyle bir şansınız yok. Her şeyi ısıtıyorsunuz. Dolayısıyla burada harcan enerji çok yüksek olduğu için bize net iş lazım. Ve bunu işe çevirmek lazım. Dolayısıyla bu olmadığı için de açığa çıkan enerjiyi şimdi bombada açığa her şey çıkıyor. Mekanik etkiyle de ısı etkiyle de görüyoruz. Bütün binalar hiçbir şey kalmıyor ortada. Ama confinalden bir yerde hiçbir etkisi yok.
Isıl etkiye çevirmek gerekiyor ki şu anki fisyon reaktörleri gibi yani nükleer reaktör gibi o suyu buhar haleye, kızgın buhar haleye getirelim, türbinde genişletelim ve elektrik üretelim. Aslında biz bugün fisyon enerjide bir enerjide odun yerine veya kömür yerine nükleer yakıtı kullanıyoruz. Yani fisyon yakıt kazımını çıkartıyoruz, onun yerine nükleer yakıt kazan koyuyor, yükselen bir yakıt çekirdeği koyuyoruz ve bunu ağır su içinde barındırdığı için de bunun buhar hale getirmesini ve buharını da türbinde genişleterek elektrik üretmekten başka bir şey değil.
Bütün termik santreler aynı prensette çalışıyor. İster nükleer olsun, ister kömür, ister güneş ne olursa olsun termik santre ve çalışma.
Biz de kızgın buharı bir şekilde yaratmamız.