AMAN ALLAH’IM! CENNET NASIL BİR YER BÖYLE?

AMAN ALLAH’IM! CENNET NASIL BİR YER BÖYLE? videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=n5sVeFDLs4s. Tüm inanan insanların en çok merak ettiği yerlerin başında geliyor cennet. Hakkında sorulan o kadar çok soru var ki cennette kaç yaşında olacağız? Dünyadaki sevdiklerimizle beraber mi olacağız? Peki ya bizleri yaratan yüce Allah? İşte tüm bu soruların cevaplarını Miraç…

AMAN ALLAH’IM! CENNET NASIL BİR YER BÖYLE?

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=n5sVeFDLs4s.

Tüm inanan insanların en çok merak ettiği yerlerin başında geliyor cennet. Hakkında sorulan o kadar çok soru var ki cennette kaç yaşında olacağız? Dünyadaki sevdiklerimizle beraber mi olacağız? Peki ya bizleri yaratan yüce Allah? İşte tüm bu soruların cevaplarını Miraç gecesi cenneti görmüş olan Peygamberimiz aleyhisselatü vesselam bir bir anlattı bizler için.
Tüylerinizi diken diken edecek videoya hazırsanız başlayalım. Farz edelim ki Allah’ın lütfu ile cennete girmeyi hak eden bir kul oldunuz ve o büyük gün geldi.
Artık cennetin kapısındasınız ve ebedi huzuru bulacağınız o muhteşem hayat sadece birkaç adım uzağınızda. Fakat vücudunuzdaki dünyevi fazlalıklardan tamamen arınmanız için cennete girmeden hemen önce özel bir ırmakta yıkanacaksınız. Bu ırmağın suyu sizde bulunan insani zaaflarınızı ve kusurlarınızı vücudunuzdan adeta söküp atacak. Vücudunuzda bulunan tüyler de yok oldu. Sakalınız, bıyığınız ve vücudunuzdaki diğer kıllardan arınmış durumdasınız. Artık kısmen cennete giriş için hazırsınız. Kısmen diyorum çünkü birkaç işlem daha kaldı. Yine aynı şekilde sizler için hazır olan bir çeşmeden akan sudan bol bol içtikten sonra artık içten ve dıştan tamamen pırıl pırıl cennette yaşayacak özelliklere sahip olmuş bir şekilde
giriş kapısında sizin için bekleyen ve kapıyı açmakla görevli olan merek hazin ile karşı karşıya geleceksiniz. Bu arada cennetin kapısı demişken bu kapılardan birbirinden farklı 8 tane olduğunu ve sahip olduğunuz özelliklere göre hangi kapıdan cennete girecek olduğunuzun da değişkenlik göstereceğini hatırlatmak isterim. Bu kapıların ayrı ayrı isimleri var ve her kapının üzerinde aynı yazıyla karşılaşacaksınız. La ilahe illallah Muhammedin Resulullah Salat isimli kapıdan içeri alınacak olanlar dünyadayken namazlarını sürekli kılanlar olacak. Yani namaz ehli olanlar. Bu kapıya namaz kapısı da denilebilir. Bir diğer kapı ise cihat kapısı. Bu kapıdan içeriye cihat ehli olanlar alınacak.
Sürekli oruçlarını tutmuş olanlar reyyan kapısından, sadaka ehli olan yani daima sadakalarını veren kişiler ise sadaka kapısından cennete giriş yapacaklar. Geriye kalan 4 kapı ise affedenlerin giriş yapacağı af kapısı, zikir kapısı, haç kapısı ve eymen kapısıdır. Tabi kapı dediğimizde bunu bildiğimiz kapıları olarak algılamayın. Videoda sadece temsili olarak görselleştirilmiştir her bir görsel. Bu kapıların boyutları ve şekilleri insan aklının alamayacağı biçimdeler.
Herkes kendi kapısında hazırsa içeri girme vakti geldi. Bir saniye kendinizi oldukça farklı hissediyorsunuz. Bu gayet normal. Çok geçmeden fark ediyorsunuz ki etrafınızda gördüğünüz herkes sizinle aynı yaştalar. Evet cennette herkesin görünüşü ve bedeni tam olarak dünyadaki yaş kavramından biraz daha farklı olacaksa da 33’lü yaşlarında olacağı rivayet edilmiştir.
Yanlış duymadınız büyükleriniz, nineleriniz, dedelerinizle bile orada sizinle aynı yaşta olarak karşılaşacaksınız. Sadece çocuklar için durum biraz farklı. Çocuk yaşlı hayatını kaybetmiş olanlar cennette de yine ebedi olarak sonsuza dek hayatlarını en makbul olan ortak bir çocuk yaşında olarak içlerinde herhangi bir büyüme hevesi olmadan mutlu ve huzurlu bir şekilde cennet hayatlarını sürdürecekler. Ve belki de yine anne ve babalarının çocukları olarak cennette bir arada yer alacaklar. Dünya hayatındaki en büyük manevi zevklerden birisi hiç şüphesiz sevimli, neşeli küçük çocuklardır. Dünyadayken çocukların neşesi, oyun oynamaları, kendi aralarındaki eğlenceleri kuşkusuz yetişkinler içinde büyük bir manevi zevktir. İşte böylece orada bulunacak olan çocuklar cenneti daha da güzelleştiren önemli etmenlerden biri olacaklar.
Ve sonunda cennete ayak bastık. Yeni evimizdeyiz. O birbirimizi kırdığımız, haklarımızı yediğimiz, yok ettiğimiz, yaktığımız dünya artık mazide kaldı. O imtihan dünyasını bitirip ilk yaratılmış olduğumuz yere geri döndük. Gördüğümüz manzara ve burnumuza gelen eşsiz mist kokuları karşısında adeta hayretler içerisindeyiz.
Her yer yüce Allah tarafından bizler için hazırlanmış, süslenmiş köşkler, saraylar, ağaçlar, nehirler, ırmaklar ve sayısız nimetlerle dolu. Ucu bucağa görünmeyen bir alem. Üzerimizde melekler tarafından giydirilmiş özel cennet giysilerimiz var. Bunlar öylesine özel yaratılmış kıyafetler ki, yeşil renkte hafif ipek ve ağır işlenmiş atlastan yapılmış ve 70 kattan oluşuyor. Her kat arasının birbirinden farklı renklerle bezlenmiş olduğunu görüyoruz. Etrafta adeta bizlerin karşılanması için hazırlanmış bir bayram havası hakim ve her yerde bizlere hizmet etmek için sayısız hizmetli bekliyor. Adeta şaşkınız. Ne yapacağız? Nereye gideceğiz diye düşünürken cennetteki ilk duyuru yapılıyor.
Hizmetli Hizmetli Hizmetli Hem cennetten hem de cehennemden görülebilecek bir noktaya adeta merasim eşliğinde bir koç getiriliyor. Fakat bu koç bildiklerimiz ve gördüklerimizden oldukça farklı. Çünkü aslında o bir koç değil. Onun adı Ölüm.
Az sonra şahit olacaklarımız karşısında kalplerimiz bir adım daha huzura kavuşacak. Koçun getirilmesinin üzerinden duyulan bir nida şu şekilde seslenir. Ey cennet ahalisi! Sizler bu koçun kim olduğunu biliyor musunuz? Cennetlikler başlarını kaldırıp bakarlar ve evet diye cevap verirler. Bu ölümdür. Ardından ey cehennem ahalisi! Sizler bunun kim olduğunu biliyor musunuz? Onlar da başlarını kaldırarak bakarlar ve evet bu ölümdür derler.
Bunun üzerine koçun kesilmesi emrolunur ve koçun boğazı kesilir. Yani ölümün ölümü gerçekleşir. Bundan sonra ey cennet halkı! Cennette ebedi yaşayacaksınız. Artık ölüm yok. Ve ey cehennem halkı! Sizler de ebedisiniz. Artık ölüm yoktur denir. Evet artık ölüm diye bir şey kalmamıştır. Artık asla hasta olmayacaksınız. Hep yaşayacaksınız.
Size ölüm yok. Hep genç kalacak ve daima nimetleneceksiniz. Dert ve sıkıntı nedir unutacaksınız. Cennet halkı için sonsuz nimetler, mutluluk ve huzur zamanıdır. Peki biz cennette ne yiyip ne içeceğiz? Cennete girdiğimizde yiyeceğimiz ilk şey balina ciğeri olacak. Ve yediğimiz o balina ciğerinden sonra da bir daha asla acıkmayacağız.
Dünyadayken hayatta kalabilmek adına yaptığımız yeme içme eyleminin cennette bir zorunluluğu olmayacak. Cennette sadece keyif için yemek yiyeceğiz. Ve bu sonsuz nimetlerden alacağımız tat ve kokular daha önce hissetmediğimiz kadar büyük bir zevk verecek bizlere. O balina ciğerinden sonra da bir şeyler yemek bizim için sadece bir zevk unsuru haline gelecek. Dilediğimiz an dilediğimiz kadar sınırsız yiyeceklerden yeme iznimiz olmasına rağmen cennette tuvalet ihtiyacımız da olmayacak.
Cenneti her ne kadar bizlere bildirilmiş olduğu kadarıyla anlamaya çalışıyor olsak da aslında orası düşünebildiğimiz sınırların çok daha ötesinde bir yer. İnsan aklımızın almadığı durumlar var. Bazen şu andaki düşünme gücümüzle, zekamızla anlamaya çalışıyoruz ama bizim zekamızın bir sınırı var. Bir örnek vereyim sizlere. Bir kedi düşünün, mamasını tanıyor, sahibini anlayabiliyor fakat televizyona baktığında onun ne amaçla üretilmiş olduğunu, nasıl çalıştığını bilmiyor. Kısacası televizyonun gerçekte ne olduğunu ona asla anlatamayız. Çünkü zekasının bir kapasitesi var. Tıpkı akvaryumdaki balıklarınız verdiğiniz yeme yemekle meşgulken dış dünyada olan bitenden hiçbir haber olmadığı, görse bile hiçbir şey anlamayacağı gibi biz Ademoğulları’nın da bir anlama sınırımız var. O yüzden bizler her ne kadar bu dünyadan sonraki yaşamımızı anlamaya çalışsak da bir noktada sınırlandırıldığımız için ne yüce Allah Azze ve Celle’yi anlamakta ne de melekleri ve daha bir çok bilinmezi algılama yeteneğimiz yeterli gelmiyor.
Ama iyi haber şu ki cennette farklı bir aydınlanma yaşayıp zihinlerimiz adeta güncellenmiş şekilde hakikatleri görüp algılayabilecek seviyeye yükseltilecek. Gözlerimizdeki perde kalkacak ve birçok şey oldukça farklı olacak. Mesela beynimiz şu anda bu hayatta birtakım zıttıklar üzerine işliyor. Doğru, yanlış, güzel, çirkin, üzüntü, mutluluk gibi.
Cennette bunlardan bazıları zihnimizden tamamen arındırılıp daha farklı varlıklar halini alacağız. Örneğin Allah-u Teala üzüntü, hüzün duygusunu ve acı hissiyatını benliğimizden tamamen silecek bu duyguların ve hislerin var olduğunu unutacağız. Yani cennette mutsuzluk ve üzüntü var olmayacak. Bu bir nevi meleklerdeki bir özellik gibi. Bir farkla meleklerde üzüntü olmadığı gibi mutluluk gibi hisler de yer almamaktadır. Biz insanlar ise sadece mutluluk, sevinç ve huzur içinde olacağız. Ve belki de şu an kulağa bu durum bir noktadan sonra sıkıcı hale gelir gibi geliyor olabilir. İnsan sürekli mutlu, neşeli olursa tuhaf olur gibi düşünenler olacaktır. Ama dediğim gibi bizler bu dünyadaki algılarımız ile düşünmemeliyiz cenneti. Cennette acı hissidi olmayacak. Çünkü acı şu an bu dünyada bizler için vücudumuzda bir tehlikenin var olduğuna dair bir uyarı görev görmektedir.
Bir yerimizin zarar gördüğüne dair uyarı yani acı olmasaydı belki çoğu zaman birçok yaranın ve rahatsızlığın farkında olmayacak ve müdahale edemeyip hayatımızı kaybedecektik. Ama cennette ölüm var olmadığından dolayı acı duygusuna da ihtiyaç olmayacak ve bizlerden alınacak.
Bulunduğumuz cennette hangi köşkte yaşamak, nerede oturmak istiyorsak bize orası verilecek. Bulunduğumuz cennet dedim farkındaysanız. Çünkü cennetin de kendi içinde birçok tabakası ve dereceleri mevcut. Kimin cennetin hangi tabakasında yer alacağının ve hangi dereceye sahip olacağının en doğrusunu yüce Allah Azze ve Celle bilir. Bu tabakalardan bazıları daha yüce bu yüzden cennetin bu farklı tabakaları da kendi içinde isimlendirilmiştir. İçlerinden en yüksek mertebede yer alansa Firdevz cennetidir. Peygamberimiz Aleyhisselatü Vesselam bir hadisi şerifinde Allah’tan cenneti dilediğiniz zaman Firdevz cennetini isteyin diye belirtmiştir.
En zayıf Müslümanın gireceği cennetin tabakası bile 10 dünya büyüklüğündedir. Diğer tabakalarda yaşayanların köşklerini görebilmek için baktığımızda aradaki mesafenin büyüklüğünden dolayı onları tıpkı dünyadayken izlediğimiz yıldızlar gibi bir mesafe uzaklığından görebileceğiz.
Yavaş yavaş cennet hayatına alışmaya başlıyoruz. İstediğimiz köşklere yerleştik. Canımız hangi meyveyi yemek istiyorsa o ağacın dalları önümüze eğiliyor. Meyvesini kopardığımız yerden yeni bir meyve daha çıkıyor. Etrafımızda ölümsüz genç hizmetçiler adeta bizler için pervane oluyorlar.
Onlara baktığımızda gözümüze öyle görünüyorlar ki sanırsın etrafa dökülüp saçılmış inciler gibiler. Hangi yana bakarsak bakalım hesapsız bir saltanat, ulu bir nimet var.
Kur’an-ı Kerim’de bahsi geçen huriler de bir diğer dikkat çeken konu. Özellikle sabreden ve günahlardan uzak duranları memnun etmek ve onlara hizmet etmek için verilecek olan kocalarından önce hiçbir insanın veya cinin dokunmamış olduğu huriler öylesine özel yaratılmışlardır ki içlerinden biri sınırlı bir hizmeti var.
Dünyadaki herhangi bir denize tükürse yeryüzündeki tüm okyanuslar ve denizler tuzlu sudan tatlı suya dönüşür. Cennette hiç kimse hiçbir konuda memnuniyetsizlik duygusu yaşamayacak ve kıskançlık cennete giremeyecek.
Peki ya hayvanlar ne olacak? Cennette hayvanlar olmayacak mı? Yaşamış tüm hayvanlar hesap günü tekrar dirilip birbirlerine karşı olan haklarını aldıktan sonra hepsi tekrar toprak olacaklar. Fakat Peygamberimiz Aleyhisselatü Vesselam’ın devesi, 309 yıl mağarada uykuya dalan Ashabı Keyfin köpeği Kıtmir, Semud kavmine gönderilen Salih Peygamberin çok su içiyor diye öldürülen devesi, Hz. Süleyman Aleyhisselam’ın hüthütü ve karıncası gibi bir kısım hayvanlar baki aleme yani cennete girecekler. Cennette dünyada olduğu gibi doğa olayları olmayacak. Kur’an-ı Kerim’deki ve onları ne sıcak ne soğuk tam kararında gölgeliğe sokacağız. Ayetinden de anladığımız kadarıyla cennette bizi asla rahatsız etmeyecek bir havayla yaşamımızı sürdüreceğiz. Dünyada ömrümüzün 3’te 1’ini harcadığımız uyku cennette var olmayacak. Evet orada hiçbir zaman uyumayacağız. Peygamberimiz Aleyhisselatü Vesselam’ın da söylemiş olduğu gibi uyku ölümün yarısıdır. Ölümün olmadığı cennette uykuyla vakit geçirmeyecek olan bizler sonsuza dek öylesine dolu dolu vakit geçireceğiz ki yaptığımız bir şeyi bir daha yapmayacak, sürekli yeni uğraşlar ve güzelliklerle tamamlanacağız. Kuşkusuz cennetin en önemli nimeti yüce yaradanı Allah’a tü’ala’yı görmek olacaktır. Allah Azze ve Celle’yi görmemizin mümkün olmadığı dünya gözlerimizdeki perde cennette kalkmış ve artık yaradanı görebilecek hale gelmişizdir.
Tüm cennet ehli kendilerine verilmiş olan sonsuz nimetlerle uğraştığı bir vakit Allah herkese cemalini göstererek şöyle seslenir. Ey cennet ehli sizlere selam olsun! İşte o vakit bizlere sunulmuş olan o tüm nimetler aklımızdan çıkar gider. Tekrar Allah’u Teala’yı görebileceğimiz anı iple çekeriz.
Yüce Allah’ı hangi sıklıkta görebileceğimiz de cennetin hangi tabakasında yer aldığımızla orantılı olarak değişkenlik gösterecek. Cennetteki doğal güzellikler kuşkusuz dünyada gözlemlediğimizin çok ötesinde olacak. Birbirinden muhteşem sayısız ağaç göreceğimiz cennette bir tane ağaç var ki onu diğerlerinden ayıran önemli bir fark var. Tuğba ağacı Baş aşağı bir şekilde duran bu ağacın büyüklüğünü anlatmak için kelimeler yetersiz kalır. Bir ata binip ağacın gövdesi boyunca hızlıca koşsanız bir ucundan diğerine ulaşmanız 100 yılı buluyor. Tuğba ağacı öylesine büyük ki dalları tüm cennet katmanlarını dolaşarak herkesin tek tek evine ulaşır ve böylece sınırsız nimetlerinden herkes faydalanabilir. Cennetin bir başka doğal güzelliği ise Efendimiz’e bahsedilmiş olan Kevser Nehri’dir. Sütten beyaz ve baldan tatlı olan bu nehrin suyu arşın altından akmaya başlar, oradan Sıdret-ül Münthai’ye ulaşır. Sonra da sırasıyla Ala Cennetine, Firdevz Cennetine derken cennetin tüm katmanlarına ulaşır. Bu nehrin kokusu ve tadı şu anki aklımızda hayal edebileceğimizin ötesindedir. Ayrıca cennette Kevser Irmağı haricinde bozulmayan su ırmakları, tadı değişmeyen süt ırmakları, içenlere mutluluk veren şarap ırmakları ve süzme bal ırmakları vardır. Şarap ırmağındaki şarap dünyadakinden farklıdır. İçenlere sarhoşluk vermeyen ve zihinleri bulandırmayan ama lezzeti ve içene verdiği keyif bakımından son derece etkili olan bir nimettir. Bir rivayete göre cennette istediğimiz an gelecek hafif bir rüzgar sayesinde ağaçların yapraklarından öylesine güzel sesler çıkacak ki, dünya hayatında böyle keyif veren ses duymamış olacağız. Cennette yapılacak bir başka ilginç aktivite ise orada bulunan özel bir çarşıya yapılacak olan haftalık ziyaret.
Bu çarşıda yüzlerimize ve elbiselerimize güzel kokular üfleyen kuzey rüzgarlara, güzelliğimize güzellik, yakışıklılığımıza da yakışıklılık katacak ve her geçen dönem eşlerimize daha da güzel görünmeye başlayacağız. Cennetin en güzel özelliklerinden birisi de kuşkusuz, dünya hayatımızı hatırlayabiliyor olacağımız ve oradaki Allah rızası için sevmiş olduğumuz dostlarımız ve aile fertlerimizden cennete layık olmuş olanlarla beraber vakit geçirebilecek, sohbet edebilecek ve özlem giderebilecek olmamızdır.
Kur’an-ı Kerim bize bu gerçeği müjdelemekte. Tüm bu güzellikler cennet hakkında bizlere bildirilenlerin sadece bir kısmı. Bu kadar cennetin nimetlerini, güzelliklerini dinledik. Ne kadar muhteşem, kulağa ve insanın gönlüne ne kadar da hoş geliyor her şey değil mi?
Çalıştık, çabaladık, yaratanın istediği gibi biri olduk ve Allah’ın lütfu ile cennete girmeye hak kazandık. Artık tüm o hayalini kurduğumuz, düşlediğimiz ebedi hayatı deneyimlemeye hazırız. Ama size bir şey söyleyeyim mi? Aslında cenneti cennet yapan en güzel şey bu anlattıklarından hiçbiri değildi. Ne köşkler, ne ırmaklar, ne de sınırsız diğer tüm nimetler.
Neydi biliyor musunuz esas olan? Hani size Allah Azze ve Celle ile yapacağımız konuşmadan bahsetmiştim ya, gelin bir o konuşmaya geri dönelim. Cennete girip, köşklerimize, muhteşem güzellikteki nehirlerin kıyılarına kurulmuş evlerimize yerleştiğimiz o vakit, Yüce Allah görünüp bizlere seslenecek ve şöyle soracak. Söyleyin bakalım, mutlu musunuz şu an? Rahatınız yerinde mi? Herkes halinden çok memnundur, mutlu ve huzurludur. Fakat tüm onca anlattığım güzelliklere rağmen hala çok önemli eksik bir taş vardır. Allah şöyle cevap verir, henüz en büyük nimetimi sizlere vermedim, şimdi onu verme zamanı.
Herkes pür dikkat Yüce Allah’ı Teala’dan gelecek olan o cevabı bekliyordur ve Allah cevaplar, sizlere rızamı helal ediyorum.
Allah azze ve celle artık hepimizden razı olduğuna göre, işte şimdi gerçekten cennettesiniz.
Altyazı M.K.