Arılar riski altında mı, sebebi nedir? Aslı Elif Tanuğur Samancı yanıtladı

Arılar riski altında mı, sebebi nedir? Aslı Elif Tanuğur Samancı yanıtladı videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=2tfl9CyPDHQ. Peki aslanım sizde eee konuştuğumuzda eee bu konuyla ilgili siz dediniz ki arıların bu kışı geçirmesi çok önemli ve arılar şu anda risk altında. Eee niye risk altında arılar? Eee sayın başkan böyle bir riskten bahsetmiyor…

Arılar riski altında mı, sebebi nedir? Aslı Elif Tanuğur Samancı yanıtladı

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=2tfl9CyPDHQ.

Peki aslanım sizde eee konuştuğumuzda eee bu konuyla ilgili siz dediniz ki arıların bu kışı geçirmesi çok önemli ve arılar şu anda risk altında. Eee niye risk altında arılar? Eee sayın başkan böyle bir riskten bahsetmiyor ama siz bir uzman olarak diyorsunuz ki arıların kışı geçirmesi için beslenmeleri lazım ve nedir arıların şu anda risk altında olması sebebi?
Şimdi şu anda o bölgede Muğla Marmaris bölgesinde ben de bizzat yerinde gidip gözlemledim. Eee başkanımızın da ifade ettiği gibi aslında Çanbalı’nın merkezi dediğimiz aslında o saydığı başkanın saydığı köyler Balköy’dür.
Balköy diye geçer inşallah bir gün beraber de gidelim. Oradaki arıcılar geçimini sadece baldan sağlar başka ek iş yapmazlar bütün meslekleri budur ve tutku şeklinde o işi yaparlar ailecek genellikle. Ve oradaki evleri veya diğer bütün varlıkları yanan köylere neredeyse tamamen yanmış ve o civardaki. Ve bunlar tamamen arıcılık bir sürü iş yapar köyde.
Evet civardaki bütün oçam ormanları şimdi burada kovanlarını o sırada kurtarmış bile olsalar o sırada başka bölgede olmuş bile olsa o kovanlar tekrar geriye geldiğinde artık onları besleyecek nektar kaynakları yok şu anda. Yaklaşık 150 bin kovan. Yani arıların yiyeceği yok yani. Yiyeceği yok şimdi arılar normalde balı ne için yapıyor? Kışın yemek için yapıyor. Kışın yemek için yapıyor. Şimdi arıcılıkta teknik arıcılıkta bir miktar bal arıya bırakılır fazlası alınır ve bu da vatandaşın kadar.
Kışı geçirmesini sağlar bizde bal yemiş oluruz. Evet ama arının kışı geçirebilmesi için bal biriktirmiş polen biriktirmiş olması gerekiyor. Kovanda bir besin kaynağı olması gerekiyor. Şu anda orada 150 bin kovanın besin kaynakları yanmış durumda yok olmuş durumda ve bir daha çıkabilir önümüzdeki yıl. Yani oralarda mesela tamam çam ormanları 30 40 yıl sonra çıkacak. Yani bal verecek hale gelecek çıkacak demeyelim. Bal verecek hali olgun yaşa gelmesi bir çam ağacının 40 yıl deniyor.
Aslında 80 yıl deniyor da hani 40 yılda yavaş yavaş o böcek tutabilir ve bal vermeye başlayabilir deniyor. Ama mesela bölgede işte püran var. Bölgede başka nektar kaynakları var. Mesela yaban sarmaşı gibi keçi boynuzu gibi. Bunlar da yanmış durumda. Seneye çıkacak bu bitkiler yani çam çıkmasa da diğer bitkilerden arı bal alabilecek. Ama bizim bu kış bu kovanlar 150 bin kovan ölmesin diye. Bu arada bu 150 bin kovanı da Muğla arıcılar birliği başkanından aldığımız rakam. Onlara bir şekilde arı yemi vermek gerekiyor. Arı yemi nedir? Arı yemi dediğimiz aslında çok basit. Bildiğimiz sofra şekerine arıcılar bal olmadığında doğada yani nektar yoksa kışa girerken arılar ölmesin diye bildiğimiz toz şekere birazcık protein birazcık vitamin mineral ekleyerek böyle arı keki haline getirirler.
Bunu verirler. Bu da yaklaşık 10 kovana bir çuval şeker tekabül ediyor ki 10 kovanı kurtaralım. Bu arada 150 bin kovan ne demek? Bir kovanda yaklaşık 45 bin arı olduğunu düşünürsek 7 milyar arı demek. 7 milyar arı. Yani aslında çok ciddi bir rakam. 7 milyar bu kadar. Tabii çok ciddi bir rakam aslında. Bu arılar ölürse nasıl bir risk var? Bir oradaki o tamamen geçimini arıcılıkla sağlayan arıcıların mesleği bırakma riski var.
Ve bunlar bu çam üretiminin kalbi dediğimiz yerdeki arıcılar bu çok ciddi bir risk. Çünkü arıcılarımız arıcılık yapmazsa, kovanlarımız yok olursa biz tarımı da kaybedeceğiz. Şu anda dünyada insanoğlunun tükettiği 100 önemli gıda buğday başta olmak üzere sebzeler, meyveler, tahıllar, bakliyatlar, baharatlar bunlar hep arılar sayesinde üretiliyor.
Arıların tozlaşmaya yaptıkları katkı sayesinde üretiliyor. Bir arıyı bir kovan arıyı bir tarlaya koyduğunuzda oradaki verim bariz bir şekilde artıyor. Yani bir 100 kovan koyun mesela veya 1 milyon kovan koyun oradaki verim 10 katına 20 katına kadar arttırabiliyor musunuz? Polendir onları taşırlar, bitkilerin rüvesini sağlıyorlar. Evet yani… Peki şöyle bir şey duymuşum, özür dilerim lafını kesme ama.
Amerika’da arıcılar çiftçilerden para alıyormuş kovanlarını o tarlaya götürmek için doğru mudur böyle bir şey var mı? Aynen doğrudur. Amerika’da arıcılar 2.5 milyon arı kovanı vardır Amerika’da. Bu arada Türkiye’de 8.2 milyon arı kovanı var. Bizde Amerika’dan daha çok arı kovanı var. Dünyanın ikinci büyük arıcılık ülkesiyiz. Birinci kim? Birinci maalesef Çin. Ama Çin biliyorsunuz kalitesiz yapıyor, kötü yapıyor, içine katkı yapıyor. Yani bizim gibi doğru yapmıyor bu işi. Bizim Türkiye’deki arıcılarımız çok daha projesi. Doğru mudur bizimki arada?
Bizdeki birçok üreticimiz çok… Çünkü bize hep böyle sahte balçıklı falan bulunduğu markette falan… Ama onların hepsi üreticiye mal edilmemeli. Çünkü benim şimdiye kadar tanıştığım üreticiler içinde gerçekten işini tutkuyla aşkla yapan binlercesi var. Yani 75 bin profesyonel aracının olduğu bir ülkedeyiz. Bir çoğu inanın tutkuyla aşkla yapıyor. Yani bir çoğu para için bile yapmıyor. Yani sırf arıyı kurtarayım araya bakayım diye yapan bile var. Dolayısıyla hani burada bu yapıyor, şu yapıyor demek doğru değil ama… Ağırlıklı olarak da paketleme noktalarında o ballara birtakım katkılar yapılıyor. Onu da ifade edeyim. Yıllardır, yirmi senedir… Üretici yapmıyor bunu aslında. Yirmi beş yılı aşkındır işimdeyim. Arıcı yapmıyor bunu. Arıcının yaptığı durum da var. Şimdi hepsini de iyi diyemeyiz. Ama işini genellikle çok iyi yapıyorlar. Çok iyi yapıyor. Yani çoğunluk iyi yapıyor. Dünyanın her yerini gezdim. Şimdi bu Amerika’daki arıcılar… Mesela badem üretimi.
Arı olmasa mümkün değil. Kayıs üretimi mümkün değil. Bazı bitkilerin ve mesela buğday mümkün değil arı olmasa. Bu serelara da bombus diye bir arı getiriyorlar serelarda üretim olsun. Bombus arısı da yine tozlaşma için özel bir arıdır. Ama apismelifera dediğimiz bal arısı da… Bakın bir kovan arı altı ayda, ki kırk beş bin arı olduğunu düşünürsek bir kovanda… Ve bir kovan arının da minimum yüz… Yani bir arının bir uçuşta minimum yüz çiçeğe uçtuğunu düşünürsek. Ki bin beş yüze kadar çıkabiliyor çiçek büyüklüğüne göre. Yani bir arı kovandan bir kere uçtu. Yaklaşık yüz çiçeği ziyaret edip geri geliyor. Yani bu da en az elli çiçeği tohumlaması demek. Günde on kere uçuyor. Ve bir kovan arı günde on kere uçtuğunda yüz çiçeğe gitme bin diyelim. Minimum bu. Ama bin beş yüze yani on beş bine kadar çıkabilir. Kırk beş bin arının uçtuğunu düşünürsek… Bu da gerçekten çok ciddi bir rakam. Altı aylık bir sezonda…
Bir kovan arı bir milyar çiçeği ziyaret ediyor. Bu çok bir kovan arı bakın. Sadece bir kovan arı altı ay bir yere koyalım. Orada bir milyar çiçeği minimum ziyaret ediyor. Ve bu on katına kadar artabiliyor. Dolayısıyla bizim kovanları arıları kaybetmemiz, tarımı kaybetmemiz. Gıda üretimini kaybetmemiz anlamına geliyor. Market raflarında gördüğünüz şu anda doğal gıdaların… Yüzde seksen arılar sayesinde üretiliyor. Dolayısıyla bu tozlaşmayı, bu verimliliği kaybetmemiz…
Kıtlık ve açlık anlamına geliyor insanlar için. Zaten Einstein’ın o meşhur sözü var. Dünyanın her yerinde söylenen… Arılar yok olursa insanlık dört yıl içinde yok olur demiş. Belki dört yıl çok kısa bir zaman gibi görünebilir. Ama inanın son arı öldüğünde… Bunun doğru olduğunu hep beraber anlayacağız. Nasıl ki şu anda eklim değişikliklerinden anlıyoruz. Dölleme yapan sadece şeyler midir? Bal arılarında, o sefer diğer arılarında. Yok diğer böcekler ve rüzgarla da dollenme oluyor.
Ama arı kadar yoğun dölleme yapan… Yüzde seksen, bitkilerin yüzde seksen arılar sayesinde dölleniyor. Şimdi Amerika’da da arıcılar gerçekten o iki buçuk milyon kovandaki… Ürünü almakla hiç ilgilenmiyor. Yani bal, polen, propolis, arı süt üretelim. Böyle bir dertleri yok. Sadece kovanlarını kiralıyorlar. Kime kiralıyorlar? Tarla sahiplerine, bahçe sahiplerine kiralıyorlar. Oraya kovanlarını götürsün onlar koysun ki orada o…
Ağaçlar, çiçekler döllensin ve oradan mahsul elde edilsin diye. Gayet zengin arıcılar. Çok havalı bir meslek arıcılık. Yani nasıl hani böyle işte doktor sorarlar çocuğa ne olacak? Doktor, mühendis olacağım falan der. Orada arıcı olmak da en az o kadar değerli ve önemli bir meslek. Ben anlatmıştım size bir arıcıyla tanıştım. Gerçekten dedim herhalde buraların sahibi geliyor. Yani atın üstünde böyle şakasıyla tıkı tık. Ben de arıcısıyım buraların döllenmesi. Yani bu üretim benim sayımda gerçekleşiyor. Türkiye’de böyle bir şey yok gerçi. Olması için uğraşıyoruz. Olması lazım aslında değil mi başkanım? Peki şimdi bu şekeri nereden buluyor arıcılar? Şu anda şeker ihtiyacı mı var? Şu anda mecburen yani oradaki o 150 bin kovanın açlık……tehlikeliyle karşı karşıya olduğu için mecburen bu kış orada 10…
…kovan arıya bir çuval ki 50 kiloya denk geliyor. Bu hesaptan giderek 750 ton toz şeker ihtiyaç var. O bölgede arı yemi üretmek için. Bu arı yemişte Mulu Arıcılar Birliği’nin buna ihtiyacı var ki……oradaki arıcılara dağıtsın. Arılar bahara kavuşsun bahar geldiğinde tekrar çiçekler çıksın……nekdar olsun o zamana kadar zaten yan bitecek. Ve tekrar arılar hayata tutmuyor. Yani arıları bu kışın geçimlerinin sağlamak açısından bu gerekiyor.
Ve 45 bin profesyonel arıcı var Muğla’nın Marmaris bölgesinde ve civar köylerde.