ASTRAL SEYAHAT YAPARAK KABE YE GİTMEK! TAYYİ MEKAN GİZEMİ
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=oBaznjFsW-A.
Astral seyahat yaparak bir anda olmak istedikleri yere gidiyorlar. İnsanlar bunu yapmayı nasıl başarıyorlar? Ruhu bilinçli olarak bedenimizden ayırmak. Üstelik İslam’da bu olayın daha heyecan verici bir şeklinden bile bahsediliyor. Tayyim-i Ekan, Allah’ın dilediği kullarına verdiği özel bir yetenek, bir ilim. Bir gün içimizden kimlerin bu ilme sahip olabileceğini Allah bilir. Fakat bazılarımız bu işin sırrını biliyorlar ve gerektiğinde kullanıyorlar.
Hazırsanız başlayalım. Astral seyahat yaparak Kabe’ye gittim. Son zamanlarda bu lafı ne kadar çok duyduğumu bilemezsiniz. Astral seyahat nedir, ne değildir az sonra inceleyeceğiz.
Fakat kulağa oldukça hoş gelmiyor mu, özellikle de pandemi yüzünden tatile bile gidemiyorken bence astral seyahat yapabilmek değişik bir deneyim olurdu. Para psikolojide astral seyahat, İslam’da ise Tayyim-i Ekan adıyla geçen ruhun beden dışı gerçekleştirdiği aktivite. Aslında Tayyim-i Ekan ile astral seyahat aynı şeylerdir demek doğru değildir. Çünkü astral seyahat Tayyim-i Ekan olayının sadece alt gruplarından birinin spritüalistler tarafından atlandırılmış versiyonudur. Tayyim-i Ekan ise öyle her babayı yiğidin yapmayı başarabileceği bir durum değil. Fakat bu demek değildir ki siz bunu yapamazsınız. Eğer gerekli taşları yerine koyarsanız Allah’ın size bu yeteneği vermesi gayet mümkün. Tayyim-i Ekan astral seyahatin de ötesinde bir yetenek ve heyecan verici bir olay. Az sonra Tayyim-i Ekan olayına detaylarıyla değineceğim. Kim bilir belki siz de zaman içinde denemeye başlayabilirsiniz. Şimdi öncelikle gelin biraz astral seyahat kavramını inceleyelim.
Ruhumuzu kontrol ederek düşünce hızıyla bulunmak istediğimiz bir başka yere yolculuk yapmak. Orada neler olup bitiyor, an ve an görmek ve duymak. Tabi bu yolculuk sırasında karşılaşma olasılığımız olan diğer boyutun varlıklarından tutun, tekrar bedenimize geri dönmekte zorluk yaşar mıyız gibi birbirinden ilginç birçok soru geliyor insanın aklına. Hiç merak ettiniz mi acaba ruhumuzun bir ağırlığı var mıdır? Siz merak etmediyseniz bile Duncan MacDougall isimli bir doktor,
yapmış olduğu bir deneyle ruhun ağırlığını ölçmeye çalıştı. Hayatını kaybetmek üzere olan hastalar üzerinde çalışmalar yapan MacDougall, hastalarının vücut ağırlıklarını hayatlarını kaybetmeden hemen önce, kaybettikleri sırada ve hemen sonrasında çok hassas bir tartıyla ölçtü. Yapmış olduğu bu deneyler her ne kadar bilin dünyasının belli bir kısmı tarafından kabul görmemiş olsa da, önemli sayıda bir kitle onun bu deneyleri sonucunda ruhun ağırlığını keşfetmiş olabileceği inancında.
Yapılan deneylerde her ne hikmetse beden ağırlığında aniden 21 gramlık bir azalma meydana geliyor. Bunun sonucunda ruhun 21 gram ağırlığında olabileceği düşüncesi uzun zamandır çeşitli kimseler tarafından kabul edilmekte. Bu ağırlık kaybının solunum sistemindeki havanın dışarı çıkması veya terin buharlaşmasından kaynaklanmış olabilme ihtimalini de göz önünde bulunduran doktor, bu iki durumu da ele alarak ölçümler yapar.
Fakat bu olguların vücutta oluşturabileceği ağırlık kaybı en fazla 0.4 gram seviyesinde olabilecektir. Oysa hayatı kaybetme anında gizemini koruyan bir 21 gramlık azalma söz konusu. İlginç bir konu, doğrusunu Allah bilir. Bu konuyla alakalı 21 gram isimli bir film bile çekilmiş. Dileyen izleyebilir. Şimdi dönelim esas konumuza.
Biz bu 21 gramı yani ruhumuzu kendi isteğimizle vücudumuzdan ayırıp onu dilediğimiz herhangi bir yere götürebilme imkanımız var mı? Sorunun cevabı evet. Çünkü dünya üzerinde birçok insan evliyasından peygamberlere ve normal insanlara kadar bu olayı yapmış ve hala da yapabilmekte. Peki nasıl ruhumuzla olmak istediğimiz bir yere gidebiliriz? Para psikolojinin ilgilendiği astral seyahati nasıl yapabileceğimizi onların kendi yöntemleriyle inceleyelim.
Yaygın olan astral seyahat teknikleri şu şekilde. Astral’e çıkabilmenin en önemli formüllerinden biri zihnimizi olabildiğince boşaltmak ve tüm vücudumuzu rahat bir pozisyonda tutarak kaslarımızı maksimum seviyede hafifletmek. Astral seyahat günün her saatinde yapılabilir bile olsa en olumlu sonuç alabileceğiniz zaman dilimleri gece uykuya dalmadan önce yatağınızdaki rahat pozisyonunuzda ya da sabah ilk uyandığınızda uyku ve uyanıklık arasındaki anınızdır. Sabah uyandığınız o ilk an astral seyahat yapabilmeniz için en uygun zaman kabul edilir. İlk aşama nedir? Vücudunuzun tamamen rahat bir pozisyonda olduğundan emin olun. Bulunduğunuz ortama kimsenin girmemesi veya odanın dışından o kişilerin seslerini duymamanız gerektidir. Bulunduğunuz ortamda çalışan ev aleti varsa onları kapatın. Evcil hayvanınızı bir başka odaya koyun. Tam astral yolculuğa çıkmışken dikkatinizi dağıtıp sizi bedeninize geri döndürecek sesleri ortadan kaldırdığınızdan emin olun. Öyle ki karnınızın gururlaması ihtimaline karşın 4 saat öncesine kadar yemek bile yememiş olmanız öneriliyor. Sırt üstü uzanıp gözlerinizi kapatın ve rahatlamaya çalışın. Aklınızı, zihninizi kurcalayan her türlü düşünceyi bir kenara bırakın. Parmak ucundan başınıza kadar tüm kaslarınızı gevşetin. Derin nefes alıp verin. Zihninizi, nefesinizi odaklayın. Aklınızdaki kaygı veya yaşamanızla alakalı olumlu olumsuz tüm düşünceleri bir kenara bırakın. Şu an zihniniz sadece bedeninizden ayrılma düşüncesiyle meşgul olsun. Tabi bu uygulamalar sırasında daha bir çok detay var. Ben genel bilgi verdiğim için astral seyahat denemesi yapmak isteyenlerinizin bu işi uzmanlarından detaylarıyla dinlemelerini öneriyorum. Geldik bedenden ayrılma evresine. Biliyorsunuz, uyku sırasında ruhumuz bedenimizden ayrılıp rüya alemine gidiyor. Şimdi yapmamız gereken buna benzer bir şey. Ama aradaki tek ve önemli fark zihnimizi uyumaya bırakırken bilincimizi kaybetmeyeceğiz. Uyku ve uyanıklık arasındaki evrede kalıp astral seyahat için gerekli ortamı hazırlamış olmalıyız. Az önce de dediğim gibi, uzmanların önerdiği fakat benim değinmediğim detaylara da uyduğunuz takdirde ruhunuz bedeninizden ayrılacak ve odanın içinde kendi bedeninizle baş başa kalacaksınız. Kendi bedeninizi gördüğünüz o aşamada korkmak ve strese girmek astralin bozulmasına sebep olacaktır. İlk zamanlar zor olsa da zaman içinde bunu gerçekleştirirken zorlanmayacağınızı söylüyorlar uzmanlar. Spritüalistler, ruhunuz ile bedeniniz arasında bir gümüş kordon bulunduğuna ve bu gümüş kordon sayesinde gittiğiniz yerde kaybolmadan, takılı kalmadan vücudunuza kolayca geri dönebileceğinizi düşünüyorlar. Söylenildiğine göre adımlarınızı doğru attığınız takdirde başka kişilerin ruhlarıyla iletişim kurabilmeniz hatta istediğiniz bir kişinin rüyasına girebilmeniz bile olası. İlk astral seyahat denemelerinizi odanızın içinde ve evinizin içinde gezinerek tamamlayabilirsiniz. Deneyimleriniz arttıkça bu sefer stres olmadan daha rahat bir şekilde daha önce bulunmadığınız yerlere gidip oralarda gezinebilirsiniz. Astral seyahat yapanlar bedeninizden fazla uzaklaşmanın deneyimi daha az olan kimseler için nadiren de olsa tehlikeli olabileceğini savunuyorlar.
Gümüş kordonun asla kopmayacağını, her şekilde ruhun bedene geri dönme olayı mutlaka sağlanacak olsa bile bunun normalden uzun sürebileceğini de unutmamak lazım diyorlar. Olay metafizik alemde gerçekleşiyor olduğundan dolayı yolculuk sırasında bazı ruhani varlıklarla karşılaşma ihtimaliniz olduğunu ve bu varlıkların kötü enerjili varlıklar olabileceğini de aklınızda bulundurmakta yarar var.
Böyle bir durumla karşı karşıya kalırsanız çeşitli dualar okuyarak zihninizdeki stresten arınma olasılığınızın olduğunu unutmayın. İslami açıdan baktığımızda Allah’ın veli kullarının ruhlarını bedenlerine galip getirip vücutlarından ayırarak başka yerlere seyahat ettiklerini ve bu durumu Allah’ın yasaklamadığını biliyoruz. Çeşitli İslam bilginlerine göre ruh beden ayırımı yapan kişilerin manevi ve dini açıdan belli bir güce ve inancı sahip olması gerekmekte.
Bu takdirde bu eylem tehlikeli ve beklenmeyen sonuçlar doğurabilir. Videonun başlarında Tayyi Mekân olayından bahsedeceğimi söylemiştim sizlere. Astıra seyahat ismini verdikleri Tayyi Mekân’ın alt gruplarından biri olan ruh beden ayırımı olayı Allah’ın bizlere verdiği gizemli bir güzellik. Sırrı tam anlamıyla çözülememiş bir durum. Fakat şimdi sıkı durun çünkü bundan daha çok heyecan verici bir durum daha var.
Bilimin de kendi isimlendirmeleri ile araştırma konusu olan zaman-mekân konularıyla alakalı olarak İslam’da isimlendirilmiş bir olay var. Zaman içinde zaman, mekân içinde mekân olayı. Yani Tayyi Mekân ve Bastı Zaman. Duyanlarınız vardır. Allah’ın zaman içinde zaman yaratarak geçen süreyi genişletmesi yani normalde çok uzun sürede yapabileceğimiz bir şeyi kısacık bir zaman diliminde gerçekleştirebilme yeteneği. Bu yetenek, bu sır birçok insana nasip olmuştur. Çok kısa bir süre içerisinde bir başka yere yolculuk yapmak. Diğer bir isimle ışınlanma. Hz. Süleyman ve Belkıs olayındaki Belkıs’ın tahtının ışınlanmasından tutun. Mevlana ve Abdülkadir Geylani Hazretlerine kadar ışınlanma olayının örneklerini birçok defa duyduk ve dinledik. Ruhani bir yolculuktan bahsetmiyorum. Fiziksel, gerçek bedenimizle bir başka yerde bulunabilme özelliğinden bahsediyorum. Hatta bu olayın sırrına vakıf olanlar hakkında anlatılan öyle çarpıcı şeyler var ki. Mesela Abdülkadir Geylani Hazretlerinin aynı anda 40 ayrı yerde görülmüş olduğu anlatılır. Allah dilediği kullarına nasıl bir ilim veriyor ki bunu başarabiliyorlar düşünmesi bile heyecan verici. Madem Abdülkadir Geylani Hazretlerinden söz açılmışken bu konuyla alakalı onun yaşamış olduğu çok çarpıcı bir olayı anlatayım sizlere. Günün birinde Abdülkadir Geylani Hazretlerine hizmet eden kişilerden biri kendisine şöyle dedi.
Efendim biliyorsunuz ki uzun yıllardır size her konuda yardımcı oluyorum. Bugüne kadar birçok kişiye çeşitli rütbeler verdiniz. Fakat hala bana karşı bir şey yapmadınız. Size epey hizmet etmiş biri olarak ben de sizden bir şeyler beklerim. Bunu duyan Abdülkadir Geylani Hazretleri peki dedi. Bugün bana bir helva pişir bakalım. Bu sırada neler gerçekleşir görürüz. Senin de gönlünü yapayım der.
Hizmetkarı tabi ki efendim diyerek başlar helvayı pişirmeye. Heyecanla tencereyi karıştırdığı sırada aniden kapı çalar. Hindistan’dan gelen bir heyet Abdülkadir Geylani Hazretlerine efendim hükümdarımız hayatını kaybetti bize yeni bir hükümdar bulma konusunda yardımcı olun der. Bunun üzerine hizmetkarına dönen hazretleri ne dersin Hint padişahı olmak ister misin der. Tencereyi karıştıran adam çok sevinmiştir. Yüzünde bir gülümsemeyle evet kabul ediyorum der. Yalnız seni bir şartla Hindistan’a padişah gönderirim der. Kazandığının yarısı bana ait olacak. Hizmetkarı tabi ki kabul etmiştir. Sonrasında gerçekten de Hindistan’a giderek oranın hükümdarı olur. Büyük bir zenginliğe akla hayale gelmeyecek mal varlığına sahip olur. Aradan uzun yıllar geçer adamın bir de oğlu olmuştur derken Abdülkadir Geylani Hazretleri eski hizmetkarı yani şimdi Hindistan’ın hükümdarı olmuş olan adamın ziyaretine gelir.
Canından ayrılırken de ona eski sözünü hatırlatır. Varlığının yarısını kendisine verecekti. Padişah kabul eder ve varlığının yarısını Abdülkadir Geylani Hazretlerine bahşeder. Fakat bu yetmez diye karşılık alır. Oğlunun da yarısını istiyorum der. Ama efendim nasıl olur bu diye karşılık alır. Çocuğu ikiye böleceğiz der hazretleri.
Sonra da çıkardığı kılıcıyla destur diyerek çocuğu tam ortadan ikiye bölecekken hükümdar belinden çıkardığı hançeri Abdülkadir Geylani Hazretlerine saplamaya başlar. Bir yandan da söyleniyordur. Senelerce sana hizmet ettiğim gibi bir de şimdi oğlumu ikiye bölmeye çalışıyorsun diye bağırırken bir yandan da hançeri saplamaya devam ediyordur. Fakat her ne olduysa bir anda elindeki hançer kaşığa Geylani Hazretleri de tencereye dönüşüverir.
Elindeki kaşığı sinir haliyle helva yaptığı tencerenin dibine saplamaya çalışırken bulur kendini adam. Karşısında da Abdülkadir Geylani Hazretleri oturuyor. Hizmetkarının yüzüne bir tebessümle bakarak oğlum karıştır helvayı. Merak etme biz cimri değiliz. Sana da bir gün gereken verilecektir. Ama zamanı gelmeden olmaz der. Beyin, ruh, beden ilişkisi çoğumuz için hala bir sır. Hakkında çok az şey biliyoruz. O adam nasıl oldu da senelerini Hindistan Hükümdarı olarak geçirdi. O kısacık tencere karıştırma anında zaman içinde zaman nasıl gerçekleşti? Mekan içinde başka bir mekana nasıl gitti? Adam hangi alemde onca deneyimi yaşadı? Gördüğü bir rüya mıydı? Hayal miydi?
Sanırım Allah’ın bizlere lütfedeceği birtakım yeteneklere edinebilecek kadar maneviyata sahip olmadan belki de tüm bunlar gerçek dışı, bilim dışı bir hayal ürününden ibaret olarak kalacak. Her zaman söylüyorum bilimden asla uzaklaşmayın. Fakat bu dünyanın sahte, esas dünyanın bedenimizden ayrı bir yerlerde olabileceğini söyleyenlere de cahil gözüyle bakmayın. Çünkü her ne hikmetse aynı gözle bakan kişiler bu dünya bir simülasyon. Aslında bir Matrix’in içinde izlendiğinde bu onlara daha karizma, daha çekici geliyor ve akla daha yatkın gelebiliyor. Ama dikkatli düşündüğünüzde iki görüş arasında neredeyse hiçbir fark yok. Son olarak madem zihin, rüya vesaire gibi konulara girdik, eğer izlemediyseniz size bir film önerisinde bulunmak istiyorum. Leonardo DiCaprio’nun baş rolünde oynadığı Başlangıç isimli filmi izleyin. Rüyalar içinde yolculuk yaptıkları zahneler bu konulara daha geniş açıdan bakabilmenizi arayacaktır. Allah kainatta bir çok sır barındırır. Bunlardan birçoğuna gözümüzdeki perde inene kadar, kulağımızdaki perde açılana kadar inanmamız zordur.
Çok sırra akıl ermez, ta ki o sır kapıları sizin için açılana dek.