AYNALARDAKİ KORKUNÇ GİZEM. CİNLER İÇİN GEÇİŞ KAPISI MI? PARANORMAL OLAYLAR

AYNALARDAKİ KORKUNÇ GİZEM. CİNLER İÇİN GEÇİŞ KAPISI MI? PARANORMAL OLAYLAR videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=obrjD9HN0nk. İNTRO İNTRO Hiç düşündünüz mü? Hepimizin evlerinde bulunan aynaların tahmin bile edemeyeceğiniz büyük gizemleri olduğunu? Aslında öğrenmeseniz daha iyi olabilir. Çünkü bir daha asla aynalara bakamayabilirsiniz. Ya da madem bu videoya girdiniz belki de öğrenmenin vakti gelmiştir….

AYNALARDAKİ KORKUNÇ GİZEM. CİNLER İÇİN GEÇİŞ KAPISI MI? PARANORMAL OLAYLAR

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=obrjD9HN0nk.

İNTRO İNTRO Hiç düşündünüz mü? Hepimizin evlerinde bulunan aynaların tahmin bile edemeyeceğiniz büyük gizemleri olduğunu? Aslında öğrenmeseniz daha iyi olabilir. Çünkü bir daha asla aynalara bakamayabilirsiniz.
Ya da madem bu videoya girdiniz belki de öğrenmenin vakti gelmiştir.
İNTRO Hikayemize Manisa’da yaşanmış bir olayla başlamak istiyorum. Hiç Aynalı Ali Dedenin Türbesini duydunuz mu? Manisa Merkez’de herkesin günlük yaşandısına devam ettiği ve bir şeyler yiyip içtiği kafelerin arasında ziyarete açık bir türbe burası. Aslında bu türbe eskiden Aynalı Ali Dedenin yaşadığı kendi eviymiş ve bu ev mezarlığın tam ortasındaymış. Özellikle cuma günleri ziyaretçi akınına uğrayan türbeye yurt içinden hatta yurt dışından bile gelenler oldukça fazla. Peki kim bu Aynalı Dede? Kendisi Osmanlı zamanında yaşamış bir kimse. Fakat onu ilginç kılan özelliklerinden birisi de elbiselerinin ve şapkasının her yerine aynalar asarak halkın arasına çıkmasıymış. Bu yüzden de dönemin halkı tarafından Aynalı Dede olarak anılmaya başlamış. Üzerine yerleştirdiği aynalar ile insanlara ”Benim varlığımda kendi özbenliğinizi seyredin” mesajı veriyormuş bu zat. Büyük bir âlim olduğu düşünülüyor. Bu yüzden de türbesine ziyarete gelen insanlar onun adını okudukları dua ve Yasin-i Şerifleri hak dostuzağtın ruhunu hediye ediyor. Bir yandan da Yüce Allah’tan dualarının gerçekleşmesini istiyorlar. Aynalı Ali Dedenin hakkında kayıtlara geçmiş olan resmi bilgilerin yanı sıra bir de Manisa halkı arasında ağızdan hızla dolanan öyle bir hikaye var ki insan inanmakta zorlanıyor. Rivayete göre bir gün Aynalı Ali Dede yolda yürürken ağlayan bir kadına rastlıyor ve kadına soruyor ”Neyin var?” diye. Göz yaşları içinde kadın anlatıyor. ”Dedeciğim, oğlum Rus Savaşı’nda esir düştü. Çok çaresizim. Ne yapacağımı bilemiyorum.” Aynalı Ali Dede gözü yaşlı kadından kendisine büyük bir ayna getirmesini istemiş. Çaresiz kadın onu dinlemiş ve büyük bir ayna bulup Dede’ye getirmiş. Aynalı Dede açmış ellerini, bildiği bir duayı Allah’u Teala’ya okumuş. Hemen ardından kadın şaşkınlık içinde gördüklerine inanamamış. Aynanın içerisinde oğlunu görmeye başlamış. Esir düştüğü kampta bir taş ocağında ayaklarından prangalı bir şekilde zorla çalıştırılıyormuş. Göz yaşları içinde ”Ne olur yardım et Dede.” demiş. O sırada Aynalı Ali Dede öyle bir şey yapmış ki kadın ikinci bir şok yaşamış. Elini aynadan içeriye sokan Ali Dede, kadının oğlunun ayaklarındaki prangayı tuttuğu gibi aynanın içinden çıkartmış ve çocuğun serbest kalmasını sağlamış. Çok ilginçtir ki türbenin hemen girişinde kapının üzerinde asılı olan pranganın aynadan çekip çıkarttığı pranga olduğuna inanılıyor. Büyüklerimiz çocukken aynaya ”Uzun süre bakmayın yoksa delirirsiniz.” diye bir laf söylerlerdi.
Pek çoğumuzda onları dinlerdik. Hatta ”Uzun süre aynada kendi gözlerimizin içine baktığımızda sanki bir başkasının bizi izlediği hissine kapalırdık.” Sizi atalarımız cahil miydi yoksa bizim bilmediğimiz büyük bir gizemin mi farkındaydılar? Eskiler daha iyi bilirler. Gece yatmadan önce aynaların üzeri siyah bir örtüyle kapatılır, sabah olduğunda ise tekrar açılırdı.
Hatta Selçuklu döneminin son zamanlarında ve Osmanlı’da ahşap oymacılığında kapaklı aynalar üretilirdi. Böylece uyumadan önce aynaların kapakları kolayca kapatılabiliyordu. Aslında günümüzde bu geleneği hala sürdüren birçok insan var. Çünkü pek çoklarının inanışına göre dumansız ateşten yaratılmış olan cinlerin ve bedensiz varlıkların kendi boyutlarından biz yaşayan insanların boyutuna açılan bir geçiş kapısıdır aynalar.
Hatta karşı karşıya konulan aynalar sayesinde adeta boyutsal bir geçiş tüneli oluşturulabiliyor. Bizler nasıl ki televizyon izliyorsak, onlar da bizi aynalar aracılığıyla izliyorlar diye düşünen pek çok kişi siyah bir örtüyle yatak odalarındaki aynaların üzerini hala örtmekte.
Böylece gece boyunca izlenilmekten ve hatta 3. boyutun ruhani varlıklarının onlara aşık olması ve daha da ileriye giderek kendilerine musallat olmalarının önüne geçmiş oluyorlar. Hatta evlerinde kedi köpek besleyenler bilirler ki geceleri ev halkı uykuya daldığında evcil hayvanlar evde bulunan aynalarıyla oldukça meşguldürler. Peki neden aynalar? Nereden çıktı bu konu? Günümüzden çok uzun yıllar önce aynanın henüz icat edilmediği dönemlerde şamanlar için suya bakarak kendi yansımalarını görmelerinin önemi çok büyüktü. Bu yansıma sayesinde ruhani varlıklarla iletişime geçebiliyorlardı ve bu durumu hayatlarının birçok alanında kullanıyorlardı diye söyleniyor. Aynalarla alakalı pek çok farklı inanç günümüze kadar ulaşmıştır. Kaldı ki az da olsa günümüzde hala uygulanan bir gelenek de ölen kişinin bedeninin üzerine bir ayna konulur. Bu sayede ruhunun kendisini görerek ölmüş olduğunun farkına varması sağlanacaktır. Aynayla ilgili konuşulanların gerçekliğini Allah bilir fakat hakkında söylenen o kadar çok şey var ki mesela ayna kıran bir kişinin 7 yıl boyunca uğursuzluğun onun peşini bırakmayacağına inanılır.
Kırılan aynanın derhal kırıklarını toparlanıp evden uzaklaştırılması gerektidir. Hiç yankılı bir yerde bağırarak kendi sesinizi birden fazla duyduğunuz oldu mu hani hey diye bağırırsınız ve sonra sesinizi birkaç defa daha işitirsiniz. Fakat işittiğiniz ses her defasında giderek azalır ve sonra yok olur ya da bize yok oluyor gibi gelir. Çünkü ağzımızdan çıkan her sözün doğadaki her sesin aslında kaybolmadığı ve gökyüzünde bir yerde sürekli olarak beklediği düşünülüyor.
İşte aynalarda da buna benzer bir özelliğin olduğuna inanılıyor. Karşısında gördüğü her detayı kendi içinde hafızasına aldığını hayal edin. Bu yüzden de çok eski aynaların evlerimizde barındırılması pek önerilmez. Düşünsenize 200 yıllık bir ayna kim bilir kaç kişinin yatağında hayatını kaybettiğine tanıklık etmiştir. Bazılarınız denemişsinizdir.
Televizyonunuzun kumandasını TV’nin görüş mesafesinde bulunan bir aynaya doğru tutup düğmelere bastığınızda aynadan gelen yansımayla kanalı değiştirebilir veya televizyonunuzun sesini açıp kapatabilirsiniz. Tıpkı bu olayda olduğu gibi aynaların iyi ve kötü enerjiyi bünyesine hapsettikten sonra bunu tekrar karşı tarafı ileten nesneler olduğu düşünülmektedir. Bu yüzden de sinirli, üzgün ve stresli anınızda ayna karşısına geçmemeli ve asla ayna önünde kavga etmemelisinizdir. Bildiğiniz üzere fiberoptik kablolar camdan üretilir ve görevleri veri taşımaktır. Üstelik demir ve bakırı oranında çok daha yüksek verileri taşıyabilme özellikleri bulunur. Tıpkı suda olduğu gibi birçok maddenin hafızası olduğu teorilerini ele aldığımızda camın da hafızası olabileceği teorileri kendine yer bulmuş oluyor. Yüksek ışık teknolojisi olan nazerler ile birçok video ve fotoğraf gibi verileri CD’lerin hafızasına kaydedebiliyoruz. Bu anlamda aynaların da gördüklerini kendi hafızalarında tutmaları birçok teorisyene göre mantıklı geliyor. Bu nedenle de bilmediğiniz ve kime ait olduğu belli olmayan aynaların evinize alınması pek tavsiye edilmez. Aynalara bakarken farklı insan silüetleri gördüğünü anlatan insanlar bu yüzlerini gördükleri kişilerin aynaların eski sahipleri olduğuna inanıyorlar. Çok uzun yıllar önce hayatlarını kaybetmiş olsalar bile. Günümüzde birçok cenaze evinde ise yine aynaların üzerleri örtülüyor. Çünkü vefat eden kişinin evindeki aynaları kullanarak geri gelebileceğine inanıyorlar. Birçoğumuza göre bunların hepsi birer ruhafe ve batıl inanç ya da gizem. Sizine isim koymak isterseniz. Fakat pek çok kişi hayatları boyunca aynalar hakkında tüm bu anlatılanları dikkate alarak yaşıyorlar. Mesela evlerini sevmedikleri bir yakını ziyaret edip gittikten sonra derhal evdeki aynaları siliyorlar.
Böylece aynanın hafızasından o kişiyi arındırdıklarını düşünüyorlar. Bebeklerini aynaya asla göstermeyenlerden hamile veya yeni doğum yapmış olanlara kadar aynaya karşı geçmeyenler bile var. Bir de zamanda yolculuk konusu var tabi. Tarih boyunca insanların en çok hayalini kurdukları olaylardan birisi de zamanda yolculuktur. Bilim insanları yapmış oldukları solucan deliği çalışmasıyla aynaların da yardımıyla zamanda yolculuğu keşfetmenin deneylerini sürdürmekteler.
Fakat bu çalışmayla sadece geçmiş bir zamana gidebilmenin mümkün olabileceğine geleceğe gidebilmenin ise imkansız olduğunu düşünmekteler. İçinizde geçmişte şunu deneyenleriniz olduğuna eminim. Buzdolabını açtığınızda içinde yanan ışık acaba kapağı kapattığınızda hala yanmaya devam ediyor mu diye. Buzdolabının kapağını en ucuna kadar kapatıp ışığın sönüp sönmediğini kontrol etmek. Peki benzer şeyi de aynalarda da düşündünüz mü?
Acaba aynaya bakmadığımız zamanlar aynadaki görüntüler olması gerektiği gibi midir? Muhtemelen öyle fakat internette dolaşan bazı fotoğraf ve videolar bunun biraz düşündürücü olabileceğini kanıtlıyor gibi. Mesela bu fotoğraf. Sıradan mutlu bir çift fotoğrafı olacaktı. Fakat fotoğrafa dikkatlice baktıktan sonra tüyler ürpertici bir görüntüyle karşılaştılar.
Kameraya karşı gülümseyen kadının hemen arkasında bulunan aynada başının arkası görünmesi gerekirken aynadaki yansıması tam aksine o da kameraya gülümsüyorlardı. Ve seneler önce kaydedilmiş şu video. Küçük kız aynaya karşısında saçlarını taramaktadır. Her şey gayet çirin ve normal görünmekte. Ta ki şu ana kadar. Küçük kız önce aynaya bakar sonra yüzünü kameraya döner.
Fakat aynadaki yansıması aynı noktada kalmıştır. Tabii bu örneklerin birer hile olması muhtemel. Ama yine de insan düşündükçe ürpermiyor değil. Aynaya baktığımızda görüntümüzü tam tersi olarak görmekteyiz. Mesela üzerinde yazılar olan bir tişörtle aynaya baktığımızda yazıları okumakta zorlanırız.
Bu yüzden bizler aynaya baktığımızda gördüğümüz kendimizle insanların bize baktıklarındaki biz arasında görsel bir fark bulunmaktadır. Hiç insanlara nasıl göründüğünüzü merak ettiniz mi? Bunun için de gerçeği olduğu şekliyle ters çevirmeden yansıtan ayna da üretmişler. Tabii bakmak için cesaretiniz varsa. Söz cesaretten açılmışken belki de birçok kez duymuş olduğunuz şu gece yarısı karanlık bir ortamda yapılan ayna deneyleri var. Tamamen sessiz ve hafif loş bir ortamda ayna karşısına geçip dakikalarca aynaya baktığınız sırada yaşanılan birtakım paranormal olaylar. Hatta gözlerini kapatıp aynaya değecek kadar yüzünü yaklaştırıp bir anda gözlerini açıp aynada başkasına ait bir yüz görenler varmış. Ben şahsen denemedim. Denemeye de hiç merakım yok. Fakat bu deneyi duyduğuma göre bazı psikologlar şizofren hastalarına uyguluyorlarmış. Böylece aynada görebilecekleri farklı kişiler sayesinde kendi özbendiklerini bulabilecekleri düşünülüyor sanırım. Neyse benden size bir tavsiye. Bence siz bunu asla denemeyin. Sonra her şey yolunda giderken siz psikologluk olabilirsiniz. Hayatımız birçok gizemle dolu. Bunların bir kısmını keşfedebiliyoruz. Bir kısmı ise sırrını saklamaya devam ediyor. Tıpkı bazen kendi gölgemizin bile olmadığını fark edemediğimiz gibi.