Barış Soydan İle Doların Ekonomisi ve Türkiye’nin Ekonomisi

Barış Soydan İle Doların Ekonomisi ve Türkiye’nin Ekonomisi videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=-v5C0O0zbK4. Barış Soydan ile birlikteyiz. Abi hoş geldin. Hoş bulduk merhaba. Burası benim ofisim. YouTube olduğu için her yer benim ofisim. Dışarıdayız artık. Değil mi? Rahatladık sonunda. Evet. Rakanlar düşmese bile. Ama en azından insanlar dışarıda artık. İnsanlar dışarıda. Evet…

Barış Soydan İle Doların Ekonomisi ve Türkiye’nin Ekonomisi

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=-v5C0O0zbK4.

Barış Soydan ile birlikteyiz. Abi hoş geldin. Hoş bulduk merhaba. Burası benim ofisim. YouTube olduğu için her yer benim ofisim. Dışarıdayız artık. Değil mi? Rahatladık sonunda. Evet.
Rakanlar düşmese bile. Ama en azından insanlar dışarıda artık. İnsanlar dışarıda. Evet hepimiz dışarıdayız. Abi son moda YouTube’da kanal açma. Sen de o modaya uydun. Ben de ona uydum evet. Niye? Niye yani ekonomide… Ne aramadın da ne bulamadın da burada buldun. Ne bulamadım? Ya ben işte 25 yılı geçti ekonomi alanında içerik üretiyorum. Ekonomi gazeteciliği yapıyorum. İşte çeyrek yüzyılı açtı ve benim başladığım mecralar artık ölüyor. Yani hatta ben dergilerde başladım. Dergiciyim ben esasen köken olarak. Yani dergilerde işte iki, dört, on sayfa yazılar yazarak başladık. O gazeteciliğin o şeyi mecrası ve o biçimi Türkiye’de ve dünyada da aslında ölüyor, bitiyor. Yani dergicilik artık tarihe karışıyor.
Gazeteler hala daha günlük gazeteler ayakta ama günlük gazetelerin de bence ömrü sayılı. Yani çok fazla kalamayacaklar. Hele Türkiye’nin de kendi koşulları dolayısıyla belki Amerika’da biraz daha bu niye yok Times filan ama Türkiye’nin kendi koşulları da var. Siyasi çok uzun süre ayakta kalabileceklerini düşünmüyorum. Ama gazetecilik yani haber verme. Yani o gelişmelerden haber aktarma ve onu da fakat gazeteciliğin kurallarıyla yapma.
Yani çünkü gazeteciliğin yani neredeyse 200 yıl içinde oluşan kendi kuralları var. O kurallara sadık kalarak yapma şeyi, olayı, olgusu bitmeyecek. Bu bitmeyecek. Çünkü neden bitmeyecek? Çünkü insanlar ben çocukken de doların yükselmeyeceğini merak ediyordu.
Ya da petrol fiyatları ben çocukken 70’lerde petrol şoku vardı meşhur OPEC 79-70’li yıllarda. 73. 73 neden petrol fiyatları uçup gitti sorusu vardı. Bugün de var. Bugün de 80-90 100 dolara şimdi yaklaşıyor petrol fiyatı. 40-30’du geçen yıl değil mi? Evet şimdi ben çocukken gazetelerden okurduk, dergilerden okurduk, radyodan dinlerdik.
Sonra renkli televizyonlar girdi, özel radyolar girdi 90’lı yıllarda. Şimdi de internet var. Ama bu soru bitmedi. Yani petrol fiyatı neden çıkıyor kardeşim sorusu. Bundan 50 sene önce de aynı soruydu. Petrol fiyatı neden çıkıyor? O günden 50 sene sonra da bugün de soru aynı soru. Petrol fiyatı neden çıkıyor kardeşim? Şimdi bu soruya yine biz gazeteci olarak yanıt vermemiz lazım. Yani buna şöyle şehir efsaneleriyle yanıt verilebilir.
Yani diyebiliriz ki birtakım böyle efsanelere dayandırabiliriz ama hani gazeteciliğin şeyi var. Yani bunun sebeplerini analiz edip tutmuyor kadar üretim var. OPEC yani petrol üreticileri ne istiyor? Suudi, Arabistan, diğer ülkeler ne istiyor? İşte yeni teknolojiler ne durumda vesaire gibi gelişmelere bakıp onları süzüp bir cevap vermek.
Çünkü pandemiden sonra çok fazla taleb arttı bu arada OPEC de zaten üretimin biraz kıstı falan filan vesaire vesaire vesaire. Cevap bu. Şimdi bu cevabı nerede vereceğiz? Dergiler bitiyor. Gazeteler bitiyor zaten şu anda mevcut gazetelerin çok büyük kısmı iktidara biliyorsun fazlasıyla bağlanmış durumdalar. Orada bize söz hakkı yok. Yarın öbür gün söz hakkı olduğunda ayakta kalabilecek mi gazete mecrası orası şüpheli. Ama internet var ve fakat internet de aslında artık sen benden daha iyi biliyorsun. Video yani görsel içeriye dönüyor. Ben de bütün bu birikimimi bu gazetecilikteki mecra değişimine Türkiye’de ekonomi alanında tabii ki.
Yani siyasetik, dış politikası, sporu vs. onlar benim alanım değil. Ama ekonomi benim alanım. Bu ekonomideki bu mecra dönüşümüne öncülük edenlerden birisi olmak istiyorum Umur. Yani öncülük eden demek istemiyorum fazla iddialı oluyor ama. Yok abi öncülüğü ol çünkü. Eyvallah onlardan biri olmayı istiyorum. Bu bana heyecan veriyor. Salı günü ekonomide piyasada son 24 saat içinde mutlaka bilinmesi gereken bunlardı.
Yarın saat 20.30’da yine aynı saatte görüşmek üzere. Bir türlü bu dolarla olan aşk ve nefret ilişkimizi nefret ediyoruz. Yükseldiği zaman değil mi? Düştüğü zaman da bir nevi nefret ediyoruz anlaşılan. Yani tam şey yapamadık ve de hep böyle bir dolar diye bir dünya yaşıyoruz. Herkes soruyor yani A’dan Z’ye 60’dan 66 yaşında kadar. Abi soruyor dolar ne olacak sence? Dolar çünkü bence dolar sadece bence demek de doğru olmaz. Çünkü bunu daha büyük ustalarımız da söylüyor. Mahve Eylmez de mesela söylüyor. Dolar Türkiye’nin ikinci para birimi. Yani biz Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşlarının veya Türkiye Cumhuriyeti’nin para birimi nedir? Resmen baktığımızda Türk lirasıdır TL. Ama gerçeği, gerçeği söyleyelim.
Nedir gerçekten para birimi Türkiye Cumhuriyeti’nin? Türk lirasıdır ve Amerikan dolarıdır. Amerikan doları bizim para birimiz. Yani bu gerçek bu. Yani herkes fiyatları dolar olarak düşünüyoruz. Kendi gelirimizi dolar olarak hesaplıyoruz. Hayal ediyoruz. Hayal ediyoruz. Yani dolar. Dolarla hayal ediyoruz. Evet dolarla hayal ediyoruz. Dolar bu ülkenin para birimi.
Ama bizim bürokratlarımız ve siyasetçilerimiz öyle değilmiş gibi yapıyorlar. Ama onların öyle değilmiş gibi yapmaları 85 milyonun hayatını değiştirmiyor. Yani 85 milyonun hayatında doların Türk lirasına yakın, Türk lirasına yakın bir yeri var. Bu kadar önemli bir yeri olan para biriminin başına gelenleri de herkes çok haklı olarak merak ediyor.
Ve bu konuda tabii ki bizim siyasetçilerimizin söyleyebileceği bir şey yok. Çünkü onların Amerikan dolarını etkileyebilme gücü yok. Zaten etkileyebilme gücü olsa bu kadar Türkiye’de Amerikan dolarıyla ticaret dönmezdi. Çünkü itibarını yitirirdi. Onlar çünkü o kadar karışıyorlar ki ulusal para birimine yani Türk lirasına. O kadar irrasyonel karışıyorlar ki Türk lirası gereksiz şekilde değer yitiriyor. Ama Amerikan dolarına o şekilde karışma olan hakları yok.
Bu nedenle Amerikan doları değeri yani herhangi bir malın, hizmetin, metanın değerini doğruya çok yakın bir şekilde gösteriyor. O sebeple de doların başına gelenler nereye geldiği, nereye gideceği sorusu herkes için, benim için de yani muhtemelen senin için de. Çünkü kamera fiyatı işte dolar olarak fiyat. Otomobil fiyatı dolar, benzin alıyoruz, dolarla göre bir endeksli… Abi ev anahtarımı kaybettim, gittim anahtarcıya, yeniden bir anahtar, yani ev anahtarı kopyadım. Kaç para bu dedim? 60 TL dedi. Dedim ne? E abi dedi bunlar İsrail’den gelme dedi. Tabii evet. Dolarla iktidari. Dedim dolarla dedi.
Ha dedi Türk malı alsaydın TL, o da yok dedi, o senin anahtarın özel bir kilit dedi. Abi sen de mi dedin yani? Sen de mi? Dolar, ya o Türk de bana bir şey dedi. Evet abi amahtarcı yani var değil mi böyle küçücük bir dükkan yani adamın içerisinde. Diyor ki şimdi bekliyorum diyor yeniden fiyatlar çünkü bu eski fiyat diyor ayrıca. Yani ekonominin o kadar basit bir şeyini 70 yaşında bir adam bana şey yaptı ki, anlattı bana dolar.
Öyle dedi. Yurtdışından böyle alıyorum, bu fiyatı alıyorum dedi. Ne yapayım dedi. Bak zamlanacak istiyorsan bir tane daha yaptırayım sana dedi. Haa bir tane daha yaptır dedim ne olamaz ya. Çünkü dolar yükselecek dedi. Dolar yükselecek dedi. Yükselecek dedi. Yani fiyatlar da ona göre şey yapacak dedi. Evet. Bu doların yükselmesi. Bu doların yükselmesi. Şunu görüyorum ben. Dışarıdan bak ekonomist değilim abi. Bak dolardan şeyden fazla anladığım yok abi.
Doğrusunu söyleyeyim. Anlamak da istemiyorum çünkü tamam bende bu kadar alabiliyorum. Tabii hani senin ayrı bir dünya var. Bir de herkesin gerçekten dikkat şeyi alanı sınırlı. Benim de öyle. Yani her şeye birden hakim olamıyoruz. Çok normal. Ama şunu görüyorum. Merkez Bankası toplantı günlerinde faizleri indirince dolar yükseliyor. Cumhurbaşkanımız Merkez Bankası ile ve faizlerle ilgili bir açıklama yaptığı zaman dolar yükseliyor. O kadar. Evet. Bu faizi indirmekle. Yani şimdi uzun anlatma bana Harun. Faizi indirince dolar niye yükselmiyor? Çünkü anlamıyorum. Bana en basit, en basit şekilde lütfen bana anlatır mısın?
Çünkü bu işin en basit şeyi anlaşılabilecek yanı enflasyon. Çünkü enflasyon var. Çünkü enflasyon şu anda %19.58. Resmi enflasyon yıllık. Merkez Bankası’nın politika faizi kaç? %16 şu anda. Yani Merkez Bankası’nın politika faizi enflasyonun 3.5.6. İşte bu yüzden. Hani işin en basit cevabı.
Ama bunu tabii ki sebebini bilmeyenler ne alaka diyebilir onu da anlatayım. Şimdi enflasyon bu kadar yüksekken. Merkez Bankası’nın faizi sonuçta bankaların mevduat faizini de belirliyor. Bu kadar yüksekken enflasyon biz bankaya koyduğumuzda paramızı diyelim ki 10.000 liramız var. Bank biriktirdik. Bankaya koyduk.
Bankada Merkez Bankası’nı kerteliz aldığı için mevduat faizini diyelim ki %17 faiz veriyor. Şimdi bu ne demek? Mevduata %17 faiz alıyoruz bir sene. Ama bir senelik enflasyon %19.5. Yani bir sene sonra faiz bile kurtarmıyor. %2.5 bizim paramız eriyor. Real olarak eriyor. Yani hani güneş görmüş bir kardan adam gibi enflasyon karşısında paramız eriyor.
Bu durumda bir insan vatandaş ne yapar? Yani bile bile göstere göstere parasını eriyeceğini bile bile bankaya mevduata koyar mı? Koymaz. Ne yapar peki? Dolar’a döner. İkinci para bilir mi? Türk lirasını satar. Dolar alır. Veya altın alır veya euro alır. Peki Türk lirasını satıp dolar alırsa Ayşe teyze ya da Ali Rıza amca ya da Barış abi alırsa ne olur? Türk lirasının değeri düşer. Doların değeri artar. Bunu herkes yani Türkiye’deki 1 milyon 3 milyon kişi yaptığında bir kitle etkisi oluşur. Ve doların değeri artar. TL’nin değeri düşer. Neden? Çünkü en basit iktisadi gerçek bir şeye talep artarsa. Yani burada dolar. Dolar’a talep artarsa. Bir şeye talep artarsa o şeyin fiyatı artar. Bir şeye talep düşerse fiyatı düşer. Yani Türk lirası. Olay aslında bu kadar basit. Yani Merkez Bankası’nın faiz indirdiği günlerde doların yükselmesinin sebebi bu. Tabii ki bu hemen nasıl oluyor sorusu gelebilir insanların aklına. Yani anında. Bu anında olmuyor ama piyasalarda da şöyle bir şey vardır. Piyasalar beklentileri satın alır. Yani en temel bu işin ABC’si piyasalar beklentiyi satın alır.
Beklentiyi anında satın alır. Yani samiyesinde satın alır. O ağzından çıktığı cümle ben 200 baz 200 puan indiriyorum dediği anda. Bunun beklentisi şu Ayşe teyze için. Sadece Ayşe teyze için demeyin tabii ki. Bu mesele hani Ahmet abi. Hani kobi patronu Ahmet abi. Diyelim ki Bursa’da bir tekstilci. Bilgisayar başında oturuyor değil mi? O oturuyor. Onun için anlamı şu.
Bak 200 puan indirdi benim bankamdaki bankaya koyduğum mevduatımın faizine düşecek. Hemen dolara kaçayım. Hemen dolara kaçayım. Tabii bu. Peki niye indiriyor o zaman? Şimdi rivayetler muhtelif. O efsane nedir? Yani o 3 tane bence olasılık var. Birinci olasılık genellikle iktisatçıların üzerinde anlaştığı ihtimali söyleyeyim. Yani ağırlıklı görüş.
Türkiye ihracat odaklı büyüme modeline geçti. Artık doları umursamıyor yöneticilerimiz. Ne demek bu? Yani Türk lirasının değeri düşsün. Dolar yükselsin. Ne kadar yükselirse bizim ihracatçılarımız ve turizmcilerimiz o kadar rekabet gücünü arttıracaklar. Niye arttıracaklar? Çünkü bizim ihracatçımızın mesela işçilik maliyeti yani çalıştırdığı işçilerin ücreti dolar bazında düşecek.
Yani askeri ücrete çalıştırıyorsa, askeri ücret geçmişte 350 dolarsa şimdi 300’ün altına indi. Bu ne demek? Bu bizim ihracatçımız daha düşük maaşa işçi çalıştırıyor demek dolar bazında. Kârı daha fazla. Kârı artıyor. Dolayısıyla fiyat kırma yani Çinli rakipleri karşısında fiyat kırma imkanı arttı. Fiyat kırar ve Çinli rakiplerini ekarte ederek müşteriden siparişi kapar. Geçen günlerde çünkü bayağı bir sosyal medyada şey bakanımız, ihracatımız bak 10 yılda şöyle oldu. Bu o değil mi? Bu teori o. Aynen teori bu. O birinci teori. Birinci teori bu. İkinci teori komplo teorisi. Lütfen en sevdiklerimiz.
Deniyor ki bu politikayı belirleyen isimler veya çevresindeki birtakım isimler yani onlara akıl veren, onları yönlendiren isimler önce dolarda pozisyon alıyor. O sevdiği o biliyorum. Birileri zengin oluyor. Tamam. Olabilir ki öyle bir şey. Merkez Bankası’nın bu kararından önce birileri dolara geçiyor veya dolar alıyor. Bunu bilerek pozisyon alıyorlar. Teorik olarak olabilir.
Ama ben pratik olarak bunun olabileceğini düşünmüyorum. Benim kişisel görüşüm bu. Duyulur. Duyulur. Bir, iki. Hissedilir. İki, bir de yani şimdi bizim devletin başındaki insanların para kazanmak yani parayı götürmek için o kadar çok başka yolu var ki. Bana da biraz şey geliyor. İhalelerinden bilmem nesile kadar hani bin tane yolu var. Yani o dolarla para kazanma bana şey geldi o çok. O teoriyi ben de bir iki defa duydum. Yani buna isyaçları yok. Parayı götürmek için başka yollar var. Yani bununla uğraşmayacaklarını düşünüyorum. Ama hani bir şey biliyor muyum bilmiyorum. Onu da söyleyeyim. Üçüncü ne abi? Gel abi. Üçüncüsü de şu. Biliyorsunuz. Yani İslam dini faize karşı. Dini bir şey de var. Evet. Dini bir şey var.
Bir de devlet başkanımız, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yaşlandı. Ve biliyorsun yaşlı insanlar yani insanlar yaşlandıkça belli konularda fikri sabitler oluşur. Yani hani bir konuya böyle eğer şeyse düşünüyorsa hani sen bin dereden su getir. Değiştiremezsin onun fikri.
Yani ben dedemden biliyorum. Senin de belki yani yaşlı büyüklerin, yaşlı akrabalarında da karşılaşmışsındır. Yani yaşlı insanların bazı konularda fikri sabitleri vardır. Ve onları hayatta değiştiremezsin, değiştiremezsin. Bir olasılıkta bu. Yani ben Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu konuda çok inandığını düşünüyorum. Belki de o haklıdır. Ama hani gelişmeler çok da haklı olduğunu göstermiyor. Ama onun bir düşüncesi var. Faiz bütün kötülüklerin anasıdır. Zaten söylüyor bunu. Hani bu söylemediği bir şey de değil. Bunu söylüyor. Ve orada da kalıyor. Yani yıllardır bu konudaki pozisyonunu değiştirmedi. Üçüncü olasılıkta bence bu. Vay be! Her olasılık birbirinden kötü. Her olasılık birbirinden kötü. Yani şöyle kimin için kötü? Biz vatandaşlar için. Yani her şeyi dolarla alan, satın aldığı ürünler, benzinli, cep telefonu, bilgi sayarı dolara göre endekslenen insanlar için kötü tabii ki. Yani kimin için iyi? Bir avuç ihracatçının bir kısmı için o da. Yani o ihracatçıların da bir kısmı. Hepsi de değil. Ve bir avuç turizmci. Yani dolarla, euroyla o da satan. Onlar için eyvallah.
Onların işleri tıkırında ama onlar kaç kişi ya? Onlar şu Türkiye’de 85 milyonda 50 bin kişi filan ya. Yani 50 bin kişi için bir ülkenin ekonomi politikası belirlenir mi? Ama onlar kim memnun diye sorulursa, evet yani bir 50 bin kişinin durumu iyidir mutlaka.
Şeyi merak ediyorum abi bütün bu şeylerde sosyal medyada bir düşman aranır biliyorsunuz. Bir sebep bulunuyor. Sizin bahsettiğin abi sizin bahsettiğin o 3 sebepten hiçbir tanesini konuşmuyoruz. Birinci sebebi de söylediniz o bari ihraca. Kimse açıklamıyor onu yani bilmiyoruz. Söylenmiyor böyle. Oturuyoruz yani.
Yani her ay oturup da merkez bankası toplantısı geldiği zaman böyle bildiği stres içinde oturuyoruz. Çünkü beni bir ay sonra etkileyecek. Tabii. İki ay sonra etkileyecek. Tabii ki. Yani biraz gecikmeli oluyor. Gecikmeli oluyor. Yani onun mesela bilen çok az kişi var. Anlatabiliyor. Herkes şey zannediyor dolar bir anda yükselince ertesi sabah bir anda bir etki olacağını düşünüyor. Yok. Ne kadar sonra hissedilecek bu? 3 ay, 6 ay. O kadar değil mi?
Tabii yani onun bir zaman şeyi var. Bir gecikmesi var. Yani hemen olmuyor. Çünkü yani hani üreticilerin stokları var. Stokları eski fiyattan almışlar. O stoklar bittikçe yeni fiyattan mallar geldikçe ya da yeni fiyattan ithalat yaptıkça onu yansıtıyor. Hani gidiyorsun mesela ne diyorlar bize bazı mağaza sahipleri. Abi bak eski fiyat. Hani hemen al çünkü yeni fiyat gelecek. O yeni fiyatta o.
Ne zaman gelecek? Bazılarında bir hafta, bazılarında 3 ay, bazılarında 5 ay. Çünkü yani hani büyük ürünlerde ya da hani böyle yükte ağır ürünlerde biraz daha zaman alıyor. Ürünlerine göre, malına göre değişiyor. Faiz dediniz. Faiz her şeyin kötüsü, her kötülüğün anası ve babası ve her şeyin kötüsü. Değil mi bunu? Evet. Ve de bunun da bir lobisi var. Lobisi var. Kim onlar abi?
Ya faiz lobisi… Var mı? Faiz lobisi var mı abi? Yani bankaları faiz lobisi olmakla geçmişte çok itham ettiler, suçladılar. Ama bankalar da aslında onların tahvil ve bonu aldıklarını düşünecek olursak yani yüklü tahvilleri var. Onlar aslında faizler düştüğünde para kazanıyorlar. Neden? Çünkü yüksek faizden şey almışlar, tahvil bonu almışlar.
Fiyatları düştükçe, yani faizler düştükçe fiyatları artıyor ve ellerindeki tahvil bonu üzerinden daha fazla para kazanıyorlar. Bir kere aslında hani bankaları böyle bir faiz lobisiyle suçlamak bana çok gerçekçi gelmiyor. Faiz lobisi kimdir? Ayşe teyzedir. Nasıl? Yani hani bankada, hani X bankasında 10.000 lirası, 100.000 lirası olan emekli öğretmendir bana soracak olan. Faiz lobisi.
Şöyle hani faiz lobisini burada olumsuz anlamda kullanmıyorum. Yani faizin artmasını isteyen, şu anda bugün… Faizin artması isteyen bankada hesabı olan, bankada parası olan. Evet, faizin artmasını kim ister bugün? Yani 1 milyon TL’si olan banka hesabını. Evet yani 30 Ekim günü yapıyoruz o toplantıyı. Kim ister bugün faizin artmasını? 1 milyon TL’si yani dolara dönmemiş, dönememiş.
Hani o şu veya bu sebepte hala parasını Türk lirasında tutan ama bankanın verdiği faizden de memnun olmayan kesim. Kimleri bunlar? Yani irili ufaklı parası arttırılırdır. Yani bu iş adamları. Hem emekli öğretmendir ama hem de senin de dediğin gibi hani bunların arasında 1 milyon lira, 10 milyon lira, 100 milyon lira. Yani çok büyük mevduatı olanlar da var elbette. Yani onlar tabii ki ister faizin yüksek olmasını ki… Yani şey olmasın, parası işte 3 kuruş parası ya da hani büyük miktarda parası şeyin karşısında erimesin, enflasyon karşısında erimesin. Bence budur. Başka hani faiz lobisi, faiz lobisi yani faizden para kazanan, hani faize yönelik birtakım böyle geçici pozisyon alan yatırımcılar, yatırım kuruluşları vardır tabii ki. Ne bileyim yani anlık veya haftalık veya aylık Türkiye’de faiz yükselecek, key oynayan. Ama yani o oyunu o pozisyonu alan yatırımcı yarın öbür gün faiz düşecek pozisyonu da alır. Yani onlar aslında çok hani hedgefondlar falan. Faiz lobisinin hem alt şeysi var hem yüksek şeysi var. Evet. İki pozisyona da bekleyen var. Ya burada ama iktidarın faiz lobisi derken kimi kastediyor diye soracak olursan, iki şey kastediyor bizim iktidarımız veya iktidara yakın yazarlar çizerler. Bir bankalar kastediliyor.
Bir de işte Londra’da birtakım böyle karanlık birtakım insanlar var. O insanlar böyle hani onlar işte faiz lobisi yani faizden para kazanıyorlar. Ya iyi güzel ama yani o Londra’daki insanlar yani bir kere çağda dünya kapitalizmi yani bir kere siz hani serbest piyasa kapitalizminden yana olan parti sizsiniz. İktidar Partisi’ni kastediyorum.
Yıllardan bu yana serbest piyasa, serbest piyasa diye başımızın etini yediniz. E yurt dışından da siz borçlandınız. Yani siz iktidara geldiğinizde 2002 yılında Türkiye’nin dış borcu 140 milyar dolardı. Bugün 450 milyar dolar. 300 milyar doları siz borç aldınız. Hani ben almadım ki. Yani onun yolunu siz yaptınız. Peki kimden aldınız? E Londra’daki o faiz lobis dediğiniz o adamlardan aldınız.
Yani oradaki Maryland’den JP Morgan’ın, Goldman Sachs’ın Morgan Stanley’nin Londra ofislerinden aldınız. Şimdi hele hele. Yani şimdi para aldığınız adamları şimdi hani Londra’daki tefeciler. Ama hala siz gidiyorsunuz ayağına. Yani Türkiye Cumhuriyeti hazinesi bu sene mesela borçlandı yani dış borçlanmaya çıktı. Yine aynı bankalar.
Yani sizin tefeci dediğiniz adamlardan siz danışmanlık alıyorsunuz. Yani Londra’ya gidiyorsunuz. Diyorsunuz ki o insanlara Morgan Stanley’e. Ben böyle böyle böyle yapacağım. Ben gelecek yıl böyle olacak. Ben borç alacağım. Benim tahvilimi sat. Londra’daki insanlara sat. O da aracılık yapıyor. Yani o Londra’daki tefecilerin bizim mahalle arasındaki emlakçıdan yani aracılık yapan emlakçıdan çok farklı bir şeyi yok. Çok fazla bir işlevi yok. Kapitalizm böyle işliyor. Ha yani şöyle bir şey olabilir tabii. Yani uzun vadeli olarak dış borcu olan bağımlığımı ben azaltacağım dersiniz. Uzun vadeli bir strateji olarak açıklarsınız ve Londra’daki o bankalarla iş yapmayı bırakırsınız. Başka kaynaklar bulursunuz. Ama siz onu da yapmadınız ki. Yani hani siz hani bunu açıklamış olsanız bundan iktidara geldiğinizde 20 yıl önce anlayacağım. Ya diyeceğim ki bunlar hani çok Londra’yla iş yapmak istemiyor. Ama onu da yapmadınız siz.
Dolayısıyla bu Londra’daki tefeciler lafı bana siyasetten söylenmiş bir şeyden fazla bir anlamı varmış gibi gelmiyor. Son soru. Ne olacak bu doların hali? Herkes soruyor. Evet. Demin konuştuklarımızdan şunu çıkarabiliriz. Enflasyonsa asıl mesele yani enflasyon yükselirken faizin düşmesi ise o zaman şuna bakmamız lazım.
Enflasyon yükselmeye devam edecek mi? Faizler düşmeye devam edecek mi? Bence önümüzdeki dönemde enflasyon da yükselecek. Yani 2022 yılında. Faizler de düşecek. Ektisat kitaplarına göre böyle olursa dolardaki yükseliş de sürecek. Çok çok teşekkürler Barış abi.
Ben teşekkür ederim Umur.