Beynimiz neden küçülüyor? Prof. Dr. Sinan Canan yanıtladı

Beynimiz neden küçülüyor? Prof. Dr. Sinan Canan yanıtladı videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=NzYJQZLhmSY. Hocam ben şunu söyleyeyim şimdi, yeni okuduğum bir şeyden yola çıkarak soruyorum bunu. Beyin büyüyüp küçülüyormuş. Evet. Belli bir yaşta belli bir büyüklü gelişiyor. Sonra küçülmeye başlıyor ve iyice küçülüyor sonra. Ve bunun yanı sıra teknolojiye bağlı olarak da…

Beynimiz neden küçülüyor? Prof. Dr. Sinan Canan yanıtladı

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=NzYJQZLhmSY.

Hocam ben şunu söyleyeyim şimdi, yeni okuduğum bir şeyden yola çıkarak soruyorum bunu. Beyin büyüyüp küçülüyormuş. Evet. Belli bir yaşta belli bir büyüklü gelişiyor. Sonra küçülmeye başlıyor ve iyice küçülüyor sonra. Ve bunun yanı sıra teknolojiye bağlı olarak da beynin giderek daha küçüldüğü yolunda yani genel olarak daha küçüldüğü yolunda da başka bir takım makaller var.
Burada merak ettiğim bir şey var. Bir, beyin niye büyüyor? En büyük olduğu zaman, en iyi çalıştığı zaman mı? Ve niye küçülmeye başlıyor? Buradan başladım, teknoloji tarafına da sonra geçeriz. Bilim tarafından aslında iki cevabı var bu sorunun. Bir tanesi evrimsel cevabı. Yani uzun yüz binlerce milyonlarca yıl içinde olan bir hikaye. Bir de şimdi de gelişimsel kısmı var. Yani bizim yaşam süremiz boyunca.
Şimdi biz yaklaşık 25’li yaşlara gelene kadar beynimiz böyle, özellikle onun yaşlarda çok hızlı olmak üzere büyüyor. Bu yeni hücre üretmesinden, yeni bağlantılar yapmasından ve işte yetkinliklerinin yavaş yavaş yerine gelmesinden kaynaklı doğal gelişim süreci. 60’lı yaşlardan itibaren de aslında rutin olarak beyin küçülüyor. Bu başlıca beynin… 60’dan sonra mı küçülüyor? Yaklaşık 60’lardan sonra başlıyor. Ama tabii yaşam tarzına, zihinsel aktivite düzeyine ya da işte insanın neler yaptığına çok bağlı bu küçülme miktarı. Mesela düzenli olarak egzersiz yapanlarda bu küçülme çok daha az. Egzersiz derken? Beyn egzersizi mi ücret edersin? Normal vücut egzersizi, bedensel egzersizi yaptığınızda bu küçülme azalıyor. Onu biliyoruz. Mesela işte depresifseniz bir şekilde hani çok böyle zorlu bir hayat yaşıyorsanız ve umudunuzu kaybetmişsiniz yıllar boyunca. İşte bu depresyon tipi rahatsızlıklara sebep olduğu için onun doğal sonuçlarından biri beynin küçülmesi zaten. Aa depresyon küçültüyor. Kesinlikle. Hangi stres büyütüyor derler?
Yok hayır, depresyon özellikle hafızayla falan ilgili bölgeleri ve beynimizin kabuk kısmını mesela küçültücü özelliği sahip uzun vadede. Bu yaşam süreci içinde olan bir şey normal döngüler içinde. Çok fazla işte mesela depresyon tanısı aldıysanız bu tabii ki patolojik bir sonuç. Ama onun dışında normal gelişim sürecinde böyle büyüme küçülme var. Şimdi doğal olarak milyonlarca seneden bu tarafa gelirken insan olma sürecinde neyin en çok değiştiğine baktığımızda en çok beyin büyümesinin arttığını görüyoruz.
Son 1,5 milyon senedir böyle bir pik yapmış vaziyette. Ve bizi insan yapan en önemli özellikler o yüzden diyoruz zihinsel özelliklerimiz. Beynin ev sahipliği yaptığı şeyler. Ve bunlar niye bu kadar büyüyor? Ya bu beynin bu kadar büyük olmasının bedenine göre en büyük beyne biz sahibiz. Niye bu böyle? Çünkü doğuştan sıfır ekipman doğuyoruz ve şu anda da mesela bir insan vücudunu düşünün. Dünyanın herhangi bir yerinde hayatta kalabilecek bir ekipmana sahip değil insan.
Yani vücudunun özellikleriyle, kaskücüyle, pençesiyle, dışıyle bir şey yapamıyor. Hayatta kalabilmesi zekâsıyla dünyayı değiştirmesine bağlı olduğu için bizim seçilimsel yol bizi beyni büyük, vücudu biraz daha fukara bir canlıya dönüştürmüş. Şimdi bu süreç içerisinde bakarsınız son 10.000 seneye kadar 300.000 yıldır insan burada son 10.000 seneye kadar avcı toplayıcı olarak diğer canlar gibi hayatta tamamen kaotik ve ne olacağı belli olmayan bir ortamda yaşamak zorunda,
daha da devamlı bir inovasyon yapmak zorunda ve sıfır teknolojiyle, bugün bildiğimiz anlamda hiçbir insani teknoloji olmadan hayatta kalmış, bir şekilde bunu becermiş. Şimdi 10.000 yıl önce falan 15.000 yıl önce tarımı, hayvancılığı keşfettik. İşte 200-250 senedir makinalar bizim yerimize bir şeyler yapıyor. Son 30 senedir de dijital teknoloji bizim zihinsel fonksiyonlarımızla yavaş yavaş eline alıyor. Şimdi bir bakıyorsunuz bu medenileşme sürecinde son 10.000 yıldır
beynimiz yaklaşık %5-7 oranında küçülmüş gibi gözüküyor. Yani sürekli insan bizden daha mı zekiydi? İşte bu zeka demek değil. Beynin aşırı büyüklüğü doğadaki zorlu koşullarda belki de birçok insanın hayatı boyunca kullanamayacağı birçok potansiyel yeteneği taşımasını zorunlu kılıyor. Ama siz korunaklı şehirlerde gıdanınızı üreterek diğer insanlarla birlikte güvenli bir ortamda
nesiller boyunca yaşadığınızda beyin metabolik olarak çok pahalı bir organ olduğu için yani çok yakıt tükettiği için yavaş yavaş o beyin kütlesinin o kadar aşırı gelişmesini zorlayan çevre faktörleri olmayınca gerileme başlıyor. Şimdi zeka problem çözme yeteneği demek olduğu için biz muhtemelen atalarımıza göre çok daha fazla problem çözüyoruz. Yani birçok açıdan daha zekiyiz ama doğada hayatta kalma zekası derseniz şu anda bu masadaki 3 kişi dahil olmak üzere.
Yani ne kadar bilirsek bilelim bizi bir neandertal gibi bir antikonosapiyans gibi koyun tabiata. Muhtemelen hayatta kalmamız mümkün değil. Yaşamsal zekamız çok düştü belki kayboldu ama medeni zekamız özellikle sosyal biriktirikler kurmak işte politik bir şeyler yapmak ne bileyim işte çalıştığımız işte başarılı olmak gibi alanlarda bizi yürüten zeka son derece gelişmiş durumda. Biyoloji de aslında gelişmiştik ya da gerilik değil de genellikle adaptiflikten yani uyumdan bahsetmek çok daha mantıklı. Biz mesela şu anda medeni sivil yaşama uyum göstermiş bir canlıyız. Ve eğer olur da ya hanım bir gün Allah göstermesin bu medeniyet falan bir şekilde filizden giderse o zaman telefat çok büyük olacak gibi gözüküyor. Yani şu anki insanın doğada hayatta kalma becerileri hem bedenen hem ziinen bayağı kaybolmuş gibi görünüyor.
O yüzden de belki dünyada şu aralar böyle tekrar doğa bilgisine doğaya dönüşe böyle bir eğilim belki bu eksiği kapatma yanında da bir ihtiyaç oluşması da boşuna değil. Ama bu küçülme doğal ve bizim hayatta daha aptal olduğumuz ya da işte daha az sorun çözebildiğimiz anlamına gelmiyor. Sadece uyumsal olarak başka bir tarafa dönmüş durumdayız. Ama gerçek sorunları yani doğanın doğa kaynaklı sorunları çözmekte çok iyi değiliz artık.
Öyle gibi gözüküyor çünkü öyle bir sınanmamız yok uzunca bir zamandır. Oraya antrenman ediyoruz. Bir de evrimde bir şey var yani uzun süre evrimsel seçilin baskısı diye bir şey olursa bir canlı o baskıya göre şekilleniyor. Ama biz çok uzun bir süredir doğayla neredeyse hiç temas etmeden yaşayabiliyoruz. Yani tamamen kendi kurduğumuz sistem için. Ama mesela bu dediğiniz şey bizim toplum arasında özellikle birkaç yüzyıllık bir süreç. Tabii ki. Bu kadar hızlı bir evrimsel değişim olabiliyor mu? Şimdi birkaç yüzyıllık süreçte çok radikal değişiklikler var.
Bunlara adapte olacak yeterli zaman geçmedi zaten. Hani en azından 100-200 insan nesli gerekiyor ki insan gibi karmaşık bir organizma bir takım değişimler gösterebilsin. Bu benim bahsettiğim 10.000 senelik o radikal kopuşun bir sonucu. Ki 10.000 senede de böyle bir sonuç görebilmek aslında çok hızlı evrimsel tarih açısından. Ama demek ki bu bize biyologlar olarak şunu düşündürüyor. Beyin gelişimi zaten bu kadar büyümesi bir anomali gibi duruyor.
Yani normalde doğada pek beklemeyeceğimiz bir şey. Aşırı büyüme zaten herkes bunu tartışıyor. Bu beyin niye bu kadar 1.500.000 senede bu hale geldi? Ne kadar da ne kadar çıkmış 1.500.000 senede? Yani 300 cm3’ten işte şimdi yaklaşık 1.500 cm3’e kadar. 5 katına çıkmış. Baya büyük bir artış var. Ve insan beyni hakikaten anormal bir yapı yani tabiata baktığınızda. İşte vücudun %2’si ama enerjinin 4’te 1’ini, 5’te 1’ini yakıyor. Yani baya baya masraflı da bir organ.
Biyoloji bir şey bu kadar masraf ediyorsa bir sebebi vardır. Demek ki bize lazım.
Ama artık o kadar değil.