Bilimsel başarının sırrı ne? Doç. Dr. Nilay Yapıcı yanıtladı
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=lJL0cf5z0xs.
Peki, hemen gelelim Nile Hanım’a. Hocam hoş geldiniz. Hoş bulduk. Hakikaten gençmişsiniz yani. Ben Murat Hocam gençlere falan deyince siz hakikaten gençsiniz. Ve Teşekkürler. Şöyle bir baktığınız zaman şeye CV de denmez buna başka bir şey demek lazım. Ne denilir bilmiyorum ama Boğaziçi Üniversitesi Malikiler Bölü’nü’nün genetik bölümü. Evet. Arkasından Rakıfet Önü Üniversitesi, Vienna Üniversitesi sonra Cornell falan böyle gidiyor. Ödülü konuşacağız ve yaptığını söylemem. Ama ben şunu ben gidiyorum. Genç bilim insanları, bilime aşık olmaya hevesli, genç insan arasında. Bu yol nasıl yürünüyor yani? Boğaziçi Üniversitesi’ne siz bir Anadolu kentinden Boğaziçi Üniversitesi’ne öğrenci olarak geldiniz ve yolculuk çok da uzun olmayan bir sürede Cornell’de. Yani nasıl gidiyor o yol? Torpülünün yok herhalde bildiğim kadarıyla. Yok. Ben yani ailemde akademisyen yani bilimle uğraşan bir insan benim dışımda yok şu an. Babam eti inşaat mühendisiydi abim de öyle. Diğer abim de doktor. Onun dışında bilimle çalışan bir ben varım diyeyim. Yani ailemde. O yüzden öyle bir torpül
daha çok şey derler hani bilimle çalışanların ailelerinde de bilim insanı olur derler. Benim öyle bir torpülüm yok. Daha çok kendim çalışarak tabii bu tip şeyleri başardım. Ben çok meraklıydım. Yani çok severek yaptım bu işi. Hiçbir zamanda hani çok çalıştım ama çok zor da gelmedi hiçbir şey. Çok keyif yaptın mı? Evet gerçekten çok keyif alarak yaptığım için Boğaziçi’nde tabii ilk girdiğimden itibaren laboratuvarda çalışmaya. Boğaziçi Üniversitesi’nin
molecular biyoloji bölümüne girdiniz. Moleküler biyoloji evet. Hatta bir dönem tıp doktoru olmayı da düşünüyordum. HCTP ile Boğaziçi arasında böyle üniversite seçimi yaparken gidip geldim hatta cerrahi düşünüyordum. Beyin cerrahisi ama daha çok tabii araştırmaya doğru ilgimin olduğunu anlayınca bu sefer moleküler biyolojiyle geçtim. Beyni kesmekten çok anlamaya yöneldiğiniz şimdi. Evet birazcık öyle oldu. Peki nasıl mesela Boğaziçi’ndeyken nasıl ne yaptınız Boğaziçi’nde geçti? Hepimizin mal gibi okuduk yani. Siz ne yaptınız? Boğaziçi Üniversitesi’nde tabii derslerimize gittik. Notlarım fena değildi. Sınıf birincisi değildim. Öyle diyeyim. Dört ortalara mezun olmuş muazzam çocuk değilsiniz. Değilim. Üç sıfır ortalamayla mezun oldum. Ama ben çok dediğim gibi araştırmaya çok yöneliktim. O yüzden devamlı iki tane laboratuvarda çalışmaya başladım. Okuldaki. Bir tanesi moleküler biyoloji laboratuvarıydı. Profesör Doktor Kuyaş Burun’un. Retinadaki hücrelerin nasıl retinayı oluşturduğuna dair çalışıyorduk o zaman. Diğeri de psikoloji bölümünde Reşit Canbeyli’nin psikobioloji laboratuvarıydı. Orada zaten sinir bilimlerine olan ilgim gelişti.
Hem moleküler biyoloji hem sinir bilimleri işte beynin nasıl çalıştığını anlamak için oradan bir tabi ki ilham aldım. Üniversite yıllarım sırasında. Ondan sonra tabi yaz tatillerini de değerlendirmişim. Yaz tatillerinde de yurtdışında staj yapmaya çalıştım. Her sene. Bir sene mesela Rutgerd Üniversitesinde bir hocayla çalıştım. Bir sene anlatın sonra soracağım. Devam edin. Hafızanın nasıl işte bu
beyinde encodlandığına veya olusulur. O zaman gittiğimde sanırım 2. sınıftaydım. 3. sınıfta da Zürich Üniversitesinde adriyan auguzi diye bir patologla çalıştım. Bu prion hastalıkları Neurodegeneratif hastalıkları üzerine. Öyle öyle tabi. Bir şey merak ettim. Bir sürü talep haberi var. Bunların hepsi o dediğiniz üniversitelerde yaz tatilinde staj imkanı bulabilir mi?
Yani şöyle kolay değil. Ben çok mail yazdım. Yani nereden baksanız. Hocaları taciz derecesinde bu işe istekli ve arzulu olduğunu gösterdiniz. Taciz demesek de yani gerçekten devamlı mail yazdım işte gelebilirim dedim. Bir kısmını isterseniz ben çalışırım dedim. Birazcık para biriktirmiştim. Şey yaparken okulda okurken.
Öyle öyle tabi babam da beni gerçekten ve ailem de çok destek oldular dediler kızım istiyorsan git. Staj yapmak için. Öyle olunca gerçekten Birkaç hocadan cevap geldi. Cevap gelince de o zaman işte bir iki aile yurt dışına çıktım. Bunun gerçekten Bana doktoraya başvurduğum zaman yararlı olduğunu düşünüyorum. Çünkü o insanlardan referans mektubu
alma şansım oldu. Onların da desteğiyle tabi Boğaziçi’ndeki Hocaların da desteğiyle o şekilde yurt dışına başvurunca bu sefer oradaki doktoru programlarından Sanırım daha tabi Portfoliyam yani işte laboratuarda teknik açıdan çalışmalarım olduğu için işte birkaç tane poster Gibi yayın olmasa da posterlerde bulundum. Konferanslara katıldım.
Böyle böyle daha çok tecrübe edinerek doktoraya başvurdum. Boğaziçi Üniversitesi’ni bitirdikten sonra. Doktor nerede? Vienna. Vienna Üniversitesi’ne bağlı Boeringer Ingelheim denen ilaç firmasının Finans ettiği bir enstitüde moleküler potoloji enstitüsü. Orada ben ama Vienna’dan doktora diplomamı aldım ama esas deneyleri bu Evet. Patoloji üniversitesi enstitüsü’nden yaptım. Almanya’da mı erdiniz bu arada? Vallahi Almanca öğrendim. Hatta geçen hafta Berlin’de bir konferansdaydım. Hala duruyor Almanca ama konuşma çok yok. Anlama var. Öyle diyeyim. Sonra oradan New York? Oradan sonra orada işte 4, 4,5 yıl da doktorumu bitirdim. Oradan sonra tabi ilk başta Türkiye’den çıkarken birazcık
memleketten çok uzak kalmamak istiyordum. Avrupa olsun diye. Bir ayak Türkiye’de olabilirsin diye. Evet. Ondan sonra Avrupa’dan sonra tabi bu sefer Amerika’yı merak ettim. Orada nasıl bilim dünyası devam ediyor diye. O yüzden New York’ta Rockefeller Üniversitesi’nde Doktor Leslie Walsall’ın laboratuvarına başvurdum. O da zaten çok dünyaca ünlü bir nörobilimci. O kabul etti. Zaten tanışmıştım ben doktora öğrencisinken.
Orada doktora sonrası uzmanlığımı yaptım.