BİZ KİMİZ ? Bu kanalı neden açtık? Amacımız nedir?
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=OhurrObhsu0.
Arkadaşlar merhaba. Şifahane kendiyaz nedir? Bu kanalı niye kurduk? Ne yapmaya çalışıyoruz? Bu kanalı kurarken neler yaşadık? Amacımız nedir? Bunlardan bahsetmek istiyoruz. Öncelikle yaşanılan tüm konular gerçektir. Birebir yaşadığımız konulardır. Yaşadıklarımızda size göre hayal, bize göre gerçektir. Burada bir iddiamız yoktur. Ancak yaşadıklarımızı olur ya sizlerin de ihtiyacı olur diye sizlerle paylaşmak istedik.
Bu kanalımızdaki hedefimiz yaşadıklarımızı sizlere paylaşmak. Öncelikle ismi Mustafa Kaya. Mustafa Kaya kimdir diye sorarsanız. Tokat doğumluyum. İstanbul’u yaşıyorum. Çocukluğumdan beri yaşadığım iç çekişmeler, yaşadığım olayları gözlemlemem, yaşadığım olaylarla ilgili sürekli istişareler yapmam.
Sürekli çevremle ilgili her konu her şeyin artısı ve eksisini sürekli düşünmem Rabbim tarafından bu şekilde geliyor olmamla birlikte yaşadığım tecrübe ve birikimleri de anlatmak istiyorum. Bu konuların içine neler mi var? Bu konuların içerisinde sağlık, insan ilişkileri, tıbbi rahatsızlıklar, ruhsal rahatsızlıklar veyahut da sorulabilecek uzayla ilgili, yıldızlarla ilgili, cinnilerle ilgili, ifritlerle ilgili, bitkilerle ilgili.
Ağaçlarla ilgili, hayvanlarla ilgili ve dahil insana dahil her şey var. Yaşayarak elde ettiğim tecrübelerle birlikte şu zaman daha iyi anlıyoruz ki manevi hattan aldığımız bilgiler, bu bilgileri nasıl yorumladığımız, nasıl hayatımıza yön verdiğimiz veyahut da yön veremediğimiz, aldığımız bilgilerle normal hayatta yaşadığımızı birleştirdiğimizde nasıl buna karşı geldiğimiz, karşı geldiklerimizin aslında Rabbimin emirlerine karşı geldiğimizi anlamadan,
ama bunun da altında kendimizi nasıl kandırdığımız, çözümsüz hastalıklarla ilgili aslında her şeyin bir çözümü olduğunu, her şeyin bir sebebi ve nedeni olduğunu, biz hayatımızdaki imtihanlar, yaşadığımız problemlerle ilgili neden isyan ettiğimizi, neden çıkış aramadığımızı, aradığımız çıkışlar hangi yola doğru gittiğini gibi birçok konular var.
Emin olun herkese ama herkesi ilgilendirecek konular, kısaslar var ve belirli bir zaman geçtikten sonra biz konuları merak ettiğimizde yaşadığımız hal ve hareketler, yaşadığımız görüntüler, olaylar bizim bu konunun gerçeğini anlamamızı gerektirdi ve zaman sonra yaşanılan ağır hastalık neticesi, gözlerin görmemesi neticesi kör olma,
bildiğimiz tıbbi kör olma üzerine biz bunlarla ilgili hem doktor hem de manevi olarak çözümler arayışına girdik. Çözümler arayışı içerisinde birçok kendine hoca diyen insanlarla tanıştık ve bunları gidip ziyaret ettiğimizde, bunlarla ilgili bilgi alabilme, bunlarla istişare edebilmek istediğimizde klasik nuska yapmalar, sana musallat olmuş demeler gibi konularla karşılaştık.
Fakat bunları söylediklerinde bunlara hiç birine kalbimiz ısınmadı ve Eyüp Sultan’a çok yakın olduğumuzdan dolayı Halid bin Zeyd hazretlerine hem ziyaret edip, hem mübareğin duasını alıp ve Rabbimden de talep etmek üzere çünkü yaşadığımız sıkıntıyı aşamıyoruz ve bunu isteme tek yeri Rabbimdir. Eyüp Sultan hazretlerinin ziyaretimizle birlikte orada edilen duamız oldu. Rabbim bu rahatsızlığımız var, ne doktorlar buna çözüm söyleyebiliyor, ne de hocalar veya enerjiciler ve benzeri hiç kimse bunlara bir çözüm söyleyemiyor. Söyledikleri de tahmindir ve bu tahminlerde inancımızla örtüşen ve örtüşmeyen yer var ancak hangisi doğru hangisi gerçek bilemiyoruz.
Ya Rabbi bu ilmi öğrenmeyi, doğru anlamayı, doğru hayatımıza aktarıp yaşamayı ve doğru anlatmayı nasip et diye birçok kez dualarımız oldu. Bu süre içerisinde yaşadığımız birçok hal ve durumlar oldu. Bu yaşadıklarımızı insanlara aktarma ihtiyacı hissettiğimizde insanların bunlara kesinlikle bunlar cinlilerdir, ifritlerdir veyahut da sakın adını almayın, üç harfli olarak bahsedin gibi birçok hal ve hareketler oldu.
Bunlar da bizleri çok rahatsız etti çünkü gerçekten rahatsızlığımız var, çözüm için insanlara gidiyoruz ama insanlardan da bir sonuç alamıyoruz. Bunun üzerine Eyüp Sultan ve oradan Efendimiz aleyhisselamın süt kardeşi Şeybetül Hudrî hazretlerini, Kaab bin Malik hazretlerinin ziyaretlerle burada farklı bir atmosfere ve farklı bir yapıya, bir dünyaya girdim. Buradaki hal ve hareketlerin üzerine hayata dair her şeyi sorgulamaya başladım. Bu süre içinde çalışmamız gerekiyor, aile geçindirmemiz gerekiyor, hayallerimiz var, ideallerimiz var ve bunları gerçekleştirirken bir de bu yaşadığımız ruhsal problemlerle ilgili Ya Rabbi doğrusunu nasip et diye, anlamayı nasip et, uygulamayı nasip et diye sürekli dualarımız vardı. Öyle zamanlar oldu ki buradaki bu dualar, buradaki isteğiçlerden sonra yolda yürürken bir insana baktığında o insanın üzerinde musallat mı var, rahatsız eden mi var? Bize göre görünmeyen varlıklardan bahsediyorum. Veyahut da bir kişinin ağrısı mı var? Yoldan geçerken yanımdaki kişinin omzu ağrıyorsa ağrısını, dişi ağrıyorsa dişi ağrısını, beli ağrıyorsa beli ağrısını algılar hale geldik. Ruhsal problemleri olan insanlar çevremizde duyuyoruz. Bunların yaşadığı problemlerle ilgili açılan pencereden ve buradan gelen, bilgilendiren varlıktan, varlık diyorum hocam hakkını helal etsin. Daha sonraki zamanlarda iyi anlayacağız. İzah ediyordu, evladım diyordu, evladım diye seslenir. Bu kişinin üzerinde şu varlıklardan, şu kabileden musallat olmuş. Musallat olmaları sebebi de anne bedduasını almış. Başka kişi için bu kişi şu haram işi işlemiş gibi veyahut da bu kişinin rahatsızlığı soydan gelenlerle gibi bilgilendirmelerde bulunurdu. Ve ben bunları zaman içerisinde çevremdeki insanlara söylerdim.
Ancak söylediğim insanlarda hemen hemen hepsi bu cinnidir, seni kandırıyorlardır. Sen bunlara karışma, bizden uzak dur. Sen bunlara kapıldıysan hata edersin gibi birçok ithamlara maruz kaldık. Fakat bir dünyada iki alem yaşamaya başladık. Bir yaşadığımız et ve bedenli olan kısım, bir de diğer kısım. Ama tecrübelerimiz zaman geçtikçe fazlalaşmaya başladı.
Fazlalaştıkça da bu defa insanlara daha tecrübelerle birlikte anlatabilmeye başladık. Ve bu böyle yıllar içerisinde devam etti. İş ortaklıklarımız oldu, iflaslarımız oldu. İflasımız olduğunda neden bilgilendiren zata, bizi bilgilendirmediğin gibi sorularımız oldu. Hastalıkların çözülmesinde nasıl yardımcı olunur, söyleyin biz o insanlara aktaralım dediğimizde,
bunları biz o insanlara anlattığımızda o insanların bizlere anlamsız bakışları oldu, inanmayanlar oldu. Daha sonrasında daha da deliller istedikçe, biz gayri ihtiyari buradaki hayatımızı yaşarken, imtihanlarımızı yaşarken, aynı zamanda çevremizdeki, etrafımızdaki insanların yaşadığı problemler ve rahatsızlıkları üzerine ayrı bir kanaldan bilgi alarak bu insanlara aktarmaya başladık. Peki gelinen noktada ne oldu?
Bir on beş yıl anlamaya ve tecrübe etmeye dayalı oldu. Bu süre içerisinde dinini tam mı yaşadın dersen, Rabbim affetsin yaşayamadım. Ancak yaşadığım tecrübeler o kadar farklı yerler ve dönemlerden oldu ki, oradan edindiğim tecrübeleri ve bu problemleri yaşarken aldığım cevapları daha sonradan insanlara paylaşmaya başladım. Bir örnekle anlatayım, zamanında 2000’li yıllar trafik kazası yaşayacağımı öğrendim.
Öğrendiğim zaman bu gayba giriyor, nasıl bilgi gelir gibi konuları da zaman içerisinde anlatmak istiyorum. Ve bu kazayı yaşadım. Yaşadığımda dedim ki bu kaza kalktı mı dedim, sen devam et denildi ve kısa bir süre sonra daha ağırını yaşadım. Şarampolden uçtum ve araba parçalandı ciddi bir sıkıntılara girildi. Ve bu defa döndüm dedim ki, bana bu kaza olayı bitmedi deseydiniz ben bunu yaşamayacaktım diye o bildirilenleri suçlamaya başladım. Tabii zaman sonra bana nedenlerini ve konuları anlatıldı. Sen bir insansın, bu imtihanı yaşaman gerekiyordu, yaşadığının içinde şu şu hataların vardı. Fakat doğru yaptıklarınla da doğru hareketlerinle de kaderinde yazılı olanın bunu en düşük seviyede yaşadığım gibi birçok izahatlar yapıldı. Şimdi anlıyorum ki bunlar aslında tecrübe olmuş, yaşadıklarım insanlara yol göstermem için bir sebepmiş. Ve devamında bir zaman sonra ciddi bir iflas yaşadım.
Bununla birlikte artık bağlantı kurmak istemediğimi defalarca tekrarladım ve 4 yıl kadar bağlantı kurmadım. Kurmak istemedim. Vardı ama görmemezlikten geldim. İflasta 4 yıl sonra hocam manevi hocam geldi, evladım artık yeter kalk hem işine gücüne hem de bu kadar aldığım bilgilere insanlara paylaş dedi Allah rızası için.
Şu izahat yaptı. Rabbim müsaade etmediği takdirde manevi ordular da dahil hiç kimse sana bilgi veremez. Bizler görevliyiz manevi orduda verilen görevi yapıyoruz harfiye. Bilgi alıyor veyahut da önceden bazı insanlarla ilgili hallerle ilgili sana ver bilgi veriyoruz diye sen her bilgiye alabileceğin anlamı gelmiyor. Haddini bil kalk görevi yap denildi.
Ondan sonra çevremdeki insanlara anlatmaya başladım ve temeli şudur. Allah rızası için olacak, maddi karşılık olmayacak. Sen işine gücüne devam edeceksin ve anlatabildiğin kadar insanlara anlatacaksın. Onun üzerine yıllar içerisinde çok farklı ortamlar ve farklı konularla imtihanlarımız oldu.
Ve bugün anlıyorum ki bunlar aslında farklı imtihanlarla, farklı tecrübelerle, o andaki aldığım bilgilerle alakalı bu günümüze ışık tutuyor. Ve bugün de bunlar doldu taştı artık bunları sizlerle paylaşma vakti geldi. Örneğin bir iki konudan bahsedeyim. Ne demek istediğimi anlayacaksınız. Bir kardeşimiz var çok rahatsız problemleri var. Doktor psikiyatriye çözüm bulamıyor. Bununla ilgili gayri ihtiyarı sordum manevi hocama. Hocam nedir bu kişinin problemi? O kişi iftirada bulundu evladım dedi. Ve de ben bu kişiye bunu ilettim. Olmaz dedi. Kesinlikle dedi öyle bir şey yok. Sen dedi neye karıştın neyle ilgili bunu söylüyorsun diye suçlamada bulundu. Bu defa üzüldüm tekrar döndüm. Dedim ki hocam bununla ilgili ne olduğunu bana izah eder misiniz?
En azından bize iftira atıyor atmasın bir de kendisine toparlayabilecek çözüm olacak bir bilgi sunalım. Allah rızası için Rabbim de bunu talep ediyorum. Sizlerin de vesile olmasını istiyorum diyerekten talepte bulundum. Ve kısa bir süre sonra bilgi gelindi. Bu kişi iftira atmış. Bu kişinin imtihanların içerisinde yaşadığı problemlerin içerisinde bütün cinler yalan söyler diye cinlere iftira atmış denildi. O anda yaşanan sahnede o alemden olan bir varlık. Biz size bütün insanlar yalan söyler diyor muyuz ki siz bize diyebiliyorsunuz dedi. Hem manevi hocam hem de burada gelen üzerine bu kişiye bunu izah ettim. Bu izahatın üzerine düşünmesi gerektiğini, bununla ilgili tövbeler etmesi gerektiği gibi bilgiler verildi. Şunu da ekleyin burada bu diyalogların içerisinde bazen insanlar 3 harfli diyorlar cinliği demiyorlar. Emin olun bizlerle dalga geçiyorlar. Biz size 5 harfli diyor muyuz ki siz bize 3 harfli diyorsunuz. Ya da 3 harfli denildiğinde biz bunu anlamayacak gelmek istediğimizde gelmeyecek kadar bilgisiz beceriksiz miyiz? Gibi birçok da ithamlarda da bulunuyorlar. Hani biz kendimizi koruduğumuzu zannederken aslında ne kadar koruyamadığımızı, Müslüman cinlilerin etrafımızda bizi korumak için kalkanı olduğunu ama bizim onlara haksızlık yaptığımızı,
diğer taraftan ehli kitap, hristiyan yahudi gibi olan cinlilerin hayatlarını yaşarken yollarımızın kesiştiğini, bizim de insanlar olarak da cinlilere musallat olduğumuzu zarar verdiğimizi, diğer taraftan o cinlilerin ehli kitap olanların yani yahudi hristiyan gibi, önceki kitaplara inanan cinlilerin doğru söyleyeni, yalan söyleyeni olduğu gibi zarar vereni, vermeyeni,
iyi huylusu, iyi ahlaklısı gibi farklı farklı yüzlerce binlerce kullarla tanıştık. Yollarımız kesişti. Ama bu demek değil ki biz onlardan bilgi alıyoruz ve onlarla irtibat kuruyoruz anlamı gelmiyor burada. Burada bir maneviyat ki zaman sonra konularla anlatacağım inşallah, iki burada yaşadığımız hayat dünyada bir insanlar, iki cinliler. Üç hayatın iç içe geçmesiyle ilgili birbirleriyle olan diyalogları anlatmak istiyorum. Ve anlatılanlar bundan sonraki gelecek konuların hepsi birebir yaşanmış kişiler, konular her şeyiyle belli ve delili olanlardır. Ve bunların içinde sonuca gidemediklerimiz de var. Gidemediklerimizi neden gidemediğimiz? Çünkü bilgi verilen kişilerin kendilerinin yapması ve uygulaması gerekenler var. Bunları neden yapabildiler, neden yapamadılar? Veyahut da inanmadılar.
Veyahut da manevi tedavi ameliyatta inanmadılar ama bunu enerji ve enerjicilerden karşıladılar. Biyo enerji de olabilir veya türevleri de olabilir. Bunlara gidenler nasıl faydalar sağlanıyor veyahut da nerede zarar görüyorlar? Görüyorlarsa neden görmüyorlarsa neden? Bunları enerji kullanan insanların kullandığı enerjiler nedir? Diğer bir boyutta tarikat ve üzeri olan kardeşlerimize sohbetlerimiz ve istişarelerimizde.
Nuskalar, nuskaları kullanmadaki arka mutfağı yani nuskayı kişi taktığında veyahut da yazılı olduğunda. Arkada neler oluyor? Gözde görebildiğimiz veya bildiklerimiz değil. Arkada neler olduğu? Örneğin bir kişi zikir çekerken rahatsızlanabilir mi? Rahatsızlanabilir. Neden ve nasıl olur? Cinniler ayrı, ifritler ayrı, maneviyat ayrı bunların hareketleri. Veyahut da rahatsız olan bir kişi var, bakılıyor diyor ki şu kadar zamanı kalmıştır deniliyor. Bunu söylendiğinde deniliyor ki siz gayiptan bilgi veriyorsunuz. Halbuki gayiptan değil eğer ki berat gecesine daha varsa o kişinin yeryüzündeki alacağı oksijen ve rızkının üzerinde yazılıdır. Maneviyat için bu mümkündür. Bunları algılar bu kişinin şu kadar daha rızkı var denilebiliyor. Onun üzerine yaklaşık söylenilebiliyor gibi.
Bu bilgilerin içerisinde gayba giren kısmı nedir, girmeyen kısmı nedir? İfritler nedir? Cinniler nedir? Biz cinnilere nasıl musallat oluyoruz? İfritler bize neden musallat oluyor? Bununla birlikte astra seyahat enerjicilere göre, elhamdülillah Müslümanım bana göre tayyi mekan. Bunun artısı ve eksisi nedir? Bedenen yapılan, ruhen yapılan, aynı zamanda gidilen ortamdaki görülenler, yaşananlar onlar mı buraya geldi, biz mi oraya gittik? Bu gidip gelmeden nasıl olur? Kimler tarafından götürülür, nasıl götürülür, nasıl getirilir? Veyahut da insanlar yaşadıklarında bir başka konu. İstediklerimizi elde edemiyoruz. Elde edemediklerimizde neden kişileri, birilerini suçluyoruz? Haşa neden Rabbimizi veya Yaratıcıyı suçluyoruz? Kişi Müslümandır, suçluyabiliyor. Kişi başka bir dine, bir şeye inanıyordur, yine onu suçluyabiliyor. Neden bu suçlamaya giriyoruz? Yaşadıklarımız zamanında bizim tercihlerimizin olduğunu bilmemiz gerekiyor.
Bunu da söyleyebilmemiz için konuların içinde geçerken, bunları da bildiğimiz kadarıyla, anlayabildiğimiz kadarıyla sizlere izah etmek istiyoruz. Gerçek yaşanmış konular, gerçek çözümler, çözümlerin içinde artı ve eksiler. Bir konuyu söylerken, örneğin ayet-i erkülsü okundu, kişi rahatsız okuduğunda, neden o anda okuduğu an düzelmiyor? Oku deniyor. Okunduğunda gelen görevlilerin,
nelere dikkat ettiğini, hangi konuları incelediğini, hangi konudan dolayı müdahale ettiğini veya etmediğini, yani oku demekten ziyade, tabii ki okunca, okunduğunda arkada neler oluyor? Bunları anlatmak istiyoruz. Veyahut da enerjiyle uğraşanlar, enerjiyi uygulayanlar, neden Müslümanlar enerjiye gidiyor? Müslümanlar neden dininin içinde bunu bulamadı? Neden nuska kullanıyor? Nuska kullandığında bunlar işe yarasaydı, enerjiye gerek var mıydı?
Velev ki enerjiye gitti, Müslüman birinin enerjiye gittiğinde, oradaki kişinin anlattıklarının arka perdesine diyor ki, sarı enerji veya mavi enerji gibi. Bunlar ne demek? O enerjicilerin de uzandığı dallar ve kolların üzerine, onların da arka mutfağını anlatmak istiyoruz. Ve şudur özü, bir Müslüman dua etti ve Rabbimin bildirdiği ayetleri okuyor ve Rabbimden şifa bekliyor.
Düzelemenler, ferahlayanlar var ama içlerinden nadir de olsa okuyamıyor. Kur’an sesi duyduğu an Hz.Kur’an’ı kulaklarını tıkıyor. Caminin bile önünden geçmeyecek, geçmek istemiyor, kabul etmiyor ve bunlar bizim evlatlarımız. Müslümanların evlatları. Neden bu halde, neden buna tahammül edemiyorlar? Bunun arka perdesinde neler oluyor? Ayet-i Erküysü’yü okudu, Felaknas okudu, şifa ayetlerini okudu. Neden düzelmiyor?
Düzelmediği zaman kime ve neye inançsızlaşıyor veyahut da nerede çözümler arıyor? Tüm bunlar Rabbimin izniyle anlayabildiğimiz kadarıyla yaşanmış gerçek olaylar bunları size anlayabildiğimiz kadarıyla paylaşmak istiyoruz Allah rızası için. Bu işin bir boyutu. Bir diğer tarafı da cinnilerden yardım isteyenler oldu. Yardım isteyenler onlara manevi orduları nasıl yardım ettiği, bu cinnilerin bizlerin etrafında nasıl yaşadığı veyahut da ifrit ve benzerilerin vücudumuzun içinde neler yaşadığı, bu cinnilerin ihtiyaçları, bu cinniler evlenmeleri. Kısa araya anektot gireyim. Müslüman cinniği erkek, Hristiyan kız kaçırıyor ve Hristiyan aile ciddi şekilde Müslüman cinniğinin ailesine saldırıyor ve katliamlar yapmaya kalkıyorlar. Ciddi bir kan davası gibi düşünün. Bizdeki gibi olayları düşünün ve aynı olaylar yaşanıyor ve buradan yardım istendi. Nasıl müdahale edildi? Ayetleri okuduğumuzda o gelen Allah dostları, görevliler, manevi ordudan gelenler, o ayetlerle görevli olanlar ne cevap verdiler? Ve cinniler bizden neden yardım istedi? Biz manevi ordulardan talep ettiğimizde maneviyattan aldığımız bilgileri cinnilere aktardık. Onların ne kadar uyduğu ve uymadığı. Onların da cinnilerin de kendilerindeki kavgalarından dolayı sakat kalma, ölenler, yaralı kalanlar bunlara nasıl yardım edildiği. Örneğin yakın zaman olduğu için Suriye’den bahsedeyim. Suriye’ye atılan bombalardan dolayı nasıl ki oradaki cinnileri de hastalandırdığı, yaralandırdıkları, vücutları kopanlar, parçalananlar nasıl o hale oldu? Nasıl oralayı terk ettikleri gibi. Bunlarla ilgili nasıl ki sığınacak yer talep ettikleri. Bununla ilgili dünyadaki algılayabileyen insanlardan nasıl yardım istedikleri. Bunun haricinde enerjicilerle alakalı, enerjicilerin kullandığı enerjiler ve bunların insanlara faydalı olduğu, faydalı olduktan zaman sonra da o kişileri de hepimizin yaptığı gibi kendi dinlerine nasıl empoze ettikleri gibi birebir yaşanmış. Binlerce bakanın içinden belki onlarcasını anlatacağız. Ve hep şudur. Anlatılanlar arka sahnede, mutfağında olan konulardır.
Bunları Allah rızası için sizlere anlatmaya çalışacağız. Ve bununla birlikte sorduğumuz sorular. Yani dünyamızla ilgili, Mars’la ilgili, başka gezegenlerle ilgili. Örneğin kıyameti nasıl kopacağıyla ilgili. Tutun da kandil gecesi dua ediyoruz değil mi? Kandil gecesinde insanlar, cinniler, kabir hayatı. Bu üçünün nasıl iç içe gelip de buradaki yapılan hal ve hareketlerle, tövbelerle,
orada nasıl değişiklikler olduğu gibi birebir yaşanmış konularımızı sizlere anlatmak ve aktarmak istiyoruz. Niye inanıyorsanız inanın. İnandıklarınızla ilgili burada bulacaksınız. Size göre hayal, bize göre gerçek.
Allah’a emanet.