BÜYÜK KIYAMET ALAMETi GÜNEŞiN BATIDAN MI DOĞMASI.
videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=_zSAAr79HvE.
Evet, son zamanlarda bu konu o kadar tartışıldı ve sizlerden o kadar çok mesaj aldım ki sanırım üzerinde konuşmamızın zamanı geldi. Dünya tuhaf bir değişimin içinde. Bunun hemen herkes farkında zaten. Yaşanan doğa olayları bir yandan, insanoğlunun bitmek tükenmek bilmeyen azgınlığı ise diğer yandan, gün geçtikçe daha ilginç şeylerle karşı karşıya kalıyoruz. Ve birçok olay karşısında inançlı insanların aklında aynı sorun. Acaba kıyamet mi geliyor? Kıyamet bir gün ansızın gelecek ve zamanını da sadece Allah biliyor. Peki biz insanoğlu kıyamet hakkında ne biliyoruz? Hadislerden edindiğimiz bilgilere göre ahir zamanda yani zamanın sonlarına yaklaştığımız dönemde kıyametin yaklaştığına dair bir takım belirtiler yani alametleri görmeye başlayacağız.
İslam bilginleri, hadislerde dile getirilen alametleri nitelikleri açısından değerlendirerek bunları küçük alametler ve büyük alametler olmak üzere ikiye ayırmışlar. Geçtiğimiz günlerde bilim adamlarının yaptığı korkutucu açıklamanın ardından sayısız televizyon kanalı, gazete ve internet sitesinde yapılan en büyük kıyamet alametlerinden olan güneşin batıdan doğması olayı yakında gerçekleşecek haberleri birçok insanı oldukça tedirgin etti.
Peki neydi bilim adamlarının yapmış olduğu bu ürkütücü açıklama? Hemen herkesin anladığına göre dünyanın manyetik kutuplarında yaşanmaya başlayan ve son günlerde de hızını artırarak ilerleyen bu olay güneşin yakın zamanda batıdan doğmasına mı yol açacak? Gerçekten güneşin batıdan doğuşu yakın mı? Eğer doğruysa ne kadar yakın? Tüm bu açıklamalara ve ilginç detaylara az sonra geleceğim.
Videoyu bu yüzden mutlaka sonuna kadar izleyin fakat öncesinde gelin yaşayacağımız ve belki de şu an zaten yaşıyor olduğumuz küçük alametler ve büyük alametler neymiş kısaca bir göz atalım. Küçük alametlerden bazıları şunlar. Zamanda yakınlık olmadıkça kıyamet kopmaz. Mesela bir yıl bir ay gibi, bir ay bir hafta gibi, bir hafta bir gün gibi, bir gün ise bir saat gibi kısa gelmedikçe diyor.
Zamanın su gibi akmaya başlayacağı, hafta başındayken hafta sonunun nasıl geldiğini anlamayacağımız bir dönemi kasteder gibi. Yoksul, koyun keçi çobanlarının binaları yükseltmekte birbirleriyle yarış içinde olacakları. Bu durumu ise günümüzdeki Arap coğrafyasında yaşananlarla bağdaştıran kişiler ise oldukça fazla.
Bir zamanlar yoksul olan Arap krallarının şimdilerde anlamsız bir bina yükseltme yarışlarına dikkat çeken insanlar acaba bu küçük kıyamet alametini yaşıyor olabiliriz diye düşünmekte haksızlar mı? Dubai ve Arabistan’da yapılan ve hala devam etmekte olan bir göktelen yarışı bu konuda biraz düşündürücü olsa gerek. İnsanlar yalnız paranın ve malın peşine düşecekler, helalini ve haramını düşünmeyecekler. Bu konuda yorum yapmanın gerekli olduğunu bile düşünmüyorum. Yer Sarsıntılarının ve Fitninin Artması Evet, maalesef sarsıntılarla dolu bir zamandayız. Fakat her ne kadar son zamanlarda artmış gibi görünse de tarihin hemen her döneminde bu sarsıntılarla yüzleştik zaten. O yüzden doğrusunu Allah bilir diyelim. Bu saydıkların küçük alametlerden sadece bir kısmı. Aslında daha bir çoğunu sayabiliriz fakat yavaş yavaş esas konumuza gelelim istiyorum. Şimdi bu küçük alametleri içinde bulunduğumuz dönemde hemen hepsini yaşıyoruz. Kıyametle olan bağlantısını sadece tahminler yürüterek algılayabiliriz ve tam anlamıyla emin olamıyoruz. Fakat büyük alametler yaşanmaya başladığında bu konuda herhangi bir tereddütümüz neredeyse kalmayacak. Çünkü kendilerini apaçık belli edecekler. İşte o büyük kıyamet alametlerinin en önemlilerinden birisi de bilim adamlarının yapmış olduğu o açıklamanın sonucunda birçoğumuzun ürperdiği
ve acaba gerçekten yakın mı dediğimiz güneşin batıdan doğması olayı. Şimdi bunu konuşacağız fakat sırasıyla yaşanacak büyük alametler neymiş kısaca onları da hatırlamakta yarar var tabi. Kıyametin 10 tane büyük alameti bulunmakta. Bunlardan birincisi Deccalin ortaya çıkışıdır. Deccal kıyametten önce çıkacak yalancı bir kinsedir.
İnsanları kötülüğe ve bozgunculuğa sevk edecek bu kişinin sağ gözünün kör olacağı ve iki gözünün ortasında kafir yazacağı belirtilmiştir. Ayrıca Deccalin birçok yere seyahat edeceği fakat asla Mekke ve Medine’ye giremeyeceği biliniyor. Hz. İsa Peygamberin yeryüzüne inmesiyle birlikte de onun tarafından yok edileceği sahih hadislerde bildirilmiştir. Sonra Duhan’ın çıkışına tanıklık edeceğiz. Duman anlamına gelen Duhan da kıyametin büyük alametlerinden birisidir.
Kıyametten önce tüm dünyayı kaplayacak kara bir bulutu anlatmaktadır. Bir diğer büyük alamet ise Dabbet-ül Arz’ın çıkışıdır. Kelime anlamı, yer hayvanı olan Dabbet-ül Arz’ın yine kıyametten önce ortaya çıkacak olan bir yaratık olduğu bildirilmiştir bizlere. Dabbe’nin bir diğer kıyamet alameti olan güneşin batıdan doğması sırasında bir kuşluk vakti ortaya çıkacağı bilinmektedir. Yani güneşin batıdan doğmasıyla Dabbe’nin ortaya çıkışı birbiri ardını yaşanacak olan olaylardır.
Bir diğeri ise Hz. İsa Peygamberin tekrar yeryüzüne inişidir ve Yecüc-mecüç olayı gerçekleşecek. Hz. Zülkarney’in önlerine yaptığı setli yıkarak ortaya çıkacak olan Yecüc-mecüç kavimleri yeryüzünde büyük bir yıkıma ve insanoğlunun büyük bir kısmının yok oluşunun sebebiyet verecek. Sıradaki üç alameti tek bir maddede toplayacak olursak doğuda, batıda ve Arap yarımadasında olmak üzere üç ayrı bölgede meydana gelecek olan yer çöküntülerini biliyoruz. Bir diğeri ise Yemen tarafında çıkacak olan büyük bir ateşin insanları önüne katarak sürmesi alametidir.
Evet, inananlar olarak tüm bu saydıklarımı insanoğlunun bir gün yaşayacağını biliyoruz. Fakat tek soru, tüm bunlar ne zaman yaşanacak? Vakit az kalmış olabilir mi? Bunu sadece Allah-u Teala biliyor. Peki, son zamanlarda insanlar neden oldukça endişelendi? Bilim adamları nasıl bir açıklama yaptı da herkes bir anda güneş yakında batıdan doğacak diye tedirgin duruma geldi. Dünyamız coğrafi kutupların haricinde bir de gözümüzde görmediğimiz manyetik kutuplara sahip. Bu görünmeyen kuvvet şu an üzerinde bulunduğumuz zeminin yaklaşık 3000 km altındaki çekirdekte meydana gelen hareketlilikten kaynaklanıyor. Bu çekirdek ayın 3’te 2’si büyüklüğünde bir hacme sahip ve yaklaşık 5700 santigrat derece sıcaklıkta. Dev bir mıknatısa da benzetebiliriz dünyanın manyetik alanı. Hani pusulayı elimize aldığımızda kırmızı ucun kuzeye dönmesi var ya, işte bu olay dünyanın manyetik alanından kaynaklanıyor. Sadece pusula değil, şu an kullandığımız modern navigasyon sistemleri yani akıllı telefonlarımızdaki harita uygulamaları
ve arabamızda kullandığımız navigasyonlar da manyetik kutuplardaki hareketlilikten dolayı tam anlamıyla gerçeği göstermemeye başladı. Yapılan araştırmalarda Güney Amerika’nın altında bulunan jeomanyetik kutup ile kuzeydeki manyetik kutupun hareketi artarak hızlanıyor. Kuzeydeki manyetik kutup yıllardır Sibirya’ya doğru bir kayma eğiliminde. Bu yüzden her 5 yılda bir navigasyonlar güncelleniyordu.
Fakat son birkaç yılda manyetik kutuplardaki kayma o kadar hızlandı ki yılda 55 km kadar bir kayma yaşanmaya başladı. Ve nedeni de bilinmiyor bir şekilde giderek artıyor. Bu durumun sadece yön bulmada sorun teşkil edip etmeyeceğini araştıran bilim insanları durumu birçok açıdan değerlendiriyorlar. Colorado Üniversitesi Uzay Fizik Laboratör Yöneticisi Daniel Baker, gezegenin bir bölümünün gelecekte yaşanamaz hale gelmesinden tedirgin olduğunu söylemiş.
Açıklamaya göre normalde güneşten gelen malzemeler yaklaşık 16 saat gibi bir zamanda dünyamıza ulaşıyor. Ve bunlar manyetik alanın bulunduğu yani manyatosfere ait olan manyetopoz olarak adlandırılan bir bölgede karşılanıyor. Dünyanın manyetik alanı da güneşten gelen bu zararları dünyanın etrafında dolaşacak şekilde yönlendiriyor. Yani adeta manyetik bir kalkan görevi de görüyor.
Fakat manyetik kutuplar değiştiğinde bu kalkanın zayıflayacağı ve dünyanın daha savunmasız bir hale gelebileceği de bir tartışma konusu. Birçok kaynağın söylediğine göre de yaşanan doğa olayları giderek artabilir ve şiddetlenebilirmiş. Ve bir başka önemli problem de arıların hayati tehlikesi. Zaten son zamanlarda dünya genelinde nedeni bilinmeyen bir arı azalması yaşanıyor.
Yönlerini bulmada dünyanın manyetik kutuplarını kullanan arıların bu durumdan etkilendiği ve gelecekte oldukça olumsuz etkilenebileceği konuşulmakta. Eğer arılar tamamen yeryüzünden yok olurlarsa bu durumun çok kısa sırada insanoğlunun yaşamını tehlikeye atabileceği bilinmekte. Bu konuda arıların önemini araştırmanızı öneririm. Peki tüm bunların yanı sıra güneşin batıdan doğması konusu neden bu denli gündeme geldi?
Haber kanalları, gazeteler ve sosyal medya bu konuyu o kadar çok paylaştı ki son zamanlarda birçoğumuz büyük kıyamet alametlerinden olan güneşin batıdan doğması olayının yakında gerçekleşebileceğini düşündük. Eğer dünyanın kuzey kutbu ve güney kutbu yer değiştirirse şayet yani dünyamız coğrafi açıdan baş aşağı dönerse o zaman otomatikman güneşin doğuşu tam aksi yönde olacaktır. Yani böyle bir durumda güneşi batıdan karşılayacağız.
Fakat bu noktada nedense hiç kimsenin bahsetmediği ufak ama çok önemli bir detay var. Her yerde bahsedildiği ve insanlarda korku ve tedirginlik oluşmasına yol açan bu manyetik kutupların değişmesi olayı acaba bize anlatıldığı gibi bir durum olmayabilir mi? Kimse nedense bunu sormuyor. Çünkü manyetik kutuplardaki değişim ile dünyanın coğrafi kutuplarının değişimi aynı anlama gelmiyor. Yani dünyamızda coğrafi açıdan herhangi bir hareketlilik söz konusu değil şu an için. Evet manyetik kutupların değişmesi ve hızını giderek arttırması, üzerinde durulması ve etkileri araştırılması gereken bir konu. Fakat bu durumun güneşin batıdan doğması ile sonuçlanması henüz hiçbir kayıta dayanmayan bir iddia. Manyetik kutuplar tam anlamıyla değişip kuzey ve güney yer değiştirse bile dünyanın coğrafi kutuplarında herhangi bir değişiklik olmayabilir. Bu açıdan baktığımızda yaşadığımız bu olayı kıyamet alameti olarak düşünüp tedirgin olmamız anlamsız bana göre.
Peki neden herkes erken davranıp bu olayı bu şekilde dans etti? Beni biliyorsunuz, bir araştırmacı olarak insanoğluna her zaman şüpheci yaklaşırım. Belki düşük bir ihtimal veya bir komplo gibi gelse de kulağa, acaba bu manyetik kutupların yer değiştirmesi 2020’de inanılmaz bir hız kazandı haberi, bazı bilim insanları tarafından kasıtlı olarak yapılan bir algı çalışması olabilir mi? Biliyorum. İyice paranoya’ya bağladık sanırım. Ama insan düşünmeden edemiyor. Çünkü son dönemlerde öyle tuhaf olaylar olmaya başladı ki sanki tüm insanları bir şey hazırlıyorlar gibi. Gerek yapılan televizyon dizilerinde Mesih ve Detchal’in gelişine gönderme yapmaları, NASA’da dahil olmak üzere bir uzaylı ırkı algı oluşturması çabaları ve daha önce de pek çok defa anlattığım detaylar. Bu dünya üzerinde güçlerine ve pozisyonlarına çok güvenen ve tüm insanlığı yönlendirebilen kişiler var. Nelerle karşılaşacağımızı bilmiyoruz ama uyanık olmakta ve her duyduğumuza ve gördüğümüze inanmamakta fayda var.
Evet, vakti geldiğinde güneş kendi ölümü için de batıdan doğacak. Her şeyin sonunun geldiği anlaşılacak ve o vakit gelince tövbe kapısı kapanacak. Fakat sana kıyamet saatini sorarlar. De ki o Rabbimizin katındadır. Bazen düşünüyorum da ya benim güneşim erken yok olursa? İnsanlar sanki hiç bitmeyecekmiş gibi güzelliklerine, malına, mülküne ve güçlerine güvenerek yaşıyorlar.
Bir söz vardır. Aldanma güzelliğine bir sivilce yeter, güvenmemalına bir kıvılcım yeter. Kıyamet sadece bir başlangıç. Önemli olan sonunda bizi neyin beklediği.
O halde vaktimiz olursa yeni videoda görüşmek üzere.