Cumhurbaşkanına Hakaret | AİHM | Enflasyon Timleri | Cemal Kaşıkçı

Cumhurbaşkanına Hakaret | AİHM | Enflasyon Timleri | Cemal Kaşıkçı videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=-z-1z3esdLU. Herkese merhaba ve programa hoş geldiniz. Yönetmenim sizinle geyik yapmamı istedi. Geyik tabiri doğru ise laflamamızı istedi. Laflayalım. Haftanız nasıl geçiyor? İyi mi geçiyor? Benimki de çok iyi geçiyor. Ya ne olacak bu Türkiye’nin hali? Ya buraya…

Cumhurbaşkanına Hakaret | AİHM | Enflasyon Timleri | Cemal Kaşıkçı

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=-z-1z3esdLU.

Herkese merhaba ve programa hoş geldiniz. Yönetmenim sizinle geyik yapmamı istedi. Geyik tabiri doğru ise laflamamızı istedi. Laflayalım. Haftanız nasıl geçiyor? İyi mi geçiyor? Benimki de çok iyi geçiyor. Ya ne olacak bu Türkiye’nin hali? Ya buraya biliyor musun seçimler ne olacak? Ondan sonra dolar ne olacak?
Uzanları gördün mü? Acayip uzanlar. Gal sıraydı ne olacak? Falan filan. Geyik yaptık. Başlayabilir miyim programa? Teşekkürler. Neyse biz programımıza başlayalım. Te 24’te Gökçer Tahincioğlu haberine göre Vedat Şoli davasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi verdiği karar ve itiraz sürecinin de tamamlanmasıyla nedir kesinleşen şu. Avrupa İnsan Mahkemesi’ne göre Cumhurbaşkanı’na hakaret suçlarının hapisle cezalandırılmasını ifade özgürlüğünün ihlali olarak değerlendirdi. Yani ne demek bu? Siz Cumhurbaşkanımıza bir garip de bir durum.
Şimdi hem Cumhurbaşkanımız hem de AK Parti’nin başkanı hem de muhalefetin başında. Anlatalım. Tamam Cumhurbaşkanımız yani AK Parti’yi hakaret edince Cumhurbaşkanımıza da hakaret etmiş oluyorsunuz. Cumhurbaşkanımıza hakaret edince de devlete de hakaret etmiş oluyorsunuz. Eşittir Cumhurbaşkanımız devlet.
Öyle bir şey değil. Neyse ben fazla detayla girmek istemiyorum çünkü hapse gireceğim. Ama bundan sonra Cumhurbaşkanı’nın hakaret veyahut ona göre hakaret olarak değerlendirdiği şeylerde hapse attığımız zaman insan hakları mahkemesine artık davaya bile bakmayacak. Direkt bakacak diyecek ki Cumhurbaşkanı’nın hakaretlerinden dolayı mı hapse mi girdin hemen çıkart veyahut da tazminatı mahkum edecek. Ha bu tazminatı kim ödeyecek? Savcı ödemeyecek veyahut da şikayet eder ödemeyecek. Cumhurbaşkanımız da ödemeyecek. Devlet bütçesinden çıkacak. Bir şey fark edecek mi? Hayır çünkü hapse girdikten sonra zaten olan oluyor. Bakmayın siz buradaki şeyleri de bakmayın yani burada ceza şartları da bakmayın. Böyle Türkiye Cumhuriyeti’ne işte 10 bin euro ceza. Abi içeri girdikten sonra o cezanın değeri yok inanın bana.
Başka konulara geçmek de istiyorum. Çok ilginç de bir haber. Bugün ilginç haberlerle gelmek istiyorum size. Böyle fazla böyle programlar yapmak istemiyorum. Enflasyon timi sahada bu Neşe Karanfil Ankara Hürriyet Gazetesi’ne yazdı. Enflasyon timleri diye bir şey varmış. Bunların içinde Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bağlı 2800 kişi. İçeride Ticaret Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürü ve MASAK ekipleri de katılıyormuş. Şimdi ne yapıyorlar bunlar? Faiz fiyatı ve stokçulara mücadele ediyor bunlar. İşte geliyorlar pazara. Avukada kaç para? İşte abi 30 TL. Fazla! Bunun normalde 22 TL olması gerek. Öyle bir şey mi düşünüyorlar? Anlamıyorum yani enflasyon ekibi ya ekipler marketlerde, pazarlarda veyahut da ne bileyim dükkan dükkan dolaşacaklarına ben biliyorum nereye gitmeleri gerektiğini.
Yani ilk önce bir Türkiye sormaları gerekiyor. Yani baba sen emin misin bu enflasyon rakamlarından? Yani ilk önce onlara sormaları gerekiyor. Sonra dönüp kardeşim bu enflasyon niye oluyor diye sormaları gerekiyor. Zavallı, pazarcıya nasıl şey yapabilirsiniz ki? Ne diyeceksiniz pazarcıyı? Sen enflasyon rakamların üstünde satıyorsun.
Abi pazarcı istediği fiyata satar ayrıca. Yani onu da söyleyeyim. Ya pazarcı gelip bana avukatı kardeşim 55 TL de diyebilir. Alan alır, almak istemeyen almaz. Ama bu bir makyaj gibi geliyor bana sadece. Neymiş? Ekip içinde 1400 vergi müfettişi 1400 de gelir uzmanı bulunuyormuş. Ne yapacak bu insanlar? Ne diyecek? Muzu kaçtan aldın söyle bakayım. 10 TL abi. Öyle mi olacak o konuşma? Şimdi kaça satıyorsun? Abi 15 TL satıyorum. Çok fazla. Böyle bir manzaramı bekliyorlar pazarlarda. Abzürt tamamıyla şey böyle… Birbirimizi kandırıyoruz gibi bu gibi şeylerle. Enflasyonla oturup, enflasyon timlerle mücadele edilmez. Enflasyonu başka kalemlerle mücadele edilir. Ve onların hiçbir tanesini kullanmıyoruz şu an. Neyi kullanıyoruz? Sayın Bahçeli’nin söylediği gibi sabırla. Sayın Devlet Bahçeli Mr. Hayır, Mr. Kapat sabır etmemizi istiyor. Sabrederiz. Başka? Kaşıkçı belgesi ortaya çıktı. Biliyorsunuz Kaşıkçı İstanbul Konsolosluğu, Suzya Efsane Konsolosluğu’nda katledildi.
Ondan sonrası onun kılığında bir adam dolaştırdılar İstanbul’da. Çıktı bizim konsolosluktan falan diye. O gün böyle Suzya Efsane’den bir sürü adam geldi. Adamı adam öldürdüler, yaktılar mı ne yaptılarsa büyük bir vahşetle öldürdüler. Yani büyük bir vahşet sonucunda adamı şey yaptılar. Yok ettiler resmen. Ama biz dosyayı ne yaptık? İlk başlarda biz dosyayı, kardeşim bu dosya bizim, bu yok. Vermeyeceğiz dosyayı dedik.
Çünkü aramız kötüydü o zaman. Yani o zaman da ne oluyordu? O zaman da ambargo vardı. Bir Suzya Efsane’nin bize karşı bir ambargosu da vardı. Bir ticaret, ticari ambargo. Tabii ki zaman geçiyor, rüzgârlar dönüyor, hava değişimleri, eski düşmanlar dost oluyor. Ya da onun şey tabiriyle bu uluslararası politikacıların veyahut da gazetecilerin sayısı kartlar yeniden dağıtılıyor.
Böyle bir poker masası, yeniden dağıtılıyor kartlar. Kartlar yeniden dağıtıldı ve de şimdi aramız çok iyi. Arada bir küçük bir iki tane swap anlaşması da oldu. Swap swap. Onları da yaptık. Bir soru var burada, çok ilginç. Adli yardım talebine cevap yazısı. Diyor ki burada, T24’ün haberi bu. Haberi yapan da Tolga Şardan. Çok güzel bir şey yapıyor. Adli yardım talebine cevap yazısı başını taşıyan yazı da adli yardımı talep eden taraf olarak İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi yani Türkiye gözüküyor diye yazmış burada. Yani bir nevi Türkiye diyor. Yardım edin bize. Biz bilmeyiz böyle. Katil nasıl bulunur bilmiyoruz ki. Ve de tabii ki bunun da ayrı bir şeyisi var. Onun da uluslararası nezaket ilkesine göre yapmışız. Bekir Bozdağ’ın açıklamasına göre. Uluslararası nezaket. Yani şu. Ya biz artık dostuz. Ondan sonra bu adamlar da, sen yolladın galiba. Ondan sonra ey Suudi Arabistan prensesi. Ya biz sana bir kıyak yapalım. Nezaket nerede acaba? Nezaket şu mu? Kendi toprağımıza katillerini yollayıp, konsolosluğumuza şey yapıp, kendi istihbarat örgütlerimizin önünde polisimizle dalga geçer gibi bir gazeteciyi öldüreb, bir gazeteciyi öldürmek nezaket ilkesi içerisinde mi? Yoksa bildiğin… Ne bileyim? Katil işi mi? Hangisi? Siz bana söyleyin. Çünkü ben artık buna bir nezaket görmedim o Kaşıkçı’nın katledilmesi olayında. Değil mi? Neyse. Nezaket ilkesi. Siz şimdi nezaket ilkesine göre, siz de Nazik bir şey yapın bana.
Abone olmayı unutmayın, yorum yazmayı unutmayın. Lütfen like atmayı unutmayın. Yarın görüşmek üzere.