Dede Korkut ve Töre Kavramı | Kökler

Dede Korkut ve Töre Kavramı | Kökler videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=fxz2iNbKkTA. Hz. Muhammed zamanına yakın günlerdi. Oğuzlar arasında Korkut Atatürk’e bir er var idi. Korkut ne derse olur, Görklü Tanrı pek çok şeyi onun gönlüne ilham ederdi. Hak Teâlâ nasip etti. Dede Korkut boy boyladı, soy soyladı. Sözü gönüllere girdi ve…

Dede Korkut ve Töre Kavramı | Kökler

videosundan fısıltılanmıştır. Videoya ulaşmak için Linki kullanabilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=fxz2iNbKkTA.

Hz. Muhammed zamanına yakın günlerdi. Oğuzlar arasında Korkut Atatürk’e bir er var idi. Korkut ne derse olur, Görklü Tanrı pek çok şeyi onun gönlüne ilham ederdi. Hak Teâlâ nasip etti. Dede Korkut boy boyladı, soy soyladı. Sözü gönüllere girdi ve sonunda anlattıkları çağları aştı. Dede Korkut’un diliyle Türk, töresine bağlı kaldığı sürece akboz atları tökezlemedi. Vuruşurken kara pusatı körelmedi. Kadir Tanrı onları namerde muhtaç eylemedi. Kadim Türkler için töreyi korumak sanıldığı kadar kolay değildi elbette. Türklerin bilinen ilk kağını Mete, bu ünvanını töreye olan bağlılığıyla kazanmıştı. Teoman, oğlu Mete’yi tahttan uzaklaştırmak istiyordu. Onu bir hileyle komşusu yüveçilere rehin verdi. Ardından yüveçiler üzerine sefere çıktı. Böylece Mete’den kurtulacaktı. Durumu haber alan Mete, suikastten kurtuldu. Güçlenerek yurduna döndü. Ancak babasının töreyi çiğnemesini asla affetti. Ve bir av esnasında Teoman’ı ortadan kaldırdı. Töreyi korumak için göze aldıkları milleti tarafından takdirle karşılandı. Peki ama Teoman’ı tahtından eden Mete’yi ise büyük kağan yapan töre tam olarak neydi? Töre, bir şey değil. Ama doğal bir biçimde uyduğu yasaların toplusuna verilen bir hattır. Buna Moğol cemetinler de yasa derler. Özellikle Çengizhan döneminde. Ve özellikle yabancı kaynakların Türklerle ilgili açıklamalarında, örneğin Bizans kaynakları, akunlarla ilgili belirtiyorlar. Bunlar çok ilginç bir topluluk. Neden? Çünkü bunların töreleri vardır ve töreye sahip olan toplumlarla baş etmek son derece zordur. Adaletin, Müslümanlığın kabulünden önceki şekli,
töre olarak karşımıza çıkıyor. Töre bir yoldur. Yol yordam, gidilecek istikamet. Burada, burada hep gözetilen hakkaniyettir. Töre Türklerin ana yasasıdır.
Değişmez prensipleri de. Bozkırların derinliklerinde, milattan önce 3000’lere kadar götürebildiğimiz şimdiki tarih veriler ışığında, geleneklerin kurallara dönüşmesi sonucu. Töre ortaya çıkar. Töre her dönemde önemlidir. Töre, Türkler için devlet ve topluma dair iki yönlü bir işlev üstlenir. Bir yandan, Türk devlet felsefesinin ana eksenini teşkil ederken, öte yandan, toplumun düzen ve adalet içerisinde yaşayabilmesi için geliştirdiği temel kuralların esasını oluşturur. Töre dünyevi bir düzenlemedir. Töre yapılacağı zaman dikkat edilmesi gereken onun akla uygun olması, adil olması, faydalı olması ve genel geçer olmasıdır. Töre kime hangi erdemi yakıştırmışsa, belirlemişse esas olan odur.
Onun için nasıl ki kutu erdem belirliyor, erdemi de töre belirlemektedir. Töreyi de ancak kut kazanmış olan bir kaan yapabilmektedir. Elbette beylerin görüşlerini alırdı, elbette halktaki eğilimleri dikkate alırdı. Fakat töre yapmak önemli bir şeydi bizde.
Ve Türk tarihine baktığımız zaman, bunların törelerin yapıcısı olan kaanların adlarıyla birlikte anıldığını görürüz. Yani meteden itibaren bunu Oğuz töresi olarak da görebiliriz, Cengiz yasası olarak görürüz, Tüzükat-ı Timur olarak görürüz, Fatih Kaan’ın namesi olarak görürüz. Kadim Türkler için töre, ay gibi parlak, güneş kadar sıcaktır. Bu sebeple hiçbir zaman ortadan kaybolmadığına inanılır. Töre nereye giderse gitsin, kendi düzenini de beraberinde götürür. İşte tam da bu nedenle, ünlü Türk bilgini Kaşgarlı Mahmud’un ifadesiyle, il gider, töre kalır. Kim bilir, belki de törenin gizemi, bu atalar sözünde saklıdır. İlbasi’nde dile getirdiğimiz bir çok anlamlılık vardı. Burada da kendini gösteriyor. Yani devlet olmadan bir töreden söz edebilmemiz mümkün değildir. Gerçi tarihsel pratikte biz hiç devletsiz kalmayan bir millet olduğumuz için bunu tanıklandırmak da zor. Ama açıkçası, törenin arkasındaki güç devlettir, onun uygulanmasını sağlayan güç. Kaşgarlı’nın naklettiği atasözünde de, ilden kasıt memlekettir, ülkedir. Yani toprak kaybedilebilir fakat töre kaybedilemez demek istemektedir. Henüz kağıdın, mürekkebin ve kalemin pek de yaygın olmadığı çağlarda,
Türk töresi sözle aktarılırdı gelecek nesillere. Bu aktarım bazen bir masal, bazansa bir destan eliyle oldu. Dede Korkut derler, bir ulu ozan vardı Oğuzlar arasında. Sözüne itibar edilirdi. Zira dede Korkut’un bir kâğıdı vardı.
Dede Korkut daima hikmetli sözler eder, kopuzuyla töreyi anlatırdı dinleyenlere. Şaman, evliya, ozan ve anlatı, hatta sözlü kültür üzerine konuşacaksak, eğer karşımıza bir isim çıkar ki onu anmak son derece erzem, son derece önemlidir. Sır Derya bölgesinde, Azerbaycan’da, Türkmenistan sahasının altında, Anadolu’da İrem Melikov gibi çok değerli bir Türk konunun tanımıyla Dede Korkut olur. Tek bir şahıs olmasına rağmen farklı zaman katmanlaşmaları arasında gidip gelen bir figürdür. İslam öncesi ve İslam sonrası zaviye den anlatılarıyla çok farklı perspektiflerden bize seslenir. Dede Korkut destanları her şeyden önce dönemin toplumsal yaşantısına ışık tutar. Destanlarda kadim Türklerin göçebe bozkır medeniyetinin temel unsurları görülür her an. Kimi zaman bir at, kimi zamansa bir kurt çıkar dinleyenlerin karşısına. Hikayeler çoğu kez Anadolu’da, İrem Melikov’un bir kâğıdı olduğu için,
Hikayeler anadolukeln İrem Melikov’unеты coating piranj8 Siear whereas
Herhangi bir tarih kaydımız bizim yok. Hiç yok. Yazılmamış. Yaşadığımız olayların……ribaiy olarak günümüze gelen kısmı bu Dede Korkut hikayeleri. Bizim aile yapımızı, bizim dostla, düşmanla mücadelemizi……atalarımızın nasıl yaşadığını, neye önem verdiğini, neye önem vermediğini……ancak buradan okuyup öğrenebiliyoruz. Bu açıdan son derece önemli. Dede Korkut Destanları ihtişamlı üslubuyla…
…yarı manzun, yarı nesir bir eser olarak çıkar karşımıza. Türkçenin emsalsiz örneklerini bağrında barındırıyor olması ise……onun dikkat çeken bir başka yönünü oluşturur. Oğuz Kan Destanı bir destanken……Dede Korkut hikayeleri her şeydir. Onun içerisinde yeme, içme, oturma, kalkma, evlenme, ölüm…
…kıskançlık, ceza, ahlaksızlık, yalancılık her şey var. Ve biz bu her şeyle Türk kültürüne ait, Oğuzlara ait……o kadar çok şey öğreniyoruz ki……öğrendikçe daha derinlere dalıyoruz. Daha derinleri, daha derinleri. Her okunduğunda yeniden keşfedilen bir eser, bir klasiktir. Klasiktir, o klasik hiç değişmez. Oğuzlarla ilgili biz bugün……aslında sadece Oğuzlarla değil, insanlıkla ilgili……her şeyi de bulabilmekteyiz orada. Dede Korkut destanları hiç şüphesiz bir anlatı olmanın……çok ötesinde anlamlar taşır. Destanların hemen öncesinde yer alan mukaddime kısmı ise……Oğuz töresine ilişkin ipuçlarını barındırır içerisinde. Mukaddimede yer alan her söz mutlaka bir destanda. Tecrübe edilmiş bir hikmette bulur yerini. İlk kısım tamamen atasözleri üzerine kurulu. Adab, muhaşeriyetten tutun ekonomik kuralları. Ya da ne bileyim, dayanışmadan tutun savaşmayla ilgili. Ya da kadının sosyal rolü nedir? İyi kadın hangi özelliklere sahip olmalıdır? Oradan tutun da çocuğun görevlerine kadar hepsini orada……o zihin niyet yapısını görebiliyoruz. Ve bunları aşılayan temel eserler bunlar. O mukaddemenin sonunda dört türlü kadından söz edilir. Kadınlar solduran sop. Bayağı kadınlar, en iyi kadınlar şeklinde. Mizahi bir yön de vurgulanır. Aslında bu kadınlar niçin orada yer ediliyor? Bana göre önem verildiği için. Ideal kadın tipi orada ortaya konmaya çalışılır. Ideal erkek tipi, ideal çocuk tipi……ailenin düzeni nasıl olmalı……bütün bunlar bu töre çerçevesi mukaddimede dizilmiştir. Dede Korkut destanlarında her bir karakter……aslında bir mesajın taşıyıcısıdır. Destanlarda yer alan başlıca karakterlerden……Bayındır Han’da otorite……Salur Kazan’da alplik ve yiğitlik…
…Boğaç Han’da olgunlaşma mesajlarının verildiği görülür. Fakat destanlarda her zaman baş karakterler değil……bazen önemsiz gibi görülen yan karakterler de……mühim bir mesajın taşıyıcılığını üstlenebilir. Dede Korkut hikayelerinin çok enteresan bir yanı daha var. Hep kahramanlar ön plandadır. Hayır, bir hikayede…
…Kazan’dan daha ön plana çıkan bir çobandır. Yani bu, dünya literatüründe belki de……ilk defa böyle bir şey vardır. Bir çoban öne çıkıyor.
Derinlik aranmak isteniyorsa her şey vardır burada.